3001.
yıllar var ben hangi kapıyı çalsam
yalnızlık, yalnızlık, sonu yalnızlık
ne zaman nerede birini sevsem
ayrılık, ayrılık, sonu ayrılık

en güzel yıllarım geçti hasretle
bir tebessüm bile geldi zahmetle
kime sarıldıysam binbir ümitle
pişmanlık, pişmanlık, sonu pişmanlık

hayatım bir gurbet yolcusu gibi
varlığım dertlerin borçlusu gibi
yarınım bir zindan suçlusu gibi
karanlık, karanlık, sonu karanlık...

ahmet selçuk ilkan
devamını gör...
3002.
"ey gönül, gidenden ümidini kes
kaçan bir hayale benziyor herkes
sanki kulağıma gaipten bir ses
buluşmalar kaldı mahşere, diyor."
devamını gör...
3003.
"içlenme tabiattaki yekpare kederden,
yas tutma, dağılmış diye kuşlarla çiçekler.
onlar dönecektir yine gittikleri yerden,
onlarla giden günlerimiz dönmeyecekler... "

(bkz: faruk nafiz çamlıbel)
devamını gör...
3004.
seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum...
devamını gör...
3005.
öyle çok konuşuyorlar ki...bir söz insanın neresinden doğar dersiniz?
dilinden mi, yüreğinden mi, aklından mı? düşlerinden
mi yoksa gerçeğinden mi? ve kaç kapıdan geçip yerini
bulur bir başka insanda? yerini bulur mu gerçekten? sözü
yasaklamalı ömür hanım yasaklamalı...
şükrü erbaş
devamını gör...
3006.
sende gördüğümü görecekler diye,
ödüm kopuyor...
hep aklıma geliyorsun,
bak gördün mü?
senin de gidecek,
başka bir yerin yok...
devamını gör...
3007.
-dünyanın en tuhaf mahluku-
akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
bir değil, beş değil, yüz milyonlarlasın maalesef.
koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende.
ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
- demeğe de dilim varmıyor ama -
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!
(bkz: nazım hikmet)
devamını gör...
3008.

kaybettiğin yerde bekleme
kaybettiğin yerde bekleme, güçsüzler öyle yapar.
sana kapanan kapıyı bir daha çalma,
kapanan kapıyı acizler çalar.
unutma ki bu aşağılık dünyadasın;
kötülüğü baş tacı edip iyiliği çılgınlık sayan dünyada.
şunu iyi bil ki; şeytan da kutsal kitaplardan örnekler verebilir.
ve cehennem boş, şeytanların hepsi burada…
her düşünceni dile getirme,
sana yakışmayan hiçbir düşünceyi hayata geçirme.
samimi ol fakat basit davranma.
huzur ancak gökyüzünde vardır…
biz ise yeryüzündeyiz.
utan ey çağ! soylu insan yetiştiremez oldun.
arama boşuna bulunmak istemeyeni.
insanlar göründükleri gibi olmalıdır,
eğer değillerse…
hiç görünmesinler daha iyi.
kader mi aşkı kovalar, yoksa aşk mı kaderi?
kimseler çözemedi bu bilmeceyi…
hoşça kal, değerin çok yüksek,
tutamam seni…
sen ancak görenleri seversin, bense körüm…
sen ne kadar kalsan da geliyorsun benimle…
ben ne kadar gitsem de kalıyorum seninle.
öğret bana nasıl unutulur düşünmek?
oysa benim ruhumda savaş var.
durmadan ölüyor içimdeki insanlar.
boğ kendini yüreğim; dilimi tutmam gerek…
william shakespeare
devamını gör...
3009.
sen ela gözlerinde yeşil hareler
sen büyük, güzel ve muzaffer
ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan
hasretimsin...

nazım hikmet ran
devamını gör...
3010.
“nice sultanları tahtan indirdi
nicesinin gül benzini soldurdu
niceleri gelmez yola geldirdi
bir ayrılık bir yoksulluk bir de ölüm..”
>karacaoğlan
devamını gör...
3011.
roses are red, violets are blue
ı don't sleep at night cause ı'm thinking of you..
devamını gör...
3012.
bilakis onca sınırın, onca yalçın duvarın
oldukça itici kapısı aniden açılır,
ancak sabık kayanın muradıdır yarın!
her nefer kolay ve densiz alınır:
buluttan, sisten, sağanaktan yalın
alır bizi, kendisiyle, zan onunla aşılır,
hoş tanırsınız, alçak uçar tüm kuşaklarda-
bir kanatlanma- ve çağlar arkamızda!
devamını gör...
3013.
seviyorum seni
ekmeği tuza banıp yer gibi

geceleyin ateşler içinde uyanarak
ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi

ağır posta paketini neyin nesi belirsiz
telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi

seviyorum seni
denizi ilk defa uçakla geçer gibi

istanbul’da yumuşacık kararırken ortalık
içimde kımıldayan bir şeyler gibi

seviyorum seni
yaşıyoruz çok şükür der gibi.

nazım hikmet
devamını gör...
3014.

arada böyle şiirler lazım.
devamını gör...
3015.
(link: open.spotify.com/track/50RK...)

"hiçbir şehir karlı sokaklarıyla bana
pazen gecelik giymiş bir anne gibi sarılmadı.
istanbul’u evlat edinsem
benimsemezdi nasıl olsa otuz yaşında bir anneyi
yüzyıllarca yaşamış bir çocuk olarak."
devamını gör...
3016.
ağlamak için gözden yaş mı akmalı?

ağlamak için gözden yaş mı akmalı? dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı? sevmek için güzele mi bakmalı? çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı? hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır? özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı? hırsızlık; para, malmı çalmaktır? saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı? solması için gülü dalından mı koparmalı?
pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?
victor hugo
devamını gör...
3017.
su değil, mevsimin havası akan duyduğun yaprağın, dalın sesidir
suda yıldızların parıltısıdır
bu karanlıkta bazı bazı çakan

orman/ahmet haşim
devamını gör...
3018.

yüzünü ıslatmadan ağlayabilir misin
yarı geceden sonra telefon ettin mi hiç
karanlık adamlar hüviyetini sordu mu
ben senin olmadığını arıyorum
belki gelmem gelemem beş dakika bekle git
belki gelmem gelemem beş dakika bekle git
bana ait ne varsa hepsi seni korkutuyor sana ait ne varsa
hiçbiri benim değil
belki ölmek hakkımı kullanıyorum
belki gelmem gelemem 5 dakika bekle git
belki gelmem gelemem 5 dakika bekle git


atilla ilhan

devamını gör...
3019.
elimden tut yoksa düşeceğim
yoksa bir bir yıldızlar düşecek
eğer şairsem beni tanırsan
yağmurdan korktuğumu bilirsen
gözlerim aklına gelirse
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni

geceleri bir çarpıntı duyarsan
telâş telâş yağmurdan kaçıyorum
sarayburnu'ndan geçiyorum
akşamsa eylül'se ıslanmışsam
beni görsen belki anlayamazsın
içlenir gizli gizli ağlarsın
eğer ben yalnızsam yanılmışsam
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni
devamını gör...
3020.
ben senin en çok sesini sevdim
buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
önce aşka çağıran,sonra dinlendiren
bana her zaman dost, her zaman sevgili

ben senin en çok ellerini sevdim
bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak
nice güzellikler gördüm yeryüzünde
en güzeli bir sabah ellerinle uyanmak

ben senin en çok gözlerini sevdim
kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil
aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil

ben senin en çok gülüşünü sevdim
sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran
unutturur bana birden acıları, güçlükleri
dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman

ben senin en çok davranışlarını sevdim
güçsüze merhametini, zalime direnişini
haksızlıklar, zorbalıklar karşısında
vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini

ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim
tüm çocuklara kanat geren anneliğini
nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada
sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini

ben senin en çok bana yansımanı sevdim
bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni
mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim
ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni...
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"geceye bir şiir bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim