sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
başlık "peripetya" tarafından 03.01.2021 03:48 tarihinde açılmıştır.
7681.
divam çok güzel, bazen görmeyeyim de unutayım diyorum, fakat yine yüzünü görüyorum karşımda. sağım solum, önüm arkam diva oluyor o zaman,
işte o zaman anlıyorum divadan kaçılamayacağını,
bir diva evreninde yaşadığımı,
nereye kaçsam ona çarpacağımı...
işte o zaman anlıyorum divadan kaçılamayacağını,
bir diva evreninde yaşadığımı,
nereye kaçsam ona çarpacağımı...
devamını gör...
7682.
dobarlan bıragma kendini
devamını gör...
7683.
devamını gör...
7684.
gözlerini açtığında tavan, tıpkı her sabah olduğu gibi, seçilemeyen çok açık bir sarıydı. gün ışığıyla beyaz arasında sıkışıp kalmış, renksiz denemeyecek kadar belli belirsiz bir tonda. yatağın içinde bir süre kıpırdamadan durdu. içinde bir yerlerde, her zamanki o sessiz telaş uyanmıştı bile: birileri beni sevmeli, yoksa bugün de öleceğim.
dolaptan üst üste yığılmış koyu renk kıyafetlerinden birini çekip çıkardı. dışarı adım attığı an, şehrin o sonsuz dairesel döngüsüne dâhil oldu. herkes bir şeylerin bitişini kutluyor ya da yeni bir şeylerin başlayacağına kendini inandırarak koşuşturuyordu. oysa hepsi aynı rayın üzerinde, körleşmiş gözlerle dönüp duran birer gölgeden ibaretti.
gündüzleri bir kimya laboratuvarında ölçümler yapıyor, belgeler düzenliyor, saat altıyı gösterdiğinde evinin yolunu tutuyordu. sıradandı. kalabalık bir otobüste göze çarpmayacak kadar renksiz, ahenksiz bir varoluş... yine de bazen, bir çay bardağından yükselen buğaya bakarken ya da kaldırımla birleşen yapraklara daldığında, ruhunun derinliklerindeki o küçük şair kıpırdanırdı.
öyle anlarda yanındakine döner, hiç beklemedikleri bir anlamı sarsıcı bir sadelikle söylerdi: "her bitiş bıkmadan yeniyi doğuruyor ama biz hep doğuma kör kalmayı seçiyoruz."
karşısındaki insan şaşkınlıkla yüzüne bakar, anlam veremediği bu anlık parlaklığa bir anlam yükleyemeden konusunu değiştirirdi. o da hemen kendi kabuğuna çekilir, o soluk sarı rengine geri dönerdi.
akşam saatlerinde bir kafede oturdu. gözleri, haftalardır takip ettiği, masanın birkaç adım ötesinde tek başına kahvesini yudumlayan adamdaydı. onun bir kez olsun bakışını yakalamak, sevgisini kazanmak için ruhunu satabilirdi. tüm dünyası o adamın jestlerinden, dudak kıvrımlarından ibaretti. onu kovaladıkça kendi içindeki boşluk büyüyordu.
oysa tam arkasındaki masada oturan, her akşam aynı saatte onunla aynı mekâna gelip sırf onun varlığını izlemekle yetinen o sessiz adamın farkında değildi. her akşam garsona bıraktığı bahşişin yanına onun için minik bir papatya bırakan, o soluk sarı gömleğin içindeki ruhu olduğu gibi seven insanı hiç görmüyordu.
gece yarısına doğru otobüs durağına doğru yürürken yağmur çiselemeye başladı. sevdiği adam bir taksiye binip gözden kaybolmuştu; yine geç kalmış, yine yetişememişti. durağın lambası yanıp sönerken içindeki küçük şair son bir kez fısıldadı: "insan, gözünün önündekine körleştiği kadar uzağın kölesi olur."
cebindeki anahtarı çıkardı, soğuk metal parmaklarının arasında kaydı. bir gün, o kovaladığı sevgisizliğin ortasında durup arkasına dönüp bakacaktı. amansızca aradığı şeyin aslında hemen arkasında, kendi bıraktığı izlerde yeşerdiğini fark edecekti.
ama o gün geldiğinde, saatler çoktan durmuş, raylar çoktan paslanmış olacaktı. ve o, ne kadar geç kaldığını anladığında, durağın üzerindeki açık sarı ışık bile tamamen sönecekti.
dolaptan üst üste yığılmış koyu renk kıyafetlerinden birini çekip çıkardı. dışarı adım attığı an, şehrin o sonsuz dairesel döngüsüne dâhil oldu. herkes bir şeylerin bitişini kutluyor ya da yeni bir şeylerin başlayacağına kendini inandırarak koşuşturuyordu. oysa hepsi aynı rayın üzerinde, körleşmiş gözlerle dönüp duran birer gölgeden ibaretti.
gündüzleri bir kimya laboratuvarında ölçümler yapıyor, belgeler düzenliyor, saat altıyı gösterdiğinde evinin yolunu tutuyordu. sıradandı. kalabalık bir otobüste göze çarpmayacak kadar renksiz, ahenksiz bir varoluş... yine de bazen, bir çay bardağından yükselen buğaya bakarken ya da kaldırımla birleşen yapraklara daldığında, ruhunun derinliklerindeki o küçük şair kıpırdanırdı.
öyle anlarda yanındakine döner, hiç beklemedikleri bir anlamı sarsıcı bir sadelikle söylerdi: "her bitiş bıkmadan yeniyi doğuruyor ama biz hep doğuma kör kalmayı seçiyoruz."
karşısındaki insan şaşkınlıkla yüzüne bakar, anlam veremediği bu anlık parlaklığa bir anlam yükleyemeden konusunu değiştirirdi. o da hemen kendi kabuğuna çekilir, o soluk sarı rengine geri dönerdi.
akşam saatlerinde bir kafede oturdu. gözleri, haftalardır takip ettiği, masanın birkaç adım ötesinde tek başına kahvesini yudumlayan adamdaydı. onun bir kez olsun bakışını yakalamak, sevgisini kazanmak için ruhunu satabilirdi. tüm dünyası o adamın jestlerinden, dudak kıvrımlarından ibaretti. onu kovaladıkça kendi içindeki boşluk büyüyordu.
oysa tam arkasındaki masada oturan, her akşam aynı saatte onunla aynı mekâna gelip sırf onun varlığını izlemekle yetinen o sessiz adamın farkında değildi. her akşam garsona bıraktığı bahşişin yanına onun için minik bir papatya bırakan, o soluk sarı gömleğin içindeki ruhu olduğu gibi seven insanı hiç görmüyordu.
gece yarısına doğru otobüs durağına doğru yürürken yağmur çiselemeye başladı. sevdiği adam bir taksiye binip gözden kaybolmuştu; yine geç kalmış, yine yetişememişti. durağın lambası yanıp sönerken içindeki küçük şair son bir kez fısıldadı: "insan, gözünün önündekine körleştiği kadar uzağın kölesi olur."
cebindeki anahtarı çıkardı, soğuk metal parmaklarının arasında kaydı. bir gün, o kovaladığı sevgisizliğin ortasında durup arkasına dönüp bakacaktı. amansızca aradığı şeyin aslında hemen arkasında, kendi bıraktığı izlerde yeşerdiğini fark edecekti.
ama o gün geldiğinde, saatler çoktan durmuş, raylar çoktan paslanmış olacaktı. ve o, ne kadar geç kaldığını anladığında, durağın üzerindeki açık sarı ışık bile tamamen sönecekti.
devamını gör...
7685.
buruk bir sevinç var içimde. bir yandan içim içime sığmıyor diğer yandan hep bir hüzün.
devamını gör...
7686.
iyi bi dayak yemek istiyorum. böyle kafamı gözümü kıracak, kemiklerimi un ufak edecek bir babayiğit varsa aşti'ye gelsin danışmaya burada diko denen hıyar nerede diye sorsun. çıkın çıkın gelin. vallahi şikayetçi de olmam. var mı lan öyle bir babayiğit?
devamını gör...
7687.
var, geldim...
devamını gör...
7688.
#4057766
diko dayı muay thai kickboks branşında 3. dan'ım. az buçukta jiu-jitsu biliyorum. hazır da emek tarafındayken iyi oldu bu teklif.
biraz ter atalım. en geç yarım saate oradayım.
diko dayı muay thai kickboks branşında 3. dan'ım. az buçukta jiu-jitsu biliyorum. hazır da emek tarafındayken iyi oldu bu teklif.
biraz ter atalım. en geç yarım saate oradayım.
devamını gör...
7689.
#4057619
yegenim konum atıyorum. sabah yediye kadar buradayım. sopa, muşta, kelebek ne bulursan getir. rapor alır gece vardiyasını da bitirmiş olurum. çık gel, bekliyorum.
yegenim konum atıyorum. sabah yediye kadar buradayım. sopa, muşta, kelebek ne bulursan getir. rapor alır gece vardiyasını da bitirmiş olurum. çık gel, bekliyorum.
devamını gör...
7690.
erken dövemez abi. şöyle zebellah gibi bir zenci dayı lazım.
devamını gör...
7691.
çok söylemek istediğim şey var. ama anlatmakla da uğraşmak istemiyorum.
sadece su influencer tayfa. bir arkadaşımın eşi hobi amaçlı girdi şimdi ayda 100k kazanıyor. 5k takipçi. yayınlara 2 yaşındaki çocuğu çıkarıyor. şimdi arkadaşım da o ise başladı. ya bizi boşuna mı silkiyorlar üç kuruş paraya merak ediyorum. bir de çocuğa üzülüyorum.
sadece su influencer tayfa. bir arkadaşımın eşi hobi amaçlı girdi şimdi ayda 100k kazanıyor. 5k takipçi. yayınlara 2 yaşındaki çocuğu çıkarıyor. şimdi arkadaşım da o ise başladı. ya bizi boşuna mı silkiyorlar üç kuruş paraya merak ediyorum. bir de çocuğa üzülüyorum.
devamını gör...
7692.
uyursam işlerimi halledemem sözlük beni ayakta tut işkence çekiyorum şu an.s
devamını gör...
7693.
ömrü hayatımda bir kere bile her gün kanlı canlı şekilde görebileceğim bir kıza aşık olamadım. bırak aşık olmayı hoşlanmadım bile. ne okullar ne iş. mahallede bütün küçük çocukların aşık olduğu o kız bile yoktu bizim mahallede. uzak mesafe ilişkisinin kavuşmadaki dopamin patlamasına mı bağımlıyım nedir bilmiyorum, garipsemiyordum ama galiba garipsemek lazım.
devamını gör...
7694.
*
bu gün bu çocukların doğum günü. onları ilk gördüğüm gün böyleydiler. kızımı * kucağıma aldığımda dört aylık olmuştu, onunla dünyam değişti. sonra kardeşi de * benim oldu. dünyam daha da değişti. beraber büyüdüler, verdikleri mutluluğu, sevgiyi, onlara duyduğum sevgiyi, şefkati, telaşı, ihtimamı kimseyle kıyaslayamam. yepyeni kapılar, pencereler açtılar zihnimde, gönlümde, çoktan körelmiş hatta hiç gelişmemiş duygularımı açığa çıkardılar.
sonra, yedi yaşına geldiklerinde kızım epilepsi oldu. çok mücadele ettim. sağlığına tekrar kavuşmak ihtimali yoktu ama hiç değilse o insafsız krizlerini hafif ve uzun aralıklarla geçirsin, biraz daha yaşasın diye elimden geleni yaptım. başarısız oldum. oğlan üç bacağında üç lif koparmış olmasına rağmen nispeten bugünlere sağlıkla geldi. ama kardeşini kaybedeli neredeyse on ay oldu, keyfi asla bir daha eskisi gibi yerine gelmedi, tadı yok, neşesi yok, gözü hala bahçe kapısında, gelir belki diye bekliyor.
jan hanımı bahçeye, annem için diktiğim servinin dibine defnettim. hala gidip başucuna oturamadım, bir tek cümle kuramadım. ne diyebilirdim bilemedim ki? bugün eğer nefesim, gücüm yeter, kalbim dayanırsa gidip toprağını okşamak niyetim, iyi ki doğdun kızım, iyi ki hayatıma girdim diyebilirim belki.
iyi ki doğdunuz çocuklar iyi ki hayatıma girdiniz. siz olmasanız bu kadar mutlu geçmezdi bu yıllar. jirocum, kardeşin yattıkça ömrün uzun olsun oğlum. ikinizi de çok sevdim. canım kızım özlemin hiç bitmeyecek, kalbimdeki yerin hiç değişmeyecek.
bu gün bu çocukların doğum günü. onları ilk gördüğüm gün böyleydiler. kızımı * kucağıma aldığımda dört aylık olmuştu, onunla dünyam değişti. sonra kardeşi de * benim oldu. dünyam daha da değişti. beraber büyüdüler, verdikleri mutluluğu, sevgiyi, onlara duyduğum sevgiyi, şefkati, telaşı, ihtimamı kimseyle kıyaslayamam. yepyeni kapılar, pencereler açtılar zihnimde, gönlümde, çoktan körelmiş hatta hiç gelişmemiş duygularımı açığa çıkardılar.
sonra, yedi yaşına geldiklerinde kızım epilepsi oldu. çok mücadele ettim. sağlığına tekrar kavuşmak ihtimali yoktu ama hiç değilse o insafsız krizlerini hafif ve uzun aralıklarla geçirsin, biraz daha yaşasın diye elimden geleni yaptım. başarısız oldum. oğlan üç bacağında üç lif koparmış olmasına rağmen nispeten bugünlere sağlıkla geldi. ama kardeşini kaybedeli neredeyse on ay oldu, keyfi asla bir daha eskisi gibi yerine gelmedi, tadı yok, neşesi yok, gözü hala bahçe kapısında, gelir belki diye bekliyor.
jan hanımı bahçeye, annem için diktiğim servinin dibine defnettim. hala gidip başucuna oturamadım, bir tek cümle kuramadım. ne diyebilirdim bilemedim ki? bugün eğer nefesim, gücüm yeter, kalbim dayanırsa gidip toprağını okşamak niyetim, iyi ki doğdun kızım, iyi ki hayatıma girdim diyebilirim belki.
iyi ki doğdunuz çocuklar iyi ki hayatıma girdiniz. siz olmasanız bu kadar mutlu geçmezdi bu yıllar. jirocum, kardeşin yattıkça ömrün uzun olsun oğlum. ikinizi de çok sevdim. canım kızım özlemin hiç bitmeyecek, kalbimdeki yerin hiç değişmeyecek.
devamını gör...
7695.
halen ilk kez görecekmişim gibi onu görmeyi bekliyorum.
devamını gör...
7696.
biz burada iki goygoy yapıp meteliğe kurşun sıkarak kafamızı dağıtmaya çalışırken, memleket arka planda kendi kurallarıyla tıkır tıkır işlemeye devam ediyor. sen pazar poşetini nasıl dolduracağını düşünürken, okul servis ücretlerine gelen zam mı nasıl öderim diye hesap yaparken hatta bazılarımız düğün masrafını hesap edip evlenmekten kaçarken; diğer tarafta birileri aşiret ve sünnet düğünlerinde kilolarca altın şov yapıyor. seçimle kazanılan belediyelere, parası milletin cebinden çıkmış köprülere falan zaten hiç girmiyorum. peşkeş listesi uzayıp gidiyor. tüm bu çıldırmaca içinde biraz olsun nefes almak, gururlanmak için filenin sultanları’nı avuçların patlayana kadar gözyaşıyla alkışlayayım diyorsun,o da ne bir gün sonra öğreniyorsun ki, soytarının biri çıkıp " kadınların başarısına sevinmek dinden çıkarır" diyor.lütfedip sana din dersi veriyor. kısacası; sen “bugün de hayatta kaldık” diye avunup iki mizah yapmaya çalışırken, hayat seni yine en sertinden gerçeklerle tokatlıyor. hani, bilin istedim.
devamını gör...
7697.
ben neden güneş doğmadan uyanıyorum bilader? neden deliksiz 5 saat uyuyamıyorum. ve bu lanet nem neden güneş doğmadan karabasan gibi çöktü. dur lan daha yazın gelmesine 2 ay var.
devamını gör...
7698.
sadece beni güldürebilen eşsiz mizah yeteneğim sayesinde aklımı koruyorum.
yoksa işler hiç iyi gitmiyor.
yoksa işler hiç iyi gitmiyor.
devamını gör...
7699.
arkadaşlar, benim hakkımda ne duyuyorsanız ve ne düşünüyorsanız kesinlikle ben öyle biriyimdir. sonuçta sizden iyi bilecek halim yok…
devamını gör...
7700.
#4058733 bazen yıkılmış, yorgun, bitkin bir şekilde gelirsin eve. günün daha iyi olması için sana bakması kuyruk sallaması yeterli.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
