6801.
"türkiye'de çok mu fazla muhittin var ya? tüm dizilerde illa bir tane muhittin isimli karakter oluyor" merakıyla isimbulutunoktacom sitesinde buldum kendimi. 25.647 kişide varmış. çok da değil. peki bu siteler bu isim sayısını nereden çekiyor? neys. bir de aynı sitede sıradan bir muhittin'in fiziksel özelliklerini şu şekilde vermiş:

geniş omuzlu, gamzeli, kalın dudaklı,yuvarlak ve koyu renkli gözler, yüz hatları orantılı ve zariftir, kalın telli ve dalgalı saçlar, belirgin elmacık kemikleri, köşeli çene, tatlı bir gülümseye sahip, alın yapısı düz ve geniş , kemerli burun sahiptir. ses tonu kalındır.

isteyen herkese bir adet muhittin diliyorum.
ayrıca muhiddin'de bu özellikler yok. yazık. bir ünsüz yumuşaması nelere kadir olmuş.....
iyi geceler 25.647 muhittin.
devamını gör...
6802.
#3843789 ulan şerefsizim hayatımda tanıdığım tek muhittin tam da bu tanımdaki fiziksel özelliklere uymaktaydı. acaba o muhittin mi bunu yazdı ? hiç de sevmezdim herifi. iyi de bu başlıkta muhittin ne alaka ?
devamını gör...
6803.
kimse demiyor ki "şunu bir dinleyip anlamaya çalışayım, belki sadece anlaşılmaya ihtiyacı vardır."

yok. maalesef yok. pardon, bunu yapanlar var, onlar da mesleği gereği yapıyorlar*. kimse kimseyi dinleyip anlamaya çalışmıyor artık. çünkü neden yapsın ki? vakti çok değerli, bu tür şeylerle yormayacak insanlar da var, direkt onlarla muhatap olmak istiyor. ben neden yapayım ki? ben de kendi içimde savaş veriyorum sonuçta, neden derdime dert ekleyeyim? ama yapamıyorum. "insanca" yaklaşmayı fazla benimsediğim için yapamıyorum. keşke ben de yapabilseydim.
devamını gör...
6804.
insan olan, insan olanı bu saatte çalıştırmaz be kardeşim. esnek çalışma saatleri niyeyse hep geceye doğru esniyor.
devamını gör...
6805.
önceliğim olan insanların z derecesinde bile önceliği değilim belki de. bu konudaki kırgınlığıma da kırgınım. yani önceliğim dediysem önceliğim olandı, saftım ama enayi değildim siz meseleyi yanlış anladınız.
devamını gör...
6806.
paranormal varlıklara inanmıyorum, ancak o kadar sıkıldım ki; keşke var olsalar da benimle iletişime geçseler diyorum. ne bileyim; bir gece yarısı cinler beni ziyarete gelse de cin tonik eşliğinde dertleşsek, ya da cin düğünü olsa da kurtlarımı dökene kadar oynasam...
devamını gör...
6807.
hani bazen bir şeyden şüphelenirsiniz ama bunun olmayacağına dair bir sürü bahane bulmaya ve kendinizi kandırmaya çalışırsınız ama o şey aslında çoktan olmuştur ya işte bu çok kötü bir süreç.
devamını gör...
6808.
sonunu biliyorum ama seyretmek hoşuma gidiyor, şimdilik.
devamını gör...
6809.
en azından bir süre işten tamamen uzak kalmak istiyorum.

uyanıkken bir şey sorulmasın, uyandırılıp bir şey sorulmasın, acil cevap beklenmesin, sonuç beklenmesin, sebep aranmasın, rapor istenilmesin.

dolce far niente.
devamını gör...
6810.
şöyle bir durmak istiyorum.
sadece durmak, hiçbir şeyle ilgilenmemek ve yapılması gereken detaylar olmadan.
çok değil ya, 2-3 gün bile yeter aslında.
eş, dost, aile vs... hepsinden uzak ve sakin.
insan değişik bir canlı. rahat ve güç için çalıştıkça çalışıyor, gördüğü her problemi sırtlanıp çözüyor ama işte bazen kendimizi öyle bir duruma sokuyoruz ki başımızı kaldırıp nefes almaya fırsatımız olmuyor.

hayata dair çok şey gördüm, fazlasıyla detaylandırdım bazen.
hala öğrenmediğimiz, başımıza gelmeyen o kadar çok olay var ki.
bu başlıkta bile benzerini yaşadığım olaylar okuyorum, empati yapıyor ve kırılganlık seviyem yükseliyor.
ama kafamı çevirdiğimde sorumluluğuma ihtiyaç duyanları görüyor ve hayır diyorum arthur hayır.
sen bırakıp gidemezsin.

aldığımız kararlar, veremediğimiz kararlar...
bizi biz yapan şeyler.
mesela tam 3 kere yurt dışında çalışma/yaşama teklifini göz göre göre reddettiğim anlar geliyor gözlerime.
özellikle de ülkenin içinde bulunduğu durumları özetleyen olaylar yaşadıkça.
ah diyorum ama ben hayır dedim, pişman olmamalıyım çünkü tamamen özgür irademle hayır dedim.
bu konuda ağlamayı kendime hak görmüyorum.
1 tanesi çok sıradan ama 2 tanesi çok komik, hani sadece benim başıma gelirdi zaten diyeceğim denk gelmeyişler. (burada olmaz, kahvesiz anlatılacak şeyler değil)
sonra diyorum ki kararlarım arasında doğrular da var.
mesela yaşadığım şehir.
tamamen kendi isteğimle, o zamanki insanların şaşkın bakışları arasında ve çoğu gencin hayali olan işten istifa ederek sıfırdan kurulmuş bir düzen.
he kar yağmıyor buraya, onu hesap edememişim ama olsundu be.
insanlar deniz tatiline bütçe ayırırken ben kar tatiline ayırıyorum, yapacak bir şey yok.
yağsa keşke lapa lapa, çocukken en büyük mutluluğumdu o:
sabah odamın perdesini açtığımda, her gün gördüğüm defne ağaçlarının bembeyaz olup dallarını eğdiği o mükemmel manzara...
hemen bisküvi/süt-çay artık ne varsa bir atıştırmalık, peşine giyinme ve evdeki en büyük poşeti alıp kendimi sokağa attığım o anılar...
masumduk ve anlamıyorduk hiçbir şeyden. kar çok keyifliydi ama işte yıllar geçince hayat seni bir noktada yine kar tatili yapmak adına aracında sıcacık giderken bir olayla karşılaştırıyor.
dağın yamacında, tuzlama yapılacağı için yol kapatılıyor, en önde sensin.
iniyorum arabadan, termosta fazla fazla kahve ve bagajda bardak var.
sesleniyorum adamlara, bir kahve için öyle yaparsınız diyorum çok mutlu oluyorlar çünkü kar dediğin mutluluktur ve paylaşmak her zaman daha fazla mutluluk getirir...
işte o an fark ediyorsun elleri kürekle tuz atmaktan artık kanayacak kadar çatlamış bir işçinin kar olayına bakış açısını.
kar herkese mutluluk getirmiyor demek ki.
yedek eldivenin aklına geliyor, onu vermek istiyorsun ama gururundan onu da kabul etmiyor adam...
sonra bana toplantıda senin işçi grevinde ne işin vardı diye soruyor mevkidaşlar.
o adamın eli üşümesin diye çocuklar.
devamını gör...
6811.
hüzünlü bir olay olduğunda hiçbir tepki vermeden geçişim etrafımdaki insanlarca duygusuz ve taş kalpli gibi sıfatlar almama sebep oluyordu. bir yandan da özlemenin ne demek olduğunu tadacak kadar kimseden uzak kalmamıştım daha önce.

şimdilerde her halta gözyaşıyla tepki verebilme gibi bir potansiyel geliştirdim. olmamış olayların acısını da çekiyorum, ufak tefek şeylerin kıymetini daha iyi anlıyorum ve en önemlisi özlüyorum.
duygusuz imera'nın bu tarz sebeplerle baş ağrısı olmazdı,
yıllık izni yapıştırdım, geliyorum inşallah, açılın.
devamını gör...
6812.
yemin ederim

sadece yoruldum
devamını gör...
6813.
hayat beni sahte hedeflerin peşinden sürükleyip duruyor. aslında gerçekten ne istiyorum ve bu dünyadaki var olma sebebim nedir? bu sorular üzerine yoğunlaştığım bir dönemden geçiyorum. fakat mantıklı bir cevap bulamıyorum. öylesine yaşıyormuşuz gibi geliyor. ama böyle düşünmek istemiyorum, bir şekilde bir anlamı olması gerekiyor. off sizi de bu ikilemlerimle yormak istemezdim arkadaşlar yine de artık ne düşündüğümü biliyorsunuz
devamını gör...
6814.
kafam karışık. her gün yeni kilit açılıyor bugünlerde. bu zamana kadar üzerine hiç düşünmek zorunda kalmadığım durumlar. doğru ne yanlış ne normal ne normal olmayan ne.. herkes istediğini istediği gibi yaşamakta özgür tamam da bu özgürlük dönüp dolaşıp benim alanımda patlıyor. neden yani?

bir şey duyuyorum yakıştıramıyorum.
bir şey görüyorum, duyduklarım yüzünden aklıma başka ihtimal gelmiyor..

görüdğklerim duyduklarım okey herkesin kendi hayatı da beni ilgilendiren yerde nerede durmalıyım..

keşke sorularımı sorabilsem.. o zaman daha kolay olacak işte belki kabullenmek ya da vazgeçmek…

insan kendi düşünceleri arasında kaybolurken kendi kendine doğru yanlış bulması çok zor.. ne istediğimi bilemiyorum, bilmeye çalışsam da karar veremiyorum.

lütfen biri beni uyandırabilir mi?
devamını gör...
6815.
sometimes not every wound is the kind that bleeds
(bazen her yara kanayan türden değildir.)
devamını gör...
6816.
çaresizlik hissi içinde çırpınıp durmaktan cidden yoruldum.
devamını gör...
6817.
çok konuşuyonuz biraz sessiz olalım lütfen
devamını gör...
6818.
“benden beklentilerinizi bana göre ayarlarsanız, hayal kırıklığı yaşamazsınız. “
devamını gör...
6819.
neredeyse kırk oldum ama hâlâ hayatıma dair hiçbir boku ama hiç bir bo ku netleştiremedim. artık kafayı yiyecek durumdayım. yarın ne olacak kaygısıyla adım atamıyorum? anı yaşamayı geçtim yarını bile yaşayamıyorum.
ne bir arabam ne bir evim ne net bir işim var. eve dolap almak bile mesele. araba için borca girmek bile mesele. elimdeki parayla bi geziye gitmek bile mesele. sadece "ne olur ne olmaz?" derdi ile para biriktiriyorum. başka hiçbir şey yaptığım yok. hiçbir şey belli değil. ne bok yiyeceğim hiç belli değil.
ömür gidiyor ben hâlâ öğrencilik hayatı gibi hayat yaşıyorum. bi insan nasıl hâlâ "şu iş tamam?" diyemez. diyemiyorum.
aklımı kaçıracağım.
devamını gör...
6820.
bazen böyle size yapılan bir teklife direk olumsuz yanıt veremezsiniz ve misal bakalım inşallah ya da o gün bi gelsin bakarız falan dersiniz ya, işte bu teklifi geri çevirmenin kibarcasıdır. yoksa gönüllü bir insan tamam der direk tamam der net. o yüzden ısrarcı olmak ve tekrar tekrar söylemek çok anlamsız, anlayın lan işte ne diye ısrarcı oluyosun kıramıyor seni direk olmaz diyemiyor. insan halinden anlamak vallahi başka bi erdem.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"sözlük yazarlarının söylemek istedikleri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim