6501.
eee yatcaz kalkcaz yine işe gitcez.
devamını gör...
6502.
buradan örümceklere seslenmek istiyorum * hava soğuk diye eve giriyorsunuz, yapmayın. kaşıntı tutuyor evde sizi görünce.
devamını gör...
6503.
yoruldum
devamını gör...
6504.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
6505.
genelde kendime söylüyorum herkes gibi

bi isteğim bi isteğimi tutmaz
bir sevgilim olsun isterim
ama aynı zamanda yalnızlığa da o kadar bağımlıyım ki
çok tezat.
devamını gör...
6506.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

politik çocuktan

parmaklarımı kırmamı beklediniz yumruklarımı atarken masalara. o masalar ki çok severek oturduğunuz döpiyeslerinizle çiçekler dolusu kibirle donattığınız. dudaklarınızdan akan cümlelerin hesabını yapacak değildiniz pek tabi. sizler hesaptan muaftınız. vicdanınız yastıkta rimel, vicdanınız ekmek arası peynirdeki az domates. tadı tuzu yok şefkatinizin ve avcunuzda tuttuğunuz gücün farkında olarak yapıyorsunuz bunları ve bütün bu kaosun ortasında yıkımı bekleyen, yıkımı izleyen çocuk gibi duruyorum. ağzımda lolipopum, ellerim ceplerimde karşı kaldırımdan bakıyorum. yanımda da masa var, atmışım yumruğumu, üzerinde çatlaklar oluşmuş. birazdan sizin o çok sevdiğiniz masayı da yıkım alanına götüreceğim. kocaman makinelerin hırıltısı ve çığlıklarında, dişli çarkların arasından çıkan mekanik ağıtlarınızla içine ettiğiniz ne varsa alana taşıyacağım. bina yıkılacak, bina toz olacak ve molozların arasındaki çok güvendiğiniz demir parçalarında güneş yansıyacak. bu kuvvetli sahnede siz neredesiniz. o bina yıkılırken siz neredesiniz? rimelli politik gururunuzu hangi yastığın eskimiş yüzünde saklıyorsunuz ve gözlerinizi kaçırıyorsunuz. özellikle sana diyorum. baksana kameraya.
devamını gör...
6507.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
6508.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
6509.
müsaadenizle ağız tadıyla delirmek istiyorum.
devamını gör...
6510.
insanlar aynı göğün altındalar ve aynı caddelerin üzerindeler ama ne kadar farklılar. bazı hayatlar adeta el işçiliği, bazı hayatlar ise sanki seri imalat.
devamını gör...
6511.
en başa dönmüş hissediyorum kendimi..

ama bu sefer geçen seferki gibi heyecanlı değil umutsuz gibi hissediyorum. inanmak zor, umut etmek zor, ben vazgeçtim de hayat benden vazgeçmiyor henüz..
yaşıyoruz bakalım.. yol nereye çıkacak ben de merak ediyorum.
devamını gör...
6512.
bundan birkaç hafta önce kendime sigarabuddy edindiğimden bahsetmiştim, işte o kişiyle yollarımızı ayırdık.
yani kendisinin haberi yok ama ben ayırdım.
kendisine bundan sonraki buddyliklerinde başarılar diliyorum.

kitap okumak amacıyla oturduğum kafede film izlemeye başladım 10 dk önce de.
daha doğrusu ona bile başlayamadım çünkü başlayabilmiş olsaydım bu tanımı yazabiliyor olmazdım.
evet, iki işi aynı anda yapamıyorum.
yine de burayı, hiç değilse 'söylemek istedikleri' başlığını günlüğüm gibi gördüğüm için pek sorun değil gibi.
kendi hayatımda kimseye anlatmadığım ufacık detayları bu tarz başlıklarda yazabiliyor oluşum da bir tık garip geliyordu, alıştım sanırım.

mesela ekstra bir detay daha, aldığım kahvenin yarısına vanilya şurubu koymuşlar sanırım.
bu kadar şekerli olmasının başka bir anlamı olamaz.
bir de sigara içmemeyi göze alarak kimsenin uğramadığı o etüt alanına çıktım.
neden, çünkü şarkı mırıldanabiliyorum şu an.
no surprises'in baştaki dıdırdıdırısını mırıldanıyorum geldiğimden beri.
bu melodi hayatımın birçok noktasına işliyor.

bir de ekstra bir bilgi daha, son zamanlarda birçok kişiye iltifat etmeye başladım.
az önce de birisinin göz makyajını çok beğendiğimi söyledim, bu sabah başka birinin saçlarına iltifat etmiştim, dün oje övdüm falan derken iltifat etmenin iltifat almaktan daha mutlu ettiğini fark ettim.
iltifatı bile kendim için ediyor olabilirim, bu nece bencilliktir ya rab.

seni böyle yaratmayan allah için bugün ne yaptın?
bencilliğini bile emin olamadığı yaratıcının üstüne atan birisi gibi olmamak için bugün ne yaptın?

işte bu yüzden iltifat almayı sevmiyorum.
sahte geliyor çünkü kendime konduramıyorum.
hey sakin ol biçız, kendinle düşman değilsin sadece birazcık aranız limoni.
yine de bu duygularımı belli etmemek için kuul bir şahısmış gibi davranarak her iltifata teşekkür ediyorum.
'ay teşekkür ederim, sen de öylesin' demeyi de bıraktım çünkü düşünülmemiş , öylesine edilmiş iltifatlar her zaman daha sahte hissettiriyor.

şimdi bu iltifat konusu üzerine düşünürsem de birisine olumlu hisler beslemenin başka birisinin bana olumlu hisler beslemesinden daha olumlu olduğu anlamını çıkartabilirim.
çünkü kendi duygularıma anlam verebilmek daha kolay fakat başka birisinin duyguları üzerinde bir şeyler düşüneceğim zaman kaygılar basıyor tüm bünyeyi.

bu olumlu hislerin de karşı tarafla en ufak bir alakası olmayabilir.
az önce de bahsettiğim gibi tamamen bencillikten, kendimi iyi hissettirmesinden olabilir.

bu yazıyı yazacağım yere filme devam etseydim yarısına gelmiştim bile.
ama ne yapacağım?
bencilliğim üzerine biraz daha kafa patlatacağım.

peki tekrar soruyorum
seni ahanda böyle bencil yaratmayan yüce rab için ne yaptın?

gerçi ben böyle yaratılmadım, bilinçli bir bencillik benimkisi ama konumuz bu değil.

itiraf başlığı daha uygun olabilirdi bu bencillik itirafı için ama neyse.

edit:
kendimi gömecek biraz daha konu aradım.
ulan dedim acaba sen sana edilen iltifatı sahte bulurken karşı tarafa kendini iyi hissettirmesi için iltifat etmek de sahtecilik değil midir?
değildir olarak karar kıldım çünkü karşıma çıkan her kadına iltifat etmiyorum.
gerçekten beğendiğim kadınları seçerek iltifat ediyorum, diğer türlü beni iyi hissettirebileceğini de sanmıyorum.

bir de iltifat ettiğim kişilerin kadın olması çok önemli.
nedenini sonraya bırakıyorum çünkü çok üşendim onu da uzuuun uzun anlatmaya.
ama genel olarak kadınlarda daha fazla iltifat edebileceğim özellik görüyorum, bir de karşı cinse bir şeyler anlatmaya çalışırken de çok zorlanıyorum açıkçası be.
son zamanlarda daha da zorlanıyorum.
a diyorum, x anlıyor.
ok öyle olsun seni mi kıracağım x olsun bakalım.

-asla benim anlatamıyor oluşumdan değil, asssla.
devamını gör...
6513.
onu özlüyorum. dışarıdan her şey normalmiş gibi görünüyor ama değil. son zamanlarda kalp atışlarımı aşırı sık hissediyorum; sanki içim onun yokluğunu hatırlatıyor bana. düşündükçe nefesim düzensizleşiyor, kalbim hızlanıyor. sakin kalmaya çalışıyorum ama olmuyor içimde hep bir telaş var. zaman geçiyor, ben geçemiyorum.
devamını gör...
6514.
mahkeme suratlı, şirret bir kadın,
sözleri diken, bakışı yılanın.
kavgayı süs yapmış dilinin ucuna,
sevgi düşer, öfke kurar tahtını yanına.
devamını gör...
6515.
hadi biraz uzak duralım.
burada sesleniyorum size göre başardıklarınızla ilgilenmiyorum gerçekten içten bir şekilde tebrik ediyorum her ne haltsa ama artık salın beni!

herkes kendine nefes alacak bir yer bulsun düşünelim biraz...

bazen kendimi sabahattin ali gibi hissediyorum anlattıklarınızı dinlemiyorum iç sesimin dediklerini dinlemekten size sıra gelmiyor yani arada fark ettiğiniz o boş bakışlarım gerçekten boş.
devamını gör...
6516.
'bu dünyada güzel şeylerde oluyor..' sırf bu inançla yaşanılıyor. kötü şeyler yaşanırken bile bir gün iyi olacak düşüncesine tutunuyorsun ve belki de dimdik ayakta duruyorsun. bazen takatin kalmıyor dayanacak bir yer arıyorsun. tutunacağın dal sağlamsa seni ayakta tutmaya devam eder, peki ya o da kırıksa? işte o zaman düşmeye devam.. öyle zamanlar geliyor ki arka arkaya düşüyorsun. tek bir ayağa kalkma hamlesinin bile boş olduğunu düşündüğün zamanlar... düşe kalka geçirilen bir ömür..
düşmekte baki değil kalkmakta..

iyi şeylerin hatırına ayakta..
iyi şeylerin hatırına dönüyor dünya..
devamını gör...
6517.
gidebilir mi insan kendi içinden bir yere.
kaçabilir mi insan kendisinden.
rüyalarından. hayallerinden kaçtın, düşüncelerinden kaçtın, oyalandın.
rüyalarından kaçamadın.
en savunmasız anında çıkarttı önüne.
çok saçma bir rüyaydı gördüğüm. bir sınıftayız.
ama bu sınıf sanki ders için değil yani bir lise üniversite gibi değil başka bir şey için oluşturulmuş. ama ne için anlayamadım.
onca insanın içinde görünce onu, baktım baktım tanıdım.
derse giren adam isimleri soruyordu.
sıra ona gelince arapça bir şeyler demeye başladı sonra bir şarkı söyledi ismini de hatta.
o kadar güzeldi o kadar gerçek. kıskandım hatırlıyorum. ve ne oldu biliyor musunuz. ders bitti, yanına gidecektim ve konuşacaktim.
ders boyunca ona baktım baktım baktım. kim ne anlattı neden oradaydik bilmiyorum. hiç bir şey görmedi gözüm.
ders bitti yanına gidecektim ve uyandım. nasıl uyandım. nasıl kızdım nasıl neden dedim.
gece boyunca çişim gelmiş ama rüyadan uyanmamak için tutmuşum. o soğuk gecede içimdeki sidikle ısınmışım sanki. tuvalete gidince zorlanip biraz el yüz yıkama derken telefon zili çalıyor. bir alışamadık şu melodiye .
kahvaltıdan önce pencereden kafamı yarı çıkarıp bir sigara. böyle de çok zararlıymış. sanki yararlilardan ne fayda gördük diye düşündüm.
üç dişi bir erkek köpek birbirine sarılmış. üşümüş gece boyu. uyuyorlar öylece. karşıki dağlara sis çökmüş. abi sabah sabah ne sigarası içiyorsun yine . aman boşver.
abi yumurtayı kaynatim mı tavada mi. farketmez.
işte bunları yazmamak icin derler ki.
önce oturup insan tüm anılarını yazacak. bir yazar yazacak tüm anılarını iyi kötü. her şey bitince işte şimdi hayal gücünü yazacak.
böyle yazar olunabilir belki de evet.
tam da böyle. kim ne yapsın senin rüyanı anını.

insanın içinde bir bardak kırılmış cam parçaları içinde geziyor . sabahları bazen ayaklarım gitmiyor işe. ileri giderken geri gidiyorum gitmek istiyorum. geceleri uyumak istiyorum erkenden. müzik dinlemek istiyorum ne dinleyim karar veremiyorum. beğenmiyorum da . sanki tüm dünyada şarkılar tükenmiş yeni şarkılar lazım.
okuyorum okuyorum okuduklarımı kimseyle konuşamıyorum bile. kimse yok çünkü.
kimse merak etmiyor kimsenin umrunda değil bunlar . çok sıradan çok gerçeği gizemi çözülmüş bir dünya var sanki . herkes sırrı biliyor gerçeği biliyor . ben bilmiyorum tek.
binlerce yıl öncenin hiçbir merakı hayreti yok insanlarda.
kocaman bir ağacı gördüğümde hayret ediyorum. nasıl büyümüş neler yaşamış görmüş.
yavrularını tek tek ağzında taşıyan köpek nasıl annelik yapıyor . ara ara geliyor emzirip gidiyor.
bu nehir kaç bindir yıldır akıyor. bunca su nereden geliyor. binlerce yıl önce insanlar şu mağaralarda nasıl yaşamış ne yapmışlar.
bağlamam ve gitarım yapıldı geliyor. birazda onlarla oyalanırım. zaten kışın pek yapacak şey olmuyor. bu yıl üşümüyorum da . küçükken ayakta bot yok üstte doğru düzgün bir şey yok dışarı çıkıp akşama kadar karla oynardık. kayardık yukardan aşağı. akşama kadar kayardık. hiç mi üşümüyorduk.
yazın eve girmezdik hiç mi yanmıyorduk.

zamanı hep tanrı yaşamış insanoğlu ölmek için yaratılmış(bilge kağan kültigin anıtı)

yoruldum , yorgunluğumun hassas olmak gibi bir nedeni var. unutmamak gibi. fil hafızasına sahip insanlar için bu dram . mesele affetmek haklı olmak gurur yapmak üzülmek kırılmak gibi bir şey değil.
var olmak . varlığın kendisi . ama yok olmayı istememekte. yok olmak bu meseleyi çözmez çözemez.
yok olmak bilinmezlik .
bilmediği şeyden korkar insan.
bilinmezlik belirsizliktir.
bu yüzden bile insan mutsuz olduğu günlerde sonunu bildiği filmleri dizileri izler yeniden izler. yeni bir film sonu kötü çıkarsa onu üzecektir .

küçük bir şehirde diyor dostoyevski (ölüler evinden anılar) iki tip insan vardır . bir bunu kabullenmiş oranın insanı. hayattan fazla beklentisi olmayan para biriktiren insanlar.
iki görevini biran önce bitirip 2-3 yıl içinde oradan uzaklaşmayı kaçmayı hedefleyen insanlar. ( tayinle gelmişler gibi)
biz hep ikinci insanız . işte bu tespit çok doğru.
demek ki bazen kabullenmek gerek .
insan pek kabullenebilen bir varlık değil.
sinebilir bekleyebilir korkabilir acı çekebilir vazgeçebilir ama kabullenemez. tüm gücünü yeri gelir bunu başarmaya bile harcar.

kendini bir yere ait hissedememek.
neden böyle biliyor musun? çünkü insan bir yerde çok durdukça orada kötü anıları birikiyor. ve insan kötü anılarını daha çok hatırlıyor. daha keskin daha belirgin .
yeni şehirler demek yeni baştan yaşamak. hani diyor ya tanpınar” biz yeni bir elbise aldığımızda onu hemen giymek isteriz . eski kötü anılar ne varsa çekip gitsin yeni başlangıçlar olsun . böyle bir şeydi dediği .
hani yeni bir eve taşınırsın kendi evindir hatta. eski evdeki eşyaları atıp yeni eşyalar alır oturursun.
yeni bir şehir de böyle işte .
hep yenisi mi olacak olsun . dünyada sonuçta mezarın .
evden sonra her yer gurbet.

acılar birikir kir pas kangren olur. sanki tek sorun şehirler . insan çocuk değil insan derviş değil insan sürekli kendinden hep kendinden hep idare ederek insanları yaşayamaz. yaşamamalı da .

sen çok değiştin derler bir de.
sen yani biz değil sen değiştin.
yaşamak değişmektir yeniden doğmak her defasında yenilenmek al tarafta ne kadar şey varda üstüne sürekli boya atmaktır sıvamaktır cila atmaktır yama yapmaktır .
yoksa onca pas kir yıkıklık içinde insan ne olur. insan en çok içinden çürür. kurtlu bir ağaç gibi elma gibi.
dışardan baksan jelatinli ışıl ışıl insanların yaşadığı değil anlattığı hikayeler harap eder insanı.
dostoyevski diyor ya biz kendimizden daha fakir hasta vs insan gördüğümüzde aslında içten içe seviniriz böyle değilim diye. samimiyetsiz bir kibir şükürle karışık tuhaf bir acıma durumu yani. dinliyormuş anlıyormuş gibi yapmak.
herkesin bir hikayesi vardır anlattığı veya anlatmadığı anlatamadığı .
aytmatov diyor ya dünyadaki her duyguyu anlatacak kelime yoktur buna gerekte yoktur.
anlatmaya gerek yok anlaşılmaya gerek yok.
dünya bir pencere bakıp geçerken (yunus emre)
her gördüğüne bir anlam yüklemek anı yapmak.
hiçbir şey istemiyorum diyorum birkaç gün sonra istiyor oluyorum.
devamını gör...
6518.
bazı insanlar toplu taşımada cidden nasıl davranacaklarını bilmiyorlar.

ben kulaklık taktığım zamanlar acaba ses dışarı gider de insanları rahatsız eder mi diye ince ayrıntıları düşünürken bazı gereksizler ağız dolusu kahkaha atarak konuşabiliyorlar. zor cidden zor...
devamını gör...
6519.
devamını gör...
6520.
oyun oynamaktan çok sıkıldım.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"sözlük yazarlarının söylemek istedikleri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim