1501.
bir kedinin ikinci evi çöphane iken nereye kadar acıkmasın? ve üzerine fırlatılan ağırlıklardan nasıl ürkmesin?
o sadece karnını doyuruyordu. oraya kendi çöpünü bırakan sokağın adamı, kadını, çocuğu korktu ondan. kedi de onlardan korkup boyunlarına atladı. tırnak tırnaktı korkusu.

günü geceye uzatarak işleyen bu aynı çizgilerin artığı.
uzandığı yere kadar uzasın boynum.


tüm kaygıları bir madalyon gibi boynunda taşıyan buzdan bir cehenneme dönüştüğünde insan...
"öyle sandığınız gibi değil" demişti biri. ben bilmiyorum ve sandığıma da sığmıyor zaten gerçek.
devamını gör...
1502.
karanlıklar içerisinde kalmıştım. ama hep umudum vardı kurtaracağına dair. sonra bir gün, bir gün benim umudum öldü. üzerine toprak attım. umudumun üzerine toprak atarken aslında ruhumun da üzerine toprak atmıştım.
sen gel diye beklerken bir gün ben umudumu öldürdüm. ama sen hiç bilmedin.
..
sen öyle yoktun, öyle yoktun ki belki de umudumu bırak adımdan bile bihaberdin.
ne acı...


ah benim güzel hayalim, ah asla tanıyamadığım eşim umudumu tekrar yesertmek istersen bir limon ağacının gölgesinde seni bekliyor olacağım. karanlığıma güneş olmak için gel..
bekliyorum...
devamını gör...
1503.
artık aşk konusunda o kadar yoruldum ki. hayatıma hangi erkek girdiyse maske takıp kendine bağladıktan sonra maskesini düşürüyor ve gerçek yüzünü gösteriyor. ben de bağlandığım için hayatımdan çıkaramıyorum. artık yavaş yavaş ilgisizce davranışlar sergileyip beni peşinden koşturup acı çektiriyor bundan artık bıktım. her seferinde bu sefer çabuk bağlanmak yok diyorum fakat yine kendimi kaptırırken buluyorum. bunun asıl sebebi ise babamdan daha önce hiç sevgi görmemek ufacık bir sevgi gördüğümde bunu gerçek sanıyorum...
devamını gör...
1504.
saatlerce tavanı izlediği günden mirastı ona sıkılmak. çok sıkılıyorum dedi içinden. çünkü sesli söylese kimseye ulaşamazdı sözcükleri. bazen "her şeyi yapabilecek gücüm var" diyordu içinden, bazen de nefes almak bile yoruyordu onu. saatlerce tavanı izlediği günlerden mirastı ona yalnızlık. herkesi çok seviyordu ama kimseyi istemiyordu kalpten. "çok sıkılıyorum ve çok yalnızım" dedi içinden. sonra bir gün içini de aldı gitti bu şehirden, belki memleketten, belki de dünyadan. kimse farketmeden.
devamını gör...
1505.
çalacak bir kapım yok mutluluğa hasretim..
falan filan.
devamını gör...
1506.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
1507.
karalama defterini alınca eline, karalaması gelir insanın,
rasgele yazılan harflerin uygun şekilde düzenlenmesiyle romana dönüşebilme potansiyeli taşıması gibi
tüm karalamalar da içlerinde yoğun ilham verme potansiyeli taşırlar.
bu ilhâmı meydana çıkartabilmenin yollarından bir tanesi;
beynin sadece ezberlediği cisimleri görebilme alışkanlığını fark edip
esnek, akışkan bakış açısına evrilmesini sağlamaktır.
devamını gör...
1508.
hep bu şekilde olacak.
devamını gör...
1509.
günlerdir kendimi toplayamadım. gerek arkadaşlarım destek oldu gerekse iki günlük tanıdığım biri. ayakta tuttular beni. yalnız bırakmadılar halbuki ben her aklıma geldiğinde , her fırsatta yine yazdım sana. gurur mu ? bırak şimdi bunu. her zaman arkadaşlarım dik tuttular ama yapamadım olmadı. sürekli bozuk kaset gibi dönüyorum duruyorum . beni tanımayanlar gözlerin çökmüş uykusuzluktan diyorlar evet diyorum ondan. halbuki ağlıyorum. geçecek diyorlar iple çekiyorum. kendinden başkasına değer verme diyorlar sen daha önemlisin diyorlar. bu sözler çok basit geliyorlar söyleyince ama öyle değilmiş. ama bir kulağımdan girip bir kulağımdan çıkıyor. unutmak istiyorum seni, anılarımızı her şeyi. seni düşünmek istemiyorum mesela. ne oluyor biliyor musun ? bugün dizi izledim ve kız sevdiğinin vesikalığını saklamıştı cüzdanında aklıma senin vesikalığın geldi. kitabımın arasını açtım. orda olmamasını umdum ama ordaydı. tombik yanakların onlardı ,joker ağzın ordaydı. yapamadım başaramadım yine.
devamını gör...
1510.
göt!
devamını gör...
1511.
yaaaa şey dicem istanbul 1. zirve buluşmasındaki hukuk okuyan çocuk kimdi.please see this and find me.
devamını gör...
1512.
dünyalar kadar büyük bir bedel.
sevsem de ödeyeceğim,gitsem de ödeyeceğim.
dipsiz ucurumlarla dolu her yer,
düşsem de öleceğim,dusmesem de öleceğim..
devamını gör...
1513.
bu aralar dışarı çıkmasam, yemek yemesem, nefes almasam olur gibi.
devamını gör...
1514.
en uzun yol; insanın içiymiş. yani bu dünyada var olmamızın en büyük sebeplerinden biri kendimize dönmek mi? kendimizi incelemek, kendimizi öbek öbek ayırmak, kendimizi sentezlemek, ayrıştırmak… yolun sonundaki amaç; öz’e ulaşmak mı?
….
iç dünyamda yürüdüğüm yol çıkmaz sokak gibi… benim bir sonum yok. bana düşen gitmek. hiçbir yerde kalıcı olamadım. yolun sonunda nereye varacağımı bilmeden gitmek istedim.

yola devam ettikçe öğrenmeye devam. acımaya, ağlamaya, gülmeye, hüzünlenmeye, en çok da heyecanlanmaya devam. yanlış yapa yapa doğruyu, biriktirdiğim doğrulardan iyi insan olmayı öğrenmeye devam.

kimi zaman muntazaman ipe dizilmiş boncukların ipe dair başlattığı isyanı benimseyip darmadağın olacağım kimi zaman damlaya damlaya göl olacağım.

yol uzun, belirsiz, ıssız, bazen kimsesiz, bazen çiçekli. dış dünyaya faydalı bir birey olabilmek için iç dünyadaki yolculuğu keyifli kılmak önemli. kabuğuma girmeyeceğim. kabuğuma girersem çıkamayacağımı biliyorum. o yüzden yola devam. en uzun yolda… içimde bir şarkı…

“ kendimi arıyorken olmaktan korktuğum yerdeyim…”
devamını gör...
1515.
az önce kaleiçindeydim.
iki bira içtim ortamı şöyle bir gözlemledim.
içimden dedim ki, yaşadığım hayat asla hayat olarak adlandırılamaz.
devamını gör...
1516.
diyorlar ki ekonomi kötü,
boş ver bro.
içtiğin üzüm suyu,
sen onu her türlü içersin.
bu masada söylenen her şey'in üzerine,
''şerefe'' yemin ettik bir kere.
devamını gör...
1517.
sokaklar tekinsiz değildi. sadece yeterince alkol yoktu. oysa üniformalılarla da konuşuluyordu. ciddiyetlerinin arkasından çizgili pijamalarında sıçtıklarını hayal edersen.
devamını gör...
1518.
evet, genelde buraya aklıma geleni yazıyorum, daha sonra baktığımda neden yazdığımı unutmuş oluyorum, bunu da öyle yazmak istedim.
devamını gör...
1519.
ne istedigini iyi bil
devamını gör...
1520.
farkındalık.

buraya hep üzüldüğüm konuları yazdım, sanırım bu karışık olacak.

bu konuyu nereye yazsam bilemedim,en iyisi görüşümü karalamak.

sınıfta bir konu üzerinde fikir beyan ediyoruz.ikinci haftam ve ikinci ders.öğretmen*iki haftadır beğeniyor söylediklerimi.çok hoşuma gitti be,sanki ilkokul sınıfında öğretmen takdir etmiş gibi hissettim.

sanki böyle bu zamana kadar harcanmışım gibi hissediyorum artık.hayatımda bir sürü yeni olay var ve ben yorgunluktan geberiyorum*.bütün bunlara rağmen aşırı mutluyum be sözlük.umarım maşallah dediği üç gün yaşamıyor sözü tezahür etmez.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim