7441.
bir ara bi hanımefendi gözlük takmamıştı çalıştığı yere gittiğimde, bugün neden gözlük takmadığını sormuştum, aksesuar olarak kullandığını söylemişti, bende "neden" diye sorduğumda verdiği cevabı anlamamıştım, sanane mi dedi bir şey dedi ama aklım halâ orada amunyim.
devamını gör...
7442.
bir insanı sevdiğinde tüm ihtimalleri silmek diye bir şey var sanırım. bunu ilk kez bir başkasında fark ettiğimde çok şaşırmış, hatta aptalca bulmuştum; sanki ben hiç yapmamışım gibi.
insan sevildiğinden hiçbir zaman tam olarak emin olamaz bence ama buna rağmen birinin bizi sevdiğine inanmak isteriz. hele ki biz seviyorsak… karşı tarafın her davranışını kendimize yorar, hatalarını görmezden gelir, mutlaka bir açıklama buluruz.
aslında büyük bir kumar oynuyoruz. tüm paramızı onun da bizi sevdiği ihtimaline yatırıyoruz. aklımız sevmiyor derken bile içimizde bir yer ısrarla aslında seviyor demeye devam eder.
ben bu hissi bir tür inanç olarak görüyorum. sevdikçe büyüyen bir inanç… belki de ihtiyaç duydukça. çünkü bazen büyüyen şey sevgi değil, o insana duyulan ihtiyaçtır.
bazıları bunu 'o seni sevdiği için sen de onu seviyorsun' diye yorumluyor. mantıksız değil ama benim bakış açıma göre süreç ters işliyor; sen seviyorsun diye onun da seni sevdiğine inanıyorsun.
sonuçta çok farklı yerlere çıkmıyor gibi görünse de, süreç tamamen başka bir yerden başlıyor.
devamını gör...
7443.
xxl popeyes menü yemek istiyorum
devamını gör...
7444.
iyi niyetle gittiğim tüm yollarda hayatın bana cevabı nah çekmek oluyor. tüm samimiyetimle izah edip güzel bir şey oluyor zannettiğimde de bok yeme otur deniyor. ne diyeyim bilemiyorum ki ya. sanırım insanlar benim için fazla karmaşık.
devamını gör...
7445.
aramız ceylan, kafamız leyla. inanma yalan, dönmüyor dünya
devamını gör...
7446.
hayattaki tek derdi bir şeyler satın almak olan insanlardan olmayı çok isterdim. yani yeni kıyafetler, yeni ayakkabılar, çantalar, makyaj malzemeleri vs. kovalayıp tek derdimin süslenmek ve güzel görünmek olmasını çok isterdim. yargılayıcı bir kısımdan söylemiyorum bunu, ciddiyim.

gerçekten tek derdin bu olmasından bahsediyorum. gözlemlediğim bir tanıdığım var bu şekilde. hayat onu hiç yüksek düzeyde incitmemiş, her hâlinden belli. birçok kavga konusundan bir haber. kendini koruması ve savunması gerekmemiş hiç. annesini hep gülerken görmüş. babası ile sevgi dolu bir iletişimi var. konuşması, tavrı oldukça prenses ve bunu kasıtlı yapmıyor. gerçekten prenses gibi hissediyor, görüyorum.

babasından bahsediyor bazı cümlelerinde mesela ve anlıyorsunuz ki gerçekten kız çocuğu gibi hissettirmiş kendisine. kırılganlığı, nahifliği zararlı bir şey değil onun için. gizlemesi ya da baş etmesi gereken bir şey değil.

hayattan çekinmeden bir şeyler isteyebiliyor mesela çünkü ona göre bir şeye sahip olmak için mutlak suretle belli başlı bedeller ödenmesi gerekmiyor.

gülmekten çekinmiyor, mutlu olmaktan utanmıyor çünkü bunlar onun için oldukça sıradan şeyler.

o kadar çok isterdim ki bu tarz biri olmayı..
her şeyi milyon defa düşünmek zorunda olmamayı,
güçlü durmak zorunda olmamayı,
kazandığım parayı keyfi zevklerim için düşünmeden harcamayı,
yardım isterken 45 defa kafamın içinde gerçekten bunun için birine ihtiyacım var mı diye sağlama yapmamayı,
mutluluğun arkasından her zaman hüzün gelmeyeceğini bilmeyi,
ebeveynlerimin ebeveyni olmamayı,
duygusal sorumluluğumun altında ezilmemeyi,
prenses gibi hissedebilmeyi,
fazlasıyla isterdim.

herkesin tekâmülü farklı elbette. yargılamıyorum işte yani.. sadece..

öyle
işte.
devamını gör...
7447.
apartmanın önüne çıkıp;
çekilir gibi değiiill
bu meeeeeed ceziiirleeeer ..
yırtınaaam.
devamını gör...
7448.
ardına bakma diyorsun. arkamdan ağlama ne olur, dik durabilmeyi, sen öğrettin bana bu şehri sevmeyi.. evet bu şehri sevmeyi seninle öğrenmiştim, o dik yokuşlarını şehrin bir nefeste çıkmıştım seni görmek, seninle olmak için.. bir günlüğüne, bir kalbime, bir de karşıma çıkacak sahte okeylere yazdım sevdamı, kavgamı, tekrarı hiç olmayacak öpüşleri, uzun uzun bakarken gözlerimizi kaçırıp gülüşmeleri ve hiç doğmayacak maymunlarımızı.

unuttum, unutmak zorundayım o günlerimizi, yeni sayfalar açmak için uzandığım kaderim, çoktan yazılmış, çizilmiş, karalanmış, kimdir kaderimin faili, şikayet etsem kimi kime söyleyeceksin ki, cezasını bir dakika bile çekmez, bırak tutuklu kalmayı gözlerinin hapsinde..

utanma yok, bu isyanlar neye yarar, bu dil susar zaman zaman, çığlıklar bulutlara saplanmış ki bir damla bile ağlayıp üzülmemiş o bulutlar.. ateşten bir parça, hatıralarıma bulaşmış, yakmış yıkmış, kurtaramamış gönlümün fedaileri yangın içinde mazimdeki seni. niye?

boş, hayat, hayat bomboş, bir umut? belki..
devamını gör...
7449.
ıltifat etmekte çok cimri, çok çekingen birisiyim. bunun böyle olması beni hüzünlendiriyor. bu bende neden böyle çok emin olamiyorum. ınsanlarla aram iyi sayılmaz pek, hayatımda çok fazla insan olmaz. gerçekten değer verdiğim, sevdiğim insanlarla görüşürüm: can sıkıntıma iyi gelsin, etrafımda birileri olsun diye uğraşmam. tahammül edemem insanlara pek, yalnız kalmak birçoğu ile görüşmekten daha iyidir. ya da bir şekilde yalnızım ve bunu daha da kötülestirmemek için böyle şeyler söylüyorum. pek de yalnız olmayan, hayatına başkalarını almaktan pek çekinmeyen insanları samimiyetsizlikle suçlayıp kendimi onlardan üstün görmeye çalışıyorumdur belki.

ıltifat meselesine geleyim. bugün biriyle tenis oynadım: güleryüzlü, cana yakın biri. ben ıyi oynayamiyorum pek, yeni yeni düzeltiyorum vuruşlarimi. rakibim olacak arkadaş maç boyunca aldığım birkaç sayı icin beni tebrik etti, güzel sayiydi falan dedi. hoşuma gitti tabi, düzeltmek için uğraşıyorum bir süredir. binali yıldırım 'in voleybol oynadığı gibi bir görüntü çıkıyordu ortaya onceden. sonlara doğru ben nasıl oynuyorum diye sordu. hiçbir fikrim yoktu. mahçup oldum, özür dilemek istedim ama öyle yapmadım. ıyisin dedim. nasıl göründü emin değilim. sonra "benim sporla aram pek iyi değil genel olarak, öyle maç falan izlemiyorum da zaten" dedim.

ingilizce kulübünde de hoca mütemadiyen güleryüzlü bir şekilde kuluptekilere iltifat eder: saatin güzelmiş der, bugün iyi görünüyorsun der, montunun rengini sevdim der vs. benim hoşuma gider ama ben iltifat edemem mesela. bazen bugün iltifat edeyim diye kendimi zorlarim, iltifat edebileceğim bir detay bulmak için kendimi zorlarim, bulurum da, kendisi güzel giyinir genellikle, ama bir şey söyleyemem, çekinirim. ıfade edemiyorum yani ne bileyim. yoksa kuluptekilerin hepsi iyi, güzel insanlar.
devamını gör...
7450.
merhaba herkese iyi akşamlar diliyorum
devamını gör...
7451.
vaziyet fena.
devamını gör...
7452.
geçenlerde buradan bana bir mesaj geldi. meğerse önceden engellenmişim, o sebeple kendisine cevap veremedim. swh ardından soğuk duş etkisi yaşayıp içimden: “ya ama bu sefer n’aptım?” diye düşüncelere daldım. * ah.
devamını gör...
7453.
bira açacak gibiyim. sen de sevecek gibiydin zaten.
devamını gör...
7454.
insanlar her şeyi çok fazla takıyor, çok fazla büyütüyor kafasında. hiçbir şeyi normalleştirmeye çalışmıyor. her şey olduğundan çok daha önemli gibi bir yer ediyor algılarda. insanlar her şeye gerektiğinden çok daha fazla bağımlılık yaratıyor. herkes kaostan besleniyor gibi.

sevinmeyi de üzülmeyi de kazanmayı da kaybetmeyi de çok fazla önemsiyor herkes. hiçbir şeyi dozunda yaşamayı kabullenemiyor.

bu tüm hayatı da bakış açısını da etkiliyor. mutsuzluğun, huzursuzluğun en temel nedenlerinden biri de bu. normalleştiremediği her şey insanın hayatına yük olarak geliyor.

burası da toplumun bir aynası aslında. her yerden, her görüşten, her taraftan, her etnik kimlikten birileri var. ülkenin küçük bir özeti. bir şey yazıyorsun mesela. hazmedemiyor ve küfrederek açıklamaya çalışıyor. ya da sinirleniyor, geriliiyor. kimse duygulsrı dozunda yaşamayı beceremiyor gibi.

hayat bu şekilde çok zor. hiçbir şey önemsiz değil. ama hiçbir şey de olduğundan daha önemli değil. hiçbirimiz birey olarak önemsiz değiliz. ama kendimizi ve tarafı olduğumuz şeyleri de bu kadar önemsemek doğru değil.
devamını gör...
7455.
ne zaman aşık olsam hep sonunda çok ağlıyorum.
aşk gerçekten aptallık.
devamını gör...
7456.
aklımla kalbim yine çarpışıyor. bu kez kim galip çıkacak hiç bilmiyorum.
hayatta kontrol edemediğim şeylerden nefret ettiğim için bu durumdan hiç haz etmiyorum.
devamını gör...
7457.
bazen devam etmekte çok zorlanıyorum.

yani diyorum ki "kasma bu kadar bugüne dek olsaydı olurdu zaten " sonra silkelenip kendimi toparlıyorum, kaldığım yerden devam ediyorum. bu durum bilhassa ders çalışırken oluyor. aylardır kpss'ye hazırlanıyorum ve sonlara doğru geldim lakin sabrım da eser miktarda kalmış durumda, bitti bitecek. bu arada da gündelik işler yapılması gerekenler vs var. haliyle mental açılardan ve ne kadar açılar varsa hepsinden yıpranmış durumdayım. bir yaştan sonra oturup harıl harıl ders çalışmak çok zor geliyor insanın içini acıtıyor, elinden geleni yapsan da olmuyor bazen, pek çok insan gibi hep daha fazla tırmalaman daha fazla çabalaman gerekiyor bu da insanı ciddi anlamda üzüyor.

neyse, derin bir nefes alıp çalışmaya devam. şu an da bilgisayarın başındayım ve çalışmaya devam ediyorum çünkü ne yapayım? çalışan çabalayan herkesin rabbim gönlüne göre versin.*
devamını gör...
7458.
başlık açar derim, sözümü. buraya ne yazacam. alllaaa alllaaaa...
devamını gör...
7459.
en büyük şifa ve dertlerin yegâne çözümü içinde meseleleri biriktirmemek, dobra dobra konuşmak bence. ama kantarın topuzunu da kaçırmamak lazım usulünce her şeyi açık açık konuşmak psikolojiye çok iyi geliyor. en azından şahsım için öyle.
devamını gör...
7460.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"sözlük yazarlarının söylemek istedikleri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim