sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
başlık "peripetya" tarafından 03.01.2021 03:48 tarihinde açılmıştır.
7301.
hazır herkes yüreğindeki taşları dökmüşken ben de bir şeyler yazayım, belki içim rahatlar.
2021 yılında bergenin yan çarı olarak başladığım normal sözlüğü içimi döktüğüm günlüğüm olarak kullanmaya başladım. çünkü o dönemler hayatımın en karanlık dönemleriydi ve anlatacak kimsem yoktu. kendi kendime yazıyordum. (hâlâ öyle)
burada neler yaşadım neler.. pek çok insanla tanıştım , gülüştüm, sohbet ettim , ağladım.. bir sürü paylaşımımız oldu. ve iyi ki oldu. her insan bana yeni bir şey öğretti.
sonrasında gördüğünüz üzere ihtimaller perisi olarak kendimi doğurdum. evet , doğurdum diyorum çünkü bu çok radikal bir karar oldu. mahlasımla beraber hayata bakışımı değiştirdim.
arabeskten nasıl bir geçiş oldu sormayın, ben de bilmiyorum.
beni yanlış anlayanlar, yanlış tanıyanlar elbette oldu. ama ben hepsine “iyilik iyidir” anlayışı ile yaklaştım. çünkü kavgayı sevmiyorum . sakinlik ve huzurla yaşamaya çalışıyorum.
yediğim linçleri, küfürleri, hakaretleri söylemiyorum bile. ama buradaki hemen herkes internetim açık olduğu sürece var oluyor benim için.
geçirdiğim bu 5 yılda şunu anladım, insanların kafalarının içine girip, sizin hakkınızdaki düşüncelerini değiştiremezsiniz.
bunu neden söylüyorum ? geçen gün , tamamen içimden gelerek, bir yazarın nickaltına bir şey yazdım ve “göz önünde” bir yazar olduğum söylenip, onunla flörtleştiğim yaftası yapıştırıldı.
ve açık açık bunu bana özelden sorma hakkı buldu kendine o kişi. şaşırdım, insanların özel hayatına bu denli nasıl karışılır, bu had nereden bulunur bilemedim. velev ki öyleydi, bunu sorma cüreti nerden geliyor diye sorarlar adama.
velhasıl, ne yapsanız da insanların sizin hakkınızdaki fikirlerini değiştiremezsiniz. kendi halimde bir yazarım, kimsenin ne yaptığını merak etmem çünkü beni ilgilendirmez. baharıma bir yol bulmaya çalışarak yaşıyorum.
gözümün gördüğü hemen her yazarı , özellikle de kadın yazarları çok seviyorum.
ve unutmayın, iyilik iyidir.
öpüldünüzzz!
2021 yılında bergenin yan çarı olarak başladığım normal sözlüğü içimi döktüğüm günlüğüm olarak kullanmaya başladım. çünkü o dönemler hayatımın en karanlık dönemleriydi ve anlatacak kimsem yoktu. kendi kendime yazıyordum. (hâlâ öyle)
burada neler yaşadım neler.. pek çok insanla tanıştım , gülüştüm, sohbet ettim , ağladım.. bir sürü paylaşımımız oldu. ve iyi ki oldu. her insan bana yeni bir şey öğretti.
sonrasında gördüğünüz üzere ihtimaller perisi olarak kendimi doğurdum. evet , doğurdum diyorum çünkü bu çok radikal bir karar oldu. mahlasımla beraber hayata bakışımı değiştirdim.
arabeskten nasıl bir geçiş oldu sormayın, ben de bilmiyorum.
beni yanlış anlayanlar, yanlış tanıyanlar elbette oldu. ama ben hepsine “iyilik iyidir” anlayışı ile yaklaştım. çünkü kavgayı sevmiyorum . sakinlik ve huzurla yaşamaya çalışıyorum.
yediğim linçleri, küfürleri, hakaretleri söylemiyorum bile. ama buradaki hemen herkes internetim açık olduğu sürece var oluyor benim için.
geçirdiğim bu 5 yılda şunu anladım, insanların kafalarının içine girip, sizin hakkınızdaki düşüncelerini değiştiremezsiniz.
bunu neden söylüyorum ? geçen gün , tamamen içimden gelerek, bir yazarın nickaltına bir şey yazdım ve “göz önünde” bir yazar olduğum söylenip, onunla flörtleştiğim yaftası yapıştırıldı.
ve açık açık bunu bana özelden sorma hakkı buldu kendine o kişi. şaşırdım, insanların özel hayatına bu denli nasıl karışılır, bu had nereden bulunur bilemedim. velev ki öyleydi, bunu sorma cüreti nerden geliyor diye sorarlar adama.
velhasıl, ne yapsanız da insanların sizin hakkınızdaki fikirlerini değiştiremezsiniz. kendi halimde bir yazarım, kimsenin ne yaptığını merak etmem çünkü beni ilgilendirmez. baharıma bir yol bulmaya çalışarak yaşıyorum.
gözümün gördüğü hemen her yazarı , özellikle de kadın yazarları çok seviyorum.
ve unutmayın, iyilik iyidir.
öpüldünüzzz!
devamını gör...
7302.
madem duygusal bir ortam oldu ben de konuşacağım asla aşağı kalamam.
ben de geleli yanlış hatırlamıyorsam 5 sene civarı oldu. sürekli aktif olduğum bir süreç değildi. zaman zaman bazı arkadaşlıklar kursam da çok daimi olmadı ama çok güzel insanlar tanıdım.
ciddi anlamda yazmaya ve kendimi anlatmaya ihtiyacım olduğu bir dönemde tanıştım zamanın kafa şimdinin normal sözlüğüyle. ve hiçbir zaman tam anlamıyla kopup gidemedim burdan. çünkü insan anlaşılmaya alıştığı yerden kolay vazgeçemiyor.*
hepinizi tanımasam ya da birebir bunu söylemesem de gerçekten sevdiğim bir sürü yazar var. zamn zaman gülüp zaman zaman kendimden parçalar bulabiliyorum tanımlarınızda.
velhasıl kelâm seviliyorsunuz ahali.*
ben de geleli yanlış hatırlamıyorsam 5 sene civarı oldu. sürekli aktif olduğum bir süreç değildi. zaman zaman bazı arkadaşlıklar kursam da çok daimi olmadı ama çok güzel insanlar tanıdım.
ciddi anlamda yazmaya ve kendimi anlatmaya ihtiyacım olduğu bir dönemde tanıştım zamanın kafa şimdinin normal sözlüğüyle. ve hiçbir zaman tam anlamıyla kopup gidemedim burdan. çünkü insan anlaşılmaya alıştığı yerden kolay vazgeçemiyor.*
hepinizi tanımasam ya da birebir bunu söylemesem de gerçekten sevdiğim bir sürü yazar var. zamn zaman gülüp zaman zaman kendimden parçalar bulabiliyorum tanımlarınızda.
velhasıl kelâm seviliyorsunuz ahali.*
devamını gör...
7303.
ben de eksik kalmayayım.
her zaman söylediğim gibi burası benim sanal günlüğüm gibi bir yer, mesajlaşma ya da insanlarla tanışma kısmını pek sevemedim şu ana kadar.
bu konularda bayağı kötüyüm.
hoşsohbet insanı değilim, sadece dinleyiciyimdir.
öyle tepki falan da vermem ama dinlerim yani, pek tepki vermediğim için bazı anlar duvar sayılabilirim.
bu yüzden soğuk davrandığım ya da kırdığım çok fazla insan olmuştur, kırdıysam affolla.
zamanla soğukluğumu biraz daha azalttığımı düşünüyorum gerçi.
burada kendim hakkımda ciddi anlamda her şeyi açık açık anlatırım, anlattığım birçok şeyden yakın çevremdeki insanların bile haberi yoktur. biraz da bu yüzden anlatıyorum zaten, burada yazarak ifade etmek daha kolay geliyor.
mimiklerimi görmüyorsunuz, heyecanıma ya da paniğime kendi gözlerinizle şahit olmuyorsunuz, ulan acaba yanlış anlar mı kaygısı yaşamıyorum çünkü yazarken düşünme fırsatım oluyor.
uzun uzun düşünüyorum, konuşurken düşünenediğim her şeyi yazarken düşünüyorum.
iyi de geliyor tabi.
iyi gelmesinin bir başka yönü de günlük hayatımda tam bir sosyalfobik olmam.
insanlardan kaçan sıradan bir insan olarak bir şeyler anlatma ihtiyacımı burada karşılıyorum.
mutluluğumu da, acımı da burada paylaşıyorum, kendime anlatamadığım birçok şeyle burada yüzleştiğim oluyor.
bu kadar şeffaf olmanın yararları olduğu kadar zararları da var tabi ama o kısma şu an girmeyeceğim.
yine de kendimi olduğum gibi göstermek iyi geliyor çünkü bunu günlük hayatımda yapabilmek işkence gibi bir şey.
sosyalfobik bir z kuşağı olmak ahanda böyle bir şey arkadaşlar .
sosyal mecralarda daha iyi kendiniz olabilmeniz kadar garip bir şey.
her zaman söylediğim gibi burası benim sanal günlüğüm gibi bir yer, mesajlaşma ya da insanlarla tanışma kısmını pek sevemedim şu ana kadar.
bu konularda bayağı kötüyüm.
hoşsohbet insanı değilim, sadece dinleyiciyimdir.
öyle tepki falan da vermem ama dinlerim yani, pek tepki vermediğim için bazı anlar duvar sayılabilirim.
bu yüzden soğuk davrandığım ya da kırdığım çok fazla insan olmuştur, kırdıysam affolla.
zamanla soğukluğumu biraz daha azalttığımı düşünüyorum gerçi.
burada kendim hakkımda ciddi anlamda her şeyi açık açık anlatırım, anlattığım birçok şeyden yakın çevremdeki insanların bile haberi yoktur. biraz da bu yüzden anlatıyorum zaten, burada yazarak ifade etmek daha kolay geliyor.
mimiklerimi görmüyorsunuz, heyecanıma ya da paniğime kendi gözlerinizle şahit olmuyorsunuz, ulan acaba yanlış anlar mı kaygısı yaşamıyorum çünkü yazarken düşünme fırsatım oluyor.
uzun uzun düşünüyorum, konuşurken düşünenediğim her şeyi yazarken düşünüyorum.
iyi de geliyor tabi.
iyi gelmesinin bir başka yönü de günlük hayatımda tam bir sosyalfobik olmam.
insanlardan kaçan sıradan bir insan olarak bir şeyler anlatma ihtiyacımı burada karşılıyorum.
mutluluğumu da, acımı da burada paylaşıyorum, kendime anlatamadığım birçok şeyle burada yüzleştiğim oluyor.
bu kadar şeffaf olmanın yararları olduğu kadar zararları da var tabi ama o kısma şu an girmeyeceğim.
yine de kendimi olduğum gibi göstermek iyi geliyor çünkü bunu günlük hayatımda yapabilmek işkence gibi bir şey.
sosyalfobik bir z kuşağı olmak ahanda böyle bir şey arkadaşlar .
sosyal mecralarda daha iyi kendiniz olabilmeniz kadar garip bir şey.
devamını gör...
7304.
sözlük nedir ne değildir bilmez iken, üç sene önce insta'da çıkan bir tanıtıma tıklayarak kaydolduğum bu mecrada sözlükte yazmayı öğrendim.
kendimi analiz ettiğimde bulduğum tek motivasyonum var: bilinmek!
''bilinmekten hoşlanmışım''. bu sözlükte yazmaya devam etmemi sağlayan en önemli 'itki'.
bana yeni versiyon 'macbook air' aldıran bu mecrayı seviyorum. sevgi yoksa o kadar parayı* vermem açıklanamaz. eksikliğini hissettiğim tek şey radyo yayınları. gerisi iyilik güzellik...
kendimi analiz ettiğimde bulduğum tek motivasyonum var: bilinmek!
''bilinmekten hoşlanmışım''. bu sözlükte yazmaya devam etmemi sağlayan en önemli 'itki'.
bana yeni versiyon 'macbook air' aldıran bu mecrayı seviyorum. sevgi yoksa o kadar parayı* vermem açıklanamaz. eksikliğini hissettiğim tek şey radyo yayınları. gerisi iyilik güzellik...
devamını gör...
7305.
siz hiç bilmiyorsunuz hiç görmediniz, benim doğduğum yerde üç yanı köknar ormanlarıyla çevrili uçsuz bucaksız bir çayır var, rüzgarda diz boyu otlar çimen çiçek harelenir. o çayırlarda sırtına hiç eğer vurulmamış yaban atlar yelelerini savura savura koşar, tüyleri yeni bilenmiş bir balta ağzı gibi parlayan uzun kirpikli güzel atlar.
o çayırlarda o yaban atlarla baldırlarımı parçalayana kadar deliler gibi koşmak istiyorum, nefes nefese soluksuz kaldığımda genzime ezilmiş çimenin binbir çiçeğin kokusu dolsun istiyorum, sonra kar sularından gürül gürül çağıldayan bir dereye eğilip dudak vermek, kana kana su içmek istiyorum.
uyumak istiyorum, mutlu huzurlu uyumak, yüzümü okşayan köknar kokulu bir rüzgar, yıldız yorgan gökyüzü, derenin ninnisiyle aklım başımdan çekilsin istiyorum.
aydan ana ört üstümü, düşlerime yıldızlarından ver, n’olursun.
seni çok seviyorum!
o çayırlarda o yaban atlarla baldırlarımı parçalayana kadar deliler gibi koşmak istiyorum, nefes nefese soluksuz kaldığımda genzime ezilmiş çimenin binbir çiçeğin kokusu dolsun istiyorum, sonra kar sularından gürül gürül çağıldayan bir dereye eğilip dudak vermek, kana kana su içmek istiyorum.
uyumak istiyorum, mutlu huzurlu uyumak, yüzümü okşayan köknar kokulu bir rüzgar, yıldız yorgan gökyüzü, derenin ninnisiyle aklım başımdan çekilsin istiyorum.
aydan ana ört üstümü, düşlerime yıldızlarından ver, n’olursun.
seni çok seviyorum!
devamını gör...
7306.
ölümün bile hakkını vermeli insan, mesela bir aşka kök salarak yaşamamalı. yüz vermemeli hüzne, kucak açmamalı yalnızlığa, şımartmamalı hiçbir duyguyu...
devamını gör...
7307.
bu sözlüğe gelişimin hiçbir anlamlı hikayesi yok, o yüzden ben devam edemedim...
devamını gör...
7308.
hayatta kalmaya çalışmak çok zor.
devamını gör...
7309.
insan sevmiyorum ama onlarsız da olmuyor be abi. bu cümleyi ilk söylediğimde kimse ciddiye almadı. halbuki bu cümle, modern insanın en trajik ama en komik itiraflarından biridir. bir nevi ruhun kendi kendine attığı tokat gibi bir şey.
bak mesela insanlardan hoşlanmıyorum. gürültü yapıyorlar. gereksiz konuşuyorlar. üç kelimelik konuyu yirmi dakikaya yayıyorlar. sınırlarını bilmiyorlar. alınganlar daha da sayarım ama sevmediğim tür için bu kadar fazla.
ama aynı insanları hayatından tamamen çıkarınca da işler tuhaflaşıyor. bir süre sonra insanın kendi aklıyla baş başa kalması gibi tehlikeli bir durum ortaya çıkıyor. çünkü insan kendi aklıyla uzun süre yalnız kalınca, duvar ile konuşup kavga ediyor mesela benim duvarımın ismi var hasan.
ben mesela bir ara ciddi ciddi hasan beye selam verdiğimi fark ettim. sesi kesip soğuktan koruyacağım diye bana hizmet ediyor sonuçta. bir teşekkür borcu doğuyor ister istemez. işte tam o noktada anlıyorsun: insan dediğin şey sinir bozucu ama gerekli bir aparat.
insanları sevmiyorum çünkü çoğu gereksiz. ama yine de lazım. tıpkı çorbanın içindeki tuz gibi. tuzun kendisini oturup kaşık kaşık yemezsin ama koymazsan da çorbanın tadı olmuyor.
mesela insanlardan uzak durayım dedim bir süre. sessizlik güzel. huzur var. kimse saçma sapan fikir beyan etmiyor. kimse bir şey soracağım diye başlayıp hayatını anlatmıyor. harika.
fakat üç gün sonra insan şunu fark ediyor:
kendi kendine söylenmeye başlıyorsun.
şuna bak ya yine geç kaldım alarmı erteleyip.
bunu neden böyle yaptım ben şimdi?
bu trafik neden var.
köpekbalığı var ama kedibalığı neden yok ?
bir süre sonra kendi kendine cevap da veriyorsun. işte o noktada insan şunu anlıyor: insanlardan kaçarken kendi içindeki daha tuhaf bir insana yakalanıyorsun
insan denen canlı aslında iki şey için yaratılmış:
birbirinin sinirini bozmak ve birbirine lazım olmak.
mesela kimse kimseyi sevmiyor ama herkes insan görmek istiyor. çünkü herhangi bir makineye kolay gelsin diyemiyorsun. dediğin zaman toplum seni yavaş yavaş psikiyatri servisine doğru itiyor.
yani insan şu garip denklemde yaşıyor:
insanlardan nefret ediyorum ama lütfen birisi ses çıkarsın insan sesi.
insanları sevmediğini söyleyen insanların çoğu da insanlarla konuşarak bunu anlatıyor. yani nefretin bile insan aracılığıyla gerçekleşiyor. mesela ben .
sonuç olarak insanlardan nefret etmek çok kolaydır. ben de ediyorum. gayet memnunum bu kararımdan. ama insanlardan tamamen kurtulmaya çalışınca hayat tuhaf bir belgesel haline dönüşüyor.
sabah kalkıyorsun.
duvara bakıyorsun.
kendinle konuşuyorsun....
işte insanlık tam olarak bu kadar saçma bir sistemdir.
bak mesela insanlardan hoşlanmıyorum. gürültü yapıyorlar. gereksiz konuşuyorlar. üç kelimelik konuyu yirmi dakikaya yayıyorlar. sınırlarını bilmiyorlar. alınganlar daha da sayarım ama sevmediğim tür için bu kadar fazla.
ama aynı insanları hayatından tamamen çıkarınca da işler tuhaflaşıyor. bir süre sonra insanın kendi aklıyla baş başa kalması gibi tehlikeli bir durum ortaya çıkıyor. çünkü insan kendi aklıyla uzun süre yalnız kalınca, duvar ile konuşup kavga ediyor mesela benim duvarımın ismi var hasan.
ben mesela bir ara ciddi ciddi hasan beye selam verdiğimi fark ettim. sesi kesip soğuktan koruyacağım diye bana hizmet ediyor sonuçta. bir teşekkür borcu doğuyor ister istemez. işte tam o noktada anlıyorsun: insan dediğin şey sinir bozucu ama gerekli bir aparat.
insanları sevmiyorum çünkü çoğu gereksiz. ama yine de lazım. tıpkı çorbanın içindeki tuz gibi. tuzun kendisini oturup kaşık kaşık yemezsin ama koymazsan da çorbanın tadı olmuyor.
mesela insanlardan uzak durayım dedim bir süre. sessizlik güzel. huzur var. kimse saçma sapan fikir beyan etmiyor. kimse bir şey soracağım diye başlayıp hayatını anlatmıyor. harika.
fakat üç gün sonra insan şunu fark ediyor:
kendi kendine söylenmeye başlıyorsun.
şuna bak ya yine geç kaldım alarmı erteleyip.
bunu neden böyle yaptım ben şimdi?
bu trafik neden var.
köpekbalığı var ama kedibalığı neden yok ?
bir süre sonra kendi kendine cevap da veriyorsun. işte o noktada insan şunu anlıyor: insanlardan kaçarken kendi içindeki daha tuhaf bir insana yakalanıyorsun
insan denen canlı aslında iki şey için yaratılmış:
birbirinin sinirini bozmak ve birbirine lazım olmak.
mesela kimse kimseyi sevmiyor ama herkes insan görmek istiyor. çünkü herhangi bir makineye kolay gelsin diyemiyorsun. dediğin zaman toplum seni yavaş yavaş psikiyatri servisine doğru itiyor.
yani insan şu garip denklemde yaşıyor:
insanlardan nefret ediyorum ama lütfen birisi ses çıkarsın insan sesi.
insanları sevmediğini söyleyen insanların çoğu da insanlarla konuşarak bunu anlatıyor. yani nefretin bile insan aracılığıyla gerçekleşiyor. mesela ben .
sonuç olarak insanlardan nefret etmek çok kolaydır. ben de ediyorum. gayet memnunum bu kararımdan. ama insanlardan tamamen kurtulmaya çalışınca hayat tuhaf bir belgesel haline dönüşüyor.
sabah kalkıyorsun.
duvara bakıyorsun.
kendinle konuşuyorsun....
işte insanlık tam olarak bu kadar saçma bir sistemdir.
devamını gör...
7310.
bugün iş çıkışı sağ olsun müdürüm eve bıraktı. bir şeyler anlatıyordu , bir konuda beni ikna etmeye çalışıyordu , döndüm dedim ki “siz farkında değilsiniz ama ben gerçekten iyi değilim. işimi yapıyor olmam iyi olduğum anlamına gelmiyor. hep yorgunum, hevesim yok, eve gidince yerimden kalkamıyorum. hatta terapi almayı bile düşünüyorum.” dedim. “neden böyle oldun peki?” dedi . durdum, düşündüm, acaba neden böyleyim? bilmiyorum.
gerçekten sürekli yorgunum, her yerim ağrıyor, uyumak istiyorum hep, kimseyle konuşasım gelmiyor. depresyona girdim bir türlü çıkamıyorum. enerjimi yükseltemiyorum. işten gelince odamdan çıkmıyorum, yemek bile yiyemiyorum pek. ne yapacağım bilmiyorum, eski halimi çok özlüyorum..
gerçekten sürekli yorgunum, her yerim ağrıyor, uyumak istiyorum hep, kimseyle konuşasım gelmiyor. depresyona girdim bir türlü çıkamıyorum. enerjimi yükseltemiyorum. işten gelince odamdan çıkmıyorum, yemek bile yiyemiyorum pek. ne yapacağım bilmiyorum, eski halimi çok özlüyorum..
devamını gör...
7311.
bu bi kaç gündür oldukça hastayım. kusma, öksürme, burun akıntısı, hapşırma... kısacası aradığınız her şey var. içim dışım ilaç olmasına rağmen halen iyileşemedim. ayrıca geceleri de uyuyamıyorum :-( bunlara zaten tahammül ediyorum bir de ailemin gereksiz kavgalarıyla uğraşmak zorunda kalıyorum. sebep çok affedersiniz ama çok b*ktan. herhangi birinin ağzından çıkan tek bir lafı alıp uzatıyorlar da uzatıyorlar... sakız gibi sünüyor yemin ederim. sonuç olarak büyük bi olaya dönüşüyor. yav zaten yeni iftar yapmışız zaten yorgunuz bi de bunları çıkarıyorsunuz. gereksiz yere yapılan tartışmalar beni resmen yaşlandırıyor. sanırım benim iş bulma zamanım geldi de geçiyor. evde ne kadar az durursam o kadar iyi gibi... kimseye söyleyemediklerimi ancak buraya yazabiliyorum umarım sizleri sıkmamışımdır.
devamını gör...
7312.
aylardır sarılamadığım abim, her dinlediğimde büyük bir hüzne boğuluyorum. her defasında aklıma seni getiriyor bu şarkı, aramızdaki karlı dağları hatırlatıyor bana. bu satırları yazarken yine gözlerim dolu ve ben yine seni derin bir özlemle beklemekteyim.
hasretinle yandı gönlüm
hasretinle yandı gönlüm
devamını gör...
7313.
bu milletin değerleriyle farklı dini gruplarla falan derdim yok onlar başımızın tacı benim bahsettiğim kişiler başka.
devamını gör...
7314.
babam, tarih sevdalısı bana, ıleri derecede tarih zehirlenmesi yaşatmasının ardından( geçenlerde bahsetmiştim tarihi dizilere epey merak saldığını). bunlara ilave olarak bu ara ibadete bayağı sardı. namaz, dua, kuran… full program gidiyor.
en son dayanamadım dedim ki:
“baba biraz yavaş.”
“niye kızım?” dedi.
dedim ki
“sen bu tempoyla devam edersen öbür tarafta makamın çok yukarıda olacak. biz seni bulamayacağız.
babam:
“merak etme kızım, ben kapıda beklerim.
sizi içeri almazlarsa referans olurum.”
canım babam ya, orada bile beni düşünüyor.
en son dayanamadım dedim ki:
“baba biraz yavaş.”
“niye kızım?” dedi.
dedim ki
“sen bu tempoyla devam edersen öbür tarafta makamın çok yukarıda olacak. biz seni bulamayacağız.
babam:
“merak etme kızım, ben kapıda beklerim.
sizi içeri almazlarsa referans olurum.”
canım babam ya, orada bile beni düşünüyor.
devamını gör...
7315.
o tatlıyı yemeyecektik, bayılacağm şimdi off. beynim son hız çalışıyor.
devamını gör...
7316.
damba drum tappa tap
devamını gör...
7317.
hayatımda öyle bir dönemdeyim ki kimseye anlamadığını izah etmek istemiyorum. kimseye hiçbir şey öğretmek zorunda değilim. kimsenin yanlışını doğru gibi kabul etmek benim görevim değil.
öyle mi düşünmüş, muhakkak ki öyle olmuştur. herhangi bir şeyle ilgili toksik bir şey mi yapmış, benimle ilgili değil. ikinin ikiyle toplamının ne edeceğini sadece paşa gönlüm bilir. kim, neyi nasıl yapacağını bana sormak zorunda değil ve ben de kimseye sormak istemiyorum. kimsenin ipinin ucundaki kukla değilim ve olmayacağım.
öyle mi düşünmüş, muhakkak ki öyle olmuştur. herhangi bir şeyle ilgili toksik bir şey mi yapmış, benimle ilgili değil. ikinin ikiyle toplamının ne edeceğini sadece paşa gönlüm bilir. kim, neyi nasıl yapacağını bana sormak zorunda değil ve ben de kimseye sormak istemiyorum. kimsenin ipinin ucundaki kukla değilim ve olmayacağım.
devamını gör...
7318.
ekran sürem uzadıkça beynim burnumdan akacakmış gibi hissediyorum.
allah ıslah etsin seni imera.
allah ıslah etsin seni imera.
devamını gör...
7319.
üstümden bir yük kalktı bugün, çok rahatladım, uzun zamandır ihtiyacım olan bir histi bu, keyfim yerinde :)
bozmaya da hiç niyetim yok :)
bozmaya da hiç niyetim yok :)
devamını gör...
7320.
bazen ölümü düşünüyorum, gerçekten ne olacak?
bazen ben ne yapıyorum, ne işim var bu dünyada diyorum.
bazen neden böyle bir şey yaptım diyorum.
yaşamayı seviyorum.
bazen de böyle hayatın a***a ko****ım diyorum.
bazen ben ne yapıyorum, ne işim var bu dünyada diyorum.
bazen neden böyle bir şey yaptım diyorum.
yaşamayı seviyorum.
bazen de böyle hayatın a***a ko****ım diyorum.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368