geceye bir şiir bırak
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
başlık "delirmiş_psikolog" tarafından 07.11.2020 20:02 tarihinde açılmıştır.
3281.
o kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.
utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer
yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.
korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.
o kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.
daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.
belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.
çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.
yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.
düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.
su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.
rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.
o büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.
o kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.
bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.
kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.
anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.
uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.
ıssız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.
yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.
inanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.
gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.
ıssızlığa teslim olmazdı sahiller,
kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.
sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya canım ellerini tutmak isterse...
evet sevgili,
kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!
can yücel
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.
utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer
yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.
korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.
o kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.
daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.
belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.
çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.
yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.
düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.
su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.
rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.
o büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.
o kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.
bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.
kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.
anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.
uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.
ıssız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.
yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.
inanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.
gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.
ıssızlığa teslim olmazdı sahiller,
kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.
sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya canım ellerini tutmak isterse...
evet sevgili,
kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!
can yücel
devamını gör...
3282.
bulmak
bir an kayboldun gibi! yaşadım kıyameti
yoruldun ama buldun ey kalbim emaneti
yeniden su yürüdü dalıma yaprağıma
bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma
çiçeğe durdu kalbim içtim parmaklarından
göz çeşmem suya erdi sevda kaynaklarından
bir aydınlık denizin sonsuz derinliğinde
yüzüyorum gözünün yeşil serinliğinde
bir ışık bir kelebek biraz çiçek biraz kuş
yeni bir ülke yüzün ellerimde kaybolmuş
soluğum bir kuş gibi uçuyor ellerinde
kapılıp gidiyorum saçının sellerine
gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar
bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar
bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın
sesin ne kadar sıcak sesin ne kadar yakın
tabiat bembeyaz bir gelinlik giymiş gibi
yüzüme kar yağıyor sanki elinmiş gibi
sensiz geçen zamanı belli yaşamamışım
sensizlik bir kuyuymuş onu aşamamışım
bir yol buldum öteye geçerek gözlerinden
işte yeni bir dünya peygamber sözlerinden
ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm
ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm
erdem beyazıt
bir an kayboldun gibi! yaşadım kıyameti
yoruldun ama buldun ey kalbim emaneti
yeniden su yürüdü dalıma yaprağıma
bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma
çiçeğe durdu kalbim içtim parmaklarından
göz çeşmem suya erdi sevda kaynaklarından
bir aydınlık denizin sonsuz derinliğinde
yüzüyorum gözünün yeşil serinliğinde
bir ışık bir kelebek biraz çiçek biraz kuş
yeni bir ülke yüzün ellerimde kaybolmuş
soluğum bir kuş gibi uçuyor ellerinde
kapılıp gidiyorum saçının sellerine
gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar
bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar
bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın
sesin ne kadar sıcak sesin ne kadar yakın
tabiat bembeyaz bir gelinlik giymiş gibi
yüzüme kar yağıyor sanki elinmiş gibi
sensiz geçen zamanı belli yaşamamışım
sensizlik bir kuyuymuş onu aşamamışım
bir yol buldum öteye geçerek gözlerinden
işte yeni bir dünya peygamber sözlerinden
ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm
ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm
erdem beyazıt
devamını gör...
3283.
bir daha anladım denize karşı
uzandım sandala yumdum gözlerimi,
yaşamak mademki bunca güzel
dövüşülür uğrunda ölünür.
anladım ki hürriyet aşkı barış aşkı,
yaşama sevincinden ayrı değil.
günümüz bu inançla böyle taze
mavilik bu yüzden pırıl pırıl
oktay rifat - bütün şiirler
uzandım sandala yumdum gözlerimi,
yaşamak mademki bunca güzel
dövüşülür uğrunda ölünür.
anladım ki hürriyet aşkı barış aşkı,
yaşama sevincinden ayrı değil.
günümüz bu inançla böyle taze
mavilik bu yüzden pırıl pırıl
oktay rifat - bütün şiirler
devamını gör...
3284.
bilsem ki sana varmak içindi
bütün mola sancıları
bütün stabilize arkadaşlıklar
daha hızlı koşardım
severadım gelirdim
gözlerinin mercan maviliğine *
bütün mola sancıları
bütün stabilize arkadaşlıklar
daha hızlı koşardım
severadım gelirdim
gözlerinin mercan maviliğine *
devamını gör...
3285.
3286.
ben şiir miir sevmem ama şu dizeler zihnimde yer etti:
ve biz, milyarlarca aşkın, yalanın, alçaklığın, kahramanlığın; kapıları, kapakları, kuş uçurmaz uzaklıkları ve ayrılıklarıyla, kahrolası yasaklarıyla, bu acayip kaos karanlığında, biz ikimiz! iki müthiş hasret, iki parça can.
ahmed arif
ve biz, milyarlarca aşkın, yalanın, alçaklığın, kahramanlığın; kapıları, kapakları, kuş uçurmaz uzaklıkları ve ayrılıklarıyla, kahrolası yasaklarıyla, bu acayip kaos karanlığında, biz ikimiz! iki müthiş hasret, iki parça can.
ahmed arif
devamını gör...
3287.
3288.
(bkz: turgut uyar)
göğe bakma durağı
ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
şu aranıp duran korkak ellerimi tut
bu evleri atla bu evleri de bunları da
göğe bakma durağı
ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
şu aranıp duran korkak ellerimi tut
bu evleri atla bu evleri de bunları da
devamını gör...
3289.
hayat,bir zafere bağlılığın keşkelere dönüşmesiydi.
içimizde ki parmaklıkların güneşe özlemiydi yaşamak.
düştüğün her çukurdan çıkmasını bilmekti nefes almak.
üşümemek için üzerine örttüğün yorganın sıcaklığında ısınmaktı kısmi huzur.
içimizde ki parmaklıkların güneşe özlemiydi yaşamak.
düştüğün her çukurdan çıkmasını bilmekti nefes almak.
üşümemek için üzerine örttüğün yorganın sıcaklığında ısınmaktı kısmi huzur.
devamını gör...
3290.
3291.
yaz biterken.
devamını gör...
3292.
şehriyar'ın efsane şiiri haydar baba'ya selam hayatının çocukluktan vardığı noktaya kadar çok güzel anlatısı.çok uzun olduğundan çocukluğundan kesit bırakayım;
.....
‘emmecan’ın bal bellesin yeyerdim,
sondan durub üs donumu geyerdim,
bahçalarda tiringeni deyerdim,
ay özümü o ezdiren günlerim,
ağac minib, at gezdiren günlerim.
heçi hala çayda paltar yuvardı,
memmed sadık damlarını suvardı,
heç bilmezdik dağdı, daşdı, divardı
her yan geldi, şıllak atıb aşardık,
allah, ne koş, gamsız-gamsız yaşardık.
.....
bizde;
can hala'dan kaymak ile bal yerdim,
sonra gidip elbisemi giyerdim,
bahçelerde şarkı,türkü söylerdim,
ey kendimce nazlandığım günlerim,
ağaç atla gezindiğim günlerim.
halam çayda çamaşırını ovardı,
mehmet sadık damlarını sıvardı,
hiç bilmezdik dağdı,taştı,divardı,
nere olsa hoplayarak aşardık,
allah,ne hoş, gamsız gamsız yaşardık.
.....
‘emmecan’ın bal bellesin yeyerdim,
sondan durub üs donumu geyerdim,
bahçalarda tiringeni deyerdim,
ay özümü o ezdiren günlerim,
ağac minib, at gezdiren günlerim.
heçi hala çayda paltar yuvardı,
memmed sadık damlarını suvardı,
heç bilmezdik dağdı, daşdı, divardı
her yan geldi, şıllak atıb aşardık,
allah, ne koş, gamsız-gamsız yaşardık.
.....
bizde;
can hala'dan kaymak ile bal yerdim,
sonra gidip elbisemi giyerdim,
bahçelerde şarkı,türkü söylerdim,
ey kendimce nazlandığım günlerim,
ağaç atla gezindiğim günlerim.
halam çayda çamaşırını ovardı,
mehmet sadık damlarını sıvardı,
hiç bilmezdik dağdı,taştı,divardı,
nere olsa hoplayarak aşardık,
allah,ne hoş, gamsız gamsız yaşardık.
devamını gör...
3293.
süblimleşme
içimdeki yanan bu ateş
önüne geçen her canlıyı kül ediyor
her ağacı, her hayvanı, her insanı...
planım bu değildi. yemin ederim...
sever miydin beni yine böyle ahmak olsam?
önemser miydin beni yine böyle bencil olsam?
değer verir miydin beni yine böyle kıskanç olsam?
yaklaşır mıydın yanan bu cehennem ateşine?
verdiğin bu paha biçilemez şeyi taşıyamıyorum
elime geçen her mücevheri parçalıyorum
omzuma yaklaşan her eli, değdiğine pişman ediyorum.
ben yalnızlık bilmez bir düzenbazım.
yanan bu ateş diniyor, şimdi yaklaşıyorum balkona
sakin soğuk, benim gibi bir şeytanı dindiriyor
seriliyorum yere, sakin rüzgar bedenimi kaplıyor
etrafta karanlık dağları saran bir atmosfer var
uzaklara bakmaya başlıyorum, beynim soluyor
koyu mavi yorgan bedenimi kapladıkça
vücudumdan göç ediyorum.
içimdeki yanan bu ateş
önüne geçen her canlıyı kül ediyor
her ağacı, her hayvanı, her insanı...
planım bu değildi. yemin ederim...
sever miydin beni yine böyle ahmak olsam?
önemser miydin beni yine böyle bencil olsam?
değer verir miydin beni yine böyle kıskanç olsam?
yaklaşır mıydın yanan bu cehennem ateşine?
verdiğin bu paha biçilemez şeyi taşıyamıyorum
elime geçen her mücevheri parçalıyorum
omzuma yaklaşan her eli, değdiğine pişman ediyorum.
ben yalnızlık bilmez bir düzenbazım.
yanan bu ateş diniyor, şimdi yaklaşıyorum balkona
sakin soğuk, benim gibi bir şeytanı dindiriyor
seriliyorum yere, sakin rüzgar bedenimi kaplıyor
etrafta karanlık dağları saran bir atmosfer var
uzaklara bakmaya başlıyorum, beynim soluyor
koyu mavi yorgan bedenimi kapladıkça
vücudumdan göç ediyorum.
devamını gör...
3294.
3295.
damdan düştü ismail ağa,
kuyruğu titretti
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
“damdan düştü ismail ağa
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
“damdan düştü ismail ağa
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
“damdan düştü ismail ağa
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
“damdan düştü ismail ağa
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
“damdan düştü ismail ağa
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
“damdan düştü ismail ağa
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
“damdan düştü ismail ağa
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
----------------------------------
kuyruğu titretti
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
“damdan düştü ismail ağa
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
“damdan düştü ismail ağa
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
“damdan düştü ismail ağa
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
“damdan düştü ismail ağa
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
“damdan düştü ismail ağa
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
“damdan düştü ismail ağa
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
“damdan düştü ismail ağa
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
----------------------------------
devamını gör...
3296.
gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim
ne bir ortak sevinciniz kaldı sizi çoğaltacak
ne bir içten dostunuz var acınızı alacak
unuttunuz nicedir paylaşmanın mutluluğunu;
toprağı rüzgârı denizi göğü
o her zaman bir insanla anlamlı
tükenmez bir hazine gibi kendini sunan doğayı
unuttunuz, gömülüp günlük çıkarların
ve ucuz korkuların kör kuyularına
daraldıkça daraldı dünyaya açılan pencereniz.
fırlayıp ilk ışıklarıyla günün dağınık yataklardan
koşaradım gidiyorsunuz işinize değişmeyen yollardan.
kurulmuş saatler gibi günboyu çalışıp tekdüze
uzayan gölgelerle koşaradım dönüyorsunuz evinize.
ne kadar uzaksa bir felaket sizden o kadar mutlusunuz
unuttunuz başkalarının acısını duymayı
küçük çıkarların büyük kurnazları
alışverişe döndü tüm ilişkileriniz, hesaplı, planlı
sevgileriniz ayaküstü, ilgileriniz koşaradım
unuttunuz konuşmayı kendinizi vererek
düşünmeden bir başka şeyi, içten yalın dürüst
dışa vurmayı duygularınızı
unuttunuz, neydi bir ince söze yakışan en güzel davranış.
gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim
-ki bu en büyük kötülüktür size-
yıkanmıyor bir kez olsun yüreğiniz yağmurlarla
denizler boşuna devinip duruyor bir çarşaf gibi
gerip ufkunuza mavisini, çiçekler her bahar
uyanışın türküsünü söylüyor da görmüyorsunuz
sizin adınıza dünyanın pek çok yerinde
insanlar dövüşüyor ellerinde yürekleri birer ülke
anlamıyorsunuz inançlarını bir kez düşünmüyorsunuz.
ömrünüzü güzelleştirecek bir şey almadan hayattan
bir şeyler bırakmadan ardınızda gelecek adına
koşaradım tükeniyorsunuz insan kardeşlerim
koşaradım
duymadan bir gün olsun dünyayı iliklerinizde... *
ne bir ortak sevinciniz kaldı sizi çoğaltacak
ne bir içten dostunuz var acınızı alacak
unuttunuz nicedir paylaşmanın mutluluğunu;
toprağı rüzgârı denizi göğü
o her zaman bir insanla anlamlı
tükenmez bir hazine gibi kendini sunan doğayı
unuttunuz, gömülüp günlük çıkarların
ve ucuz korkuların kör kuyularına
daraldıkça daraldı dünyaya açılan pencereniz.
fırlayıp ilk ışıklarıyla günün dağınık yataklardan
koşaradım gidiyorsunuz işinize değişmeyen yollardan.
kurulmuş saatler gibi günboyu çalışıp tekdüze
uzayan gölgelerle koşaradım dönüyorsunuz evinize.
ne kadar uzaksa bir felaket sizden o kadar mutlusunuz
unuttunuz başkalarının acısını duymayı
küçük çıkarların büyük kurnazları
alışverişe döndü tüm ilişkileriniz, hesaplı, planlı
sevgileriniz ayaküstü, ilgileriniz koşaradım
unuttunuz konuşmayı kendinizi vererek
düşünmeden bir başka şeyi, içten yalın dürüst
dışa vurmayı duygularınızı
unuttunuz, neydi bir ince söze yakışan en güzel davranış.
gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim
-ki bu en büyük kötülüktür size-
yıkanmıyor bir kez olsun yüreğiniz yağmurlarla
denizler boşuna devinip duruyor bir çarşaf gibi
gerip ufkunuza mavisini, çiçekler her bahar
uyanışın türküsünü söylüyor da görmüyorsunuz
sizin adınıza dünyanın pek çok yerinde
insanlar dövüşüyor ellerinde yürekleri birer ülke
anlamıyorsunuz inançlarını bir kez düşünmüyorsunuz.
ömrünüzü güzelleştirecek bir şey almadan hayattan
bir şeyler bırakmadan ardınızda gelecek adına
koşaradım tükeniyorsunuz insan kardeşlerim
koşaradım
duymadan bir gün olsun dünyayı iliklerinizde... *
devamını gör...
3297.
seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey...
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey...
devamını gör...
3298.
devamını gör...
3299.
“dünyanın en uzun gecesi 21 aralık değil, beni terk ettiğin gecedir, beni üzdüğün yorduğun yıprattığın gecedir. bir kabahat mi kendinden başka birine hayranlık beslemek. gerçekten kırıyorsun beni, bir nedeni yok yalnızca öptüm.“
devamını gör...
3300.
ruhum ölüm rüzgarlarına eş,
ışık yok gecemde, gündüzümde.
gözlerim görmüyor... lâkin güneş
o her zaman, her zaman yüzümde.
güneş, orhan veli kanık.
ışık yok gecemde, gündüzümde.
gözlerim görmüyor... lâkin güneş
o her zaman, her zaman yüzümde.
güneş, orhan veli kanık.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167




