7841.
ay uyuyabilecek miyim acaba? acaba? accccaaabaaaaaaaa?!
devamını gör...
7842.
seni çok özledim demek istiyorum cümlede en çokta çok kelimesi az kalıyor. "sen de beni çok özle" demek istiyorum bu kez de çok kelimesi çok oluyor diye korkuyorum. söyleyince çok oluyorum susunca çok ölüyorum..
devamını gör...
7843.
herkesin bir konuda bir şekilde istikrarlı oluşuna ayrı hayranım. sanırım bu yüzden hiç arkadaşım da yok.
devamını gör...
7844.
en yakın arkadaşımla bir araya gelince şansımız gülüyor bazen. bugün bir iş yerine başvuru vermeye gittik 1 kişi alacaklardı ama sizi ayırmayalım diyip ikimizi de aldılar. bazen şansım gülüyor. bu yaz tatilini de işsiz geçirmeyip ağustos böceği karınca misali 3 ay kazanıp 9 ay sevdiceğimle yiyeceğim.
devamını gör...
7845.
temmuz ayı geldi
boku yedik
şimdi ne kadar alamancı hödüğü varsa arabasına atlayıp tatile çıkayon ayağına
soluğ burada alacak, daha sınırı geçer geçmez, trafik kamerası da dahil nerede bir
kamera görseler karşısına kurulup ;
-siz vadanın gıyymedini bilmiyounuuuuzzzz, biiiiz biliyoooghhh
-en böyyüh reyüüüüzzzzz
-biz çoh vadanseveriiizzz, siz bu vadanın gıymedini bilmiyonuuuzzzz

diye manyak manyak konuşmaya başlarlar.
lan madem vatanının kıymetini sen çok biliyonda, ben niye burada yaşıyorum
sen niye niye senede sadece 1-2 hafta tatile geliyorsun ?

ayvayı yedik, yine sabrımızı sınayacaklar, yine anasına bacısına sövdürmek için
ellerinden geleni yapacak hödük herifler (hepsi değil tabi, kimlerden bahsettiğimi
anlayan anladı)
devamını gör...
7846.
varlığından habersiz değilim ama senin yaklaşma yönteminle de harekete falan geçmem. söyleyeceğin bir şey varsa güzel güzel selamını vereceksin.
devamını gör...
7847.
fizana gitmiyorum ya alüminyum, bu ne tantana ama bir yandan da normal yani hissettiklerim. zırlamak istemiyorum.
devamını gör...
7848.
ismet badem
devamını gör...
7849.
en içten duygularımla aşırı saf hissediyorum kendimi çoğu zaman. çok da yorgunum anlamak sorgulamak için.
devamını gör...
7850.
sıra sende bekliyorum.
devamını gör...
7851.
üç-üç buçuk yıl önce; bir şehre bir daha adım atmayacağımı, adım atmak istemediğimi söylemiştim. şimdi oraya gidiyorum. ettiğim "nadir" beylik laflardan birini yiyorum.
uykusuz bir gecenin sabahı, otogar ve yollar.

bilmem bu yol nereye çıkar
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
7852.
rüzgarı tutmaya çalışmanın beyhudeliği. ellerini açarsın, rüzgar parmaklarının arasından esip geçer; tutulası değil.
devamını gör...
7853.
“neyi seçersen seç pişman olursun. çünkü sorun tercihlerinde değil yaşanmamış bir hayatı romantize etmendir. insan her daim gidilmemiş bir yolu cazibeli ve gizemli bulur. bu yüzden mesele en doğru seçimi yapman değil. hangi pişmanlıkla yaşayacağını seçip karar vermendir."
devamını gör...
7854.
aklımı korumak için bir sürü şey deniyorum, zorlanıyorum. neden böyle oluyor anlamıyorum. stres anlarına iyi tepki vermiyorum. korkuyorum bir yandan da... korku da her boku bok ediyor. bokun daha da bok olması durumuyla karşılaşmadım desem yalan olur. süslü cümlelerim yok. sonra... sonra işte döndüm ve dedim ki, arkadaş dedim biz buraya oyun oynamaya mı geldik. o da dedi ki iki çiftetelli atsak fena olmaz dedi. hemen açtım müziği, atalım göbecikleri dedim ve sonra göbeğime baktım. bıngıl bıngıl bana gülümsedi. göbeğimle bir diyaloğa girecek değildim ama sanki konuşmak istiyor gibiydi. ben de merhaba göbüşüm dedim. direkt mevzuya girdi. beni eritmek istiyorsun biliyorum ama ben halimden çok memnunum dedi. aman boş ver dedim ben de. zaten seni eritmek istesem de ben de o irade ve istek şu an yok dedim. aferin sana dedi ve bıngıldadı bir. ben göbeğime bakayım biraz daha derken gözlerim ayaklarıma takıldı. küçük ayak parmağım bir el salladı ve sitem etmeye başladı. geçen gün beni masanın ayağına çarptığından beri başım ağrıyor dedi. aaaaaaa, seni bir doktora götüreyim belki bir beyin filmi falan çekerler dedim. salak salak konuşma benim beynim yok ki dedi. e dedim nasıl konuşuyorsun benimle. ben bütün bir varlığım komple beyinim gibi düşün dedi. o zaman senin komple filmini çekelim dedim. iyi de ben oyuncu olamam dedi. dedim öğrenirsin, yani herkes anasının karnından oyuncu olmuyor ki, hem elimde çok güzel bir proje var. başrolü verebilirim sana dedim. içinde tuhaf tuhaf hareketler var mı rolün diye sordu.

ne demek... tuhaf rollerin tillahı var dedim.
o da kabul etti. sen dedim şimdi git biraz oyunculuk çalış. sonra kafamı kaldırdım bir de ne göreyim, kendi burnumu.

burnum direkt konuya girdi. arkadaş sen ne biçim karaktersin. sana envai çeşit koku sunuyorum. duyduğun halde iplemiyorsun dedi.
iyi de dedim. her kokuyu iplemeye kalkarsam benim halim harap olur. sen de biraz anlayışlı ol yani dedim.

anlayışla işim yok benim dedi. benim amacım etrafta olan biteni sana doğru aktarıp hayatta kalmanı sağlamak.
ay canım benim. teşekkür ederim dedim.

sonra düşündüm. ulan ben nasıl burnumu görebildim ki?
burnumu görebilmem için hem aşağıya bakmam hem de biraz şaşı olmam gerekiyor diye düşündüm. sonra çantamdan ayna çıkarayım da bakayım dedim. tam da öyle yaptım.
aynaya baktım.
kendimden iki tane gördüm. demek ki gerçekten şaşıymışım.
ikisi aynı anda konuşmaya başladı.
bir de ben, etti mi sana üç kişi aynı anda aynı şeyi konuşan.

eehhhhh.. yeter be dedim. onlar da yeter be dedi.
ben yatıyorum var mı diyeceğiniz bir şey dedim aynadaki iki görüntüme.
cevap gelmedi.
neden?
çünkü aynalardaki yansımalarınız kendi kendilerine konuşmaz. deli olmayın.

bir dış ses belirdi.

dedi ki. aynadaki yansımalara yapay zekayla sohbet özelliği yüklesek.

ooooo dedim. teknoloji. alırım bir dal.

dalı napcan ayol dedi dış ses.

iç sesim cevap verme dedi. kim dinler ki iç sesi.....
devamını gör...
7855.
sessizliğin çok şey anlattı. peki.
devamını gör...
7856.
yorgunluktan uyuyamıyorum. çok saçma üf.
devamını gör...
7857.
yarın, yağmur yağarsa dışarı çıkacağım.

şöyle istiklal'de alayınızı s.kr.m der gibi yürümeyi özledim.

huyum böyle. bar bar dolaşmak istiyorum.

devamını gör...
7858.
sanırım her şeyden sıkıldım. sıkıldığım şeyleri tarif etmeyi denedim ama yazıp yazıp sildim. çünkü anlatacağım her şey bir itiraf olacak belki de. size değil kendime itiraf. bunu istemiyorum şu tahlilde. ne bileyim ben öyle depresif, intihara meyilli 17-20 skalasında oğlanlardan değilim ama bilmiyorum bende olmayan benim olduramadığım çok şey var. bu kimsenin umrunda olmayan şeyleri kimsenin umrunda olmayan bu yere yazmak kendime yazmak aslında. bazen organize işler'de kendini asan süperman gibi hissediyorum bazen solo joker filmindeki dışlanmış joker, bazen joker'den korkan cüce...kısa filmlerdeki figüran gibi. uzun metraja geçemedi hayatım bir türlü hep anlık skeçlerde yaşıyorum. bir şarkıya saplanıp kalıyorum bazen başa alıp alıp dinlenen araya reklam girince-premium hesabım yok hayatta hiçbir şeyim premium olmadı zaten-sinirleniyorum. aa diyorum hâlâ bir şeyleri kafaya takıyorum. youtube araya çok sık reklam koyuyor. konumuz bu değil. konumuz yok da zaten. konumuz benim kimsenin sikinde olmayan hislerim. kimsenin sikinde olmaması da benim sikimde değil. kestik.
devamını gör...
7859.
ahaha o kadar çok şey söylüyorum ki zihnimde buraya yazacak olsam müthiş olurdu aslında ama çok üşendim yazmayacağım
devamını gör...
7860.
bazen başka paralel evrenlerdeki beni izliyorum.

birisi müzik yapıyor, konserden konsere koşuyor, insanları başka diyarlara götüren gitar melodileri yazıyor ama o kadar sahte ki... kendisi olmaktan çok uzak, sadece insanların duymak istediklerini söylüyor bu. kendi olmaktan uzaklaşalı bi hayli olmuş... onu olduğu gibi kabul edemeyecekleri için mi bu yolu seçmiş acaba? düşünmeden edemiyorum. çok sahte gözüküyor gözüme... sırf daha iyi yere gelebilmek için hiç keyif alamayacağı insanlarla arkadaşlıklar kurmuş... hiç sevmediği ortamlarda başı çekmiş. hiç sevmiyorum bu beni. kaçarak uzaklaşıyorum buradan.

başka bir evrene gidiyprum. buradaki ben çok güzel bir roman yayınladı. öyle bir roman ki, okuyan insanlar ne zaman bir tren yolu görseler direkt akıllarına o roman geliyor. insanlarda travma yarartmış... insanların çok sevdiği ve çok komik bulduğu o yan karakterin sonunu bir tren yolunda getirmiş. güneşli bir yaz akşamında hem de..

çabuk sıkılıyorum yazar olandan, pek kibirli kendisi. çok okuyan birisi bu, okuduklarını sıkıcı romanlarında ''nasıl bilgimi aktarırım...'' diyerek uzatması yüzünden sıkılıyorum ondan. her konuşmasında bir şeyler bildiğini dolaylı yoldan anlatması yüzünden itiyorum kendimi. çok sıkıcı olduğunu söylemek istiyorum yüzüne ama bunda bile kendine bir pay çıkarıp lehine çevirmeyi bilecek kadar kendini kandırma konusunda yetenekli... kendini yapayalnız bırakmış, insanları istemediğini söyleyen kendisi ama insanların ondan kaçtığının farkında bile değil... bunu fark ettiğinde sonu yazdığı roman karakterleri gibi olacak...

farklı bir paralel evrende evlenip çoluk çocuğa karışmışım... nasıl da mutlu gözüküyorum bunda, bir görseniz. minik bir kız çocuğu, benim gibi burnunun üstü çil dolu. ''anne...'' diyor bana ince bir ses tonuyla. gerçekten mutlu muyum acaba burada? fırında pişen patates yemeği, mavi renge boyanmış ve bana çok korkutucu duran o mutfak... gözlerinde her an kötü bir şeyler olacak hissiyatı olan ben... her şeye daha dikkatli bakan ama bir o kadar da dikkatsiz gözüken ben... kafamın içi o kadar dolu ki, yan odada kıyamet kopsa beş saat sonra fark edecek olan ben...

kaçarcasına uzaklaşıyorum o evrenden! içimi bir korku kaplıyor. buraya bir daha asla gelmeyeceğim... çok korkutucu burası...

şimdi başka bir yere geliyorum. en çok olmak istediğim yere... hala lise zamanından kalma posterlerin asılı olduğu, beyaz boyanın hastane kadar kirli durduğu o oda... oda gerçekten de kir içinde... yerde cips kırıntıları, o kırıntıları yiyen karıncalar, bir orada bir burada duran teki kayıp çoraplar... kendimi görüyorum, kırmızı bir koltukta oturuyorum. bir zamanlar bana söz veren o arkadaşımla oturuyorum hem de... o iki dostun mutlu hallerini izliyorum. o iki şımarık dostun çok mutlu olduklarını biliyorum... birlikte yaptıkları saçma sapan muhabbetleri dinliyorum... hala lise 4'de konuştukları şeyleri konuşuyorlar. ilişkiler, şarkılar, gelecek hayalleri... ikisinin de üzerinde en sevdikleri metal grubunun tişörtü var. birisi pantera giymiş, diğeri lamb of god.

usulca yaklaşıyorum onlara, hemen karşılarındaki koltuğa oturuyorum. duvardaki takvim dikkatimi çekiyor. 2012'yi gösteriyor takvim. ikisinin de sarhoş gibi mutlu olduklarını düşünüyorum. sonra aklıma geliyor, normal sözlükteki sarhoşlar pek bi mutsuz... oysa ki nereden çıkardım sarhoş insanın mutlu olduğunu?

ikisine de sarılmak istiyorum. o iki insanın benim yaşadığım evrende bir daha asla bir araya gelemeyecek olduğunu söylemek istiyorum onlara... ne şanslı olduklarını anlatmak istiyorum. göğsüme bir şey oturuyor. şu an ağladığım gibi ağlıyorum orada. o evrendeki en yakın arkadaşıma sarılarak ağlıyorum aslında ben, neden beni yapayalnız bıraktın be kızım diye bağırmak istiyorum ona. çok üzülüyorum lan diyerek vurabilirim bile...

ama zaman yaklaşıyor. bulunduğum dünyaya geri dönmem gerekiyor... oysa ki hiç gitmek istemiyorum buradan... konuştukları o sıkıcı şeyleri sonsuza kadar dinlemek istiyorum. birlikte piknik yaptıkları, bir zamanlar çok güzel bahçeler olan ama bugün benim evrenimde binaların yapıldığı yerleri gezmek istiyorum. orada her şey eski, mutlu, güzel.

uzun uzun sarılıyorum o iki arkadaşa. sonsuza dek mutlu olacakları o evrene tekrar geleceğimi bilerek ayrılıyorum oradan. önce o evden çıkıyorum, rutubet kokan merdivenlerden aşağı bırakıyorum kendimi, seke seke binanın girişinden çıkıyorum. her zerresini her gözümü kapattığımda aklıma getirdiğim sokaktan denize koşuyorum. arkama bakamıyorum, eğer bir kez bakacak olursam buradan ayrılmayacağımı biliyorum.

işte şimdi buradayım. diğer benleri hayal ettiğim evrendeyim. tüm gerçekliğimin bulunduğu evrende... kulağımda kulaklıklar, hem en sevdiğim, hem de beni en tekinsiz yerlere götüren şarkı çalıyor. ayaklarımın dibinde tüy yumağı kedim uzanmış yatıyor. sol tarafımda açık olan balkon kapımdan dışarıyı izliyorum.

bir tarafım ise haziran 2012'yi öylesine unutmayacak ki, ne olursa olsun orada kalacak. asla temmuz gelmeyecek.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"sözlük yazarlarının söylemek istedikleri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim