3661.
9 ay olucak artık ayrılalı ama ben hala özlüyorum seni değil ama senle olan kendimi çok özlüyorum. ama en çok senden önceki halimi çok özlüyorum, sen gelmeden önce bir ben vardı sen tüm o benliği söktün aldın geriye yarım yamalak bir şey kaldı. sanırım o benlik yeterince sağlam temellere oturmamıştı otursaydı senin gibi bir rüzgarın onu yerinden oynatmasına müsaade etmezdi. ne istediğimi bilmiyorum ne yapmaya çalıştığımı, nasıl olmak istediğimi, ne hissetmek istediğimi ne hissedersem iyi olacağımı... bir bilinmezlik içinde sürükleniyorum aylardır fiziksel yaralarımın izleri bile duruyor. çok değersiz hissediyorum sürekli bir yerlerde değerimi arıyorum oysa kendi içime bakmam gerekiyor ama bir türlü bakamıyorum. bir şeyler yapmaya çalışıyorum konfor alanımı terk edemiyorum ettiğimde bile bu yalnızca fiziken oluyor zihnimde kendimi bir yere kapatıyorum ve çıkmasına izin vermiyorum, ben bunlardan cidden çok sıkıldım o kadar sıkıldım ki kalbim sıkıştırıyor ruhum bunalıyor
devamını gör...
3662.
şimdilerde kafamın içinde koca bir kara delik ile yaşıyorum; beni günden güne sömüren, bitiren, yok eden...
devamını gör...
3663.
şimdilerde kafamın içinde koca bir kara delik ile yaşıyorum; beni günden güne sömüren, bitiren, yok eden...
devamını gör...
3664.
beklenmedik bir şekilde altındaki girilerle beni kahkahaya boğmayı başarmış olan başlık.

komik valla, kusura bakmayın :(
devamını gör...
3665.
gök gürlüyor yağmur yağıyor. yağmur neden sessiz yağmaz da ardında illa bir gümbürtü getirir bu dikkat çekme isteği neden. sanki sessiz sedasız yağsa onu fark etmeyecekmişiz gibi. sanki böyle gürültü çıkarmasa bir adı bile olmayacakmış gibi. çıkış noktası olarak bakıldığında haksız sayılmaz aslında en çığırtkanın görünürlüğü daha çok olur her zaman sonuçta. ama bu kadar şiddetli şekilde görülmek bilinmek fark edilmek istenmek zararlı bir huy bence. hem yağmur için hem yağmur dışındakiler için. güneş mesela hep durur yerinde hiç de ses etmez bunun için ama biz onun orda olduğunu biliriz keşke yağmur da kendine çeki düzen verse de bu ses kirliliğini duymak zorunda kalmasak.
devamını gör...
3666.
yoruldum diye haykırasım geliyor sonra gözlerim doluyor sussam acıtıyor, anlatsam geçmiyor. içim çığlık çığlığa. o kadar çok doldum ki artık hıçkıra hıçkıra ağlasam düzelecek gibiyim ama ağlayacak güç kalmadı bende dayanamıyorum çok zor bir şey yaşıyorum. hayatımda bu kadar çok fazla acı çekmemiştim yoruldum, sıkıldım elimden bir şey gelmemesinden sıkıldım, nereye gitsem çıkmaz bir sokağa giriyorum, neresi benim yerim hiç bilmiyorum. nerede durmalıyım, nereye gitmeliyim bilmiyorum sanki herkesin bir yeri varmış herkes sığmış şu dünyaya bir ben ait olduğum yeri bulamamışım gibi bir ben sığamamışm şu koca dünyaya, neye ihtiyacım olduğunu bilmeyecek kadar bıkmış durumdayım ne iyi bilmiyorum neyi değiştirmeliyim bilmiyorum tek bildiğim bu boşluk hissi canımı çok yakıyor. 6 yıl boyunca hep sessiz kaldım dayandığımı düşünüyordum ama yanılmışım hep içimde tuttum sonrasında söyledim içimi boşalttım herhalde ama hala zarar veriyor bana ayakta duramıyorum dayanacak gücüm kalmadı da-ya-na-mı-yor-um...
devamını gör...
3667.
karalama: daldan dala daldan dala
dal dal dal, dal dal dal
devamını gör...
3668.
yüreğimde bir ağırlık, boğazıma oturmuş yumru, göz yaşlarıma bekçilik yapan ruhumdan parçalar... herkes hazır olda bekliyor.
devamını gör...
3669.
hiçbir şey bu kadar anlamsız gelmemişti hayatımda kendimi kaybediyorum...
hayatım kayboluyordu bilinmezlerin arasında yokluğa sürüklenen yaşamım kayboluyordu şimdi bir yaşam elimden kayıyordu ve ben yetersiz kalıyordum....
devamını gör...
3670.
sanırım yıllar geçse de bir köşeye çekilip, sorgusuz sualsiz duvarı izlemekten vazgeçmeyeceğim. eski küçük kızın canı yandığında göz yaşları düşerdi yanaklarından. sabahlara kadar ağlayıp uyanınca yeniden kalkmak isterdi. şimdi ise ağlayamıyorum, çok ağlayınca göz yaşları biter derlerdi. sanırım doğru. içim ağlıyor, içim kan ağlıyor, en garibi de ben gülüyorum. bir mart sabahında saatlerce kasvetli havanın yaşattığı hislerimi sorguluyorum. duvarlar hiçbir şekilde konuşmuyor. benimde konuştuğum söylenemez. arkada (ıt's snowing like ıt's the end of the world- krobak) çalıyor. şarkının sözleri yok, ama melodisinin yüklediği anlam bu içimdeki sızıyı ruhuma yerleştiriyor. aynı bu şarkı gibi hissediyorum, konuşmuyorum ama içimdeki melodinin duyulmasını istiyorum. yıllar sonra nerede, nasıl olurum bilmiyorum hatta tahmin bile edemiyorum. bir insan bu kadar hayat dolu olup bu kadar hayatını nasıl karanlık görebilir aklım almıyor. güçsüz değilim fakat güçlüyüm de diyemiyorum. kalabalıktayım bu yüzden yalnızım da diyemiyorum. melankolik olmak ruhuma işlemiş. göz yaşlarımın her daim içimdeki çiçeği sulayacağını bildiğim için asla kurutmayacağım. ve mevsimi geçmiş bir çiçeği asla yeniden yeşertemeyeceğim.
devamını gör...
3671.
neredeyse 1 ayın sonunda yine çavdar ekmeği ve ben yazar birey kişisi, doktorumuz inat ediyor vermemek için 46'lık raporunu seçimler geçsin bende alacağım diyor dedim hayır sadece ben alacağım o 46'lık raporu...

çavdar ekmeği ve ben yazar birey kişisi acayip günlerden geçiyoruz anlamsızca süregelen yalnızlık bitecek mi bitmeyecek mi? seçimden sonra netleşir diyeceğim ama o bile belirsiz... bazen içimde sapık dürtüler uyandırıyor çavdar ekmeği ben yazar birey kişisinin ahlakını bozacak halbuki ben yazar birey kişisi özünde temiz bir kişiliğe sahibim ama çavdar ekmeği ile bir araya gelince ortaya karmaşık ve tatsız durumlar çıkıyor...

size en son iguana olmak isteğimizden vazgeçtiğimizi söylemek istiyoruz, sivri sinek olmaya karar verdik biz nerede emilecek bir kan var gidip bulaşıyoruz çekiyoruz kanları çavdar ekmeği ve ben yazar birey kişisi vampir gibi büyüyünce vampir oluruz belki, hem sinek olmakta iyi kanatlarımız olur istediğimiz yere uçarız...

saçma rüyalar serisi vol.623236 çavdar ekmeği ve ben yazar birey kişisi özel gücü özel güç tayin etmek olan saçma sapan yumurcak adam isimli bir süper kahramana dönüşüyorduk hayır batman örümcek adam filan gelip bizi ne bok yemeye hayvan isimleri ile andırdın deyip bizi öldüryordu... ha bir rüyanın sonu güzel bitsin....

tek haneli iq sahibi ofis canlılarına bir kaç kişi daha ekledik okulu yeni bitirmiş ergenlerden yakında bağırmaktan türkiyenin en önemli tenorlarından olursak şaşırmayınız çavdar ekmeği ve ben yazar birey kişisi....

çavdar ekmeği ve ben yazar birey kişisinin kafasında bu saate arif susam çalıyor yüzümüzde anlamsız bir sırıtma ile , olmayan bir hatun kişilik ile karşılıklı olarak pardon bir dakika bakar mısınız? söylüyoruz nedensizce düşünsenize sözlük kadın yazarlarına yaklaşıp pardon bir dakika bakar mısınız dediğinizi allah muhafaza....

zaman makinemiz bizi bu sefer 3269 senesine ışınladı robotlar savaşının ortasında gelen bir gama ışını ile tuz ile buz olduk çavdar ekmeği ve ben yazar birey kişisi...
devamını gör...
3672.
ben gunluk ariyordum sozluk buldum girdim burasi nasil bir yer bilmiyorum ama kesin bunalicam
devamını gör...
3673.
kutlayacak bir sürü konu var hayatımda ama kutlayan bunun için plan yapan kimse yok. alışveriş denen şey de bitmiyor. bir belirsizlik hali de yoruyor. kendi kendime plan yapacağım ilk fırsatta.
devamını gör...
3674.
okurken sıkıldığım (ve dolayısıyla okumadığım) tek başlık bu olabilir. fenalık geliyor içime uzun uzun yazılan çoğu şeyden. önceden ara ara bakıyordum ama yok. uzun vadede bana göre değilmiş.
devamını gör...
3675.
#2569005

meja'ya katılıyorum.
çok tatlı ya.
karalamam bu kadar.
devamını gör...
3676.
hala yaşadıklarım yeterli gelmiyor.

yaşlanmayı düşünmüyorum.
devamını gör...
3677.
bugün onu kıskandım.
devamını gör...
3678.
bir gün siyasetçi bir babanın çocuğunun oynadığı top komşularının bahçesine kaçmış çocuk da babasına durumu anlatmış ve gidip topu almasını rica etmiş. ardından babası siyasetçi kimliğini belli edecek bir yol bulmaya çalışmış. öyle bir yol bulmalıyım ki bu diğer ülkelerce ayakta alkışlanmalı diye düşünmüş. üç gün üç gece gözlerine uyku girmemiş. bir çıkar yol bulmaya çalışmış. hem üstünlüğün onda olduğunu gösterecek hem de zavallı oğlunun kaçan topunu geri kazandıracak bir yol aramış durmuş sürekli. etraflıca düşünüp bir karar almış ve komşunun evinin yolunu tutmuş. ön bahçeyi ağır ağır geçip kapıyı çalmış. komşusu kapıyı açmış ve buyrun demiş siyasetçi komşusuna. siyasetçi baba da net, kendinden emin ve gür bir ses tonuyla konuşmaya başlamış: "oğlum birkaç gün önce bahçede oynarken topunu elem bir hata sonucu sizin bahçeye kaçırıvermiş, rica etsem oğlumun topunu geri alabilir miyim?" komşusu da bir dakika bekleteceğini söyleyerek içeri girmiş ve ardından elinde topla geri dönmüş. buyrun demiş sanırım aradığınız top bu diyerek elindeki topu siyasetçi komşusuna uzatmış. ne kadar siyasetçi de olsa neticede baba olan adam hem komşusuyla diplomatik bir uzlaşım sağladığı hem de biricik oğlunun topunu geri aldığı için sevinçle evinin yolunu tutmuş.
bomboş hikaye yazdım yine.
devamını gör...
3679.
o büyük adam da bir gün çocuktu. çocuk adam. hiç dinmeyen bir yük. sanırsın yaşından çok büyük. hey dur bir saniye, fikrimizi sormadan kim biçti bu rolleri bize? bu ceket sanki bana bol. taşıyorsun öyleyse. itirazın yok. evler çiziyoruz. bir ev inşa edebilir miyiz? belki bir gün. belki hiç. önce birkaç istasyon geçmek gerek. ama benim görmek istediğim durak burası değil! şansına küs... yollar çok uzun, yolculuğu ertele. ayakların içe bükük. boynun dik. kağıtlar üzerinde minik dünyalar. kalemin onlarca orduyu dize getirebilecek kuvvette. birkaç yaprak da benim için iz bırak. belki hiç unutmam, belki hep hatırlanırım bak! ben her yere adını yazıyorum. adımlar gölge gibi takipte. buğulu camlara üç harf. üç vakte kadar doluyormuş mektuplar, oysa ki nasıl da ince görünüyor kapatılmayı bekleyen şu mağrur zarf. sahil kenarında eski bir köşk. istanbul kazan, tayfa seyyah, kime bu dile gelmeyen aşk? şair de oluruz biz aslında, bilmesini isteyene. dalga seslerine aşina dalgın, dalgasını geçiyor biraz da yılgın. sebat diyor, mühim mesele. bahçelerde yapraklar dökülmüş. renklerin içerisinde tek bir renk, hep bir ahenk arıyor. gülüyorsa anla halinden, sen arkanı döndüğünde dalında koparılmayacak bir anlam bulmuş desene...
devamını gör...
3680.
bazen birinden alacağınız dersler biter. bazı insanlar aşkı değil acısını severler. depresif şarkıları dinleyerek üzgün üzgün takılmayı sever. bazıları mutsuz ve depresif olmaya aşıktır, günahı inancım yok cümlesine atar. her şey çok güzel başlamışken bir taraf okuyup kendini geliştirerek bakış açısını genişletirse diğer tarafla arasında sorunlar başlar. bunun sebebi kıskançlık, uyumsuzluk, hedef ve bakış açısı farklılığı gibi gözükse de asıl sebep birinin yerinde sayıp ötekinin ruhsal ve hedefsel gelişimler yaşamasıdır. toksiklik farklı yönlere bakmakla gelişir. bir tablo hayal ettim yan yana duran ama farklı yönlere bakan iki insan. ne çok benzerdik. bazı insanların artık size verebileceği ve sizi şaşırtabileceği bir şeyleri kalmaz, yoktur. mutsuz depresif bir insanı o halde bırakın derler. o halde birinin yanında o toksiklikle kariyerde gelişmen mümkün değil. biri seni kıskanıp boğarken ya da ben o açıdan bakmıyorum diye bomboş sebeplerle kavga ederken başka hiçbir şeye enerjiniz kalmaz ki. bu hikaye bitti. sen burada büyüdün. herkes kendisine uygun frekanslardaki insanlarla etkileşime geçiş yapmalı. insanın önceliği kendisi olmalı. birini iyileştirmeye çalışmak değil. kolay bozulan psikolojisini toplamak hiç değil. varsa enerjiniz kendinize harcayın, mutsuzluktan beslenen birine değil. gelişim ve değişim böyle mümkün. bazı ilişkiler seni büyütür sen de enerji ve frekans olarak değiştiğin için farklı ilişkilere geçiş yaparsın. önemli olan birlikte büyüyebilmek ve gelişebilmek. özellikle zihin ve yapı olarak. bir ilişki bitiyorsa biri yerinde sayıyor diğeri gelişiyordur. mesela dönün bakın yıllar evvel ilişkinizin koptuğu birine. hala iki laf edemiyorsanız görüyorsunuz ki o hala yerinde sayıyor. hala aklında tutunduğu kötü anılar ve sorgulamalar var. hala kurban rolünde, aşamıyor bir türlü. geniş bakamıyor ki. senin açından, o zaman açısından veya kendini bile görmüyor ki. sadece yaşanan olayların etkisinde. ya da şöyle oluyor karşınızdaki insan değişime uğruyor siz ondan sürekli eskisi gibi olmasını beklediğiniz için ilişki yine bitiyor. gelişime değişime farklı bakış açıları kazanmaya ne kadar normal bakıp kendimizi de o serüvene sürükleyebilirsek ilişkiler devam ediyor. insan birine değiştiği için kızarken bunu suçlanacak bir şey olarak görürken, bu değişime ve gelişime destek olmayı unutuyor aynı zaman diliminde kendinin de aslında farklılaşmaya uğradığını göremiyor. en acısı da bu.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim