sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
başlık "peripetya" tarafından 03.01.2021 03:48 tarihinde açılmıştır.
7801.
öfke patlaması bu çağın en yaygın hastalıklarından biri gibi..
sokakta, trafikte, işyerlerinde, evlerimizin içinde.. insanların konumu, eğitimi, yetiştiği aile ya da sahip olduğu imkanlar artık pek bir fark yaratmıyor. herkes biraz daha gergin, biraz daha kırılgan, biraz daha tahammülsüz..
ne yazık ki bu öfke iklimi sözlüğü de esir almış durumda.. kim neyi savunuyor, neyi düzeltmeye çalışıyor, hangimiz iyi niyetle yola çıkıyor; bunların arasında kaybolurken bazen başka yerlere nasıl zarar verildiğini de hepimiz görüyoruz..
herkes gibi bende çok üzgünüm tüm olanlara..
en büyük kazanç sakin kalabilmektir bazen..
sokakta, trafikte, işyerlerinde, evlerimizin içinde.. insanların konumu, eğitimi, yetiştiği aile ya da sahip olduğu imkanlar artık pek bir fark yaratmıyor. herkes biraz daha gergin, biraz daha kırılgan, biraz daha tahammülsüz..
ne yazık ki bu öfke iklimi sözlüğü de esir almış durumda.. kim neyi savunuyor, neyi düzeltmeye çalışıyor, hangimiz iyi niyetle yola çıkıyor; bunların arasında kaybolurken bazen başka yerlere nasıl zarar verildiğini de hepimiz görüyoruz..
herkes gibi bende çok üzgünüm tüm olanlara..
en büyük kazanç sakin kalabilmektir bazen..
devamını gör...
7802.
berbat başlayan bir sabah bu kadar mı güzel biter.
sabah sanki kalp krizi geçirecek hale gelip akşam uzun zamandır geçirdiğim en huzurlu geceyi yaşadım.
hayat çok garip lan. valla çok garip.
bu arada sağlıksal bir durum söz konusu değil. kalbim sağlam ve hala çok minnoş **
sabah sanki kalp krizi geçirecek hale gelip akşam uzun zamandır geçirdiğim en huzurlu geceyi yaşadım.
hayat çok garip lan. valla çok garip.
bu arada sağlıksal bir durum söz konusu değil. kalbim sağlam ve hala çok minnoş **
devamını gör...
7803.
iyi hissetmiyorum.
devamını gör...
7804.
"bazen diyorum ki ne olacak, söyle gitsin. sonra diyorum ki, söyleyince ne olacak, sus bitsin!"
öyle bir gece.
öyle bir gece.
devamını gör...
7805.
yoldaş ağam bu sözlüğün esansı eskik. itibarına gölge düşüyi.
devamını gör...
7806.
pain hakkında;
arkadaşlarım bi adam var. tertemiz, sanki başak burcu. ama değil işte yengeç. benden 2 yaş büyük, acıları en az benim kadar. yaralı, hemde en az benim kadar. acıdan beslendiğimizden değil ama mutsuzuz ikimizde ya anla işte.
dating app’ten tanıştık. laylaylom öyle. denk gelişimiz bana göre çok matah bir şekil. (garsonum) tüm masalar dolu, hepsiyle ilgilenmişim ve boşluğa bakıyorum. çok pis sıkıldığım bir akşam oluyordu. dating app indiriyim dedim. foto koydum, profil ayarlarımı yaptım ve önlüğün cebine attım telefonu hiç bişey beklemeden. sonra masaları dolandım. herkesin keyfi yerinde. tatlıları götürdüm cart curt. telefona bi bakıyım dedim +99 like. 5 dk içinde. kafayı yersin. hemen tek tek keltoşlara ve yaşlılara çarpı attım. beğendiğim yüzler olmadı. kolay beğenen birisi değilim. hatta patronum çok eleştirdiğimi söyler ve birine şans vermem gerektiğini. (biliyor yalnızlıktan kıvrandığımı). ama işte o şahsına münhasır kişiyi bulmak benim için imkansızdı.
pain’e kadar.
pain kıvrandırıyor beni şu sıralar. yazıp kusayım içimdekileri.
şahsına münhasır pain paşamızın yüzünü beğendim. yüzünden sıkılcağım bir kişiyle asla yapamam. allah özene bezene yaratmış, efsane bi yaratık. yüzlerce insana çarpı attıktan sonra onu gördüm. ona bi şans vermek istedim. halbüki fotoda aşağı doğru bakıyo gözleri görünmüyo bile. belki sıkıcı gelecek yüzü, bilemiyorum o an… (yüzeysel biri değilim, asla. karakter daha önemli benim için, yine de…)
smalltalk, deeptalk derken biz konuşmaya başladık baya… baya derken sabah 6:30 gece 11:30. işe gidiyor, kulaklığını takıyor, arka fonda beni duyuyor. bende onu. kimle ne konuştu, ben ne konuştum, her şey ortada. belki red flag bi davranış ama günlerimiz artık böyle geçiyor. ikinizde kontrol manyağısınız diyebilirsin buraya kadar okuduysan. biz de bilmiyoruz neyin ne olduğunu. ikimizde daha önce böyle bir şey yapmamışız. belki de darlamaktı bu ama kapatamıyoruz da telefonları. derken bir bağ oluşmaya başladı sanki. (şuan çakırkeyfim bu arada, yazım yanlışlarına takılmayalım.)
taşınıyorum evimden, bi elimde telefon, telefonda pain diğer elimde döşek, döşeğimi merdivenlerden taşıyamazdım tek başıma, o yüzden aşağı yuvarladım tek elimle… böyleli anladın mı. durum vahim. red flagler uçuşuyor bi yerlerde yada yangın var içerlerde bi yerlerde… çözemiyorum…
pain 1 ay sonunda yanıma geldi. telefondaki rahatlığım yoktu. klavye delikanlılığım söndü a*k. gerginim, bekliyorum tren garında. paşamızı gördüm.
heybetli, kuvvetli, maskülen ve fit, saçları ibiş yalamış gibi. kendinden emin adımlarla yürüyor tanktop’uyla. artık telefonda değil adam. geliyor çarprazdan. bende gidiyorum ona doğru, deri ceketim, elimde sigaram, kendimden emin, saç, makyaj güzel, içimde bir kıpırtıyla ve otuz iki dişimle gülerek.
bu beni gördü. gözlerini çekti, sola baktı. bana baktı, sağa baktı, bana bakıyor ama gülmüyor. meymenetsiz. suratsız ve ruhsuz. içimde camlar kırıldı. beni beğenmedi adam diye düşünüyorum. benimde yüzüm düşmek üzere, otuz iki dişimle gülmekten sadece gülümsemeye geçiyor yüzüm. hayal kırıklığımı oldum sana pain? holy shit…
neyse, düşündüklerimi tabii ki de ona söylemiyorum. benim içinde hayal kırıklı olmak üzere. moralim anında çöktü. sakız çiğniyorum bir yandan. hoş geldin diyorum, yanağına uzanmaya çalışıyorum, kendisi benden yirmi santim uzun. yanaklar şöyle böyle zar zor denk geliyor… bi yandan yürüyoruz a*k atlıları yetişir bize falan…
arabama biniyor, saçma sapan bir smalltalk sonrası evime geliyoruz. kaskatı oturuyor yeni evimin mutfağında. yorgun ve mutsuz… ona hediyesini veriyorum. ben sana hiç bir şey almadım çok utanç verici şuan diyor. 2-3 gün kalıyor ve dönüyor şehrine.
neyse a*k. biz bu paşamla 3 ay birlikte oluyoruz. o başka şehirde yaşıyor, ben başka şehirde. hep taşınmak istediğim yerde yaşıyor göt. sabah 6:30’dan gece uyuyana kadar açık kalan telefon görüşmeleri rutinimiz haline geliyor. iş yerinde kulaklıkla takılıyor, herkez fark ediyor ama kimse karışmıyor paşamıza. hoşuma da gidiyor bu durum. bağımlı oldum artık duruma mı, ilgiye mi, adama mı seçemiyorum…
bende onun yanına gittim. ilk sefer 4 gün. muhteşem geçmedi. telefonda daha neşeli ve curcunaydı her şey. real life’ta o anki enerjisi bana uymadı. 2. gidişim 2 hafta sonrasında 1 haftalıktı. çalışıyordu, evin anahtarı bendeydi, tek geziyordum. o sinirli ve mutsuzdu.
müzik dinliyorduk sürekli. benim ex aradı. rahat konuşayım diye öbür odaya geçti pain. akşama doğru esprimsi bi’ şey yaptı. güldüm. sahte gülüyorsun dedi. belli etmişim istemsizce. engel olamadım… ruhum acılar içinde kıvranıyordu sebepsiz. o bunu fark etti. içimi görmesine eridim. bu adamın ruhu benim ruhuma çok benziyor, kaldıramıyorum bazen.
gideceğim gün aşırı enerjik ve mutluydu. zoruma gitti. evden çıkıcağımız saniyeyi dört gözle bekliyordum. o da öyle. evimi özlemiştim, enerjisinden sıkılmıştım.
eve geldim. biz rutine devam ediyoruz laylaylom. telefondaki neşemiz başka, real life mutsuzluğumuz bambaşka. sanki ikiyüzlüyüz biraz.
derken biz bu süreçte 2 kere ayrıldık. ilkinde bir hafta konuşmadık. ikincisi 2 gün sürdü. 2.’sinde kesinlikle ayrıldık. bana yazmasaydı geri dönmezdim. arkadaş kalmaya karar verdik, neden onca arkadaşı varken benimde hayatında olmamı istiyor anlamıyorum. ve şuan yanına taşınmamı istiyor. toxic miyiz çözemedim. bir yandan rutine devam… 7/24 konuşuyoruz. aha arıyor, bi sn…
kendi duygularımı da anlayamadım, onu da çözemedim. aşık mıyım, seviyor muyum, arkadaş mıyım çözemedim. kafamda güzel oldu. konsantremi bölüyor şahsına münhasır kişilik…
yanına taşınıyorum. banane. ben ona vurgun gibiyim ama değilimde. üşengeç o, meraksız. araştırıp, okumaz buraları, nickimi bildiği halde. ve ben nickimi yoldaş haricinde kimseyle kolay paylaşmadım. neyse demek istediğim şu;
bu şehirden kurtuluyorum ben. hayalimdeki şehre taşınıyorum, duygularımı dizginlemek pahasına, beni hem önemseyip, hem de hayatının başrolü yapmayacak bi adamın hayatına gidiyorum… ona değer mi, zamanla çözer miyiz bilmiyorum. burada sadece nefes alırken onunla dolu, dolu yaşamak istediğimi biliyorum. arkadaşımda olsa. yoldaşım olsun istediğim adamın yanına gidiyorum. manga’nında dediği gibi; bir köprüden geçiyorum mutlu gibiyim sanki.
arkadaşlarım bi adam var. tertemiz, sanki başak burcu. ama değil işte yengeç. benden 2 yaş büyük, acıları en az benim kadar. yaralı, hemde en az benim kadar. acıdan beslendiğimizden değil ama mutsuzuz ikimizde ya anla işte.
dating app’ten tanıştık. laylaylom öyle. denk gelişimiz bana göre çok matah bir şekil. (garsonum) tüm masalar dolu, hepsiyle ilgilenmişim ve boşluğa bakıyorum. çok pis sıkıldığım bir akşam oluyordu. dating app indiriyim dedim. foto koydum, profil ayarlarımı yaptım ve önlüğün cebine attım telefonu hiç bişey beklemeden. sonra masaları dolandım. herkesin keyfi yerinde. tatlıları götürdüm cart curt. telefona bi bakıyım dedim +99 like. 5 dk içinde. kafayı yersin. hemen tek tek keltoşlara ve yaşlılara çarpı attım. beğendiğim yüzler olmadı. kolay beğenen birisi değilim. hatta patronum çok eleştirdiğimi söyler ve birine şans vermem gerektiğini. (biliyor yalnızlıktan kıvrandığımı). ama işte o şahsına münhasır kişiyi bulmak benim için imkansızdı.
pain’e kadar.
pain kıvrandırıyor beni şu sıralar. yazıp kusayım içimdekileri.
şahsına münhasır pain paşamızın yüzünü beğendim. yüzünden sıkılcağım bir kişiyle asla yapamam. allah özene bezene yaratmış, efsane bi yaratık. yüzlerce insana çarpı attıktan sonra onu gördüm. ona bi şans vermek istedim. halbüki fotoda aşağı doğru bakıyo gözleri görünmüyo bile. belki sıkıcı gelecek yüzü, bilemiyorum o an… (yüzeysel biri değilim, asla. karakter daha önemli benim için, yine de…)
smalltalk, deeptalk derken biz konuşmaya başladık baya… baya derken sabah 6:30 gece 11:30. işe gidiyor, kulaklığını takıyor, arka fonda beni duyuyor. bende onu. kimle ne konuştu, ben ne konuştum, her şey ortada. belki red flag bi davranış ama günlerimiz artık böyle geçiyor. ikinizde kontrol manyağısınız diyebilirsin buraya kadar okuduysan. biz de bilmiyoruz neyin ne olduğunu. ikimizde daha önce böyle bir şey yapmamışız. belki de darlamaktı bu ama kapatamıyoruz da telefonları. derken bir bağ oluşmaya başladı sanki. (şuan çakırkeyfim bu arada, yazım yanlışlarına takılmayalım.)
taşınıyorum evimden, bi elimde telefon, telefonda pain diğer elimde döşek, döşeğimi merdivenlerden taşıyamazdım tek başıma, o yüzden aşağı yuvarladım tek elimle… böyleli anladın mı. durum vahim. red flagler uçuşuyor bi yerlerde yada yangın var içerlerde bi yerlerde… çözemiyorum…
pain 1 ay sonunda yanıma geldi. telefondaki rahatlığım yoktu. klavye delikanlılığım söndü a*k. gerginim, bekliyorum tren garında. paşamızı gördüm.
heybetli, kuvvetli, maskülen ve fit, saçları ibiş yalamış gibi. kendinden emin adımlarla yürüyor tanktop’uyla. artık telefonda değil adam. geliyor çarprazdan. bende gidiyorum ona doğru, deri ceketim, elimde sigaram, kendimden emin, saç, makyaj güzel, içimde bir kıpırtıyla ve otuz iki dişimle gülerek.
bu beni gördü. gözlerini çekti, sola baktı. bana baktı, sağa baktı, bana bakıyor ama gülmüyor. meymenetsiz. suratsız ve ruhsuz. içimde camlar kırıldı. beni beğenmedi adam diye düşünüyorum. benimde yüzüm düşmek üzere, otuz iki dişimle gülmekten sadece gülümsemeye geçiyor yüzüm. hayal kırıklığımı oldum sana pain? holy shit…
neyse, düşündüklerimi tabii ki de ona söylemiyorum. benim içinde hayal kırıklı olmak üzere. moralim anında çöktü. sakız çiğniyorum bir yandan. hoş geldin diyorum, yanağına uzanmaya çalışıyorum, kendisi benden yirmi santim uzun. yanaklar şöyle böyle zar zor denk geliyor… bi yandan yürüyoruz a*k atlıları yetişir bize falan…
arabama biniyor, saçma sapan bir smalltalk sonrası evime geliyoruz. kaskatı oturuyor yeni evimin mutfağında. yorgun ve mutsuz… ona hediyesini veriyorum. ben sana hiç bir şey almadım çok utanç verici şuan diyor. 2-3 gün kalıyor ve dönüyor şehrine.
neyse a*k. biz bu paşamla 3 ay birlikte oluyoruz. o başka şehirde yaşıyor, ben başka şehirde. hep taşınmak istediğim yerde yaşıyor göt. sabah 6:30’dan gece uyuyana kadar açık kalan telefon görüşmeleri rutinimiz haline geliyor. iş yerinde kulaklıkla takılıyor, herkez fark ediyor ama kimse karışmıyor paşamıza. hoşuma da gidiyor bu durum. bağımlı oldum artık duruma mı, ilgiye mi, adama mı seçemiyorum…
bende onun yanına gittim. ilk sefer 4 gün. muhteşem geçmedi. telefonda daha neşeli ve curcunaydı her şey. real life’ta o anki enerjisi bana uymadı. 2. gidişim 2 hafta sonrasında 1 haftalıktı. çalışıyordu, evin anahtarı bendeydi, tek geziyordum. o sinirli ve mutsuzdu.
müzik dinliyorduk sürekli. benim ex aradı. rahat konuşayım diye öbür odaya geçti pain. akşama doğru esprimsi bi’ şey yaptı. güldüm. sahte gülüyorsun dedi. belli etmişim istemsizce. engel olamadım… ruhum acılar içinde kıvranıyordu sebepsiz. o bunu fark etti. içimi görmesine eridim. bu adamın ruhu benim ruhuma çok benziyor, kaldıramıyorum bazen.
gideceğim gün aşırı enerjik ve mutluydu. zoruma gitti. evden çıkıcağımız saniyeyi dört gözle bekliyordum. o da öyle. evimi özlemiştim, enerjisinden sıkılmıştım.
eve geldim. biz rutine devam ediyoruz laylaylom. telefondaki neşemiz başka, real life mutsuzluğumuz bambaşka. sanki ikiyüzlüyüz biraz.
derken biz bu süreçte 2 kere ayrıldık. ilkinde bir hafta konuşmadık. ikincisi 2 gün sürdü. 2.’sinde kesinlikle ayrıldık. bana yazmasaydı geri dönmezdim. arkadaş kalmaya karar verdik, neden onca arkadaşı varken benimde hayatında olmamı istiyor anlamıyorum. ve şuan yanına taşınmamı istiyor. toxic miyiz çözemedim. bir yandan rutine devam… 7/24 konuşuyoruz. aha arıyor, bi sn…
kendi duygularımı da anlayamadım, onu da çözemedim. aşık mıyım, seviyor muyum, arkadaş mıyım çözemedim. kafamda güzel oldu. konsantremi bölüyor şahsına münhasır kişilik…
yanına taşınıyorum. banane. ben ona vurgun gibiyim ama değilimde. üşengeç o, meraksız. araştırıp, okumaz buraları, nickimi bildiği halde. ve ben nickimi yoldaş haricinde kimseyle kolay paylaşmadım. neyse demek istediğim şu;
bu şehirden kurtuluyorum ben. hayalimdeki şehre taşınıyorum, duygularımı dizginlemek pahasına, beni hem önemseyip, hem de hayatının başrolü yapmayacak bi adamın hayatına gidiyorum… ona değer mi, zamanla çözer miyiz bilmiyorum. burada sadece nefes alırken onunla dolu, dolu yaşamak istediğimi biliyorum. arkadaşımda olsa. yoldaşım olsun istediğim adamın yanına gidiyorum. manga’nında dediği gibi; bir köprüden geçiyorum mutlu gibiyim sanki.
devamını gör...
7807.
.
devamını gör...
7808.
bu sen değilsin, nerede senin sahin?
yaşlı çocuk sakin
sen güzel gör öyle, bence hepsi çirkin
"tek ayak üstü yüzün üstü" yalan der o pişkin!
benim karnım yalanlara pek tok ve şişkin
kin tarlası sevgi vermez, kin oldukça ekinin
bana doğru konuşuyor: ben, ben, ben.
''düşünmek" yoruyor seni, biraz dinlen.
yahut içine kapan, nasıl istersen...
iyisi mi?
"sessizlik!" derim.
yaşlı çocuk sakin
sen güzel gör öyle, bence hepsi çirkin
"tek ayak üstü yüzün üstü" yalan der o pişkin!
benim karnım yalanlara pek tok ve şişkin
kin tarlası sevgi vermez, kin oldukça ekinin
bana doğru konuşuyor: ben, ben, ben.
''düşünmek" yoruyor seni, biraz dinlen.
yahut içine kapan, nasıl istersen...
iyisi mi?
"sessizlik!" derim.
devamını gör...
7809.
ben evde felsefe taallüm ederken, millet tokuşturuyormuş. suçlusu ben mi oldum neslihancığım ? bunlar hep sevgiyi yanlış yerde aramaktan.
devamını gör...
7810.
h3psüni ilgili başşıkşara yazıyorum zaten
devamını gör...
7811.
söyledik de dinlemediler, hoffff!
devamını gör...
7812.
yıllardır içmediğim şey kalmadı, şu türk insanının yaptığı kafayı yapamadım. ne yiyip içiyorsanız bana da söyleyin de ben de yapayım. bu kadar histerik, ilgi budalası, çok konuşan, saçmalayan insan nasıl kolonileşiyor hayret ediyorum şu güzel ülkemde.
devamını gör...
7813.
hayatı kaçırıyormuşum hissi geri geldi. bu en kötüsü. uyumayıp hobileri bırakıp her şeyden az az yapmaya çalışmak hem yorucu hem verimsiz.
farkında olduğum için bundan erkenden kurtulacağım.
farkında olduğum için bundan erkenden kurtulacağım.
devamını gör...
7814.
insanlara anlam vermekte hakikaten zorlanıyorum. her gün bir tatsız sürprizle karşılaşacağıma artık kesin gözüyle bakıyorum.
bu hayat bu kadar mı adaletsiz ya?
bu hayat bu kadar mı adaletsiz ya?
devamını gör...
7815.
7816.
malum finaller bitti yaz geldi vakit ne vaktidir? iş arama vakti! şimdi her yere üniversite öğrencisi değilim dondurucam kolpasını sıkma ve belge hazırlama, görüşmeye gitme vakti. küçük şehirde yaşamanın handikapı, hızlı davranmazsan senden önce davrananları alırlar. o yüzden sabah tıraş olup avm yolu tutma vakti...
devamını gör...
7817.
kaza yaptım sözlük.
şükür bende bir şey yok. arka cam komple indi.
sözlüğe fotoğraf atıyoruz diye böyle oluyor herhalde. nazar var anam.*
şükür bende bir şey yok. arka cam komple indi.
sözlüğe fotoğraf atıyoruz diye böyle oluyor herhalde. nazar var anam.*
devamını gör...
7818.
sanal arkadaslariiiiimm,
mujdemi isterim!
bu guzel kardesiniz bugun direksiyon sinavini gecti ve ehliyet almaya hak kazandi. kacinci seferde gectigimi sormayin pls. her fav "tebrikllerr, olaysiinnn" demek.
mujdemi isterim!
bu guzel kardesiniz bugun direksiyon sinavini gecti ve ehliyet almaya hak kazandi. kacinci seferde gectigimi sormayin pls. her fav "tebrikllerr, olaysiinnn" demek.
devamını gör...
7819.
çok içer az konuşurum. içtiğim için mi konuşamıyorum, konuşamadığım için mi içiyorum ben de bilmiyorum. gerçekten bilmiyorum. bugs bunny seninle hiç uğramam. neden kaçtığın umrumda da değil anlıyor musun. gerçi anlamazsın. sen amerikalısın.
devamını gör...
7820.
son zamanlarda sözlükteki garip havanın herkes kadar ben de farkındayım. mevzu açıklığa kavuştu mu sonuç ne oldu bilmiyorum ama severek tanımlarını okuduğum çoğu yazarın ya dondurmuş ya da sessizliğe gömülmüş olduğunu görmek beni üzdü.
burayı bir sosyalleşme platformu olarak görmüyorum. sohbet ettiğim ya da tanım üzerinden istişarede bulunduğum yazarlar var elbette ama her şey sınırında güzel.
herhangi bir protestoda ya da taraflı bir yorumda bulunmayacağım. yazmaya devam edeceğim ama sanırım seyrekleşecek.
burası benim için sanal günlüğüm görevi görüyor o yüzden ara ara buralarda olacağım yani.
yine de bu tatsız hava hiç hoşuma gitmiyor. keşke bazı şeyler olmasaydı diyorum. sanki samimi bir yerden görümce ve elitlerle dolu bir yere dönüşmüş gibi hissettiriyor.
neyse, geçmiş olsun sözlük.
bu ara hayatım oldukça yoğun, biraz dinleneyim.
sonrası sonra.
burayı bir sosyalleşme platformu olarak görmüyorum. sohbet ettiğim ya da tanım üzerinden istişarede bulunduğum yazarlar var elbette ama her şey sınırında güzel.
herhangi bir protestoda ya da taraflı bir yorumda bulunmayacağım. yazmaya devam edeceğim ama sanırım seyrekleşecek.
burası benim için sanal günlüğüm görevi görüyor o yüzden ara ara buralarda olacağım yani.
yine de bu tatsız hava hiç hoşuma gitmiyor. keşke bazı şeyler olmasaydı diyorum. sanki samimi bir yerden görümce ve elitlerle dolu bir yere dönüşmüş gibi hissettiriyor.
neyse, geçmiş olsun sözlük.
bu ara hayatım oldukça yoğun, biraz dinleneyim.
sonrası sonra.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
