6701.
sözlükte adamakıllı dolanamıyorum lan. bu kadar reklam mı olur?
devamını gör...
6702.
kahve almam lazım. bokkafe içmekten ağzım kayış gibi oldu.
devamını gör...
6703.
bugün öğle arasından sonra bir bankanın dış kapısının önünde bekliyordum, kimse yoktu. birkaç dakika sonra arkamda başkaları da sıraya geçtiler. bankanın açılmasına birkaç dakika kala hemen arkamdaki 60 yaşlarındaki bir hanımefendinin önüme geçmeye çalıştığını fark ettim. telefonda evrak falan okurken bir yandan da olanın farkındayım, belli etmiyorum. bekleyeyim bakalım ne yapacak dedim içimden. hanımefendi hiç çekinmedi ve önüme geçti, banka açılınca da bir koşturması vardı ki gerçekten hayret ettim. hiçbir şey demedim, sessizce baktım yüzüne. kimliğindeki sayıları bile elleri titreyerek yazıyordu, çok insani bir şey bu hastalık ama ahlak yok bazılarında. ve onların seviyesine düşmemek için hakkımdan feragat ediyorum bazen bu ülkede. canımı sıkan tek husus ise aptal zannedilmek. oysa değilim, sadece ahlaksız insanları uyarmak bir şey kazandırmıyor.
devamını gör...
6704.
bugün bir an gençliğime gittim,

youtube müziği açtım ve hayvan gibi bir metal listesi hazırladım üşenmedim.

married with headbangers ulan!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
6705.
insanların psikolojisi neden bu kadar bozuldu. etrafa bakıyorum çok sinirli mutsuz bencil içi boş bir özgüven kibir görüyorum. hiçbir şeyi beğenmeyen sürekli suçlayan. herkesle iletişime geçmek isteyen ama yalnızlık teması isteyen söyleyen. ne kadar zeki başarılı olduğunu falan kanıtlamaya çalışanlar. her şey maddiyata döndü.
böyle çok çevre yapmak mantıklı mı. sonra saçma olayların içinde olur insan. 700 arkadaşı olan insanlar görüyorum . 500 -700 bunlar nasıl rakamlar ya.
kötülerde sanıyor ki kimse onlara dokunmuyor korkuyor falan. uğraşmak istemiyor boka bulaşmak istemiyor.
sen iyiysen herkes iyi olur.
bazen kangren olmadan bir şeyleri kesmek söküp atmak iyidir. bu yazıda üstte söylenenler gibi olmuş olabilir. sen çok biliyon aynısı sensin gibi. ön yargıların eseri gibi. olabilir bir şey diyemem bir şeyler söylüyoruz işte.
bu sıralar yine çok iş var diye her bir şeye sarmak güzel oluyor. ne güzel uğraşıyorum. hayal gücü insanın başına bela ama çokta güzel bir şey. insanın kendi kendisine zaman geçirmesi için bile güzel.
bir taraftan artan tahtalarla kuş yuvası yapmaya çalışıyorum. bir ağaç dalı buldum bir abinizle yürürken. ben dedim bundan çok güzel baston yaparım. aslında andız ağacı arıyorduk. andız ağacı meyvesinden tespih yapacaktım. meyveler küçük kalmış hep. ağaç dalını bulunca dedim ben bunla baston yapayım.
o abi dedi ben yapayım. abi dedim bak sen yoruldun elini kesersin. yok dedi ver bıçağı. verirdin vermezdin. verdim maket bıçağını oturdu dalı yontarken çat pantolonunu kesti. daha yeni aldıydım dedi.
ama dedim ben dedim. benle gezenlerin üstü başı batıyor bak. bir şey oluyor yani. hayır bastonu yapıp vernikleyip güzel bir şey olacaktı. şimdi elime almadım.
o da bıraktı. başka bir dal bakıyoruz.
devamını gör...
6706.
arkadaş zoruyla bu akşam şevval sam konserine gideceğim. hiç tarzım değil, kulaklarıma üzülüyorum. yarın sabah işe nasıl gideceğimi sorguluyorum.
devamını gör...
6707.
heyecanımı ifade edecek kelimeleri yan yana getirip bir cümle kuramiyorum kokusu hala saclarimdayken..
devamını gör...
6708.
yazarları bu gün mutlu eden olay başlığını bulamadım . buraya yazayım bari. sonuçta bu da söylenmek istenen birşey.

sabahın kör karanlığında uyanmanın haftalardır beni mutlu eden tek olayı, bu gün ay dedeyi gördüm.
devamını gör...
6709.
şu sıralar hesapladığım tüm haritalarda aslan burcu yükseliyor. yani ben güneşim, hatta güneşin yay burcunda olduğunu düşünürsek bayağı umutlu, uçarı kaçarı bir güneşim. fakat güneş 10 gün sonra oğlak burcuna geçiyor. yani sert, disiplinli, duygusallığını arka plana atan bir güneş olacak... 10 gün sonra sanıyorum daha da durulmuş olacağımdan artık üzülmeyeceğim, tşk.
devamını gör...
6710.
3 gündür kırdım kafayı salakana gibi geziyorum amaçsız.

insan görmek istemiyorum. bi başıma. ohh mis.
devamını gör...
6711.
telefonum bozuldu. durduk yere bir de. telefonsuzluk çok zor bir şeymiş. evde şarj aleti olan bir tuşlu telefon vardı dedim ona takayım bari. artık hatlar minik minik olduğu ve çerçevesini kaybettiğim için ona da uymadı.
yani diyeceğim o ki, allah seni kahretsin bill gates sen de yargılanacaksın köpek. gerçi ben samsung'a sövmeliyim.
lee kun hee.* insansan cevap verirsin. ben tuğba ekinci. seni bulacağım bugün veya yarın.
devamını gör...
6712.
yıllardır bekledğim şey gerçekleşince neden yeterince mutlu olamıyorum ki
devamını gör...
6713.
ya sabah sabah...

edit: cümlenin devamının sinirlerimi bozuyorlar olması lazımdı ama sinirlerimi de bozmadıkları için yarım kaldı.
devamını gör...
6714.
birinin bir yerine dokunduğunda bazen tepki vermez ama dokunduğun yerde yarası varsa beklemediğin veya beklediğinden daha fazla tepki verebilir.
devamını gör...
6715.
her şeyi kafamın içinde yaşıyorum, her şeyi.

çok fazla düşünüyorum, hayal kuruyorum, her ana karşı planım ve taktiğim var ama gerçekleştiğinde pasif kalıp hiçbir şey yapamayacağımı düşünmeye başladım. bunun sebebinin de ses çıkardığımda hiçbir şeyin değişmediğini görmek olduğuna inanıyorum. ve bu duruma gelmek, yaşanabilecek en kötü şeylerden biri bence.
devamını gör...
6716.
geri zekalılık (zeka geriliği) kesinlikle hukukta yer almalı.
kişilerin alnına damgalanmalı ya da.
devamını gör...
6717.
ne zamandır ilk defa evden çıkmadığım bir gün oldu, çok tuhaf. *
devamını gör...
6718.
senin olmayan bir şeyi seninmiş gibi paylaşman ne bilim ... kendine üzülmüyor musun hiç.
devamını gör...
6719.
"sanmak insanı ziyan eder.
konu ne olursa olsun."
seviyor sanmıştım.
iyiyim sanmıştım.
güçlüyüm sanmıştım.
hazırım sanmıştım.
geçti sanmıştım.
alıştım sanmıştım.
mutluyum sanmıştım.
umursamıyorum sanmıştım.
yalnız değilim sanmıştım.
dayanırım sanmıştım.
vazgeçtim sanmıştım.

bazen her şeyin yerli yerinde olduğunu sanıyorsun,her şeyin doğru gittiğini, her adımın seni istediğin yere götüreceğini düşünüyorsun. fakat bir gün, bir an, fark ediyorsun ki her şeyin sandığın gibi olmadığı her şeyin aslında çok daha karmaşık olduğu bir gerçek var. bir yerlerde, bir noktada, senin fark edemediğin, görmekten kaçındığın bir şeyler kayboluyor, kırılıyor, yer değiştiriyor, ve sen hâlâ bu kırık dökük yapıları tamir etmeye çalışıyorsun, halbuki ne kadar uğraşsan da, ne kadar çabalasın da, bazı şeylerin eskisi gibi olmayacağını anlıyorsun, ve bu fark ediş, seni önce yıkıyor, sonra yeniden inşa etmeye itiyor, ama inşa etmek de zor, çünkü eskisi gibi inşa edemezsin, bir şeylerin kaybolmuş olması, bir şeylerin zamanla değişmiş olması seni bir noktada yavaşça tüketiyor, belki de çok yavaş, belki de hiç fark etmeden.
ama hissediyorsun
bir şeylerin eksik olduğunu, bir şeylerin kaybolduğunu, kaybolmaya başladığını, ve bununla barışmak zorunda kalıyorsun. zamanla... ama ne zaman barışacağını hiç bilemiyorsun belki hiç barışamayacaksn belki bir zamanlar mutlu olduğun anların geride kaldığını, belki de senin geriye dönüp bakamayacağın kadar uzaklaştığını kabul etmek zorunda kalıyorsun. bir şeyler değişiyor, hem dünyada hem içinde, ama sen yine de duruyorsun. olduğu gibi, buradaşimdi kaybolmuş bir parçasıyla ve eski bir halini hatırlayarak ve eski duygularını yitirerek ama bir şekilde hayatta kalarak bir şekilde devam ederek bir şekilde var olarak belki de hep sanmakla var olarak çünkü hep bir şeylerin doğru olduğunu sanıyorsun oysa belki de doğru olan hiçbir şey yoktu. belki de hiç bir şey tam değildi, belki de her şey hep olduğu gibi kırılgandı
ama sanmak işte
insanın kendini kandırarak ilerlemesi, hayatta kalmaya çalışması, bu düşüncelerin arasında kaybolarak, bir şeyleri geçiştirerek, yeni bir şey bulmaya çalışarak devam etmesi ama ne kadar devam edebilirsin ne kadar var olabilirsin bunu da bilemiyorsun. bazen seni bir duygu sarar, bazen sana her şeyin yolunda gittiğini söyler ama sonra bir anda bu duygular kaybolur, çünkü hiçbir şey kesin değildir. çünkü hiçbir şey sonsuza kadar devam etmez, senin bir zamanlar sanmış olduğun her şey, bir gün yalnızca bir anı haline gelir ve sen o anın içinde kaybolursun. belki de hep kaybolarak yaşarsın, belki de hiç fark etmeden, belki de hiçbir zaman tam anlamıyla bulamazsın neyi kaybettiğini neyi aradığını belki de sadece kaybolmuş olursun ve kaybolmanın içinde kaybolduğunu anlamadan yaşamaya devam edersin "sanarak..."
devamını gör...
6720.
arkadaşlar bir değil, iki değil, üç değil benim arkadaşım,dostum, beni tanıdığını iddia edenlere itibar etmeyiniz.

sözlükte kimseye referans değilim, kimin kiminle ne bok yediği de umurumda değil. sözlükteki kimse benim arkadaşım, dostum falan değil görüştüğüm 3-5 kişi var onlar hariç.

onlar da zaten bir kadına yürümek için beni referans gösterecek kadar şerefsiz değillerdir.

tepemin tasını attırmayın ananıza sövdürmeyin.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"sözlük yazarlarının söylemek istedikleri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim