7521.
sanırım her şeyden sıkıldım. sıkıldığım şeyleri tarif etmeyi denedim ama yazıp yazıp sildim. çünkü anlatacağım her şey bir itiraf olacak belki de. size değil kendime itiraf. bunu istemiyorum şu tahlilde. ne bileyim ben öyle depresif, intihara meyilli 17-20 skalasında oğlanlardan değilim ama bilmiyorum bende olmayan benim olduramadığım çok şey var. bu kimsenin umrunda olmayan şeyleri kimsenin umrunda olmayan bu yere yazmak kendime yazmak aslında. bazen organize işler'de kendini asan süperman gibi hissediyorum bazen solo joker filmindeki dışlanmış joker, bazen joker'den korkan cüce...kısa filmlerdeki figüran gibi. uzun metraja geçemedi hayatım bir türlü hep anlık skeçlerde yaşıyorum. bir şarkıya saplanıp kalıyorum bazen başa alıp alıp dinlenen araya reklam girince-premium hesabım yok hayatta hiçbir şeyim premium olmadı zaten-sinirleniyorum. aa diyorum hâlâ bir şeyleri kafaya takıyorum. youtube araya çok sık reklam koyuyor. konumuz bu değil. konumuz yok da zaten. konumuz benim kimsenin sikinde olmayan hislerim. kimsenin sikinde olmaması da benim sikimde değil. kestik.
devamını gör...
7522.
ahaha o kadar çok şey söylüyorum ki zihnimde buraya yazacak olsam müthiş olurdu aslında ama çok üşendim yazmayacağım
devamını gör...
7523.
bazen başka paralel evrenlerdeki beni izliyorum.

birisi müzik yapıyor, konserden konsere koşuyor, insanları başka diyarlara götüren gitar melodileri yazıyor ama o kadar sahte ki... kendisi olmaktan çok uzak, sadece insanların duymak istediklerini söylüyor bu. kendi olmaktan uzaklaşalı bi hayli olmuş... onu olduğu gibi kabul edemeyecekleri için mi bu yolu seçmiş acaba? düşünmeden edemiyorum. çok sahte gözüküyor gözüme... sırf daha iyi yere gelebilmek için hiç keyif alamayacağı insanlarla arkadaşlıklar kurmuş... hiç sevmediği ortamlarda başı çekmiş. hiç sevmiyorum bu beni. kaçarak uzaklaşıyorum buradan.

başka bir evrene gidiyprum. buradaki ben çok güzel bir roman yayınladı. öyle bir roman ki, okuyan insanlar ne zaman bir tren yolu görseler direkt akıllarına o roman geliyor. insanlarda travma yarartmış... insanların çok sevdiği ve çok komik bulduğu o yan karakterin sonunu bir tren yolunda getirmiş. güneşli bir yaz akşamında hem de..

çabuk sıkılıyorum yazar olandan, pek kibirli kendisi. çok okuyan birisi bu, okuduklarını sıkıcı romanlarında ''nasıl bilgimi aktarırım...'' diyerek uzatması yüzünden sıkılıyorum ondan. her konuşmasında bir şeyler bildiğini dolaylı yoldan anlatması yüzünden itiyorum kendimi. çok sıkıcı olduğunu söylemek istiyorum yüzüne ama bunda bile kendine bir pay çıkarıp lehine çevirmeyi bilecek kadar kendini kandırma konusunda yetenekli... kendini yapayalnız bırakmış, insanları istemediğini söyleyen kendisi ama insanların ondan kaçtığının farkında bile değil... bunu fark ettiğinde sonu yazdığı roman karakterleri gibi olacak...

farklı bir paralel evrende evlenip çoluk çocuğa karışmışım... nasıl da mutlu gözüküyorum bunda, bir görseniz. minik bir kız çocuğu, benim gibi burnunun üstü çil dolu. ''anne...'' diyor bana ince bir ses tonuyla. gerçekten mutlu muyum acaba burada? fırında pişen patates yemeği, mavi renge boyanmış ve bana çok korkutucu duran o mutfak... gözlerinde her an kötü bir şeyler olacak hissiyatı olan ben... her şeye daha dikkatli bakan ama bir o kadar da dikkatsiz gözüken ben... kafamın içi o kadar dolu ki, yan odada kıyamet kopsa beş saat sonra fark edecek olan ben...

kaçarcasına uzaklaşıyorum o evrenden! içimi bir korku kaplıyor. buraya bir daha asla gelmeyeceğim... çok korkutucu burası...

şimdi başka bir yere geliyorum. en çok olmak istediğim yere... hala lise zamanından kalma posterlerin asılı olduğu, beyaz boyanın hastane kadar kirli durduğu o oda... oda gerçekten de kir içinde... yerde cips kırıntıları, o kırıntıları yiyen karıncalar, bir orada bir burada duran teki kayıp çoraplar... kendimi görüyorum, kırmızı bir koltukta oturuyorum. bir zamanlar bana söz veren o arkadaşımla oturuyorum hem de... o iki dostun mutlu hallerini izliyorum. o iki şımarık dostun çok mutlu olduklarını biliyorum... birlikte yaptıkları saçma sapan muhabbetleri dinliyorum... hala lise 4'de konuştukları şeyleri konuşuyorlar. ilişkiler, şarkılar, gelecek hayalleri... ikisinin de üzerinde en sevdikleri metal grubunun tişörtü var. birisi pantera giymiş, diğeri lamb of god.

usulca yaklaşıyorum onlara, hemen karşılarındaki koltuğa oturuyorum. duvardaki takvim dikkatimi çekiyor. 2012'yi gösteriyor takvim. ikisinin de sarhoş gibi mutlu olduklarını düşünüyorum. sonra aklıma geliyor, normal sözlükteki sarhoşlar pek bi mutsuz... oysa ki nereden çıkardım sarhoş insanın mutlu olduğunu?

ikisine de sarılmak istiyorum. o iki insanın benim yaşadığım evrende bir daha asla bir araya gelemeyecek olduğunu söylemek istiyorum onlara... ne şanslı olduklarını anlatmak istiyorum. göğsüme bir şey oturuyor. şu an ağladığım gibi ağlıyorum orada. o evrendeki en yakın arkadaşıma sarılarak ağlıyorum aslında ben, neden beni yapayalnız bıraktın be kızım diye bağırmak istiyorum ona. çok üzülüyorum lan diyerek vurabilirim bile...

ama zaman yaklaşıyor. bulunduğum dünyaya geri dönmem gerekiyor... oysa ki hiç gitmek istemiyorum buradan... konuştukları o sıkıcı şeyleri sonsuza kadar dinlemek istiyorum. birlikte piknik yaptıkları, bir zamanlar çok güzel bahçeler olan ama bugün benim evrenimde binaların yapıldığı yerleri gezmek istiyorum. orada her şey eski, mutlu, güzel.

uzun uzun sarılıyorum o iki arkadaşa. sonsuza dek mutlu olacakları o evrene tekrar geleceğimi bilerek ayrılıyorum oradan. önce o evden çıkıyorum, rutubet kokan merdivenlerden aşağı bırakıyorum kendimi, seke seke binanın girişinden çıkıyorum. her zerresini her gözümü kapattığımda aklıma getirdiğim sokaktan denize koşuyorum. arkama bakamıyorum, eğer bir kez bakacak olursam buradan ayrılmayacağımı biliyorum.

işte şimdi buradayım. diğer benleri hayal ettiğim evrendeyim. tüm gerçekliğimin bulunduğu evrende... kulağımda kulaklıklar, hem en sevdiğim, hem de beni en tekinsiz yerlere götüren şarkı çalıyor. ayaklarımın dibinde tüy yumağı kedim uzanmış yatıyor. sol tarafımda açık olan balkon kapımdan dışarıyı izliyorum.

bir tarafım ise haziran 2012'yi öylesine unutmayacak ki, ne olursa olsun orada kalacak. asla temmuz gelmeyecek.
devamını gör...
7524.
arkadaşlar kanalıma hoş geldiniz. beğenirseniz ekime, beğenmezseniz eylüle kadar yolu var. kıps.
devamını gör...
7525.
bazen sanırım kendini zorlamak gerekiyor. dozajını sen bileceksin. hani baktın sapıtıyorsun hemen kesivereceksin. sonra iki rahatlama, oh iki nefes al ver. bir süredir buraya yazmıyorum. bu bir iç dökme yazısı olsun.

adaptasyon kabiliyetini eğer kullanmazsan bir süre sonra köreliyor.

sonra bir de ne öğrendim....

sandığımdan daha deliyim, deliliğimi uzaktan izlemek ise hiç eğlenceli değil. bu tepeden bakan üçüncü, dördüncü, beşinci ya da birinci ben olmasa şimdiye çoktan kapalı kapılar ardında tırnaklarımı kemiriyor olurdum.

bunun hiç eğlenceli ya da keyif verici bir tarafı yok ve kendimi de değiştiremiyorum bu konuda.

gecenin dördü şimdi, şatellites dinliyorum. son derece gereksiz bir eylem ama artık eylemleri gerekli gereksiz diye sınıflandırmamam gereken zamanları tespit edebiliyorum ki bu değerli.

konuya gelecek olursak.

sürekli götünde ayı bağırıyormuş gibi yaşamaya o kadar alışmışız ki normal ilerlediği zaman bir şeyler şaşırıyoruz.

birazcık olsun bir şeylerin keyfini çıkarabilmeniz umuduyla....

hadi iyi sabahlar.
devamını gör...
7526.
sen de götüne kına yakarsın acayip iyi bi tepki ya
devamını gör...
7527.
alt katımda 30'lu yaşların sonunda, eşiyle ayrı yaşayan, ilkokul çağında bir kız çocuğu olan ve çocuğun velayeti annesinde kalmış bir adam oturuyor. bir kaç kez ayak üstü uzunca sohbetler yaptık. tezcanlı, genel durumundan şikayetçi bir yapısı var gibi geldi. bugün dolanmak için evden çıktığımda durakta bekliyordu. selamlaştık. bana eşini beklediğini söyledi. zaten daha önce bulunduğu evden çıkacağını, eşiyle birleşme ihtimalleri olduğunu söylemişti. hayırlı ve içine allah'ın da adını katan dileklerle vedalaşıp uzaklaştım.

ayrılıklarının resmi olmadığını varsayarak düşünüyorum. acaba bu adam eşinin kendisinden ayrı yaşarken neler yaptığını bilebilir mi ? tapınağı başka bir adamın ayak izleriyle kirletip kirletmediğini anlayabilir mi ? içkisi, kumarı olmayan bir adamı terk edecek derekeye gelmiş bir kadın, neden maddi durumun iyi olmadığı halde sana dönmeyi düşünebiliyor ? bunları ona söyleyemezdim.
devamını gör...
7528.
hiç umrum değil. kişi kendinden bilir işi.
devamını gör...
7529.
asansörümde titanik seksi yapıldığından şüpheleniyorum. fotosunu da çektim.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
7530.
merhametli olmak lanet gibi bir şey bir noktada ne onunla ne de onsuz yapabiliyorsun. zayıflık gibi anlaşıldığı için günümüzde. ama kalbini tamamen karartıp yoluna bakmak da kötülük değil çünkü insanların çoğu hak ediyor.
devamını gör...
7531.
ne demek artık alkol fotosu paylaşamayacağız?
devamını gör...
7532.
double cross’un şüphesine istinaden:
iyi niyetli düşünüyorum, asansörde cinayet işlenmiş veya asansöre iblis musallat olmuş olabilir.. bu ikisi değilse, taraflardan biri sıva ustası olmak kaydıyla ortada çok hard cinsinden, ama öyle böyle değil, asansörün betini bereketini kaçırır tarifeden bir cinsellik dönmüş maalesef. birileri 32 senenin patlamasını asansörde yaşamış gibi..
devamını gör...
7533.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
7534.
renklere aşık olup, karanlıktan korkulmaz. karanlıkla yoğrulup renklerden keyif alınmaz. keyifsiz renklerle rengarenk baharlar kurulmaz. aşk, her rengin her tonudur.
bu aykırı tanrı'nın ressamlığından sual olunmaz
devamını gör...
7535.
aşk meşk olaylarını bırakıyorum. kimseyi tanımak istemiyorum artık çünkü yoruldum. otuz üç yaşındaki de aynı kırk yaşındaki de aynı. hayatının ortasına gelmiş birey, gözü hala doymamış, ne istediğini bilmeyen, iletişim özürlülerinden yo-rul-dum.

senide s*kiy*m, en sevdiğin rengi de s*kiy*m, geldiğin şehri de, aldığın çiçekleri de, bize dair planlarını da, hayallerini de, içinde ukde kalan, yaşayamadıklarını da ayrı ayrı s*kiy*m.
devamını gör...
7536.
normal sözlük birçoğumuzun emek verdiği, bunun boşa gittiğini görüp üzüldüğü ama yine de terk edemediği tuhaf bir mecra. yani terk edememe sebebimiz de verdiğimiz emek, yüzlerce bilgi içerikli entry... tamamen silebilme hakkı verilse inanın 5 kişi bile kalmaz.

yazdığımız ettiğimiz her kısım boşa, o yüzden ne kadar eğlenip gülebilirsek o kadar yanımıza kar kalacak, onun dışında boş... verilmiş saçma kararlar, saçma sapan işleyiş derken bazen iğreniyorum, midem kalkıyor buradan.

yoldaş iyi bir insan. insanın zor ve kötü döneminde gerçekten yanında olabilecek kadar karakterli, iyi bir adam ama ciddi anlamda çok kötü bir yönetici. çok kritik kararlarda çok duygusal mı davranıyor yoksa tam tersi kimseyi umursamayacak kadar duygusuz mu emin olamıyorum. her insanın harcı değil bir şeyler yönetebilmek, ben de yapamazdım mesela.
devamını gör...
7537.
sözlüğe başlama sebebim olan arkadaşı çok özlüyorum. buraya hiç bakmayacak biliyorum, kendince sebepleri olduğunu da biliyorum. aklıma hiç düşmediğini sanıyor muhtemelen. bugün yine aklıma düştü, eskilere çok daldım, en sonunda da burada buldum kendimi. anladığım davranışları kadar anlamadığım davranışları da var. keşke son kez de olsa yüz yüze konuşabilseydik.

her şey çok korkunç bir değişimde. bilmiyorum bu yüzden mi eskilere tutunmak istiyorum sürekli?
devamını gör...
7538.
vay be son tanımlarım burada 3 yıl önce kadar filan. ne kadar da çabuk geçiyor zaman. hayat o zaman eski bir laptoptan sözlüğe yazmak kadar basitmiş.
devamını gör...
7539.
ben anlamıyorum bazı yazarları ya. hayır tanımlarımı okuyarak hakkımda çıkarım yapamazsın. beni tanıman gerekiyor ve tanımlarım ile beni tanıyamazsın.
devamını gör...
7540.
geçecek nova.. ne olur biraz dayan geçecek
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"sözlük yazarlarının söylemek istedikleri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim