641.
her şey biraz daha kolaylaşabilir mi? bu ne böyle, engelli parkurda mıyız?
devamını gör...
642.
çok yorgunum ve uyuma ihtiyacı hissediyorum. ama hiç uyuma isteği yok içimde. çay içmek, konuşmak falan istiyorum. bütün gün bunu yapmamış gibi. hayattan bu kadar soğumuşken, böylesine bir kafayı yastığa koydurtmayan kıpırtı. ilginç.
devamını gör...
643.
her şey biraz da olsa kontrol altında. peki ya hâlâ niye eksik hissediyorum?
devamını gör...
644.
bir şeyler söylemek istemiyorum artık, sadece ağlamak istiyorum. uzun süredir o kadar ağlamak istiyorum ki ağlasam rahatlayacağım ama olmuyor. ayrıca erkekler ağlamaz edebiyatının da allah belasını versin. doldum neye dolduğumu bilmiyorum ama gözlerimden akıtamadığım her yaş göğsümde ağırlık yapıyor. çok neşeliyim, gevezeyim bilmiyorum belki derdimde yoktur ama doluyum, göğsümdeki ağırlığı vinç gelse kaldıramaz. evet, aslında yaşım çok genç daha 23 bu yaza 24 oluruz ama hayat o kadar yordu ki bazen devam etmek zor geliyor, biliyorum ki pes etmekte çare değil. liseden beri hem okuyup hem çalışmak zorundayım, neye heves etsem elimde kalıyor zaten bir çoğuna da ulaşamıyorum. insanlar hep suistimal ediyor, kahretsin ne yapayım kim olursa olsun hayır diyemiyorum veya kıyamıyorum belki de birazda bu yüzden yoruluyorum. yanlış anlama sözlük dünyanın en iyi insanı değilim, iyilik meleği de değilim bana sorsan dünyanın en kirli insanı benim, kaba, kibirli, acımasız, anlayışsız ve daha kötü kaç tane sıfat varsa hepsiyim ama bir tenhada sokak köpeği görsem sarılıp ağlamak isterim sanki gözlerimden yaş döksem temizlenirim gibi geliyor. bir insanın içinden ne kadar konuşmak, anlatmak gelebilirse o kadar geliyor içimden bir şeyler demek ancak daha ne diyeceğimi, ne anlatacağımı bile bilemiyorum. ben yorgunluğumdan başka hiç bir şeyi bilemiyorum. bir ütopya hayali kurmuyorum ama en azından zihnimdeki cehennemden kurtulabilmek istiyorum.
devamını gör...
645.
sadece üzgünüm. ne yapacağımı bilmiyorum. hiçbir şey yolunda gitmiyor. hayatta tutmaya çalışıyorum kendimi.her şeye rağmen güçlü olmalıyım. sadece ne zaman son bulacak merak ediyorum. ne zamana kadar sürecek böyle. çok yoruldum ve tükendim.
devamını gör...
646.
yirminci yüzyılda bir yıl değil bir hafta sürüyor artık ölüm acısı.
devamını gör...
647.
ışınlanma olsaydı yine geç kalınır mıydı bir yerlere.
devamını gör...
648.
dilenenin ahlaksız olduğu bir dünya gerçek ihtiyaç sahipleri için cehennemdir.
devamını gör...
649.
ya bi beni kendi halime bırakın yaa.yıldım yeminlen.
devamını gör...
650.
eti puf güzel fena değil , yenir yani
devamını gör...
651.
abi bu ne ya bugün hiç bitmeyecek galiba yıllardır bu kadar uzun bi görmedim.
devamını gör...
652.
havalar güzel olunca ben bu şehirde ne yapıyorum boş boş hayatım geçiyor hissiyle baş etmeye çalışıyorum. şehirler değişti ama bu his her bahar aynı
devamını gör...
653.
bon jovi 1980'lerde kurulsa şimdi çok daha ünlü olurdu
devamını gör...
654.
öncelikle etli ekmek diyarı konyadan tüm dünyaya selamlar.
devamını gör...
655.
mekana girdiğimde bülent bey ağabeyin cuba'dan misafirleri olduğu masayla karşılaştım ilkin, ilk sözü 'göster göster dövmeni göster' oldu, güldüm anlamadım gösterdim, adam fidel'in kameramanıymış yahu, 'ou camilo!' dedi, neredeyse sarılıp venceremos diye tezahürat eyleyecektik.

adana'da sıradan bir meyhane ortamı.
devamını gör...
656.
anlatacak bir hikayesi olmalı insanın, diye başladı konuşmaya. "bir yere varmalı, varmasa da yolda olmalı."
itiraz ettim: "herkes anlatıyor, sürekli. yaptıklarından, yapacaklarından, gittiğinden, yediğinden, içtiğinden, gezdiğinden." lafımı başıyla böldü, iki yana salladı: "öyle değil."
sabırla anlatmasını bekledim. madem anlatacak bir hikayesi vardı, dinlerdim.
"neyi, neden yaptığının şuurunda olmalı insan. eşyayı okuyabilmeli, râm olunacak hikmetler peşine düşmeli. ısırdığı elmadan aldığı lezzeti idrak edebilmeli. göstermelik lezzetler, haset damarlarında şahlananlardan bahsetmiyorum. bakın, beni de görün diye basbas bağırtan çaresizlik gibi değil; kendini görmekten, anlamaktan memnuniyet duyan bir hal bu evladım. baktığı yerde gördüğü manalardan ruh dünyasını inşa edenlerin hikayeleri gibi."

dedi söylemek istedikleri arasında. anlattı, anlattı. susup dinledim.
devamını gör...
657.
"kalbden hüzün gittiğinde kalp harâb olur."
devamını gör...
658.
hastalık günleri, rahatına alıştığımız hayatımızın değerini bize hatırlatan, böylece sabır atına binerek kendimize çeki-düzen verme kararlarımızı yenilediğimiz, allah'a daha bir yakınlaştığımız, mânevî bereketlerin çağıldayıp coştuğu zamanlardır. şu geride bıraktığımız 10 gün, benim için anlatmaya çalıştığım bilinci kuşanma çabasıyla geçti. kimi zaman geldi, ölmekten korktum; kimi zaman geldi, gidilecek yere hazırlığımın olmayışı pişmanlığı sardı bünyemi. halbuki ''bezm-i elest'' ten bu yana âhirete değin bir yolculuk hâlindeydik. burası, ikindi güneşi kadar kısa bir süre eğleştiğimiz bir menzildi. iyi ama neden sevdiklerimden ve bu dünyadan ayrılma kaygısı içimi yakıp kavuruyordu? aslında ümit ve korku arasındaki gel-gitlerim yolumu hep belirsizliğe sürüklüyor, bu da beni daha çok korkutuyordu. işte bu duygular içinde allah'ın rahmetine sığınma ihtiyâcını çok yoğun bir şekilde hissettim ve o'nun rahmetinden asla ümidimi kesmemek gerektiğini idrâk ettim dostlar. allah'ın muazzam rahmet iklimini dilemek, düşünmek insanın bütün korkularını ve endişelerini sonlandırıyor; allah'ın rahmâniyyetini, rahîmiyyetini andıkça kalbim sükûna eriyordu. yüreğimin alabildiğine incelip mahzûnlaştığı bu özel zaman diliminde çağrılarıma cevap veren, rûhî sıkıntılarımı giderip beni ferahlandıran, hayata gelişimizin büyük amacını bana rahmetiyle geç olmadan yeniden anımsatan allah'a ne kadar şükretsem azdır.

insan ömrü bir muma benziyor. ''püf'' dedin mi sönüp gidiyor. sağlıklı günlerimde dinçliğin, gücün, aldığım sıcak nefesin hiç elden çıkmayacağını veya bunun için daha çok uzun senelerin geçeceğini sanırdım. öyle değilmiş dostlar, öyle değilmiş! ... insan kalbi, hastalık zamanlarında daha bir rakik, daha bir hassas hâle geliyor. bu sebeple ben de içinde bulunduğum ruh hâlini bir nebze olsun sözlük penceresinden sizinle paylaşmak istedim değerli yazar arkadaşlarım. herkesin bir derdi var şüphesiz. bu dertleri küçümsemiyorum. ama dertlerimiz var diye elimizdeki nimetlerin değerini de görmezden gelmeyelim. mutluluğu, parada, şanda, şerefte, makamda mevkide, maddede değil kendi içimizde arayalım. aldığımız bir sağlıklı nefesin bize verdiği mutluluğun lezzetini kendimize çok görmeyelim. işte o zaman mutluluğun ve saâdetin, ulaşılmaz tûl-i emellerin ardında bulunmadığını, bilâkis hemen yanı başımızda olduğunu görerek, saymakla bitiremeyeceğimiz lütûfları için aklımıza geldikçe ve her dâim yüce yaradan'a şükredelim.

görünürde kısa fakat yaşadığım duygu ve düşüncelerle bana çok uzun gelen hastalığımın, rahmete vesile kederini hayır duâlarıyla, güzel temennileriyle, şifâ reçeteleri ve hoş tavsiyeleriyle hafifleten, beni çok sevindiren, hürmetle andığım siz sözlüğün değerli yazarları ve kıymetli takipçilerim! engin ve güzel gönlünüzün semereleri olan iyi dilek ve duâlarınız için size sadece minnet hislerimle şükranlarımı sunabiliyorum, kabulünü dilerim.
devamını gör...
659.
ödünç aldığınız kitapları aldığınız gibi okuma işlemi bitince geri veriniz..
devamını gör...
660.
lan zaten soylemek istediklerimizi entry olarak giriyoruz ya işte.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"sözlük yazarlarının söylemek istedikleri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim