1901.

açardın,
yalnızlığımda
mavi ve yeşil,
açardın.
tavşan kanı, kınalı - berrak.
yenerdim acıları, kahpelikleri...

gitmek,
gözlerinde gitmek sürgüne.
yatmak,
gözlerinde yatmak zindanı
gözlerin hani?

"to be or not to be" değil.
"cogito ergo sum" hiç değil...
asıl iş, anlamak kaçınılmaz'ı,
durdurulmaz çığı
sonsuz akımı.

içmek,
gözlerinde içmek ayışığını.
varmak,
gözlerinde varmak can tılsımına.
gözlerin hani?

canımın gizlisinde bir can idin ki
kan değil sevdamız akardı geceye,
sıktıkça cellad,
kemendi...

duymak,
gözlerinde duymak üç - ağaçları
susmak,
gözlerinde susmak,
ustura gibi...
gözlerin hani?
devamını gör...
1902.
"beraber ağlamazsın, sonra, kör dersin, sağır dersin.
bu hissizlikten insanlık hem iğrensin, hem ürpersin!
ne ibret, yok mu, bir bilsen kızarmak bilmeyen çehren?
bırak tahsili, evladım, sen ilkin bir haya öğren!"

m. akif ersoy
devamını gör...
1903.

bir akşam üstüdür şarabî
bahçeler ve dağlar üzre hükümran
tam dünyayı dolaşmak saatindesin
ay ışığı su içer birazdan.

kızarmış kalçalarını çanlar
alabildiğine vurur
manşetlerde kilometre kilometre yalan
sallanır durur.

sen çocuk tulumunda
matbaa mürekkebi
rüsva olmuş ellerin emeği
alıp götürmüşler dost dediğini
almış rüzgârlar içini.

ümide benzer
sevdaya
soğuk bir namludur
kör ve pusuda
ense kökünde zulüm
ve sermiş cânım sofrasını dört başı mâmur
burnun dibine
hürriyet.

seviyorsun mümkün
aranızda kurşun
yasak bölge var
sen genç
sevdan ölünecek kadar güzel
kanunu yapanlar ihtiyar.
devamını gör...
1904.
konuşma

aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten

iyi nişan alırdı kendini asan zenci,
bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci
çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.


ülkü tamer
devamını gör...
1905.
bana bir şeyler yaz
bir mektup, bir şiir, bir cümle..
biraz kurtar beni !
biraz beklet,
biraz ertele bu engel tanımayan nefretimi.
tükendiğim yerden, doğur beni.

çok hastayım.
devamını gör...
1906.
yine gittin o karanlık odaya
karanlık uykularına.
sen hep gülerdin oysa, gülüverirdin
bir bakardım eğilmiş su içiyor
gamzelerinden kuşlar.
bir bakardım gözlerinde
güneşli ve sıcak iki hurma.
bir bakardım hayata dikleniyor
diktiğin horoz ibikleri saksılarda.
biriciğim, kardeşim ne oldu sana?

karşıyaka vapurunda alıştı dilim en çok acıya
acı çaylar içer ve bakardım karanlık sulara
bir balığın uykusunu düşlerdim
karanlık sularda kaybettiği rüyaları,
sigaramdan kopup giden iki kıvılcım
merak ederdim ne konuşurlar aralarında?
sen beni hep merak ederdin,
sen beni hep yemeğe beklerdin,
seni sıcacık evimizde bulduğumda
iki kıvılcım buluşmuş gibi olurdu
balığın karanlık uykusuyla.
bir kesmeşeker koymuş gibi olurdun sanki
dilimin ucuna.
devamını gör...
1907.
bütün güzel kadınlar zannettiler ki
aşk üzerine yazdığım her şiir
kendileri için yazılmıştır.
bense daima üzüntüsünü çektim
onları iş olsun diye yazdığımı
bilmenin.

orhan veli
devamını gör...
1908.

yeşil pencerenden bir gül at bana,
ışıklarla dolsun kalbimin içi.
geldim işte mevsim gibi kapına
gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.

açılan bir gülsün sen yaprak yaprak
ben aşkımla bahar getirdim sana;
tozlu yollarından geçtiğim uzak
iklimden şarkılar getirdim sana.

şeffaf damlalarla titreyen, ağır
koncanın altında bükülmüş her sak.
seninçin dallardan süzülen ıtır,
seninçin karanfil, yasemin zambak...

bir kuş sesi gelir dudaklarından;
gözlerin, gönlümde açan nergisler.
düşen öpüşlerdir dudaklarından
mor akasyalarda ürperen seher.

pencerenden bir gül attığın zaman
ışıkla dolacak kalbimin içi.
geçiyorum mevsim gibi kapından
gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.
devamını gör...
1909.
harbiden tekrar karanlık çöktü yeryüzüne
kapandı yeryüzündeki tüm ışıklar birer birer

gece tüm gizemiyle, güzelliğiyle geldi tekrar
saklı gecede tüm gerçekler bütün çıplaklığıyla

çık gel sende artık gece de bir ay gibi
parla ve aydınlat gecenin gizemini

ormancı...
devamını gör...
1910.
bir tabut gibi çöker omuzlarıma
bir ölünün iç çekmesi olur rüzgar
hüzünle düşünürüm uzaktaki bir evi

yıldızlar sayılmaz: hasret uzakta
hasreti bir ben bilirim

bir de gecenin gözlerindeki baykuş
baykuş kötü kuş baykuş çirkin kuş
onu hüznümle güzelleştiririm. hüznümle
süsler. bir damın üstüne oturturum
süsler. damımın üstüne oturturum

-sizi hiç bu kadar yakından görmedimdi

yıldızlar sayılmaz: hasret uzakta

abimin acıyla yontulmuş yüzü
yaşlı bir güvercin gibi düşer avuçlarıma
dağılır ses olur acısı
ezberlediğim bir öğüdü yineler bana

-çocuğum üşütme yüreğini
şimdi hüzün mevsimidir bütün şiirleri gezen

ben doğma büyüme evciyim göç benim harcım değil
hasret bana çabuk dokunur yalnızken karanlıktan
korkarım

mesela mevsim kışsa yağmur yağıyorsa
mesela annem de yoksa yanımda
mesela, şimşek de çakıyorsa ben çok korkarım ağlarım

-ana bana kurşun dök. dua oku. üfle ana
ana ben daha çok küçüğüm. bana ninni söyle ana

yalnızım. bunu hep söylüyorum
yalnızım. bunu hep söylüyorum

geceyi çarmıha geriyorum kimseler tapmıyor
hüznümü ölçeğe vuruyorum yüreğine sığmıyor
her şey ne kadar olabilir meraklanıyorum
yüzüme dokundukça tırnaklarım kanıyor
yalnızlığımı hüznümle yoğuran gece
öyle basitsin ki sen bütün şiirlerin içinde
biliyorum. biliyorum bunu da biliyorum
gökteki yıldızlar kadar dizeler yazılsa da
kendime kendimden başka kendim yok
ne utancımı kuşanan bir sevgi
ne çirkinliğimi öpen bir kız

yalnızlığımdan yalnızlığım yalnız

-ana bana bir hal oldu. hep böyle titriyorum
ana çok üşüyorum, ıhlamur ısıt bana

yıldızlar sayılmaz: hasret uzakta
ben sevgiye hasretim, sevgi uzakta

ey insanlar
ey gecede unutulmuşluğumun yargıçları
iğrenerek öpüyorum parmaklarınızı
iğrenerek. hepinizi kucaklıyorum ilkin
ağzınızı dudaklarınızı dişlerinizi öpüyorum
bilmiyorsunuz. ben kendimi öpüyorum

cinsel bir çiftleşmedir çarşaflar
ıslak bir gece en fazla kendini çoğaltır
bir solucan vücuduna yeni bir halka ekler
döllenir acı. sevişme daha da erselikleşir

-hü'yü tanıdım size anlatmalıyım bir gün
size bir gün mutlaka hü'yü anlatmalıyım

geceyse
tükenmişse güneşin güçlülüğü
gök gözlerinin buğusunu yansıtır
senin acın acıların ölümüne gebedir
korkma yavrum
ne gece ne geceler senin
suçsuz mızıkçılığını küçültemez
bir çirkini öpmek için uzattığın yüreğini

güzelleşip bir sevginin göğsüne yatmak biraz
biraz yorgun biraz korkak bir insan sevmek biraz
dayayıp sırtını gecenin duvarına
bir ölünün ağzını dudağını öpmek biraz

yıldızlar sayılmaz: hasret uzakta
ben sevgiye hasretim, sevgi uzakta

ey kanımda tefler çalan mevsimle gelen
sesimi çakallarla boğan gece
hüznüme vur acımı soy
beni de kuşat
boris karlof kadar masum yüzümü
karanlığınla frenkeştaynla
çünkü artık büyütmeliyim içimde nefreti
kalbim ki yıllardır iyiliğe abone
nerde bir insan görse
bırakır sevgi kuşlarını
çünkü o bağışlar yargıçlarını
kendi yasalarını kuramıyan yargıçlarını

ey gecede unutulmuşluğumun suçluları
ey yanlışlığımın yanlış yargılayıcıları
suçum: nefreti öksüz bırakmak
savunmam: sevgimi yüceltmek içindir
sakalım yok biliyorum ama kötü değilim
büyükleri sayarım küçükleri severim
çocukları incitmeden severim. kadını öpmesini
bilirim

sizi de sizi de öpmesini bilirim

-ana ben çok yalnızım. benim başka sevgim yok
içimde utanç çiçeği gibi büyüyor hü

kural tanımayan sevgim benim
aykırım fizikötem doğaüstüm yanlışlığım
aşkım. sevgili yanılgım benim başyargıcım
nefretim nefretim nerdesin

kalbim
bir gün elbette sana hükmedeceğim

elbet geçer bu hüzün mevsimi
bir baykuş bir serçeyle arkadaş olduğu gün
o gün size sevinci de anlatıcam
bir solucan bir leylekle çiftleştiği gün
o gün bahar mevsimidir size aşkı anlatacağım

ve bir gün elbette yıldızları sayacağım

-gelin kucaklayın beni. yıldızları sayamıyorum.


arkadaş zekai özger.
devamını gör...
1911.
nasıl etmeli de ağlayabilmeli
farkına bile varmadan?
nasıl etmeli de ağlayabilmeli
ayıpsız,
aşikare,
yağmur misâli?

neylersin alışkanlık,
için kan ağlarken yüzün güler,
dikilitaş gibi dinelirsin yine.
yavrum, erişmek ne müşkülmüş meğer,
anneler gibi ağlamanın yiğitliğine?

nazım hikmet - ağlamak meselesi
devamını gör...
1912.
memnuniyet

benden zarar gelmez
kovanındaki arıya
yuvasındaki kuşa;
ben kendi halimde yaşarım
şapkamın altında.
sebepsiz gülüşüm caddelerde


rüştü onur.
devamını gör...
1913.
benden içeri bir ben daha var
sığmaz içimde taşar sen diye
koşar gönlümde deli bir tay
sığmaz içimde taşar sen diye
kilit vurmuşsun yüreğine
ulaşamıyorum güzelliğine
ne yapsam, ne etsem boş gibi
aç artık gönlünün kapılarını
sana geldim tüm benliğimle

ormancı...
devamını gör...
1914.
belki hiç okumayacağın,
notlar sıkıştırdım dizelerimin arasına.
kaygılı kıvranışlarda değil,
büyülü düşlerinin tamamıyla hatırla beni.

sssa
devamını gör...
1915.
bir gün gelir de unuturmuş insan
en sevdiği hatıraları bile..
bari sen her gece yorgun sesiyle,
saat on ikiyi vurduğu zaman
beni unutma...
devamını gör...
1916.
ben sana hep üşüyordum,
çünkü kıştım.
nakıştım, bakıştım.
inkar etmiyorum da bunu,
seni sevmek gibi büyük işlere kalkıştım.
ve lütfen inkar etme;
sana en çok ben yakıştım.

özdemir asaf.
devamını gör...
1917.

seziyorum ki kaçacaksın..
yalvaramam koşamam
ama sesini bırak bende
biliyorum ki kopacaksın
tutamam saçlarından
ama kokunu bırak bende
anlıyorum ki ayrılacaksın
cok yıkkınım yıkılamam
ama rengini bırak bende
duyumsuyorum ki yiteceksin
en büyük acım olacak
ama ısını bırak bende
ayrımsıyorum ki unutacaksın
acı kurşun bir okyanus
ama tadını bırak bende
nasıl olsa gideceksin
hakkım yok durdurmaya
ama kendini bırak bende
devamını gör...
1918.

uzun saçlar yakışırdı sana uzun yıllar
bir gökyüzü bitince öteki başlardı
çevik taylar dururdu güneşte olgun başaklar
gölgelikler dururdu,
ovalar aydınlıkta dururdu
bulut geçti derdik bilemedin
ya da yağmur yağacak derdik
fesleğen saksıda güzel dururdu
bak bu olacak şey mi kömür beni vurdu
ayaklarım aldı başını gitti
ellerim kaldı duvarda
kalk ne olur pencereyi aç
uzun saçlar yakışırdı sana uzun yıllar
bir gökyüzü bitince öteki başlardı.
devamını gör...
1919.

kandilli yüzerken uykularda
mehtabı sürükledik sularda

bir yoldu parıldayan gümüşten
gittik bahs açmadık dönüşten

hulya tepeler hayal ağaçlar
durgun suda dinlenen yamaçlar

mevsim sonu öyle bir zaman ki
gaip bir musikiydi sanki

gitmiş kaybolmuşuz uzakta
rüya sona ermeden şafakta


yahya kemal beyatlı-gece
devamını gör...
1920.

çaresizliğim ertelenebilir hanımeli
yardım et
bu en berbat anında aşkın
bu artık kanser
yüzünde gözleri olmayan ölümün
önden görünüşüdür
al dizginlerini eline içimden geç

tohumluk sözcükler dersem
en büyük acılarımı kulisten izlesem

eski bir tanıdık uygunsuzluğu
bu en berbat anında aşkın
köprücük kemiklerinde sızlayan şimdi
o konuştukça yüzün gözün kül içinde
murdar eder tutukluğunu

şenliğimdi
kesik bir el gibi yabancılaşan
baykuş uçuşuyla küpeli sabahlara geçerdik
küçük ayrılıklarla zembereklerimizi denerdik
unutkanlığım hoşgörülebilir hanımeli
bu en berbat anında aşkın
bu insan olma tavında
yalnızlığım savuşmuyor söz yordamıyla,

onca gayretli hedefsen
attığını vurur şarkılar
utana sıkıla içlensem

kimse suçlu değil
ben özellikle masumum
bu en berbat anında aşkın
bu çürük çarık öğüt mezatında
gülücüklü bir ad arıyorum pişmanlığıma
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"geceye bir şiir bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim