geceye bir şiir bırak
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
başlık "delirmiş_psikolog" tarafından 07.11.2020 20:02 tarihinde açılmıştır.
2621.
bu bir türkü:-
toprak çanaklarda
güneşi içenlerin türküsü!
bu bir örgü:-
alev bir saç örgüsü!
kıvranıyor;
kanlı; kızıl bir meş'ale gibi yanıyor
esmer alınlarında
bakır ayakları çıplak kahramanların!
ben de gördüm o kahramanları,
ben de sardım o örgüyü,
ben de onlarla
güneşe giden
köprüden
geçtim!
ben de içtim toprak çanaklarda güneşi.
ben de söyledim o türküyü!
yüreğimiz topraktan aldı hızını;
altın yeleli aslanların ağzını
yırtarak
gerindik!
sıçradık;
şimşekli rüzgâra bindik!.
kayalardan
kayalarla kopan kartallar
çırpıyor ışıkta yaldızlanan kanatlarını.
alev bilekli süvariler kamçılıyor
şaha kalkan atlarını!
akın var
güneşe akın!
güneşi zaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!
düşmesin bizimle yola:
evinde ağlayanların
göz yaşlarını
boynunda ağır bir
zincir gibi taşıyanlar!
bıraksın peşimizi
kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar!
işte:
şu güneşten
düşen
ateşte
milyonlarla kırmızı yürek yanıyor!
sen de çıkar
göğsünün kafesinden yüreğini;
şu güneşten
düşen
ateşe fırlat;
yüreğini yüreklerimizin yanına at!
akın var
güneşe akın!
güneşi zaaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!
biz topraktan, ateşten, sudan, demirden doğduk!
güneşi emziriyor çocuklarımıza karımız,
toprak kokuyor bakır sakallarımız!
neş'emiz sıcak!
kan kadar sıcak,
delikanlıların rüyalarında yanan
o «an»
kadar sıcak!
merdivenlerimizin çengelini yıldızlara asarak,
ölülerimizin başlarına basarak
yükseliyoruz
güneşe doğru!
ölenler
döğüşerek öldüler;
güneşe gömüldüler.
vaktimiz yok onların matemini tutmaya!
akın var
güneşe akın!
güneşi zaaaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!
üzümleri kan damlalı kırmızı bağlar tütüyor! kalın tuğla bacalar
kıvranarak
ötüyor!
haykırdı en önde giden,
emreden!
bu ses!
bu sesin kuvveti,
bu kuvvet
yaralı aç kurtların gözlerine perde
vuran,
onları oldukları yerde
durduran
kuvvet!
emret ki ölelim
emret!
güneşi içiyoruz sesinde!
coşuyoruz,
coşuyor!..
yangınlı ufukların dumanlı perdesinde
mızrakları göğü yırtan atlılar koşuyor!
akın var
güneşe akın!
güneşi zaaaaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!
toprak bakır
gök bakır.
haykır güneşi içenlerin türküsünü,
hay-kır
haykıralım!
toprak çanaklarda
güneşi içenlerin türküsü!
bu bir örgü:-
alev bir saç örgüsü!
kıvranıyor;
kanlı; kızıl bir meş'ale gibi yanıyor
esmer alınlarında
bakır ayakları çıplak kahramanların!
ben de gördüm o kahramanları,
ben de sardım o örgüyü,
ben de onlarla
güneşe giden
köprüden
geçtim!
ben de içtim toprak çanaklarda güneşi.
ben de söyledim o türküyü!
yüreğimiz topraktan aldı hızını;
altın yeleli aslanların ağzını
yırtarak
gerindik!
sıçradık;
şimşekli rüzgâra bindik!.
kayalardan
kayalarla kopan kartallar
çırpıyor ışıkta yaldızlanan kanatlarını.
alev bilekli süvariler kamçılıyor
şaha kalkan atlarını!
akın var
güneşe akın!
güneşi zaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!
düşmesin bizimle yola:
evinde ağlayanların
göz yaşlarını
boynunda ağır bir
zincir gibi taşıyanlar!
bıraksın peşimizi
kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar!
işte:
şu güneşten
düşen
ateşte
milyonlarla kırmızı yürek yanıyor!
sen de çıkar
göğsünün kafesinden yüreğini;
şu güneşten
düşen
ateşe fırlat;
yüreğini yüreklerimizin yanına at!
akın var
güneşe akın!
güneşi zaaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!
biz topraktan, ateşten, sudan, demirden doğduk!
güneşi emziriyor çocuklarımıza karımız,
toprak kokuyor bakır sakallarımız!
neş'emiz sıcak!
kan kadar sıcak,
delikanlıların rüyalarında yanan
o «an»
kadar sıcak!
merdivenlerimizin çengelini yıldızlara asarak,
ölülerimizin başlarına basarak
yükseliyoruz
güneşe doğru!
ölenler
döğüşerek öldüler;
güneşe gömüldüler.
vaktimiz yok onların matemini tutmaya!
akın var
güneşe akın!
güneşi zaaaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!
üzümleri kan damlalı kırmızı bağlar tütüyor! kalın tuğla bacalar
kıvranarak
ötüyor!
haykırdı en önde giden,
emreden!
bu ses!
bu sesin kuvveti,
bu kuvvet
yaralı aç kurtların gözlerine perde
vuran,
onları oldukları yerde
durduran
kuvvet!
emret ki ölelim
emret!
güneşi içiyoruz sesinde!
coşuyoruz,
coşuyor!..
yangınlı ufukların dumanlı perdesinde
mızrakları göğü yırtan atlılar koşuyor!
akın var
güneşe akın!
güneşi zaaaaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!
toprak bakır
gök bakır.
haykır güneşi içenlerin türküsünü,
hay-kır
haykıralım!
devamını gör...
2622.
ilk siirlerimden baya bir acemi ama anlamli olan bir siirimi bırakmak istiyorum !! alıntı değildir!!
- bu bir umutsuzluk şarkısı-
evet adini yazamiyorum artik satirlara,
satirlarim zaten,
cokca kirgindi,
aylarca sana..
gözyasimla islanan sokaklar,
artik degill hasret kokuna.
ah o özlemle yazdigim satirlar
sevginden dusman mi olacaktı yani bana?
bu bir umutsuzluk şarkısı sevgilim,
bu benim sana olan askimin kayboldugu sarki.
plak gibi takılı kalmazsam gözlerinde
acı icinde kivrandigim son satirdir bu, gözlerine.
- bu bir umutsuzluk şarkısı-
evet adini yazamiyorum artik satirlara,
satirlarim zaten,
cokca kirgindi,
aylarca sana..
gözyasimla islanan sokaklar,
artik degill hasret kokuna.
ah o özlemle yazdigim satirlar
sevginden dusman mi olacaktı yani bana?
bu bir umutsuzluk şarkısı sevgilim,
bu benim sana olan askimin kayboldugu sarki.
plak gibi takılı kalmazsam gözlerinde
acı icinde kivrandigim son satirdir bu, gözlerine.
devamını gör...
2623.
''bir parçacığım ben, bütüne hasret;
zaman dönedursun, o güne hasret;
ruhumsa zamanın üstüne hasret;
ebediyet boyu bir ân... olmaz mı?'' (1973)
''neye yaklaşsam, sonu uzaklık ve kırgınlık;
anla ki yok, allah'tan başkasıyla yakınlık...'' (1977)
''ölecek miyim, tam da söyleyecek çağımda;
söylenmedik cümlenin hasreti dudağımda.'' (1975)
necip fazıl kısakürek
zaman dönedursun, o güne hasret;
ruhumsa zamanın üstüne hasret;
ebediyet boyu bir ân... olmaz mı?'' (1973)
''neye yaklaşsam, sonu uzaklık ve kırgınlık;
anla ki yok, allah'tan başkasıyla yakınlık...'' (1977)
''ölecek miyim, tam da söyleyecek çağımda;
söylenmedik cümlenin hasreti dudağımda.'' (1975)
necip fazıl kısakürek
devamını gör...
2624.
yüzümden bir şeyler aktı aktı
içim de menekşelendi hilmi bey
gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk
hiçbir yere gitmiyor.
*
içim de menekşelendi hilmi bey
gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk
hiçbir yere gitmiyor.
*
devamını gör...
2625.
bana aldanmayın!
yüzüm bir maskedir,
sizi aldatmasın.
binlerce maskem var,
çıkarmaya korktuğum,
ve
hiçbiri ben değilim…
yüzüm bir maskedir,
sizi aldatmasın.
binlerce maskem var,
çıkarmaya korktuğum,
ve
hiçbiri ben değilim…
devamını gör...
2626.
sen tehlikelisin peri kızı...
çünkü bir gülüşünle beni masallarda yaşatıyorsun
ve imkansıza inandırıyorsun...
çünkü bir gülüşünle beni masallarda yaşatıyorsun
ve imkansıza inandırıyorsun...
devamını gör...
2627.
aşk başlamaԁan güzel,
kalplerԁe heуecan
bakışlarԁa korku olԁuğu zaman güzel…
birbirimize sezԁirmemek için çırpınış,
başkaları görmesin ԁiуe çabalaуış,
gözlerim gözlerinin mavisine ԁeğԁiği zaman…
aşk başlamaԁan güzel….
#ask başlamadan güzel ~ ümit yaşar oğuzcan
kalplerԁe heуecan
bakışlarԁa korku olԁuğu zaman güzel…
birbirimize sezԁirmemek için çırpınış,
başkaları görmesin ԁiуe çabalaуış,
gözlerim gözlerinin mavisine ԁeğԁiği zaman…
aşk başlamaԁan güzel….
#ask başlamadan güzel ~ ümit yaşar oğuzcan
devamını gör...
2628.
iskelenin altına sığınan deniz bırak artık saklanmayı
savaş gemileri çoktan geçip gitti.
sunay akın.
savaş gemileri çoktan geçip gitti.
sunay akın.
devamını gör...
2629.
hiçbiri sözünde durmuyor
büküyor boynunu zamana,
yeniliyor dünlere sevda.
tıpkı bugün gibi...
duyguların bir gidip bir geliyor,
med cezirlerinde zamanın.
ay çıktı, sana baktı...sen de ay'a.
yıldızların yüzü yoktu görünmeye.
aydınlandı yine hain gece.
ne çare...
ne çare ... ne o yar kaldı
ne o yürek kıpırtısı
ne de senden bir iz...
büküyor boynunu zamana,
yeniliyor dünlere sevda.
tıpkı bugün gibi...
duyguların bir gidip bir geliyor,
med cezirlerinde zamanın.
ay çıktı, sana baktı...sen de ay'a.
yıldızların yüzü yoktu görünmeye.
aydınlandı yine hain gece.
ne çare...
ne çare ... ne o yar kaldı
ne o yürek kıpırtısı
ne de senden bir iz...
devamını gör...
2630.
i have been one acquainted with the night.
i have walked out in rain, and back in rain.
i have outwalked the furthest city light.
i have looked down the saddest city lane.
i have passed by the watchman on his beat
and dropped my eyes, unwilling to explain.
i have stood still and stopped the sound of feet
when far away an interrupted cry
came over houses from another street,
but not to call me back or say good-bye;
and further still at an unearthly height,
one luminary clock against the sky
proclaimed the time was neither wrong nor right.
i have been one acquainted with the night.
*robert frost - acquainted with the night
i have walked out in rain, and back in rain.
i have outwalked the furthest city light.
i have looked down the saddest city lane.
i have passed by the watchman on his beat
and dropped my eyes, unwilling to explain.
i have stood still and stopped the sound of feet
when far away an interrupted cry
came over houses from another street,
but not to call me back or say good-bye;
and further still at an unearthly height,
one luminary clock against the sky
proclaimed the time was neither wrong nor right.
i have been one acquainted with the night.
*robert frost - acquainted with the night
devamını gör...
2631.
anladık iyisin,
ama neye yarıyor iyiliğin.
seni kimse satın alamaz,
eve düşen yıldırım da
satın alınmaz
anladık dediğin dedik,
ama dediğin ne?
doğrusun, söylersin düşündüğünü,
ama düşündüğün ne?
yüreklisin,
kime karşı?
akıllısın,
yararı kime?
gözetmezsin kendi çıkarını,
peki gözettiğin kimin ki?
dostluğuna diyecek yok ya,
dostların kimler?
şimdi bizi iyi dinle:
düşmanımızsın sen bizim
dikeceğiz seni bir duvarın dibine
ama madem bir sürü iyi yönün var
dikeceğiz seni iyi bir duvarın dibine
iyi tüfeklerden çıkan
iyi kurşunlarla vuracağız seni
sonra da gömeceğiz
iyi bir kürekle
iyi bir toprağa.
bertolt brecht
ama neye yarıyor iyiliğin.
seni kimse satın alamaz,
eve düşen yıldırım da
satın alınmaz
anladık dediğin dedik,
ama dediğin ne?
doğrusun, söylersin düşündüğünü,
ama düşündüğün ne?
yüreklisin,
kime karşı?
akıllısın,
yararı kime?
gözetmezsin kendi çıkarını,
peki gözettiğin kimin ki?
dostluğuna diyecek yok ya,
dostların kimler?
şimdi bizi iyi dinle:
düşmanımızsın sen bizim
dikeceğiz seni bir duvarın dibine
ama madem bir sürü iyi yönün var
dikeceğiz seni iyi bir duvarın dibine
iyi tüfeklerden çıkan
iyi kurşunlarla vuracağız seni
sonra da gömeceğiz
iyi bir kürekle
iyi bir toprağa.
bertolt brecht
devamını gör...
2632.
'' ölüm her şeyi bitirir bir gün
kimseleri, kimseleri incitmeyin ''
şükrü erbaş
*
kimseleri, kimseleri incitmeyin ''
şükrü erbaş
*
devamını gör...
2633.
“hem bıçağım hem de yara!
hem yanağım hem de tokat!
hem kurbanım hem de cellat!
ezen ve ezilen çarkta!
kalbimin vampiriyim ben,
-büyük yalnızlardan biri,
sonsuz gülmeye hükümlü
artık gülümseyemeyen!”
charles baudelaire
hem yanağım hem de tokat!
hem kurbanım hem de cellat!
ezen ve ezilen çarkta!
kalbimin vampiriyim ben,
-büyük yalnızlardan biri,
sonsuz gülmeye hükümlü
artık gülümseyemeyen!”
charles baudelaire
devamını gör...
2634.
gözlerim gözünde aşkı seçmiyor ,
onlardan ruhuma sevda geçmiyor,
ben yordum ruhumu biraz da sen yor,
çünkü bence şimdi herkes gibisin.
onlardan ruhuma sevda geçmiyor,
ben yordum ruhumu biraz da sen yor,
çünkü bence şimdi herkes gibisin.
devamını gör...
2635.
bıçak kemiği de delip geçti artık
iliklere buz gibi yapışıp parçaladı
hepimiz, elimizden gelen bu, dedik
ve eve erken döndük akşamları
her şey tarih ırmağının akışına kaldı.
ahmet erhan
iliklere buz gibi yapışıp parçaladı
hepimiz, elimizden gelen bu, dedik
ve eve erken döndük akşamları
her şey tarih ırmağının akışına kaldı.
ahmet erhan
devamını gör...
2636.
''soğuyorum tanrım
soğuyorum
artık buzdan şiirler bileyen bir heykeltıraşım
bilediğim kelimeleri cümlelere saplıyorum
erimeden saplı cümlelerin paragraflarını eğiriyorum
kağıtlarca battaniye örüyorum ruhuma sığınak
ıslıklarca şiirler üflüyorum
şeytan çıkması cümleler karalıyorum
bahtımdan kara sayfalarda
girdiğim kağıttan battaniyenin altında ''
gizem gülşen
soğuyorum
artık buzdan şiirler bileyen bir heykeltıraşım
bilediğim kelimeleri cümlelere saplıyorum
erimeden saplı cümlelerin paragraflarını eğiriyorum
kağıtlarca battaniye örüyorum ruhuma sığınak
ıslıklarca şiirler üflüyorum
şeytan çıkması cümleler karalıyorum
bahtımdan kara sayfalarda
girdiğim kağıttan battaniyenin altında ''
gizem gülşen
devamını gör...
2637.
her şeyi düzeltmeye kalkışmanın yok ettiği...
dize komple şiir.....
dize komple şiir.....
devamını gör...
2638.
birgün çok bunalırsan
denizin dibinde yosunlara takılmış gibi soluksuz,
sakın unutma gökyüzüne bakmayı
gökyüzü senindir,
gökyüzü herkesindir.
devamını gör...
2639.
desem ki
desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır,
rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor,
sende seyrediyorum denizlerin en mavisini.
ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
senden kopardım çiçeklerin en solmazını.
toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
sende tattım yemişlerin cümlesini.
desem ki sen benim için,
hava kadar lazım,
ekmek kadar mübarek,
su gibi aziz bir şeysin;
nimettensin, nimettensin!
inan bana sevgilim inan,
evimde şenliksin, bahçemde bahar;
ve soframda en eski şarap.
bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
rüzgarlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
günlerden sonra bir gün,
şayet sesimi farkedemezsen
rüzgarların, nehirlerin, kuşların sesinden,
bil ki ölmüşüm.
fakat yine üzülme, müsterih ol;
kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini.
ve neden sonra
tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede,
hatırla ki mahşer günüdür,
ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.
cahit sıtkı tarancı
desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır,
rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor,
sende seyrediyorum denizlerin en mavisini.
ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
senden kopardım çiçeklerin en solmazını.
toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
sende tattım yemişlerin cümlesini.
desem ki sen benim için,
hava kadar lazım,
ekmek kadar mübarek,
su gibi aziz bir şeysin;
nimettensin, nimettensin!
inan bana sevgilim inan,
evimde şenliksin, bahçemde bahar;
ve soframda en eski şarap.
bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
rüzgarlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
günlerden sonra bir gün,
şayet sesimi farkedemezsen
rüzgarların, nehirlerin, kuşların sesinden,
bil ki ölmüşüm.
fakat yine üzülme, müsterih ol;
kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini.
ve neden sonra
tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede,
hatırla ki mahşer günüdür,
ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.
cahit sıtkı tarancı
devamını gör...
2640.
erdem beyazıt bulmak
gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın sesin ne kadar sıcak sesin ne kadar yakın tabiat bir bembeyaz gelinlik giymiş gibi yüzüme kar yağıyor sanki elinmiş gibi sensiz geçen zamanı belli yaşamamışım sensizlik bir kuyuymuş onu aşamamışım
gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın sesin ne kadar sıcak sesin ne kadar yakın tabiat bir bembeyaz gelinlik giymiş gibi yüzüme kar yağıyor sanki elinmiş gibi sensiz geçen zamanı belli yaşamamışım sensizlik bir kuyuymuş onu aşamamışım
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167