geceye bir şiir bırak
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
başlık "delirmiş_psikolog" tarafından 07.11.2020 20:02 tarihinde açılmıştır.
3281.
3282.
(bkz: turgut uyar)
göğe bakma durağı
ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
şu aranıp duran korkak ellerimi tut
bu evleri atla bu evleri de bunları da
göğe bakma durağı
ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
şu aranıp duran korkak ellerimi tut
bu evleri atla bu evleri de bunları da
devamını gör...
3283.
hayat,bir zafere bağlılığın keşkelere dönüşmesiydi.
içimizde ki parmaklıkların güneşe özlemiydi yaşamak.
düştüğün her çukurdan çıkmasını bilmekti nefes almak.
üşümemek için üzerine örttüğün yorganın sıcaklığında ısınmaktı kısmi huzur.
içimizde ki parmaklıkların güneşe özlemiydi yaşamak.
düştüğün her çukurdan çıkmasını bilmekti nefes almak.
üşümemek için üzerine örttüğün yorganın sıcaklığında ısınmaktı kısmi huzur.
devamını gör...
3284.
3285.
yaz biterken.
devamını gör...
3286.
şehriyar'ın efsane şiiri haydar baba'ya selam hayatının çocukluktan vardığı noktaya kadar çok güzel anlatısı.çok uzun olduğundan çocukluğundan kesit bırakayım;
.....
‘emmecan’ın bal bellesin yeyerdim,
sondan durub üs donumu geyerdim,
bahçalarda tiringeni deyerdim,
ay özümü o ezdiren günlerim,
ağac minib, at gezdiren günlerim.
heçi hala çayda paltar yuvardı,
memmed sadık damlarını suvardı,
heç bilmezdik dağdı, daşdı, divardı
her yan geldi, şıllak atıb aşardık,
allah, ne koş, gamsız-gamsız yaşardık.
.....
bizde;
can hala'dan kaymak ile bal yerdim,
sonra gidip elbisemi giyerdim,
bahçelerde şarkı,türkü söylerdim,
ey kendimce nazlandığım günlerim,
ağaç atla gezindiğim günlerim.
halam çayda çamaşırını ovardı,
mehmet sadık damlarını sıvardı,
hiç bilmezdik dağdı,taştı,divardı,
nere olsa hoplayarak aşardık,
allah,ne hoş, gamsız gamsız yaşardık.
.....
‘emmecan’ın bal bellesin yeyerdim,
sondan durub üs donumu geyerdim,
bahçalarda tiringeni deyerdim,
ay özümü o ezdiren günlerim,
ağac minib, at gezdiren günlerim.
heçi hala çayda paltar yuvardı,
memmed sadık damlarını suvardı,
heç bilmezdik dağdı, daşdı, divardı
her yan geldi, şıllak atıb aşardık,
allah, ne koş, gamsız-gamsız yaşardık.
.....
bizde;
can hala'dan kaymak ile bal yerdim,
sonra gidip elbisemi giyerdim,
bahçelerde şarkı,türkü söylerdim,
ey kendimce nazlandığım günlerim,
ağaç atla gezindiğim günlerim.
halam çayda çamaşırını ovardı,
mehmet sadık damlarını sıvardı,
hiç bilmezdik dağdı,taştı,divardı,
nere olsa hoplayarak aşardık,
allah,ne hoş, gamsız gamsız yaşardık.
devamını gör...
3287.
süblimleşme
içimdeki yanan bu ateş
önüne geçen her canlıyı kül ediyor
her ağacı, her hayvanı, her insanı...
planım bu değildi. yemin ederim...
sever miydin beni yine böyle ahmak olsam?
önemser miydin beni yine böyle bencil olsam?
değer verir miydin beni yine böyle kıskanç olsam?
yaklaşır mıydın yanan bu cehennem ateşine?
verdiğin bu paha biçilemez şeyi taşıyamıyorum
elime geçen her mücevheri parçalıyorum
omzuma yaklaşan her eli, değdiğine pişman ediyorum.
ben yalnızlık bilmez bir düzenbazım.
yanan bu ateş diniyor, şimdi yaklaşıyorum balkona
sakin soğuk, benim gibi bir şeytanı dindiriyor
seriliyorum yere, sakin rüzgar bedenimi kaplıyor
etrafta karanlık dağları saran bir atmosfer var
uzaklara bakmaya başlıyorum, beynim soluyor
koyu mavi yorgan bedenimi kapladıkça
vücudumdan göç ediyorum.
içimdeki yanan bu ateş
önüne geçen her canlıyı kül ediyor
her ağacı, her hayvanı, her insanı...
planım bu değildi. yemin ederim...
sever miydin beni yine böyle ahmak olsam?
önemser miydin beni yine böyle bencil olsam?
değer verir miydin beni yine böyle kıskanç olsam?
yaklaşır mıydın yanan bu cehennem ateşine?
verdiğin bu paha biçilemez şeyi taşıyamıyorum
elime geçen her mücevheri parçalıyorum
omzuma yaklaşan her eli, değdiğine pişman ediyorum.
ben yalnızlık bilmez bir düzenbazım.
yanan bu ateş diniyor, şimdi yaklaşıyorum balkona
sakin soğuk, benim gibi bir şeytanı dindiriyor
seriliyorum yere, sakin rüzgar bedenimi kaplıyor
etrafta karanlık dağları saran bir atmosfer var
uzaklara bakmaya başlıyorum, beynim soluyor
koyu mavi yorgan bedenimi kapladıkça
vücudumdan göç ediyorum.
devamını gör...
3288.
3289.
damdan düştü ismail ağa,
kuyruğu titretti
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
“damdan düştü ismail ağa
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
“damdan düştü ismail ağa
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
“damdan düştü ismail ağa
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
“damdan düştü ismail ağa
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
“damdan düştü ismail ağa
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
“damdan düştü ismail ağa
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
“damdan düştü ismail ağa
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
----------------------------------
kuyruğu titretti
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
“damdan düştü ismail ağa
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
“damdan düştü ismail ağa
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
“damdan düştü ismail ağa
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
“damdan düştü ismail ağa
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
“damdan düştü ismail ağa
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
“damdan düştü ismail ağa
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
“damdan düştü ismail ağa
alıp götürdüler mezara
yazdılar mezar taşına:
----------------------------------
devamını gör...
3290.
gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim
ne bir ortak sevinciniz kaldı sizi çoğaltacak
ne bir içten dostunuz var acınızı alacak
unuttunuz nicedir paylaşmanın mutluluğunu;
toprağı rüzgârı denizi göğü
o her zaman bir insanla anlamlı
tükenmez bir hazine gibi kendini sunan doğayı
unuttunuz, gömülüp günlük çıkarların
ve ucuz korkuların kör kuyularına
daraldıkça daraldı dünyaya açılan pencereniz.
fırlayıp ilk ışıklarıyla günün dağınık yataklardan
koşaradım gidiyorsunuz işinize değişmeyen yollardan.
kurulmuş saatler gibi günboyu çalışıp tekdüze
uzayan gölgelerle koşaradım dönüyorsunuz evinize.
ne kadar uzaksa bir felaket sizden o kadar mutlusunuz
unuttunuz başkalarının acısını duymayı
küçük çıkarların büyük kurnazları
alışverişe döndü tüm ilişkileriniz, hesaplı, planlı
sevgileriniz ayaküstü, ilgileriniz koşaradım
unuttunuz konuşmayı kendinizi vererek
düşünmeden bir başka şeyi, içten yalın dürüst
dışa vurmayı duygularınızı
unuttunuz, neydi bir ince söze yakışan en güzel davranış.
gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim
-ki bu en büyük kötülüktür size-
yıkanmıyor bir kez olsun yüreğiniz yağmurlarla
denizler boşuna devinip duruyor bir çarşaf gibi
gerip ufkunuza mavisini, çiçekler her bahar
uyanışın türküsünü söylüyor da görmüyorsunuz
sizin adınıza dünyanın pek çok yerinde
insanlar dövüşüyor ellerinde yürekleri birer ülke
anlamıyorsunuz inançlarını bir kez düşünmüyorsunuz.
ömrünüzü güzelleştirecek bir şey almadan hayattan
bir şeyler bırakmadan ardınızda gelecek adına
koşaradım tükeniyorsunuz insan kardeşlerim
koşaradım
duymadan bir gün olsun dünyayı iliklerinizde... *
ne bir ortak sevinciniz kaldı sizi çoğaltacak
ne bir içten dostunuz var acınızı alacak
unuttunuz nicedir paylaşmanın mutluluğunu;
toprağı rüzgârı denizi göğü
o her zaman bir insanla anlamlı
tükenmez bir hazine gibi kendini sunan doğayı
unuttunuz, gömülüp günlük çıkarların
ve ucuz korkuların kör kuyularına
daraldıkça daraldı dünyaya açılan pencereniz.
fırlayıp ilk ışıklarıyla günün dağınık yataklardan
koşaradım gidiyorsunuz işinize değişmeyen yollardan.
kurulmuş saatler gibi günboyu çalışıp tekdüze
uzayan gölgelerle koşaradım dönüyorsunuz evinize.
ne kadar uzaksa bir felaket sizden o kadar mutlusunuz
unuttunuz başkalarının acısını duymayı
küçük çıkarların büyük kurnazları
alışverişe döndü tüm ilişkileriniz, hesaplı, planlı
sevgileriniz ayaküstü, ilgileriniz koşaradım
unuttunuz konuşmayı kendinizi vererek
düşünmeden bir başka şeyi, içten yalın dürüst
dışa vurmayı duygularınızı
unuttunuz, neydi bir ince söze yakışan en güzel davranış.
gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim
-ki bu en büyük kötülüktür size-
yıkanmıyor bir kez olsun yüreğiniz yağmurlarla
denizler boşuna devinip duruyor bir çarşaf gibi
gerip ufkunuza mavisini, çiçekler her bahar
uyanışın türküsünü söylüyor da görmüyorsunuz
sizin adınıza dünyanın pek çok yerinde
insanlar dövüşüyor ellerinde yürekleri birer ülke
anlamıyorsunuz inançlarını bir kez düşünmüyorsunuz.
ömrünüzü güzelleştirecek bir şey almadan hayattan
bir şeyler bırakmadan ardınızda gelecek adına
koşaradım tükeniyorsunuz insan kardeşlerim
koşaradım
duymadan bir gün olsun dünyayı iliklerinizde... *
devamını gör...
3291.
seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey...
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey...
devamını gör...
3292.
devamını gör...
3293.
“dünyanın en uzun gecesi 21 aralık değil, beni terk ettiğin gecedir, beni üzdüğün yorduğun yıprattığın gecedir. bir kabahat mi kendinden başka birine hayranlık beslemek. gerçekten kırıyorsun beni, bir nedeni yok yalnızca öptüm.“
devamını gör...
3294.
ruhum ölüm rüzgarlarına eş,
ışık yok gecemde, gündüzümde.
gözlerim görmüyor... lâkin güneş
o her zaman, her zaman yüzümde.
güneş, orhan veli kanık.
ışık yok gecemde, gündüzümde.
gözlerim görmüyor... lâkin güneş
o her zaman, her zaman yüzümde.
güneş, orhan veli kanık.
devamını gör...
3295.
"aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.
iyi nişan alırdı kendini asan zenci,
bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen."
üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.
iyi nişan alırdı kendini asan zenci,
bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen."
devamını gör...
3296.
benim de mi düşüncelerim olacaktı,
ben de mi böyle uykusuz kalacaktım.
sessiz, sedasız mı olacaktım böyle?
çok sevdiğim salatayı bile
aramaz mı olacaktım?
ben böyle mi olacaktım?
ben de mi böyle uykusuz kalacaktım.
sessiz, sedasız mı olacaktım böyle?
çok sevdiğim salatayı bile
aramaz mı olacaktım?
ben böyle mi olacaktım?
devamını gör...
3297.
ben binerim gemiye
biletçiden habersiz
ben yolculuk ustasıyım
her geminin tayfasıyım
benim dünyam kuşbakışı
ben geminin martısıyım
ferhan şensoy
biletçiden habersiz
ben yolculuk ustasıyım
her geminin tayfasıyım
benim dünyam kuşbakışı
ben geminin martısıyım
ferhan şensoy
devamını gör...
3298.
ölüm ardıma düşüp de yorulma
var git ölüm bir zamanda gene gel
akıbet alırsın komazsın beni
var git ölüm bir zamanda gene gel
şöyle bir vakitler yiyip içerken
yiyip içip yaylalarda gezerken
gene mi geldin ben senden kaçarken
var git ölüm bir zamanda gene gel
çıkıp boz kurtlayın ulaşamadım
yalan dünya sana çıkışamadım
eşimle dostumla buluşamadım
var git ölüm bir zamanda gene gel
karac'oğlan der ki derdim pek beter
bahçede bülbüller şakıyıp öter
anayı atayı dün aldın yeter
var git ölüm bir zamanda gene gel
var git ölüm bir zamanda gene gel
akıbet alırsın komazsın beni
var git ölüm bir zamanda gene gel
şöyle bir vakitler yiyip içerken
yiyip içip yaylalarda gezerken
gene mi geldin ben senden kaçarken
var git ölüm bir zamanda gene gel
çıkıp boz kurtlayın ulaşamadım
yalan dünya sana çıkışamadım
eşimle dostumla buluşamadım
var git ölüm bir zamanda gene gel
karac'oğlan der ki derdim pek beter
bahçede bülbüller şakıyıp öter
anayı atayı dün aldın yeter
var git ölüm bir zamanda gene gel
devamını gör...
3299.
iki kalp arasında en kısa yol:
birbirine uzanmış ve zaman zaman
ancak parmak uçlarıyla değebilen
iki kol.
merdivenlerin oraya koşuyorum,
beklemek gövde kazanması zamanın;
çok erken gelmişim seni bulamıyorum,
bir şeyin provası yapılıyor sanki.
kuşlar toplanmış göçüyorlar
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
iki kalp/ cemal süreya
birbirine uzanmış ve zaman zaman
ancak parmak uçlarıyla değebilen
iki kol.
merdivenlerin oraya koşuyorum,
beklemek gövde kazanması zamanın;
çok erken gelmişim seni bulamıyorum,
bir şeyin provası yapılıyor sanki.
kuşlar toplanmış göçüyorlar
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
iki kalp/ cemal süreya
devamını gör...
3300.
ıslıklarım senin gibi inlemelidir,
herkes beni ürpererek dinlemelidir.
rüzgar! sana, yalnız sana benzemeliyim.
dağlar ve rüzgar, sayfa:62, sabahattin ali.
herkes beni ürpererek dinlemelidir.
rüzgar! sana, yalnız sana benzemeliyim.
dağlar ve rüzgar, sayfa:62, sabahattin ali.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167



