sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
başlık "peripetya" tarafından 03.01.2021 03:48 tarihinde açılmıştır.
7401.
allaha şükür.
devamını gör...
7402.
akşamüstü bazı evrakların fotokopilerini almak için kırtasiye gittim. dönüşte, mahalledeki bonveno marketten bir kahve aldım. marketin önünde masa sandalyeler var, geçtim oturdum kahvemi içiyorum. hava da yağmurlu. severim böyle aksiyonları yağmurlu havada.
biraz sonra bir kadın yaklaştı. "yağmur durmuyor ki kızım, gidemedim bir türlü" diye benim masanın diğer sandalyesini çekti. pazardan dönüyor o da.
pazar fiyatları, market fiyatları derken, küçük oğlunun nasıl kendisine yardımcı olmadığını ve kaytardığına; mahalleye açılan macrocenter'in fahiş fiyatlarından gelininin ölen yakınına vs epey konuştuk. 70 yaşındaymış. hiç de göstermiyordu. geçen hafta çıkmış hastaneden, safra kesesinde taş varmış. "ölümden döndüm ama bu işlere beni koşturuyorlar hâlâ" dedi. oğlundan bahsederken "bedava yaşıyorlar ablacım bunlar" dedim, kadının içi yanıyormuş; bohçasında ne varsa döktü. kocası da zamanında çalıştırmamış ablayı, onun emekli maaşı ile geçinmeye çalışıyormuş. sağlam dedikodu yaptık. gerçi ben genelde dinledim. ne adımı sordu, ne adını sordum... kalkarken de "kusura bakma kızım senin de kafanı şişirdim" dedi. "olur mu öyle şey, benim için zevkti" dedim. "sen de üşüme, evine git" dedi. "tamam" dedim.
ben hiçbir şey anlatmadım, genelde dinledim ama neden bilmiyorum bana da iyi geldi bu alış veriş arası sohbet. kişisel yaşamlara da meraklı biri değilimdir ama sanki bu defa veri toplarcasına dikkat kesildim. kadının bende bıraktığı izlenimden kaynaklı da olabilir bu, eşref saatime de denk gelmiş olabilir. umarım hanımefendi de daha iyi hissetmiştir anlatınca.
biraz sonra bir kadın yaklaştı. "yağmur durmuyor ki kızım, gidemedim bir türlü" diye benim masanın diğer sandalyesini çekti. pazardan dönüyor o da.
pazar fiyatları, market fiyatları derken, küçük oğlunun nasıl kendisine yardımcı olmadığını ve kaytardığına; mahalleye açılan macrocenter'in fahiş fiyatlarından gelininin ölen yakınına vs epey konuştuk. 70 yaşındaymış. hiç de göstermiyordu. geçen hafta çıkmış hastaneden, safra kesesinde taş varmış. "ölümden döndüm ama bu işlere beni koşturuyorlar hâlâ" dedi. oğlundan bahsederken "bedava yaşıyorlar ablacım bunlar" dedim, kadının içi yanıyormuş; bohçasında ne varsa döktü. kocası da zamanında çalıştırmamış ablayı, onun emekli maaşı ile geçinmeye çalışıyormuş. sağlam dedikodu yaptık. gerçi ben genelde dinledim. ne adımı sordu, ne adını sordum... kalkarken de "kusura bakma kızım senin de kafanı şişirdim" dedi. "olur mu öyle şey, benim için zevkti" dedim. "sen de üşüme, evine git" dedi. "tamam" dedim.
ben hiçbir şey anlatmadım, genelde dinledim ama neden bilmiyorum bana da iyi geldi bu alış veriş arası sohbet. kişisel yaşamlara da meraklı biri değilimdir ama sanki bu defa veri toplarcasına dikkat kesildim. kadının bende bıraktığı izlenimden kaynaklı da olabilir bu, eşref saatime de denk gelmiş olabilir. umarım hanımefendi de daha iyi hissetmiştir anlatınca.
devamını gör...
7403.
söylenecek şey aslında çok ama pek söylenecek bir şey yok.
devamını gör...
7404.
gençler selam, 45 dk sonra onlien bir sınava gireceğim.. sizin için önemsiz benim için önemli bir konu.. başarılı olduğum taktirde jimnastik federasyonun açmış olduğu kurslara katılıp onların sınavlarına girmeye hakkım olacak..düşünmesi bile şimdiden heyecan verici benim adıma..
iki şans dileyin benim adıma halledelim şu işi..
düzenleme ; evet gençler sınavı hallettik.. muazzam iyi bir sınav oldu adıma.. ;)
iki şans dileyin benim adıma halledelim şu işi..
düzenleme ; evet gençler sınavı hallettik.. muazzam iyi bir sınav oldu adıma.. ;)
devamını gör...
7405.
ist-izm otobanı o375'ten sonra (izmir istikameti) radar var*
devamını gör...
7406.
kiralık ev arama işi kadar kafa yoran başka bir aktivite olamaz. ilanları fiyatı en düşükten en yükseğe sıraladığında açıklamasında "bekar erkeğim bazı isteklerime karşılık verebilecek bayan ev arkadaşı arıyorum" yazan yüzlerce leş ilanlar konusuna girmeyeceğim bile.
devamını gör...
7407.
25 yaşından sonra acile tek başına gelmek koyuyormuş insana. gerçi ben kimseyi arayamam beni acile götür demek için..
devamını gör...
7408.
şöyle bir hikayeye geldi aklıma az önce. güldürüyor beni ama alttan alta sinir de ediyor. sizlerle de özetle paylaşayım:
tek gözlü bir adam, geze geze bir köye düşüyor. bir bakıyor herkes kör. ama öyle boş değil, adamlar sistemi kurmuş, hayatlarını çatır çatır yaşıyorlar. bizimki içinden “tamam, burada ben +1’im. liderlik benden sorulur.” diyor. sonra başlıyor klasik sahne. adam “gördüm” diyor, millet “saçmalama” diyor. anlatıyor, anlamıyorlar. kanıtlıyor, inanmıyorlar. en son teşhis: “sende sorun var.” hekime götürüyorlar. hekim eliyle yokluyor: “fazla parça var bunda.” çözüm? “alalım.” bizim tek gözlü o an jeton düşürüyor. mesele onların kör olması değil… mesele, görmeyi reddetmeleri ve adam son anda kurtarıyor kendini, kaçıyor o köyden. ama hikayenin en net yeri şu: orada kalıp kendini kanıtlamaya çalışsaydı, gözünü değil. aklını kaybedecekti. o yüzden ortam o kadar önemli ki.
tek gözlü bir adam, geze geze bir köye düşüyor. bir bakıyor herkes kör. ama öyle boş değil, adamlar sistemi kurmuş, hayatlarını çatır çatır yaşıyorlar. bizimki içinden “tamam, burada ben +1’im. liderlik benden sorulur.” diyor. sonra başlıyor klasik sahne. adam “gördüm” diyor, millet “saçmalama” diyor. anlatıyor, anlamıyorlar. kanıtlıyor, inanmıyorlar. en son teşhis: “sende sorun var.” hekime götürüyorlar. hekim eliyle yokluyor: “fazla parça var bunda.” çözüm? “alalım.” bizim tek gözlü o an jeton düşürüyor. mesele onların kör olması değil… mesele, görmeyi reddetmeleri ve adam son anda kurtarıyor kendini, kaçıyor o köyden. ama hikayenin en net yeri şu: orada kalıp kendini kanıtlamaya çalışsaydı, gözünü değil. aklını kaybedecekti. o yüzden ortam o kadar önemli ki.
devamını gör...
7409.
içimden kopup gittin. bunu senden başka hiçkimse senin adına başaramazdı.
hikayemi başa sararsam eğer geçmişimle savaşımı kaybederim. bu yüzden çıkma artık karşıma sen. ait olduğun yer benim yanım değil artık.
hikayemi başa sararsam eğer geçmişimle savaşımı kaybederim. bu yüzden çıkma artık karşıma sen. ait olduğun yer benim yanım değil artık.
devamını gör...
7410.
dünyanın en gaddar cellatı olmak isterdim,
ölümü öldürmek için!
ölümü öldürmek için!
devamını gör...
7411.
içim acıyor.
devamını gör...
7412.
yapay zeka kız sevgili üretiyorum ama kız yani kız bacı
devamını gör...
7413.
hala öfkeliyim. geçmiyor.
devamını gör...
7414.
yine kendime dair birçok şeyden nefret ediyorum, bu duruma alışamadım bir türlü.
herkeste olumlayacak bir şeyler bulabilirken kendine karşı neden bu kadar acımasızsın onu da çözemiyorum be kızım.
neyse.
bugünkü nefret konum daha çok başarısızlıklar üzerine.
başarısızlıktan da ziyade öz güvensizliğin getirdiği hiçbir boka yaramıyor olma hissiyatı üzerine.
birisi bana bu cümleyle gelse herkesin bir işe yaramak zorunda olmadığından ve kendisinin farkında olmadığından falan bahsederdim.
ama olay kendime dönünce direkt sövmeye başlıyorum.
ulan diyorum senin gibi insan olmaz olsun.
oluyor ama işte, ahanda örneği.
üstelik kaçmaya çalışsan kaçamıyorsun, dövsen dövemiyorsun, anca sövebiliyorsun öyle.
konu sadece öz güven de değil aslında ama anlatabileceğim tek konu o sanırım.
diğerleri hem çok uzun, hem de benim hakkımda da bir şeyleri bilmeyiverin be.
ama yine de bütün sorunların farklı bir sorunu doğurması kısmı çok yoruyor.
şu 24 yılda öz güvensizliği hissetmediğim anları falan hatırlamaya çalışıyorum.
umarım b12 eksikliğimden dolayı hatırlayamıyorumdur.
umarım yani.
ve bu konuyu insanlara, doktorlara açmaktan da çok bıktım. çünkü aynı cümleler artık hiçbir şey ifade etmiyor.
ve konunun sadece öz güvensizlikten ibaret olmadığını asla anlatamıyorum.
herkes öz güveni duyunca sıralı bir şekilde aynı şeyleri tekrarlamaya başlıyor.
haksızlar da demiyorum, sadece verilen tavsiyeler sanki birkaç yıldır bu öz güvensizlikle savaşmaya çalışıyormuşumcasına verilen tavsiyeler oluyor.
kendimi bildim bileli bu durumdan kurtulamadığımı , ilaçlarla da, deneyimle de bir türlü yenemediğim bir şey olduğu kısmını herkes es geçiyormuş gibi hissediyorum.
iki gün sonra yine aynı doktora gideceğim, yine benzer şeylerden bahsedeceğim ve yine aynı cümleler eşliğinde bir tık farklı ilaçlar vererek haftaya tekrardan gelmemi söyleyecek.
sonra yine kendime dair bir şeyleri değiştirmeyi deneyeceğim ve tam değiştirdiğimi düşündüğüm noktada aslında öz güvensizliğe dair her şeyi içime gömdüğümü fark edeceğim.
sonra yine şu an yazdığım şeyleri düşüneceğim.
sonra yine deneyeceğim, bu sefer daha farklı şeyler.
belki rol yapmayı deneyeceğim daha önce milyon kez yaptığım gibi.
belki de bu sefer yine milyon kez yaptığım gibi beklentiyi küçük tutacağım.
sonra her daim hissettiğim bu hislerime geri döneceğim.
öyle bir döngü işte.
bu döngüde geçirdiğim ufak ya da büyük çaplı öfke, nefret , değersizlik krizleri de cabası.
neyse ne diyorduk.
sadece kendini sev ağbi yaa.
just do it dostum kamonnnnn
bir de yalandan bir seni seviyorum canım kendim atalım ortaya.
kapansın gitsin konu.
şu devirde şu yaşında öz güven eksikliği yaşayan da kendisine insan demesin yani.
nedir ya bu yıkıklık..
herkeste olumlayacak bir şeyler bulabilirken kendine karşı neden bu kadar acımasızsın onu da çözemiyorum be kızım.
neyse.
bugünkü nefret konum daha çok başarısızlıklar üzerine.
başarısızlıktan da ziyade öz güvensizliğin getirdiği hiçbir boka yaramıyor olma hissiyatı üzerine.
birisi bana bu cümleyle gelse herkesin bir işe yaramak zorunda olmadığından ve kendisinin farkında olmadığından falan bahsederdim.
ama olay kendime dönünce direkt sövmeye başlıyorum.
ulan diyorum senin gibi insan olmaz olsun.
oluyor ama işte, ahanda örneği.
üstelik kaçmaya çalışsan kaçamıyorsun, dövsen dövemiyorsun, anca sövebiliyorsun öyle.
konu sadece öz güven de değil aslında ama anlatabileceğim tek konu o sanırım.
diğerleri hem çok uzun, hem de benim hakkımda da bir şeyleri bilmeyiverin be.
ama yine de bütün sorunların farklı bir sorunu doğurması kısmı çok yoruyor.
şu 24 yılda öz güvensizliği hissetmediğim anları falan hatırlamaya çalışıyorum.
umarım b12 eksikliğimden dolayı hatırlayamıyorumdur.
umarım yani.
ve bu konuyu insanlara, doktorlara açmaktan da çok bıktım. çünkü aynı cümleler artık hiçbir şey ifade etmiyor.
ve konunun sadece öz güvensizlikten ibaret olmadığını asla anlatamıyorum.
herkes öz güveni duyunca sıralı bir şekilde aynı şeyleri tekrarlamaya başlıyor.
haksızlar da demiyorum, sadece verilen tavsiyeler sanki birkaç yıldır bu öz güvensizlikle savaşmaya çalışıyormuşumcasına verilen tavsiyeler oluyor.
kendimi bildim bileli bu durumdan kurtulamadığımı , ilaçlarla da, deneyimle de bir türlü yenemediğim bir şey olduğu kısmını herkes es geçiyormuş gibi hissediyorum.
iki gün sonra yine aynı doktora gideceğim, yine benzer şeylerden bahsedeceğim ve yine aynı cümleler eşliğinde bir tık farklı ilaçlar vererek haftaya tekrardan gelmemi söyleyecek.
sonra yine kendime dair bir şeyleri değiştirmeyi deneyeceğim ve tam değiştirdiğimi düşündüğüm noktada aslında öz güvensizliğe dair her şeyi içime gömdüğümü fark edeceğim.
sonra yine şu an yazdığım şeyleri düşüneceğim.
sonra yine deneyeceğim, bu sefer daha farklı şeyler.
belki rol yapmayı deneyeceğim daha önce milyon kez yaptığım gibi.
belki de bu sefer yine milyon kez yaptığım gibi beklentiyi küçük tutacağım.
sonra her daim hissettiğim bu hislerime geri döneceğim.
öyle bir döngü işte.
bu döngüde geçirdiğim ufak ya da büyük çaplı öfke, nefret , değersizlik krizleri de cabası.
neyse ne diyorduk.
sadece kendini sev ağbi yaa.
just do it dostum kamonnnnn
bir de yalandan bir seni seviyorum canım kendim atalım ortaya.
kapansın gitsin konu.
şu devirde şu yaşında öz güven eksikliği yaşayan da kendisine insan demesin yani.
nedir ya bu yıkıklık..
devamını gör...
7415.
"yok, çok sevişmenin hiç zararı yok."
konserde eşlik ederken bu dizeye "sevişmenin" kelimesine denk gelince yanımdaki insanların ses desibelinin azalması çok garibime gitti.
daha uzatırdım da, neyse.
bu kadar.
*
konserde eşlik ederken bu dizeye "sevişmenin" kelimesine denk gelince yanımdaki insanların ses desibelinin azalması çok garibime gitti.
daha uzatırdım da, neyse.
bu kadar.
*
devamını gör...
7416.
selam başlık.
ya da günlük, hangisini alınırsan artık. birkaç satır bir şey karalayıp gidicem. çok da ciddi meseleler değil, iç dökme şeysi gibi.
pazartesi günü sabahı 8 civarlarında motora atladım. biraz işlerim vardı onları halletmeye gidiyodum. en azından niyet oydu. sonra adamın biri kulağımda dans et diye bağırdı. henüz kontağı yeni kapatmışken tekrar açtım. ateşleyip yola vurdum kendimi. sadece sürdüm. yola baktım, giderken düşündüm. ara sokaklara kırdım bazen. güzel bi manzara görünce biraz durdum, ihtiyaç anında içmek için çantamın köşesinde duran sigaradan yaktım. biraz nemliydi, hava da yer yer yağışlıydı zaten önemli değil.
köy yollarına saptım arada, ormana daldım. zaten yolda da görecek çok bir şey kalmamıştı. yol bittiğinde yolu değiştirmek gerekiyormuş. zorlamamak lazımmış. sonra ya duvara çarpıyosun ya da virajı alamayıp düşüyosun. lastik tutmuyo bazen de işte.
olur öyle.
ne kadar sürdüğümü bilmiyorum. 2 günlük yol gibi işte. sadece düşünmek müzik dinlemek ve arada eskü usul kalem defter şekliyle yazma işi.
ara ara kendi kendime güzel şakalar yaptım, bazen de ağlaştık beraber.
yeni geldim sayılır. bi kahve koydum şimdi, iki satır diye başladığım bu yazı yığınını yazarken yudumluyorum. köşelerini yumuşatmayı unuttuğum seramik kupayla.
zaten niye var onu da bilmiyorum.
güzel yolculuktu sevgili kendim. umarım bazı ağırlıkları bırakabilmişsindir.
yine yola çıkacağız çünkü.
ya da günlük, hangisini alınırsan artık. birkaç satır bir şey karalayıp gidicem. çok da ciddi meseleler değil, iç dökme şeysi gibi.
pazartesi günü sabahı 8 civarlarında motora atladım. biraz işlerim vardı onları halletmeye gidiyodum. en azından niyet oydu. sonra adamın biri kulağımda dans et diye bağırdı. henüz kontağı yeni kapatmışken tekrar açtım. ateşleyip yola vurdum kendimi. sadece sürdüm. yola baktım, giderken düşündüm. ara sokaklara kırdım bazen. güzel bi manzara görünce biraz durdum, ihtiyaç anında içmek için çantamın köşesinde duran sigaradan yaktım. biraz nemliydi, hava da yer yer yağışlıydı zaten önemli değil.
köy yollarına saptım arada, ormana daldım. zaten yolda da görecek çok bir şey kalmamıştı. yol bittiğinde yolu değiştirmek gerekiyormuş. zorlamamak lazımmış. sonra ya duvara çarpıyosun ya da virajı alamayıp düşüyosun. lastik tutmuyo bazen de işte.
olur öyle.
ne kadar sürdüğümü bilmiyorum. 2 günlük yol gibi işte. sadece düşünmek müzik dinlemek ve arada eskü usul kalem defter şekliyle yazma işi.
ara ara kendi kendime güzel şakalar yaptım, bazen de ağlaştık beraber.
yeni geldim sayılır. bi kahve koydum şimdi, iki satır diye başladığım bu yazı yığınını yazarken yudumluyorum. köşelerini yumuşatmayı unuttuğum seramik kupayla.
zaten niye var onu da bilmiyorum.
güzel yolculuktu sevgili kendim. umarım bazı ağırlıkları bırakabilmişsindir.
yine yola çıkacağız çünkü.
devamını gör...
7417.
bu aralar işyerinde hiç istemediğim biriyle muhatap olmak zorunda kalıyorum ve sırf bu yüzden başım ağrıyor. arada başka sevdiğim arkadaşlarım olduğu için uzaklaşamıyorum da off.
devamını gör...
7418.
bugün bir arkadaşımla buluştuk. heeepp aynı sorun. abi siz neden yemek yemiyorsunuz ya? cidden şunu sormak istiyorum bir gün. ben dışarıya çıkarken düşündüğüm tek şey "acaba bügün ne yesem, hangi mekanın hangi yemeklerini keşfetsem." oluyor. neredeyse her arkadaşım yemek yemez ve bu yüzden mecburen ben de yemiyorum. offf yine kendi lafıma geldim.
buyrun: #3939068
buyrun: #3939068
devamını gör...
7419.
yolumun kesiştiği ve bir şekilde yakınım hissettiğim arkadaşlarım-sevdiklerimin acı çekmesine herhangi bir haksızlığa uğramasına hatta kadersel olarak olana bile düşman oluyorum.
sevdiklerini kaybetmelerine hiçbir şey yapamıyor olmak canımı yakıyor. dünyada o kadar şerefsiz tip varken iyilerin gitmesi neyin adaleti bilmiyorum.
şunu iyice anladım ki dünya çok garip bir yer ama dönmeye devam ediyor. hayatın sonunun olduğunu bile bile saçma sapan şeyler için üzülüyoruz. salak insanlara tahammül gösterip mücevher gibi olanlara haksızlık yapıyoruz. anın tadı diye yüzeysel sığırlarla muhattap oluyoruz. oysa hayat duruyorken de akıyorken de her günü anlamlı kılan sevdiklerimizle güzel. bir bardak çayın da en pahalı şarabın da anlamı yanında kimin olduğu, o hayatı yaşanır kılabilmesiyle ilgili. kimsenin diğerine tahammülü yok çünkü o ölünce hayat duracak zannediyor. hayat durmuyor ama ölüm de yaşam gibi akıyor ve başka evleri ziyaret ediyor.
sevdiklerini kaybetmelerine hiçbir şey yapamıyor olmak canımı yakıyor. dünyada o kadar şerefsiz tip varken iyilerin gitmesi neyin adaleti bilmiyorum.
şunu iyice anladım ki dünya çok garip bir yer ama dönmeye devam ediyor. hayatın sonunun olduğunu bile bile saçma sapan şeyler için üzülüyoruz. salak insanlara tahammül gösterip mücevher gibi olanlara haksızlık yapıyoruz. anın tadı diye yüzeysel sığırlarla muhattap oluyoruz. oysa hayat duruyorken de akıyorken de her günü anlamlı kılan sevdiklerimizle güzel. bir bardak çayın da en pahalı şarabın da anlamı yanında kimin olduğu, o hayatı yaşanır kılabilmesiyle ilgili. kimsenin diğerine tahammülü yok çünkü o ölünce hayat duracak zannediyor. hayat durmuyor ama ölüm de yaşam gibi akıyor ve başka evleri ziyaret ediyor.
devamını gör...
7420.
bir süredir gizliden gizliye hayvancılık yapmayı düşünüyorum. zaten zeytinlik var etrafı çitle de çevrili bir prefabrik koyar bakarım dalgama.
trt belgeselde falan görüyorum keçi çobanlarını acayip özeniyorum la. mis gibi hayat. milleti avrupa yakası'ndan başlayarak dizilerle günümüze kadar beyaz yaka olmaya özendirdiler yıllar boyunca. elinde kahve ile s.. kırığı gibi dolaşıp elin işini yapmanın nesine özenilir la ? anlamıyorum.
neyse bugün aştım kendimi. valideyle telefonda konuşuyoruz bu düşüncemi anlattım. destekledi de. şaşırdım. sonra dedim beni everin. biri var herhalde derken o kısımda içim bi burkuldu. yok. yok çünkü. çünkü benim bulduklarım pek uzun ömürlü kimseler değiller*. kendisine de anlattım. bulacaklarını da harcayacağımı düşündükleri için herhalde cevap vermedi. hoff.
8 çocuklu aileli, ford ranger + kovboy şapkalı ve her anında soğuk biralı huzurlu bir çiftlik hayatı hayalim var. bakalım.
trt belgeselde falan görüyorum keçi çobanlarını acayip özeniyorum la. mis gibi hayat. milleti avrupa yakası'ndan başlayarak dizilerle günümüze kadar beyaz yaka olmaya özendirdiler yıllar boyunca. elinde kahve ile s.. kırığı gibi dolaşıp elin işini yapmanın nesine özenilir la ? anlamıyorum.
neyse bugün aştım kendimi. valideyle telefonda konuşuyoruz bu düşüncemi anlattım. destekledi de. şaşırdım. sonra dedim beni everin. biri var herhalde derken o kısımda içim bi burkuldu. yok. yok çünkü. çünkü benim bulduklarım pek uzun ömürlü kimseler değiller*. kendisine de anlattım. bulacaklarını da harcayacağımı düşündükleri için herhalde cevap vermedi. hoff.
8 çocuklu aileli, ford ranger + kovboy şapkalı ve her anında soğuk biralı huzurlu bir çiftlik hayatı hayalim var. bakalım.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378