sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
başlık "peripetya" tarafından 03.01.2021 03:48 tarihinde açılmıştır.
6781.
6782.
6783.
bir erkeğin kırılganlığı cezalandırılır.
bir kadının kırılganlığı ödüllendirilir.
utangaç bir erkek kaybeden dir, utangaç bir kadın tatlı bulunur.
"erkekler ve kadınlar aynıdır" masalına sakın kanmayın.
bir kadının kırılganlığı ödüllendirilir.
utangaç bir erkek kaybeden dir, utangaç bir kadın tatlı bulunur.
"erkekler ve kadınlar aynıdır" masalına sakın kanmayın.
devamını gör...
6784.
çok güzelsin.
devamını gör...
6785.
motivasyon istiyorum. sarın oradan bir paket.
devamını gör...
6786.
telefonu açıp burger king’ten double whopper söylemek istiyorum ama saat geç oldu, kendimi tutmam lazım.
devamını gör...
6787.
şu son birkaç gündür sözlükte fark ettiğim bir durum var. senelerdir aktif olmayan birçok hesap bir anda sözlükte tekrardan yazmaya başladı, garip.
devamını gör...
6788.
gidin yatın allah aşkına ya.
devamını gör...
6789.
kim ne derse dersin ne teklif ederse etsin burası benim çöplüğüm
devamını gör...
6790.
rüyalarımın saçmalık düzeyini ben de bilmiyorum...
rüyamda en son vahşi bir hayvan bağırıyordu ve biz insan topluluğunu tehdit ediyordu. yani neden türkçe konuşuyorsun ki, zaten düz bağırsan da korkacağım. niye korkuyu buga sokuyorsun? neyse efendim bir uyandım gerçekten de gluteusum donuyor.
rüyamda en son vahşi bir hayvan bağırıyordu ve biz insan topluluğunu tehdit ediyordu. yani neden türkçe konuşuyorsun ki, zaten düz bağırsan da korkacağım. niye korkuyu buga sokuyorsun? neyse efendim bir uyandım gerçekten de gluteusum donuyor.
devamını gör...
6791.
yirmi dört saat entry giren bir yazar vardı burada. onu göremedim ya bir süredir. öldü mü acaba
devamını gör...
6792.
ölmekte sıradan, kalmakta...sevmekse tasarlanamaz!
devamını gör...
6793.
öyle abi öyle biliyorsun sen işde az çok ,
bazen haklı haksız aranmaz .
belki haksızın arkası çok bile olur bazı zamanlar .
bizim durumda böyle amma velakin imdadı direklik .
anlayacağın , benim de anlatacağım şu
tutup çıkarayım diyorum kendimi tuttuğum elim kanıyor .
susup oturayım diyorum , karşısı çok ağır basıyor .
bakma böyle anlattığıma , sen çözüm bulamassın biliyorum biliyorum da benimde beklediğim bir yer . ııı bir yer vardı ilahi felan bir güç . şirinlerin köyünü bekler gibi beklediğim ilahi bir güç vardı adaletiyle felan gelecek hani .
demin düşündüm artık o beklentim de kalmadı . beklemeyle alakalı birşey kalmadı açıkca .
duyuyor musun artık tanrı benimle konuşmuyor diyorum !
düşündüm de mişken
eğer tanrı birazdaha gelip beni çekip cikarmassa ben kendi gücümle çıkarım . evet evet çıkacağım dur lafı sikme şimdi . çıkarım cıkmaya ama çıkarken kimin üstüne basarım , kimin canını çıkarırım bilmiyorum . tanrı bunun hesabını bana sormamalı . sence tanrı mı haklı yoksa yine tanrı mı haklı ?
tanrım sana bıraktım olmadı . seni bırakmadan gel .
bazen haklı haksız aranmaz .
belki haksızın arkası çok bile olur bazı zamanlar .
bizim durumda böyle amma velakin imdadı direklik .
anlayacağın , benim de anlatacağım şu
tutup çıkarayım diyorum kendimi tuttuğum elim kanıyor .
susup oturayım diyorum , karşısı çok ağır basıyor .
bakma böyle anlattığıma , sen çözüm bulamassın biliyorum biliyorum da benimde beklediğim bir yer . ııı bir yer vardı ilahi felan bir güç . şirinlerin köyünü bekler gibi beklediğim ilahi bir güç vardı adaletiyle felan gelecek hani .
demin düşündüm artık o beklentim de kalmadı . beklemeyle alakalı birşey kalmadı açıkca .
duyuyor musun artık tanrı benimle konuşmuyor diyorum !
düşündüm de mişken
eğer tanrı birazdaha gelip beni çekip cikarmassa ben kendi gücümle çıkarım . evet evet çıkacağım dur lafı sikme şimdi . çıkarım cıkmaya ama çıkarken kimin üstüne basarım , kimin canını çıkarırım bilmiyorum . tanrı bunun hesabını bana sormamalı . sence tanrı mı haklı yoksa yine tanrı mı haklı ?
tanrım sana bıraktım olmadı . seni bırakmadan gel .
devamını gör...
6794.
sözlüğe hiçbir şekilde fotoğraf yükleyemiyorum.
yeni geldiğim zamanlarda yapıyordum ama bir kaç gündür asla yapılmıyor. modlara yazıyorum cevap yok, bilen yok. yazacak yer bulamadığım için buraya yazdığım bir problemim var sözlük. ayrıca bunların yazıldığı bir başlık varsa söylemeyen top olsun.
yeni geldiğim zamanlarda yapıyordum ama bir kaç gündür asla yapılmıyor. modlara yazıyorum cevap yok, bilen yok. yazacak yer bulamadığım için buraya yazdığım bir problemim var sözlük. ayrıca bunların yazıldığı bir başlık varsa söylemeyen top olsun.
devamını gör...
6795.
başımın ağrısını gidermek için ellerimle kafamı sıkıştırırken sanki tüm benliğimin parçalarını bir araya toplama arzusuyla davranıyorum.
zihnim sancıyor
zihnim sancıyor
devamını gör...
6796.
sığmazam,
sığmazam,
sığmazam.
ene'l hak...
sığmazam,
sığmazam.
ene'l hak...
devamını gör...
6797.
ben artık sorgulamayı bıraktım ya. bi tek götüme meteor düşmediği kaldı onu bekliyorum bu gece de kısmetse.
abicim, şehir dışından geldim, yorgunluk falan derken uyuyayım dedim.
artık uyurken ne olduysa, inanılmaz bir acıyla yerde uyandım. düşmüşüm uyurken.
kardeşim, insan 50 santim yerden düşüp nasıl ayak bileğini çatlatabilir ya? deli olucam olum.
yeni geldim hastaneden, şubat ayında bir kaza sonucu kırdıgım ayak bileğimi çatlatmışım. lan daha yeni iyileşti, nasıl böyle bir şey olabilir ya?
abicim, şehir dışından geldim, yorgunluk falan derken uyuyayım dedim.
artık uyurken ne olduysa, inanılmaz bir acıyla yerde uyandım. düşmüşüm uyurken.
kardeşim, insan 50 santim yerden düşüp nasıl ayak bileğini çatlatabilir ya? deli olucam olum.
yeni geldim hastaneden, şubat ayında bir kaza sonucu kırdıgım ayak bileğimi çatlatmışım. lan daha yeni iyileşti, nasıl böyle bir şey olabilir ya?
devamını gör...
6798.
mandalina yemek istiyorum ama soymak istemiyorum, keşke biri hazırlayıp getirse.
devamını gör...
6799.
kışı sevenin aklı yok, valla yok. insan üşüyor yağmur çamur oluyor her yer. yürümek bile zor.
günler kısalıyor erkenden hava kararıyor. geceler uzuyor uzuyor. sırf mandalina yiyecez diye kış sevilmez. keşke hiç kış olmasaydı. hep yaz olsaydı. kışın faydaları diyen olursa sürekli yaz olan yerler yazdan ne zarar görmüş derim. bitki örtüsü bile daha çok.
insanın atlatamadığı şeyler oluyormuş. o kadar sinirli o kadar şaşkın o kadar üzgün o kadar nasıl olur o kadar neden o kadar sinirli o kadar nefret dolu o kadar ne varsa yaşıyorum ki.
kendisine acımayana ben acıyorum sanki.
içimde tarif edemediğim şeyler var.
hiçbir duygum yok sanki. benim duygum muygum yok lan diyor ya polat alemdar aslan akbey e .
o kadar kendi halinde yaşıyorum ki.
hani imkanım olsa bir ıssız adada yaşarım kendi kendime. ara sıra ailemi görsem yeter.
iş yerinde o kadar berbat oldu ki her yer.
sürekli daha kötü hale gelir mi insanlar. ortam bozuldu.
üzerime üzerime geliyor duvarlar.
dışarı çıkıyorum oyalanıyorum . eve geliyorum uyuyorum.
futbol izlesem sinirleniyorum haksızlıklar oluyor. yemek yapsam yakıyorum. gitarımı bağlamamı bozuyorum bir şeyler oluyor yani.
benim şahsen bir sorunumda yok. bir hastalığım bir derdim bir bana karışan.
işe gitmesem kimse farketmez. kimse aramaz bile .
işte zannederler.
insanların sohbetlerine dayanamıyorum artık. hele beni kolay eleştiriyorlar gibi geliyor. sanki sadece benim yaptıklarım anlatılıyor. sanki bana bunları kolay söylüyorlar gibi geliyor. hepsine ayrı ayrı ne anlatacaksın. ne diyeceksin. hep başkası adına karar veren hep başkası adına konuşan fikir yürüten hep başkasına akıl veren insanlara. başkalarıyla kendisini kıyaslayan başkalarıyla arasındaki farkı söyleyenler. aslında hep bunlar sorunludur öyle değildir. bekara karı boşamak kolay gibi.
dünyanın en zor hissi diyor . ait olmadığın bir yerde olma durumu. ne kadar doğru.
ben ne buraya ne büyük binalara insanlara ait değilim.
samimiyetsizlik yağcılık boş egolar boş istekler kötülükler çıkarlar bana göre değil.
belkide hayallerimin gerçekleşmemiş olması yarıda kalmış olması sonucu böyle oldu. yaş ilerledikçe insan keşke eğer diyor ya.
bazen bir şey hatırlıyorum üzerinden yirmi yıl geçmiş. daha dün gibi.
yaşlandıkça her konuda olgunlaştım diyorum ama şunu da yapıyorum. toksik insanları idare ederdim. yakın olmasam bile konuşurdum. şimdi bir kaç kişiyle hiç konuşmuyorum bile. o kadar rahat ki kafam. keşke diyorum daha önce yapsaydım bunu.
neden sabrettim. tamam herkesin bir kredisi olur. bir ortak ortam olur. ama buna değmezler. senden alıp götüren senin verdiğin ve elde ettiğin hiçbir şey olmayanlara değmez. gerekirse düşman bile olacaksın.
insanların çıkarları için her yaşta her konumda yapamayacağı şey yok. o kadar saçma alçalan insan görüyorum ki. onların yerine utanıyor insan, onlar utanmıyor. sonra bambaşka şeyler anlatıyorlar. sizin gördüğünüzün tam tersi. ve hep dediğim gibi çıkıyor. aynı ortamda çalışmayan çıkarları çatışmayan her insan diğeri için iyi. ya o çok iyi . nah iyi.
ben yoruldum sanki . kendi kendimi yordum.
kendime çok iyi bakmadım her konuda. potansiyelimi bile kullanmadım. bu kadar kötülüğe haksızlığa soruna ülkeye dünyaya karşı yoruldum. baş edemem dedim. pes etmedim asla boş bıraktım. her yanlış bir doğruyu götürüyorsa boş bırakınca sorular yok oldu. öyle dedim.
birer birer eksilirken masadan dostlar bana kalan sen ne kadar iyi olursan onlar o kadar iyi olur oldu.
iyiliği bir beklenti bir korkaklık bir kendini sevdirmek bir var olmak için seçmedim asla. böyle ne kadar asiliğim oldu . bunu kabul etmiyorum.
yapım böyle olduğu için hep böyle oldu.
elindeki çöpü yere atmayan çocuklar.
uzaktan bakınca kimsenin derdi yok gibi görünüyor . bana hep keşke senin gibi olsaydım diyorlar.
onlara göre ben dertsiz tasasız kafası rahat umursamaz hiçbir sorunu olmayan olmaması gereken birisiyim.
öyle aslında . ne anlatacaktım ki. insanlara bu kadar buralara sıkışmış kendimi hiç ait hissetmediğim yerlerde kaldım desem. hasta olduklarından ailelerinden borçlarından . parayı hobi olarak oyalanmak için kullandım durdum borçlar verdim yine yaranamadım. istemedim bile . ama yine eleştirilecek bir şeyler buldular. hiç bir şey söylemedim. onların dertlerinin üzerine ben ne diyecektim.
benim bağlamanın teli kopmuş çok mu önemli.
dalga mı geçiyorsun. insanı bir hobiye yönelten şey nedir peki. bunca hobiye yönelten.
bunca uğraş.
çoğu işine yaramayacak boşa masraf belkide.
başkalarının düşüncelerine çok önem verirsen gelişemezsin. başkalarına göre fakir çocuklar neden iyi okur. çünkü ezik oldukları için fakir oldukları için okuyarak zengin olmak kızlara kendini göstermek isterler.
çok kitap okuyan böyledir. genel kültürlü insanlar böyledir. bunları diyen insanlar tanıdım. masaya araba anahtarı bırakıp neleri olduğundan bahsedip bu eleştirileri yapan insanlar. söyledikleri tipte insanlar olsa bile bunun sonu yok ki. bazısı sevdiği için kitap okumuş kendini geliştirmek için bilgi dolmak istemiş olabilir. hatta bir çok şey vardır böyle.
insanları eleştirmek istersen çok kolay. en baba insanı bile 10 saniyede madara edecek güya bir şey bulursun.
güç zehirlenmesi yaşayan insanlar görüyorum. büyük bir yönetici gibi. ülke sahibi padişah diktatör gibi. çok komik durmuyor mu. basit bir şeyi dakikalarca konuşuyorlar.
kurumdan araç çıkacak o oraya gidecek öbürü öbür tarafa falan. herkes gideceği yeri bilirken bile.
hep bunlar aslında kendimize bunu yakıştıramamaktan.
böyle saçma egoların içinde bulunmak istememekten.
bunlar yorucu değil mi. yorucuymuş. üç gün sonra hastanelik oluyorlar. sonra yine aynısı. insanoğlu hiç akıllanmıyor.
işte bu yüzden bir tanrı ben buradayım. kaç kitap gönderdim akıllanmadınız dese. insan yine bildiğini okur.
insan bu . insanlar değişmez. sözle değişmez. onları korkuları zaafları güçsüzlükleri değiştirir.
eskiden ne çok gülerdik eğlenirdik. ne çok iş vardı. hatta fakirdik. o kadar çok iş vardı ki. hafta sonu bile çalışmak zorunda kalırdık. soğuk olurdu yağmur olurdu.
eve gelirdik yine çağırırlardı.
sonradan sonradan herkes yoruldu. insanlar dağıldı.
gidenler oldu gelenler oldu. sürekli birileri birilerine küstü.
eskiden ne çok gezerdik boş boş. saatlerce oturur yemekler yapardık. işte bunlar bir sürecin sonu.
insan iş yerinde bile 5 yıldan fazla kalmayacak. aynı şehirde durmayacak.
belkide ilk insanlar daha uzun süre yaşasa.
yani en önemli bilim insanları bile uzun daha uzun yaşasa sorunlar çıkacaktı ortaya . güç zehirlenmesi olacaktı. kesin bilgiler bunlar diyeceklerdi.
bilgi aktarımı merakı olmayacaktı. yeni çıkan bilgiyi bilim insanlarını eskiler kabul etmeyecekti.
ve eskiler de çok sıradanlaşacaktı. artık kendinden menkul bir şey olacaklardı.
aynı şeyleri söyleyen paylaşan insanlar bir süre sonra inandırıcılığını yitirir ya. aslında innadırıcılıkda değil sözün özünü etkisini . sıradan basit eskisinin devamı bir şey olur .
sürekli yardım kampanyası yapılması sürekli siyaset paylaşımı sürekli futbol paylaşımı gibi.
dünyanın en zor hissi; kendini ait hissetmediğin bir yerde bulunma zorunluluğudur.” fyodor dostoyevski.
buralara gelen insanlar hep şunu diyor. keşke bende burada yaşasam. ilk gördüğünde herkes bunu düşünür ister. bir kaç gün sonra vazgeçer. kaçmak için uğraşır.
insanlar büyük şehirlerde sadece mecbur oldukları için yaşamıyor ki. tarih boyunca böyle olmuş. çoğunun büyük şehirlerin bir çok şeyi hoşuna gider.
ayda yılda bir kaç kez tatile giderler . köylerine giderler ve o an yine büyük şehirlere dönmek isterler.
mecburiyet caddelerinin çok olduğu şehirler daha güvenli ucuz yürünür tanıdık olabilir. insanlara bu yetmemiş yetmez.
sanki yeni bir elbise alıp giymişsin yeni bir ayakkabı almışsın bir düğünde oynuyorsun ve herkes sana bakıyor gibi hissedersin. aslında öyle değildir. öyle olsa bile bu umursanacak bir şey değildir.
kolay ikna edilebilir olmak erişilebilir olmak sanki herkes seni onaylasın seni sevsin sana değer versin saygı duysun
gibi bir şey değil mi. işe gelip gitsen sadece işini yapsan yetmeyecek mi. yetmiyor insanlara. sen daha fazlasını yapsan bile onlara bu da yetmiyor. kendi yapmadıkları yapamadıkları şeyleri doktorların din adamlarının siyasetçilerin söylemesi gibi.
iki sandalye var zaman da var yer de var. hayır ikisine de ben oturacağım. hatta birisi dursun kenarda. bu salak saçma kötülükler o insana iyi geliyor demek ki. insan buna ihtiyaç duyuyorsa işte en aşağılık acınası insandır.
toplum bozulmadı toplum kötüleşmedi toplum hep böyleydi. şimdi görünür oldu bütün bunlar. biz küçüktük okula giderken nehrin kenarında ağaçlık bir alan vardı. orada yaşıtlarımız yani daha ortaokul lise 1 sınıfında yaşıtlarımız kediyi yakmış . bıçaklamış asmış ağaca gülüyorlardı. sonra onlar kadın satmaya başladılar.
o zamanlar sosyal medya olmadığı için haberleri olmadı insanların. sonra onların hepsi cezaevlerine girdi çıktı. birisi en son öldürüldü. böyle ne çok olay olmuştu mahalle aralarında. zamanla yayılıyordu bu tip haberler.
bana sorsan bir dinin en zayıf yeri o dine inanan insanların seçilmiş olduklarını düşünmeleridir derim.
müslüman doğmuş ya. cennete gidecek bir şekilde. bir aşıyı bulmuş insanlığa faydasız dokunmuş kişi cehenneme gidecektir. bunu da şöyle açıklıyorlar. işte o iman etti sonuçta . tecavüz etmiş olabililir katil hırsız olabilir ibadet etmemiş olabilir ama sonuçta müslümanım dedi.
veya tam tersi hristiyan olsa yahudi olsa ne farkeder tüm dinler böyle demiyor mu. bir önceki hayatlarında seçilmiş insanlar olduklarını düşünüyorlar.
bu onlara verilmiş bahşedilmiş bir şey yani.
işte bu insanı dinleri toplumu hiçbir yere ileriye götürmez.
ben bunu kabul etmiyorum inanmıyorum. tövbe kapıları bir yaratıcı ve insan arasındadır kabul ederim. ama buna ne toplumun ne devletin ne imamların papazların rahiplerin hahamların kiliselerin havraların camilerin inanmasını söylemesini anlayamam ve kabul edemem.
bir şey olmak için hep bir şeyler gerekli ya. sadece ana karnına düşünce insansın. sonra bir kimlik gerekli. bir isim gerekli bir diploma gerekli. para gerekli. ibadet gerekli . kan bağı gerekli miras için.
sana gerekli şeyler çoğaldıkça sen özgür olabilir misin.
insan özgürlüğe mahkumdur demiş sartre . böyle süslü bir söz bile değil bir gerçeklik insanın özgür olmadığı.
insan kendi kendisini zaten hapseder. bir toprağa eve dine ülkeye . bir aidiyet duygusu yaşamak ister.
kendi seçimi olmayan o şeyleri savunur durur.
insan gerçekten köle ruhludur. ilk kölelik bunu keşfeden birisi tarafından ortaya çıkarılmış.
ve kabul görmüş. kabullenmiş bu durumu . gelen giden dinlet bile buna engel olmamış.
hep bir üsttekine biat ede ede kendisini kaybetmiş.
aslında bahanelerimiz vardı. iş aş barınma güvenlik bir meslek gibi.
kanunları kuralları yasaları töreleri dinleri bunlara göre düzenlemişler.
seni kim kral seçti tanrı diyen olmuş.
işte kendim de dahil kim kral padişah vs olmak istemezdi. çünkü en uç hayaller bile böyle biter böyle başlayabilir. işte bu insanoğlunun egosu bencilliği . oraya ait olmak isteği. diyor ya dosto. yaşamak her şeye rağmen yaşamak. yaşamak için neleri feda etmez insan.
o mısra kitapta harika da olay bu değil. insan kendisi köle olmak istemez ama başkaları ona köle olsun köle gibi bir şey olsun. yok yok hayır öyle değil . biz siyasete neden girdik. halka hizmet için. muhtarından belediye başkanına bakanına kadar halka hizmet etmek isteyenler ordusu. yani kral olacak padişah olacak başbakan olacak ve fakirleri kurtaracak. yoksullara hizmet edecek.
bunu söylerken isterken samimi olanlarda vardır. buna gerçekten inananlar vardır. bence böyle değil işte.
çok dine girmek istemiyorum ama peygamberlik iddiası bile böyle . sizi kurtaracağım.
ben oralara ait bir bireyim. nereye.
insanlar birbirlerini çok kıskanıyor. çoğuda başkaları onu kıskanıyor zannediyor.
senin aldığın iki oyu nick altını mı.
komşunun arabasını mı. işini mi. maaşını mı. gezdiği yerleri mi.
her insanda kıskançlık vardır bu çok insani bir duygu. bunu reddeden insan yalancıdır.
ben kendi adıma en çok kimi kıskanıyorum .
iş arkadaşlarımı vs değil. küçük hayatları değil. boğazda yaşayan ama yalı olmasına gerek yok. bembeyaz evler ve eşyalar. yeşillik bir bahçe. ara sıra yurt dışına gidip gelen tenleri beyaz elbiseleri onlara yakışan arabaları yakışan aileler oluyor ya . zengin ama kültürlü yani. eğitimli ve uzaktan dersiz tasasız kendi halinde hayatları.
gerçekten elit mi denir o aileleri. bunu bir nefretle değil imrenerek . ama ailemi küçük görerek değil ortamımı . bizde böyle olsaydık olabilseydik olabilir miydik .
o hayatı yaşamak için değil illa.
bu masumane ve olması gereken bir istek bence.
onların tarlasını çocuğunun diplomasını yeni arabasını kim ne yapsın. demek ki bunu kıskananlar var .
bizim oralarda bazı olaylar sonucu halk bölünmüş. bazı dini etnik guruplar kendi mahallelerini oluşturmuş. ve o mahallenin içinde kocaman dubleks tripleks evler var. filmlerdeki evler gibi bahçesi olan evler. o kadar sırıtıyor ki. o mahalleye ait değil gibi. sadece orda öylece duruyor. ben sizdenim ama zenginim der gibi duruyor.
ev sahipleri bunu düşünmese bile bakan bunu düşünüyor. insanın aklına bu geliyor. ve bence aslında kimse o evi kıskanmıyor. kıskansa bile bunu düşünmüyor kabullenmiş ve kendisi olsa o mahallede yaşamaz.
mezarlıklar da böyle. bazı mezarlar büyük kocaman . bunu bir kötü durum olarak demiyorum.
öldün gittin ve geride kalanların sana bir şey yapacaktı.
mezar ne kadar büyük olursa o kadar önemli mi olacaktın.
işte bu bile bir yere ait olma isteği durumu.
daha ötesi yok mezarlıktasın.
kendimi en çok rahatsız hissettiğim yer askerlik oldu aslında. çok şey öğrendim dediğim yerde. farkına vardığım değiştiğim.
sabahları erkenden kalkarken birisi şey demişti neden ya. yeter artık nedir bu erkenden eziyet. bayağı isyanlar tabi kısaca böyle idi.
bende ona ; işte bende böyle düşündüm doğru ve aklıma ne geldi . biz okula giderken evimiz sobalı idi. annem her sabah erkenden kalkar sobayı yakardı. kahvaltıyı hazırlardı. biz kalkar ev sıcak gün açılmış . böyle kaç yıl.
işte bunu bu soğukta bu erken sabahlarda anladım farkına vardım. askerde bıraktım yemek seçmemeyi.
alışmıştım artık bir çok yemeğe. mecbur olduğum için değil ha. değerini anladığım için.
askere geç gittiğim için bir şey daha farkettim. aslında çok şey var ama bu yazının konusu da olan bir şey.
anadolu’dan gelen köylerden kasabalardan gelen gençler kötülük yapacaksa açıktan yapıyordu. ezmeye çalışacaksa seni hakaret edecekse fiziksel güç kullanmaya çalışacaksa bunu açıktan yapıyordu. büyük şehirli bir kesim gizliden. bir kibirle ve korkakça . üstelik küstah ve saygısızca. sonra birisi çıkıyordu. ve abi diyordu . abiye koğuş temizliği mi yazdınız ayıp ya diyordu.
işte o zamanlar aklıma gelen hep şu oluyordu. aslında bu gençlerin çoğuna iyi şartlar eğitim vs sağlansa hem kendileri hem bu toplum daha iyi olabilirmiş. değerleri var ama arada kalmışlar.
bir değersizlik hisleri var. bir küçük rütbe alınca imkan bulunca bunu kötülük olarak kullanabiliyorlar. sanki intikam alıyorlar ama hala din gibi aile değerleri gibi saygı gibi yaş olarak büyük gibi değerleri var.
keşke daha iyi şartlar sunulsaydı onlara.
insan kendisini bir asker olarak düşünemez ya. kahraman olarak düşünür. komutan olacak gibi hayalleri olur. lider olmak ister.
kaldı ki ben silah seven silaha meraklı birisi değildim.
askerlikte ruh hali çok değişiyor ya.
belli bir süre sonra anlıyorsun ki. neden insanlar gerçekten öl deyince ölüyor. birçok nedeni var elbet.
benim dikkatimi çeken o kadar çok komutan vardı. bazıları çok kötü her konuda bazıları çok iyiydi .
eğitimler boyunca değil. insan yaşadığı anlar o sıkışmış durumlar olaylar içinde bir şeye tutunuyor. bunu başaran komutanlar oluyor. işte bunu anlatamam nasıl anlatsam.
konuyu şuna getirmek istiyorum.
işte o komutan dese ki öl. git çatış gel. gidersin. buradan böyle deyince saçma gibi. bana birisi dese ya yapma derdim. hani mustafa kemal demiş birçok komutan demiş yapan olmuş . gerçek değil gibi geliyor.
oraya ait oluyorsun. orada ne oluyor sana.
ölmeye hazır birisi oluyorsun.
kendin kahraman mı oluyorsun.
olmak mı istiyorsun. bir vatana mı komutana mı nereye ait oluyorsun olmak istiyorsun.
üstelik sıradan bir er olarak ve neden ben o gitsin demeyi bile demeden düşünmeden.
insan bu dünyaya ait mi. bir karından çıkıp hemen havaya alışıyor. etrafa bakıyor duyuyor yiyor içiyor.
ne çabuk.
ben nereye bağlı bir köyüm kasabayım ilçeyim evim.
nereye ait olmak isterdim oldum.
ait olmak istediğim yer amaç mı hedef mi bahane mi uğraş mı hayal mi.
bunları yaşamadan bilemezdik. yaşadıklarımız yine tatmini edici olmadı. değilmiş dedik.
kışın gelen baharda giden karlar gibi.
göçmen kuşlar gibi.
yaprak döken ağaçlar gibi
akıp giden ırmaklar gibi.
birilerinin anılarına öykülerine fikirlerine düşüncelerine,
günler kısalıyor erkenden hava kararıyor. geceler uzuyor uzuyor. sırf mandalina yiyecez diye kış sevilmez. keşke hiç kış olmasaydı. hep yaz olsaydı. kışın faydaları diyen olursa sürekli yaz olan yerler yazdan ne zarar görmüş derim. bitki örtüsü bile daha çok.
insanın atlatamadığı şeyler oluyormuş. o kadar sinirli o kadar şaşkın o kadar üzgün o kadar nasıl olur o kadar neden o kadar sinirli o kadar nefret dolu o kadar ne varsa yaşıyorum ki.
kendisine acımayana ben acıyorum sanki.
içimde tarif edemediğim şeyler var.
hiçbir duygum yok sanki. benim duygum muygum yok lan diyor ya polat alemdar aslan akbey e .
o kadar kendi halinde yaşıyorum ki.
hani imkanım olsa bir ıssız adada yaşarım kendi kendime. ara sıra ailemi görsem yeter.
iş yerinde o kadar berbat oldu ki her yer.
sürekli daha kötü hale gelir mi insanlar. ortam bozuldu.
üzerime üzerime geliyor duvarlar.
dışarı çıkıyorum oyalanıyorum . eve geliyorum uyuyorum.
futbol izlesem sinirleniyorum haksızlıklar oluyor. yemek yapsam yakıyorum. gitarımı bağlamamı bozuyorum bir şeyler oluyor yani.
benim şahsen bir sorunumda yok. bir hastalığım bir derdim bir bana karışan.
işe gitmesem kimse farketmez. kimse aramaz bile .
işte zannederler.
insanların sohbetlerine dayanamıyorum artık. hele beni kolay eleştiriyorlar gibi geliyor. sanki sadece benim yaptıklarım anlatılıyor. sanki bana bunları kolay söylüyorlar gibi geliyor. hepsine ayrı ayrı ne anlatacaksın. ne diyeceksin. hep başkası adına karar veren hep başkası adına konuşan fikir yürüten hep başkasına akıl veren insanlara. başkalarıyla kendisini kıyaslayan başkalarıyla arasındaki farkı söyleyenler. aslında hep bunlar sorunludur öyle değildir. bekara karı boşamak kolay gibi.
dünyanın en zor hissi diyor . ait olmadığın bir yerde olma durumu. ne kadar doğru.
ben ne buraya ne büyük binalara insanlara ait değilim.
samimiyetsizlik yağcılık boş egolar boş istekler kötülükler çıkarlar bana göre değil.
belkide hayallerimin gerçekleşmemiş olması yarıda kalmış olması sonucu böyle oldu. yaş ilerledikçe insan keşke eğer diyor ya.
bazen bir şey hatırlıyorum üzerinden yirmi yıl geçmiş. daha dün gibi.
yaşlandıkça her konuda olgunlaştım diyorum ama şunu da yapıyorum. toksik insanları idare ederdim. yakın olmasam bile konuşurdum. şimdi bir kaç kişiyle hiç konuşmuyorum bile. o kadar rahat ki kafam. keşke diyorum daha önce yapsaydım bunu.
neden sabrettim. tamam herkesin bir kredisi olur. bir ortak ortam olur. ama buna değmezler. senden alıp götüren senin verdiğin ve elde ettiğin hiçbir şey olmayanlara değmez. gerekirse düşman bile olacaksın.
insanların çıkarları için her yaşta her konumda yapamayacağı şey yok. o kadar saçma alçalan insan görüyorum ki. onların yerine utanıyor insan, onlar utanmıyor. sonra bambaşka şeyler anlatıyorlar. sizin gördüğünüzün tam tersi. ve hep dediğim gibi çıkıyor. aynı ortamda çalışmayan çıkarları çatışmayan her insan diğeri için iyi. ya o çok iyi . nah iyi.
ben yoruldum sanki . kendi kendimi yordum.
kendime çok iyi bakmadım her konuda. potansiyelimi bile kullanmadım. bu kadar kötülüğe haksızlığa soruna ülkeye dünyaya karşı yoruldum. baş edemem dedim. pes etmedim asla boş bıraktım. her yanlış bir doğruyu götürüyorsa boş bırakınca sorular yok oldu. öyle dedim.
birer birer eksilirken masadan dostlar bana kalan sen ne kadar iyi olursan onlar o kadar iyi olur oldu.
iyiliği bir beklenti bir korkaklık bir kendini sevdirmek bir var olmak için seçmedim asla. böyle ne kadar asiliğim oldu . bunu kabul etmiyorum.
yapım böyle olduğu için hep böyle oldu.
elindeki çöpü yere atmayan çocuklar.
uzaktan bakınca kimsenin derdi yok gibi görünüyor . bana hep keşke senin gibi olsaydım diyorlar.
onlara göre ben dertsiz tasasız kafası rahat umursamaz hiçbir sorunu olmayan olmaması gereken birisiyim.
öyle aslında . ne anlatacaktım ki. insanlara bu kadar buralara sıkışmış kendimi hiç ait hissetmediğim yerlerde kaldım desem. hasta olduklarından ailelerinden borçlarından . parayı hobi olarak oyalanmak için kullandım durdum borçlar verdim yine yaranamadım. istemedim bile . ama yine eleştirilecek bir şeyler buldular. hiç bir şey söylemedim. onların dertlerinin üzerine ben ne diyecektim.
benim bağlamanın teli kopmuş çok mu önemli.
dalga mı geçiyorsun. insanı bir hobiye yönelten şey nedir peki. bunca hobiye yönelten.
bunca uğraş.
çoğu işine yaramayacak boşa masraf belkide.
başkalarının düşüncelerine çok önem verirsen gelişemezsin. başkalarına göre fakir çocuklar neden iyi okur. çünkü ezik oldukları için fakir oldukları için okuyarak zengin olmak kızlara kendini göstermek isterler.
çok kitap okuyan böyledir. genel kültürlü insanlar böyledir. bunları diyen insanlar tanıdım. masaya araba anahtarı bırakıp neleri olduğundan bahsedip bu eleştirileri yapan insanlar. söyledikleri tipte insanlar olsa bile bunun sonu yok ki. bazısı sevdiği için kitap okumuş kendini geliştirmek için bilgi dolmak istemiş olabilir. hatta bir çok şey vardır böyle.
insanları eleştirmek istersen çok kolay. en baba insanı bile 10 saniyede madara edecek güya bir şey bulursun.
güç zehirlenmesi yaşayan insanlar görüyorum. büyük bir yönetici gibi. ülke sahibi padişah diktatör gibi. çok komik durmuyor mu. basit bir şeyi dakikalarca konuşuyorlar.
kurumdan araç çıkacak o oraya gidecek öbürü öbür tarafa falan. herkes gideceği yeri bilirken bile.
hep bunlar aslında kendimize bunu yakıştıramamaktan.
böyle saçma egoların içinde bulunmak istememekten.
bunlar yorucu değil mi. yorucuymuş. üç gün sonra hastanelik oluyorlar. sonra yine aynısı. insanoğlu hiç akıllanmıyor.
işte bu yüzden bir tanrı ben buradayım. kaç kitap gönderdim akıllanmadınız dese. insan yine bildiğini okur.
insan bu . insanlar değişmez. sözle değişmez. onları korkuları zaafları güçsüzlükleri değiştirir.
eskiden ne çok gülerdik eğlenirdik. ne çok iş vardı. hatta fakirdik. o kadar çok iş vardı ki. hafta sonu bile çalışmak zorunda kalırdık. soğuk olurdu yağmur olurdu.
eve gelirdik yine çağırırlardı.
sonradan sonradan herkes yoruldu. insanlar dağıldı.
gidenler oldu gelenler oldu. sürekli birileri birilerine küstü.
eskiden ne çok gezerdik boş boş. saatlerce oturur yemekler yapardık. işte bunlar bir sürecin sonu.
insan iş yerinde bile 5 yıldan fazla kalmayacak. aynı şehirde durmayacak.
belkide ilk insanlar daha uzun süre yaşasa.
yani en önemli bilim insanları bile uzun daha uzun yaşasa sorunlar çıkacaktı ortaya . güç zehirlenmesi olacaktı. kesin bilgiler bunlar diyeceklerdi.
bilgi aktarımı merakı olmayacaktı. yeni çıkan bilgiyi bilim insanlarını eskiler kabul etmeyecekti.
ve eskiler de çok sıradanlaşacaktı. artık kendinden menkul bir şey olacaklardı.
aynı şeyleri söyleyen paylaşan insanlar bir süre sonra inandırıcılığını yitirir ya. aslında innadırıcılıkda değil sözün özünü etkisini . sıradan basit eskisinin devamı bir şey olur .
sürekli yardım kampanyası yapılması sürekli siyaset paylaşımı sürekli futbol paylaşımı gibi.
dünyanın en zor hissi; kendini ait hissetmediğin bir yerde bulunma zorunluluğudur.” fyodor dostoyevski.
buralara gelen insanlar hep şunu diyor. keşke bende burada yaşasam. ilk gördüğünde herkes bunu düşünür ister. bir kaç gün sonra vazgeçer. kaçmak için uğraşır.
insanlar büyük şehirlerde sadece mecbur oldukları için yaşamıyor ki. tarih boyunca böyle olmuş. çoğunun büyük şehirlerin bir çok şeyi hoşuna gider.
ayda yılda bir kaç kez tatile giderler . köylerine giderler ve o an yine büyük şehirlere dönmek isterler.
mecburiyet caddelerinin çok olduğu şehirler daha güvenli ucuz yürünür tanıdık olabilir. insanlara bu yetmemiş yetmez.
sanki yeni bir elbise alıp giymişsin yeni bir ayakkabı almışsın bir düğünde oynuyorsun ve herkes sana bakıyor gibi hissedersin. aslında öyle değildir. öyle olsa bile bu umursanacak bir şey değildir.
kolay ikna edilebilir olmak erişilebilir olmak sanki herkes seni onaylasın seni sevsin sana değer versin saygı duysun
gibi bir şey değil mi. işe gelip gitsen sadece işini yapsan yetmeyecek mi. yetmiyor insanlara. sen daha fazlasını yapsan bile onlara bu da yetmiyor. kendi yapmadıkları yapamadıkları şeyleri doktorların din adamlarının siyasetçilerin söylemesi gibi.
iki sandalye var zaman da var yer de var. hayır ikisine de ben oturacağım. hatta birisi dursun kenarda. bu salak saçma kötülükler o insana iyi geliyor demek ki. insan buna ihtiyaç duyuyorsa işte en aşağılık acınası insandır.
toplum bozulmadı toplum kötüleşmedi toplum hep böyleydi. şimdi görünür oldu bütün bunlar. biz küçüktük okula giderken nehrin kenarında ağaçlık bir alan vardı. orada yaşıtlarımız yani daha ortaokul lise 1 sınıfında yaşıtlarımız kediyi yakmış . bıçaklamış asmış ağaca gülüyorlardı. sonra onlar kadın satmaya başladılar.
o zamanlar sosyal medya olmadığı için haberleri olmadı insanların. sonra onların hepsi cezaevlerine girdi çıktı. birisi en son öldürüldü. böyle ne çok olay olmuştu mahalle aralarında. zamanla yayılıyordu bu tip haberler.
bana sorsan bir dinin en zayıf yeri o dine inanan insanların seçilmiş olduklarını düşünmeleridir derim.
müslüman doğmuş ya. cennete gidecek bir şekilde. bir aşıyı bulmuş insanlığa faydasız dokunmuş kişi cehenneme gidecektir. bunu da şöyle açıklıyorlar. işte o iman etti sonuçta . tecavüz etmiş olabililir katil hırsız olabilir ibadet etmemiş olabilir ama sonuçta müslümanım dedi.
veya tam tersi hristiyan olsa yahudi olsa ne farkeder tüm dinler böyle demiyor mu. bir önceki hayatlarında seçilmiş insanlar olduklarını düşünüyorlar.
bu onlara verilmiş bahşedilmiş bir şey yani.
işte bu insanı dinleri toplumu hiçbir yere ileriye götürmez.
ben bunu kabul etmiyorum inanmıyorum. tövbe kapıları bir yaratıcı ve insan arasındadır kabul ederim. ama buna ne toplumun ne devletin ne imamların papazların rahiplerin hahamların kiliselerin havraların camilerin inanmasını söylemesini anlayamam ve kabul edemem.
bir şey olmak için hep bir şeyler gerekli ya. sadece ana karnına düşünce insansın. sonra bir kimlik gerekli. bir isim gerekli bir diploma gerekli. para gerekli. ibadet gerekli . kan bağı gerekli miras için.
sana gerekli şeyler çoğaldıkça sen özgür olabilir misin.
insan özgürlüğe mahkumdur demiş sartre . böyle süslü bir söz bile değil bir gerçeklik insanın özgür olmadığı.
insan kendi kendisini zaten hapseder. bir toprağa eve dine ülkeye . bir aidiyet duygusu yaşamak ister.
kendi seçimi olmayan o şeyleri savunur durur.
insan gerçekten köle ruhludur. ilk kölelik bunu keşfeden birisi tarafından ortaya çıkarılmış.
ve kabul görmüş. kabullenmiş bu durumu . gelen giden dinlet bile buna engel olmamış.
hep bir üsttekine biat ede ede kendisini kaybetmiş.
aslında bahanelerimiz vardı. iş aş barınma güvenlik bir meslek gibi.
kanunları kuralları yasaları töreleri dinleri bunlara göre düzenlemişler.
seni kim kral seçti tanrı diyen olmuş.
işte kendim de dahil kim kral padişah vs olmak istemezdi. çünkü en uç hayaller bile böyle biter böyle başlayabilir. işte bu insanoğlunun egosu bencilliği . oraya ait olmak isteği. diyor ya dosto. yaşamak her şeye rağmen yaşamak. yaşamak için neleri feda etmez insan.
o mısra kitapta harika da olay bu değil. insan kendisi köle olmak istemez ama başkaları ona köle olsun köle gibi bir şey olsun. yok yok hayır öyle değil . biz siyasete neden girdik. halka hizmet için. muhtarından belediye başkanına bakanına kadar halka hizmet etmek isteyenler ordusu. yani kral olacak padişah olacak başbakan olacak ve fakirleri kurtaracak. yoksullara hizmet edecek.
bunu söylerken isterken samimi olanlarda vardır. buna gerçekten inananlar vardır. bence böyle değil işte.
çok dine girmek istemiyorum ama peygamberlik iddiası bile böyle . sizi kurtaracağım.
ben oralara ait bir bireyim. nereye.
insanlar birbirlerini çok kıskanıyor. çoğuda başkaları onu kıskanıyor zannediyor.
senin aldığın iki oyu nick altını mı.
komşunun arabasını mı. işini mi. maaşını mı. gezdiği yerleri mi.
her insanda kıskançlık vardır bu çok insani bir duygu. bunu reddeden insan yalancıdır.
ben kendi adıma en çok kimi kıskanıyorum .
iş arkadaşlarımı vs değil. küçük hayatları değil. boğazda yaşayan ama yalı olmasına gerek yok. bembeyaz evler ve eşyalar. yeşillik bir bahçe. ara sıra yurt dışına gidip gelen tenleri beyaz elbiseleri onlara yakışan arabaları yakışan aileler oluyor ya . zengin ama kültürlü yani. eğitimli ve uzaktan dersiz tasasız kendi halinde hayatları.
gerçekten elit mi denir o aileleri. bunu bir nefretle değil imrenerek . ama ailemi küçük görerek değil ortamımı . bizde böyle olsaydık olabilseydik olabilir miydik .
o hayatı yaşamak için değil illa.
bu masumane ve olması gereken bir istek bence.
onların tarlasını çocuğunun diplomasını yeni arabasını kim ne yapsın. demek ki bunu kıskananlar var .
bizim oralarda bazı olaylar sonucu halk bölünmüş. bazı dini etnik guruplar kendi mahallelerini oluşturmuş. ve o mahallenin içinde kocaman dubleks tripleks evler var. filmlerdeki evler gibi bahçesi olan evler. o kadar sırıtıyor ki. o mahalleye ait değil gibi. sadece orda öylece duruyor. ben sizdenim ama zenginim der gibi duruyor.
ev sahipleri bunu düşünmese bile bakan bunu düşünüyor. insanın aklına bu geliyor. ve bence aslında kimse o evi kıskanmıyor. kıskansa bile bunu düşünmüyor kabullenmiş ve kendisi olsa o mahallede yaşamaz.
mezarlıklar da böyle. bazı mezarlar büyük kocaman . bunu bir kötü durum olarak demiyorum.
öldün gittin ve geride kalanların sana bir şey yapacaktı.
mezar ne kadar büyük olursa o kadar önemli mi olacaktın.
işte bu bile bir yere ait olma isteği durumu.
daha ötesi yok mezarlıktasın.
kendimi en çok rahatsız hissettiğim yer askerlik oldu aslında. çok şey öğrendim dediğim yerde. farkına vardığım değiştiğim.
sabahları erkenden kalkarken birisi şey demişti neden ya. yeter artık nedir bu erkenden eziyet. bayağı isyanlar tabi kısaca böyle idi.
bende ona ; işte bende böyle düşündüm doğru ve aklıma ne geldi . biz okula giderken evimiz sobalı idi. annem her sabah erkenden kalkar sobayı yakardı. kahvaltıyı hazırlardı. biz kalkar ev sıcak gün açılmış . böyle kaç yıl.
işte bunu bu soğukta bu erken sabahlarda anladım farkına vardım. askerde bıraktım yemek seçmemeyi.
alışmıştım artık bir çok yemeğe. mecbur olduğum için değil ha. değerini anladığım için.
askere geç gittiğim için bir şey daha farkettim. aslında çok şey var ama bu yazının konusu da olan bir şey.
anadolu’dan gelen köylerden kasabalardan gelen gençler kötülük yapacaksa açıktan yapıyordu. ezmeye çalışacaksa seni hakaret edecekse fiziksel güç kullanmaya çalışacaksa bunu açıktan yapıyordu. büyük şehirli bir kesim gizliden. bir kibirle ve korkakça . üstelik küstah ve saygısızca. sonra birisi çıkıyordu. ve abi diyordu . abiye koğuş temizliği mi yazdınız ayıp ya diyordu.
işte o zamanlar aklıma gelen hep şu oluyordu. aslında bu gençlerin çoğuna iyi şartlar eğitim vs sağlansa hem kendileri hem bu toplum daha iyi olabilirmiş. değerleri var ama arada kalmışlar.
bir değersizlik hisleri var. bir küçük rütbe alınca imkan bulunca bunu kötülük olarak kullanabiliyorlar. sanki intikam alıyorlar ama hala din gibi aile değerleri gibi saygı gibi yaş olarak büyük gibi değerleri var.
keşke daha iyi şartlar sunulsaydı onlara.
insan kendisini bir asker olarak düşünemez ya. kahraman olarak düşünür. komutan olacak gibi hayalleri olur. lider olmak ister.
kaldı ki ben silah seven silaha meraklı birisi değildim.
askerlikte ruh hali çok değişiyor ya.
belli bir süre sonra anlıyorsun ki. neden insanlar gerçekten öl deyince ölüyor. birçok nedeni var elbet.
benim dikkatimi çeken o kadar çok komutan vardı. bazıları çok kötü her konuda bazıları çok iyiydi .
eğitimler boyunca değil. insan yaşadığı anlar o sıkışmış durumlar olaylar içinde bir şeye tutunuyor. bunu başaran komutanlar oluyor. işte bunu anlatamam nasıl anlatsam.
konuyu şuna getirmek istiyorum.
işte o komutan dese ki öl. git çatış gel. gidersin. buradan böyle deyince saçma gibi. bana birisi dese ya yapma derdim. hani mustafa kemal demiş birçok komutan demiş yapan olmuş . gerçek değil gibi geliyor.
oraya ait oluyorsun. orada ne oluyor sana.
ölmeye hazır birisi oluyorsun.
kendin kahraman mı oluyorsun.
olmak mı istiyorsun. bir vatana mı komutana mı nereye ait oluyorsun olmak istiyorsun.
üstelik sıradan bir er olarak ve neden ben o gitsin demeyi bile demeden düşünmeden.
insan bu dünyaya ait mi. bir karından çıkıp hemen havaya alışıyor. etrafa bakıyor duyuyor yiyor içiyor.
ne çabuk.
ben nereye bağlı bir köyüm kasabayım ilçeyim evim.
nereye ait olmak isterdim oldum.
ait olmak istediğim yer amaç mı hedef mi bahane mi uğraş mı hayal mi.
bunları yaşamadan bilemezdik. yaşadıklarımız yine tatmini edici olmadı. değilmiş dedik.
kışın gelen baharda giden karlar gibi.
göçmen kuşlar gibi.
yaprak döken ağaçlar gibi
akıp giden ırmaklar gibi.
birilerinin anılarına öykülerine fikirlerine düşüncelerine,
devamını gör...
6800.
çok yoruldum herkesten ve her şeyden... 25 yaşında 90'lık teyzeler gibi hissediyorum. çok çaba gösteriyorum inanın düşmemek için verdiğim çabanın haddi var hesabı yok. düşünmekten , çabalamaktan, bir şeyleri yoluna sokmaya çalışmaktan... hepsinden çok yoruldum. gelecek kaygısı , olanlar , olmayanlar , hayaller, hevesler, istekler... çöp gibi
hiçbir şeyin önemi yok gibi.
ruhuma iyi gelen şeyleri bile yapamıyorum... biri çıksa ve dese ki " bırakma sen başarabilirsin!" ben kendi kendime diyorum 5 dk sürüyor.
şu sıralar ders de çalışamıyorum adam akıllı. bütün motivasyonumu kaybettim.
offff(çaresizlik) biri dese ki yalnız değilsin...
bazen karanlığa hapsolmuş gibi hissediyorum yalan yok. ve bu beni inanılmaz ürkütüyor... o karanlığa hapsolursam aydınlığa çıkmak zor...
böyle hayal etmemiştim hiç. gerçi hayalini kurduğum hiçbir şey olmadı o ayrı...çok üzgünüm matmazel... senin için hiçbir şey kolay olmadı bundan sonra da kolay olacak gibi durmuyor. biliyorsun, farkındasın kendine gelmen gerektiğini biliyorsun...
sadece hızlıca toplaman lazım kendini
bazen uyumak ve bir daha uyanmamak istiyorum. mümkün olsa keşke.
bu psikoloji ile iyi geldin bu günlere. bak bırakma kendini.
senin senden başka kimsen yok. güçlü olmak zorundasın, olmama ihtimalini düşünme sakın. lütfen bak toparla kendini ...
her halinle, bütün huysuzluğun, mızmızlığın, fevriliğin, kararsızlığın , sinirine, öfkene, ani patlamalarına....
her şeyinle.
dobarlan bırakma kendini.
öpüyorum çok.
bir daha görmeyeyim seni böyle.
hiçbir şeyin önemi yok gibi.
ruhuma iyi gelen şeyleri bile yapamıyorum... biri çıksa ve dese ki " bırakma sen başarabilirsin!" ben kendi kendime diyorum 5 dk sürüyor.
şu sıralar ders de çalışamıyorum adam akıllı. bütün motivasyonumu kaybettim.
offff(çaresizlik) biri dese ki yalnız değilsin...
bazen karanlığa hapsolmuş gibi hissediyorum yalan yok. ve bu beni inanılmaz ürkütüyor... o karanlığa hapsolursam aydınlığa çıkmak zor...
böyle hayal etmemiştim hiç. gerçi hayalini kurduğum hiçbir şey olmadı o ayrı...çok üzgünüm matmazel... senin için hiçbir şey kolay olmadı bundan sonra da kolay olacak gibi durmuyor. biliyorsun, farkındasın kendine gelmen gerektiğini biliyorsun...
sadece hızlıca toplaman lazım kendini
bazen uyumak ve bir daha uyanmamak istiyorum. mümkün olsa keşke.
bu psikoloji ile iyi geldin bu günlere. bak bırakma kendini.
senin senden başka kimsen yok. güçlü olmak zorundasın, olmama ihtimalini düşünme sakın. lütfen bak toparla kendini ...
her halinle, bütün huysuzluğun, mızmızlığın, fevriliğin, kararsızlığın , sinirine, öfkene, ani patlamalarına....
her şeyinle.
dobarlan bırakma kendini.
öpüyorum çok.
bir daha görmeyeyim seni böyle.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361

