sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
başlık "peripetya" tarafından 03.01.2021 03:48 tarihinde açılmıştır.
5601.
ameliyat sonrası 6. günümdeyim. iyileşmem dışarıdan hızlı ve olması gerektiği şekilde ancak içerilerde ne olup bitiyor bilemiyorum.
retina dekolmanı sebebiyle bir göz ameliyatı oldum. her şey 5-6 ay önce gözümde oluşan keratit sonrası hastaneye gitmemden sonra oldu. adıyla ün yapmış özel bir hastaneye gittim. hayvan gibi muayene ücreti ödememe ve keratit’in çok da önemsiz bir durum olmamasına rağmen dr bey zahmet edip gözümü doğru düzgün muayane etmedi. damla verip gönderdi. damlalar kısa sürede etkili oldu ve mevcut sorun geçti. fakat akabinde gözümde ışık çakmaları meydana gelmeye başladı. sağdan sola gümüşi renkte ışık geçişleri görüyordum sıkça. kendi araştırmalarımdan bu durumun genelde retina yırtıkları sonucu olabileceğini öğrendim ama “yok ya öyle bir şey değildir herhalde” diyerek korktum ve kabul edemedim. ışık geçişlerinden yaklaşık 1 ay sonra sağ gözümün üst kısmında minik bir karartı gördüm. görüş alanımın daraldığını hissettim. bu benim için tehlike çanı oldu. hemen hastaneye koşuşturdum. ağlayarak doktora durumu anlattım. zahmet edip bu kez gözümün arkasına baktı gittiğim dr. bana retinamın yerinden ayrıldığını çeşitli retinal deliklerim olduğunu ve ayrılan kısımda sıvı olduğunu söyledi. ameliyat olman gerek dedi.
şu yaşıma dek hiç tecrübe etmediğim ve hep korkuyla yaklaştığım şey başıma gelmişti. hastane bana uçuk bir ameliyat ücretiyle geldi. olsaydı o para hemen ertesi gün ameliyatı olacaktım. ancak yoktu. biraz ailece istişare ettik durumu ve teşekküllü bir hastane bulduk. randevu aldım ve gittim. ancak bu süre zarfında geçen zamanda gözümdeki karartı aşağı doğru inip gözümü yarıya kadar kapatmıştı. bu moralsizlik ve psikolojik yükle muayene girdim. detaylı şekilde incelendi gözüm. aynı şey söylendi. işin garibi sol gözümde de yırtık varmış ama henüz ameliyatlık olmamış. dışarıdan iki gözüme de lazer müdahaleleri yapıldı. yırtıklar barajlandı. acı vericiliğini anlatmayayım.
bana şubat ayında haziran ayı için ameliyat günü verildi. bu dört ayı hayatımın son ayları gibi yaşadım. kronik anksiyete bozukluğum var. öleceğimi ve bu ameliyattan sağ çıkamayacağımı düşünüyordum. zaman zaman endişelerim şuna döndü; kör olacaksın. sabahları uyandığımda ilk iş gözümü kontrol etmek oluyordu. stabil mi yoksa tamamen kapandı mı diye. neyseki ameliyata kadar stabil kaldı.
anestezi korkusu tüm bedenimi sarmıştı. kaldıramam ben bunu diyordum ama işin en kolay kısmı oymuş.
ameliyattan bir gün önce hastaneye yattım. refakatçim olan ablam beni yalnız bırakıp gitti ve sonrasında bunu kasti olarak yaptığını söyledi. iyi ki de yapmış. tek başıma ameliyathaneye giderken ağladım biraz ama bekleme odasında çok sakinleştim. ameliyathaneye yürüyerek girip mavi sedyeye kendim yattım. dr şarkı söyleyip dans ediyordu başımda ve anesteziste “ben hazırım gönder” dedi. en son bunu hatırlıyorum.
uyandığımda ablama ilk söylediğim şey “başardım” olmuş..
yaşadığım durumun maalesef iyileşme garantisi yok şu süreçte. halen daha gözümdeki karartı gitmiş değil. inanılmaz bulanık vs. yüksek derece miyop olmanın beni bu evreye getireceğini tahmin etmezdim. dr zaman dedi. zamanla iyi olmasını umacakmışız. umalım bakalım.
başından bu yana çok stresli ve yorucu bir süreçti. halen daha sürecin içindeyim. tüm pozitif düşüncelerimi iyi olmaya fokusluyorum.
gözümdeki perde, ruhumdakini de kaldırsın ve dünyayı yeniden panaromik göreyim. şu an tek isteğim bu.
retina dekolmanı sebebiyle bir göz ameliyatı oldum. her şey 5-6 ay önce gözümde oluşan keratit sonrası hastaneye gitmemden sonra oldu. adıyla ün yapmış özel bir hastaneye gittim. hayvan gibi muayene ücreti ödememe ve keratit’in çok da önemsiz bir durum olmamasına rağmen dr bey zahmet edip gözümü doğru düzgün muayane etmedi. damla verip gönderdi. damlalar kısa sürede etkili oldu ve mevcut sorun geçti. fakat akabinde gözümde ışık çakmaları meydana gelmeye başladı. sağdan sola gümüşi renkte ışık geçişleri görüyordum sıkça. kendi araştırmalarımdan bu durumun genelde retina yırtıkları sonucu olabileceğini öğrendim ama “yok ya öyle bir şey değildir herhalde” diyerek korktum ve kabul edemedim. ışık geçişlerinden yaklaşık 1 ay sonra sağ gözümün üst kısmında minik bir karartı gördüm. görüş alanımın daraldığını hissettim. bu benim için tehlike çanı oldu. hemen hastaneye koşuşturdum. ağlayarak doktora durumu anlattım. zahmet edip bu kez gözümün arkasına baktı gittiğim dr. bana retinamın yerinden ayrıldığını çeşitli retinal deliklerim olduğunu ve ayrılan kısımda sıvı olduğunu söyledi. ameliyat olman gerek dedi.
şu yaşıma dek hiç tecrübe etmediğim ve hep korkuyla yaklaştığım şey başıma gelmişti. hastane bana uçuk bir ameliyat ücretiyle geldi. olsaydı o para hemen ertesi gün ameliyatı olacaktım. ancak yoktu. biraz ailece istişare ettik durumu ve teşekküllü bir hastane bulduk. randevu aldım ve gittim. ancak bu süre zarfında geçen zamanda gözümdeki karartı aşağı doğru inip gözümü yarıya kadar kapatmıştı. bu moralsizlik ve psikolojik yükle muayene girdim. detaylı şekilde incelendi gözüm. aynı şey söylendi. işin garibi sol gözümde de yırtık varmış ama henüz ameliyatlık olmamış. dışarıdan iki gözüme de lazer müdahaleleri yapıldı. yırtıklar barajlandı. acı vericiliğini anlatmayayım.
bana şubat ayında haziran ayı için ameliyat günü verildi. bu dört ayı hayatımın son ayları gibi yaşadım. kronik anksiyete bozukluğum var. öleceğimi ve bu ameliyattan sağ çıkamayacağımı düşünüyordum. zaman zaman endişelerim şuna döndü; kör olacaksın. sabahları uyandığımda ilk iş gözümü kontrol etmek oluyordu. stabil mi yoksa tamamen kapandı mı diye. neyseki ameliyata kadar stabil kaldı.
anestezi korkusu tüm bedenimi sarmıştı. kaldıramam ben bunu diyordum ama işin en kolay kısmı oymuş.
ameliyattan bir gün önce hastaneye yattım. refakatçim olan ablam beni yalnız bırakıp gitti ve sonrasında bunu kasti olarak yaptığını söyledi. iyi ki de yapmış. tek başıma ameliyathaneye giderken ağladım biraz ama bekleme odasında çok sakinleştim. ameliyathaneye yürüyerek girip mavi sedyeye kendim yattım. dr şarkı söyleyip dans ediyordu başımda ve anesteziste “ben hazırım gönder” dedi. en son bunu hatırlıyorum.
uyandığımda ablama ilk söylediğim şey “başardım” olmuş..
yaşadığım durumun maalesef iyileşme garantisi yok şu süreçte. halen daha gözümdeki karartı gitmiş değil. inanılmaz bulanık vs. yüksek derece miyop olmanın beni bu evreye getireceğini tahmin etmezdim. dr zaman dedi. zamanla iyi olmasını umacakmışız. umalım bakalım.
başından bu yana çok stresli ve yorucu bir süreçti. halen daha sürecin içindeyim. tüm pozitif düşüncelerimi iyi olmaya fokusluyorum.
gözümdeki perde, ruhumdakini de kaldırsın ve dünyayı yeniden panaromik göreyim. şu an tek isteğim bu.
devamını gör...
5602.
kış geri gelsin.
devamını gör...
5603.
sen sus, ses tonun konuşsun. *
devamını gör...
5604.
ben bizim yetmişlik, contaları yanık, kafayı hazineyle bozmuş recep dayının dediklerini demek istiyorum.
15 türlü berduş var.
güneşin batmasına iki adam boyu var.
sen para taşımayı bilmiyorsun.
size para kazanmayı öğretecegim.
bir gün biri üfürücek bir üfürükle gidecek.
biz bir 300 bin yıl daha yaşarız dimi?
saat kaç. iki mi? tamam al iki saat geriye.
toparlandık ama dimi?
seni sivrisinek yerine bile koymam dedim.
keyfiye öldürürüm seni dedim.
dövmedim bacaklarını kırdım.
15 türlü berduş var.
güneşin batmasına iki adam boyu var.
sen para taşımayı bilmiyorsun.
size para kazanmayı öğretecegim.
bir gün biri üfürücek bir üfürükle gidecek.
biz bir 300 bin yıl daha yaşarız dimi?
saat kaç. iki mi? tamam al iki saat geriye.
toparlandık ama dimi?
seni sivrisinek yerine bile koymam dedim.
keyfiye öldürürüm seni dedim.
dövmedim bacaklarını kırdım.
devamını gör...
5605.
gün battı. bir sonuca varamadım.
devamını gör...
5606.
yaz geldi. hava sıcak. her yer nem. bunum bunum bunalıyoruz. elektrik faturası tavan yaptı. mutlu musunuz yazcılar?
devamını gör...
5607.
abi dışarıda içtiğim çaylar neden bu kadar kötü? ya tadı kötü olur anlarım da insanın midesini bozmazsın a** ne içiriyorsunuz bize ot yolup kurutuyor musunuz napıyorsunuz arkadaş ya.
devamını gör...
5608.
çoğu şeyin sebebini bulamayacaksın
devamını gör...
5609.
özledim.
devamını gör...
5610.
söylemek istediğim çok fazla şey olsa da nasıl söyleyebileceğim hakkında pek bir fikrim yok.
keşke pdf dosyası olarak beynimin içinden geçen şeyleri buraya aktarabilsem.
hem düşünüp tekrardan kendimi üzmeme gerek kalmaz hem de aynı konular üzerinde dört saat tekrar düşünmeyeceğim için zaman kaybetmiş olmam.
keşke pdf dosyası olarak beynimin içinden geçen şeyleri buraya aktarabilsem.
hem düşünüp tekrardan kendimi üzmeme gerek kalmaz hem de aynı konular üzerinde dört saat tekrar düşünmeyeceğim için zaman kaybetmiş olmam.
devamını gör...
5611.
şimdi eve geldim.
tekrardan bekar evine taşınmadan önce, evini boşaltan arkadaşlardan ucuza beyaz eşya vs. topluyorum sözlük. aldıklarım arasında buz dolabı da vardi da 5. kattan indirmeye adam yoktu. malum takımın hepsi ampute. ben ameliyatlı olmamı bahane ettim (ki üzerinden 4 yıl geçti) birinin zaten on çapraz bağı kopuk, diğerinin menisküs hasarlı vs. liste uzayıp gidiyor. bize lazım olan seçilmiş kişiyi de kanka dürüm yicez sen de gel deyip çağırdık. çocuk geldi gelmesine de en son sırtında buz dolabı ile bize sövüyordu. neyse allah razı olsun. bir ton eşya ve nakliyatı 5k ya kapattım.
ben bunlara yarım ekmek köfteye ev bile taşıtırım aw.
tekrardan bekar evine taşınmadan önce, evini boşaltan arkadaşlardan ucuza beyaz eşya vs. topluyorum sözlük. aldıklarım arasında buz dolabı da vardi da 5. kattan indirmeye adam yoktu. malum takımın hepsi ampute. ben ameliyatlı olmamı bahane ettim (ki üzerinden 4 yıl geçti) birinin zaten on çapraz bağı kopuk, diğerinin menisküs hasarlı vs. liste uzayıp gidiyor. bize lazım olan seçilmiş kişiyi de kanka dürüm yicez sen de gel deyip çağırdık. çocuk geldi gelmesine de en son sırtında buz dolabı ile bize sövüyordu. neyse allah razı olsun. bir ton eşya ve nakliyatı 5k ya kapattım.
ben bunlara yarım ekmek köfteye ev bile taşıtırım aw.
devamını gör...
5612.
''benim pirim şahi merdan ali'dir
sefiller destini tutan ali'dir
kopardı hayberin kapısın kırdı
kaldırıp arşumana atan ali'dir
haydar haydar pirim ali'dir
şah hatayım ali'm mansur darında
hü deyi cebrail serim yardıran
üç yüz yıldan sonra nergiz getiren
nergizi selmana sunan ali'dir
haydar haydar pirim ali'dir''
sefiller destini tutan ali'dir
kopardı hayberin kapısın kırdı
kaldırıp arşumana atan ali'dir
haydar haydar pirim ali'dir
şah hatayım ali'm mansur darında
hü deyi cebrail serim yardıran
üç yüz yıldan sonra nergiz getiren
nergizi selmana sunan ali'dir
haydar haydar pirim ali'dir''
devamını gör...
5613.
bu akşam eski sevgilimle buluştuk, kahve içtik, farklı bir sebepten dolayı buluşmuştuk ama akşamın sonunda neden ayrıldığımın analizini yaparken bulduk kendimizi. o an aklıma şu cümle geldi "erkeği ilk hatasında sileceksin, eğer ilk hatasında silmezsen sana daha sonra niye silmen gerektiğini hatırlatır"
hatırladım.
hatırladım.
devamını gör...
5614.
iki keklik.
erkan oğur gibi hem de.
ama o ses nerdeeeeee.
erkan oğur gibi hem de.
ama o ses nerdeeeeee.
devamını gör...
5615.
ikinci zıplamayı gören çekirgenin, üçüncüde ayağı alçıya alınır...
devamını gör...
5616.
yarın duruşma günü. mahkeme salonunda aklımdan geçenleri tüm samimiyetimle söylemek istiyorum. evet davacıya gerizekalı dedim çünkü gerizekalılik bir durumdur hakaret degildir ve ben o an davacının gerizekalı olduğunu gördüm demek istiyorum lakin ben kimseye gerizekalı demedim üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum diyeceğim ve bu durum beni kahrediyor.
devamını gör...
5617.
herhangi bir şeyi oldurmaya çalışmaktan çok yoruldum çok sıkıldım çok bunaldım..
hayat gerçekten üstüne kafa patlattıkça içinden çıkamadığım bir şeye dönüşüyor... neresinden baksam neresinden devam etmek istesem olmuyor.. ve artık olmayacak da hissi.. tükendim.. hissediyorum..
kendi dünyama çekildikçe de giderek yalnızlaşacağım ihtimali.. giderek de artan bir yüzde...
buraya kadar galiba artık.. en azından denedim.. olmuyor bence.. ve olmayacak da..
inanmak, güvenmek, denemek, yenilmek.. yeniden başlamak.. yeniden başlarken o değersizlik ile başa çıkmak... çok zor.. çok yorucu.. gerçekten çok sıkıldım artık..
hayat gerçekten üstüne kafa patlattıkça içinden çıkamadığım bir şeye dönüşüyor... neresinden baksam neresinden devam etmek istesem olmuyor.. ve artık olmayacak da hissi.. tükendim.. hissediyorum..
kendi dünyama çekildikçe de giderek yalnızlaşacağım ihtimali.. giderek de artan bir yüzde...
buraya kadar galiba artık.. en azından denedim.. olmuyor bence.. ve olmayacak da..
inanmak, güvenmek, denemek, yenilmek.. yeniden başlamak.. yeniden başlarken o değersizlik ile başa çıkmak... çok zor.. çok yorucu.. gerçekten çok sıkıldım artık..
devamını gör...
5618.
vişne reçelinden çıkan çekirdek dişime geldi.. kıt diye küt diye.. ulan vişne!
yemesem aklımda, yesem başa bela..
'vişne'nin çekirdeği var' yalnızca bunu söylemek istiyorum.*
yemesem aklımda, yesem başa bela..
'vişne'nin çekirdeği var' yalnızca bunu söylemek istiyorum.*
devamını gör...
5619.
bu sigarayı bir gün bırakacağım. sigara ve insanı bazen birbirlerine benzetiyorum. sana zarar veren taraftır çoğunlukla onlar. ama yaşanmışlıklar, anılar vardır kopamazsın bir türlü, uzaklaşırsın ancak yine dönüşün onadır.aklının bir köşesinde hep ayrılığın planını yaparsın. ancak bazı anlarda kopamayacağına dair güçlü bir inanç hissedersin. yerine koyacak bir şeyin yoktur çünkü. siz de iyi bilirsiniz ki, yerine yenisini koyabileceğimiz her şey vazgeçilebilirdir. acısını hissetmeyiz giden şeyin.
hayatın rutin griliğinde bir sabaha uyanıyorum, o güne dair yapmam gereken, aslında çok da önemli olmayan, fakat yapılmamasının sanki büyük bir karmaşaya yol açacak işlerimin varlığının hissiyatı ile. bir günün sonuna geldiğimizde zihnimizde o güne dair küçük bir değerlendirme olur. hatta bazı günler ne yoğun bir gündü! bu günü de atlattık! deriz. oysa gerçeklik şudur ki; bir gün bitmiş ve ölüme bir gün daha yaklaşmışsındır. insanların bu davranış biçimini hep garipserim, yaşananın hazzına bu denli ehemmiyet verirken bir günün, ayın ve senenin geçişine nasıl da sevinir. bir gün ne kadar güzel olabilir? en nihayetinde yapraktan kopan bir gün ömrümüzden gitmiştir. şimdi diyeceksiniz ki; ne yani biz her günün bitişini hüzünlü bir hal üzere acısını mı çekeceğim? elbette hayır, fakat yaşamın bir hengame ve oyalanma hali oluşunu fark ettiğimden beri bize yalnızca zamanım geçmesi için görece çok önemli işlerin kofluğunu kabul edemiyorum. bir yaşam nasıl değerli yaşanır? bir an ne kadar anlamlı yaşanabilir? sabah beni grilikle karşılayan hayatın her bir saniyesine renk katacak nedir? biliyorum, çeşitli uygulamalarla şahit olduğum renkli insan hayatlarının griliğini görebiliyorum. ancak bu grilik hayatımın insanlar üzerindeki bir yansıması değil. bilemiyorum, belki de bu zihnimin bana bir oyunudur. gerçekten o insanlar çok mutlu da olabilirler, nedense inanamıyorum. çünkü mutlu bakan bir göz çok rahatlıkla fark edilebilir, mutlulukla bakan bir gözün samimiyetinden şüphe etmezsin, anlarsın bunu eğer ruhunun rengi siyah değilse.
hayatın rutin griliğinde bir sabaha uyanıyorum, o güne dair yapmam gereken, aslında çok da önemli olmayan, fakat yapılmamasının sanki büyük bir karmaşaya yol açacak işlerimin varlığının hissiyatı ile. bir günün sonuna geldiğimizde zihnimizde o güne dair küçük bir değerlendirme olur. hatta bazı günler ne yoğun bir gündü! bu günü de atlattık! deriz. oysa gerçeklik şudur ki; bir gün bitmiş ve ölüme bir gün daha yaklaşmışsındır. insanların bu davranış biçimini hep garipserim, yaşananın hazzına bu denli ehemmiyet verirken bir günün, ayın ve senenin geçişine nasıl da sevinir. bir gün ne kadar güzel olabilir? en nihayetinde yapraktan kopan bir gün ömrümüzden gitmiştir. şimdi diyeceksiniz ki; ne yani biz her günün bitişini hüzünlü bir hal üzere acısını mı çekeceğim? elbette hayır, fakat yaşamın bir hengame ve oyalanma hali oluşunu fark ettiğimden beri bize yalnızca zamanım geçmesi için görece çok önemli işlerin kofluğunu kabul edemiyorum. bir yaşam nasıl değerli yaşanır? bir an ne kadar anlamlı yaşanabilir? sabah beni grilikle karşılayan hayatın her bir saniyesine renk katacak nedir? biliyorum, çeşitli uygulamalarla şahit olduğum renkli insan hayatlarının griliğini görebiliyorum. ancak bu grilik hayatımın insanlar üzerindeki bir yansıması değil. bilemiyorum, belki de bu zihnimin bana bir oyunudur. gerçekten o insanlar çok mutlu da olabilirler, nedense inanamıyorum. çünkü mutlu bakan bir göz çok rahatlıkla fark edilebilir, mutlulukla bakan bir gözün samimiyetinden şüphe etmezsin, anlarsın bunu eğer ruhunun rengi siyah değilse.
devamını gör...
5620.
öyle bilip bilmediğiniz her şeye yazmak için kullanmayın o parmaklarınızı. kendi silkindirik hayatlarınızla aynı değil dışarıdaki hayat. biri gelir, bi cümle döşer, bütün yıldızlar üstünüzden geçmiş gibi olursunuz. öptüm seni, salaklama kendini.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360