sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
başlık "peripetya" tarafından 03.01.2021 03:48 tarihinde açılmıştır.
6561.
uzun zamandır kelimelerin uğramadığı bir anayol kenarında bekliyordum seni. gelir mi diye değil, acaba nerede diye.
vaktiyle cümlelerin rüzgâr olurdu; şimdi esintisiz bir hava gibi sessizsin. belki kalemin yolunu şaşırdı, belki de hatırlanmayan-hatırlanmayacak bir sayfanın kenarında kaldım. yine de insan, bazı sessizliklerde en çok adı fısıldanan kişi olmak istiyor. merak ediyorum; unutuş mu ağır bastı, yoksa yazılmayı bekleyen başka satırlar mı çıktı karşına? unutma gecikmiş bir mektubun, okunası olmayacak sonra.
melankolik yazmıyorum ha, söz sanatı felan da hak getire. ima var sadece. dokundurma, tariz ne dersen de.
diyordu ya adam "ben küfür etmem söverim diye", ben de ağız dolusu sövüyorum sana. kimse yok yanımda şu anda, tabi ki sövdüğümü kimse duymuyor, okuyan da bilmiyor zaten kime sövdüğümü.
ben ara ara buradayım ; satır aralarındaki yerimi soğutmuyorum.
belki vücût bulamadı beyninde sözler, toparlayamadın cümleleri, belki kelimelerini başka limanlara uğrattın, kim bilir?
elbette; hayatın telaşına kim kızabilir? ben de kızmıyorum.
bunu bir hesap sorma olarak , belki de bir yoklama, bir kin ve sitem olarak "d ü ş ü n".
bu bir hesap sorma , yoklama, kin ve sitem çünkü.
hani bazen bir kapıya uzun süre vurulmazsa, içerde biri var mı diye şüpheye düşer ya insan; ben o şüpheye düşmüyorum. yürü git oradan.
sözüm meclisten içeri.
not: yazdıklarımı paylaşmadan tekrar okudum da, ne kadar gereksiz, ne kadar mesnetsiz, ne kadar nefret dolu, ne kadar çiğ yazmışım, kendimden utandım gerçekten de. silmeye de kıyamadım yazdıklarımı. bu yazı burada kalsın da bana ders olsun diye silmedim, öfkeyle kalkmayayım ki zararla oturmayayım diye.
sana asla bir kin, sitem besleyemem. çok iyisin sen.
inan ki çok imreniyorum sana, çünkü sen çok güçlüsün, hayatımda senin kadar güçlü kimseyi görmedim. kendimi bilirdim ben. kendimi güçlü zannederdim, beni bile şaşırttın sen. iyi ki tanımışım seni,
gaflete düşecektim neredeyse...
vaktiyle cümlelerin rüzgâr olurdu; şimdi esintisiz bir hava gibi sessizsin. belki kalemin yolunu şaşırdı, belki de hatırlanmayan-hatırlanmayacak bir sayfanın kenarında kaldım. yine de insan, bazı sessizliklerde en çok adı fısıldanan kişi olmak istiyor. merak ediyorum; unutuş mu ağır bastı, yoksa yazılmayı bekleyen başka satırlar mı çıktı karşına? unutma gecikmiş bir mektubun, okunası olmayacak sonra.
melankolik yazmıyorum ha, söz sanatı felan da hak getire. ima var sadece. dokundurma, tariz ne dersen de.
diyordu ya adam "ben küfür etmem söverim diye", ben de ağız dolusu sövüyorum sana. kimse yok yanımda şu anda, tabi ki sövdüğümü kimse duymuyor, okuyan da bilmiyor zaten kime sövdüğümü.
ben ara ara buradayım ; satır aralarındaki yerimi soğutmuyorum.
belki vücût bulamadı beyninde sözler, toparlayamadın cümleleri, belki kelimelerini başka limanlara uğrattın, kim bilir?
elbette; hayatın telaşına kim kızabilir? ben de kızmıyorum.
bunu bir hesap sorma olarak , belki de bir yoklama, bir kin ve sitem olarak "d ü ş ü n".
bu bir hesap sorma , yoklama, kin ve sitem çünkü.
hani bazen bir kapıya uzun süre vurulmazsa, içerde biri var mı diye şüpheye düşer ya insan; ben o şüpheye düşmüyorum. yürü git oradan.
sözüm meclisten içeri.
not: yazdıklarımı paylaşmadan tekrar okudum da, ne kadar gereksiz, ne kadar mesnetsiz, ne kadar nefret dolu, ne kadar çiğ yazmışım, kendimden utandım gerçekten de. silmeye de kıyamadım yazdıklarımı. bu yazı burada kalsın da bana ders olsun diye silmedim, öfkeyle kalkmayayım ki zararla oturmayayım diye.
sana asla bir kin, sitem besleyemem. çok iyisin sen.
inan ki çok imreniyorum sana, çünkü sen çok güçlüsün, hayatımda senin kadar güçlü kimseyi görmedim. kendimi bilirdim ben. kendimi güçlü zannederdim, beni bile şaşırttın sen. iyi ki tanımışım seni,
gaflete düşecektim neredeyse...
devamını gör...
6562.
#3761794
yaaaa kıyamam kendime yaaaa… bitti geçti gitti..
çok mutluyum yaaaa…
tabi bunun konusu da burası değildi ama görmüşken bir söyleyim dedim.
asıl söylemek istediğim şey anlayamadığım bir şekilde çok sıcak aşırı sıcak hissediyordum, bugün üşüdüm buna da mutluyum laaağnn.
oohhh sefam olsun..
yaaaa kıyamam kendime yaaaa… bitti geçti gitti..
çok mutluyum yaaaa…
tabi bunun konusu da burası değildi ama görmüşken bir söyleyim dedim.
asıl söylemek istediğim şey anlayamadığım bir şekilde çok sıcak aşırı sıcak hissediyordum, bugün üşüdüm buna da mutluyum laaağnn.
oohhh sefam olsun..
devamını gör...
6563.
insanlardan soğumak istiyorum…
ama onlar klima gibi fişi çeksem bile bir şekilde cızırdayarak çalışmaya devam ediyorlar.
ben kendi halimde bir köşede çürümeye razıyım aslında, ama insanlar ısrarla gelip neyin var? diye soruyor.
yani kardeşim, neyin var diye sorulacak kadar gözle görülür bir çöküş sergilemiyorum ki ben içten içe küfleniyorum, sessiz sedasız.
ama yok, illa birlikte çürüyelim tayfası çıkıyor.
soğumak istiyorum onlardan, ama her biri birer mikrodalga fırın gibi
bir tanesi iyiyim ya dese, içimdeki umut kırıntılarını ısıtıyor.
sonra aslında seni özledim diyene kadar bekliyor, pat, gene yanıyorum.
kendime diyorum ki, insanlardan uzak dur, huzuru yalnızlıkta bul.
ama sonra markette kasiyer iyi günler deyince bile kalbim acaba bana mı iyi dedi? diye kıpırdıyor.
ulan ben romantik değilim, toplumsal olarak savunmasızım.
insanlardan soğuyamamak ne biliyor musun?
biri seni defalarca hayal kırıklığına uğratıyor, sen hala belki bu sefer normal davranır diyorsun.
yani yanmış tostun kenarını kazıyıp yeniden yemek gibi bir şey bu.
hem mide bulandırıcı, hem umut dolu.
artık soğumak değil, donmak istiyorum.
ama hayat, kombisi köklenmiş bir daire gibi
ne kadar cam açarsan aç, yine de içerisi insan sıcaklığı kokuyor.
ve o koku, ne yazık ki gitmiyor…
insanlardan soğuyamıyorum çünkü ben hala birinin içi sıcaktır belki diye yanılmaya gönüllüyüm.
ve işin en acı tarafı bu kadar yanılmayı bile haklı bir sıcaklık sanıyorum.
ama onlar klima gibi fişi çeksem bile bir şekilde cızırdayarak çalışmaya devam ediyorlar.
ben kendi halimde bir köşede çürümeye razıyım aslında, ama insanlar ısrarla gelip neyin var? diye soruyor.
yani kardeşim, neyin var diye sorulacak kadar gözle görülür bir çöküş sergilemiyorum ki ben içten içe küfleniyorum, sessiz sedasız.
ama yok, illa birlikte çürüyelim tayfası çıkıyor.
soğumak istiyorum onlardan, ama her biri birer mikrodalga fırın gibi
bir tanesi iyiyim ya dese, içimdeki umut kırıntılarını ısıtıyor.
sonra aslında seni özledim diyene kadar bekliyor, pat, gene yanıyorum.
kendime diyorum ki, insanlardan uzak dur, huzuru yalnızlıkta bul.
ama sonra markette kasiyer iyi günler deyince bile kalbim acaba bana mı iyi dedi? diye kıpırdıyor.
ulan ben romantik değilim, toplumsal olarak savunmasızım.
insanlardan soğuyamamak ne biliyor musun?
biri seni defalarca hayal kırıklığına uğratıyor, sen hala belki bu sefer normal davranır diyorsun.
yani yanmış tostun kenarını kazıyıp yeniden yemek gibi bir şey bu.
hem mide bulandırıcı, hem umut dolu.
artık soğumak değil, donmak istiyorum.
ama hayat, kombisi köklenmiş bir daire gibi
ne kadar cam açarsan aç, yine de içerisi insan sıcaklığı kokuyor.
ve o koku, ne yazık ki gitmiyor…
insanlardan soğuyamıyorum çünkü ben hala birinin içi sıcaktır belki diye yanılmaya gönüllüyüm.
ve işin en acı tarafı bu kadar yanılmayı bile haklı bir sıcaklık sanıyorum.
devamını gör...
6564.
dijital ayak izi çok enteresan bir şey.
devamını gör...
6565.
sabah hamlamış bir şekilde kalkacağım gibi bir his var içimde, umarım yanılırım. *
devamını gör...
6566.
a
devamını gör...
6567.
okb beni canlı canlı yedi bitirdi. kurtulamıyorum. sürekli düşünüyorum. kafam kendi içinde bir şeyler yaşıyor. çok yoruldum. kimseyi görmek bile istemiyorum.
devamını gör...
6568.
sözlük yazarları bu başlık altında toplanıyor...........
yazarların son modası bu moda.......
öncelikle daft punk favorilerine girip çal birisini diye basıyorum.
the game of love çalmaya başladı, fona bu şarkıyı ekliyorum.
odaya gelen kıza ne yapıyorsun diye soruluyor, kız da çalışıyorum diyor. çalışıyor olsaydın elinde çay bardağıyla bu odaya gelmezdin.
kız sürekli meşgul olduğunu söylüyor belli ki birisi ona çok boşsun demiş.
bazı gerçekleri konuşarak kapatamazsın.
görünmez olmayı hafif tempoda dans etmek için kullanmak isterdim, daft punk şarkıları genelde bu tempoları çok iyi yapıyor.
bir çocuğum olsaydı ona yasaklar koyardım. örneğin melankolisine katkı sunacak tek bir şeyi bile etrafında tutmasına izin vermezdim. ne gerek var? her ülkede bu böyle midir işte bunu bilmiyorum. bana değilmiş gibi geliyor. acımız, derdimiz ve meşguliyetlerimizle hava atıyoruz. kimseyi muhatap bulamazsak kendimize yapıyoruz.
ne çektin be eppur.
valla elimde olsa hiç o işlere girmezdim-diyeceğim fakat yalan olur.
tamam kardeşim haklısın haklısın da hırsızın hiç mi suçu yok?
deneyim dediğin yaşamakla ilgili bir kavram fakat termal otel deneyimi diye bir şey duydum az önce. kullanımı yanlış değil belki ama bana yanlış geliyor.
acaba para beni iyi bir noktaya taşısın diye mi kazanıyorum yoksa sattığım zavallı dakikalarımı boş heveslerimle süslemeye mi kullanıyorum diye sormalı insan kendine.
hoş insan kendisine yığınla soru sormalı ama böyle böyle deli olduk. hoş onun da bi rahatlığı var. keşke biraz da özgüven eklese delilik sosu, demek ki yeterince delirmemişim. bu da benim kusurum olsun. her güzelin bir kusuru olur. peki ben güzel miyim? ne bilelim yani güzel dediğin şey ne mesela? bugün öyle hissediyorsam güzelim. öyle değil mi güzelim?
bu kullanımı sıkıcı bulsam da kendimi alamam.
kamonkamonkamonkamonkamonkamon=> evet lose yourself to dance çalıyor şimdi de
yazarların son modası bu moda.......
öncelikle daft punk favorilerine girip çal birisini diye basıyorum.
the game of love çalmaya başladı, fona bu şarkıyı ekliyorum.
odaya gelen kıza ne yapıyorsun diye soruluyor, kız da çalışıyorum diyor. çalışıyor olsaydın elinde çay bardağıyla bu odaya gelmezdin.
kız sürekli meşgul olduğunu söylüyor belli ki birisi ona çok boşsun demiş.
bazı gerçekleri konuşarak kapatamazsın.
görünmez olmayı hafif tempoda dans etmek için kullanmak isterdim, daft punk şarkıları genelde bu tempoları çok iyi yapıyor.
bir çocuğum olsaydı ona yasaklar koyardım. örneğin melankolisine katkı sunacak tek bir şeyi bile etrafında tutmasına izin vermezdim. ne gerek var? her ülkede bu böyle midir işte bunu bilmiyorum. bana değilmiş gibi geliyor. acımız, derdimiz ve meşguliyetlerimizle hava atıyoruz. kimseyi muhatap bulamazsak kendimize yapıyoruz.
ne çektin be eppur.
valla elimde olsa hiç o işlere girmezdim-diyeceğim fakat yalan olur.
tamam kardeşim haklısın haklısın da hırsızın hiç mi suçu yok?
deneyim dediğin yaşamakla ilgili bir kavram fakat termal otel deneyimi diye bir şey duydum az önce. kullanımı yanlış değil belki ama bana yanlış geliyor.
acaba para beni iyi bir noktaya taşısın diye mi kazanıyorum yoksa sattığım zavallı dakikalarımı boş heveslerimle süslemeye mi kullanıyorum diye sormalı insan kendine.
hoş insan kendisine yığınla soru sormalı ama böyle böyle deli olduk. hoş onun da bi rahatlığı var. keşke biraz da özgüven eklese delilik sosu, demek ki yeterince delirmemişim. bu da benim kusurum olsun. her güzelin bir kusuru olur. peki ben güzel miyim? ne bilelim yani güzel dediğin şey ne mesela? bugün öyle hissediyorsam güzelim. öyle değil mi güzelim?
bu kullanımı sıkıcı bulsam da kendimi alamam.
kamonkamonkamonkamonkamonkamon=> evet lose yourself to dance çalıyor şimdi de
devamını gör...
6569.
sözlükte çok iğrenç şeyler dönüyor, farkedip duydukça ve gördükçe insanın midesi bi guruldamıyor değil yani; bazen kişiyi ahlaki, düşünce yapısal ve görüşü itibarıyla önemser epey değere laik biçimde önemseriz!
hani bazen durup süzgeçten geçirince her şeyi ve dönüp kendine bakınca, ya ben iyiymişim bu ne rezillik bu ne kepaze aykırılık diyemeden edemiyor insan.
edit: bu rezilliğe tabii olan kişilerde "evet yaa aynen" diyenlerin olması daha bi ironik.
hani bazen durup süzgeçten geçirince her şeyi ve dönüp kendine bakınca, ya ben iyiymişim bu ne rezillik bu ne kepaze aykırılık diyemeden edemiyor insan.
edit: bu rezilliğe tabii olan kişilerde "evet yaa aynen" diyenlerin olması daha bi ironik.
devamını gör...
6570.
geçenlerde biri ile tanıştım. yeni yeni görüyordum hatunu. sebep oldu tanıştık. dikkatimi çektiği kadar varmış. güleryüzlü, hoşsohbet bir insan. ağustosta başlamış.
bugün öğrendim. sevgili yapmış. manitasını da söyledi. o elemanı da tanıyorum. o da çok şeker bir çocuk. allah bozmasın.
da.
ben bir yıl önce başladım burada işe. bir yıldır servisti, yemekhaneydi, etkinliklerdi başka başka birimlerden insanları gördüğüm oluyor. ya da kendi birimimde birçok kişi var.
bir kişinin bile dikkatini çekmediğime eminim. bir kişi bile "ooo hoşmuş ya denk düşsek de bi muhabbet döndürsek." dememiştir. bir yıldır değil biri ile flört etmek biri ile muhabbet bile gelişmedi. çünkü kimse beni merak etmedi. kimse benim için "hımmmm hiç de fena değil." demedi.
başka bir hatun var. arkadaşım hatta. iyi kız bence. seviyorum. da şimdi allah için dünyanın en buzdolabı insanı. özgüven eksikliği de var. kendi de farkında zaten. asosyal olduğunu söylüyor. biraz inek bir tip. iş ve evi arasında bi hayatı var. güzel de değil hani. normal bi kadın kişisi. ama bu kadın evli. mutlu bi ilişkisi var. eşinden bahsederken yüzü gülüyor. ben de onun adına mutluyum tabii. belli ki bu hâline eşi çok iyi geliyor. ne güzel.
şimdi burada mevzu şu.
ben bütün muhabbet severliğime, bütün güleryüzüme, bütün normal hâllerime hatta tavrımdan kaynaklı biraz da dikkat çekici hâllerime rağmen aslında hiç de dikkat çekici değilim. benim dikkat çekiciliğim daha çok "kim bu manyak?" ya da "bu nasıl tip?" noktasında kalıyor. kimseye bir kadın olarak çekici geliyorum. kimsenin merakını celbetmiyorum. kimsenin hoşuna gitmiyorum. kimse benimle tanışmak için bir adım atmıyor ya da kimse benim için herhangi bir çaba göstermiyor, herhangi bir emek harcamıyor. derdim biri beni kovalasın değil elbette. anlaşılıyordur. umurumda olmaz zaten bi diyalog kurulsa ben çok güzel de seviyorum valla.
kırk yaşımın şafağında bu tercih edilmemişlik artık biraz zoruma gidiyor. afet değilim tamam ama iyi biriyim. muhabbetim fena sayılmaz. benimle eğlenirsiniz. öyle çok tutucu, çok gevşek, çok kıro, çok aşko kuşko biri değilim. kararındayım bence. normalim yani. standart.
hani böyle önümde kuyruk olmasını da beklemiyorum ama hiç kimsenin mi hoşuna gitmem? hiç kimse mi beni istemez?
görüyoruz hatunlar için millet neler neler yapıyor. süprtizler, hediyeler ne bileyim bunlarda gözüm yok. ama benim için hiçbir şey yapılmadı be. millet manitasına ya da hoşlandığı kadına jest olsun diye hayatında daha önce oyun zilemediği hâlde tiyatro bileti ayarlıyor sırf kadın mutlu olsun diye. sırf onunla bir şey yapmak için. sırf o seviyor diye. beni de zaten gittiği parka bile yanında çağırmaz adam.
daha neler neler sayarım da. gözlerim doldu yemin ederim kendi kimsesizliğime.
beni neden sevmediniz?
bugün öğrendim. sevgili yapmış. manitasını da söyledi. o elemanı da tanıyorum. o da çok şeker bir çocuk. allah bozmasın.
da.
ben bir yıl önce başladım burada işe. bir yıldır servisti, yemekhaneydi, etkinliklerdi başka başka birimlerden insanları gördüğüm oluyor. ya da kendi birimimde birçok kişi var.
bir kişinin bile dikkatini çekmediğime eminim. bir kişi bile "ooo hoşmuş ya denk düşsek de bi muhabbet döndürsek." dememiştir. bir yıldır değil biri ile flört etmek biri ile muhabbet bile gelişmedi. çünkü kimse beni merak etmedi. kimse benim için "hımmmm hiç de fena değil." demedi.
başka bir hatun var. arkadaşım hatta. iyi kız bence. seviyorum. da şimdi allah için dünyanın en buzdolabı insanı. özgüven eksikliği de var. kendi de farkında zaten. asosyal olduğunu söylüyor. biraz inek bir tip. iş ve evi arasında bi hayatı var. güzel de değil hani. normal bi kadın kişisi. ama bu kadın evli. mutlu bi ilişkisi var. eşinden bahsederken yüzü gülüyor. ben de onun adına mutluyum tabii. belli ki bu hâline eşi çok iyi geliyor. ne güzel.
şimdi burada mevzu şu.
ben bütün muhabbet severliğime, bütün güleryüzüme, bütün normal hâllerime hatta tavrımdan kaynaklı biraz da dikkat çekici hâllerime rağmen aslında hiç de dikkat çekici değilim. benim dikkat çekiciliğim daha çok "kim bu manyak?" ya da "bu nasıl tip?" noktasında kalıyor. kimseye bir kadın olarak çekici geliyorum. kimsenin merakını celbetmiyorum. kimsenin hoşuna gitmiyorum. kimse benimle tanışmak için bir adım atmıyor ya da kimse benim için herhangi bir çaba göstermiyor, herhangi bir emek harcamıyor. derdim biri beni kovalasın değil elbette. anlaşılıyordur. umurumda olmaz zaten bi diyalog kurulsa ben çok güzel de seviyorum valla.
kırk yaşımın şafağında bu tercih edilmemişlik artık biraz zoruma gidiyor. afet değilim tamam ama iyi biriyim. muhabbetim fena sayılmaz. benimle eğlenirsiniz. öyle çok tutucu, çok gevşek, çok kıro, çok aşko kuşko biri değilim. kararındayım bence. normalim yani. standart.
hani böyle önümde kuyruk olmasını da beklemiyorum ama hiç kimsenin mi hoşuna gitmem? hiç kimse mi beni istemez?
görüyoruz hatunlar için millet neler neler yapıyor. süprtizler, hediyeler ne bileyim bunlarda gözüm yok. ama benim için hiçbir şey yapılmadı be. millet manitasına ya da hoşlandığı kadına jest olsun diye hayatında daha önce oyun zilemediği hâlde tiyatro bileti ayarlıyor sırf kadın mutlu olsun diye. sırf onunla bir şey yapmak için. sırf o seviyor diye. beni de zaten gittiği parka bile yanında çağırmaz adam.
daha neler neler sayarım da. gözlerim doldu yemin ederim kendi kimsesizliğime.
beni neden sevmediniz?
devamını gör...
6571.
ince düşünenler için bu dünya bir cehennem .
kötü düşünmek , kötüyü düşünmek ise paha biçilemez olmalı .
kötü düşünmek , kötüyü düşünmek ise paha biçilemez olmalı .
devamını gör...
6572.
dışarıdan bakıyorum duruma, kendim dahil değilmişim gibi; buz gibi ve duygusuz ve dahi mimiksiz. görüyorum ki; ağlamaklı sesine eklediğin buğu, gariptir manzarayı daha çok netleştiriyor.
neyin ağlamasıdır bu acaba? pişmanlık mı, mutsuzluk mu, can yanığı mı? özlem mi, öfke mi, ne? şekeri bitmiş çikletten dertli bir çocuk gibi yarım kalmış ağız tadına ağladın ya hep, yine ona ağlıyorsun. ben bu halleri çok iyi biliyorum.
çok tuhaf ama her duygu ünik bence. bir duygudan çıkılınca bir daha oraya dönemiyorsun. duyguyu hatırlıyorsun ama aynını bir kere daha hissedemiyorsun. sesin, buğusu, boğazındaki düğümler ve o söz; evet, hatırlattı duyguyu ama taşıyamadı bugüne. yetmedi... tükürülmüş çiklet gibi o kadar eskimiş, o kadar yıpranmış, o kadar kirlenmiş, o kadar tadı kaçmıştı ki, yetmedi.
"canımmm"
neyin ağlamasıdır bu acaba? pişmanlık mı, mutsuzluk mu, can yanığı mı? özlem mi, öfke mi, ne? şekeri bitmiş çikletten dertli bir çocuk gibi yarım kalmış ağız tadına ağladın ya hep, yine ona ağlıyorsun. ben bu halleri çok iyi biliyorum.
çok tuhaf ama her duygu ünik bence. bir duygudan çıkılınca bir daha oraya dönemiyorsun. duyguyu hatırlıyorsun ama aynını bir kere daha hissedemiyorsun. sesin, buğusu, boğazındaki düğümler ve o söz; evet, hatırlattı duyguyu ama taşıyamadı bugüne. yetmedi... tükürülmüş çiklet gibi o kadar eskimiş, o kadar yıpranmış, o kadar kirlenmiş, o kadar tadı kaçmıştı ki, yetmedi.
"canımmm"
devamını gör...
6573.
parçala-böl-yönet ilişki şeklinden tiksiniyorum.
kırılan kırılabilir.
kırılan kırılabilir.
devamını gör...
6574.
bir laf vardı asla hatırlamam mümkün değil ama tam olarak öyle.
her şey yolunda her şey yolunda her şey yolunda.
her şey yolunda her şey yolunda her şey yolunda.
devamını gör...
6575.
bu aralar aşırı bunaldım, dedim sözlüğe bakayım. kayıt olduğum dönemden (bkz: kedi yiyen fare (yazar)) yok; hiçbir şeyin tadı tuzu yok.
neyse, (bkz: diko (yazar)) bana yeter.
neyse, (bkz: diko (yazar)) bana yeter.
devamını gör...
6576.
bir kaza sonucu iki elinizi ve iki bacağınızı kaybetmeyi mi yoksa ölmeyi mi seçersiniz diye sorulduğunda insanlar bu soruyu ölmeyi seçerim diye cevaplıyormuş ve bu bence (de) şaşırtıcı değil. şaşırtıcı olan araştırmalara göre gerçekten bütün uzuvlarını kaybeden insanların çoğunun "ölmediğim için şükrediyorum" diyor olması. insanın adapte olma gücü sandığımızdan çok daha yüksek.
devamını gör...
6577.
bataklıkta bir domuzla güreşirseniz, ikiniz de kirlenirsiniz fakat domuz bundan keyif alır.
devamını gör...
6578.
günlerin yarattığı yoğunluk pek güzel. bir sürü şey var yapmalık.
yapacak bir çok şey varken, keyfimin kahyası hepsini erteliyor.
işleri sallayabilmek, ''ertelemek'' çok değerli bir edim. bu güce sahip olmal 'kendinin patronu olmak' gibi bir şey.
kibirlendiriyor beni.
yapacak bir çok şey varken, keyfimin kahyası hepsini erteliyor.
işleri sallayabilmek, ''ertelemek'' çok değerli bir edim. bu güce sahip olmal 'kendinin patronu olmak' gibi bir şey.
kibirlendiriyor beni.
devamını gör...
6579.
bazen bir şarkı, bazen bir şiir, bazen de bir film/dizi insanlara dokunup onlarda yer etmenizi sağlar. bendeki şiir olmuş. kıymetli bir arkadaştan (bkz: apollonia) aniden gelen mesajla hafızamdan silinmiş bir şiiri hatırladım ve pek de mutlu oldum ( bu şiiri vakti zamanında kendisiyle paylaşmıştım ve çok beğenmişti)
laf lafı açtı derken planlanmamış bi buluşma yaptık. çok da güzel oldu. çalıştığı kitapçıya gittim ve bi hovardalık yapıp kitap aldım. keşke vaktimiz olsaydı da daha fazla sohbet edebilseydik lakin ki iş vakti çok fazla goygoy olmaz diyerekten hem de başını ağrıtmadan yanından ayrıldım. tam 2 yıldır görüşmemiştik güzel oldu. yine bir şey bahane olur görüşürüz, umarım 2 yıl sürmez bu sefer akdsfddskf
" benim bi parçamsın ne demek armağan ?"
laf lafı açtı derken planlanmamış bi buluşma yaptık. çok da güzel oldu. çalıştığı kitapçıya gittim ve bi hovardalık yapıp kitap aldım. keşke vaktimiz olsaydı da daha fazla sohbet edebilseydik lakin ki iş vakti çok fazla goygoy olmaz diyerekten hem de başını ağrıtmadan yanından ayrıldım. tam 2 yıldır görüşmemiştik güzel oldu. yine bir şey bahane olur görüşürüz, umarım 2 yıl sürmez bu sefer akdsfddskf
" benim bi parçamsın ne demek armağan ?"
devamını gör...
6580.
üniversite sınavına yeniden hazırlanıyorum, pandemi yeni yeni bitiyor. yıl 2021 falandı.
depresyondan ve evden çıkamamaktan dolayı sözlüklere sarmıştım. her sözlükte hesabım vardı.
şimdi iste tarih tekerrür ediyor. moral bozukken sarıyor çünkü.
depresyondan ve evden çıkamamaktan dolayı sözlüklere sarmıştım. her sözlükte hesabım vardı.
şimdi iste tarih tekerrür ediyor. moral bozukken sarıyor çünkü.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361