sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
başlık "peripetya" tarafından 03.01.2021 03:48 tarihinde açılmıştır.
2941.
akşam altı vapuru o vakitler bostancı'dan kalkardı.
anımsadığım kadarıyla iskele binası iyi bir durumda değildi.
yarı ahşap, yarı beton bu bina, tuhaf bir huzuru da içinde barındırırdı.
halbuki bakınca zor ayakta durduğu,
içine ayak basan insanın artık hadsiz hesapsız olduğu belliydi.
ama sonuna gelmişti artık bir şeylerin.
iskeleye yürünen yolun iki tarafı açıktı o günlerde.
rüzgarlı havalarda deniz iskeleyi iki yandan döver,
yükselen sular oturulan yerlere doğru gelirdi.
ıslanmamak için insanlar telaş ile fırlarlardı oturdukları yerden.
biz hep hava karanlıkken gelirdik oraya.
iskelenin biraz uzağında ise alabora olmuş ve karaya vurmuş bir
küçük tanker dururdu. lodosta deniz onu yükseltirdi havaya,
sonra geri bırakırdı.
hep korkardım onu görünce, içinde olmayı düşünür, ürperirdim.
geceleri simsiyah olurdu etraf.
ve bekleyen insanlar.
kimi o günün alımlı genç kızı, kimisi torunu ile yolculuk eden bir dede,
kimisi benim gibi en güvendiği insanla beraber,
kimisi de yapayalnız ve hiç konuşmadan bekler dururdu orada.
derken vapur bir çok manevra ve siyah dumanlar çıkardıktan sonra
yanaşırdı ağır, ağır. sabırla, inatla.
inenler hızlıca ortadan kaybolduktan sonra biz binerdik,
ve iki saati aşkın yolculuğumuz başlardı nihayet.
önce istanbul'u süzer, onun yorgun ve yoğun çehresine bakardım uzun, uzun.
sonra kaybolurdu yaşlı şehir, arabalarla dolu gerdanı artık görünmez olurdu.
sanki sonsuzluğa doğru giderdi dalgaları yara yara vapur.
bir an evvel eve varmak isterdim yolculuğun güzelliğine rağmen.
rahatlık, rahatlık üstüneydi.
uzun ve dingin bir yolculuktan sonra ışıkları görünürdü son durağımızın.
öyle ki vapurda bir gece o iskelede kalır, dinlenirdi adeta, sabah yeniden dönmek için.
yanaşırken gözlerim seçmezdi, karanlıkta çınarcık'ı.
belirli sayıda sokak lambası, az sayıda araba farını görürdüm ancak.
bu sefer de iskele meydanından hızlı adımlarla yürürdü insanlar,
yazsa büyük kalabalıklar, kışsa iki elin parmağını geçmeyecek sayıda insan.
iskeleden çıkıp meydana gelince atatürk'ün heykeli görünürdü ilk,
etrafında bir süs havuzu, çalışmayan fıskiyeler,
herkes bir yerlere dağılırdı kısa sürede. ve kasaba kendi sakinliğiyle
baş başa kalırdı. yani bizim olurdu yeniden.
eve gidince oluşan o tatlı yorgunluk paha biçilmezdi.
97 yılının yağmurlu bir günüydü hatırlıyorum,
o zamanlar bayilerde dergiler satılırdı ve dergi almıştım yine.
onu okumuştum yolculuk boyunca,
ve yine her şey çok güzeldi, tıpkı o yıllardaki hemen her şey gibi.
belki de hayat orada kaldı, orada yaşamaya devam ediyor.
bazen o günleri gören benle şu andaki ben aynı insan mıyım,
başka bir ülkede, başka bir asırda mıyım anlayamıyorum.
bir düş müydü gördüklerim?
yoksa şimdi gördüklerim birer kabus mu?
bir türlü anlayamıyorum.
anımsadığım kadarıyla iskele binası iyi bir durumda değildi.
yarı ahşap, yarı beton bu bina, tuhaf bir huzuru da içinde barındırırdı.
halbuki bakınca zor ayakta durduğu,
içine ayak basan insanın artık hadsiz hesapsız olduğu belliydi.
ama sonuna gelmişti artık bir şeylerin.
iskeleye yürünen yolun iki tarafı açıktı o günlerde.
rüzgarlı havalarda deniz iskeleyi iki yandan döver,
yükselen sular oturulan yerlere doğru gelirdi.
ıslanmamak için insanlar telaş ile fırlarlardı oturdukları yerden.
biz hep hava karanlıkken gelirdik oraya.
iskelenin biraz uzağında ise alabora olmuş ve karaya vurmuş bir
küçük tanker dururdu. lodosta deniz onu yükseltirdi havaya,
sonra geri bırakırdı.
hep korkardım onu görünce, içinde olmayı düşünür, ürperirdim.
geceleri simsiyah olurdu etraf.
ve bekleyen insanlar.
kimi o günün alımlı genç kızı, kimisi torunu ile yolculuk eden bir dede,
kimisi benim gibi en güvendiği insanla beraber,
kimisi de yapayalnız ve hiç konuşmadan bekler dururdu orada.
derken vapur bir çok manevra ve siyah dumanlar çıkardıktan sonra
yanaşırdı ağır, ağır. sabırla, inatla.
inenler hızlıca ortadan kaybolduktan sonra biz binerdik,
ve iki saati aşkın yolculuğumuz başlardı nihayet.
önce istanbul'u süzer, onun yorgun ve yoğun çehresine bakardım uzun, uzun.
sonra kaybolurdu yaşlı şehir, arabalarla dolu gerdanı artık görünmez olurdu.
sanki sonsuzluğa doğru giderdi dalgaları yara yara vapur.
bir an evvel eve varmak isterdim yolculuğun güzelliğine rağmen.
rahatlık, rahatlık üstüneydi.
uzun ve dingin bir yolculuktan sonra ışıkları görünürdü son durağımızın.
öyle ki vapurda bir gece o iskelede kalır, dinlenirdi adeta, sabah yeniden dönmek için.
yanaşırken gözlerim seçmezdi, karanlıkta çınarcık'ı.
belirli sayıda sokak lambası, az sayıda araba farını görürdüm ancak.
bu sefer de iskele meydanından hızlı adımlarla yürürdü insanlar,
yazsa büyük kalabalıklar, kışsa iki elin parmağını geçmeyecek sayıda insan.
iskeleden çıkıp meydana gelince atatürk'ün heykeli görünürdü ilk,
etrafında bir süs havuzu, çalışmayan fıskiyeler,
herkes bir yerlere dağılırdı kısa sürede. ve kasaba kendi sakinliğiyle
baş başa kalırdı. yani bizim olurdu yeniden.
eve gidince oluşan o tatlı yorgunluk paha biçilmezdi.
97 yılının yağmurlu bir günüydü hatırlıyorum,
o zamanlar bayilerde dergiler satılırdı ve dergi almıştım yine.
onu okumuştum yolculuk boyunca,
ve yine her şey çok güzeldi, tıpkı o yıllardaki hemen her şey gibi.
belki de hayat orada kaldı, orada yaşamaya devam ediyor.
bazen o günleri gören benle şu andaki ben aynı insan mıyım,
başka bir ülkede, başka bir asırda mıyım anlayamıyorum.
bir düş müydü gördüklerim?
yoksa şimdi gördüklerim birer kabus mu?
bir türlü anlayamıyorum.
devamını gör...
2942.
insanın yalnızken bu ilişki durumları için sabırlı olması gerekiyor, bir an önce biri olsun diye istiyorsun sonra malın birine denk geliyorsun mal gibi kalıyorsun ortada. ben yaşamadım böyle durumlar ama yaşayanları görüyoruz işte, hiçbir işte acele etmeyeceksin o yüzden.
devamını gör...
2943.
hevesimi pamuklu şekerin içine saklamıştım, çocuğun deney yaptığı esnada boğuldu heveslerim. zeytinli poğaça kadar tek, çay kadar sıcaktı hislerim. geleceğimi görmemi engelleyen buhar buluta dönüşmüş, göz gözü görmeyi bırak artık gönül gönlü bilmez olmuş durumda. durdurun treni tek yol değil çift yön alınmış bilet şapşallığı, istemiyorum dönmek zorunda bırakılıyorum makinist. dönme dolaptan gıcırdıyor suskunluktan duyuluyor sesi, artık mutlu olmayı seçiyor denizdeki yosun.
devamını gör...
2944.
nedense kafamın içi gıdıklanıyor. tuhaf bir his içindeyim, kelimelere ya da klavyeye dökemiyorum.
devamını gör...
2945.
hayatın adaletsiz olduğunu düşündüğüm çok an oldu. sanki evren, her seferinde bana karşı haksızlık yapıyor gibi hissettim. işte, okulda, arkadaşlıklarda ve aşkta hep bir engel, hep bir haksızlıkla karşılaştım. hakkım olanı elde etmek için mücadele ettim ama çoğu zaman adaletsizlikle yüz yüze geldim. bu haksızlıklar, zamanla içimde büyük bir hayal kırıklığı ve güvensizlik yarattı.
bu yaşıma kadar elimi attığım her şeyi kuruttuğumu düşünüyorum. ne zaman yeni bir projeye başlasam, ne zaman büyük umutlarla bir işe girsem, her şey elimde kaldı. çabalarım sonuçsuz kaldı, emeklerim boşa gitti. sanki neye dokunsam, neye başlasam, sonunda hep hüsranla karşılaşıyorum. bu durum, beni zamanla umutsuz ve karamsar bir insana dönüştürdü.
başarısızlıklarımın ve yalnızlığımın beni nasıl tükettiğini anlatmak zor. hedeflerime ulaşamadığımda, hayallerimi gerçekleştiremediğimde, kendimi yetersiz ve değersiz hissettim. bu başarısızlıklar, zamanla beni yalnızlığa sürükledi. etrafımdaki insanlar uzaklaştı, ya da ben onları uzaklaştırdım, bilemiyorum. sonuç olarak, yalnızlık ve başarısızlık, hayatımın ayrılmaz bir parçası haline geldi.
hayatın ve kaderin bana hiç gülmediğini düşünüyorum. ne zaman güzel bir şeyler olacak gibi hissetsem, bir aksilik çıkıyor, bir şeyler ters gidiyor. sanki kader, benim mutluluğuma engel olmak için var. beklentilerim hep boşa çıktı, umutlarım hep kırıldı. kaderin bu acımasız oyunu, beni zamanla daha da karamsar bir hale getirdi.
hayatım boyunca hep başladığım yere geri döndüğümü hissediyorum. ne zaman ileriye doğru bir adım atsam, sonunda hep geriye dönmek zorunda kaldım. bu kısır döngü, beni hem fiziksel hem de ruhsal olarak yordu. sanki hiçbir ilerleme kaydedemiyorum, hep aynı noktada dönüp duruyorum. bu his, zamanla beni içten içe kemirip durdu.
tüm bu zorluklara, adaletsizliklere, başarısızlıklara ve yalnızlığa rağmen, içimde bir farkındalık gelişti. hayatın bana getirdiği bu zorlu sınavları kabul etmeyi öğrendim. belki de her şeyin istediğim gibi gitmemesi, bana hayatın farklı yönlerini, zayıflıklarımı ve güçlerimi gösteriyor. bu farkındalıkla, belki de yeniden başlamanın, küçük adımlarla ilerlemenin ve kendimi kabul etmenin önemli olduğunu anlıyorum. belki de yolculuğun kendisi, varış noktasından daha değerli.
bu yaşıma kadar elimi attığım her şeyi kuruttuğumu düşünüyorum. ne zaman yeni bir projeye başlasam, ne zaman büyük umutlarla bir işe girsem, her şey elimde kaldı. çabalarım sonuçsuz kaldı, emeklerim boşa gitti. sanki neye dokunsam, neye başlasam, sonunda hep hüsranla karşılaşıyorum. bu durum, beni zamanla umutsuz ve karamsar bir insana dönüştürdü.
başarısızlıklarımın ve yalnızlığımın beni nasıl tükettiğini anlatmak zor. hedeflerime ulaşamadığımda, hayallerimi gerçekleştiremediğimde, kendimi yetersiz ve değersiz hissettim. bu başarısızlıklar, zamanla beni yalnızlığa sürükledi. etrafımdaki insanlar uzaklaştı, ya da ben onları uzaklaştırdım, bilemiyorum. sonuç olarak, yalnızlık ve başarısızlık, hayatımın ayrılmaz bir parçası haline geldi.
hayatın ve kaderin bana hiç gülmediğini düşünüyorum. ne zaman güzel bir şeyler olacak gibi hissetsem, bir aksilik çıkıyor, bir şeyler ters gidiyor. sanki kader, benim mutluluğuma engel olmak için var. beklentilerim hep boşa çıktı, umutlarım hep kırıldı. kaderin bu acımasız oyunu, beni zamanla daha da karamsar bir hale getirdi.
hayatım boyunca hep başladığım yere geri döndüğümü hissediyorum. ne zaman ileriye doğru bir adım atsam, sonunda hep geriye dönmek zorunda kaldım. bu kısır döngü, beni hem fiziksel hem de ruhsal olarak yordu. sanki hiçbir ilerleme kaydedemiyorum, hep aynı noktada dönüp duruyorum. bu his, zamanla beni içten içe kemirip durdu.
tüm bu zorluklara, adaletsizliklere, başarısızlıklara ve yalnızlığa rağmen, içimde bir farkındalık gelişti. hayatın bana getirdiği bu zorlu sınavları kabul etmeyi öğrendim. belki de her şeyin istediğim gibi gitmemesi, bana hayatın farklı yönlerini, zayıflıklarımı ve güçlerimi gösteriyor. bu farkındalıkla, belki de yeniden başlamanın, küçük adımlarla ilerlemenin ve kendimi kabul etmenin önemli olduğunu anlıyorum. belki de yolculuğun kendisi, varış noktasından daha değerli.
devamını gör...
2946.
kimseye eyvallahınız olmasın çocuklar. güzel para kazanın. ne şekilde olursa olsun para kazanın. erkeklere sözüm.
tüm bunları yaparken, böyle tıkılıp kaldığınızı hissetseniz bile kendinizi sevmekten vazgeçmeyin. hepimiz buradayız işte. benim dışarıda g.tümü başımı dağıtmamam bana artı olarak yazıyor maddi yönüyle. hem dışarıda da mutlu olunacak pek sosyal hayat kalmadı malumunuz. bana göre mutluluk, gelecekte maddi olarak, nasıl yaşayacağımı düşünmeden güne başlamaktır.
buralarda yaptığınız dalkavukluklardan keyif almayı öğrenin. birileri, kendini bu türden mecralarda prenses gibi pazarlıyor diye , bende mi bir problem var diye düşünmeyin. onların kendilerini pazarlamaktan başka, açmazları yok. bunu iyi belleyin zihninize. tembel olmayın. disiplinize edebileceğiniz sayılı yıllarınız var. o yaşlarda süründünüz , sürünerek de olsa para kazandınız. ıskalarsanız, s. tuttunuz.
geleceğinizden kaygı duymayacağınız güne kadar, kendinizi garantide hissedeceğiniz güne kadar, kadınlara karşı yapabiliyorsanız çizginizi çekin. seks, bir iki flört şeklinde devam ettirin. duygusal boşluğunuzu, gerekirse birilerinin gözünde iğrenç bir adam olarak anılarak, geceden geceye, ihtiyaç duydukça besleyip, uzayın.
ayak bağı olacaklar çünkü. hayır gelmez. eşek kadar adam oldunuz. gelseydi gelirdi. bazı erkeklere doğan şans, bize doğmadı. kabul edin. ayak uydurun artık.
pasif gelir elde edebileceğiniz bir hayaliniz, amacınız olsun. 40'a geldiğinizde tamamdır diyebileceğiniz bir konfordan bahsediyorum. multimilyoner tribine girmeyin. olmayacak çünkü. flu ve anlaşılabilir bir hayat arzulayın. konut derdiniz olmamalı. gerisi zaten kolay. yeterli gelir bir şekilde. abartmaya ve süslemeye gerek yok.
ben abartıcam. yapım böyle. 4o yaşıma gelmeden, yapabildiğimin en manyak olanını yapıp, öyle pasif gelir modeline geçeceğim. her gün iç iç, sabahın köründe kalk tıraş ol takım elbise giy, işe git. çok mantıklı bir yaşam tarzı değil. normalde bünye kaldırmaz ama genetik şansım işte. kilo bile almıyorum anasını satayım. vücudum kaslı, saçma ama şans dolu bir genetik işte.
böyle manytaklıklar, ağır hırs ağır öfke gerektirir. çok öfkeliyim hayata kısacası. alacağımı koparmadan kırkıma bile gelemem, bu onun mallığı. bu onun kamyon çarpsa işime giderim deliliği. alacaklarım var çocuklar. sizin de olsun.
tüm bunları yaparken, böyle tıkılıp kaldığınızı hissetseniz bile kendinizi sevmekten vazgeçmeyin. hepimiz buradayız işte. benim dışarıda g.tümü başımı dağıtmamam bana artı olarak yazıyor maddi yönüyle. hem dışarıda da mutlu olunacak pek sosyal hayat kalmadı malumunuz. bana göre mutluluk, gelecekte maddi olarak, nasıl yaşayacağımı düşünmeden güne başlamaktır.
buralarda yaptığınız dalkavukluklardan keyif almayı öğrenin. birileri, kendini bu türden mecralarda prenses gibi pazarlıyor diye , bende mi bir problem var diye düşünmeyin. onların kendilerini pazarlamaktan başka, açmazları yok. bunu iyi belleyin zihninize. tembel olmayın. disiplinize edebileceğiniz sayılı yıllarınız var. o yaşlarda süründünüz , sürünerek de olsa para kazandınız. ıskalarsanız, s. tuttunuz.
geleceğinizden kaygı duymayacağınız güne kadar, kendinizi garantide hissedeceğiniz güne kadar, kadınlara karşı yapabiliyorsanız çizginizi çekin. seks, bir iki flört şeklinde devam ettirin. duygusal boşluğunuzu, gerekirse birilerinin gözünde iğrenç bir adam olarak anılarak, geceden geceye, ihtiyaç duydukça besleyip, uzayın.
ayak bağı olacaklar çünkü. hayır gelmez. eşek kadar adam oldunuz. gelseydi gelirdi. bazı erkeklere doğan şans, bize doğmadı. kabul edin. ayak uydurun artık.
pasif gelir elde edebileceğiniz bir hayaliniz, amacınız olsun. 40'a geldiğinizde tamamdır diyebileceğiniz bir konfordan bahsediyorum. multimilyoner tribine girmeyin. olmayacak çünkü. flu ve anlaşılabilir bir hayat arzulayın. konut derdiniz olmamalı. gerisi zaten kolay. yeterli gelir bir şekilde. abartmaya ve süslemeye gerek yok.
ben abartıcam. yapım böyle. 4o yaşıma gelmeden, yapabildiğimin en manyak olanını yapıp, öyle pasif gelir modeline geçeceğim. her gün iç iç, sabahın köründe kalk tıraş ol takım elbise giy, işe git. çok mantıklı bir yaşam tarzı değil. normalde bünye kaldırmaz ama genetik şansım işte. kilo bile almıyorum anasını satayım. vücudum kaslı, saçma ama şans dolu bir genetik işte.
böyle manytaklıklar, ağır hırs ağır öfke gerektirir. çok öfkeliyim hayata kısacası. alacağımı koparmadan kırkıma bile gelemem, bu onun mallığı. bu onun kamyon çarpsa işime giderim deliliği. alacaklarım var çocuklar. sizin de olsun.
devamını gör...
2947.
iş yerinin düzenlediği bir etkinlikten döndüm. beyaz şarap ile başladığım geceye kokteyl ile devam ettim. en son vodka kadehi elimdeydi. ama kaçıncı vodka kadehi olduğunu hatırlamıyorum. he bilincim hep açıktı ve hala açık. fakat ne yedim ne içtim ve niye bu kadar içtim bilmiyorum.
üzerine bir de filtre kahve patlattım. yanında da birkaç tatlı kurabiye. ve hala kafam çok güzel. ben de güzelim, dünya her zamankinden daha güzel!
üzerine bir de filtre kahve patlattım. yanında da birkaç tatlı kurabiye. ve hala kafam çok güzel. ben de güzelim, dünya her zamankinden daha güzel!
devamını gör...
2948.
korktuğum başıma geldi. uyumuştum ne güzel. uyandım. şimdi hafiften şekerleme etkisi yapıp enerjiyi verdi bana gece gece. sıkıysa yeniden uyu... meh!
devamını gör...
2949.
bir hayvanın yüksek sesle “ sabaha kadar öldürecem seni, çıkmıcan oğlum sabaha” tarzı cümleleriyle bangır bangır bağırarak sokaktan geçmesiyle uyandım. uyanınca dedim ki inş geri uyurum. dön uykuya. dön ulan. ve burdayım tam 1 saattir. yani ne diyeyim ben sana ankümün adamı.
devamını gör...
2950.
uyuyamıyorum sözlük karşiiiim.
devamını gör...
2951.
geçenlerde çocukluk arkadaşımla buluştum, ikimiz farklı şehirlerde yaşıyoruz ama memleket aynı olunca senede bir iki defa buluşabiliyorız. kafede otururken yan masaya biri geldi, o ara arkadaşımla askerlikten falan muhabbet ediyorduk, bu eleman da konuya dahil oldu. sonra birden arkadaşıma bakıp "sen de mi kullanıyorsun" diye sordu, arkadaşım direkt anlamış olacak ki "yok ben bıraktım o işleri" dedi. anlamadım ilkten tabi, sonradan oradan kalkarken sordum "muhabbet ne, ne sordu sana" diye, "uyuşturucu kullanıp kullanmadığımı sordu" dedi. senelerce uyuşturucu kullanmış, sırf bu yüzden tonla borca girmiş kredi çekmiş hatta. fakat sonradan hayatı kaydığı için bırakmış, şimdi de o borçları ödüyormuş.
düşünsenize, bu insanla ana sınıfından beri en yakın arkadaşsınız, çocukken yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmemiş, beraber büyümüşsünüz işte. sonra yollar ayrılınca o kişisel tercihlerini bu hataları yaparak kullanmış. yorum yapamadım bunları duyunca, ama emin olun hayal kırıklığına uğradım. şu hislerimin olmadığı dönemde bile hayal kırıklığına uğrayabildim, senin ta *** hayat kere.
düşünsenize, bu insanla ana sınıfından beri en yakın arkadaşsınız, çocukken yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmemiş, beraber büyümüşsünüz işte. sonra yollar ayrılınca o kişisel tercihlerini bu hataları yaparak kullanmış. yorum yapamadım bunları duyunca, ama emin olun hayal kırıklığına uğradım. şu hislerimin olmadığı dönemde bile hayal kırıklığına uğrayabildim, senin ta *** hayat kere.
devamını gör...
2952.
çocukluk travmaları insanın laneti oluyor sanki. hayatınıza yön veren, sizi siz yapan şey asla yaşamak istemediğiniz ama maruz kaldığınız bu travma oluyor. ne gerçek ne hayal , yaşandığından emin olduğunuz ama tam anlamıyla da hatırlayamadığınız bir anı. sizinle birlikte büyüyen büyüdükçe şeffaflaşan incelip hayatınızı kuşatan bir sis gibi . içimdeki çocuğun sesi yok bu yüzden. atlayıp, zıplamıyor hiç. öylece duruyor, izliyor her şeyi. garip, mahsun, masum, bakımsız, ürkek. hiç büyümüyor hep öyle minik. yalnız değilsin demek istiyorum bugün o miniğe. ben burdayım, seni hep korurum. güvendesin. büyüyünce her şey iyi olacak, başaracağız.
devamını gör...
2953.
uyumak bu kadar zor olmamalı.
devamını gör...
2954.
"boş kafa mezara yakışır." dedi ağır rakı kokan sarhoş bir adam.
konu: ben niye böyleyim?
süre : bir ömür
birbirimize bin kere anlattığımız için bildiğimiz dertleri başka laflarla anlatacağız, sıkılmadan dinleyerek, kendimize dönerek bazı cevaplar ve doğru soruları çıkararak ceplerimizden.
yıllanmış peri kızları çetesinin sabah ağlamaları tuzlu kahvedir
"neden büyük ırmaklardan bile heyecanliıydı, karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak?"
konu: ben niye böyleyim?
süre : bir ömür
birbirimize bin kere anlattığımız için bildiğimiz dertleri başka laflarla anlatacağız, sıkılmadan dinleyerek, kendimize dönerek bazı cevaplar ve doğru soruları çıkararak ceplerimizden.
yıllanmış peri kızları çetesinin sabah ağlamaları tuzlu kahvedir
"neden büyük ırmaklardan bile heyecanliıydı, karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak?"
devamını gör...
2955.
bir kaç ayda bir, şu an içinde olduğum döneme giriyorum.
sabah uyanıyorum, aşırı bir enerji.
gereğinden fazla.
öğleye doğru geçiyor.
öğleden sonra tam mesai bitimine doğru tavan.
akşam yine düşüş.
neden ve nasıl olduğuna dair hiçbir fikrim yok.
he bir de, bu ara yine saldım kendimi.
mental anlamda düşünmeden asla yapmayacağım şeylere "çat" diye karar verip uyguluyorum.
başıma iş açıyor bazen*
ama pişmanlık duygusunu sevmediğim için de bir sorun görmüyorum.
çok alakasız ama şu an önümdeki kızın omzu çok güzel.
bunu da söylemek istedim*
sabah uyanıyorum, aşırı bir enerji.
gereğinden fazla.
öğleye doğru geçiyor.
öğleden sonra tam mesai bitimine doğru tavan.
akşam yine düşüş.
neden ve nasıl olduğuna dair hiçbir fikrim yok.
he bir de, bu ara yine saldım kendimi.
mental anlamda düşünmeden asla yapmayacağım şeylere "çat" diye karar verip uyguluyorum.
başıma iş açıyor bazen*
ama pişmanlık duygusunu sevmediğim için de bir sorun görmüyorum.
çok alakasız ama şu an önümdeki kızın omzu çok güzel.
bunu da söylemek istedim*
devamını gör...
2956.
beynim alev almak üzere. tüm planları kafamda kurup tamamdır diyorum, ama iş icraate gelince her şey yok oluyor.
ey kafamdaki bilgiler, lütfen geri gelir misiniz?
ey kafamdaki bilgiler, lütfen geri gelir misiniz?
devamını gör...
2957.
yaşam, zaman geçtikçe artık dinginleşir diye düşündüm ama olmadı. sanırım yaptığın hatların toplamı doğruları götürünce de.. neyse. artık insanların birbirlerini etiketlemesinden , statü seviciliğinden , radikal olacağım diye aptal gibi saçma sapan davranışlarını görmekten de sıkıldım. düşüncelerim sarhoş eklemsiz düzlemsiz devam eder böyle. samimiyeti eksik etmeyin karakterinizden,ölmezsiniz ya!
devamını gör...
2958.
bir binayı nasıl ki kolonlar ayakta tutuyorsa bir insanı da ayakta tutan kalbiyle bağlı olduğu olgularmış. ama nasıl ki geçen sene gördüm o kolonlar teker teker patlayabiliyor, o olgulardan uzaklaştıkça da insan yabancilasiyormus. ben küçüklüğümden beri hayranı olduğum tutkularımı kaybettim. onlarla ilgili hayallerimin engellenmesiyle başladı süreç. sonrasında sanırım bedenim de istemedi. şimdi geri dönülmez bir yerdeyim. kendimi o kadar uzak hissediyorum ki sanki artık başka bir ruh taşıyorum. kendimi hep 'evsiz' hissettim bugüne kadar zaten ama ruhumun bile evsiz olması ne demekmiş yeni öğrendim.
devamını gör...
2959.
hadi bir cin daha hazırlayalım.
devamını gör...
2960.
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249