geceye bir şiir bırak
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
başlık "delirmiş_psikolog" tarafından 07.11.2020 20:02 tarihinde açılmıştır.
2841.
ben seni bir okyanusun derinliğinde buldum da sevdim
parlak bir inciydin benim için
paha biçilmez bir inci*
parlak bir inciydin benim için
paha biçilmez bir inci*
devamını gör...
2842.
“bana yaşadığın şehrin kapılarını aç.
sana diyeceklerim söylemekle bitmez.
yıllardır yaşamımdan çaldığım zamanlar,
adına düğümlendi...
bana yaşadığın şehirleri aç.
başka şehirleri özleyelim orada seninle.
bu evler, bu sokaklar, bu meydanlar..
ikimize yetmez.”
sana diyeceklerim söylemekle bitmez.
yıllardır yaşamımdan çaldığım zamanlar,
adına düğümlendi...
bana yaşadığın şehirleri aç.
başka şehirleri özleyelim orada seninle.
bu evler, bu sokaklar, bu meydanlar..
ikimize yetmez.”
devamını gör...
2843.
"buralarda bahçe diye bir kadın
gördünüz mü hiç ağzı şiirden
bazen bir üzümün buruk tanesi
bazen kızılca bir narın annesi
bazen bir ıslığın çapkın mavisi
bazen de balı bir hınzır incirin
ve canı yeni açmış bir eriğin
sevişmesi gibi suyla yepyeni
işte öyle canım çekiyor seni
harflerin açtığını senin bahçende gördüm!"
haydar ergülen
gördünüz mü hiç ağzı şiirden
bazen bir üzümün buruk tanesi
bazen kızılca bir narın annesi
bazen bir ıslığın çapkın mavisi
bazen de balı bir hınzır incirin
ve canı yeni açmış bir eriğin
sevişmesi gibi suyla yepyeni
işte öyle canım çekiyor seni
harflerin açtığını senin bahçende gördüm!"
haydar ergülen
devamını gör...
2844.
bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu.
hep böyle mi olur bu?
bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendime bir yer edinemiyorum, kendime bir yer...
kafatasımın içini, küçük bir huzur adına aynalarla kaplattım, ölü ben'im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden!
paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben.
oyuncağı panik olan yalnızlık, kendi kendine nasıl da eğlenir.
niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına?
niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına?
niye hiç kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?
"öyle güzelsin ki, kuş koysunlar yoluna" bir çocuk demiş
bir çocuk
"öyle güzelsin ki, kuş koyunlar yoluna" demiş..
nilgün marmara
hep böyle mi olur bu?
bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendime bir yer edinemiyorum, kendime bir yer...
kafatasımın içini, küçük bir huzur adına aynalarla kaplattım, ölü ben'im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden!
paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben.
oyuncağı panik olan yalnızlık, kendi kendine nasıl da eğlenir.
niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına?
niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına?
niye hiç kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?
"öyle güzelsin ki, kuş koysunlar yoluna" bir çocuk demiş
bir çocuk
"öyle güzelsin ki, kuş koyunlar yoluna" demiş..
nilgün marmara
devamını gör...
2845.
kalplerimize ilham edilen tanrı’nın diliyle -
ben bir sırdım hayatınızda şiirden evvel
bilinmeyen bir gizdim
tanrının bilinmek için dünyayı yaratması gibi
şiirler yazdım size tanımanız için beni
neden size şiirler yazıyorum durmadan?
çünkü şiir;
en mahrem dokunuşlarınızla tenimde duyduğum o gizli ürpertidir.
sevişmeler sonrası ılık nisan yağmurları yağdırmamızdır şiir
şiir;
bir gece ansızın gelip rüyama, gizlice fısıldadığınızdır kulağıma,,,
en kutsal vahiydir aramızda
kanatlanmasıdır yüreğimin yüreğinize
özgürlüğümdür şiir.
neden size şiirler yazıyorum durmadan?
çünkü şiir,
içimden kopup gelen sessiz haykırışımdır size
iç sesimdir şiir.
sihirli bir aynadır, bizi birbirimizde gösteren.
tüm ışıklar söndüğünde aydınlatandır bizi şiir.
şiir bizim yürek dilimizdir
siz ise alfabemdeki 9. sesli harfim,
sessiz harflerimle birleşip
anlam katan sözcüklerime
ve ben size yeni şiirler yazmalıyım yine durmadan...
b.
ben bir sırdım hayatınızda şiirden evvel
bilinmeyen bir gizdim
tanrının bilinmek için dünyayı yaratması gibi
şiirler yazdım size tanımanız için beni
neden size şiirler yazıyorum durmadan?
çünkü şiir;
en mahrem dokunuşlarınızla tenimde duyduğum o gizli ürpertidir.
sevişmeler sonrası ılık nisan yağmurları yağdırmamızdır şiir
şiir;
bir gece ansızın gelip rüyama, gizlice fısıldadığınızdır kulağıma,,,
en kutsal vahiydir aramızda
kanatlanmasıdır yüreğimin yüreğinize
özgürlüğümdür şiir.
neden size şiirler yazıyorum durmadan?
çünkü şiir,
içimden kopup gelen sessiz haykırışımdır size
iç sesimdir şiir.
sihirli bir aynadır, bizi birbirimizde gösteren.
tüm ışıklar söndüğünde aydınlatandır bizi şiir.
şiir bizim yürek dilimizdir
siz ise alfabemdeki 9. sesli harfim,
sessiz harflerimle birleşip
anlam katan sözcüklerime
ve ben size yeni şiirler yazmalıyım yine durmadan...
b.
devamını gör...
2846.
boş yere canı yanmaz insanın.ya bir eksiklik vardır geleceğe dair,ya da bir fazlalık vardır geçmişten gelen.
devamını gör...
2847.
bir doğum günü için
göklerin yüzü güldü mü
dünyaya geldiğin zaman?
azgın sular duruldu mu
dünyaya geldiğin zaman?
güneşler gibi tek miydin?
ay ışığından ak mıydın?
böyle nazlı çiçek miydin?
dünyaya geldiğin zaman?
yıldızlar halin sordu mu?
bulutlar selam durdu mu?
yerlerin kalbi vurdu mu?
dünyaya geldiğin zaman?
aşkını candan duymuşum,
canım yoluna koymuşum.
tam dokuz yaşındaymışım
dünyaya geldiğin zaman.
kimbilir nasıl güzeldin,
göklerden yere süzüldün…
benim alnıma yazıldın
dünyaya geldiğin zaman
(bkz: sabahattin ali)
devamını gör...
2848.
bir kafesin içinde çırpınıp duran bir kuştu
kanatlarını her çırpışında demirden duvarlarla karşılaştı
esaretinin insanları bu kadar mutlu etmesine şaşkındı
asıl esaret içinde olan onlardı belki de
belki de esaretin anlamını unutmuşlardı
devamını gör...
2849.
yine bir gece ve o karanlıkta yine ben
hesabı sorulmamış hayatları fütursuzca yaşarken
sımsıcak bir sarılmanın huzurunu düşünürsün bazen
günler aylar ve yıllar geçip giderken önünden
hayat karşılarken ademi kalu bela'da yazılı takdirden
takdiri yazan sınar da sınar da olmaz defaten
kimimiz ne hallerde sağ kimimiz ne hallerde mefta kimimiz de hep şen
daha iflah olur mu o kul ki gönlü kırığa zulmeden
herkesin bir acısı durur da kalır yüreğinde
acıların sonunda geleceği beklenen o ukde
bir zaman gösterir de geri çekse de kendini zahirde
mevla takdiri ne yazmışsa o yaşanır saatinde
soğuk, yalnız ve sakin bir deniz
uzaktan bakıldığında sanılan dipsiz
üzerinde uçuşan süslü martılarıyla olsa da eşsiz
bir ömür boyunca mahkum kalır da durur sessiz
insan, dağ, taş, ova ve hayvan geçip gitse de yanından habersiz
heybetine rağmen düşünseler de bu deniz elemsiz
içinde barındırsa bir kainat ki dizginsiz
kendi kainatında yaşanılan acılar görenler tarafından hissedilir bariz.
hesabı sorulmamış hayatları fütursuzca yaşarken
sımsıcak bir sarılmanın huzurunu düşünürsün bazen
günler aylar ve yıllar geçip giderken önünden
hayat karşılarken ademi kalu bela'da yazılı takdirden
takdiri yazan sınar da sınar da olmaz defaten
kimimiz ne hallerde sağ kimimiz ne hallerde mefta kimimiz de hep şen
daha iflah olur mu o kul ki gönlü kırığa zulmeden
herkesin bir acısı durur da kalır yüreğinde
acıların sonunda geleceği beklenen o ukde
bir zaman gösterir de geri çekse de kendini zahirde
mevla takdiri ne yazmışsa o yaşanır saatinde
soğuk, yalnız ve sakin bir deniz
uzaktan bakıldığında sanılan dipsiz
üzerinde uçuşan süslü martılarıyla olsa da eşsiz
bir ömür boyunca mahkum kalır da durur sessiz
insan, dağ, taş, ova ve hayvan geçip gitse de yanından habersiz
heybetine rağmen düşünseler de bu deniz elemsiz
içinde barındırsa bir kainat ki dizginsiz
kendi kainatında yaşanılan acılar görenler tarafından hissedilir bariz.
devamını gör...
2850.
eskisi kadar özlemiyorum seni
ve ağlamıyorum olduk olmadık zamanlarda
adının geçtiği cümlelerde, gözlerim dolmuyor
yokluğunun takvimini tutmuyorum artık
biraz yorgunum
biraz kırgın
biraz da kirletti sensizlik beni
nasıl iyi olunur henüz öğrenemedim ama
“iyiyimler” yamaladım dilime
tedirginim aslında seni unutuyor olmak
hafızamı milyon kez zorlamama rağmen yüzünü hatırlayamamak korkutuyor beni
gel diye beklemiyorum artık
hatta istemiyorum gelmeni
nasıl olduğun konusunda ufacık bir merak yok içimde
arasıra geliyorsun aklıma, bana ne diyorum
benim derdim yeter bana bana ne
alıştım mı yokluğuna?
vaz mı geçiyorum, varlığından?
tedirginim aslında,
ya başkasını seversem?
inan o zaman seni hayatım boyunca affetmem
ozdemir asaf
devamını gör...
2851.
küçük kurbağaya kuyruğunun lokasyonunu sormak kadar abesle iştigaldi,
sana bir şiirde hatırını sormak.
nasılsın?
sana bir şiirde hatırını sormak.
nasılsın?
devamını gör...
2852.
hiç anlamıyacakları şey,
buzların bizi yakabildiği
buzların bizi yakabildiği
devamını gör...
2853.
kaybettiğim arkadaşlarımın tanidiklarimin 50 binden fazla insanin sesi hâlâ kulaklarımda nur içinde uyusunlar. soruyorum nerde kaldı o her günkü sesleri?
kar / ahmet muhip dıranas
kardır yağan üstümüze geceden,
yağmurlu, karanllık bir düşünceden,
ormanın uğultusuyla birlikte
ve dörtnala, dümdüz bir mavilikte
kar yağıyor üstümüze inceden
sesin nerde kaldı, her günkü sesin,
unutulmuş güzel şarkılar için
bu kar gecesinde uzaktan, yoldan
rüzgâr gibi tâ eski anadolu'dan
sesin nerde kaldı? kar içindesin!
ne sabahtır bu mavilik, ne akşam!
uyandırmayın beni uyanamam.
kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına,
allah aşkına, gök, deniz aşkına
yağsın kar üstümüze buram buram
buğulandıkça yüzü her aynanın
beyaz dokusunda bu saf rüyanın
göğe uzanır -tek, tenha- bir kamış
sırf unutmak için, unutmak ey kış!
büyük yalnızlığını dünyanın.
kar / ahmet muhip dıranas
kardır yağan üstümüze geceden,
yağmurlu, karanllık bir düşünceden,
ormanın uğultusuyla birlikte
ve dörtnala, dümdüz bir mavilikte
kar yağıyor üstümüze inceden
sesin nerde kaldı, her günkü sesin,
unutulmuş güzel şarkılar için
bu kar gecesinde uzaktan, yoldan
rüzgâr gibi tâ eski anadolu'dan
sesin nerde kaldı? kar içindesin!
ne sabahtır bu mavilik, ne akşam!
uyandırmayın beni uyanamam.
kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına,
allah aşkına, gök, deniz aşkına
yağsın kar üstümüze buram buram
buğulandıkça yüzü her aynanın
beyaz dokusunda bu saf rüyanın
göğe uzanır -tek, tenha- bir kamış
sırf unutmak için, unutmak ey kış!
büyük yalnızlığını dünyanın.
devamını gör...
2854.
koçaklama, gülten akın
[...]
kaygısız yaşamanın ormanlarında
sen avcı olsan avlanamazsın
devamını gör...
2855.
çekmece
büyüklerle ben yapamıyorum
çocuklar da almıyor beni oyunlarına
devlet dairesinde
yangından kurtarılmayacak
sıkışmış bir çekmece gibiyim
açılamıyorum sana
kardeşiyle sokaklarda hep
bir örnek giydirilen sen
nasıl sevmezsin eşitliği
yürürken düşen çoraplarını
aynı hizaya getirmek için
annen değil miydi önünde diz çöken
öpüşme sahnesinin tam ortasında
içeri girdiğin yazlık sinemanın
yer göstericisiyim
yürüyorsun fenerimin ışığında
yer:kız kulesi
ve sonu ayrılıkla bitecek
hüzünlü bir aşk filmini oynuyor
beyaz duvarında
bir kez olsun çıkmazken ağzından
seni sevdiğimi
her gün söylememi yadırgama
bil ki bu şehirde
iskelenin verilmesini
beklemeden atlarım vapurlara
son karesi gibi red kit'in
batan güneşe doğru
sürerken atımı
gitme kal demeni bekliyorum
ama yalnızca
rüzgar çekiştiriyor atkımı
sunay akın
devamını gör...
2856.
gerçi daha önce kendi adıyla anılan bir başlık altında paylaşılmış bir şiir olsa da oruç mevsiminde büyük şâir ve mütefekkir yahya kemal beyatlı'nın bu güzel şiiri daha bir anlam kazanacaktır, diye düşünüyor ve şiir severlerin nazarına tekrar sunmak istiyorum:
''atik valde'den inen sokakta
iftardan önce gittim atik-valde semtine,
kaç def'a geçtiğim bu sokaklar, bugün yine,
sessizdiler. fakat ramazan mâneviyyeti
bir tatlı intizâra çevirmiş sükûneti;
semtin oruçlu halkı, süzülmüş benizliler,
sessizce çarşıdan dönüyorlar birer birer;
bakkalda bekleşen fıkarâ kızcağızları
az çok yakından sezdiriyor top ve iftarı.
meydanda kimse kalmadı artık bütün bütün;
bir top gürültüsüyle bu sâhilde bitti gün.
top gürleyip oruç bozulan lâhzadan beri,
bir nurlu neş'e kapladı kerpiçten evleri.
yârab nasıl ferahlı bu âlem, nasıl temiz!
tenhâ sokakta kaldım oruçsuz ve neş'esiz.
yurdun bu iftarından uzak kalmanın gamı
hadsiz yaşattı rûhuma bir gurbet akşamı.
bir tek düşünce oldu tesellî bu derdime;
az çok ferahladım ve dedim kendi kendime:
"onlardan ayrılış bana her an üzüntüdür;
madem ki böyle duygularım kaldı, çok şükür." yahya kemal beyatlı
şâir, bu şiiri yazdığında istanbul'un ''moda'' semtinde oturmaktadır ve üsküdar'ı ''müslüman diyarı'' olarak nitelendirmektedir. atik-valde câmii, ıı. selim'in hanımı nurbanu sultan tarafından mimar sinan'a yaptırılmış, üsküdar'ın toptaşı semtinde bir câmidir. câmi ile birlikte çoğu harap hâlde ise de medresesi, bîmarhânesi, mektebi, dârü'ş-şifâsı, hamamı, kervansarayı ve imârethânesi bir mimârî bütünlük arz etmektedir. câmi'in arkasında mezarlık bulunmaktadır. işte bu câmiin bulunduğu sokak, o dönemde (1930'lu yıllarda) halkın hâlen geleneklerini en doğal şekliyle yaşatmaya devam ettiği insan manzaraları sunmaktadır. moda semti, halkın değerlerine yabancılaşmış ve bu değerlerle bağlarını kopartmış bürokrasi, yönetici ve üst zümre kesimin adresidir. yahya kemal, halkın bu değerleriyle bağlarını kesmiş olmanın hüznünü yaşayarak bu şiiri kaleme almıştır. kendisi oruçlu olmasa da moda semtindeki batının tüm inanç ve değer yargılarını benimsemiş ve islâmî olan her kültürel ögeyi hakir gören bu zihniyet sahipleri gibi oruca ve oruçluya, ramazan'ın mânevî iklimine alıcılarını kapatmış değildir ve her şeye rağmen o mânevî esintilerden hisse almak arzusundadır. şâiri, bir ramazan gecesi paylaştığım şiiri vesilesiyle rahmetle anıyorum.
''atik valde'den inen sokakta
iftardan önce gittim atik-valde semtine,
kaç def'a geçtiğim bu sokaklar, bugün yine,
sessizdiler. fakat ramazan mâneviyyeti
bir tatlı intizâra çevirmiş sükûneti;
semtin oruçlu halkı, süzülmüş benizliler,
sessizce çarşıdan dönüyorlar birer birer;
bakkalda bekleşen fıkarâ kızcağızları
az çok yakından sezdiriyor top ve iftarı.
meydanda kimse kalmadı artık bütün bütün;
bir top gürültüsüyle bu sâhilde bitti gün.
top gürleyip oruç bozulan lâhzadan beri,
bir nurlu neş'e kapladı kerpiçten evleri.
yârab nasıl ferahlı bu âlem, nasıl temiz!
tenhâ sokakta kaldım oruçsuz ve neş'esiz.
yurdun bu iftarından uzak kalmanın gamı
hadsiz yaşattı rûhuma bir gurbet akşamı.
bir tek düşünce oldu tesellî bu derdime;
az çok ferahladım ve dedim kendi kendime:
"onlardan ayrılış bana her an üzüntüdür;
madem ki böyle duygularım kaldı, çok şükür." yahya kemal beyatlı
şâir, bu şiiri yazdığında istanbul'un ''moda'' semtinde oturmaktadır ve üsküdar'ı ''müslüman diyarı'' olarak nitelendirmektedir. atik-valde câmii, ıı. selim'in hanımı nurbanu sultan tarafından mimar sinan'a yaptırılmış, üsküdar'ın toptaşı semtinde bir câmidir. câmi ile birlikte çoğu harap hâlde ise de medresesi, bîmarhânesi, mektebi, dârü'ş-şifâsı, hamamı, kervansarayı ve imârethânesi bir mimârî bütünlük arz etmektedir. câmi'in arkasında mezarlık bulunmaktadır. işte bu câmiin bulunduğu sokak, o dönemde (1930'lu yıllarda) halkın hâlen geleneklerini en doğal şekliyle yaşatmaya devam ettiği insan manzaraları sunmaktadır. moda semti, halkın değerlerine yabancılaşmış ve bu değerlerle bağlarını kopartmış bürokrasi, yönetici ve üst zümre kesimin adresidir. yahya kemal, halkın bu değerleriyle bağlarını kesmiş olmanın hüznünü yaşayarak bu şiiri kaleme almıştır. kendisi oruçlu olmasa da moda semtindeki batının tüm inanç ve değer yargılarını benimsemiş ve islâmî olan her kültürel ögeyi hakir gören bu zihniyet sahipleri gibi oruca ve oruçluya, ramazan'ın mânevî iklimine alıcılarını kapatmış değildir ve her şeye rağmen o mânevî esintilerden hisse almak arzusundadır. şâiri, bir ramazan gecesi paylaştığım şiiri vesilesiyle rahmetle anıyorum.
devamını gör...
2857.
ağır hasta
üfleme bana anneciğim korkuyorum
dua edip edip, geceleri.
haytayım ama ne kadar güzel
gidiyor yüzer gibi, vücudumun bir yeri.
niçin böyle örtmüşler üstümü
çok muntazam, ki bana hüzün verir.
ağarırken uzak rüzgarlar içinde
oyuncaklar gibi şehir.
gözlerim örtük fakat yüzümle görüyorum
ağlıyorsun, nur gibi.
beraber duyuyoruz yavaş ve tenha
duvardaki resimlerle, nasibi.
anneciğim, büyüyorum ben şimdi,
büyüyor göllerde kamış.
fakat değnekten atım nerde
kardeşim su versin ona, susamış.
fazıl hüsnü dağlarca
üfleme bana anneciğim korkuyorum
dua edip edip, geceleri.
haytayım ama ne kadar güzel
gidiyor yüzer gibi, vücudumun bir yeri.
niçin böyle örtmüşler üstümü
çok muntazam, ki bana hüzün verir.
ağarırken uzak rüzgarlar içinde
oyuncaklar gibi şehir.
gözlerim örtük fakat yüzümle görüyorum
ağlıyorsun, nur gibi.
beraber duyuyoruz yavaş ve tenha
duvardaki resimlerle, nasibi.
anneciğim, büyüyorum ben şimdi,
büyüyor göllerde kamış.
fakat değnekten atım nerde
kardeşim su versin ona, susamış.
fazıl hüsnü dağlarca
devamını gör...
2858.
2859.
[...]
sorulardır sana bütün verebildiğim
ve gelen yanıtları kabullenmeliyim
yorgunsan, uzatamam sana elimi.
ya da açsan seni besleyemem
sanki bu dünyada hiç yokmuşum
unutmuşum gibi seni.
bertolt brecht, sorular
devamını gör...
2860.
biliyorum
bir istisnayım
çabalıyorum
fakat kaideyi bozamıyorum
suat kızıl
bir istisnayım
çabalıyorum
fakat kaideyi bozamıyorum
suat kızıl
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
