sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
başlık "peripetya" tarafından 03.01.2021 03:48 tarihinde açılmıştır.
7041.
aslında mesele birini bulmak ya da bulamamak değil, iki kişinin bir araya gelip o huzurlu dünyayı kurmasına hayatın bir türlü izin vermemesi. her şeyin tam olduğunu, o dengeyi nihayet yakaladığını sandığın anda, senin dışında gelişen faktörlerin bir duvar gibi önüne dikilmesi.
bazen sen çok istersin, bazen o çok ister ama yetmez. iki insanın samimiyeti, dış dünyanın gerçeklerine çarpıp dağılır. bu sınavın en ağır tarafı da bu zaten; sadece iki kişilik bir dünya kurmaya çalışırken, bir bakmışsın aileler, çevreler, olmazsa olmazlar ve değişmez kalıplar o dünyanın tam ortasından geçivermiş. sen elinden geleni yapsan da, o köprüleri tek başına inşa edemiyorsun. sevmek bazen her şeyi çözmeye yetmiyor; bir yerden sonra "hayırlısı buymuş" demekle, "neden bu engeller hep beni buluyor" diye isyan etmek arasında bir yerde sıkışıp kalıyorsun.
hayatın diğer her alanında engelleri bir şekilde aşıp ilerleyebiliyorken, mesele ev kurmaya, bir yuva olmaya gelince elinin kolunun bağlanması insanın canını yakıyor. bir şeyler çok güzel başlarken, dış etkenlerin o güzelim akışı bozmasına seyirci kalmak zorunda kalıyorsun. kimsede suç aramıyorum aslında, herkes kendi doğrusunu yaşıyor belki ama benim payıma düşen de her seferinde o dış engellere çarpmak oluyor.
bir süre sonra yoruluyor insan. "demek ki benim sınavım da buymuş" demeye başlıyorsun. tam birini bulmuşken zamanın uymaması, tam her şey yolundayken ailevi faktörlerin aşılmaz bir sete dönüşmesi... sanki evren "senin hikayen burada bitti, zorlama" diyor gibi. sessizce geri çekilmekle, olanı olduğu gibi kabul etmek arasında o ince çizgide yürümeye devam ediyorum. bazen sadece doğru insan yetmiyormuş, doğru şartların ve o huzurlu ortamın da sana lütfedilmesi gerekiyormuş, onu anlıyorsun.
bazen sen çok istersin, bazen o çok ister ama yetmez. iki insanın samimiyeti, dış dünyanın gerçeklerine çarpıp dağılır. bu sınavın en ağır tarafı da bu zaten; sadece iki kişilik bir dünya kurmaya çalışırken, bir bakmışsın aileler, çevreler, olmazsa olmazlar ve değişmez kalıplar o dünyanın tam ortasından geçivermiş. sen elinden geleni yapsan da, o köprüleri tek başına inşa edemiyorsun. sevmek bazen her şeyi çözmeye yetmiyor; bir yerden sonra "hayırlısı buymuş" demekle, "neden bu engeller hep beni buluyor" diye isyan etmek arasında bir yerde sıkışıp kalıyorsun.
hayatın diğer her alanında engelleri bir şekilde aşıp ilerleyebiliyorken, mesele ev kurmaya, bir yuva olmaya gelince elinin kolunun bağlanması insanın canını yakıyor. bir şeyler çok güzel başlarken, dış etkenlerin o güzelim akışı bozmasına seyirci kalmak zorunda kalıyorsun. kimsede suç aramıyorum aslında, herkes kendi doğrusunu yaşıyor belki ama benim payıma düşen de her seferinde o dış engellere çarpmak oluyor.
bir süre sonra yoruluyor insan. "demek ki benim sınavım da buymuş" demeye başlıyorsun. tam birini bulmuşken zamanın uymaması, tam her şey yolundayken ailevi faktörlerin aşılmaz bir sete dönüşmesi... sanki evren "senin hikayen burada bitti, zorlama" diyor gibi. sessizce geri çekilmekle, olanı olduğu gibi kabul etmek arasında o ince çizgide yürümeye devam ediyorum. bazen sadece doğru insan yetmiyormuş, doğru şartların ve o huzurlu ortamın da sana lütfedilmesi gerekiyormuş, onu anlıyorsun.
devamını gör...
7042.
ayrıldık. aslında çok güzel, umut ve hayal dolu bir başlangıcımız olmuştu. sen; şu ana kadar denemediğin şeyleri, eksiklerini, tamamlanmasını istediğin noktaları tamamlamak istedin. ben ise kazanamadıklarımı, arzuladığım huzuru sende bulmak istedim. amatörlükler yaptık, bazen hiç anlamadık birbirimizi. hep bir şeyler eksik kaldı. toksikleştik, onulmaz yaralar açtık birbirimizde. bir yerden sonra ikimiz de istedik bu ayrılığı. ve bugün buraya kadarmış deme zamanıydı. dedik ve yokuz artık birbirimizin hayatında. güzel bir rüyaydı, uyandık. birbirimizde belli şeyleri tamamlarken, bir türlü dost/aile olamadık.
hem zaten işyerimle neden aile gibi olayım olum xd ayrıldık, profesyonel iş durumum bugün bitti. kadıköy'ün ortasında şunun eşliğinde oynayasım var mfkfk
hem zaten işyerimle neden aile gibi olayım olum xd ayrıldık, profesyonel iş durumum bugün bitti. kadıköy'ün ortasında şunun eşliğinde oynayasım var mfkfk
devamını gör...
7043.
söylemek istediklerinizi nick vermeden seslenilen başlıkta herhangi birine söyleyin burayı okumuyorum.
devamını gör...
7044.
akşam sırayla hastalarımın tansiyonlarını ölçerken 40'lı yaşlarda bir hastam var doğuştan bedensel ve zihinsel engelli çok yaşlı annesi bakıyor ona neyse. hijyen olarak çok yeterli değil vücudunda birçok yaralar var ve hepsini sürekli kurcalıyor. odasına girdiğinde bir kase çubuk krakeri vardı önünde hepsinin mıncıklıyordu bana iki tane uzattı ısrarla istemediğimi söyledim o kadar ısrar etti ki annesi de dedi ki ne var yani al bir tane. evet aldım ve yedim hatırları kırılmasın diye. esenler otogarının tuvalet taşlarını yalasam aynı hissiyat. neyse hastam mutlu oldu en azından sonuçta benim de incilerim dökülmedi.
devamını gör...
7045.
sıkı bir dalga konusuyum artık
hiçbir yerde kalmak istemiyorum
bir yere ait olmak isterken her yerden ban yemiş gibi hissediyorum
allah belamı verse de alsa canımı.
hiçbir yerde kalmak istemiyorum
bir yere ait olmak isterken her yerden ban yemiş gibi hissediyorum
allah belamı verse de alsa canımı.
devamını gör...
7046.
kalbimde heyecan ile karışık bir sızı var anlayamadım nedeni ne.
devamını gör...
7047.
özledim hepinizi lan. en son hatırladığım itü sözlük'ten yani instela'dan yeni gelenler olmuştu onlara da merhaba ama elbette bizim kemik kadro beni hemen tanıdı ve sevgilerini, özlemlerini dakikalar içinde bana gösterdiler. insanın da hoşuna gidiyor, sağ olsunlar. saygılar sunuyorum hepsine.
devamını gör...
7048.
neden böyle oldu dediğim o kadar çok şey var ki şimdi neden böyle oldu demek çok saçma.
devamını gör...
7049.
odamın şeklini değiştiriyor ve ufak tefek değişiklikler yapıyorum birkaç gündür. yatağımın üzerine o kadar çok eşya var ki toplamaya başlasam birkaç saate ancak biter. her şeyi olduğu gibi bırakıp diğer yatak odasında uyuyacağım ve bu dağınıklıktan zerre rahatsız olmayacağım.
devamını gör...
7050.
bir kadını kırmadan ona şişman olduğunu söylemek başlığını üzerime alınıyorum şu an.
ve evet, hayvan gibi kilo aldım ama halledicem.
beni kırmadan şişman olduğumu söylemeye çalışanları da teşekkür niyetine yiyeceğim.
bir de başım zonkluyor saatlerdir, onu da halledicem.
gördüğüm rüyalardan bunaldım ama onu da halledicem.
ilaçların yan etkilerinden de bunaldım ama onları da halledicem.
insanlardan ve kendimden de bunaldım , o konuyu halledemiyorum işte ama halledemiyor oluşumu halledeceğim.
bu kadar.
ve evet, hayvan gibi kilo aldım ama halledicem.
beni kırmadan şişman olduğumu söylemeye çalışanları da teşekkür niyetine yiyeceğim.
bir de başım zonkluyor saatlerdir, onu da halledicem.
gördüğüm rüyalardan bunaldım ama onu da halledicem.
ilaçların yan etkilerinden de bunaldım ama onları da halledicem.
insanlardan ve kendimden de bunaldım , o konuyu halledemiyorum işte ama halledemiyor oluşumu halledeceğim.
bu kadar.
devamını gör...
7051.
hayatım uzunca bir bölümünü dürtüsellikle yaşadım; bir nevi duygu, düşünce ve davranış katalizörü.
tamamen baskılandığında ise her şey bir anda berraklaştı.
tek bir anda tek bir şey düşünebilmek muhteşem bir konfor. bu olmaya başladığından beri her şeyi çok daha seri ve çok daha nitelikli şekilde halleder oldum. birkaç saat içinde günlerce sürecek işi bitiriyorum ve bu devasa bir zaman boşluğu yaratıyor. henüz bununla ne yapacağım konusunda bir fikrim yok. şimdilik burada bir şeyler karalıyorum, buradakinin çok daha fazlasını başka yerlerde yazıyorum, ıvır zıvır meşgaleler ediniyorum. iyi yani işte.
ama işte…
dürtüsellik, özellikle genç yaşlarda başımı çok belaya soktu benim. bundan dolayı defalarca ölümün kıyısına geldim; bıçaklandım, boğulma tehlikesi atlattım, elektrik akımına kapıldım, ayrı ayrı araba, motorsiklet ve minibüse çarpıldım, birkaç kez uçurum gibi yerlerden kayalıklardan düştüm, denilene göre bir kez ilk yardım müdahalesi ile döndürüldüm; ormanlarda kayboldum, içmeye başlayıp akla hayale gelmeyecek korkunç yerlerde uyandım; iddiaya girip trenden atlayıp hastanelik oldum. gencecik yaşlarda saçma sapan şeyler yüzünden yargılandım, beraat ettim, hagb aldım. hiç istemediğim halde çok fazla zarara sebep oldum.
ama her seferinde sıradan olmayan, beni rutin dışına çıkaracak her ne varsa bodoslama içine dalmaktan kendimi alamadım.
bu öyle bir duygu ki, bir anda bütün benliğini kaplayıp anlık kararlar almanı sağlıyor ve o karar alındıktan sonra geri dönmenin, vazgeçmenin hiçbir yolu yok.
ne bileyim; mesela, bir gün önce tanıdığım tiplerin muhabbetiyle gaza gelip üzerine hepsini ikna edip günlerce definecilik mi yapmadım, hiç alakam olmayan kavgaları ayırmaya çalışırken ortalığı 56’ya mı vermedim. (birinde olay o kadar büyüdü ki, ortalık savaş alanına döndü; bir diğerinde öfkelenip tarafların ikisine de küfrettim en az 15 kişi pestilimi çıkarıncaya kadar yerlerde tekmeledi beni.) ama her şey bittikten sonra şakaklarımdan başlayıp kafamın arkasına ve enseme kadar inen o karıncalanma hissiyle gelen tatmin duygusu çok başka bir şey. gerçekten tamamen iyi niyetle karşıma çıkan her krize müdahale ediyordum, insanlar da o kendinden eminliği görüp itiraz etmiyorlardı, sonra işte artık ne oluyorsa o kriz çok daha fazla büyüyüp içinden çıkılmaz bir hale geliyordu.
ne zaman normal olmayan, ilginç, şaşırtıcı, tehlikeli, korkutucu, hareketli bir şey görsem içim kıpır kıpır oluyordu. efsunlanmış gibi, sanki ona dahil olmazsam hayatımda karşıma çıkan en önemli fırsatı yitircekmişim gibi, bir şey beni tutup onun içine doğru çekiyordu. hayatımda hiç madde kullanmamamın sebebi bu olsa gerek; kullananların halinin bana çok sıkıcı gözükmesinin yanında, hiçbir şeyin bana o hissi yaşatacağına ihtimal veremiyordum. seks dahil hiçbir arzu, hiçbir güdü, hiçbir zevk, hiçbir tatmin duygusu o duyguyla kıyaslanamaz.
ve o anlarda içine girdiğim şeyin hayati derecede önemli ve gerekli olduğuna o kadar inanıyordum ki, ikna kabiliyetim tavan yapıyordu; kaç kişiyi olur olmaz mevzularda peşime taktım bilmiyorum. ama hiçbirinde vazgeçmedim, onu biliyorum.
tabi bu halin karşı cinsle ilişkilerde yaşattığı kaos da ayrı bir dünya. bunun en kontrol dışına çıkan örneğini 15 yaşında yaşadım. gayet romantik, çocuksu, masumane giden ilişkide, heyecan yaratacağım ya, ailesinin olmadığı bir anda kızın eve sızmaya karar verdim. onu da ikna ettim ve bir şekilde amacıma ulaştım. 1 saat falan vakit geçirdim orada. o kadar da salağız ki, öpüşmek dışında başka bir şey yok. e onu zaten okul çıkışında kıyıda köşede yapabilirken eve girmenin bir manası yok. ama işte…
kızın babası (şarapçı ziya diye bilinir, tehlikeli bir adam), abileri, şusu, busu, yedi sülalesi peşime düştü. bizim mahallede beni arıyorlar, şansıma bulamamışlar. artık kim gördü, kim duydu da kızın ailesine haber etti, bilmiyorum ama olayı aile şerefine çevirdi a…na koduklarım. bulsalar kolumu kanadımı kıracaklar da bulamıyorlar. haftalarca saddam gibi saklandım, gittiğim sokaktan ikinci kez geçmedim, okulda kıza pek yanaşmadım, onlar da mevzu okula intikal etsin istemediklerinden oraya bulaşmadılar sanırım. bir süre sonra birileri araya girdi, olay soğudu vs. ufak tefek haber göndermelerle biraz daha sürdü ama kız sonunda benden ayrıldı. bu kadar amaçsız bir salaklığın normal olamayacağını zaman içinde idrak etti sanırım.
bundan sonra 20 yaşıma kadar istisnasız bütün ilişkilerim bir şekilde kaosa sürüklendi. iyi yanı şu ki, hoşlandığım hiçbir kıza karşı tereddüt yaşamadım. heyecan, korku, belirsizlik kadar beni çeken bir şey olmadığından geri durmak gibi bir seçenek söz konusu değildi. halbuki reddedildiğimde üzülüyordum ama bir süre sonra hoşlanacak başka birini görüp bütün odağımı oraya topluyordum. ve her seferinde, belirli bir süre gayet güzel, seviyeli giden ilişki bir süre sonra içinden çıkılmaz bir hal alıyordu. hiçbirinde öyle olmasını istemedim ama tamamında sebep, benim anlık dürtüselliğimin yarattığı karmaşa, başıma aldığım işler ve öngörülemezliğimdi. mesela o dürtüsellikten beklenebilecek aldatma, başkalarına yönelme gibi davranışlarım hiç olmadı, sadıktım. çünkü böyle bir şeyin yaratacağı heyecan, benliğimi kapladığı anda hissettiğim o duygunun yanında hiçbir şey değildi. gelgelelim, hiçbir şey olmasa bile hayatımdaki insana bitmek bilmeyen bir endişe ve belirsizlik vaad ediyordum. ve neden böyle olduğuna dair hiçbir fikrim yoktu. bana sorulsa; ben gayet kendi halimdeydim, bir sıkıntı, problem aramıyordum ama şans bu ya, o tür olaylar hep benim başıma geliyordu.
o yaşlardan sonra ben bunu içselleştirmeyi öğrenmeye başladım. o duygu kaybolmadı ama dışavurmamı engelleyecek şekilde davranış örüntüleri geliştirmeye başladım. biraz da çevreden elimi eteğimi çektim. o sayede normalleştim, diyemesem de, en azından dışarıdan normal gözükmeye başladım. zaten öyle olmasa muhtemelen yaşıyor olmazdım.
üniversite ve iş hayatı bu kimliklenmeyle ilerledi. zaman zaman o duyguyu tetikleyen çok güçlü uyarıcılar olduğunda veya aynı kafadan birine denk geldiğimde tezahür ettiği oldu ama çok şükür telafi edilemez bir sonuca gitmedi.
şimdi ise içsel olarak kaostan çok uzak bir ruh halindeyim ve bunun faydaları tartışılamaz düzeyde.
bazen insanların anlattıklarına, yaptıklarına, çizgiyi aşma ihtimaliyle heyecanlandıkları şeylere onlarla birlikte heyecan duymaya ve şaşırmaya çalışıyorum. kapılmak istiyorum ama her şey o kadar durgun geliyor ki…
muhtemelen olması gereken doğal hal budur.
ama işte…
çok özlüyorum o duyguyu.
elde ettiğim herhangi bir şey ondan vazgeçmeye değer miydi, artık pek de emin değilim.
tamamen baskılandığında ise her şey bir anda berraklaştı.
tek bir anda tek bir şey düşünebilmek muhteşem bir konfor. bu olmaya başladığından beri her şeyi çok daha seri ve çok daha nitelikli şekilde halleder oldum. birkaç saat içinde günlerce sürecek işi bitiriyorum ve bu devasa bir zaman boşluğu yaratıyor. henüz bununla ne yapacağım konusunda bir fikrim yok. şimdilik burada bir şeyler karalıyorum, buradakinin çok daha fazlasını başka yerlerde yazıyorum, ıvır zıvır meşgaleler ediniyorum. iyi yani işte.
ama işte…
dürtüsellik, özellikle genç yaşlarda başımı çok belaya soktu benim. bundan dolayı defalarca ölümün kıyısına geldim; bıçaklandım, boğulma tehlikesi atlattım, elektrik akımına kapıldım, ayrı ayrı araba, motorsiklet ve minibüse çarpıldım, birkaç kez uçurum gibi yerlerden kayalıklardan düştüm, denilene göre bir kez ilk yardım müdahalesi ile döndürüldüm; ormanlarda kayboldum, içmeye başlayıp akla hayale gelmeyecek korkunç yerlerde uyandım; iddiaya girip trenden atlayıp hastanelik oldum. gencecik yaşlarda saçma sapan şeyler yüzünden yargılandım, beraat ettim, hagb aldım. hiç istemediğim halde çok fazla zarara sebep oldum.
ama her seferinde sıradan olmayan, beni rutin dışına çıkaracak her ne varsa bodoslama içine dalmaktan kendimi alamadım.
bu öyle bir duygu ki, bir anda bütün benliğini kaplayıp anlık kararlar almanı sağlıyor ve o karar alındıktan sonra geri dönmenin, vazgeçmenin hiçbir yolu yok.
ne bileyim; mesela, bir gün önce tanıdığım tiplerin muhabbetiyle gaza gelip üzerine hepsini ikna edip günlerce definecilik mi yapmadım, hiç alakam olmayan kavgaları ayırmaya çalışırken ortalığı 56’ya mı vermedim. (birinde olay o kadar büyüdü ki, ortalık savaş alanına döndü; bir diğerinde öfkelenip tarafların ikisine de küfrettim en az 15 kişi pestilimi çıkarıncaya kadar yerlerde tekmeledi beni.) ama her şey bittikten sonra şakaklarımdan başlayıp kafamın arkasına ve enseme kadar inen o karıncalanma hissiyle gelen tatmin duygusu çok başka bir şey. gerçekten tamamen iyi niyetle karşıma çıkan her krize müdahale ediyordum, insanlar da o kendinden eminliği görüp itiraz etmiyorlardı, sonra işte artık ne oluyorsa o kriz çok daha fazla büyüyüp içinden çıkılmaz bir hale geliyordu.
ne zaman normal olmayan, ilginç, şaşırtıcı, tehlikeli, korkutucu, hareketli bir şey görsem içim kıpır kıpır oluyordu. efsunlanmış gibi, sanki ona dahil olmazsam hayatımda karşıma çıkan en önemli fırsatı yitircekmişim gibi, bir şey beni tutup onun içine doğru çekiyordu. hayatımda hiç madde kullanmamamın sebebi bu olsa gerek; kullananların halinin bana çok sıkıcı gözükmesinin yanında, hiçbir şeyin bana o hissi yaşatacağına ihtimal veremiyordum. seks dahil hiçbir arzu, hiçbir güdü, hiçbir zevk, hiçbir tatmin duygusu o duyguyla kıyaslanamaz.
ve o anlarda içine girdiğim şeyin hayati derecede önemli ve gerekli olduğuna o kadar inanıyordum ki, ikna kabiliyetim tavan yapıyordu; kaç kişiyi olur olmaz mevzularda peşime taktım bilmiyorum. ama hiçbirinde vazgeçmedim, onu biliyorum.
tabi bu halin karşı cinsle ilişkilerde yaşattığı kaos da ayrı bir dünya. bunun en kontrol dışına çıkan örneğini 15 yaşında yaşadım. gayet romantik, çocuksu, masumane giden ilişkide, heyecan yaratacağım ya, ailesinin olmadığı bir anda kızın eve sızmaya karar verdim. onu da ikna ettim ve bir şekilde amacıma ulaştım. 1 saat falan vakit geçirdim orada. o kadar da salağız ki, öpüşmek dışında başka bir şey yok. e onu zaten okul çıkışında kıyıda köşede yapabilirken eve girmenin bir manası yok. ama işte…
kızın babası (şarapçı ziya diye bilinir, tehlikeli bir adam), abileri, şusu, busu, yedi sülalesi peşime düştü. bizim mahallede beni arıyorlar, şansıma bulamamışlar. artık kim gördü, kim duydu da kızın ailesine haber etti, bilmiyorum ama olayı aile şerefine çevirdi a…na koduklarım. bulsalar kolumu kanadımı kıracaklar da bulamıyorlar. haftalarca saddam gibi saklandım, gittiğim sokaktan ikinci kez geçmedim, okulda kıza pek yanaşmadım, onlar da mevzu okula intikal etsin istemediklerinden oraya bulaşmadılar sanırım. bir süre sonra birileri araya girdi, olay soğudu vs. ufak tefek haber göndermelerle biraz daha sürdü ama kız sonunda benden ayrıldı. bu kadar amaçsız bir salaklığın normal olamayacağını zaman içinde idrak etti sanırım.
bundan sonra 20 yaşıma kadar istisnasız bütün ilişkilerim bir şekilde kaosa sürüklendi. iyi yanı şu ki, hoşlandığım hiçbir kıza karşı tereddüt yaşamadım. heyecan, korku, belirsizlik kadar beni çeken bir şey olmadığından geri durmak gibi bir seçenek söz konusu değildi. halbuki reddedildiğimde üzülüyordum ama bir süre sonra hoşlanacak başka birini görüp bütün odağımı oraya topluyordum. ve her seferinde, belirli bir süre gayet güzel, seviyeli giden ilişki bir süre sonra içinden çıkılmaz bir hal alıyordu. hiçbirinde öyle olmasını istemedim ama tamamında sebep, benim anlık dürtüselliğimin yarattığı karmaşa, başıma aldığım işler ve öngörülemezliğimdi. mesela o dürtüsellikten beklenebilecek aldatma, başkalarına yönelme gibi davranışlarım hiç olmadı, sadıktım. çünkü böyle bir şeyin yaratacağı heyecan, benliğimi kapladığı anda hissettiğim o duygunun yanında hiçbir şey değildi. gelgelelim, hiçbir şey olmasa bile hayatımdaki insana bitmek bilmeyen bir endişe ve belirsizlik vaad ediyordum. ve neden böyle olduğuna dair hiçbir fikrim yoktu. bana sorulsa; ben gayet kendi halimdeydim, bir sıkıntı, problem aramıyordum ama şans bu ya, o tür olaylar hep benim başıma geliyordu.
o yaşlardan sonra ben bunu içselleştirmeyi öğrenmeye başladım. o duygu kaybolmadı ama dışavurmamı engelleyecek şekilde davranış örüntüleri geliştirmeye başladım. biraz da çevreden elimi eteğimi çektim. o sayede normalleştim, diyemesem de, en azından dışarıdan normal gözükmeye başladım. zaten öyle olmasa muhtemelen yaşıyor olmazdım.
üniversite ve iş hayatı bu kimliklenmeyle ilerledi. zaman zaman o duyguyu tetikleyen çok güçlü uyarıcılar olduğunda veya aynı kafadan birine denk geldiğimde tezahür ettiği oldu ama çok şükür telafi edilemez bir sonuca gitmedi.
şimdi ise içsel olarak kaostan çok uzak bir ruh halindeyim ve bunun faydaları tartışılamaz düzeyde.
bazen insanların anlattıklarına, yaptıklarına, çizgiyi aşma ihtimaliyle heyecanlandıkları şeylere onlarla birlikte heyecan duymaya ve şaşırmaya çalışıyorum. kapılmak istiyorum ama her şey o kadar durgun geliyor ki…
muhtemelen olması gereken doğal hal budur.
ama işte…
çok özlüyorum o duyguyu.
elde ettiğim herhangi bir şey ondan vazgeçmeye değer miydi, artık pek de emin değilim.
devamını gör...
7052.
#3860105
şurada bahsettiğim iş görüşmesi harika geçmişti. nihai görüşme için çarşamba günü tekrar ofise gitmiştim. bana iş için yapılan başvurulardan son 4 adayın kaldığını, benim de o 4 kişiden biri olduğum söylendi. ancak bu 4 aday içinde en yüksek maaş talebinin bana ait olduğu, biraz düzeltme yapıp yapamayacağım soruldu. bir miktar aşağı indim ve eve geldim.
dün öğlen saatlerinde ise aynı iş yerinden arandım ve aday sayısının 2'ye indirildiği, benim de o 2 adaydan biri olduğum ancak maaş talebimin yüksekliği nedeniyle diğer adayla devam edileceği tarafıma tebliğ edildi. bi çıtır moral bozukluğum oluşsa da, hayırlısı buymuş dedim. biraz kafa dinler yeniden iş aramaya başlarım diyordum ki az önce telefonum çaldı.
görüşmeye gittiğim kurumun yetkilisi; belisarius, fransa ofisi ile de görüştüm, diğer adaya olumlu dönmeden önce seninle son bi görüşmek istedim gel şu maaş işini x bin tl yap beraber çalışalım, ben seninle çalışmak istiyorum dendi. dedim ki ben zaten eski iş yerimde sizin önerdiğiniz maaşın 3-4 bin tl azına çalışıyordum, gelin şunu xxbin tl yapalım dedim. adam; belisarius bey ben sizinle çalışmayı çok istiyorum tamam o ücret olsun dedi ve 4 şubat'ta işbaşı yapıyorum.
bi hayırlı olsununuzu alırım. önce reddedilmeme rağmen; istenmek çok hoşuma gitti. özgüven tavan şu an. bu özgüvenle turump itinin bile karşısına dikilebilirim şu an dndkdk
şurada bahsettiğim iş görüşmesi harika geçmişti. nihai görüşme için çarşamba günü tekrar ofise gitmiştim. bana iş için yapılan başvurulardan son 4 adayın kaldığını, benim de o 4 kişiden biri olduğum söylendi. ancak bu 4 aday içinde en yüksek maaş talebinin bana ait olduğu, biraz düzeltme yapıp yapamayacağım soruldu. bir miktar aşağı indim ve eve geldim.
dün öğlen saatlerinde ise aynı iş yerinden arandım ve aday sayısının 2'ye indirildiği, benim de o 2 adaydan biri olduğum ancak maaş talebimin yüksekliği nedeniyle diğer adayla devam edileceği tarafıma tebliğ edildi. bi çıtır moral bozukluğum oluşsa da, hayırlısı buymuş dedim. biraz kafa dinler yeniden iş aramaya başlarım diyordum ki az önce telefonum çaldı.
görüşmeye gittiğim kurumun yetkilisi; belisarius, fransa ofisi ile de görüştüm, diğer adaya olumlu dönmeden önce seninle son bi görüşmek istedim gel şu maaş işini x bin tl yap beraber çalışalım, ben seninle çalışmak istiyorum dendi. dedim ki ben zaten eski iş yerimde sizin önerdiğiniz maaşın 3-4 bin tl azına çalışıyordum, gelin şunu xxbin tl yapalım dedim. adam; belisarius bey ben sizinle çalışmayı çok istiyorum tamam o ücret olsun dedi ve 4 şubat'ta işbaşı yapıyorum.
bi hayırlı olsununuzu alırım. önce reddedilmeme rağmen; istenmek çok hoşuma gitti. özgüven tavan şu an. bu özgüvenle turump itinin bile karşısına dikilebilirim şu an dndkdk
devamını gör...
7053.
kim bu mazbut modernler?
devamını gör...
7054.
tatil sürecinde bile zaman zaman uzaktan çalışıyorum. sanırım bilgisayar mühendisliği, fotoğrafçılık ya da yazılım temelli bir alanda üretmek bana daha çok giderdi. elbette bundan şikayetçi değilim. sadece, kendi potansiyelimle yaptığım meslek arasında sessiz bir farklılık olduğunu düşündüm bugün.
devamını gör...
7055.
7056.
devamını gör...
7057.
#3869674 ancak bu 4 aday içinde en yüksek maaş talebinin bana ait olduğu, biraz düzeltme yapıp yapamayacağım soruldu. bir miktar aşağı indim ve eve geldim
bu ne arkadaş sanki otoyol köprü ihalesi yapıyorlar. adam gibi desenize iş bu- parası bu.
bu ik denen meslek bildiğin patrona şirin gözükme kaynakları. tam traş ha.
devamını gör...
7058.
evime dönmüş, keyif yapacağım, yağmurlu havada huzurla vakit geçireceğim derken aniden kuru öksürüklü bir boğaz ağrısı tebelleş oldu. yatırmalı bir şey değil ama annemin çorbalarıyla hemhâl iken neredeydin de şimdi geldin be mikrop?
devamını gör...
7059.
sadece kelimeleri kalmıştı, onları da kaybetti.
devamını gör...
7060.
benim bir yüzüm sevimli bir yüzüm gaddar. bir yüzüm kal diyor bir yüzüm git. bir yüzüm affedici bir yüzüm kafa kopartıyor. biri çekici biri itici. biri benim diğeri de ben. hangisini görmek istersin?
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
