normal sözlük yazarlarının karalama defteri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
başlık "makedonyalı" tarafından 08.11.2020 16:43 tarihinde açılmıştır.
3821.
bir gün olsun unutunca
dışımda kalıyorsun
oysa seni düşününce
ıçime sığmıyorsun
zaman zaman, zaman zaman, o zaman
zaman zaman, zaman zaman, o zaman
gözlerimi kapatınca
yanımda oluyorsun
seni öpsem, seni okşasam
farkına varmıyorsun
zaman zaman, zaman zaman, o zaman
zaman zaman, zaman zaman, o zaman
her gün akşam oluşunda
kadehime doluyorsun
yudum yudum, damla damla
düşüncem oluyorsun
zaman zaman, zaman zaman, o zaman
zaman zaman, zaman zaman, o zaman
sigaramın dumanında
dudağıma konuyorsun
her nefeste derin derin
ıçime doluyorsun
zaman zaman, zaman zaman, o zaman
zaman zaman, zaman zaman, o zaman
fonda bu şarkı var sen şu an new jerseydesin canım dotum belki bunları okumayacaksın biliyorum haftada 1 konuşsak bile seninle olan o deli gibi içtiğimiz, dertleştiğimiz geceleri özlemedim desem yalan olur.....
ama sen kurtardın kendini buradan ben ise daha yükseldim ama ruhsal olarak fonda dipteyim, sondayım, depresyondayım çalıyor....
kafka romanlarına girmek isterim bazen bilirsin bir böcek olarak uyanmak isterim bir sabah ama hamam böceği olarak değil bok böceği olarak....
bokun faydası üzerine bana verdiğin o 3 saatlik kafa ütülemesi halen aklımda....
devamını gör...
3822.
geriye dönüp baktığında özlediğin şey o günler değil, o günleri yaşayan kendinsin aslında. anılarını değil de anılarını yaşayan kendini özlüyorsun. yani falanca kişiyle gülmeyi değil de falanca kişiyle güldüğün zamanki halini. olaya böyle bakınca geçmiş hasreti azalıyor insanda. geride kaldıysa birileri, bir sebebi olmuştur illaki. yeniden bağlantıya geçmek yahut o günleri taklit etmeye çalışmak aynı hisleri asla vermez zira siz artık aynı siz değil farklı bir insansınız.
devamını gör...
3823.
sigarasız hayat gerçekten çok zor. kendimi zehirlemeden duramıyorum. öylesine boş geçiyor ki günlerim. yazılım çalışmam lazım ama ben tembellik ediyorum. spor filan yapıyorum bir de. her gün 5 veya 2.5 km spor salonunda koşu bandında yürüyüş. bazen ufak temaslar büyük heyecanlar yaratabiliyor. kadınlar mükemmel varlıklar.
devamını gör...
3824.
az önce ukdeler sekmesinde dolduracak ukde avındayken rahmetli yazar alaz'ın bırakmış olduğu ukdelere denk geldim. kendisini çok tanımazdım ve muhabbetimiz hiç olmamıştı ama vefatını duyduğumda üzülmüştüm. geride bıraktığı bu izleri görünce bir anda kafamda bir şeyler dank etti. meğer bunca zamandır burada bir gün ölürsem ve birileri bir şekilde bu hesabımı görür de okurlarsa mentalitesiyle yazıyormuşum ben. hiç kimseye söylemediğim, anlatmadığım şeyleri buraya yazmamdaki amaç bu. günün birinde ölsem bile birilerinin onları okuması ve beni iyi veya kötü yad etmesi. hatırlanmak. merak edilmek. acaba ne yaşadı da böyle yazdı diye düşündürmek. özlenmek.
bazen bazı başlıkların altına ölümün çok da umurunuzda olmadığını ve bir an önce çürümek için sabırsızlandığınızı yazdığınızda üzülüyorum. çünkü kendimi düşünüyorum ve diyorum ki "benim umurumda." ben merak ediyorum öldükten sonra yakınımdaki insanların ne yapacaklarını ya da eşyalarıma ne olacağını. telefonumu kurcalayıp bunları okurlar mı mesela? en sevdiğim küpelerimi ne yaparlar; birine mi verirler yoksa çöpe mi atarlar? ne kadar sürede unutulurum? çektiğim fotoğraflar, yaptığım müzik listeleri, tuttuğum günlükler, kutularda biriktirdiğim küçük hatıralar ne kadar sürede kaybolur ortadan? bunlar aklıma geldikçe sahip olduklarıma biraz daha bağlanıyorum. o özel gün elbisesini giyiyorum mesela durduk yere. o pahalı ojeden iki şişe alıyorum. aman ya hemen soğumayayım diye art arda dinlemeyi reddettiğim şarkıyı 30 kere üst üste dinliyorum bıkana kadar. pişmanlık duymadan ve keşke demeden ölmek istiyorum.
attığım şarkılar, bıraktığım ukdeler, kenara koyduğum taslaklar bulunursa bir gün diyeceğim o ki buradaydım ben. birçok şeyi affettim ve kabullendim. merak etmeyin yani. bir süre daha buralardayım gibi görünüyor.
bazen bazı başlıkların altına ölümün çok da umurunuzda olmadığını ve bir an önce çürümek için sabırsızlandığınızı yazdığınızda üzülüyorum. çünkü kendimi düşünüyorum ve diyorum ki "benim umurumda." ben merak ediyorum öldükten sonra yakınımdaki insanların ne yapacaklarını ya da eşyalarıma ne olacağını. telefonumu kurcalayıp bunları okurlar mı mesela? en sevdiğim küpelerimi ne yaparlar; birine mi verirler yoksa çöpe mi atarlar? ne kadar sürede unutulurum? çektiğim fotoğraflar, yaptığım müzik listeleri, tuttuğum günlükler, kutularda biriktirdiğim küçük hatıralar ne kadar sürede kaybolur ortadan? bunlar aklıma geldikçe sahip olduklarıma biraz daha bağlanıyorum. o özel gün elbisesini giyiyorum mesela durduk yere. o pahalı ojeden iki şişe alıyorum. aman ya hemen soğumayayım diye art arda dinlemeyi reddettiğim şarkıyı 30 kere üst üste dinliyorum bıkana kadar. pişmanlık duymadan ve keşke demeden ölmek istiyorum.
attığım şarkılar, bıraktığım ukdeler, kenara koyduğum taslaklar bulunursa bir gün diyeceğim o ki buradaydım ben. birçok şeyi affettim ve kabullendim. merak etmeyin yani. bir süre daha buralardayım gibi görünüyor.
devamını gör...
3825.
sana karşı o kadar nefret doluyum ki
öldüğünü görmek istiyorum bir zindanda.
öldüğünü görmek istiyorum bir zindanda.
devamını gör...
3826.
#2102753 burada bahsettiğim gibi kalpsiz değilmişim pek. ölüm döşeğindeyken ölmesin diye ağlayacak kadar bağlıymışım. öldükten sonra kendime gelemeyecek kadar da alışmışım. iyisiyle kötüsüyle senelerce aynı evin içindeydik. çoğu zaman nefret de etsem. annemle birbirlerine ne kadar bağlı olduklarını o ölmeden birkaç saat önce gerçekten fark ettim. can çekişirken elimi bırakma beraber çıkıp gidelim hastaneden sözlerini ne kadar zaman geçse de unutmam mümkün olmayacak. hiçbir zaman baba demedim üvey kelimesinin sonundaki baba bile beni rahatsız ettiği için üvey diye bahsederdim hep yakınlarıma. seninle birlikte nefretimin de üzerini örttüler o beyaz örtüyle. ve o da gömülü artık. ben ölürsem çocuklar çok zorlanacak burda diye ağlamıştın. zorlanıyoruz evet ama güçlüyüz. senin acıların artık geçti bizimkiler geçer mi bilemem.
devamını gör...
3827.
kimse benimle sürdürmez hissi beni mahvediyor.
devamını gör...
3828.
kırık bir aşk hikâyesi
evden çıkıp sağlık ocağına doğru giden yolun bittiği yerde tam grafitilik bir duvar var. duvarda bir yazı yazılıydı koca harflerle: "günaydın pamuğum"
pamuk, büyük ihtimalle duvarın karşısındaki çok katlı evlerden birinde oturan bir kızdı.
yazı orada epey kaldı. sonra araya seçimler girince üstü kireçle boyanıp yerini muhalefet partisi liderine övgü bir grafiti aldı.
cumartesi günü marketten eve yürüyerek dönerken mahallemizin camisinin yanından geçtim. orası da uzun, beyaz graffitilik duvara sahip bir yol. pamuklu duvardan bir kilometre ötede... duvarda, bozkurtlar ulusun tanrı türkü söylesin makamında duvar yazılarının yanında, küçük harflerle siyah boyayla yazılmış bir yazı:
pamuğum neredesin? yanında beyaz kireçle çizilmiş kırık bir kalp…
evden çıkıp sağlık ocağına doğru giden yolun bittiği yerde tam grafitilik bir duvar var. duvarda bir yazı yazılıydı koca harflerle: "günaydın pamuğum"
pamuk, büyük ihtimalle duvarın karşısındaki çok katlı evlerden birinde oturan bir kızdı.
yazı orada epey kaldı. sonra araya seçimler girince üstü kireçle boyanıp yerini muhalefet partisi liderine övgü bir grafiti aldı.
cumartesi günü marketten eve yürüyerek dönerken mahallemizin camisinin yanından geçtim. orası da uzun, beyaz graffitilik duvara sahip bir yol. pamuklu duvardan bir kilometre ötede... duvarda, bozkurtlar ulusun tanrı türkü söylesin makamında duvar yazılarının yanında, küçük harflerle siyah boyayla yazılmış bir yazı:
pamuğum neredesin? yanında beyaz kireçle çizilmiş kırık bir kalp…
devamını gör...
3829.
geceyi gündüzü öğrenmem lazım
gördüysem, duyduysam anlamam; bildiysem kabul etmem lazım
ömrün kısalığını unutmadan fazla da uzatmamam lazım
gördüysem, duyduysam anlamam; bildiysem kabul etmem lazım
ömrün kısalığını unutmadan fazla da uzatmamam lazım
devamını gör...
3830.
merhaba güzelim sözlük
bugün cidden çok başka...
sözlüğe her adımımı attığımda çok güzel hislerimi açıklamışımdır ama bugünkü başka hatta çok başka. nedense hep duygularımı tarif edemediğimi dile getirmişimdir. hiç şaşırmayacaksınız bugün de dile getiremiyorum. bir gün öncesinden hazırlandığım bir güne başladım. öyle heyecanlıyım, öyle yerimde duramıyorum ki... sevdiğim adamın kız kardeşiyle tanışacaktım. e haliyle evlerine gittim annesinin odaya gireceğini tahmin etmiyorum ama o beni tanıyordu. büyük bir heyecanla yola çıktım gidene kadar ne konuşacağımı provasını yaptım annesiyle olur da karşılaşırsam ne söyleyeceğimi planladım. ancak işler öyle olmadı dostlarım boşuna konuşma provası yapmayın çünkü heyecandan diliniz dolanıyor, eliniz ayağınıza dolaşıyor, dudaklarınıza kadar bile titriyorsunuz...
gerçekten de her işin hayırlısı oluyormuş dün buluşacaktık ancak annesi olmayacaktı ama bugün annesi vardı yani annem...
her neyse kapıdan adımımı içeri attığım anda namaz kıldığını gördüm. sonra hemen sevdiğim adamın kız kardeşinin odasına geçtik. heyecandan elim ayağıma dolaşsa da konuşmaya başladık sonra annesi odaya geldi. meğersem ben içeri adımımı attığım anda benim o kişi olduğumu anlamış yani oğlunun sevdiği kız . odaya girdiğinde bana sarıldı beni öptü ve ellerimi tuttu...
işte heyecanım orada çok daha fazla artmıştı. minik bir serçenin kalbi gibi hızlıca atmaya başlamıştı kalbim... çok güzeldi yanıma oturdu biraz sohbet ettik. böyle de her şeye detaylıca anlatamam tabii insan dışarıdan bunu izlese bile içinde bulunduğum heyecanı ve güzel hissi göremezdi. işte bu yüzden ne kadar anlatsam da kimse bugün ne kadar mutlu olduğumu anlayamayacak.
heyecanın kelimelere dökülemeyeceği bir gerçektir. bunları anlatmaya kelimelerim kifayetsiz kalıyor, heyecanım hala bile zirvelerde...
çok mutluyum gerçekten bugün sevdiğim adamı anlatmadım sevdiğim adamın annesini anlattım. bu çok başka bir duygu...
ve anladım ki dünyadaki en güzel his aşk değil sevdiğin adamın annesinin hoşuna gitmendir.
onu severken bile ya da ona karşı bir hissim olurken de bu kadar mutlu olduğumu hatırlamıyorum. elbette çok mutlu oluyorum. yine bazen anlatmaya cümlelerim lisanım yetmiyor ancak bu sefer ki çok başka, böyle bir his çok başka...
bugün çok fazla kârlı çıktım çünkü hayatıma iki güzel insan aldım. ikisi de çok güzel kalpliydi. hele biri var masumiyet timsaliydi ve sevdiğim, hayran kaldığım, aşık olduğum, tek bir kelimesine ömrümü verebileceğim adamı doğurmuştu.
bir kez daha annelerin kıymetini anlamış oldum bu sayede o kadar masumlar ki... her anne baş tacıdır ama iki anne var kalbimdeki tahtta mevcudiyetlerini koruyorlar biri annem öbürü de annem...
ikisi öyle benziyorlar ki yaşanmışlık olarak huy olarak duygu ve düşünce olarak. galiba anneme bir arkadaş da bulmuş oldum.
çok fazla mutluyum bu mutluluk başka dostlarım.
hayatımda aldığım en güzel kararı bugün netleştirmiş oldum. kendine uygun ruh ikizin olan bir eş...
seni çok seviyorum ömür bağım, iyi ki senlerle dolu günlere...
bugün cidden çok başka...
sözlüğe her adımımı attığımda çok güzel hislerimi açıklamışımdır ama bugünkü başka hatta çok başka. nedense hep duygularımı tarif edemediğimi dile getirmişimdir. hiç şaşırmayacaksınız bugün de dile getiremiyorum. bir gün öncesinden hazırlandığım bir güne başladım. öyle heyecanlıyım, öyle yerimde duramıyorum ki... sevdiğim adamın kız kardeşiyle tanışacaktım. e haliyle evlerine gittim annesinin odaya gireceğini tahmin etmiyorum ama o beni tanıyordu. büyük bir heyecanla yola çıktım gidene kadar ne konuşacağımı provasını yaptım annesiyle olur da karşılaşırsam ne söyleyeceğimi planladım. ancak işler öyle olmadı dostlarım boşuna konuşma provası yapmayın çünkü heyecandan diliniz dolanıyor, eliniz ayağınıza dolaşıyor, dudaklarınıza kadar bile titriyorsunuz...
gerçekten de her işin hayırlısı oluyormuş dün buluşacaktık ancak annesi olmayacaktı ama bugün annesi vardı yani annem...
her neyse kapıdan adımımı içeri attığım anda namaz kıldığını gördüm. sonra hemen sevdiğim adamın kız kardeşinin odasına geçtik. heyecandan elim ayağıma dolaşsa da konuşmaya başladık sonra annesi odaya geldi. meğersem ben içeri adımımı attığım anda benim o kişi olduğumu anlamış yani oğlunun sevdiği kız . odaya girdiğinde bana sarıldı beni öptü ve ellerimi tuttu...
işte heyecanım orada çok daha fazla artmıştı. minik bir serçenin kalbi gibi hızlıca atmaya başlamıştı kalbim... çok güzeldi yanıma oturdu biraz sohbet ettik. böyle de her şeye detaylıca anlatamam tabii insan dışarıdan bunu izlese bile içinde bulunduğum heyecanı ve güzel hissi göremezdi. işte bu yüzden ne kadar anlatsam da kimse bugün ne kadar mutlu olduğumu anlayamayacak.
heyecanın kelimelere dökülemeyeceği bir gerçektir. bunları anlatmaya kelimelerim kifayetsiz kalıyor, heyecanım hala bile zirvelerde...
çok mutluyum gerçekten bugün sevdiğim adamı anlatmadım sevdiğim adamın annesini anlattım. bu çok başka bir duygu...
ve anladım ki dünyadaki en güzel his aşk değil sevdiğin adamın annesinin hoşuna gitmendir.
onu severken bile ya da ona karşı bir hissim olurken de bu kadar mutlu olduğumu hatırlamıyorum. elbette çok mutlu oluyorum. yine bazen anlatmaya cümlelerim lisanım yetmiyor ancak bu sefer ki çok başka, böyle bir his çok başka...
bugün çok fazla kârlı çıktım çünkü hayatıma iki güzel insan aldım. ikisi de çok güzel kalpliydi. hele biri var masumiyet timsaliydi ve sevdiğim, hayran kaldığım, aşık olduğum, tek bir kelimesine ömrümü verebileceğim adamı doğurmuştu.
bir kez daha annelerin kıymetini anlamış oldum bu sayede o kadar masumlar ki... her anne baş tacıdır ama iki anne var kalbimdeki tahtta mevcudiyetlerini koruyorlar biri annem öbürü de annem...
ikisi öyle benziyorlar ki yaşanmışlık olarak huy olarak duygu ve düşünce olarak. galiba anneme bir arkadaş da bulmuş oldum.
çok fazla mutluyum bu mutluluk başka dostlarım.
hayatımda aldığım en güzel kararı bugün netleştirmiş oldum. kendine uygun ruh ikizin olan bir eş...
seni çok seviyorum ömür bağım, iyi ki senlerle dolu günlere...
devamını gör...
3831.
sonra sessizce yaz geldi, kış bitti. ne kokusu aynı kaldı baharın
ne halden anlayan bulundu
kış geldi, yaz bitti...
kokusu silinmişti.
ne bir ev kaldı geriye ne de orta bahçenin dut ağaçları...
bir kez birlikte oturup nostalji yapamadılar belki. hep vakitleri dardı. aslında vakti bol olanın şimdi vakti dar, o an boldu
...
an, an olarak kalmadı üstelik.
yaz geldi, kış bitti
ne dut ağacı kaldı geride ne de orta bahçenin gürültüsü...
devamını gör...
3832.
merhaba zugra hanım içsel bağlantı tedarik ve tadilat şirketini aradınız kayıtlarımıza göre
kendinizle bağlantınızın kesildiğini tespit ettik.
tekrar bağlantı kurmak istiyorsanız lütfen ikiyi tuşlayınız.
- tuşlayalım bakım. al sana.
tekrar bağlantı kurma işleminiz için kredi kartı bilgilerinizi kontrol edeceğiz.
- ne alakası var bunun parayla. alt tarafı kendi içime döneceğim.
hanımefendi hangi devirde yaşıyorsunuz? kendinizle bağlantınız o kadar uzun süredir kopmuş ki, tekrar bağlantı kurmanız yani daha doğrusu sağlıklı bir bağlantı kurmanız takribi altı ayınızı alacak.
biliyorsunuz ki bu da zaman demek. zaman bedava mı sandınız?
- kaç para lan bu zaman?
dakikası sekiz lira.
- düşünmek için zaman istiyorum.
bunun için de para ödeyeceğinizi biliyorsunuz değil mi? yani sonuç itibariyle hayatınızın bir dakikası tam olarak sekiz liraya tekabül ediyor işte. yani bir gün düşünürseniz bu size oldukça maliyetli olabilir. bunun yerine bize ödeme yapıp tekrar kendinizle bağlantı kurabilirsiniz ve yolunuza devam edebilirsiniz. ilanımızda bunu açıkça belirtmiştik.
zugra hanım konuşmanın bu noktasında sizi müşteri hizmetlerimizin özel birimine aktarıyorum. bütün bunlar size daha iyi hizmet verebilmek için. hatta kalınız lütfen.
bütün bu saçmalığa bir son vermem gerekiyordu. telefonu kapattım.
cihazı koltuğun üzerine fırlatacakken tekrar çaldı. sinirlendim ama açmayı da ihmal etmedim. bugünün kavgası da bu olsun. nasılsa boştum. işsizdim. içsel bağlantı tedarik ve tadilat şirketiyle kavga etmek için bütün günüm vardı.
zugra hanım merhabalar. sanırım bağlantı kesildi demin. sizi özel birime aktarıyorum.
aktar ulan dedim.
kendinizle bağlantınızın kesildiğini tespit ettik.
tekrar bağlantı kurmak istiyorsanız lütfen ikiyi tuşlayınız.
- tuşlayalım bakım. al sana.
tekrar bağlantı kurma işleminiz için kredi kartı bilgilerinizi kontrol edeceğiz.
- ne alakası var bunun parayla. alt tarafı kendi içime döneceğim.
hanımefendi hangi devirde yaşıyorsunuz? kendinizle bağlantınız o kadar uzun süredir kopmuş ki, tekrar bağlantı kurmanız yani daha doğrusu sağlıklı bir bağlantı kurmanız takribi altı ayınızı alacak.
biliyorsunuz ki bu da zaman demek. zaman bedava mı sandınız?
- kaç para lan bu zaman?
dakikası sekiz lira.
- düşünmek için zaman istiyorum.
bunun için de para ödeyeceğinizi biliyorsunuz değil mi? yani sonuç itibariyle hayatınızın bir dakikası tam olarak sekiz liraya tekabül ediyor işte. yani bir gün düşünürseniz bu size oldukça maliyetli olabilir. bunun yerine bize ödeme yapıp tekrar kendinizle bağlantı kurabilirsiniz ve yolunuza devam edebilirsiniz. ilanımızda bunu açıkça belirtmiştik.
zugra hanım konuşmanın bu noktasında sizi müşteri hizmetlerimizin özel birimine aktarıyorum. bütün bunlar size daha iyi hizmet verebilmek için. hatta kalınız lütfen.
bütün bu saçmalığa bir son vermem gerekiyordu. telefonu kapattım.
cihazı koltuğun üzerine fırlatacakken tekrar çaldı. sinirlendim ama açmayı da ihmal etmedim. bugünün kavgası da bu olsun. nasılsa boştum. işsizdim. içsel bağlantı tedarik ve tadilat şirketiyle kavga etmek için bütün günüm vardı.
zugra hanım merhabalar. sanırım bağlantı kesildi demin. sizi özel birime aktarıyorum.
aktar ulan dedim.
devamını gör...
3833.
şu an ilk çevirmede ehliyeti verecek kadar alkollü olmasam denize girerdim.
hava sıcak, o buhranlı izmir akşamları başladı.
balkona çıkıyorsun, esmiyor.
canım klima diyorum.
o ara arkadaşı arıyorum, hadi diyorum...
üşeniyor.
üşengeç insanları hayatımdan çıkartmalıyım bence, evet.
hava sıcak, o buhranlı izmir akşamları başladı.
balkona çıkıyorsun, esmiyor.
canım klima diyorum.
o ara arkadaşı arıyorum, hadi diyorum...
üşeniyor.
üşengeç insanları hayatımdan çıkartmalıyım bence, evet.
devamını gör...
3834.
okuduğum bölümden iyice pişman olmaya başladım kendimi hiç bu alana ait hissetmiyorum keşke geri dönebilsem ancak bunun için de geç.
devamını gör...
3835.
seni beklemek ne güzeldi, aramak yanımda, ellerini ellerimde, gözlerini gözlerimde. o bakışlarınla içime işlemeni. seni beklemek de güzeldi. çok zordu, çok zordu sana seni soramamak, sana beni anlatamamak. içimdeki tüm bu çağlayanlarıma katıp seni sürükleyememek. sürüklenmek istemedin artık, şaşırtıcı değil. kim ister ki nereye gittiğini bilmeden sürüklenmeyi, üstelik boğulup boğulmayacağı, ayağının bir taşa değip değmeyeceğini bilmeden. dibini bilmediği bir suya kim girer ki, sen girdin. hoş, belki pişman oldun, neden sonu başı belirsiz bu çağlayana kendimi attım ki dedin. ama ben durulabilseydim, ben çağlamasaydım, sen yüzebilecek miydin? yapamadım, sen de yüzemezdin ki, ellerin kolların bağlıydı, ben durulsam da sen sürükleniyordun her zaman. ne senin yüzmeye mecalin vardı ne de benim durulmaya niyetim... baştan kaybettik biz bu oyunu. çözemezdim ellerini kollarını, sen de tutamazdın bu çağlayanı.
devamını gör...
3836.
aslında yazma işlerine küsmüştüm yazmayacaktım ama belki bir nebze olsun rahatlatır diye yazmak istedim. silerim büyük ihtimallede zaten.
ayağımdaki çoraptan, kafamdaki düşünelere kadar hepsini kendi emeğimle elde ettim.elimden tutan yol gösteren kimse olmadı. deneye yanıla, bata çıka öğrendim bişeyler. çoğu insana göre kendini geliştirmiş ve iyi yetişmiş biriyim. hatta bana aydın diyenler bile olur. bunların kendi nezdimde hiçbir önemi yok. bana aptalda diyebilirsiniz farketmez.
yaklaşık 6 ay kadar önce şuan oluşturduğum karakterimin oluşmasındaki en önemli kişi beni terketti. üstelik depresyonumun tamda ortasında. bile isteye etimi lime ede ede terketti beni. canlı canlı öğüttü adeta. kendiside ağladı zırladı, asla yapmam dediği ne varsa yaptı ve inatla kaçtı. ona sadece onu sevdiğimi söylemiştim oysaki.
24 yaşındayım ve hiç sevgi ihtiyacı hissetmedim. şımarıklık vs olarak algılanabilir orasını bilemem tabi ama girdiğim her ortamda diğerlerinden ayrılan kişi oldum. şeytan tüyünün vücut bulmuş haliyimdir. her ne kadar insanları sevmesemde onlar beni hep sevdiler. insanları kendimden uzaklaştırmama rağmen onlar bana hep kilolarca sevgiyle geldiler.
lise ve ilkokuldaki saçmasapan aşklar sayılmazsa tek sevdiğim kişi oydu. sadece romantik anlamda değil tanıdığım tüm insanlar içinde ona olan sevgime denk kimse olmadı. artık günden güne azalsa bile halen daha zirvede o var. ilk konuşmaya başladığımız 6 sene öncesinden bugüne kadar hep sevdim onu. hayatıma çok güzel kadınlar girdi çıktı, beni sevenler evlenmek isteyenler hatta beni yatağa atmak için uğraş verenler dahi oldu ama herşeyimle hep ona aittim ben.
hayatımın en önemli yerinde olmasına rağmen o, beni hayatında hiç doğru düzgün bir yere koymadı. belki kendi dünyasında koymuştur ama bana bunu hiç hissettirmedi. bana değer verdiğini ve üzülmemi istemediğini söyledi defalarca ama ne önemi varki bunun.
terk edilmenin o ateşli yıkıcı kısmı bittiğinden beri bugün üzüldüğüm kadar üzüldüğümü hatırlamıyorum. birbirimizi stalklamamak için karşılıklı herşeyi yaptık. ben bakmıyordum uzun süredir ama şeytan dürttü bi bakayım dedim. o kadar özlemişimki anlatamam. sesini, gülüşünü yürüyüşünü. onun bir yürüşü vardır mesela (kendini güzel ve mutlu hissettiği zamanlar yapar genelde) kollarını yavaşça açar, adımları keskin ve yavaştır. süzülür gibi yapıp 4-5 adım atar arkasını döner ve gülümser. bu onun ben mutluyum yürümesidir.
şöyle bi düşündümde bunu okusa herhalde hele hele laflara bak hele derdi. hoşuna gitse bile bunu pek belli etmez :)
en az 10 defa söylediğim ama her seferinde neden yapmayacağını anlattığı şekilde saçlarını kestirmiş. bakır renkli saçlarını sarıya boyatmıştı yine bakıra çevirmiş. yaz gelsede giysem dediği kıyafetlerini giymiş arkadaşlarıyla tatile çıkmış. en son haberleştiğimiz ve 7-8 senelik gözü gibi baktığı twitter adresini kapattıktan 2 hafta sonra üstelik. mutluydu ama biliyomusunuz, gözleri aynı gülüyordu yine. olgun ve hüzünlü bir gülüşü vardır onun. aynı öyle gülüyordu. sanki rahatlamış üzerinden beni atmış gibiydi. hayatını düzeltmişti belkide.
o kadar özledimki onu kafayı yemek üzereyim. ağladım ağlicam yine hayatım boyunca sadece ama sadece onun için ağladım ben. beni ağlatabilen tek kişi o oldu. ona olan ilgi ve sevgimin yarısını bile anlatamadım ona mesela. bana o şansı asla vermedi. seni seviyorum demem gitmesine yetti. arkadaş kalmak için yalvardı bana istemedim. nasıl arkadaş olarak bakacaktım ki zaten.
sevdiği başka biri var biliyorum. büyük ihtimalle sevdiği kişiyle asla beraber olamayacak aynı benim gibi. ağlamak istemiyorum sadece artık ondan kurtulmak istiyorum. normal şartlarda normale dönmem unutmam lazım ama olmadı bi türlü. depresyon, terapi süreci, onun yokluğu, ekonomik buhran içinde olmam en yakın arkadaşımın yokluğu filan hepsi üst üste geldi ondandır belki.
çok korkuyorum mesela ondan, en ufak bişey yapsa yemin ederim hiçbirşey olmamış gibi yeniden başlarım gözüm hiçbirşeyi görmez. enayilikse enayilik napayım seviyorum ben bu kızı.
en büyük duam hayatının aşkını, dünyalar kadar seveceği birini bulması. anca bu şekilde rahata kavuşurum bende. bana döner, bir hareket yapardı tekrar ağzıma sıçılır diye ödüm kopuyor. lütfen bana ümit verme veya geri dönme yalvarırım sana.
ayağımdaki çoraptan, kafamdaki düşünelere kadar hepsini kendi emeğimle elde ettim.elimden tutan yol gösteren kimse olmadı. deneye yanıla, bata çıka öğrendim bişeyler. çoğu insana göre kendini geliştirmiş ve iyi yetişmiş biriyim. hatta bana aydın diyenler bile olur. bunların kendi nezdimde hiçbir önemi yok. bana aptalda diyebilirsiniz farketmez.
yaklaşık 6 ay kadar önce şuan oluşturduğum karakterimin oluşmasındaki en önemli kişi beni terketti. üstelik depresyonumun tamda ortasında. bile isteye etimi lime ede ede terketti beni. canlı canlı öğüttü adeta. kendiside ağladı zırladı, asla yapmam dediği ne varsa yaptı ve inatla kaçtı. ona sadece onu sevdiğimi söylemiştim oysaki.
24 yaşındayım ve hiç sevgi ihtiyacı hissetmedim. şımarıklık vs olarak algılanabilir orasını bilemem tabi ama girdiğim her ortamda diğerlerinden ayrılan kişi oldum. şeytan tüyünün vücut bulmuş haliyimdir. her ne kadar insanları sevmesemde onlar beni hep sevdiler. insanları kendimden uzaklaştırmama rağmen onlar bana hep kilolarca sevgiyle geldiler.
lise ve ilkokuldaki saçmasapan aşklar sayılmazsa tek sevdiğim kişi oydu. sadece romantik anlamda değil tanıdığım tüm insanlar içinde ona olan sevgime denk kimse olmadı. artık günden güne azalsa bile halen daha zirvede o var. ilk konuşmaya başladığımız 6 sene öncesinden bugüne kadar hep sevdim onu. hayatıma çok güzel kadınlar girdi çıktı, beni sevenler evlenmek isteyenler hatta beni yatağa atmak için uğraş verenler dahi oldu ama herşeyimle hep ona aittim ben.
hayatımın en önemli yerinde olmasına rağmen o, beni hayatında hiç doğru düzgün bir yere koymadı. belki kendi dünyasında koymuştur ama bana bunu hiç hissettirmedi. bana değer verdiğini ve üzülmemi istemediğini söyledi defalarca ama ne önemi varki bunun.
terk edilmenin o ateşli yıkıcı kısmı bittiğinden beri bugün üzüldüğüm kadar üzüldüğümü hatırlamıyorum. birbirimizi stalklamamak için karşılıklı herşeyi yaptık. ben bakmıyordum uzun süredir ama şeytan dürttü bi bakayım dedim. o kadar özlemişimki anlatamam. sesini, gülüşünü yürüyüşünü. onun bir yürüşü vardır mesela (kendini güzel ve mutlu hissettiği zamanlar yapar genelde) kollarını yavaşça açar, adımları keskin ve yavaştır. süzülür gibi yapıp 4-5 adım atar arkasını döner ve gülümser. bu onun ben mutluyum yürümesidir.
şöyle bi düşündümde bunu okusa herhalde hele hele laflara bak hele derdi. hoşuna gitse bile bunu pek belli etmez :)
en az 10 defa söylediğim ama her seferinde neden yapmayacağını anlattığı şekilde saçlarını kestirmiş. bakır renkli saçlarını sarıya boyatmıştı yine bakıra çevirmiş. yaz gelsede giysem dediği kıyafetlerini giymiş arkadaşlarıyla tatile çıkmış. en son haberleştiğimiz ve 7-8 senelik gözü gibi baktığı twitter adresini kapattıktan 2 hafta sonra üstelik. mutluydu ama biliyomusunuz, gözleri aynı gülüyordu yine. olgun ve hüzünlü bir gülüşü vardır onun. aynı öyle gülüyordu. sanki rahatlamış üzerinden beni atmış gibiydi. hayatını düzeltmişti belkide.
o kadar özledimki onu kafayı yemek üzereyim. ağladım ağlicam yine hayatım boyunca sadece ama sadece onun için ağladım ben. beni ağlatabilen tek kişi o oldu. ona olan ilgi ve sevgimin yarısını bile anlatamadım ona mesela. bana o şansı asla vermedi. seni seviyorum demem gitmesine yetti. arkadaş kalmak için yalvardı bana istemedim. nasıl arkadaş olarak bakacaktım ki zaten.
sevdiği başka biri var biliyorum. büyük ihtimalle sevdiği kişiyle asla beraber olamayacak aynı benim gibi. ağlamak istemiyorum sadece artık ondan kurtulmak istiyorum. normal şartlarda normale dönmem unutmam lazım ama olmadı bi türlü. depresyon, terapi süreci, onun yokluğu, ekonomik buhran içinde olmam en yakın arkadaşımın yokluğu filan hepsi üst üste geldi ondandır belki.
çok korkuyorum mesela ondan, en ufak bişey yapsa yemin ederim hiçbirşey olmamış gibi yeniden başlarım gözüm hiçbirşeyi görmez. enayilikse enayilik napayım seviyorum ben bu kızı.
en büyük duam hayatının aşkını, dünyalar kadar seveceği birini bulması. anca bu şekilde rahata kavuşurum bende. bana döner, bir hareket yapardı tekrar ağzıma sıçılır diye ödüm kopuyor. lütfen bana ümit verme veya geri dönme yalvarırım sana.
devamını gör...
3837.
sessizce yaşamayı öğretti bana yaşadığım ev. tattığım mutlulukları ya bir şeye laf ederlerse diye sessizce sürdürdüm. ağlamak istediğimde gözyaşlarım yanaklarımdan usul usul aktı, bazen de buna mı ağladın demesinler diye geldikleri yere geri gönderdim onları. hepsini sadece ben gördüm, kendi kendimi teselli ettim, tebrik ettim.
çok öfkelendirdiler, tahammülsüzleştim. evdeki o asla geçmeyen gerginlikten tiksindim. kahkahalardan da ağlamanın etkisiyle nefessiz kalmaktan da boğuldum. kinimi kustum, baktım sadece kulaklarla dinleniyor, sustum.
mutlu anlarda bile mutsuz olma sendromuna yakalandım. bilmiyorum, belki de buna kendimi zorladım. neden böyle olduğunu anlamadım veya anlamaya çabalamadım.
çocuk memmortigon'u daha iyi anladım, onun da dediği gibi keşke bir çizgi filmin içinde olsaydım, daha mutlu hayatlara, anlayışlı, güzel ailelere sahipler diye bu karara vardım.
çok öfkelendirdiler, tahammülsüzleştim. evdeki o asla geçmeyen gerginlikten tiksindim. kahkahalardan da ağlamanın etkisiyle nefessiz kalmaktan da boğuldum. kinimi kustum, baktım sadece kulaklarla dinleniyor, sustum.
mutlu anlarda bile mutsuz olma sendromuna yakalandım. bilmiyorum, belki de buna kendimi zorladım. neden böyle olduğunu anlamadım veya anlamaya çabalamadım.
çocuk memmortigon'u daha iyi anladım, onun da dediği gibi keşke bir çizgi filmin içinde olsaydım, daha mutlu hayatlara, anlayışlı, güzel ailelere sahipler diye bu karara vardım.
devamını gör...
3838.
4 gündür zaman ve mekanın olmadığı bir yerdeyim.
evet bugün 5.gün
yaptığım hiçbir şey yoktu hasta olup iyileşmek dışında.
sadece iyileşmiş,terlemiş ve oldukça yorgun bir şekilde kalktım. güneş bana çok yapay geliyor son zamanlarda.
hani keyif alacak derecede değil.
böyle büyük büyük spotlat tutmuşlar gibi üstümüze
gözlerim çok kamaşıyor; güneşe maruz kalamaz oldum iyiden iyiye.
tenime değmesi hoşuma gitmiyor bu spot altında yanıyorum fakat millet kitap okuyor dışarıda..
çocuklar oyun oynamakta..
çok mu eve kapanmıştım ben?
yoksa dünyada bir şeyler daha mı değişmişti?
ben güneşi bu kadar ateşli deneyimlememiştim.
ay daha güzeldir ya bana.
o yakmaz en azından.
onun ışığı bana iyi geliyor.
sanırım dolunayla bir ilişkim var.
belki de benim hayvanım da kurttur.
aklıöa geliyor camdan bi bakıyorum aya
göremiyorum ama orada biliyorum.
gülümseyerek düşünüyorum : şimdi ulusam iyi ulurum ha
ne diyordum.. heh güneş evet.
o yakıcı bakışşlaarr korr gibi yanışlar
falan.. gibi..
ben gece insanıyım demiş miydim?
dememiştim.
gece hayvanı. keşke geceleri yaşasam gündüzleri uyusam.
buna çok tamamım ben aşırı kabulüm.
bizler ayın çocuklarıyız.
auu.
evet bugün 5.gün
yaptığım hiçbir şey yoktu hasta olup iyileşmek dışında.
sadece iyileşmiş,terlemiş ve oldukça yorgun bir şekilde kalktım. güneş bana çok yapay geliyor son zamanlarda.
hani keyif alacak derecede değil.
böyle büyük büyük spotlat tutmuşlar gibi üstümüze
gözlerim çok kamaşıyor; güneşe maruz kalamaz oldum iyiden iyiye.
tenime değmesi hoşuma gitmiyor bu spot altında yanıyorum fakat millet kitap okuyor dışarıda..
çocuklar oyun oynamakta..
çok mu eve kapanmıştım ben?
yoksa dünyada bir şeyler daha mı değişmişti?
ben güneşi bu kadar ateşli deneyimlememiştim.
ay daha güzeldir ya bana.
o yakmaz en azından.
onun ışığı bana iyi geliyor.
sanırım dolunayla bir ilişkim var.
belki de benim hayvanım da kurttur.
aklıöa geliyor camdan bi bakıyorum aya
göremiyorum ama orada biliyorum.
gülümseyerek düşünüyorum : şimdi ulusam iyi ulurum ha
ne diyordum.. heh güneş evet.
o yakıcı bakışşlaarr korr gibi yanışlar
falan.. gibi..
ben gece insanıyım demiş miydim?
dememiştim.
gece hayvanı. keşke geceleri yaşasam gündüzleri uyusam.
buna çok tamamım ben aşırı kabulüm.
bizler ayın çocuklarıyız.
auu.
devamını gör...
3839.
olayları bir iyi bir kötü diye dizen kader, eninde sonunda hepimizi bipolar ediyor.
devamını gör...
3840.
sokayım epostasına
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar
karalama
2