1821.
bulutlu bir gökyüzü. hafif hafif çiseleyen yağmur. çıplak ayaklarımda hissettiğim dal parçaları. dev ağaçlar... yaprakları düşen yağmur damlalarıyla titreşir. bir rüzgar eser hafifçe ve bana yaşadığımı hissettirir. yeri incitmekten korkarcasına attığım adımlar. ey tanrı derim, beni sever misin? evet diye bir cevap gelir içeriden. diğer insanlar robot gibi değil mi, gerçek olan benim sadece. evet der gene bir ses belli belirsiz. inanırım, o ses nereden bilmem cevap ta mantıklı gelmez ama inanırım. diğer insanlarla bile paylaşamam o'nu. bir zırh belirdi üzerimde. bütün bedenimi kaplar. gümüş rengi metalden. elimde dev bir kılıç tutuyorum ne ola ki bu? artık adım attıkça o metalik sesi duyarım. elimdeki dev kılıcı iki elimle güçlükle taşırım. ona rağmen ben yürürken ucu toprakta derin bir çizgi oluşturur. ilerideki oyuktan bir el çıktı birden oyuğun etrafına tutundu bedenini yavaşça dışarı taşıdı. benim iki katım büyüklüğünde dev bir yaratık. gözleri yok, zırhlı benim gibi. korku kaplıyor bedenimi ne yapmalı. tanrı ne yapmalıyım? ses gelmez. üstüme atılır kendimi çalıların arasına atarım. ezecek misin beni dev yaratık? kaçmaya başlarım arkama bile bakmıyorum. ayak seslerini duyuyorum. kaslarım acırken durmuyorum hiç. durmak ölüm demek korkuyorum. zırhlar yavaşlatır beni neyse ki o da zırhlı. yorulmuyor ki hiç? nefesini hissetmeye başlarken arkama döndüğüm gibi bir yumruk gelir yüzüme uzağa doğru savrulurum. sersemlerim. bana bakıyor durmuş. öfkeleniyorum. kanım kaynıyor. kaçmıyorum artık. boyutun bile beni korkutmuyor. iki elle zor kaldırdığım kılıç hafifledi adeta, bir anda yerimden fırladığım gibi zıplıyor ve kılıcı yaratığın boynuna sokuyorum. kan fışkırıyor üzerime. ardından yok oluyor.

artık yorgun bir savaşçıyım. savaşçıyım ama neydi ki savaştığım? hatırlayamam. ıslık sesine benzer bir ses duyarken hızla bir ok gelir zırhı deldiği gibi göğüs kafesime saplanır. nefesim kesilir bir anda. dizlerimin üstüne çökerim.güçlükle alıp verdiğim birkaç nefesin ardından içten bir haykırış koparırım. bütün ormanı inletir. yağmur durur rüzgar hızlanır. hayvanlar toplanır etrafımda gözlerim kararırken. birkaç ceylan, birkaç kapibara ve antilop. avlanan hayvanlar hepsi de. nerede avcılar diye düşünürüm, yırtıcılar? bana bakarlar gözlerini dikerek. nefes alışım güçleşirken etrafımda halka oluştururlar. kafamı güçlükle oynatır ve her birine teker teker bakarım. fazla zamanım yok diye fısıldarım. irice olan antilop konuşur ne yapacaksın? cevap veremem bir an. ne yapacağım? sonra ilhamı alırım, bilirim ne olacağını artık. ben sizin efendinizim derim. ve öldüğümde... bu ormanın koruyucu ruhu olacağım... bir iye. antilop hafifçe kafa sallar. titrer bedenim artık mecalim yoktur ne konuşacak ne de hareket edecek. aniden bir hissiyat doğar içime dalga dalga büyüyor. sıçrayıveririm havaya. zırh parçalanırken, bedenim küle dönüşüp rüzgara karışırken, ruhumu görürüm. dev gibi gri renkte. aniden ruh ben olurum, bütün göğü kaplarım. yukarıdan bakarım hayvanlara gözüm yoktur, onların kalp atışlarını duyarım kulağım yoktur. ardından ormanın her yanına dağılıveririm yerden göğe kadar. ağaçların yapraklarından, kayaların oyuklarına kadar. artık ben ormanımdır, orman ise ben.
devamını gör...
1822.
ölüm = 0

matematikle aram iyiydi bir zamanlar. en azından belirli bir yaşa gelene kadar. toplamayı, çarpmayı, çıkarmayı, bölmeyi severdim kendimce. oyunlar oynardım. yaşadıklarımla yaşayamadıklarımı toplar;
iyi kilerimi ve keşkelerimi terazinin iki ucuna koyar, kar zarar problemleri kurardım. kendimi parçalara bölerdim. kaç kilo ederdi yokluğum, dünyada hacmim ne kadardı, bastığım toprakta ne kadar derine inerdi ayak izim? kendimden aşklarımı çıkartır, benden bana ne kalıyor diye bakardım. ama çarpmaya hiç dokunmadım. en alengirlisi o gelirdi hep. dokunmaya cesaret edemedim belki de. sıfır elimde hala kullanılmayı beklerken, çarpmadan uzak durdum olabildiğince. belki inancımdan, belki düşüncelerimden; ölüm = sıfır benim denklemimde. istersen sonsuz sayılarla çarp, ister kendisiyle. sonuç hep aynı, değişmez. 0...

sıfırın soğukluğu ve varlığı.... eksikliğinde oluşan sorunlar, denklemlerin sonuçlarının eksik ya da hatalı çıkması; varlığında ya görmezden gelinmesi ya da her şeyi yakıp yok etmesi. şimdi buradayım, bir matematik denkleminin bilinmez x'iyim. iki, üç, dört belki de sonsuz bilinmeyenli bir denklem bu. sonuç sıfır. denklemi ilk gördüğümde anlamıştım bunu. ama sonucu nasıl bulacağım? orası hala bilinmiyor.
devamını gör...
1823.
bu başlık nedense hep sinirliyken gözüme çarpıyor. belki de öfkeyle hareket etmeyi sevmedigim icin buraya içimi döküyorum. bazı insanların konuşmalarında bu kadar had bilmemeleri çok sinir bozucu. insanların kendilerine sormaları gereken temel sorulardan biri "benim üstüme vazife mi" sorusu. yani cidden böyle pervasız konuşmak nasıl bir cehalete ve içi boş özgüvene dayanıyor inanın bilmiyorum. öğretmenlik yapıp akademik ilerleme kat etmeye calısan bir insanım. ve meslegimden tutun da para kazanmama, hayatımda birinin varlıgına veya var olmamasına bile yorum yapan insanlar var. size ne gercekten kocaman bir size ne. bu açıdan kendini kötü hisseden gün içinde bu muhabbetlere maruz kalıp canı sıkılan arkadaşlarım varsa burda sakın bunu yaomayın kendinize. gercekten insanların kompleksleri sizi yıpratmasın. yolunuzu ve hayat cizginizi hic kaybetmeyin.
devamını gör...
1824.
uzaklaştım, yakın sandıklarımdan. mis gibi bir yalnızlık hissi çöktü üstüme. tercihe tercih sunup kendimi seçmeyi yeğledim. yakın sandıkların, yakınlaşıyor başkalarıyla ve uzaklaşıyorsun.
devamını gör...
1825.
reizi fevkalade kıskanan

şer mihrakları ve dıjj güşşlerin ib*neliği yüzünden

elektrik, doğal gaz ve sı faturaları kol gibi gelmeye devam ediyor

bunu gören vatandaş ne yabacağını bilemiyor

neyse ki,

camilerimiz açıh

ezanlarımız ohunuyoo.
devamını gör...
1826.
hayatım, ciddiye alınmasını istediğim bir oyundu. fakat hiçbir zaman tam anlamıyla ciddiye alamadım. en başta kendim sorumluyum bu durumdan.
devamını gör...
1827.
örtünmüş aydınlıklar sancısının geçmediği bir günde bir kıvılcım yanar.
ders almadığıma emin olduğum notlar tekrar tekrar önüme gelir. dip nedir son nedir. bu sadece yeni bir başlangıçtır. yine bir başlangıç.
istediğim bir son bu yeni bir başlangıç.
devamını gör...
1828.
millet reizi anlayamadı
adam benzine bir zam yaptı
yollar boşaldı
bomboş
reiz trafik sorununu çözdüm.
devamını gör...
1829.
bugün pazara gittim. pazar alev alev yanıyor herşey ateş pahası.
devamını gör...
1830.
sevgili sözlük;

fen bilimleri çıkışlı biri olarak sosyal bilimlerin içinde var olabilmek, alisabilmek, bir şekilde adapte olabilmek için çok uğraştım. ama bu gün anladım ki bu mümkün değil. moralim çok bozuk olmakla birlikte radikal kararlar da aldım.

ailemin arkamda durmayacagini biliyorum. hatta kimsenin beni anlamayıp üzerime geleceğini de... ama ben her şeye rağmen bu bölümü bırakıp tekrar bir fen bilimleri bölümü okumaya karar verdim.

bı 4 sene daha üniversite okuyacak gücü kendimde bulabilir miyim bilmiyorum. ama bildiğimden emin olduğum tek şey, bu bölümde mezun olabileceğime, mezun olsam bile içime sindirebilecegime inanmıyorum. ne kadar mücadele etsem de, sosyal bilimlerde var olamadım. ( çünkü ben her daim, işin en başından beri fenciydim.)

istemiyorum ve kaniksayamiyorum. insanın hayatında 2 önemli şey vardır: biri iş biri de eş. ikincisine bel bağlayamam, birincisini de sevemezsem yaşayamam. nefes alacak bir çıkış noktam kalmaz. bu yüzden herkese rağmen bu bölümü birakmaliyim. biliyorum.

bu gün öyle çok üzüldüm ki, üzüntüm mideme vurdu. bu şekilde ömür boyu yaşayamam.
devamını gör...
1831.
2 bira alsaydım da hızlı hızlı gömseydim, şu an uykuya dalmıştım.
devamını gör...
1832.
tanım yazıyoruz. oylayan yok anasını satayım.

millet a yazınca favlar artılar havada uçuşuyor. bize de ya eli yanlışlıkla çarpınca oy geliyor, ya da seri artıcılardan birine denk gelirsek anca öyle.

bilgi içerikli tanım giriyoruz okuyan yok. girdiğin kaliteli tanım akışta kayboluyor. şevkimiz kırılıyor. saldım artık. öyle okucuya böyle tanım.

ayrica beş kardeş dizisinin rozetini düzeltmeyen zat-ı muhterem yönetiminde gözlerinden öpüyorum.

derdim bu kadar, ilgilenenlere teşekkürler.
devamını gör...
1833.
ne kadar çok şeyi bilmediğimi fark ettikçe kafayı yiyecek gibi oluyorum. diyorum ki, ben bu zamana kadar ne öğrenmişim, ne yapmışım ? bilmediğimi fark ettiklerimin hepsini öğrenmek istiyorum ama nereden, nasıl başlayacağımı bilmiyorum. kocaman bir okyanusun ortasında küçücük bir kayıkla kalmış gibiyim. kafam çok karışık.
devamını gör...
1834.
bazen ben ben miyim acaba diyorum. çoğu şey durağanlaştı özellikle ruhum. sakin, yavaş.
eski tanımlarımı okuyorum bazen diyorum bunu ben mi yazmışım. resmen bağırıyorum veya daha içten mi daha ilkel mi yazmışım karar veremiyorum.
geçen sene kendimi içten içe olgun zannederdim şimdi ise geçmişteki kendime bakıp ne kadar çocuk olduğumu fark ediyorum. çok değil sadece bir yıl geçmiş üstünden ama zaman bu neyi ne şekilde değiştireceği bilinmez.

sözlük, yazdan beri sanki beni demir döver gibi dövüyorlar. her yerime vuruyorlar, her gün, her saat, her dakika..
darbeleri aldıkça yassılaşıyorum, kıvrılıyorum, gereksiz pütürlü yerlerimi atıyorum.
canım acıyor sözlük. canım çok acıyor.
benimle birlikte bir çok kişinin de canı yanıyor, biliyorum.
hissizleşiyorum, duruluyorum. cesetten farkım yok. düşüncem yok, fikrim yok.

ben akıllı insana hasretim hem de öyle bir hasretim ki..
dilimden anlayan yok, soran yok, gözlerde ışık yok.
neyi düşünüp nasıl hareket etmem gerektiğini bilmiyorum, kafam karışık. birçok insanın birçok derdi, planı ve istekleri var. hepsi aynı ülke sınırları içinde yaşıyor ama hepsinin birbirinden farklı düşleri var.
peki benim neyim var? neyim ben bu kalabalığın içinde?
devamını gör...
1835.
kafam güzel ve bir o kadar da karışık. yalıtılmış ve bir o kadar da dışa dönük. sıkıntılı bir durum yani anlayacağınız.

şuraya yazmamaya çalışıyorum ama elim gidiyor nedense.
çünkü yazmaktan başka çarem kalmıyor nefesimin kesilmemesi için.

durduk yere şimdi nereden çıktı bu anlamsız konuşma demeyin.
bir şekilde hayata tutunmaya çalışan bireyleriz. ama beş metrekare ama otuz metrekare odalarımızda oturduğumuz koltuklara yattığımız yataklara hapis.

ve evet ben de öyleyim işte.
suskun şimdi. sadece anlamadığım müzikler çalsın ve uzaklaşayım kendi dilimden.
ama ne mümkün?
insan kendi anadilinden uzaklaşabilir mi?
3. sınıf vatandaş seni!
devamını gör...
1836.
kendini bilen ve bir çizgisi olan, insanlarla mesafesini ayarlayabilen, asla vıcık bir ilişkinin ve arkadaşlığın içinde olmayan insanlara bayılıyorum. mesela kendime. harikayım gerçekten. bir kere de ben afedersiniz g*tü başı dağıtayım bir kere de ben sarhoş olayım. assslaaa! bilinçsizce hareket etmekten asla hazzetmiyorum ve hemen durmam gereken yerde duruyorum. söyleyin bu harika bir özellik değil de nedir?
devamını gör...
1837.
sanki uzun zamandır ölmüşümde cennetin kapısını dövüyordum ve bir gün açılacağının hayalini kurduğum kapı açıldı, cennetin kapısı. çamur ve kir pas içinde, ufacık bir ışık kıvılcımı bile görülmeyen, gizli, ufak bir kapıydı açılan. bir kapanış esnasında açılıverdi. bir el gayriihtiyari ufak bir teklifle uzandı benimkine. düşünmeden, hiç bırakmak istetmiyorcasına tuttum, teatral bir sevgiyle kenetlendim ona. o el beni kendine doğru çekti, ardımdan kapıyı kapattı. ucu bucağı olmayan bir karanlığa hapsetti beni.

yere göğe sığdıramadığım sevgim senin sevgini görmeme engel olma ihtimali var mıydı acaba?

yoksa o narin eller aptalca bir teklif için mi uzanmıştı?
devamını gör...
1838.
çocuklar her şeyi fark eder. bazen bize söylenmese de ya hissederiz yada duyarız.
aileler de bence bunu göz ardı ediyor. evde aşırı sessiz kimse kimseye bir şey demiyor herkes herşeyin farkında ama kimse bir şey bilmiyor gibi davranıyor. ailede yaşanan en küçük tatsız olay herkesi etkiliyor hele ki beni, gerektiğinden fazla etkiliyor. umarım herşey düzelir en yakın zamanda.
devamını gör...
1839.
probis gömücem, umarım vardır o paketin içinde.

edit: yokmuş :(
devamını gör...
1840.
kendim olmak için geç kaldım.

bu kadar...
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim