sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
başlık "peripetya" tarafından 03.01.2021 03:48 tarihinde açılmıştır.
6921.
biraz saç dökülmem var. ailede yok. muhtemelen uyku düzensizliği, yüksek stres, alkol kullanımı, düzensiz ve sağlıksız daha çok kafaya göre beslenmeden kaynaklı.
çok da umursamıyordum.
dün akşamüstü drone uçurmaya gittim. maksat kameradaki zebralanma olayını çözmekti. o yüzden fazla yükseğe kaldırmadan ayar yapmaya başladım. ve kendimi çektiğim bir an oldu. kafam böyle armut gibi açılmaya başlamış. acayip rahatsız oldum. ilk defa.
15 gün içerisinde bir yerden 20k civarında bir para gelecekti. onu bile bekleyemeden saç serumu almak için bir arkadaşımdan borç istedim. maaş günü oldugundan akşam atarım dedi. akşam olmadan mucizevi şekilde beklediğim para hesabıma geldi. derhal gidip tavsiye edilen o serumu sepete ekledim ve alışverişi tamamladım.
paniklerdeyim. mutsuzum.
çok da umursamıyordum.
dün akşamüstü drone uçurmaya gittim. maksat kameradaki zebralanma olayını çözmekti. o yüzden fazla yükseğe kaldırmadan ayar yapmaya başladım. ve kendimi çektiğim bir an oldu. kafam böyle armut gibi açılmaya başlamış. acayip rahatsız oldum. ilk defa.
15 gün içerisinde bir yerden 20k civarında bir para gelecekti. onu bile bekleyemeden saç serumu almak için bir arkadaşımdan borç istedim. maaş günü oldugundan akşam atarım dedi. akşam olmadan mucizevi şekilde beklediğim para hesabıma geldi. derhal gidip tavsiye edilen o serumu sepete ekledim ve alışverişi tamamladım.
paniklerdeyim. mutsuzum.
devamını gör...
6922.
araba alım satım ilanlarına bakmayı çok seviyorum. sanayiye gidip arabaya bir şeyler yaptırmak falan çok hoşuma gider, ilginç huylarım var bazen. şimdi de bir arkadaşıma araba almak için arayıştayız, bunlarla uğraşmaktan sebepsizce keyif alıyorum. *
devamını gör...
6923.
bir üstteki yazar hakkında düşündüklerimi yazmam istenen başlığa, benim içinde başka biri yazacak korkusuyla/kaygısıyla/endişesiyle yazamıyorum. uğraşsam da bu duyguları aşamıyorum.
devamını gör...
6924.
başarılı ol.
ama çok da konuşma.
başarılı ol ama mütevazı kal.
başarılı ol ama başaramayanlara bakıp “isteyen herkes yapar” deme, çünkü derler.
zaten en çok da başaranlar der bunu.
ama çok da konuşma.
başarılı ol ama mütevazı kal.
başarılı ol ama başaramayanlara bakıp “isteyen herkes yapar” deme, çünkü derler.
zaten en çok da başaranlar der bunu.
devamını gör...
6925.
..
devamını gör...
6926.
şu başlık önüme çıka çıka illa söyleteceksiniz yani ..
devamını gör...
6927.
neyi bu kadar eğlenceli?
nesi bu kadar keyifli?
yaşamın ne olduğunu sanıyorsun?
nasıl unutabilirsin?....
nesi bu kadar keyifli?
yaşamın ne olduğunu sanıyorsun?
nasıl unutabilirsin?....
devamını gör...
6928.
insanların birbirlerinin arkasından namus, şeref, haysiyet dahil konuşup sonra da kanka gibi davranmaları midemi bulandırıyor. kankalık sisteminizi, olmayan midenizi ayrı ayrı seviyorlar ve siz hala boktan şeylerle bok gibi hayatınızda birbirinize şeref, haysiyet sövüp sonra kankacılık oynuyorsunuz. midemi bulandırıyorsunuz.
devamını gör...
6929.
"türkiye'de çok mu fazla muhittin var ya? tüm dizilerde illa bir tane muhittin isimli karakter oluyor" merakıyla isimbulutunoktacom sitesinde buldum kendimi. 25.647 kişide varmış. çok da değil. peki bu siteler bu isim sayısını nereden çekiyor? neys. bir de aynı sitede sıradan bir muhittin'in fiziksel özelliklerini şu şekilde vermiş:
geniş omuzlu, gamzeli, kalın dudaklı,yuvarlak ve koyu renkli gözler, yüz hatları orantılı ve zariftir, kalın telli ve dalgalı saçlar, belirgin elmacık kemikleri, köşeli çene, tatlı bir gülümseye sahip, alın yapısı düz ve geniş , kemerli burun sahiptir. ses tonu kalındır.
isteyen herkese bir adet muhittin diliyorum.
ayrıca muhiddin'de bu özellikler yok. yazık. bir ünsüz yumuşaması nelere kadir olmuş.....
iyi geceler 25.647 muhittin.
geniş omuzlu, gamzeli, kalın dudaklı,yuvarlak ve koyu renkli gözler, yüz hatları orantılı ve zariftir, kalın telli ve dalgalı saçlar, belirgin elmacık kemikleri, köşeli çene, tatlı bir gülümseye sahip, alın yapısı düz ve geniş , kemerli burun sahiptir. ses tonu kalındır.
isteyen herkese bir adet muhittin diliyorum.
ayrıca muhiddin'de bu özellikler yok. yazık. bir ünsüz yumuşaması nelere kadir olmuş.....
iyi geceler 25.647 muhittin.
devamını gör...
6930.
#3843789 ulan şerefsizim hayatımda tanıdığım tek muhittin tam da bu tanımdaki fiziksel özelliklere uymaktaydı. acaba o muhittin mi bunu yazdı ? hiç de sevmezdim herifi. iyi de bu başlıkta muhittin ne alaka ?
devamını gör...
6931.
güya ağır bir grip oldun ve 3 saattir uyuyorum. bana sorsan 3 gündür yatakla debeleniyorum.
eminim bu, şu ana kadarki en düşünülmemiş, saçma entry’si ama kafamı ancak bu kadar toparlayabiliyorum.
eminim bu, şu ana kadarki en düşünülmemiş, saçma entry’si ama kafamı ancak bu kadar toparlayabiliyorum.
devamını gör...
6932.
kimse demiyor ki "şunu bir dinleyip anlamaya çalışayım, belki sadece anlaşılmaya ihtiyacı vardır."
yok. maalesef yok. pardon, bunu yapanlar var, onlar da mesleği gereği yapıyorlar*. kimse kimseyi dinleyip anlamaya çalışmıyor artık. çünkü neden yapsın ki? vakti çok değerli, bu tür şeylerle yormayacak insanlar da var, direkt onlarla muhatap olmak istiyor. ben neden yapayım ki? ben de kendi içimde savaş veriyorum sonuçta, neden derdime dert ekleyeyim? ama yapamıyorum. "insanca" yaklaşmayı fazla benimsediğim için yapamıyorum. keşke ben de yapabilseydim.
yok. maalesef yok. pardon, bunu yapanlar var, onlar da mesleği gereği yapıyorlar*. kimse kimseyi dinleyip anlamaya çalışmıyor artık. çünkü neden yapsın ki? vakti çok değerli, bu tür şeylerle yormayacak insanlar da var, direkt onlarla muhatap olmak istiyor. ben neden yapayım ki? ben de kendi içimde savaş veriyorum sonuçta, neden derdime dert ekleyeyim? ama yapamıyorum. "insanca" yaklaşmayı fazla benimsediğim için yapamıyorum. keşke ben de yapabilseydim.
devamını gör...
6933.
insan olan, insan olanı bu saatte çalıştırmaz be kardeşim. esnek çalışma saatleri niyeyse hep geceye doğru esniyor.
devamını gör...
6934.
önceliğim olan insanların z derecesinde bile önceliği değilim belki de. bu konudaki kırgınlığıma da kırgınım. yani önceliğim dediysem önceliğim olandı, saftım ama enayi değildim siz meseleyi yanlış anladınız.
devamını gör...
6935.
bugün abimin ölüm yıldönümü. 2016 yılbaşı günü beyin kanaması geçirdi ve 8 ocak'ta vefat etti. beklenmedik ve ani bir ölümdü dolayısıyla etkisi katlanarak yerleşti boğazımıza.
benim için de büyük bir kırılmadır bu olay. hem hayata bakış açımı hem de öfke kontrolüm konusundaki becerilerimi geliştirdi. o dönem, her şeye ve herkese çok öfkeliydim. özellikle de en yakınlarıma. öznesi abim olmayan birçok öfkem vardı. bu olaydan önce abimle en son konuşmamızda bütün hırsımı omdan çıkarmıştım. çünkü dinliyordu, çünkü nazım geçiyordu. insan tuhaf bir canlı. kimse kendisini dinlemediginde bütün öfkesi ile birlikte kendi ekseni etrafında dönerken, bir dinleyen ve hatta ilgilenen olduğu zaman, o kişi de dahil her şeyi ateşe vermeye çok yatkın olabiliyor. eline fırsat geçiyor zira.
ben de öyle yaptım. yaşadığım bütün olumsuzlukların ve eksik kalan duygusal yanlarımın faturasını sadece abime kestim, çünkü o vardı karşımda. sorumlusu o olmasa bile onu da ateşe attım ve sivri dilimi silah olarak kullanıp kırdım onu, beni dinlediğine pişman ettim.
son konuşmamız buydu. haberini alır almaz apar topar memlekete gittim. bir hafta boyunca yoğun bakımda kaldı, bir kere görme şansım oldu. hiç kendine gelmedi. yalvardım bir kere gözünü açması için. olmadı. özür dileyemedim, her şey paramparça kaldı. duzeltemedim hicbir şeyi. kimseyle de paylaşamadım bunu. düğüm gibi boğazımda taşıdım.
insan, sevdiği birinin ölmesine hiçbir zaman hazırlıklı değildir ama bu şekilde olanını asla hayal bile etmeyecek kadar aymazdır da...
aslında ofkemde haklıydım. hâlâ da haklı olduğumu düşünüyorum ama bununla ilgili eylem anlayışım önemli ölçüde değişti. haklı olmak her zaman işe yaramıyor, haklı olmak bunu haykırmak zorunda olmak anlamına da gelmiyor. değişmesi pek de mümkün olmayan durumlarda ise insanın ne olduğunun dahi bir önemi yok. boğazımdaki bu düğüm ölünceye kadar bana bunu hatırlatmak üzere orada duruyor.
bu yüzdendir ki, ne kadar öfkelensem de muhatabım ailemden ya da sevdiğim bir insan ise tepki gösterirken o düğümün filtresinden geçiyor. belki daha çok yoruyor beni, belki daha başka haksızlığa maruz kalıyorum ama yeni bir düğüm istemiyorum.
dilden çıkanın geri dönüşü kolay değildir çoğu zaman da yoktur. bu demek değil ki her şeyi sineye çekip oturmak gerek ama bir şekilde dengeyi kurmak zorundayız. kuramadığımızda zaman öğretiyor ve zaman en acı yoldan öğretiyor.
benim için de büyük bir kırılmadır bu olay. hem hayata bakış açımı hem de öfke kontrolüm konusundaki becerilerimi geliştirdi. o dönem, her şeye ve herkese çok öfkeliydim. özellikle de en yakınlarıma. öznesi abim olmayan birçok öfkem vardı. bu olaydan önce abimle en son konuşmamızda bütün hırsımı omdan çıkarmıştım. çünkü dinliyordu, çünkü nazım geçiyordu. insan tuhaf bir canlı. kimse kendisini dinlemediginde bütün öfkesi ile birlikte kendi ekseni etrafında dönerken, bir dinleyen ve hatta ilgilenen olduğu zaman, o kişi de dahil her şeyi ateşe vermeye çok yatkın olabiliyor. eline fırsat geçiyor zira.
ben de öyle yaptım. yaşadığım bütün olumsuzlukların ve eksik kalan duygusal yanlarımın faturasını sadece abime kestim, çünkü o vardı karşımda. sorumlusu o olmasa bile onu da ateşe attım ve sivri dilimi silah olarak kullanıp kırdım onu, beni dinlediğine pişman ettim.
son konuşmamız buydu. haberini alır almaz apar topar memlekete gittim. bir hafta boyunca yoğun bakımda kaldı, bir kere görme şansım oldu. hiç kendine gelmedi. yalvardım bir kere gözünü açması için. olmadı. özür dileyemedim, her şey paramparça kaldı. duzeltemedim hicbir şeyi. kimseyle de paylaşamadım bunu. düğüm gibi boğazımda taşıdım.
insan, sevdiği birinin ölmesine hiçbir zaman hazırlıklı değildir ama bu şekilde olanını asla hayal bile etmeyecek kadar aymazdır da...
aslında ofkemde haklıydım. hâlâ da haklı olduğumu düşünüyorum ama bununla ilgili eylem anlayışım önemli ölçüde değişti. haklı olmak her zaman işe yaramıyor, haklı olmak bunu haykırmak zorunda olmak anlamına da gelmiyor. değişmesi pek de mümkün olmayan durumlarda ise insanın ne olduğunun dahi bir önemi yok. boğazımdaki bu düğüm ölünceye kadar bana bunu hatırlatmak üzere orada duruyor.
bu yüzdendir ki, ne kadar öfkelensem de muhatabım ailemden ya da sevdiğim bir insan ise tepki gösterirken o düğümün filtresinden geçiyor. belki daha çok yoruyor beni, belki daha başka haksızlığa maruz kalıyorum ama yeni bir düğüm istemiyorum.
dilden çıkanın geri dönüşü kolay değildir çoğu zaman da yoktur. bu demek değil ki her şeyi sineye çekip oturmak gerek ama bir şekilde dengeyi kurmak zorundayız. kuramadığımızda zaman öğretiyor ve zaman en acı yoldan öğretiyor.
devamını gör...
6936.
paranormal varlıklara inanmıyorum, ancak o kadar sıkıldım ki; keşke var olsalar da benimle iletişime geçseler diyorum. ne bileyim; bir gece yarısı cinler beni ziyarete gelse de cin tonik eşliğinde dertleşsek, ya da cin düğünü olsa da kurtlarımı dökene kadar oynasam...
devamını gör...
6937.
hani bazen bir şeyden şüphelenirsiniz ama bunun olmayacağına dair bir sürü bahane bulmaya ve kendinizi kandırmaya çalışırsınız ama o şey aslında çoktan olmuştur ya işte bu çok kötü bir süreç.
devamını gör...
6938.
sonunu biliyorum ama seyretmek hoşuma gidiyor, şimdilik.
devamını gör...
6939.
en azından bir süre işten tamamen uzak kalmak istiyorum.
uyanıkken bir şey sorulmasın, uyandırılıp bir şey sorulmasın, acil cevap beklenmesin, sonuç beklenmesin, sebep aranmasın, rapor istenilmesin.
dolce far niente.
uyanıkken bir şey sorulmasın, uyandırılıp bir şey sorulmasın, acil cevap beklenmesin, sonuç beklenmesin, sebep aranmasın, rapor istenilmesin.
dolce far niente.
devamını gör...
6940.
şöyle bir durmak istiyorum.
sadece durmak, hiçbir şeyle ilgilenmemek ve yapılması gereken detaylar olmadan.
çok değil ya, 2-3 gün bile yeter aslında.
eş, dost, aile vs... hepsinden uzak ve sakin.
insan değişik bir canlı. rahat ve güç için çalıştıkça çalışıyor, gördüğü her problemi sırtlanıp çözüyor ama işte bazen kendimizi öyle bir duruma sokuyoruz ki başımızı kaldırıp nefes almaya fırsatımız olmuyor.
hayata dair çok şey gördüm, fazlasıyla detaylandırdım bazen.
hala öğrenmediğimiz, başımıza gelmeyen o kadar çok olay var ki.
bu başlıkta bile benzerini yaşadığım olaylar okuyorum, empati yapıyor ve kırılganlık seviyem yükseliyor.
ama kafamı çevirdiğimde sorumluluğuma ihtiyaç duyanları görüyor ve hayır diyorum arthur hayır.
sen bırakıp gidemezsin.
aldığımız kararlar, veremediğimiz kararlar...
bizi biz yapan şeyler.
mesela tam 3 kere yurt dışında çalışma/yaşama teklifini göz göre göre reddettiğim anlar geliyor gözlerime.
özellikle de ülkenin içinde bulunduğu durumları özetleyen olaylar yaşadıkça.
ah diyorum ama ben hayır dedim, pişman olmamalıyım çünkü tamamen özgür irademle hayır dedim.
bu konuda ağlamayı kendime hak görmüyorum.
1 tanesi çok sıradan ama 2 tanesi çok komik, hani sadece benim başıma gelirdi zaten diyeceğim denk gelmeyişler. (burada olmaz, kahvesiz anlatılacak şeyler değil)
sonra diyorum ki kararlarım arasında doğrular da var.
mesela yaşadığım şehir.
tamamen kendi isteğimle, o zamanki insanların şaşkın bakışları arasında ve çoğu gencin hayali olan işten istifa ederek sıfırdan kurulmuş bir düzen.
he kar yağmıyor buraya, onu hesap edememişim ama olsundu be.
insanlar deniz tatiline bütçe ayırırken ben kar tatiline ayırıyorum, yapacak bir şey yok.
yağsa keşke lapa lapa, çocukken en büyük mutluluğumdu o:
sabah odamın perdesini açtığımda, her gün gördüğüm defne ağaçlarının bembeyaz olup dallarını eğdiği o mükemmel manzara...
hemen bisküvi/süt-çay artık ne varsa bir atıştırmalık, peşine giyinme ve evdeki en büyük poşeti alıp kendimi sokağa attığım o anılar...
masumduk ve anlamıyorduk hiçbir şeyden. kar çok keyifliydi ama işte yıllar geçince hayat seni bir noktada yine kar tatili yapmak adına aracında sıcacık giderken bir olayla karşılaştırıyor.
dağın yamacında, tuzlama yapılacağı için yol kapatılıyor, en önde sensin.
iniyorum arabadan, termosta fazla fazla kahve ve bagajda bardak var.
sesleniyorum adamlara, bir kahve için öyle yaparsınız diyorum çok mutlu oluyorlar çünkü kar dediğin mutluluktur ve paylaşmak her zaman daha fazla mutluluk getirir...
işte o an fark ediyorsun elleri kürekle tuz atmaktan artık kanayacak kadar çatlamış bir işçinin kar olayına bakış açısını.
kar herkese mutluluk getirmiyor demek ki.
yedek eldivenin aklına geliyor, onu vermek istiyorsun ama gururundan onu da kabul etmiyor adam...
sonra bana toplantıda senin işçi grevinde ne işin vardı diye soruyor mevkidaşlar.
o adamın eli üşümesin diye çocuklar.
sadece durmak, hiçbir şeyle ilgilenmemek ve yapılması gereken detaylar olmadan.
çok değil ya, 2-3 gün bile yeter aslında.
eş, dost, aile vs... hepsinden uzak ve sakin.
insan değişik bir canlı. rahat ve güç için çalıştıkça çalışıyor, gördüğü her problemi sırtlanıp çözüyor ama işte bazen kendimizi öyle bir duruma sokuyoruz ki başımızı kaldırıp nefes almaya fırsatımız olmuyor.
hayata dair çok şey gördüm, fazlasıyla detaylandırdım bazen.
hala öğrenmediğimiz, başımıza gelmeyen o kadar çok olay var ki.
bu başlıkta bile benzerini yaşadığım olaylar okuyorum, empati yapıyor ve kırılganlık seviyem yükseliyor.
ama kafamı çevirdiğimde sorumluluğuma ihtiyaç duyanları görüyor ve hayır diyorum arthur hayır.
sen bırakıp gidemezsin.
aldığımız kararlar, veremediğimiz kararlar...
bizi biz yapan şeyler.
mesela tam 3 kere yurt dışında çalışma/yaşama teklifini göz göre göre reddettiğim anlar geliyor gözlerime.
özellikle de ülkenin içinde bulunduğu durumları özetleyen olaylar yaşadıkça.
ah diyorum ama ben hayır dedim, pişman olmamalıyım çünkü tamamen özgür irademle hayır dedim.
bu konuda ağlamayı kendime hak görmüyorum.
1 tanesi çok sıradan ama 2 tanesi çok komik, hani sadece benim başıma gelirdi zaten diyeceğim denk gelmeyişler. (burada olmaz, kahvesiz anlatılacak şeyler değil)
sonra diyorum ki kararlarım arasında doğrular da var.
mesela yaşadığım şehir.
tamamen kendi isteğimle, o zamanki insanların şaşkın bakışları arasında ve çoğu gencin hayali olan işten istifa ederek sıfırdan kurulmuş bir düzen.
he kar yağmıyor buraya, onu hesap edememişim ama olsundu be.
insanlar deniz tatiline bütçe ayırırken ben kar tatiline ayırıyorum, yapacak bir şey yok.
yağsa keşke lapa lapa, çocukken en büyük mutluluğumdu o:
sabah odamın perdesini açtığımda, her gün gördüğüm defne ağaçlarının bembeyaz olup dallarını eğdiği o mükemmel manzara...
hemen bisküvi/süt-çay artık ne varsa bir atıştırmalık, peşine giyinme ve evdeki en büyük poşeti alıp kendimi sokağa attığım o anılar...
masumduk ve anlamıyorduk hiçbir şeyden. kar çok keyifliydi ama işte yıllar geçince hayat seni bir noktada yine kar tatili yapmak adına aracında sıcacık giderken bir olayla karşılaştırıyor.
dağın yamacında, tuzlama yapılacağı için yol kapatılıyor, en önde sensin.
iniyorum arabadan, termosta fazla fazla kahve ve bagajda bardak var.
sesleniyorum adamlara, bir kahve için öyle yaparsınız diyorum çok mutlu oluyorlar çünkü kar dediğin mutluluktur ve paylaşmak her zaman daha fazla mutluluk getirir...
işte o an fark ediyorsun elleri kürekle tuz atmaktan artık kanayacak kadar çatlamış bir işçinin kar olayına bakış açısını.
kar herkese mutluluk getirmiyor demek ki.
yedek eldivenin aklına geliyor, onu vermek istiyorsun ama gururundan onu da kabul etmiyor adam...
sonra bana toplantıda senin işçi grevinde ne işin vardı diye soruyor mevkidaşlar.
o adamın eli üşümesin diye çocuklar.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360