geceye bir şiir bırak
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
başlık "delirmiş_psikolog" tarafından 07.11.2020 20:02 tarihinde açılmıştır.
3321.
edebinle yat
edebiyat.
mıhllettin abi
edebiyat.
mıhllettin abi
devamını gör...
3322.
herkesin herkesten biraz almak istediği bu çağda/ sen birinin her şeyi olmak istiyorsun/
birinin/
ama her şeyi/
seyyidhan kömürcü - yastığının altındaki muska mektubu
birinin/
ama her şeyi/
seyyidhan kömürcü - yastığının altındaki muska mektubu
devamını gör...
3323.
aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten
iyi nişan alırdı kendini asan zenci,
bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci
çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen
ülkü tamer
üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten
iyi nişan alırdı kendini asan zenci,
bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci
çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen
ülkü tamer
devamını gör...
3324.
bazı insanların
bazı insanların anlaşılmazdır duyguları
sevgileri, nefretleri
yalnızca içinde yaşarlar
kimsenin anlaması gerekmeyen
bir suyun içinde yaşar gibi
kapatıldıkları belirsizliği
- murathan mungan
bazı insanların anlaşılmazdır duyguları
sevgileri, nefretleri
yalnızca içinde yaşarlar
kimsenin anlaması gerekmeyen
bir suyun içinde yaşar gibi
kapatıldıkları belirsizliği
- murathan mungan
devamını gör...
3325.
yeniden doğmayı öğrenen dolunay gibiyim aslında.
tam değil,
eksik de değil.
sanki gökyüzü bir süreliğine beni unutmuş da,
sonra hatırlayıp
ışığını parça parça bana geri vermiş gibi.
deniz bunu çok derinden biliyor.
bu yüzden her gece,
kimse fark etmezken,
yüzeyine düşen gümüş izlerini saklıyor benim için.
bir kıyıda oturuyorum.
elimdeki kadehte kırmızı bir şarap,
içimde yıllardır kimseye tam anlatamadığım
birkaç deprem,
birkaç veda,
birkaç yarım kalmış şehir.
kadehimi dudaklarıma götürdüğümde
şarap değil de
zamanın kendisi eksiliyor sanki.
ve sonra sigaramı yakıyorum.
çakmağın alevi,
bir anlığına gözlerimde beliriyor.
küllerimden çıkmaya çalışan biri değilim ki ben, çok gereksiz bu hüzün.
ben,
yanmış olmasına rağmen
içimdeki koru kimseye vermemiş, o alevi saklamış biriyim.
o yüzden bazı insanlar beni güçlü sanıyor.
oysa güç değil bu.
bu,
bütün kayıplara rağmen
bir köpeğin başını okşayabilmek.
bir ağacın gölgesinde kahve içmek isteyebilmek.
hâlâ dünyayı görmek istemek.
hâlâ inanmak.
dolunay denize vurdukça
suyun üzerinde ikinci bir gökyüzü oluşuyor.
ben de biraz öyleyim aslında.
insanların gördüğü ben var.
bir de geceleri ortaya çıkan,
kimsenin tam ulaşamadığı benliğim.
biri konuşuyor.
diğeri düşünüyor.
biri gülümsüyor.
diğeri çok uzaklara bakıyor.
ve bazen,
denize yansıyan ayla
bana benzeyen o ikinci benliğimin
aynı şey olduğunu düşünüyorum:
ikisi de aslında gökyüzüne ait.
sadece bir süreliğine
suya düşmüşler.
ve gece ilerledikçe,
şarabın son yudumu da bittiğinde,
sigaramdan ince bir duman yükseliyor.
ay biraz daha tamamlanıyor.
deniz biraz daha sakinleşiyor.
ben biraz daha kendime dönüyorum.
-ikati
tam değil,
eksik de değil.
sanki gökyüzü bir süreliğine beni unutmuş da,
sonra hatırlayıp
ışığını parça parça bana geri vermiş gibi.
deniz bunu çok derinden biliyor.
bu yüzden her gece,
kimse fark etmezken,
yüzeyine düşen gümüş izlerini saklıyor benim için.
bir kıyıda oturuyorum.
elimdeki kadehte kırmızı bir şarap,
içimde yıllardır kimseye tam anlatamadığım
birkaç deprem,
birkaç veda,
birkaç yarım kalmış şehir.
kadehimi dudaklarıma götürdüğümde
şarap değil de
zamanın kendisi eksiliyor sanki.
ve sonra sigaramı yakıyorum.
çakmağın alevi,
bir anlığına gözlerimde beliriyor.
küllerimden çıkmaya çalışan biri değilim ki ben, çok gereksiz bu hüzün.
ben,
yanmış olmasına rağmen
içimdeki koru kimseye vermemiş, o alevi saklamış biriyim.
o yüzden bazı insanlar beni güçlü sanıyor.
oysa güç değil bu.
bu,
bütün kayıplara rağmen
bir köpeğin başını okşayabilmek.
bir ağacın gölgesinde kahve içmek isteyebilmek.
hâlâ dünyayı görmek istemek.
hâlâ inanmak.
dolunay denize vurdukça
suyun üzerinde ikinci bir gökyüzü oluşuyor.
ben de biraz öyleyim aslında.
insanların gördüğü ben var.
bir de geceleri ortaya çıkan,
kimsenin tam ulaşamadığı benliğim.
biri konuşuyor.
diğeri düşünüyor.
biri gülümsüyor.
diğeri çok uzaklara bakıyor.
ve bazen,
denize yansıyan ayla
bana benzeyen o ikinci benliğimin
aynı şey olduğunu düşünüyorum:
ikisi de aslında gökyüzüne ait.
sadece bir süreliğine
suya düşmüşler.
ve gece ilerledikçe,
şarabın son yudumu da bittiğinde,
sigaramdan ince bir duman yükseliyor.
ay biraz daha tamamlanıyor.
deniz biraz daha sakinleşiyor.
ben biraz daha kendime dönüyorum.
-ikati
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167