normal sözlük yazarlarının karalama defteri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
başlık "makedonyalı" tarafından 08.11.2020 16:43 tarihinde açılmıştır.
4761.
umutlar nefret ettiriyor bekleyişlerden
yok olmayı da yakıştıramıyor insan kendine
var olmak, daha da var olmak, yaşamak...
hatalarla, tükenişlerle, eziyetlerle her gün
ötedir bazen en büyük mutluluklardan
dert gitmiyor, değişiyor aralıklarla
bize de şükür, sabır ve azim kalıyor
hüznün neşeyle çevrelediği karmaşa hâli
yine bir gece ruhuma sirâyet ediyor
yok olmayı da yakıştıramıyor insan kendine
var olmak, daha da var olmak, yaşamak...
hatalarla, tükenişlerle, eziyetlerle her gün
ötedir bazen en büyük mutluluklardan
dert gitmiyor, değişiyor aralıklarla
bize de şükür, sabır ve azim kalıyor
hüznün neşeyle çevrelediği karmaşa hâli
yine bir gece ruhuma sirâyet ediyor
devamını gör...
4762.
zaman ve mekan farklı hatta bende farklıyım. gün geçtikçe farklılaşıyorum fakat his aynı his be sözlük.
devamını gör...
4763.
herkesin benden bir beklentisi var.
kimi evlenmemi, kimi çapkın olup sidik yatıştırmamı, kimi şöyle kimi böyle... beni bir salın ya.
kimsiniz lan siz diye bağırsam sesimi duyar mısın sözlük ?
neyse gökhan türkmen den kendini bozmadan şarkısını hediye ediyorum size.
kimi evlenmemi, kimi çapkın olup sidik yatıştırmamı, kimi şöyle kimi böyle... beni bir salın ya.
kimsiniz lan siz diye bağırsam sesimi duyar mısın sözlük ?
neyse gökhan türkmen den kendini bozmadan şarkısını hediye ediyorum size.
devamını gör...
4764.
bazen bazı şeyleri sadece bilirsiniz ya tam olarak neden nasıl bildiğinizi açamasanız bile. yerçekimi olduğunu da biliyorum ama fizikçi değilim aşırı kabaca tarif edebilirim gravity'nin nasıl çalıştığını, onu bile yarım yamalak yapabilirim.
işte aynen o tarz bir bilişle biliyorum artık hayatımın kalanı boyunca yalnız kalacağımı.
heyecanımı kaybettim, bu cümlenin devamında 'yok inancımı kaybettim' diye yalın şakası yapamayacak kadar kaybettim hayata duyduğum heyecanı. ben artık sadece ölmeyi bekleyen bir şeyim.
aslında bu yönden kendime dürüstçe bakacak olursam yalnızlık bir sorun değil. ben kaybettiğim genel heyecanı tekrar bulmak için ilk akla gelen yerde aramayı düşünürsem o zaman yalnızlık duvarına çarpıyorum. yoksa hayata dair öyle bir boşluğum ya da arayışım olmasa yalnızlık diye bir derdim de yok.
ne anlatıyorum ne yazıyorum ki yine saçma sapan tuşlara bastım. tuşlara basmak bile çok yorucu. bir kerecik yaşıyoruz, keşke sarsaydı.
işte aynen o tarz bir bilişle biliyorum artık hayatımın kalanı boyunca yalnız kalacağımı.
heyecanımı kaybettim, bu cümlenin devamında 'yok inancımı kaybettim' diye yalın şakası yapamayacak kadar kaybettim hayata duyduğum heyecanı. ben artık sadece ölmeyi bekleyen bir şeyim.
aslında bu yönden kendime dürüstçe bakacak olursam yalnızlık bir sorun değil. ben kaybettiğim genel heyecanı tekrar bulmak için ilk akla gelen yerde aramayı düşünürsem o zaman yalnızlık duvarına çarpıyorum. yoksa hayata dair öyle bir boşluğum ya da arayışım olmasa yalnızlık diye bir derdim de yok.
ne anlatıyorum ne yazıyorum ki yine saçma sapan tuşlara bastım. tuşlara basmak bile çok yorucu. bir kerecik yaşıyoruz, keşke sarsaydı.
devamını gör...
4765.
hayatımda her şey yolunda gidiyor. o yüzden de tüm olumsuzluklar umrumda değil. hiçbir zaman kalemimi kelamımı kirletmeyeceğim. çok güzel günler, aylar hatta yıllar geçiriyorum. yanıbaşımda en sevdiğim, ailem ve arkadaşlarım var. kalbimde tek bir pişmanlık yok. babam da harçlığımı yatırdı değmeyin keyfime dfjfjz
devamını gör...
4766.
4767.
kandırdım onu, uyuyacağım dedim.
içme dedi, lütfen dedi, oraları atlattım şimdilik.
niye geldi bilmiyorum, niye tüm şakülüm ona kayıyor bilmiyorum, niye gaibe yazdığım her kelime ona uzattığım bir cümlenin parçası oluyor bilmiyorum, gelmesini pek beklemiyordum, daha yarım saat önce ayrılmışız da yemeğini yiyip gelmiş gibi, böyle ayrılık olmaz, niye onun gözlerini bir daha görmemek için çabalıyordum ki sanki? ayrılık ve/veya beraber olma kavramları karmakarışık bizde. yazıya nasıl başladım, ne hale geldi bilmiyorum.
çok saçma, onu hâlâ çok seviyorum ve şu an acayip sarhoşum.
o yüzden bu yazı burada biter, kaçtım..
içme dedi, lütfen dedi, oraları atlattım şimdilik.
niye geldi bilmiyorum, niye tüm şakülüm ona kayıyor bilmiyorum, niye gaibe yazdığım her kelime ona uzattığım bir cümlenin parçası oluyor bilmiyorum, gelmesini pek beklemiyordum, daha yarım saat önce ayrılmışız da yemeğini yiyip gelmiş gibi, böyle ayrılık olmaz, niye onun gözlerini bir daha görmemek için çabalıyordum ki sanki? ayrılık ve/veya beraber olma kavramları karmakarışık bizde. yazıya nasıl başladım, ne hale geldi bilmiyorum.
çok saçma, onu hâlâ çok seviyorum ve şu an acayip sarhoşum.
o yüzden bu yazı burada biter, kaçtım..
devamını gör...
4768.
bugun oglen saatlerinde bir kız arkadasım aradı. gel dedi, mall of istanbul a gidelim. yok dedim, su an cıkmak istemiyorum.
aksamustu saatlerinde baska bir kız arkadasım aradı, gel dedi bahcesehir e gidip bir kahve icelim. yok dedim, cıkmıcam.
butun gun aptal aptal bunalımda kaldım ki ben kolay kolay bunalım modunda olmam, yuzde 99 keyfim gıcırdır.
sonra can yaman gorseli gordum bi yerde:) erkenci kuş aşka ısrarla inanılması gerektigini hatırlatan bir dizi bana. boyle icimde bir umut kırıntısı yeserdi birden. ardından victoria s seceret show 2024 du izledim, cicek gibi melekler, cicek gibi bi show, evet dedim gucluyuz, guzeliz, ozeliz. ustune sevgilim telefon etti, guzel guzel konustuk. gun sonunda kendime gelmistim. can yaman+victoria s secret melekleri ve sevgilimin cozemeyecegi depresyon yok, onu anladım. ihih.
aksamustu saatlerinde baska bir kız arkadasım aradı, gel dedi bahcesehir e gidip bir kahve icelim. yok dedim, cıkmıcam.
butun gun aptal aptal bunalımda kaldım ki ben kolay kolay bunalım modunda olmam, yuzde 99 keyfim gıcırdır.
sonra can yaman gorseli gordum bi yerde:) erkenci kuş aşka ısrarla inanılması gerektigini hatırlatan bir dizi bana. boyle icimde bir umut kırıntısı yeserdi birden. ardından victoria s seceret show 2024 du izledim, cicek gibi melekler, cicek gibi bi show, evet dedim gucluyuz, guzeliz, ozeliz. ustune sevgilim telefon etti, guzel guzel konustuk. gun sonunda kendime gelmistim. can yaman+victoria s secret melekleri ve sevgilimin cozemeyecegi depresyon yok, onu anladım. ihih.
devamını gör...
4769.
anlamıyordum.
neden hep edebiyatı yapılan gözlerde griler, yeşiller, maviler vardı? oysa karşımda herhangi bir şekilde bir göz olsa, misal kahverengiden başka bir şey içermeyen… fikrimce yaratılanlar arasında en güzel şeylerden biri olurdu.
hafif kıvrık kirpiklerle bezenmiş, kendine has, limonumsu şekli olan bir uzuv, öyle yaratılmıştı ki evrenin en derin ve en anlamlı, abartmıyorum en anlamlı şeyi hâline geliyordu.
gözlerini kaçırmadan bana baktığı her salise aklımdan geçen şey; bunlardı. hiç şüphesiz allah’ın yarattığı en güzel şeyin gözler oluşuna dair kanaatimin gittikçe artmasıydı.
böyle güzellemesini yapsam da, gözlerinden azıcık yukarı kaysa gözlerim, kafasının içinden geçen düşünceleri bilirdim. lise zamanlarında okuyup insanlığı çözdüğümüzü zannederek bir köşeye sinip arabesk kastığımız günday kitaplarını aratmayacak derece hastalıklı zihinlerimiz vardı.
gerçekliğe ciao bella sesiyle döndüm. zaten bu metrolarda akordeon çalan çocukların bildiği yalnızca iki şarkı vardı: ciao bella ve hatırla sevgili. hiçbir haliç’ten geçişimi hatırlamam ki arka planda bunlardan biri oynamıyor olsun. kısacası…
öyleli.
neden hep edebiyatı yapılan gözlerde griler, yeşiller, maviler vardı? oysa karşımda herhangi bir şekilde bir göz olsa, misal kahverengiden başka bir şey içermeyen… fikrimce yaratılanlar arasında en güzel şeylerden biri olurdu.
hafif kıvrık kirpiklerle bezenmiş, kendine has, limonumsu şekli olan bir uzuv, öyle yaratılmıştı ki evrenin en derin ve en anlamlı, abartmıyorum en anlamlı şeyi hâline geliyordu.
gözlerini kaçırmadan bana baktığı her salise aklımdan geçen şey; bunlardı. hiç şüphesiz allah’ın yarattığı en güzel şeyin gözler oluşuna dair kanaatimin gittikçe artmasıydı.
böyle güzellemesini yapsam da, gözlerinden azıcık yukarı kaysa gözlerim, kafasının içinden geçen düşünceleri bilirdim. lise zamanlarında okuyup insanlığı çözdüğümüzü zannederek bir köşeye sinip arabesk kastığımız günday kitaplarını aratmayacak derece hastalıklı zihinlerimiz vardı.
gerçekliğe ciao bella sesiyle döndüm. zaten bu metrolarda akordeon çalan çocukların bildiği yalnızca iki şarkı vardı: ciao bella ve hatırla sevgili. hiçbir haliç’ten geçişimi hatırlamam ki arka planda bunlardan biri oynamıyor olsun. kısacası…
öyleli.
devamını gör...
4770.
saat 21:34 ve bu sefer duygularım beni yanıltmıyor
devamını gör...
4771.
ben kimseyi karalamam, kara olan kendisi karadir.
begenip favorileyin bu entry'yi. emrediyorum.
begenip favorileyin bu entry'yi. emrediyorum.
devamını gör...
4772.
kendimi toparlamayı bilen bir insanım. genelde bir şekilde toparlarım uyurum kendimle motivasyon konuşmaları yaparım ne bileyim illaki bir şekilde modumu yakalarım fakat bazen öyle olaylar oluyor ki insanın içinden yaşama sevincini alıyor gibi yeme isteğini alıyor oturma bir şeyler izleme konuşma tüm her şeye hevesi kaçıyor sanki. işte bu anlarda ne yapacağımı ben de bilmiyorum aslında yola devam etmek istiyorum ama o güç olmuyor insanda çünkü senden basit zevki şeylerini almıyor hayat bazen öyle küçük ama hassas bir konudan yaralıyor ki insanın tadı tuzu kayboluyor sanki jengada o kuleyi yıkan son taş gibi yıkılıyor bir daha dizmen gerekiyor taşları diziyorsun da ama o yorgunluk oluyor gitmiyor yani biraz dindiriyor kendini ama en ufak bir şeyde tekrardan ortaya çıkıyor neyse bir kahve yapmalıyım.
devamını gör...
4773.
4774.
alla beni pulla beni.
devamını gör...
4775.
üstümde kırmızı kaşe montum, elimde büyük siyah çantam vardı, yürüyordum öylece yolda. nereden geldiğimi unutmak isterken buldum kendimi, varmak istediğim yer de yoktu henüz. öylece soğuğun peşinde yürüyordum. aklımda onlarca soru, kalbimde bir ağırlık… hepsinin pençesinde kaçtım düşüncelerime. hep kendimi suçladığım bu duygusallığı kucaklama kararı almıştım ilk kez, kabul ederek peşine düşmüştüm. hep bir eksiklikti çünkü bu benim için, içimdeki bu bağlanma arzusu hastalıklı gelirdi bana. şimdi onu bu denli kabullenmişken kaybetmeye başladığımı hissettim. aklımdaki yüzler silinirken birer birer, kalbimdeki isimlerin uçtuğunu görüyorum. yaşamak ne denli yıpratırmış meğer, hiç olmadığım kadar unutmak istiyorum.
devamını gör...
4776.
her mutsuz olduğumda kendimi burada buluyorum. burası uzun otobüs yolculuğumdaki soğuk, çok kötü tezek kokan ama yine de olmazsa olmaz afyon cumhuriyet dinlenme tesisi gibi.
devamını gör...
4777.
kalemdin sen benim. canımın ortasında öylece duruyordun. o koca koca duvarlarının hiç yıkılmayacağına, asla sarsılmayacağına öyle inandım ki, benimsedim seni, evim yaptım. çünkü temeli öyle sağlamdı ki; hiçbir güç senin duvarlarını çatlatamazdı. şimdiyse sadece temeli ve ben kaldım üzerime yıkılan duvarlarıyla.
canımı asıl acıtan ne yıkılan duvar oldu, ne de o temelde yalnız kalmam. canımı en derinden yakan, duvarlarını yıkan gücün ta kendisi olmandı.
beni sorularla, şüphelerle ve enkazınla bir başına bırakıp gittin. dert değil, çözülmeyecek düğümler de değil. ben kumdan bir kale inşa eder, o kalenin içinde de uyurum. yıkıldığında acıtmaz bu kez. fakat sen, kendi içindeki bu büyük enkazı onarabilecek misin? bağlı olduğun temele vurduğun darbe, seni rahat ettirecek mi sanıyorsun?
üzgünüm inan, en çok senin adına üzgünüm. çünkü bir gün ne büyük duvarları yıktığını farkettiğinde, temelin sana yetmeyecek.
canımı asıl acıtan ne yıkılan duvar oldu, ne de o temelde yalnız kalmam. canımı en derinden yakan, duvarlarını yıkan gücün ta kendisi olmandı.
beni sorularla, şüphelerle ve enkazınla bir başına bırakıp gittin. dert değil, çözülmeyecek düğümler de değil. ben kumdan bir kale inşa eder, o kalenin içinde de uyurum. yıkıldığında acıtmaz bu kez. fakat sen, kendi içindeki bu büyük enkazı onarabilecek misin? bağlı olduğun temele vurduğun darbe, seni rahat ettirecek mi sanıyorsun?
üzgünüm inan, en çok senin adına üzgünüm. çünkü bir gün ne büyük duvarları yıktığını farkettiğinde, temelin sana yetmeyecek.
devamını gör...
4778.
geçenlerde kırık bir mezar taşı gördüm nurten abla. nasıl paramparça olmuş diye düşünmek istedim yer bulamadım zihnimde, bıraktım bende. zihnimi koydum bir köşeye de sağ omzuma dönüp baktım usulca. inanamadım sırtını dönmüştü bana. sorgulamak istesem de yapmadım bunu, sorgulanacak bir tarafı kalmamıştı. insanın sol omzu çok şey hissettirirdi nihayetinde.
devamını gör...
4779.
alıştım mı karıştım mı belli değil. ne durduğum yerde huzurluyum ne de gidince rahata eriyorum. baştan sona karmaşa.
devamını gör...
4780.
neredeyim bilmiyorum. nereye aitim, yerim yurdum neresi benim? bilmiyorum.
kaybolmuş gibiyim. ne istiyorum, rüzgar nereye götürüyor beni? bilmiyorum.
duyuyorlar mı beni? her şeyden evlası, anlıyorlar mı beni? bilmiyorum.
oturup soluklanıyorum. son nefesimi mi alıyorum, can suyumu mu alıyorum? bilmiyorum.
ismimi, yaşımı, geçmişimi, anılarımı, ne olduğumu, neye evrildiğimi, annemi - babamı, sevdiğimi - sevildiğimi hiçbir şeyi bilmiyorum. tüm sıfatlarımı tenimden ayırıp bacaklarımdan sıyrılıp gidişini izliyorum. anadan üryan geçip gidiyorum aranızdan. bu bilmediğim yerde yeni bir ben-i giyinmek için yol alıyorum.
bu kaldırımlar beni nereye götürecek, bilmiyorum.
kaybolmuş gibiyim. ne istiyorum, rüzgar nereye götürüyor beni? bilmiyorum.
duyuyorlar mı beni? her şeyden evlası, anlıyorlar mı beni? bilmiyorum.
oturup soluklanıyorum. son nefesimi mi alıyorum, can suyumu mu alıyorum? bilmiyorum.
ismimi, yaşımı, geçmişimi, anılarımı, ne olduğumu, neye evrildiğimi, annemi - babamı, sevdiğimi - sevildiğimi hiçbir şeyi bilmiyorum. tüm sıfatlarımı tenimden ayırıp bacaklarımdan sıyrılıp gidişini izliyorum. anadan üryan geçip gidiyorum aranızdan. bu bilmediğim yerde yeni bir ben-i giyinmek için yol alıyorum.
bu kaldırımlar beni nereye götürecek, bilmiyorum.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar
karalama
2