normal sözlük yazarlarının karalama defteri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
başlık "makedonyalı" tarafından 08.11.2020 16:43 tarihinde açılmıştır.
2541.
duygusal boşluktayım.
kalbim sızlıyor, nefes alamıyor gibi hissediyorum.
herkes benden bir şey bekliyor gibi hissediyorum. iyi evlat, iyi arkadaş, iyi abla...
beklentileri var benden ve bunları karşılamak zorundaymışım.
kendimin ne istediğini unutup beklentileri karşılarsam sevilecek miyim bende?
çünkü sevilmek istiyorum.
mutlu değilim ve bunları buraya yazarken bile canım acıyor, gözlerim doluyor.
bir gün de mutsuz olmak istiyorum, spot ışıkları benim üzerimde olsun ve bana ilgi gösterilsin istiyorum. ne kadar bencilce değil mi?
bence de.
her sabah mutlu olmak zorundayım ve her akşam kalbim acıyarak eve geliyorum.
rol yapmak, mutlu gözükmek beni bu aralar gerçekten yoruyor.
kalbim sızlıyor, nefes alamıyor gibi hissediyorum.
herkes benden bir şey bekliyor gibi hissediyorum. iyi evlat, iyi arkadaş, iyi abla...
beklentileri var benden ve bunları karşılamak zorundaymışım.
kendimin ne istediğini unutup beklentileri karşılarsam sevilecek miyim bende?
çünkü sevilmek istiyorum.
mutlu değilim ve bunları buraya yazarken bile canım acıyor, gözlerim doluyor.
bir gün de mutsuz olmak istiyorum, spot ışıkları benim üzerimde olsun ve bana ilgi gösterilsin istiyorum. ne kadar bencilce değil mi?
bence de.
her sabah mutlu olmak zorundayım ve her akşam kalbim acıyarak eve geliyorum.
rol yapmak, mutlu gözükmek beni bu aralar gerçekten yoruyor.
devamını gör...
2542.
aynalarla dolu bir odada nereye baksam aynı kişiyi gördüğüm bir çaresizlik içindeyim. nereye baksam aynı yüz, nereye baksam aynı çehre. kapıya ulaşmaya çalıştıkça daha çok kaybolduğum, kayboldukça kendimi yitirdiğim; ona, yalnızca ve sadece ona dönüştüğüm bir bulmacanın bilinmez harfiyim sanki. bütün aynalar, bütün kapılar ona çıkıyor haksızca. ne ben dokunabiliyorum ona, ne o gelebiliyor benim yanıma. yansımaların içine sıkışmış iki kayıp ruh… sırrımızı bulunca buluşacağız adeta. koyverip yok olacağız kendi çağımızda. ellerimiz, ellerimiz buluşacak doğduğumuz ayda. başım dönüyor, kafam, zihnim, beynim, dilim, gözlerim, saçlarım en çok da kalbim dönüyor ona.
kendi kabuğuna çekildiğinin, kendinle boğuştuğunun ve işin içinden çıkılmaz bir hal aldığının farkındayım. kabuğuna çekildikçe benliğini bulacağını, benden kurtulacağını ve sadeleşebileceğini düşünüyorsun. kim bilir? haklısındır belki de. büyük bir halüsinasyona kurban gittim ve ilaçlarım tükeneli uzun zaman oldu. kendi kurmacalığımdan kaçıp geliyorum sana. yalnızlığının perdesini aralayıp, yalnız başıma ve yalnızlığını paylaştıkça yaşamaya. her şair yanılabilir, yalnızlık paylaşıla da bilir. ben yalnızlığımı seninle paylaşıyorum haksızca. senden izin almadan, ve sevmemene rağmen büyük bir emrivaki yaparak. zihnimin yankılanan sesine ekliyorum sesini. iç sesim sen oluyorsun kimi zaman. susturamadığım, bir türlü otoritem altına alamadığım duygulara dönüşüyorsun arsızca.
bir ses kaydında saklıyorum karanlık umutlarımı, göz ardı ettiğim, söylemekten son derece çekindiğim ve cesaret edemediğim cümleleri buluyorum sesininin sarhoş tınısında. alkol kokmayan sesinin afrodizyak etkili dalgalarıyla kapılıyorum bir kere daha sana. ne yaparsın? aşkın baş edilemez yani. yüzsüzlüğün vücut bulmuş hali. aynı anda aynı şeyi düşünmenin güzel ve mistik tarafında buluyorum kendimi. biliyorum, bunlar da geçecek bir gün. aynalar kırılacak birer birer. sırlarımız taşacak kayıp benliklerimizden. bardaktan boşalırcasına yağan duygularımın altında bulacağım elini. sen de bulacaksın bir gün beni, hissediyorum bunu. yarım kalmışlığımızla koşacağız kaçıp geldiğimiz yüzyıllardan. bense o ana dek sessizce bekliyorum…
kendi kabuğuna çekildiğinin, kendinle boğuştuğunun ve işin içinden çıkılmaz bir hal aldığının farkındayım. kabuğuna çekildikçe benliğini bulacağını, benden kurtulacağını ve sadeleşebileceğini düşünüyorsun. kim bilir? haklısındır belki de. büyük bir halüsinasyona kurban gittim ve ilaçlarım tükeneli uzun zaman oldu. kendi kurmacalığımdan kaçıp geliyorum sana. yalnızlığının perdesini aralayıp, yalnız başıma ve yalnızlığını paylaştıkça yaşamaya. her şair yanılabilir, yalnızlık paylaşıla da bilir. ben yalnızlığımı seninle paylaşıyorum haksızca. senden izin almadan, ve sevmemene rağmen büyük bir emrivaki yaparak. zihnimin yankılanan sesine ekliyorum sesini. iç sesim sen oluyorsun kimi zaman. susturamadığım, bir türlü otoritem altına alamadığım duygulara dönüşüyorsun arsızca.
bir ses kaydında saklıyorum karanlık umutlarımı, göz ardı ettiğim, söylemekten son derece çekindiğim ve cesaret edemediğim cümleleri buluyorum sesininin sarhoş tınısında. alkol kokmayan sesinin afrodizyak etkili dalgalarıyla kapılıyorum bir kere daha sana. ne yaparsın? aşkın baş edilemez yani. yüzsüzlüğün vücut bulmuş hali. aynı anda aynı şeyi düşünmenin güzel ve mistik tarafında buluyorum kendimi. biliyorum, bunlar da geçecek bir gün. aynalar kırılacak birer birer. sırlarımız taşacak kayıp benliklerimizden. bardaktan boşalırcasına yağan duygularımın altında bulacağım elini. sen de bulacaksın bir gün beni, hissediyorum bunu. yarım kalmışlığımızla koşacağız kaçıp geldiğimiz yüzyıllardan. bense o ana dek sessizce bekliyorum…
devamını gör...
2543.
2544.
ve söndü şehrin tüm ışıkları. ben hiç dokunamayacağım bir tenin özlemine, sen ise sana yazıldığının farkında bile olmadan bu dizelerin derin sözlerinde boğuldun.
devamını gör...
2545.
duruyorum. ne ileri gidebiliyorum ne bir adım geri. bir büyük boşlukta... boşluk ve karanlık. tanımlayabilirim, betimleyebilirim diyorum işte bunu... sonra bir şiir dizesi geliyor o ara buzz gibi aklımdan, kafam mı kanıyor? düşünceler mi ıslak? bir şiir geliyor o ara buz gibi: alemin ortasında, kimsesizliğin sesinde...... ben seni hiç sevmedim ki kafamı göğe kaldırıyorum, balonlarım uçuyor... balonlarım renkli.. bileklerim ıslak, bileklerim kesik, bileklerim acıyor hala.. balonların ipi, sıkılmakta bileklerime.... bırakmam diyor biri..
yok balon malon özgürüm diyorum, kaç kez bileklerim acıyor. inliyorum bu kez, yüzüm yerde... sol bileğim belli belirsiz sessizlikte...
izler belirsiz, izler sınırsız, izler iz.......
yaralar geçiyor, kalp kesiği baki... bırakmam, bırakmıyorum diye ünlüyor biri..
ne ileri gidebiliyorum ne geri... olduğum yerdeyim. bir büyük boşlukta, alemin ortasında kimsesizliğin sesinde...
silütler geçiyor etrafımdan, bir sürü silüetler... silüetler diyorum, seçemiyorum, belli belirsizler.
sonra, birileri bir şeyler anlatıyor, kulak kesiliyorum... dinliyorum.. sonra yine o his, hep aynı his... ben ne yaşıyorum? diyorum ben ne yaşıyorum?..
bitti mi? bilmiyorum. bir ses oluyor kulağımda.. fren sesi, sanıyorum. yani öyle olmalı... burnum acıyor, burnum düşüyor, kafam ıslak, kanıyor mu?
yok...
burnum düşüyor.
en iyi sen bilirsin çocukluğundan, diyor alışkınsın diye ünlüyor biri.. alışkınım lakin içimde sürülmemişti hiç... bileklerim diyorum çok acıyor. kesik diyorum. bırak diyorum.... silüetler geliyor, silüetler geçiyor hayatımdan. kimseyle konuşmak istemiyorum...
ya da
veya da
son iki şarkı aynı, farkındayım. ama ayın resmine aşığım...
yok balon malon özgürüm diyorum, kaç kez bileklerim acıyor. inliyorum bu kez, yüzüm yerde... sol bileğim belli belirsiz sessizlikte...
izler belirsiz, izler sınırsız, izler iz.......
yaralar geçiyor, kalp kesiği baki... bırakmam, bırakmıyorum diye ünlüyor biri..
ne ileri gidebiliyorum ne geri... olduğum yerdeyim. bir büyük boşlukta, alemin ortasında kimsesizliğin sesinde...
silütler geçiyor etrafımdan, bir sürü silüetler... silüetler diyorum, seçemiyorum, belli belirsizler.
sonra, birileri bir şeyler anlatıyor, kulak kesiliyorum... dinliyorum.. sonra yine o his, hep aynı his... ben ne yaşıyorum? diyorum ben ne yaşıyorum?..
bitti mi? bilmiyorum. bir ses oluyor kulağımda.. fren sesi, sanıyorum. yani öyle olmalı... burnum acıyor, burnum düşüyor, kafam ıslak, kanıyor mu?
yok...
burnum düşüyor.
en iyi sen bilirsin çocukluğundan, diyor alışkınsın diye ünlüyor biri.. alışkınım lakin içimde sürülmemişti hiç... bileklerim diyorum çok acıyor. kesik diyorum. bırak diyorum.... silüetler geliyor, silüetler geçiyor hayatımdan. kimseyle konuşmak istemiyorum...
ya da
veya da
son iki şarkı aynı, farkındayım. ama ayın resmine aşığım...
devamını gör...
2546.
sıkıldım sözlük. sabah gördüğüm manzara canımı sıktı. 3 tane ekmek almak için kredi kartı kullanan birini gördüm.
9 tl ediyor. cebinde 9 tlsi yok ya da cebindeki 9 tlyi harcayamayacak kadar ciddi durumda.
devlet niye var sözlük? vatandaşlarının temel ihtiyaçlarını karşılayamayan bir sisteme ''devlet'' diyebilir miyiz? nefes alsak vergi veriyoruz.
neyse devam etmeyeyim, uğraşamam davayla falan.
9 tl ediyor. cebinde 9 tlsi yok ya da cebindeki 9 tlyi harcayamayacak kadar ciddi durumda.
devlet niye var sözlük? vatandaşlarının temel ihtiyaçlarını karşılayamayan bir sisteme ''devlet'' diyebilir miyiz? nefes alsak vergi veriyoruz.
neyse devam etmeyeyim, uğraşamam davayla falan.
devamını gör...
2547.
anlamlandırıp durmaya çalışmak neye yarıyor ki? bazı şeylerin anlamı olmaz, mantığı hiç olmaz. incitmesi fark etmez. bazen sabaha kadar konuşsan yine değişmez. elbette başka fikirler, söylemler olur. bu çok farklı ama fazlaca farklı. rahatsızlık vermeden devam etmek gerekmez miydi? içinden çıkamadığın duvarlara karşı ilmek atmak boşa çaba belki de, bilemiyorum. tutup başa dönmek kolay değil. aynı enerjiyle devam etmek kolay değil. keşke bazı şeyler hiç olmasa, hiç yormasa. bu kadar basitken zorlaşmasa. yine yazarak not alıyorum, kendime bunlar kendime. değmese de olur, ben hatırlıyorum. hafifliyorum.
devamını gör...
2548.
tam anlamıyla kendimle baş başa kaldığım anlarda sürekli ama sürekli kötü şeyler oluyor ve tek başıma başedemiyorum. ama ısrarla yalnızken oluyor. sinirden çıldırmam için sanırım
devamını gör...
2549.
bugün şeyi farkettim yaş aldıkça dostsuz arkadaşsiz kalıyoruz sanırım evlenmek çocuk yapmak isteği bundan geliyor. anneme babama bakıyorum emekli olduktan sonra tüm arkadaşları dağıldı kimi torun bakıyor kimi köyüne gitti kimi yazlığına kimi hasta. sonra dedem geldi aklıma köy kahvesinde tanıdıkları eksik olmazdı ama o da kahveye gidememeye başladığından beri arayanı soranı yok. yani o çok kıymet verdiğimiz elalem ya da arkadaş ya da dost bir süre sonra kendiliğinden yok olup gidecekler. geriye vefalı bir evlat/torun kalacak gibi görünüyor. niye böyle garip şeyler düşündüm onu da bilmiyorum.
devamını gör...
2550.
selam sözlük, ilk kez yazıyorum buraya çünkü gerçekten mutlu, güzel bir olay olsun diye bekledim.
bir süredir yaşadığım özgüven problemini bugün büyük ölçüde atlattım şükür. gelişen bazı güzel olaylar ile tabiki.
koskoca bir kurumun kurucusu* tarafından kapılarda karşılanmak sonra uğurlanmak epey mutlu ve memnun etti beni. mesleğim ve kişiliğim dolayısıyla onay almak, takdir görmek, belki de beklediğim buydu bilmiyorum.
insanın kendine güveni böyle şeylerle olmamalı, her koşulda kendine güvenmeli derdim hep. ne büyük konuşmuşum.
neyse daha çokça güzel şeyler olacak hayatımda inşallah, daha burayı çok karalarım ben*
bir süredir yaşadığım özgüven problemini bugün büyük ölçüde atlattım şükür. gelişen bazı güzel olaylar ile tabiki.
koskoca bir kurumun kurucusu* tarafından kapılarda karşılanmak sonra uğurlanmak epey mutlu ve memnun etti beni. mesleğim ve kişiliğim dolayısıyla onay almak, takdir görmek, belki de beklediğim buydu bilmiyorum.
insanın kendine güveni böyle şeylerle olmamalı, her koşulda kendine güvenmeli derdim hep. ne büyük konuşmuşum.
neyse daha çokça güzel şeyler olacak hayatımda inşallah, daha burayı çok karalarım ben*
devamını gör...
2551.
düşünüyorum var mıyım öyleyse kim karar veriyor ki buna. bağırıyorum sessizce ben yokum yok aslında. etrafta sesler sessizlikler nefes alış verişler kafamda delirişler. sıyırıyorum hafiften nazik bir rüzgar eşliğinde içimde şarkılar danslar. kimse yok mu? tıkırtılar duyuyorum perde uçuşuyor arabaların sesleri yalnızlık mı bu uykusuzluk mu yoksa.
devamını gör...
2552.
bütün karalamaların hepsinin boş olduğu gerçeği.
devamını gör...
2553.
|düşüncelerin aynalı odaları
...adımlarının sesi yankılandı boşlukta.
içeri doğru yürüdü. hafifçe etrafa baktı ve durdu. birçok kitap sayfası duruyordu yerde. bazıları yeni gibi gözükse de çoğu, harabe olmuş evle uyum içindeydi. kırık bir pencere, rüzgar şarkısını söylüyor. duman kokusu, küflü.
boğazı yakan, ekşi öksürüğün sebebi küflü duman.
incelemeye başladı evi.
toz birikintisinin her yanı sardığı eşyalara göz gezdirdi. bir ayağı kırık sandalye, böcekler tarafından zevkle kemirilmiş masa kenarları ve sararmış kağıtların içerisinde hâlâ yeni gibi parlayan siyah mürekkepli yazılar... rutubetli evin kokusu buradan yayılıyordu sanki.
çatlak duvarların arasındaki canlılık dahi çürümüştü. köşedeki sönmüş mumun donuk damlaları, bir zamanlar yanan ateşin isli kokusunu taşıyor gibiydi hâlâ. birkaç adım attı ve yıkılmak üzere olan merdivenleri yavaşça çıktı. bomboş bir odaydı burası. yalnız bir yatak vardı. üstündeki eskimiş yırtık battaniye can çekişiyordu parçalara bölünmemek için.
uğultulu rüzgâr, teni bir bıçak gibi kesiyordu. içi ürperiyordu insanın. bu ev, bu pencere, bu masa...
vaktiyle yemyeşil otların, sarıya bürünen görünümündeydi.
aşağı indi ve masaya doğru ilerledi. notlar, parlak notları aldı eline. okumaya başladı:
"kelimeler var yalnızca.
onları da başıboş bıraktım. dilimin ucundan düşüyor artık her sözcük. yitiriyorum. kahır dolu pas ve içinden akan zift, benim kalbimi oluşturuyor. eğer uğrasaydı güneş karanlıkların olduğu tarafa, etini kemirmezdim hayatın. fakat gelin görün hâlimi, hayattan yıllarca günü çiğnedim. ağzımın kenarı kupkuru kan."
"bir ara -günler varken daha- yağmurlu, soğuk salı akşamı bir şey oldu. kalbimde keskin bir acı duydum. oysa yalnızca pencerem kırılmıştı. fakat asıl tuhaf olan, bir parça kırık camın yuvarlanışıydı. ilkin yuvarlandı. sonra ayağımın ucuna geldi ve durdu. sanıyorum birkaç kez havalandı. tekrarlanışın sonunda parçalara ayrıldı. havada süzülen toz bulutuna karıştı ve soluduğum an, işte o an acı duydum. parçalar soluk almamla birlikte yeniden eski hâline döndü. bütünleşti ve beni keskince yaraladı. üstelik zehirliydi. kanıma karıştı. yalnız kalbime değil, ruhuma da bulaştı. zihnimi kemirdi, düşüncelerimi astı ve beni en savunmasız anımda, bir aynanın karşısında, uzattığı silahla vurdu.
gün değil...
kapkaranlık her yer. daha fazla yazamam. hastayım, bedbaht oldum."
okuduktan sonra bir kalbe dokunduğunu anladı. kalpti ellerinin arasında duran, düşüncelerdi.
esti rüzgar, kırık pencereden içeri. arkasına döndü ve o yöne ilerledi. tozlu camın bir kısmını parmağının ucuyla sildi. sildikçe yüzünün yansıdığını fark etti. sonra parmağında bir acı hisseti. sıcak kan süzüldü sızlayarak. kafasını kaldırdı ve yansımasıyla göz göze geldi. gözlerinin içinde beliren kendisi değildi.
(evvel zaman dışında, kalbur samanı yanmış, alev almış dünya.)
kelimeler bitti. sandalyesini geriye doğru itti ve kalktı. merdivenleri ağır ağır çıktı ve yatağa doğru ilerledi. battaniyeyi açtı ve yorgunca uzandı. sonra düşünmeye başladı. gözlerinde bulanıklaşan duvar yakınlaştı. içinden çıktı zamanın. odaları, ezbere bildiği odaları dolaştı. sağı, solu, arkası, önü, her yanı yansıdı. herhangi bir odanın içine girdi. yaklaştı biraz, aynalı duvara. gördüğü kişi onu ürküttü. hızla uzaklaştı oradan. alnında biriken terleri sildi. başka bir odaya girdi. bu sefer karanlık karşıladı onu. şaşırdı. ezberlediği renkler, ayağının altından kayan zeminle birlikte kayboldu. düştü. kendinden kaçtı, kendi olduğunu unutarak.
kasvetli karanlık, büyüyen göz bebeklerinden taştı.
belli belirsiz bir hareketlilik, kırdı camını pencerenin. tozlar süzüldü, kıvılcım saçtı rüzgar. etrafını sardı. aydınlandı her yer. dört köşesi aynaydı. tavan ayna, zemin ayna, her yer ayna.
yansıdı bedenler ordusu. cebi ağırlaştı. uzattı elini cebine, baktı silah. çıkardı silahı ve ateşi savurdu tüm yansımalara.
küf kokusu yayıldı etrafa, kırıldı sandalyenin bir ayağı. ufacık delikten içeri girdi böcekler...
...adımlarının sesi yankılandı boşlukta.
içeri doğru yürüdü. hafifçe etrafa baktı ve durdu. birçok kitap sayfası duruyordu yerde. bazıları yeni gibi gözükse de çoğu, harabe olmuş evle uyum içindeydi. kırık bir pencere, rüzgar şarkısını söylüyor. duman kokusu, küflü.
boğazı yakan, ekşi öksürüğün sebebi küflü duman.
incelemeye başladı evi.
toz birikintisinin her yanı sardığı eşyalara göz gezdirdi. bir ayağı kırık sandalye, böcekler tarafından zevkle kemirilmiş masa kenarları ve sararmış kağıtların içerisinde hâlâ yeni gibi parlayan siyah mürekkepli yazılar... rutubetli evin kokusu buradan yayılıyordu sanki.
çatlak duvarların arasındaki canlılık dahi çürümüştü. köşedeki sönmüş mumun donuk damlaları, bir zamanlar yanan ateşin isli kokusunu taşıyor gibiydi hâlâ. birkaç adım attı ve yıkılmak üzere olan merdivenleri yavaşça çıktı. bomboş bir odaydı burası. yalnız bir yatak vardı. üstündeki eskimiş yırtık battaniye can çekişiyordu parçalara bölünmemek için.
uğultulu rüzgâr, teni bir bıçak gibi kesiyordu. içi ürperiyordu insanın. bu ev, bu pencere, bu masa...
vaktiyle yemyeşil otların, sarıya bürünen görünümündeydi.
aşağı indi ve masaya doğru ilerledi. notlar, parlak notları aldı eline. okumaya başladı:
"kelimeler var yalnızca.
onları da başıboş bıraktım. dilimin ucundan düşüyor artık her sözcük. yitiriyorum. kahır dolu pas ve içinden akan zift, benim kalbimi oluşturuyor. eğer uğrasaydı güneş karanlıkların olduğu tarafa, etini kemirmezdim hayatın. fakat gelin görün hâlimi, hayattan yıllarca günü çiğnedim. ağzımın kenarı kupkuru kan."
"bir ara -günler varken daha- yağmurlu, soğuk salı akşamı bir şey oldu. kalbimde keskin bir acı duydum. oysa yalnızca pencerem kırılmıştı. fakat asıl tuhaf olan, bir parça kırık camın yuvarlanışıydı. ilkin yuvarlandı. sonra ayağımın ucuna geldi ve durdu. sanıyorum birkaç kez havalandı. tekrarlanışın sonunda parçalara ayrıldı. havada süzülen toz bulutuna karıştı ve soluduğum an, işte o an acı duydum. parçalar soluk almamla birlikte yeniden eski hâline döndü. bütünleşti ve beni keskince yaraladı. üstelik zehirliydi. kanıma karıştı. yalnız kalbime değil, ruhuma da bulaştı. zihnimi kemirdi, düşüncelerimi astı ve beni en savunmasız anımda, bir aynanın karşısında, uzattığı silahla vurdu.
gün değil...
kapkaranlık her yer. daha fazla yazamam. hastayım, bedbaht oldum."
okuduktan sonra bir kalbe dokunduğunu anladı. kalpti ellerinin arasında duran, düşüncelerdi.
esti rüzgar, kırık pencereden içeri. arkasına döndü ve o yöne ilerledi. tozlu camın bir kısmını parmağının ucuyla sildi. sildikçe yüzünün yansıdığını fark etti. sonra parmağında bir acı hisseti. sıcak kan süzüldü sızlayarak. kafasını kaldırdı ve yansımasıyla göz göze geldi. gözlerinin içinde beliren kendisi değildi.
(evvel zaman dışında, kalbur samanı yanmış, alev almış dünya.)
kelimeler bitti. sandalyesini geriye doğru itti ve kalktı. merdivenleri ağır ağır çıktı ve yatağa doğru ilerledi. battaniyeyi açtı ve yorgunca uzandı. sonra düşünmeye başladı. gözlerinde bulanıklaşan duvar yakınlaştı. içinden çıktı zamanın. odaları, ezbere bildiği odaları dolaştı. sağı, solu, arkası, önü, her yanı yansıdı. herhangi bir odanın içine girdi. yaklaştı biraz, aynalı duvara. gördüğü kişi onu ürküttü. hızla uzaklaştı oradan. alnında biriken terleri sildi. başka bir odaya girdi. bu sefer karanlık karşıladı onu. şaşırdı. ezberlediği renkler, ayağının altından kayan zeminle birlikte kayboldu. düştü. kendinden kaçtı, kendi olduğunu unutarak.
kasvetli karanlık, büyüyen göz bebeklerinden taştı.
belli belirsiz bir hareketlilik, kırdı camını pencerenin. tozlar süzüldü, kıvılcım saçtı rüzgar. etrafını sardı. aydınlandı her yer. dört köşesi aynaydı. tavan ayna, zemin ayna, her yer ayna.
yansıdı bedenler ordusu. cebi ağırlaştı. uzattı elini cebine, baktı silah. çıkardı silahı ve ateşi savurdu tüm yansımalara.
küf kokusu yayıldı etrafa, kırıldı sandalyenin bir ayağı. ufacık delikten içeri girdi böcekler...
devamını gör...
2554.
güneş ufuktan kafasını çıkarmadan önceki bir saat. gökyüzünde büyülenmeyi emreden bir indigo mavisi. bir banka oturmuşum, geceden kalma bir beden, uykusuz, yorgun, düşünceli... yüzüme rüzgarını bir tokat gibi vuruyor bankın tam karşısındaki deniz. üşüyorum haziran ortasında. paketimde kalan son sigarayı çıkartıyorum. ilk nefesle birlikte iniyor ciğerlerime geçmişin acıları, dolaşıyor vücudumun her bir noktasını ve çıkıyor ağzımdan tekrar. kapatıyorum gözlerimi. dalıyorum en saf ve huzurlu hissettiğim hayallerime. saçların rüzgarla birlikte okşuyor yüzümü omzumda ağırlığını hissediyorum başının. kokun bir yaz şarkısı edasıyla iniyor ciğerime. konuşuyorum seninle, bağırıyorum bazen,öpüyorum gözlerinden. üç yıldır kaldığım bu şehirde son kez gün doğumunu izliyorum seninle. sonra açıyorum gözlerimi... şiirin en güzel yerinde kalemi kırılan bir şair gibi yarım kalıyorum. eve dönüyorum. yaşadığım yere. fakat kalbini açarsan bana, ait olduğum yere dönmek istiyorum.
devamını gör...
2555.
sokarım böyle hayata deyip adnan şenses gibi göbek atmak istiyorum afedersiniz.
hem de ceketi pantolona sıkıştırmalısından, kravatı alna takmalısından.
hani gören sıyırmış desin.
hem de ceketi pantolona sıkıştırmalısından, kravatı alna takmalısından.
hani gören sıyırmış desin.
devamını gör...
2556.
sevgisini göstermeyi kesen biri karşısında önce çekip gitmiştim sonra 24 saat geçmeden geri döndüm ve daha büyük sevgisizlikle karşılanmıştım.
defalarca iletişim kur benimle arsızlığı yaptığım insan son dönüşümde dengesini bozduğumu söylemişti ve muhtemelen buna kendisi bile inanmıyordu ama nereden canımı yakacağını iyi biliyordu *ve başarmıştı ki o zamanlar çocuktum şimdi büyüdüm sanırım artık canımı yakmak istese bile yakamaz ama keşke dönse diyorum içimden halen.
defalarca iletişim kur benimle arsızlığı yaptığım insan son dönüşümde dengesini bozduğumu söylemişti ve muhtemelen buna kendisi bile inanmıyordu ama nereden canımı yakacağını iyi biliyordu *ve başarmıştı ki o zamanlar çocuktum şimdi büyüdüm sanırım artık canımı yakmak istese bile yakamaz ama keşke dönse diyorum içimden halen.
devamını gör...
2557.
ben 10 yıl yaşlandım bugün.
ve bugünü hayatım boyunca unutamayacağım, büyük ihtimalle.
ve bugünü hayatım boyunca unutamayacağım, büyük ihtimalle.
devamını gör...
2558.
insanların çoğu,
kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.
sevilmekten korkuyor,
kendisini sevilmeye layık görmediği için.
düşünmekten korkuyor,
sorumluluk getireceği için.
konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
duygularını ifade etmekten korkuyor,
reddedilmekten korktuğu için.
yaşlanmaktan korkuyor,
gençliğinin kıymetini bilmediği için.
unutulmaktan korkuyor,
dünyaya iyi birşey vermediği için.
ve ölmekten korkuyor,
aslında yaşamayı bilmediği için.
kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.
sevilmekten korkuyor,
kendisini sevilmeye layık görmediği için.
düşünmekten korkuyor,
sorumluluk getireceği için.
konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
duygularını ifade etmekten korkuyor,
reddedilmekten korktuğu için.
yaşlanmaktan korkuyor,
gençliğinin kıymetini bilmediği için.
unutulmaktan korkuyor,
dünyaya iyi birşey vermediği için.
ve ölmekten korkuyor,
aslında yaşamayı bilmediği için.
devamını gör...
2559.
ben seni tanımıyorum. örneğin ne sevdiğini bilmiyorum, hangi rengi sevdiğini, ölmeden önce yapmak istediklerini ( gerçi bunu duymak istemem, seni ölümsüzmüşsün gibi sevmek istiyorum, asla gidecek korkusuyla değil, sana tam gelmek istiyorum, yarım yamalak bir aşkla değil, uzeceksen beni tam üz istiyorum buna değsin
seni tanıdığıma, seni sevdiğime
çünkü yarım bir sevda bana göre değil, ben senin her halini görmek istiyorum)
sonra mesela moralin bozukken ne yapmak istediğini ( kopya çekebilirim çünkü)
kısacası seni istiyorum, bütün hayatıma ve bütün hallerinle
ben buna razıyım sen de razıysan işte hayat bizim için şimdi başlayacak.
varlığına duaciyim benimle ya da bensiz yeter ki mutlu ol.
seni tanıdığıma, seni sevdiğime
çünkü yarım bir sevda bana göre değil, ben senin her halini görmek istiyorum)
sonra mesela moralin bozukken ne yapmak istediğini ( kopya çekebilirim çünkü)
kısacası seni istiyorum, bütün hayatıma ve bütün hallerinle
ben buna razıyım sen de razıysan işte hayat bizim için şimdi başlayacak.
varlığına duaciyim benimle ya da bensiz yeter ki mutlu ol.
devamını gör...
2560.
sahi. siz yaralarınızı saracak birilerini buldunuz mu?
ben bulamadım...
günün sonunda yine kendim sardım onları. öptüm, okşadım ve iyileştirdim.
günün sonunda, yine kendim sardım onları.
bir kez olsun dürüst olup itiraf edin sahi:
siz, yaranızı saracak birilerini, buldunuz mu?..
ben bulamadım...
günün sonunda yine kendim sardım onları. öptüm, okşadım ve iyileştirdim.
günün sonunda, yine kendim sardım onları.
bir kez olsun dürüst olup itiraf edin sahi:
siz, yaranızı saracak birilerini, buldunuz mu?..
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar
karalama
2