sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
başlık "peripetya" tarafından 03.01.2021 03:48 tarihinde açılmıştır.
4981.
uzat elini güzellik
belki de bu el o eldir....
belki de bu el o eldir....
devamını gör...
4982.
dünkü depremden sonra düşündüğüm ve kafamı kurcalayan çok fazla düşünce var.
oysa istanbul'da bile değildim , ne bu gerginlik?
bilemiyorum ama ülkedeki problemler gitgide daha da can yakıcı bir hâl almaya başlıyor.
depremden ne ara ülkedeki problemlere geldiğimi sorgulamayın, türkiye'deki her şeyin politik olduğuna inananlardanım.
elimdeki bardağı yere düşürsem bile kesin ülkenin başındaki birileri bir götlük yapmıştır, o derece.
deprem korkusundan ziyade sevdiğim insanları * bu tarz sebeplerden ötürü kaybetmeye korkum var.
sevdiğim insanları kaybedecek olduğum gerçeğiyle bir şekilde yüzleşebilirim ama onları ülkede alınmayan önlemlerden ötürü kaybetme gerçeğiyle yüzleşemem. beni asıl delirten konu bu.
depremde kaybetmesem belki daha sonra çıkacak olan bir yangında kaybedeceğim, yangında kaybetmesem belki bir iş kazasında, iş kazasında kaybetmesem belki kendi canına kıyacak, kendi canına kıymasa başka bir şey olacak, belki günün birinde başka birisi tarafından öldürülecek.
ve tüm bu saydığım şeylerin genelinde aynı konu var aslında. hiçbir konuda önlem alınmaması.
ülkedeki hiçbir insanın önemsenmemesi, sanki daha önce aynı hikayeleri yaşamamışız gibi her seferinde aynı şeylere katlanmak zorunda olmamız.
bir insanın kendi canına kıymasının bile politik sayılabileceği bir ülkede fazla mı beklentiye giriyorum diye düşünüyorum bazen.
beklediğim şey zor bir şey de değil aslında, ölecek olan insanın bu tarz politik şeylerden ziyade kendi ecelleriyle ölmesini bekliyorum sadece.
insan ölümlerini bir şekillendi kabullendim ama şu politik şeylerden ötürü gerçekleşen , önlem alınmadığı için gerçekleşen insan ölümlerini hiçbir zaman kabullenmeyeceğim.
insan hayatını bu kadar basite indirgeyen , ülkede yaşanan onca şeye rağmen hiçbir önlem almayan ve ülkedeki 'sayın' olarak adlandırılan kişileri de hiçbirini affetmeyeceğim.
oysa istanbul'da bile değildim , ne bu gerginlik?
bilemiyorum ama ülkedeki problemler gitgide daha da can yakıcı bir hâl almaya başlıyor.
depremden ne ara ülkedeki problemlere geldiğimi sorgulamayın, türkiye'deki her şeyin politik olduğuna inananlardanım.
elimdeki bardağı yere düşürsem bile kesin ülkenin başındaki birileri bir götlük yapmıştır, o derece.
deprem korkusundan ziyade sevdiğim insanları * bu tarz sebeplerden ötürü kaybetmeye korkum var.
sevdiğim insanları kaybedecek olduğum gerçeğiyle bir şekilde yüzleşebilirim ama onları ülkede alınmayan önlemlerden ötürü kaybetme gerçeğiyle yüzleşemem. beni asıl delirten konu bu.
depremde kaybetmesem belki daha sonra çıkacak olan bir yangında kaybedeceğim, yangında kaybetmesem belki bir iş kazasında, iş kazasında kaybetmesem belki kendi canına kıyacak, kendi canına kıymasa başka bir şey olacak, belki günün birinde başka birisi tarafından öldürülecek.
ve tüm bu saydığım şeylerin genelinde aynı konu var aslında. hiçbir konuda önlem alınmaması.
ülkedeki hiçbir insanın önemsenmemesi, sanki daha önce aynı hikayeleri yaşamamışız gibi her seferinde aynı şeylere katlanmak zorunda olmamız.
bir insanın kendi canına kıymasının bile politik sayılabileceği bir ülkede fazla mı beklentiye giriyorum diye düşünüyorum bazen.
beklediğim şey zor bir şey de değil aslında, ölecek olan insanın bu tarz politik şeylerden ziyade kendi ecelleriyle ölmesini bekliyorum sadece.
insan ölümlerini bir şekillendi kabullendim ama şu politik şeylerden ötürü gerçekleşen , önlem alınmadığı için gerçekleşen insan ölümlerini hiçbir zaman kabullenmeyeceğim.
insan hayatını bu kadar basite indirgeyen , ülkede yaşanan onca şeye rağmen hiçbir önlem almayan ve ülkedeki 'sayın' olarak adlandırılan kişileri de hiçbirini affetmeyeceğim.
devamını gör...
4983.
şimdi şöyle:
biyolojisinde üç 'uyuyan dev' ile var oluyor insan. bu devler 'değersizlik', 'yetersizlik' ve 'çaresizlik' duyguları. bunlara neden uyuyan dev denilmekte? çünkü uyandırıldıklarında kontrolü ele geçirebilme potansiyelleri var. bir uyaran, herhangi bir iletişim kanalı vasıtasıyla, bize bir şekilde bu üç duygudan birisini hissettirebilecek şekilde bir uyarıcı gönderirse ortaya 'yine' bir duygu çıkıyor: 'öfke'.
bu 'öfke' duygusu hukuki, dini, ahlaki, sosyolojik vb. nedenlerden dolayı herhangi bir şekilde 'uyarana' gidemeyince dönüp yine bu üç duygudan birisine saplanıyor. örneğin bir kişi bizi değersiz hissettirdiğinde ve o kişiye cevap veremediğimizde bu durum kendimizi yetersiz hissetmemize yol açabiliyor. böyle olduğunda buradan da tepki olarak yine öfke duygusu çıkıyor ve yine bir duyguya saplanıyor. nihayetinde böyle böyle burada bir döngü oluşmaya başlıyor.
bu üç devi çevreleyen bir yapı var, buna 'ego' deniliyor. bu duygu durumunun sürekli olarak yaşanması/tecrübe edilmesi bu döngüyü güçlendiriyor. bu döngü güçlendikçe işbu üç devi çevreleyen ego şişmeye başlıyor ve böylece kişi yalnızlaşmaya başlıyor. kişi yalnızlaştıkça bu döngü güçleniyor, döngü güçlendikçe ego şişmeye devam ediyor ve kişi daha da yalnızlaşıyor. böylece ortaya birbirini besleyen bir fasit çember çıkıyor. duygu döngüsü başlıyor, ego şişiyor, kişi yalnızlaşıyor, duygu döngüsü güçleniyor, ego şişiyor, kişi yalnızlaşıyor, duygu döngüsü güçleniyor, ego şişiyor, kişi yalnızlaşıyor... o meşhur dizideki gibi, bir nükleer reaktör işte böyle patlıyor!
lenin'in kitabının adı olduğu üzere 'ne yapmalı?'.
bu fasit çember kırılmalı. gerek profesyonel yardım alarak, gerek şahsi gayretle. nasıl mı? hayat bireysel bir yolculuk, bundan dolayı yürünen yol biricik. bu kısmı ancak kişi kendisi keşfedecek. yalnız şu söylenebilir: bazı şeylerin üstesinden gelebilmek kişinin kendi canını ne kadar yakabildiğiyle doğru orantılı.
buraya kadar olan kısmı sana dairdi, bundan sonrası ise bize.
sakin, huzurlu, farkında ve onurlu bir hayatım oldu. dürüst yaşadım, kimseyi incitmemeye gayret ettim, herkese de hakkını vermeye özen gösterdim. emin ol ki kötünün ne demek olduğunu çok iyi biliyorum ve özellikle iyiyi tercih ediyorum. belki mizacım biraz serttir.
ben teklifimi yineliyorum. bence bir kahve içebiliriz.
biyolojisinde üç 'uyuyan dev' ile var oluyor insan. bu devler 'değersizlik', 'yetersizlik' ve 'çaresizlik' duyguları. bunlara neden uyuyan dev denilmekte? çünkü uyandırıldıklarında kontrolü ele geçirebilme potansiyelleri var. bir uyaran, herhangi bir iletişim kanalı vasıtasıyla, bize bir şekilde bu üç duygudan birisini hissettirebilecek şekilde bir uyarıcı gönderirse ortaya 'yine' bir duygu çıkıyor: 'öfke'.
bu 'öfke' duygusu hukuki, dini, ahlaki, sosyolojik vb. nedenlerden dolayı herhangi bir şekilde 'uyarana' gidemeyince dönüp yine bu üç duygudan birisine saplanıyor. örneğin bir kişi bizi değersiz hissettirdiğinde ve o kişiye cevap veremediğimizde bu durum kendimizi yetersiz hissetmemize yol açabiliyor. böyle olduğunda buradan da tepki olarak yine öfke duygusu çıkıyor ve yine bir duyguya saplanıyor. nihayetinde böyle böyle burada bir döngü oluşmaya başlıyor.
bu üç devi çevreleyen bir yapı var, buna 'ego' deniliyor. bu duygu durumunun sürekli olarak yaşanması/tecrübe edilmesi bu döngüyü güçlendiriyor. bu döngü güçlendikçe işbu üç devi çevreleyen ego şişmeye başlıyor ve böylece kişi yalnızlaşmaya başlıyor. kişi yalnızlaştıkça bu döngü güçleniyor, döngü güçlendikçe ego şişmeye devam ediyor ve kişi daha da yalnızlaşıyor. böylece ortaya birbirini besleyen bir fasit çember çıkıyor. duygu döngüsü başlıyor, ego şişiyor, kişi yalnızlaşıyor, duygu döngüsü güçleniyor, ego şişiyor, kişi yalnızlaşıyor, duygu döngüsü güçleniyor, ego şişiyor, kişi yalnızlaşıyor... o meşhur dizideki gibi, bir nükleer reaktör işte böyle patlıyor!
lenin'in kitabının adı olduğu üzere 'ne yapmalı?'.
bu fasit çember kırılmalı. gerek profesyonel yardım alarak, gerek şahsi gayretle. nasıl mı? hayat bireysel bir yolculuk, bundan dolayı yürünen yol biricik. bu kısmı ancak kişi kendisi keşfedecek. yalnız şu söylenebilir: bazı şeylerin üstesinden gelebilmek kişinin kendi canını ne kadar yakabildiğiyle doğru orantılı.
buraya kadar olan kısmı sana dairdi, bundan sonrası ise bize.
sakin, huzurlu, farkında ve onurlu bir hayatım oldu. dürüst yaşadım, kimseyi incitmemeye gayret ettim, herkese de hakkını vermeye özen gösterdim. emin ol ki kötünün ne demek olduğunu çok iyi biliyorum ve özellikle iyiyi tercih ediyorum. belki mizacım biraz serttir.
ben teklifimi yineliyorum. bence bir kahve içebiliriz.
devamını gör...
4984.
arkadaşlık sitesinde gibiyim. sen kaybettiklerine yan. lanet olsun dostum. snsnsksk.
devamını gör...
4985.
eppuru okudum.
allahım bu eppur gerçek olamaz. ne kadar da tam bir eppur bu nasıl bi eppurluktur yarebbim allahım yardımcım ol bu nasıl mıkteşem bir o bir yav.
sapıkın gibiyim farkındayım lütfen rahatsız olma beni bir hayranın seni de bir ünlümüşsün gibi düşün. ben rahatsızlık vermekte özgürüm sen ünlü olmasaydın ne yapabilirim ve de ben demiştim sözlüğü üstüne yapacam diye ben neden ciddiye alınmadım. yapabilirim hayat ne gösterir biz bilemeyiz bilebilir miyiz yo.
allahım bu eppur gerçek olamaz. ne kadar da tam bir eppur bu nasıl bi eppurluktur yarebbim allahım yardımcım ol bu nasıl mıkteşem bir o bir yav.
sapıkın gibiyim farkındayım lütfen rahatsız olma beni bir hayranın seni de bir ünlümüşsün gibi düşün. ben rahatsızlık vermekte özgürüm sen ünlü olmasaydın ne yapabilirim ve de ben demiştim sözlüğü üstüne yapacam diye ben neden ciddiye alınmadım. yapabilirim hayat ne gösterir biz bilemeyiz bilebilir miyiz yo.
devamını gör...
4986.
otu çöpü sorup deprem sonrası nasıl olduğumu sormayanları engelledim.
devamını gör...
4987.
bugün yaşanan durumun anlamına binaen:
devamını gör...
4988.
babam beni hiç tanımıyormuş. ama hiç yani. hani tamam aramız öyle super ozenilesi degildi kabul ama bu kadar yabanciligin farkına varmak canımı yakmadı degil. yıllarca aynı evde yaşamışız sagolsun paramı eksik etmedi hiç sabah okula hep uyandırdı. ama hiç tanımıyormuş. yıllarca içinde bulunduğum depresyonun çözüm yolunu biliyormuş. yıllarca benliğimi sorgulatan sorularıma cevap vermeme yardımcı olacak donanıma sahipmiş. ama o annem ve ablamı suçlamayi tercih etmiş beni depresyondan cikaramadiklari için. sözde hep iyiydi. ama iyi bi baba olduğunu bize öğretmişti hissettirmemisti. yıllarca neden o evde misafir gibi hissettiğimi evden ayrılınca fark ettim. bana beraberliği hissettiremedikleri icin teşekkür ederim. şimdi yanımdaki her insana yükmüşüm gibi hissediyorum. sadece yalnızken kimseyi rahatsız etmiyormusum gibi hissediyorum. teşekkürler.
devamını gör...
4989.
siyasi görüşü, mesleği, titri vs..ne olursa olsun bnim icin herkes önce insandir .. insanlarla muhatap olurken hep bu kurali rehber alirim..
devamını gör...
4990.
insanın işi ters gitmeye başlayınca gerçekten üst üste geliyor. dün iş yerinde lahmacun siparişi verdim. akşam giderken alırım dedim.
yaşlı memur unutmuş söylemeyi . düşün işin başında o var. ahaha yav işin başında olup unutmuş. kizamadim bile . o kadar uzak ki çarşı 30 km. gitsen ne yiycen.
eve geldim. dedim yumurta yapayım peynir zeytin yerim.
elektrikli ocağım var iki gözlü. tüplüsü bozuldu tüpü de duruyor yapmadım uğraşmadım bile. kaldırdım depoya.
ocağı açtım. elektrikler gitti. şalter attı ya.
tüm komşularım diyor noldu.
yok olmuyor ocak yok iptal.
dedim hava sıcak ama bari sobayı yakayım. sobada yumurta yaparım. çayı ketilda yaparım.
sen sobayı yak.
soba durmuyor tüm duman eve giriyor ya. soba gürül gürül ev yanacak.
baca da tıkanmış soba boruları tıkanmış baca zaten uçmuş mu nolmuş . diyolar di baca da sorun var. ev yanacak yandı.
yav böyle bir şey olabilir mi.
hisse senetlerim düştü düştü az toparladım gümüş aldım. bu sefer gümüş düştü.
hava soğuktu ağaçlar çiçek açtı şeftali badem erik vs hava soğuk diye hepsine poşet geçirdim.
sonra poşetleri çıkardım çünkü soğuk olmadı. meteoroloji yanılmıştı. bu sefer yine soğuk olacaktı. boşa poşet harcamayım hem kim uğraşacak dedim hepsi yandı meyvelerin.
dallar bile kurudu.
iki gündür sürekli elektrikler kesiliyor.
bence bir sıkıntı var.
yaşlı memur unutmuş söylemeyi . düşün işin başında o var. ahaha yav işin başında olup unutmuş. kizamadim bile . o kadar uzak ki çarşı 30 km. gitsen ne yiycen.
eve geldim. dedim yumurta yapayım peynir zeytin yerim.
elektrikli ocağım var iki gözlü. tüplüsü bozuldu tüpü de duruyor yapmadım uğraşmadım bile. kaldırdım depoya.
ocağı açtım. elektrikler gitti. şalter attı ya.
tüm komşularım diyor noldu.
yok olmuyor ocak yok iptal.
dedim hava sıcak ama bari sobayı yakayım. sobada yumurta yaparım. çayı ketilda yaparım.
sen sobayı yak.
soba durmuyor tüm duman eve giriyor ya. soba gürül gürül ev yanacak.
baca da tıkanmış soba boruları tıkanmış baca zaten uçmuş mu nolmuş . diyolar di baca da sorun var. ev yanacak yandı.
yav böyle bir şey olabilir mi.
hisse senetlerim düştü düştü az toparladım gümüş aldım. bu sefer gümüş düştü.
hava soğuktu ağaçlar çiçek açtı şeftali badem erik vs hava soğuk diye hepsine poşet geçirdim.
sonra poşetleri çıkardım çünkü soğuk olmadı. meteoroloji yanılmıştı. bu sefer yine soğuk olacaktı. boşa poşet harcamayım hem kim uğraşacak dedim hepsi yandı meyvelerin.
dallar bile kurudu.
iki gündür sürekli elektrikler kesiliyor.
bence bir sıkıntı var.
devamını gör...
4991.
4992.
bıktım artık!
kendilerini gösterme arzusu ile mi yoksa insanların iyiliğini düşündüklerinden midir bilinmez söylenen sayısız depremler olacak, kıyamet ortamına dönecek vari sözlerden bıktım!
yıllardır anlatılan hikayelerin imgeleri gözlerimize doldurulduktan sonra her türlü sarsıntıda o deprem bu deprem mi diye bekliyor olmak rahatsız edici. adeta bak öleceksin ve böyle olacak ama bil bakalım hangisi gibi bir oyuna döndü.
madem bir bilim kurulu olarak göreviniz var o halde bunu yüreklerimize korku zihinlerimizde felaket şemaları oluşturmadan yapmalıydınız. nacisi de celal'i de diğerleri de yerin dibine batsın arkadaş.
mesele deprem olması değil! yıkım olduktan sonra "bu şehir temizlemekle olmaz molozları denize sürüklemekle temizlenir ancak", "kimse yardıma gelemeyecek aylarca", "açlıktan, hastalıktan ölecek insanlar" gibi sözler duymaktan 6-7 yıldır bunalmışken artık tahammülüm kalmadı bu felaket senaryolarını gözlerimize sokanlara. bilinçlendirmek korku imgeleri yaratmak değildir.
kendilerini gösterme arzusu ile mi yoksa insanların iyiliğini düşündüklerinden midir bilinmez söylenen sayısız depremler olacak, kıyamet ortamına dönecek vari sözlerden bıktım!
yıllardır anlatılan hikayelerin imgeleri gözlerimize doldurulduktan sonra her türlü sarsıntıda o deprem bu deprem mi diye bekliyor olmak rahatsız edici. adeta bak öleceksin ve böyle olacak ama bil bakalım hangisi gibi bir oyuna döndü.
madem bir bilim kurulu olarak göreviniz var o halde bunu yüreklerimize korku zihinlerimizde felaket şemaları oluşturmadan yapmalıydınız. nacisi de celal'i de diğerleri de yerin dibine batsın arkadaş.
mesele deprem olması değil! yıkım olduktan sonra "bu şehir temizlemekle olmaz molozları denize sürüklemekle temizlenir ancak", "kimse yardıma gelemeyecek aylarca", "açlıktan, hastalıktan ölecek insanlar" gibi sözler duymaktan 6-7 yıldır bunalmışken artık tahammülüm kalmadı bu felaket senaryolarını gözlerimize sokanlara. bilinçlendirmek korku imgeleri yaratmak değildir.
devamını gör...
4993.
devamını gör...
4994.
o kadar değişik hissediyorum ki, yani aslında dümdüz kötü hissediyorum ama bu kötü hissin bir nedeni yok, bir farkındalıktan ibaret. sen nesin ki diyen değersiz olduğumu bana söyleyen hissettiren bir his.
devamını gör...
4995.
4996.
"bundan sonra ne olacağını bilmiyorum" dedi küçük prens.
küçük prens, bu kez insanlar ve hayvanlar arasında bir çıkarım yapmamıştı. bazen düz de olabiliyordu küçük prens. normal, sakince, kafası hafif çakır da idare edebiliyordu.
küçük prens, bu kez insanlar ve hayvanlar arasında bir çıkarım yapmamıştı. bazen düz de olabiliyordu küçük prens. normal, sakince, kafası hafif çakır da idare edebiliyordu.
devamını gör...
4997.
az önce annemle felsefe yapmaya çalıştım. varoluşsal sorunlardan sanatın doğuşuna, felsefenin doğuşundan dilin doğuşuna kadar her şeyi konuşmaya çalıştım.
bana ilacını al dedi.
bana ilacını al dedi.
devamını gör...
4998.
benim sevgi dilim sataşmalı. ben ilkokuldayken de sevdiğim kızın saçını çekiyordum.
devamını gör...
4999.
#3535850
şey.
yaşadıklarına çok üzüldüm. bak bu gerçek. yani üzülmezsem insan değilimdir gerçekten üzüldüm ama beni kınama birazdan yapacağım şey yüzünden. lütfen bana kızma, darılma ve bak beddua etme duymuşsundur beddua döner dolaşır seni bulur yani daha fazla başına ne gelebilir bilmiyorum ama son atımlık canın kaldıysa onu da bana beddua ederek harcama işte.
yapıyorum:
hajshakshsjshshahah ölecem gajsbshsma okurken gülmekten perişan oldum ahajshs.
şey.
yaşadıklarına çok üzüldüm. bak bu gerçek. yani üzülmezsem insan değilimdir gerçekten üzüldüm ama beni kınama birazdan yapacağım şey yüzünden. lütfen bana kızma, darılma ve bak beddua etme duymuşsundur beddua döner dolaşır seni bulur yani daha fazla başına ne gelebilir bilmiyorum ama son atımlık canın kaldıysa onu da bana beddua ederek harcama işte.
yapıyorum:
hajshakshsjshshahah ölecem gajsbshsma okurken gülmekten perişan oldum ahajshs.
devamını gör...
5000.
gece gece hiçbir derdim yokmuş gibi yeni seçilecek papa’nın hangi unvanı kullanacağı geldi aklıma. eğer turkson denen zenci kardinal seçilirse kesin xıv. innocent’i kullanır gibi.
uyku çok büyük bir nimet ya.
uyku çok büyük bir nimet ya.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398

