701.
candan erçetin kayahan'dan daha iyi büyük aşkım diyor şu an kulaklıkta, etrafım kalabalık ama kimseyi duymuyorum çünkü yaşasın son ses!
onlar da alışık bana, arada biramın bitip bitmediğine bakıyorlar, bitmişse refresh, mis!
başka bişi istemiyorum epeydir akşamları ve geceleri, bir ara uyku dilenmişliğim de vardı ama şu ara biraz tuhaf zaman aralıklarında olsa da uyuyabiliyorum.

çok aradım zor buldum, artık bırakmam seni.

arada benim şımarık kız ya üstüme çıkıyor, ya bağcıklarımla kavga ediyor ya da arkamdan haince üstüme atlıyor, çok şımarık ve çok güzel bi zilli. şu anda da az öteme yatmış, hayran hayran yüzüme bakıyo mal. *

öğleden sonraki tadım yok, zaten bu kadar sürmesi bile mucize idi benim için, burnumdan geldi "lan ne güzel dediğim" ne varsa, olsun, alışığım.
başkaları için var olmak gibi bir yükümlülük kakalanmış ben doğarken üzerime, eyvallah..

bak hayatım, kedi kuman?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
702.
çünkü sifonu yanlış yere bağlamışlar dostum.
ustanın çatalında hayatın anlamını ararsan böyle olur.
oysa ustalar çatallardan bihaber mutlu.
senin mutluluğun sifonun deliği doğru yerde diye mi?
deliğin üstünü şapla…
efendim o şap değil bildiğin kumla falan yapılan inşaat şapından bahsediyorum, işte onunla kapatıp her şeyi dümdüz etme hayali içinde kıvranırken acaba hayatının hangi noktasında gereksiz sifon kılıklı insanların deliklerini şapla...
efendim kumla yapılan şap değil hani askerde verdikleri şaptan bahsediyorum, hah işte onunla kapatıp, sakin bir hayat sürüp, otuz beş sayfalık kitaplar alıp, yedi günde bitirip huzur bulmak istiyorsunuz.
günde beş sayfa.
çok mu arkadaş.
çok mu dingillergillerdeniz?
devamını gör...
703.
bazı şeyler içimde taşıyor artık. sanki el birliğiyle hayatımın içine etmeye niyetli gibiler. yıllardır her şey sanki borcummus gorevimmis gibi sırtıma bindirildi. hiç kendimi düşünemedim düşünemiyorum. kocaman bir kamburla yaşıyorum. insanın bütün bir hayatı acınası olur mu ya. ben artık dayanamiyorum. bu insana bu hayata üzerime bırakılanlara, mecbur bırakıldıklarıma dayanamıyorum. böyle yaşamak istemiyorum. kendim için yaşamak istiyorum. bir kere olsun normal herkes gibi olmak istiyorum. yarını düşünmek boğuyor, çıkamıyorum işin içinden. bugünum yine dünler gibi. her şey sorun olabilir mi diyorsun oluyor, geçer düzelir diyorsun ama düzelmiyor. olmuyor yav olmuyor. tahammül edemiyorum artık. kurtulmak istiyorum bütün yüklerimden. böyle yaşamak istemiyorum, böyle kalmak istemiyorum. istemiyorum.
devamını gör...
704.
fok balığı
hem fok hem balığı
anlamlı paylaşalım
devamını gör...
705.
sumru sumru sumru

dün gece şehre indim yarı başlı ceketimi alıp
çok aradım ama bulamadım galiba ismet abi kayıp
derken aklıma farnal meyhanesi düştü
rivayete göre burada ispatlanmıştı ismet abinin rüştü
ceketimi mühürleyip içeri daldım ismetin elinde sek bir rakı
ben onu tanıyana dek bilmezdim suyla rakının arasındaki farkı

sumru sumru sumru
ismet abi beni gördüğü gibi
masaya yumruğunu vurdu
ardından çatlamış dudaklarından
işte şu sözler duyuldu

*bana yardım et musa! bütün dünyanın elektriğini kesmemiz lazım.. hem de çok acil

gülmekten yerlere yattı meyhanedeki herkes
ismet abide ne bir kıpırtı ne de bir ses
rakısından bir yudum daha aldı sinsice
devam etti anlatmaya bu defa sessizce

musa biliyor musun hangi zamanda yaşadığımı, nerede olduğumu, kim olduğumu, beni ben yapan bütün hayatımı ilk kez onu görünce hatırladım. ama hiçbirinin bir ehemmiyeti kalmadı o bizim masaya oturduğunda. içtiğim bütün içkilerin bile. utanmasam münevveri kolundan tutup ''seni odamın bir yerine koyarak ömrüm boyunca izlemek istiyorum. çünkü sen beni dünyadaki bütün alkollerin karışımından bile daha fazla sarhoş ediyorsun. sen de gayet iyi biliyorsun münevver ayıkken yaşanılabilir bir yer değil dünya denen bu cehennem. bence insan bir şekilde -ki bu ne şekilde olursa olsun ister ilahi bir aşkla, ister beşeri bir aşkla, bir acıyla, bir umutla, bir çaresizlikle, hiç değilse bizim gibi bir duble içkiyle- sarhoş olmalı. benim yaşadığım hangisine dahil bilmiyorum. bence gözlerini gördükten sonra hepsinin ötesinde bir yerde. efsunun öyle bir büyüledi ki beni, çıkamıyorum bu işin içinden. bende öyle bir izlenim bıraktın ki münevver; kendimi daha önce hiç acı çekmemiş gibi hissediyorum. yok yok bu doğru değil. kendimi hiç yaşamamış gibi, dünyanın bütün güzelliklerini kaçırmış gibi. radyoda en sevdiğim parça çalarken ben sağırmış gibi. gökkuşağı gözlerimin önünde belirmişken ben âmâymış gibi. rahmetli anacığım son kez başımı okşarken ben uykudaymış gibi'' diye anlatacaktım. münevver bir gün beni severse bu cümleleri ona da kuracağım. ona kuracağım o kadar çok cümle var ki musa galiba bana bir telefon almak şart oldu. aslında polis telsizi de olur

-münevver'i hiç tanımadan nasıl bu kadar sevebildin?

-bir insanı sevmek için tanımak gerekmez musa. hatta tam tersi tanımak için sevmek gerekir. insanların başından geçenleri dinlemeyi hiç sevmem ben. başka insanların başından geçenleri de öyle. dedikoduları yani. dinlemeyi sevmediğim gibi anlatmayı da sevmem. o yüzden çok bir şey bilmezsiniz benim hayatıma dair sen de sumru da. bilmeyin zaten. böylesi hem beni hem seni hem de sumru'yu daha mutlu kılacaktır. ama konumuz bu değil. konumuz bundan sonra hep münevver. şu berbat dünyada canımızı daha fazla acıtabilecek ne yaşanırsa yaşansın benim gündemim daima münevver. şimdi şuraya oturup dayısının askerlik anısını bile anlatsa soluksuz dinlerim. bu iyi mi kötü mü bilmiyorum. kadın resmen beni gözleriyle esir aldı. ve galiba ben de stockholm sendromuna yakalandım. münevveri çok sevdim ve onu tanımak istiyorum. ama böyle bir durumda onun da beni tanıyacak olması bana bir korku vermiyor değil..görüyorsun işte benim halimi. laf aramızda ben galiba birazcık deliyim.
devamını gör...
706.
etrafındaki insanlardan farklı dertlerin olduğunu hissettiğin o ilk an anlıyorsun aslında ne kadar yalnız olduğunu.farkında olmayanlar arasında farkındalık ne büyük yalnızlık.

eyyyy insanlar korkmayın bu kadar yalnız kalmaktan, yalnızlık bence insanın kendine vakit ayırması demektir.

kendine vakit ayırmak dediğin kalabalıklar içerisinde de olabiliyor, kulağına taktığın bir kulaklıkla başlıyor yalnızlığın, dinlediğin müzik yada ilgini çekebilecek bir podcast seni alıp fiziki olarak bulunduğun yerden bambaşka bir yerlere götürüyor yada herkes konuşurken, gülerken,tv izlerken açtığın kitabın sayfalarında başlıyor senin yalnızlığın.

birde bunun iki kişilik versiyonları var birlikte susuyorsun. birlikte ama yalnız kadar özgür hissediyorsun. bence hayatı paylaşmalıyız yalnızlığı değil..

yalnızlık paylaşılmaz paylaşılır ise yalnızlık olmaz diyen özdemir asaf ,sende mi sevdin yalnızlığı?

herkese, kendine vakit ayiracagi ve bol bol yalnız kalacagi zamanlar diliyorum.
devamını gör...
707.
hayat...

o kadar yoruldum ki dimdik herkese karşı ayakta durmaktan. hani hep diyorlar ya düşene tekme atmayın yardımcı olun diye ben bunu nedense hiç yaşamadım hep tekme attılar hala da atmaya devam ediyorlar umutlarım tükeniyor gelecek kaygısı sınav stresi pandemiden dolayı evde olduğum için kilo sorunlarım tutmayan uykularım isteksizliğim aile sorunlarım maddiyat kitap okumak istiyorum kitap olmuş 30 40 tl dışarı çıkıyım diyorum yeterli park alanı yok olanlarda da değişik tipler oturuyor-kadınları rahatsız eden tipler- arkadaşımla buluşayım diyorum gereksiz dedikodular kafa ağrıtmalar yalnız kalmak istiyorum ama aileme devamlı ev içinde yardım etmeliyim ders çalışmalıyım motivasyonum yok derdimi anlatsam allah'tan başka dermanım yok gerçekten ne yapcağımı bilmiyorum aslında çok pozitif bi insanım her şeye herkese destek olurum ama fark ettim ki ben düştüğümde kimse bana yardım etmedi ne kadar acı bir senaryo öyle değil mi geçmese bile yanımda olmalarını isterdim... söyleyeceklerim bu kadar değil ama bi nevi rahatladım sanırım
devamını gör...
708.
sevmek… altı harflik bir fiilin içine türlü türlü haller sığdırabilmenin heyecanı oluşuyor. sonra durup düşünüyorsun. neyi ne kadar sevmek gerek, sevmenin karşılığı var mı, olmalı mı, geçici mi yoksa kalıcı mı?..
çok düşünmek bazı şeylerin anlamını kaybettiriyor.
yaşamak istiyorsun, sonuna kadar. yaşadıkça seviyorsun, sevdikçe yaşıyorsun. ama hiçbir zaman karşındakinin seni ne kadar sevdiğini bilemiyorsun.

bir çiçeğe sevgi beslenmişse o çiçeğin çiçeklenmesine sebep oluyorsun. yeşil yaprakların arasından renkli bir görüntü…

bir hayvana sevgi beslenmişse o bir çift gözdeki masumluk; hareketlerine yansıyor, uysallaşıyor, aldığı enerjiyi kat kat veriyor.

bir kitaba sevgi beslenmişse sürüklüyor, okutuyor, insanı içine alıyor. gidilmek istenen farklı dünyalara kapıları açıyor. hiçbir beklentisi olmadan yaraları sarıyor.

peki insan? bir insana duyulan sevgi ne yapıyor? nasıl hissettiriyor? saydıklarım arasında en karmaşık olan sevgi türü. bilemiyorsun. tüm duyguları aynı anda yaşıyorsun. emin olmak, emek istiyor. o yüzden sevgi emekti demek. karşılıklı bir emek…

bir insanı sonsuza kadar sevecek enerjim olmasına rağmen emek kısmında ucundan bir kayaya asılmış, yalnız bırakılmış bir şal gibi hissediyorum. ufacık bir esintiyle nereye uçacağı belli olmayan bir serüven…

emin olunacak, son noktasına kadar emek verilecek, birbirini çiçeklendirecek, sonu mutlu bitecek nice sevgiler yaşamayı diliyorum; kendime, gönlüme yakışana, size ve gönlünüze yakışana.

sevdiğimiz ruhların karşımıza çıkması dileğiyle…
devamını gör...
709.
onun bana yaşattığı acılar büyük bir dağ oluşturuyor yüreğimde fakat ben bu dağa aldırış etmeksizin ardından parlayan güneşi özlüyorum.
devamını gör...
710.
insan bazen aynada kendini görünce tanıyamaz ya, bi bocalar?
öyle bir hava var son zamanlarda üstümde, tamam bu o diyorum, tamam bu ben diyorum, sonra bakıyorum göz kenarlarındaki çizgiler hiç benimkilere benzemiyor, gözleri de benimkiler gibi bakmıyor?
ama o benim?
o yansıma dediğim şey nicedir beklediğim ve görmeyi deli gibi istediğim gerçeğim benim.

yol evet, bir yol.
aynadaki ben ile aramızda bir yol var, o yolda incelip kırılıyor bazen bizlik olgusu, zarar görmüş gibi olsa da tam olmanın sancısı diyelim, tanıma diyelim, kabullenme diyelim, "o da sensin ama sabret, onun bildikleri seninkinden farklı, az daha sabret" diyelim.

yol evet, o konağa, o aşina ve o tamamen yabancı olduğum konağa giden yol bu, yoldaki kedilere onu anlatıyorum, o güzel, ben baktığım için değil, o arkamdan vazo fırlattığı günden beri çok güzel, ben sadece tanrılar ile arasında aracıyım o kadar.

yol evet, güzel bir yol..

urla çeşme arası eski yolu bilir misin, bilmiyorsan da öğreneceksin, çünkü orası bizim yolumuz.

o ne güzel burundur yarabbi?
devamını gör...
711.
henüz yazar olamadım karalayamıyorum.
devamını gör...
712.
kendimi artık tamamen loser olarak görüyorum.

yaptığım hiçbir şeyden keyif alamıyorum, kafa dengi arkadaş çevrem yok, mutsuzum. maddi yönden problemim yok hiç ama manevi açıdan çöktüm artık. sürekli kendime loser oldun işte diyorum.

evet loser oldum. kaybeden tataftayım artık.
devamını gör...
713.
yeşil
dinliyor, büyüyor
bana gölge
sana engel

saklıyor
sakladığını zannediyor

ince
uzun
aheste

görsen
nasıl salınıyor
kelimeler dans ediyor
yazamıyorum

seni bulunca
gözlerim kamaşıyor...
devamını gör...
714.
karalama defteri değil de karalama blogum var. karalama blogum
devamını gör...
715.
aile. hayattaki en büyük istismar malikanesidir dediğimden beri linç yediğim o koca 23 yaşıma bedel oldu. hala da oluyorlar. güya sevgi ve biz sana her şeyi alıyoruz mantığı ile içimi, hayallerimi rahatça alabildiklerini zannetmeleri ise yine tam 23 yılımı aldı. hala da sürüyor. kendimden nefret etmekten tutun da kendimi öldürme isteğine kadar her şeyi içimde biriktiren aileme sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. yaptıklarınızın farkında olmadığınız ama benim içimde yaşattığınız her acının kat be kat fazlasını yaşamanızı istesem de sizin kadar bencil olamıyorum. sizler elalemden, komşulardan dandik olaylardan ötürü çocuklarınızı hatırlamayıp hatta kendinizi bile unutup çocuklarınızdan bıkan varlıklarsınız. kalbimdeki acının tarifi asla mümkün değil. kendimi dışarı çıkarken onların ev işlerini yemeklerini temizliklerini yaptım diye izin veriyorlar düşüncesi içinde buluyorum. sanki onların evdeki kölesiyim. bunu da geçtim sanki kardeşime hizmet etmem gerektiği için doğmuşum gibi hissediyorum. bu yüzden aile evine dair tüm kalbim ciddi şekilde yaşlı, kanlı ve acılı. dilerim bunu okuyan insanlar olursa da çocuklarının asla kalplerini kırmasınlar. çünkü sonraları çok acı oluyor...
devamını gör...
716.
hayat standardım diğer insanlara göre biraz yüksek diyebilirim, yüksekten kastım uçurum değil en azından her yaz 5 yıldızlı bir otelde tatilimi yapıyor,kısa aralıklarla lüks bir restaurant da yemek yiyebiliyorum. gel gelelim asıl konuya,
ben özel bir finans kurumunda pazarlama müdürüyüm, 15 yıldan beri satış hedeflerini tutturmakla mükellefim. sonuç olarak yaptığım iş çok stresli. bu stresin üstüne biraz daha stres eklemek gerekirse , mesela erken yaşta evlenmiş olmam, sosyal ortamımda hareket kabiliyetimin kısıtlı olmasi,annemin ciddi sağlık problemleri olması, bunlar üst üste gelince insan kendini yalnız hissediyor,en ilginç olanı da kalabalığın içindesin ama yalnızsın....
tek istediğim ne biliyormusun karalama defteri?
yüksek tavanlı,eşyası olmayan eski bir evde uykuya dalıp,ertesi sabah çantamı sırtlayıp, bilmediğim bir ülkenin sokaklarında kaybolmak.......
devamını gör...
717.
"bak ben sana bir caddeyim
üzerimden geçtiğin her sabah.
bir ağacım ben sana,
bir akasya,
gölgemde otobüs beklediğin."

neden uzaksın soruna cevap olur belki. hoş buradan bihabersin ama olur da bi gün okutursam diye not düşüyorum işte. ha bi de bazen kırılıyorum ama beni kırdığın için üzüleceğini bildiğimden sadece gülüp geçiyorum.
devamını gör...
718.
her zamanki gibi bir gece, derin uykuya dalamadığım, uykuya bile teslim olamadığım.
her aynı günün ardından gelen, 'belki biter artık' diye umut kırıntıları aratan, her zamanki gibi bir gece.
son sigaramın ağzımda yine aynı tadı bıraktığı, titreyen sokak lambasının 'neden hala patlamıyor, neden can çekişiyor, neden buna kimse müdahale etmiyor' diye düşündürdüğü, sonra kendimi o lambaya benzetmem ile birlilte gülümseten, her zamanki gibi bir gece.
her zamanki gibi oyalanmaya çalışmakla geçen bir gece..
neden bu ağaç büyümüyor hiç?
denizin kokusu aynı mıdır heryerde?
karşı komşum mutlu mu acaba?
gerçekten var mı evrilmeyen duygu?
gerçekten var mı devrilmeyen insan?
devamını gör...
719.
sevgilim olsun istemiyorum. sevdiğim olsun istiyorum. her gün görmek değil, benim olduğunu bilmek istiyorum. elini tutmak değil, kıyamadan gözlerine bakmak istiyorum.
devamını gör...
720.
çok fazla şarkı!
iki çocuk bakıyor bana, bir kedi, bir eski aysel.
öyle araf ki, arada kalmak hiç bu kadar zor olmamıştı.
iki çocuk bana bakıyor, su iç diyorlar, az iç diyorlar, bir nevi eski aysel fazla bişi demiyo ama gülüyoruz işte beraber, o bile yeter, sağolsunlar.

üçü de seni biliyordu biliyor musun, biliyorsun tabii, bugün üçüne de gittiğini söyledim, çocuklar az iç dediler, su iç dediler, ex aysel ne dedi hatırlamıyorum.

haber verecektin bugün, yüzde bilmem kaç kötü olduğunu bildiğin haberin haberini verecektin?
tahmin ediyorum ki, en kötüsü geliyor aklıma, neyse, atlatırsın. keşke.. keşke..

sabah tıp deyip hâlâ susmayan dilimi de, yazdıran alkolü de..

neyse...
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim