3761.
umudu bitik evrende yalnız bu dünya.
gömülürken günden güne karanlığa,
ilm-i esas unutuluyordu daha nice uygarlıklar arasında.

devre sonu bitiminde insanlığın,
aydınlanma çağı sona ermiş idi.
atlantis'in okyanus dibini boylamasıyla.

ve yıkıldı gitti roma.
binlerce isimsiz uygarlık arasında.

sezar arar iken felsefe taşını,
ölüm dayanmıştı çoktan kapısına.
ne simya ne de kimya,
çözüm bulamazdı buna.

ve yıkıldı gitti roma.
ölümsüzlüğün ütopyası adına.

asırlar sonra aynı amaçla napolyon;
mısır, kahire ve petra'da,
mutlak kudret arar iken hemen hemen her taşın altında.

şeytan ölümü fısıldıyor onun kulağına.
yenilgi yakındır, kaptırırsan kendini,
okültizm denen bu çıkılmaz batağa.
çünkü o hırsına yenik düştü, buzullar diyarında.

ve yıkıldı gitti roma.
bu hırslı liderin zafer aşkı uğruna.

20. yüzyılın en başlarında,
red yediği sanattan vazgeçmiş ruhu kayıp bir ressam.
medyumluk hisleri olan ve her gece sayısız kabusla uyanan,
insani duyguları en derinde saklayan.

ezoterizm için çığır açabilirdi.
nefsi onu göz göre göre,
günden güne ölüme götürmeseydi.
eğer ki bunların farkında olarak,
maddeselliğe biraz kendini verseydi.

büyük ruh zaten onu seçmişti.
roma'nın varisi, avrupa'nın fatihi!
ama kaderi onu kötü yola sürükledi.

bir nisan akşamı, saat 18:08'de;
öldüğünde nemli duvar dibinde,
ruhlar ebediyen lanetlendi.

ve yıkıldı gitti roma.
hâlâ canlanmayı bekler, wotan'ın korosunda.
devamını gör...
3762.
ah, dilimde tek bir isim,
zihnimde yine o.
sevilmediğimi bile bile seviyorum.
gitmek zorunda kalacağım gün beni arayacaksın.
sadece senden duymak istiyorum diyeceksin.
sen ben dışında herkesi dinle, duyma.
bir önemi kalmayacak.
ah benim kara kaşlım, kara gözlüm. ah...*
devamını gör...
3763.
bölen ne kadar büyük ve bölünen ne kadar küçükse çıkan değer o kadar düşük olur. (8/4=2 tersi 4/8=0,5)
bölen ne kadar küçük ve bölünen ne kadar büyükse çıkan değer o kadar yüksek olur. (10/2=5 tersi 2/10=0,2)

bu burada dursun.
devamını gör...
3764.
rızam yok rızasızım gel halilleşelim be cananım.
hakikat miydi yol hakikate düşünürken ağrırdı sol yanım
accidit in puncto quod non contingit in anno derler ona inandım
ruhlarımızı ağaç gölgesinde beklerken müthişe kıyasıya kandım
-alkarısı
devamını gör...
3765.
sadece iyi hissetmek istiyorum. ansızın beni yakalayan bu saçma duygu durumundan nefret ediyorum. bir şeyler anlattıktan sonra hala kötü hissetmekten nefret ediyorum. her şeyin farkında olduğum halde hiçbir şey yapamamak çok kötü. hiç böyle olmamıştı ve ben hiç böyle değildim. güçlüydüm ve mutlaka bir şekilde toplardım, alışırdım, devam ederdim. bu sefer kaldıramıyorum. anlatmak iyi gelmiyor ama anlatmasam yine olmuyor. bir şeyleri değiştiremiyorum çünkü aşamadığım hala bazı şeyler var. şu anlarımı hiç ediyorum ve bana ne iyi gelir bilmiyorum çünkü bu kadar karışmamıştı hiçbir zaman işler. biraz düzeliyormuş gibi olduktan sonra hep başa sarıyor. toplayamıyorum ve çok yoruldum. bunu nasıl yok edeceğim içinde bilmiyorum ama böyle yapamıyorum. hiçbir şeye hevesim yok. bu durum bana fiziksel ve ruhsal açıdan fazlasıyla zarar veriyor. hala o zamanlardayım ben ve geçemiyorum.
devamını gör...
3766.
bir takım kurallar var küçüğüm, bunlar yazılı değildir. yaş aldıkça öğrenmen gerekir. gereklidir de, diğer türlüsünü deneyim etmeni istemem. kendi sürecinde içini bunaltan her me varsa tepki göstermelisin. sesini çıkarmalısın. emin ol, pasif agresif olmaktan iyidir.
hayatta en son yapman gereken şey, kendi öz saygını yitirmendir. hiç bir şey, emin ol hiç bir şey senden daha kıymetli değildir. bunu anlamıyor olsan bile çevrene baktıkça, değer verdikce bu konu hakkında bilgi sahibi olacaksın.

gözlerimin önünde yitip giden yüzlerce yaşam gördüm. her biri kendi nezdinde asi, fakat dön bak hayatlarına bitik. bitmiş. kabullenmiş. hiçte göründüğü gibi değil. peki ya sen, böyle mi olmak istersin?

sana dayatılan tüm düşünceleri, kavramları unut. öğretilmişliğin dışına çık
yalnızlık ap açık. fakat özgürlük bir o kadar da açık.

her bir şeyden şikayet edeceğiz elbet, her birşey her zaman yaşantımıza uyacak değil! yine de yıkıcı olmamaya özen göster. her ne olursa olsun, kırılan bir başkası değil, kendin olacaksın.

bir yaratıcıya inan demiyorum küçüğüm. empati den de yoksun yaşama istiyorum. fakat kendinden çokta ileri gidip başkası olma.

hayat, gözlerine bir başka yöne çevirdiğin hızda değişir. bunu sen beceremeyebilirsin, fakat bunu sana kanıtlayacak yüzlerce insanla karşılacaksın.

duyguların hüküm sürdüğü bir coğrafyada düşüncelerin gücünü çokta geç olmadan öğrenmelisin.
devamını gör...
3767.
nereye gidiyorum bilmiyorum.
korkuyorum pişman olmaktan.
denemelere girmek, gerçeğin yüzüme çarpması beni bozguna uğratıyor.
üstümde bir yük var, gerekirse bir yıl daha taşırım ama şuan bitse kuş gibi olacağımı o kadar iyi biliyorum ki.
masaya oturmak zor gelmeye başladı.
sorular beni bunaltıyor.

yetersiz hissetmek yakamı bırakmıyor.
uyumak istiyorum sözlük.
bitsin artık istiyorum.
ama günler bir bir azaldıkça bacaklarım daha çok ağrıyor mesela.


yorgunum ama sanki yorgun olmaya hakkım yokmuş gibi hissediyorum.
mutluluğu hakketmek bende mutlu olmak istiyorum.

çok şey istemiyorum be sözlük.
devamını gör...
3768.
9 ay olucak artık ayrılalı ama ben hala özlüyorum seni değil ama senle olan kendimi çok özlüyorum. ama en çok senden önceki halimi çok özlüyorum, sen gelmeden önce bir ben vardı sen tüm o benliği söktün aldın geriye yarım yamalak bir şey kaldı. sanırım o benlik yeterince sağlam temellere oturmamıştı otursaydı senin gibi bir rüzgarın onu yerinden oynatmasına müsaade etmezdi. ne istediğimi bilmiyorum ne yapmaya çalıştığımı, nasıl olmak istediğimi, ne hissetmek istediğimi ne hissedersem iyi olacağımı... bir bilinmezlik içinde sürükleniyorum aylardır fiziksel yaralarımın izleri bile duruyor. çok değersiz hissediyorum sürekli bir yerlerde değerimi arıyorum oysa kendi içime bakmam gerekiyor ama bir türlü bakamıyorum. bir şeyler yapmaya çalışıyorum konfor alanımı terk edemiyorum ettiğimde bile bu yalnızca fiziken oluyor zihnimde kendimi bir yere kapatıyorum ve çıkmasına izin vermiyorum, ben bunlardan cidden çok sıkıldım o kadar sıkıldım ki kalbim sıkıştırıyor ruhum bunalıyor
devamını gör...
3769.
yaz gelirken, aklımda bir yaz gecesi belirdi yine.
aslında 2 ayrı yaz gecesi. ama ikisi de aynı ağaca ve aynı rüzgara bağlı.
antalya'da yaz geceleri öyle serin olmaz bilen bilir. kapı pencere açmak çok mümkün değildir. kıştan farkı yoktur bir nevi, ama bazen, ılık meltemli geceleri olur. yüzünü okşayan bir meltem. yaz gecesi rüzgarı. ve o rüzgarda salınan, dut ağacının yapraklarının hışırtısı.
aklıma düşen ilk gece de, daha lisedeydim . o kadar bulunduğum durumdan bunalmıştım ki, bir gece o ılık rüzgar beni uyandırmış ve sonsuzluk gibi olan bir süre ağlatmıştı. göz yaşlarımdan geriye bana kalan ılık rüzgar ve dut yapraklarının sesi olmuştu.
diğeri ise, üniversite yıllarımdı. balkonda, o dut ağacının dallarının uzandığı köşede, ılık rüzgar eşliğinde, kendime dut ağacı boyunca türküsünü söyleyerek geçirdiğim o gece.
iki gece de de içimde bir şeyler yer değiştirmişti sanırım. yoksa bu denli hatırlamam normal değil.
şimdi ise, bir odada, yaz ılıklığından uzakta, dut ağacım olmaksızın, kendi içimdeki dut ağacına türküler söylüyorum. dut, bolluk bereketin mi simgesiydi acaba? yoksa ipek böceğinin besini mi sadece?
kafam çok karışık be sözlük. içimdeki ağaca sarılıp bir tur daha türkü söyleyeceğim ona. belki yıllar sonra bu geceyi de hatırlar, içimde bir şeyler yer değiştirmişti o gece derim. belki de unutur giderim, dut ağacıma saygı ile.
devamını gör...
3770.
beklenmedik bir şekilde altındaki girilerle beni kahkahaya boğmayı başarmış olan başlık.

komik valla, kusura bakmayın :(
devamını gör...
3771.
gök gürlüyor yağmur yağıyor. yağmur neden sessiz yağmaz da ardında illa bir gümbürtü getirir bu dikkat çekme isteği neden. sanki sessiz sedasız yağsa onu fark etmeyecekmişiz gibi. sanki böyle gürültü çıkarmasa bir adı bile olmayacakmış gibi. çıkış noktası olarak bakıldığında haksız sayılmaz aslında en çığırtkanın görünürlüğü daha çok olur her zaman sonuçta. ama bu kadar şiddetli şekilde görülmek bilinmek fark edilmek istenmek zararlı bir huy bence. hem yağmur için hem yağmur dışındakiler için. güneş mesela hep durur yerinde hiç de ses etmez bunun için ama biz onun orda olduğunu biliriz keşke yağmur da kendine çeki düzen verse de bu ses kirliliğini duymak zorunda kalmasak.
devamını gör...
3772.
yoruldum diye haykırasım geliyor sonra gözlerim doluyor sussam acıtıyor, anlatsam geçmiyor. içim çığlık çığlığa. o kadar çok doldum ki artık hıçkıra hıçkıra ağlasam düzelecek gibiyim ama ağlayacak güç kalmadı bende dayanamıyorum çok zor bir şey yaşıyorum. hayatımda bu kadar çok fazla acı çekmemiştim yoruldum, sıkıldım elimden bir şey gelmemesinden sıkıldım, nereye gitsem çıkmaz bir sokağa giriyorum, neresi benim yerim hiç bilmiyorum. nerede durmalıyım, nereye gitmeliyim bilmiyorum sanki herkesin bir yeri varmış herkes sığmış şu dünyaya bir ben ait olduğum yeri bulamamışım gibi bir ben sığamamışm şu koca dünyaya, neye ihtiyacım olduğunu bilmeyecek kadar bıkmış durumdayım ne iyi bilmiyorum neyi değiştirmeliyim bilmiyorum tek bildiğim bu boşluk hissi canımı çok yakıyor. 6 yıl boyunca hep sessiz kaldım dayandığımı düşünüyordum ama yanılmışım hep içimde tuttum sonrasında söyledim içimi boşalttım herhalde ama hala zarar veriyor bana ayakta duramıyorum dayanacak gücüm kalmadı da-ya-na-mı-yor-um...
devamını gör...
3773.
karalama: daldan dala daldan dala
dal dal dal, dal dal dal
devamını gör...
3774.
hiçbir şey bu kadar anlamsız gelmemişti hayatımda kendimi kaybediyorum...
hayatım kayboluyordu bilinmezlerin arasında yokluğa sürüklenen yaşamım kayboluyordu şimdi bir yaşam elimden kayıyordu ve ben yetersiz kalıyordum....
devamını gör...
3775.
sanırım yıllar geçse de bir köşeye çekilip, sorgusuz sualsiz duvarı izlemekten vazgeçmeyeceğim. eski küçük kızın canı yandığında göz yaşları düşerdi yanaklarından. sabahlara kadar ağlayıp uyanınca yeniden kalkmak isterdi. şimdi ise ağlayamıyorum, çok ağlayınca göz yaşları biter derlerdi. sanırım doğru. içim ağlıyor, içim kan ağlıyor, en garibi de ben gülüyorum. bir mart sabahında saatlerce kasvetli havanın yaşattığı hislerimi sorguluyorum. duvarlar hiçbir şekilde konuşmuyor. benimde konuştuğum söylenemez. arkada (ıt's snowing like ıt's the end of the world- krobak) çalıyor. şarkının sözleri yok, ama melodisinin yüklediği anlam bu içimdeki sızıyı ruhuma yerleştiriyor. aynı bu şarkı gibi hissediyorum, konuşmuyorum ama içimdeki melodinin duyulmasını istiyorum. yıllar sonra nerede, nasıl olurum bilmiyorum hatta tahmin bile edemiyorum. bir insan bu kadar hayat dolu olup bu kadar hayatını nasıl karanlık görebilir aklım almıyor. güçsüz değilim fakat güçlüyüm de diyemiyorum. kalabalıktayım bu yüzden yalnızım da diyemiyorum. melankolik olmak ruhuma işlemiş. göz yaşlarımın her daim içimdeki çiçeği sulayacağını bildiğim için asla kurutmayacağım. ve mevsimi geçmiş bir çiçeği asla yeniden yeşertemeyeceğim.
devamını gör...
3776.
neredeyse 1 ayın sonunda yine çavdar ekmeği ve ben yazar birey kişisi, doktorumuz inat ediyor vermemek için 46'lık raporunu seçimler geçsin bende alacağım diyor dedim hayır sadece ben alacağım o 46'lık raporu...

çavdar ekmeği ve ben yazar birey kişisi acayip günlerden geçiyoruz anlamsızca süregelen yalnızlık bitecek mi bitmeyecek mi? seçimden sonra netleşir diyeceğim ama o bile belirsiz... bazen içimde sapık dürtüler uyandırıyor çavdar ekmeği ben yazar birey kişisinin ahlakını bozacak halbuki ben yazar birey kişisi özünde temiz bir kişiliğe sahibim ama çavdar ekmeği ile bir araya gelince ortaya karmaşık ve tatsız durumlar çıkıyor...

size en son iguana olmak isteğimizden vazgeçtiğimizi söylemek istiyoruz, sivri sinek olmaya karar verdik biz nerede emilecek bir kan var gidip bulaşıyoruz çekiyoruz kanları çavdar ekmeği ve ben yazar birey kişisi vampir gibi büyüyünce vampir oluruz belki, hem sinek olmakta iyi kanatlarımız olur istediğimiz yere uçarız...

saçma rüyalar serisi vol.623236 çavdar ekmeği ve ben yazar birey kişisi özel gücü özel güç tayin etmek olan saçma sapan yumurcak adam isimli bir süper kahramana dönüşüyorduk hayır batman örümcek adam filan gelip bizi ne bok yemeye hayvan isimleri ile andırdın deyip bizi öldüryordu... ha bir rüyanın sonu güzel bitsin....

tek haneli iq sahibi ofis canlılarına bir kaç kişi daha ekledik okulu yeni bitirmiş ergenlerden yakında bağırmaktan türkiyenin en önemli tenorlarından olursak şaşırmayınız çavdar ekmeği ve ben yazar birey kişisi....

çavdar ekmeği ve ben yazar birey kişisinin kafasında bu saate arif susam çalıyor yüzümüzde anlamsız bir sırıtma ile , olmayan bir hatun kişilik ile karşılıklı olarak pardon bir dakika bakar mısınız? söylüyoruz nedensizce düşünsenize sözlük kadın yazarlarına yaklaşıp pardon bir dakika bakar mısınız dediğinizi allah muhafaza....

zaman makinemiz bizi bu sefer 3269 senesine ışınladı robotlar savaşının ortasında gelen bir gama ışını ile tuz ile buz olduk çavdar ekmeği ve ben yazar birey kişisi...
devamını gör...
3777.
ben gunluk ariyordum sozluk buldum girdim burasi nasil bir yer bilmiyorum ama kesin bunalicam
devamını gör...
3778.
kutlayacak bir sürü konu var hayatımda ama kutlayan bunun için plan yapan kimse yok. alışveriş denen şey de bitmiyor. bir belirsizlik hali de yoruyor. kendi kendime plan yapacağım ilk fırsatta.
devamını gör...
3779.
okurken sıkıldığım (ve dolayısıyla okumadığım) tek başlık bu olabilir. fenalık geliyor içime uzun uzun yazılan çoğu şeyden. önceden ara ara bakıyordum ama yok. uzun vadede bana göre değilmiş.
devamını gör...
3780.
hayat üzerine:
farkında olmadan uğraş verdiğinizi sandığınız şeyler konfor alanına dönüşebilir.
yıllar boyunca bir bataklığa saplanıp kalmanın sebebi ne? neyden korktun? kaçtığınız şey hayatın kendisi miydi? evet. yüzleşmekten korktuğunuz şey hayatın kendisi. hapsolduğunuz o sanal dünya sizi öldürüyor.
hayatın kendisini istemiyorsunuz.
bu bana kalırsa hayatın sadece zorlukları ile alakalı olan bir durum değil. hayatın sadece kötü yanlarını değil, iyi yanlarının ve güzelliklerinin de keyifsiz, tatsız olduğunu düşündüğünüz için bu kaçma ve uzaklaşma refleksi gelişiyor.
içten içe büyüyen "sürekli bir şeyler kaçırıyorum" duygusu içten içte yemeye başladı sizi. ama ilginçtir bu his sanal dünyaya karşı gelişiyor. hayatın kendisine karşı değil.
hayata geç kalmak, asıl hayata gözlerini kapatma ile olur. hayata gözlerini kapatan kişi, hayatın sadece zorlukları ile değil güzellikleri ile de yüzleşmeye korkar hale gelir.
hayata karşı küsmemek, hayatla barışmak, hayatın zorluklarını kabul etmek, yani aslında hayatı olduğu gibi kabul etmek o kadar da kötü, gri, bunaltıcı ve karamsar değil. en azından düşünce yapınıza göre "böyle olmak zorunda" değil.
kendini hayata bırakmadığın sürece, hayatın ( kendi hayatının ) gözlerinin içine bakmadığın sürece ne yaparsan yap hayatında hiçbir zaman gerçek bir ilerleme olmayacak.
her şeye sahipsin. teknoloji, gıda, barınma ( çok şansız azınlık haricinde) çalışma, para...
insanoğlu geçmişinde büyük yokluklar içinde büyük fedakarlıklar yaparak 21. yüzyıla taşıdı bu rahatlığı.
kendini hayatın akışına bırak. ama bu rüzgarda oradan oraya savrulan kuru bir yaprak gibi değil, yolu ve rotası çizilmiş bir ırmak gibi olsun. akıntıya karşı kürek çekme. gerektiğinde rotanı değiştirmeyi bil. bu değişim bile hayatın akışı içinde olsun.
gerçekten rezalet bir dünyanın içindeyiz. toplum olarak, ülke olarak, dünya olarak. ama bireysel olarak böyle olmak zorunda değil. bireyselliği öğren, egoyu öğren, kollektivizmi öğren, stoik ve rasyonel olmayı öğren. en önemlisi saydığım son ikisi.
çünkü hayatta stoik ve rasyonel olmak, hayatta dengede olmak demektir.
duygusallıktan olabildiğince kaçınmaya çalış. duygularını öldür, kuru odun gibi yaşa demiyorum.
duygulu ol ama duygusal olma. duygusallık, insanı yoldan çıkaran doğru gibi gelen yanlış pusuladır.
geçmişine bak, seni neyin duygusal moda soktuğunun tespitini yap.
örnek vermem gerekirse bu benim için aşırı derecede müzik dinlemekti. benim kendimi bu duygusal moda sokmam, hayatta kendimi manipüle etmemdi.
sen de dikkatli ol. her yerden duygusallık pompalanıyor, manipülasyonlar, duygusal çarpıtmalar pompalanıyor. seni kullanıyorlar. bu duygusallığını sömürüyorlar.
duygusal olursan, hayatta diğerleriyle yarışamazsın. ne kadar koşarsan koş diğerlerinden geri kalırsın.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim