3141.
komutan logar muhendislerine hiperoptik vasküler dondurucu yaptiracagina sicak su torbasinin giyilebilir olanini urettirseydi, simdi milyon galaksi yili otesindeydik zamanin.

atam… usuyoruz atamm…
ben ki; regl oldugumda bile kullanmazken, alerjik nezlenin serrinden sana sigindim canim sicak su torbam.

hapsirmaktan bikkinlique geldigi icin burun deliklerimde tuvalet kagidi yapraklari var, sadece mandalina yiyebildigim icin parmaklarim kabuk soymaktan sarardi, canim asiri feci derecede tavuk suyu çorba istiyor.
kolumu kaldirabilsem en alasini cikaririm mutfakta, literally kalkmiyor cunku asidan kolum sisti. hakan peker cikan atesimi gorse ateşini yolla bana’ya 2022 vers remake klip cekip, kor alevler icindeyim kisminda beni oynatirdi.
persembe gununden beri yataktan cikmadan yatiyorum. ne ise gidebildim ne toplantilarima katilabildim, dumduz yatiyorum.
yamuldum, sadece usuyorum.
mizmizlanmak huyum degil ama allah affetsin hastayken insanin bi’ simarasi, yalandan da olsa “bi’ ihtiyacin var mi?”yi duyasi geliyor iste napaq.

dumduz yatiyorum ve canim corba istiyor demis miydim?
devamını gör...
3142.
hani böyle bardağı tutarsın ama anlık bir dalgınlıkla elinden düşer ve dağılır. ahanda beynimin için o yere düşen bardağın parçalarını almışsın da doldurmuşsun gibi. yani bildiğin bir çöplük. camdan çöplük.
devamını gör...
3143.
bir psikoterapist, "toksik ailelerde sorumsuz olan evlat çok sevilir ama kendi ayakları üzerinde duran çocuklar ise hiç sevilmez." yazmıştı. o kadar doğru ki... çünkü sorumsuz birini kontrolü altında tutmak kolaydır çünkü hep arkasını toplarlar, böylelikle güçlenip kendi ayakları üzerinde durmaması için bu minnet borcu ile kendilerine bağımlı kılarlar. neyi var, neyi yoksa ona harcarlar ama kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan diğer evlat, olur da bir gün zor duruma düşerse onun yaşadığı zorlukları görmezden gelirler çünkü o, onlardan ayrışmayı başarmıştır, onu bağımlı kılamayacaklarını anladıkları için onu "nankör veya hain evlat" ilan ederek saf dışı bırakmak suretiyle evlatlar arasında yaptıkları ayrımcılığı kendi zihinlerinde mantıklı bir zemine oturturlar* ve böylece, vicdan azabı duymaktan da kurtulurlar. işte bu işler maalesef böyle oluyor ki atalarımız boşuna dememiş: "minareyi çalan kılıfını hazırlıyor."
devamını gör...
3144.
arayış. hiçbir zaman bulamayacağını bilsen de, uğruna ömrünü feda etmek zorunda kalsan bile ilk günkü heyecanını kaybetmeden durmaksızın arayış. hedefe varmanın değil yolda olmanın hevesi. bir an durup soluklandığında bile aklından çıkmayan varış noktası. bu yol çetrefilli, dik, sapa. yola çıkmadan yanına alabileceklerin de kısıtlı. engebeli araziye eklenen türlü çeşit tehdit, sataşma, yoldan çıkarma çabası. kim amacına daha çabuk varacak. sen mi yoksa düşmanların mı? enerjini güce dönüştürmek ve bu gücü doğru kanalize edebilmek belirleyecek sonucu. hayat bu, uçsuz bucaksız bir arayış. bulacakların belki seni tatmin etmeyecek, hayallerindeki gibi olmayacak varış anının coşkusu ama sen yolda olarak bile kazandın. hayatı boyunca yerinde sayan, miskin, gayretsiz insanlardan olmadın. bu bile yeter.
devamını gör...
3145.
keşke şu başlığa eksi yağdırabilsem ya.
devamını gör...
3146.
gönlüm ne kadar kaçsa da esir zincirine
öyle kolay kıramam ki,
senin gibi.
devamını gör...
3147.
bu ülkede hiçbir başarı cezasız kalmaz.
devamını gör...
3148.
yarın patoloji sonucumu alicam. içimde korku ve telaş. kimseye korkuyorum demeyince hep gülücükler saçınca etrafa sonra böyle geceleri gözyaşı ve daha büyük bir korku bulutuyla başbaşa kalıyorum. her şey çok güzel olacak,buna inanmaya ihtiyacım var.
devamını gör...
3149.
havalar soğudu burada. gerçi ev sıcak olsa da dışarının soğukluğu ürpertiyor. alıştım iyiden iyiye. yeni arkadaşlar yeni dostlar edindim.

aynı düzensizliğim devam ediyor. sana bir sır vereyim mi. beni ne zaman istersen uyandırabilirsin demiştim ya. yalandı. zaten uyuyamıyordum geceleri. hala da öyle. ve yine kendime iyi bakmamaya devam ediyorum. ve ben aslında kaos sevmiyorum. sadece kaosa dönen hayatımda bunu seviyormuş gibi gösterip yalan söylüyorym kendime.

her seferinde porsuğun kenarında buluyorum kendimi. şu bilim kurgu filmlerindeki gibi. herşeye yeniden değil belki en baştsn başlamak için.

kendime not. götsün oğlum dandik.

ikinci not. su şişesine dokunamıyorum. sanırım o yüzden hala atamadım.

üçüncü not. o herşeyi bilen arkadaş varya. ona yeni bir iş daha buldum galiba. onun dualarıyla yaşıyor olabilirim.

dördüncü not. for english press nine.

edit: beşinci not. #2290776 benden başla. benimle devam et. bütün eksileri bana sapla. eksiler presinde ez beni.
devamını gör...
3150.
yine dandiğe bağladın dandik bey. çık şu dandik ruhtan. eee hani alkol problemim vardı benim. içmeyince de gayet dandik olabiliyorum.
hala emin misin alkol probleminin olmadığına diye sormuştun ya. hala eminim. dandikte emin.
devamını gör...
3151.
hayatımda hiç çalışmadığım kadar çalışıyorum. uykuyu çok seven, hiçbir şey için uykumdan vazgeçmeyen ben, günlük 3-4 saatlik uykulara şükrediyorum. bir günde iki gün yaşıyormuşcasına hayatım, bu da insanı yoruyor haliyle. evet birçok şeye yetişiyorum, sınavlar, projeler tamam, hiçbir raporum eksik değil, her şeyi tam zamanında teslim ediyorum... ama kendime yetişemiyorum. tek dileğim, tüm bu çabalarıma değmesi, mezun olduğumda bunların karşılığını alabilmek. yoksa delirmek sadece zaman meselesi.
devamını gör...
3152.
yine yazmayalı uzun denilebilecek bir aralık bırakmışım.
hayatın koşturmacasında, yoğunlukta buna vakit ayıramamışız bir süreliğine.
1 ayda ne kadar fazla şey değişiyor, giriyor hayatına. öğretiyor, katıyor, rahatlatıyor..

sevimsiz ve kötü şeyler yaşansa bile onların üstüne çok düşmemeyi ve çabuk atlatmayı özümsüyorsun, harika bir his.

şu modda takılma evremdeyim ; "yarın eşimiz dostumuz geliyor, sabah biraz daha erken kalkıp, sofrayı hazırlayacağız, araçları yokmuş, şu duraktan karşıla, birlikte simit, börek vs alın gelin hadi çabuk" gibi anaçlıklar içerisindeyim, her zaman olmasa da ayda bir böyle şeyleri yaşamak çok güzel hissettiriyor insana.
niyet iyi olduktan sonra istediklerin başına gelir, çünkü sen onu çekmek için elinden geleni yaparsın.
şu saatten sonra kötü niyete kapı aralayacak, evcilik oynayacak halimiz ve buna harcayacak enerjimiz kalmamıştır.

haddini hududunu bilen insanlar başımın üstündedir, saygıyla onları misafir ederiz, sevgiyle uğurlarız..
devamını gör...
3153.
dünyaları yazmak istiyorum sana elime kalemi alıyorum her şey herkes bombuş oluyor. kelimeler seninle anlam kazanıyormuş ben de.
devamını gör...
3154.
şu an kalbim çok kırık. kendimi dünyada en sevilmeyen insan benmişim gibi hissediyorum ( annem babam hariç) ve bunun son bulmasını istiyorum. istediğim hayatı yaşamak istiyorum. karakterime göre yaşamak ve sessizce ölüp gitmek ...
devamını gör...
3155.
tatlı istiyorum.
devamını gör...
3156.
saat 3.57 bir pazar sabahına karşı. bu saate kadar beni ayakta tutan şey neydi? nedir bu içimdeki huzursuzluk korku, kin ve nefret. gece gördüğüm artık ülkemin normalleşmiş kadın şiddeti haberi mi yoksa o haberdeki anne diye bağıran yardım isteyen çocuğun sesi mi? düşünüyorum da yarın benim aynı durumda olmayacağımın garantisi yokken ben nasıl bundan bir kaç yıl sonrasının hayalini kurabiliyorum. bilmiyorum hiçbir şey bilmiyorum. artık bilmek de istemiyorum. bildiklerim, farkında olduklarım bana ağır geliyor. bu kadar canilik içerisinde yaşayamıyorum.
benim yıllar sonramı bırak yarınımı alan çalmaya çalışan herkes kendi kötülük çukurunda boğulsun kimseye zarar vermesin.

07.03.2021
devamını gör...
3157.
şu an daha yolun çok başındayım, 22 yaşındayım. her şeyim planlıydı, iş hayatım bile. kendi kafamda planlamıştım. 2.sınıftayken, “bi stajımı son sınıfa bırakayım da staj yaptığım yerde, istediğim departmanda staj sonrası işe gireceğim.” diye hem söyler, hem de kafamda planlardım. çok pimpirikliydim bu konuda.

neyse planladığım her şey oldu, stajı son sınıfa bıraktım. staja başladım. kendimi sevdirdim. staj bitti, istediğim yerde istediğim departmanda işe girdim. planladığım kafamda ne olduysa hepsini yaptım kendi açımdan.

sonra planıma bir kadın dahil oldu. 2 yıldır bir gün tanışacağım, tanıyacağım dediğim insandı pandemi bitti. bir gün deli cesareti işte gittim konuştum. çok güzeldi o dönemler, erken bitmek zorunda kaldı sanırım. ayrıldık, 3 küsür ay geçti üstünden bir baktım ki kendimden nefret eder hala gelmişim, bunu yapan da kendimden başkası değil.

insanların güvendiği belki de kendini açtığı, derdini anlattığı, güvendiği biriydim kendimce. ne başkasına verdiğim sözleri tutabiliyorum, ne de kendime verdiğim sözler. ha, tutmak istedim mi? inanın ki bilmiyorum. bu hale gelmiş bi insana kim niye güvensin ki zaten artık? buna rağmen destek olmaya çalıştılar ama kendileri de biliyor, ne kadar faydalı olabilir ki?

ne önümü görebiliyorum, ne açık açık derdimi kimseye anlatabiliyorum. mükemmel bir arkadaş grubum var, uzun zamandır ne yanlarına gidebiliyorum. ne eğlencelerine ortak olabiliyorum. iş çıkışı evime gidiyorum, açıyorum bilgisayarı sabaha kadar oyun oynuyorum. sabah kalkıp işe gidiyorum. enayi gibi tüm paramı iddiaalara basıyorum.

ben hayatı çok severdim, belki bir gün bir daha severim.

edit: iddialar bitti, kumar sorunu bitti. kötü alışkanlıkların hepsi bitti. sadece alkol var, oda aşırı derecede keyif veriyor. her cuma, cumartesi keyifle içiyorum. hayatı hala sevmiyorum ama en azından artık seviyormuş gibi görünebiliyorum :)
devamını gör...
3158.
'bazen mum gibi hissediyordum. ıcimdeki fitil yanip bitiyormus gibi oluyordu. o fitilde hayallerim, umutlarim oluyordu. eriyen mumlar da kaybettiklerim oluyordu:param, sağlığım, arkadaslarim... sonra ateşimi sonduren bir ruzgar geliyordu. eski halimden iyi degildim. ama sönmüştüm artik. giderek kötüleşmiyordum. oldugum yerdeydim. bu hayatima adapte olmaya çalışırken zaman geciyordu. ben bu zamani ruzgara olan minnettarligimla geciriyordum.'
29.07.21
devamını gör...
3159.
yurt odamda yorganın altında ses çıkartmadan * ağlamaya çalışıyordum ki bunun sebebini yazarsam belki sakinleşip uyuyabilirim diye buraya yazmaya karar verdim. duygusallığım bu gece üst düzey olduğu için yüksek ihtimalle yazdığıma pişman olacağım ama her neyse.

birini kaybettim kendi salaklığımdan ötürü. kaybettiğim en değerli şeydi belki de. o kaybettiğim şeye dair olan hislerimi kolayca çöpe atabileceğimi sandım. fakat hislerimden kaçmaya çalıştıkça daha da kovaladılar gibi oldu. aklımın bir köşesine kazınmış onunla ilgili anılar. olmadık yerde aklıma geliyorlarsa da sanki öyle bir şey yokmuş gibi davranıyorum. işe yarıyor arada bir. ama şu an yaramıyor mesela. aynanın karşısına geçip bir süre kendime baksam o işe yarar yüksek ihtimalle ama sıcak yatağımdan kalkmaya çok üşendiğim için bir süre daha acı çekeceğim.

bu arada şu an ağlamıyorum ve sakinim de. hatta az önce ağladığım için çok rahatım. ne zaman beni rahatsız eden konu hakkındaki düşüncelerimi yazsam hep böyle oluyor. duygu yoğunluğundan ötürü her şeyi abartıp kendi hislerimi de o abartıya göre yaşadığımı ve aslında içinde bulunduğum durumun çok da şey olmadığını fark ediyorum . ama umarım bu duygu yoğunluğu çok sık yaşanmaz.

sıcak yatağımdan kalkıp aynadaki muhteşem ultra cazibeme bakmaya gidiyorum şimdi. tü tü tü bana.*

edit: yazıyı tekrar okudum da üzülecek başka bir konu mu kalmadı şeyh. hiçbir şeyin kalıcı olmadığının bilincinde olupta bunu icraate geçirememen de ayrı bir ironi.
devamını gör...
3160.
sonunda tesadüfen bulacaksın beni arayarak değil..
çünkü ara(ma)yan belasınıda bulur mevlasınıda..
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim