3641.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
3642.
zamanı gelince kulaklarını kapatmayı bilmeli insan.
devamını gör...
3643.
evet yine ben 46'lık raporu için gittim yine 45'te kaldım. sınavda 1 puanla kalan öğrenci gibiyim olmuyor geçemiyorum 46'lık rapora

çavdar ekmeği ile evde lorke lorke halay çekiyoruz ama 3 adımı çavdar ekmeği ve ben başaramıyorum bir kaç kişi daha lazım

neden kepek ekmek var tadı yok ama çavdar ekmeği öyle mi? mis gibi tadı.

dün düşündümde hayvan olmak istemem demişim belki iguana olur benden ayda yılda bir hareket et ve evde beslesinler rahat iş sevdik çavdar ekmeği ve ben

gizli planlarım var benim dünyada kepek ekmeğini bitireceğim çavdar ekmeği de istemiyor herkes çavdar ekmeği yiyecek.

13 nisan yaklaştı yine ofis canlıları çoğu tek hücreli canlıdan az iq sahibi salak salak doğum günümü kutlayıp pasta kesecekler ve aptalca birkaç hediye gelecek. yahu kendileri ile görüşmüyorum dışarıda ısrarla arıyorlar hayır ben mutluyum çavdar ekmeğim ile anlamıyorlar.

m.ö 1984 te gittim yine çok yaşayamadım bu sefer hemen vahşi bir hayvana yem oldum elimde mızrak yoktu mağarada unutmuşum.
devamını gör...
3644.
nelerden bahsetsem bilmiyorum. sıradan dertlerim var galiba benim. ama derinimdeki yangınlardansa kimsenin haberi yok.
kendime karşı da acımasızım üstelik. hani bazen kitapların arkasında okuruz ya yazardan bahsederken. sıradan insanların hayatlarını konu edinir deriz. ya da küçük insanların dünyalarından bahsediyor deriz. işte ben de o insanlar gibi görüyorum kendimi. aslında belki de annemin gözünde bir hiç olduğum için bir türlü olması gereken yere tırmanamadığım için ben de kendimi öyle görüyorum. psikolojik tahlillerden de usandım gerçi kendime dair.

sıradan insan olmak nedir. sıradan dertleri olmak nedir. mesela yeni çıkan kitapları çok takip ederim. maaşımı kitaplara dergilere harcarım. gerçi bu da annemin gözünde matah bişey değil işte. kpss ile atanıp öğretmen olsam koluma altın bileziğimi taksam en iyisidir falan. ne bulmuşumdur bu sayfalarda? o da haklı bazen. gerçek hayat'a karıştıkça gerçek hayat bana o sayfalardan üstün geliyor. ama bi türlü gerçek hayata tam karışamıyorum. ya da gerçek hayat ben gibi biri için fazla oyunlarla dolu. böylece bana yine kitaplara, hayallere sığınmak düşüyor.

mesela anneme göre kıyafetlere düşkünümdür. kitaplara düşkünümdür. paramı boş beleş şeylere harcarım falan. ah anne, benden tek şikayetin buysa bırak bu olarak kalsın? olmaz mı?
oysa kıyafet düşkünlüğüm bile onunla başlamıştır ki buna düşkün denir mi bilmem. hep bana pompaladığı bakımlı olma, güzel giyinme, biraz ilgi çekici olmam gerektiği laflarıyla. oysa bu düşkünlük buna bile yaramıyor. hep kıroyum hep kıro hep çocuk gibi ona göre.
beni yontmaya çalıştıkça benden daha tuhaf bir şey çıkıyor. bir bilse. işte bu yazının anahtar cümlesi bu. bir daha psikologa gidersem bunu söylerim: beni yontmaya çalıştıkça benden daha tuhaf bir şey çıkıyor!

yaşadığım bunca şeyle beraber hayatımı asgari bir kalitede yürütmeye çalışıyorum işte.
başkalarının baktığında hayranlıkla izlediği hayat bana ya da anneme neden böyle güzel görünmüyor bilmiyorum. halimden memnun olmadığım çok şey var evet ama değiştiremiyorum bunları ilaçlarla, doktorlarla, nasihatlerle. o zaman bırakalım da dağınık kalsın ve bu savaş anlamlı diye düşünelim olmaz mı?
hiç olmaz mı?
en azından allah'a güzel görünme çabam... bunu takdir edecek kimse yok mu?
ama işte o çabam da cılız değil mi?
bir arkadaşım var beni sabah namazına kaldıran. bazen onun hayatını düşünüyorum da, böyle çabaların elmas gibi parlayan hayatların yanında allah'ın gözünde benim çabam nasıl ola ki, diye düşünmeden edemiyor insan.

yazar, sıradan hayatları konu ediniyor. küçük insanların büyük dünyalarına eğiliyor.
küçükse de küçük dünyam ya napayım!
ben de eskisi gibi olmayı, sevapları puanlarını hızla kazanmayı çok isterdim. ama bu kadar oluyor işte artık...
biri de çıkıp demiyor ki iyi ki varsın eren diye demiş ya.
biri de çıkıp demiyor ki sana küçük dünyası var diyenler kendi dünyasına baksın.
diyor da ben hep anneme kulak veriyorum işte... o sese değil.
anneme kulak vere vere kendi iç sesimi duyamaz oldum.
ne yapmalı acaba? yumurtayı hangi ucundan kırmalı, bilmiyorum.
devamını gör...
3645.
layn yine mi sen demeyin yine ben halen 45'te kaldı raporum birisi kafama oklava ile vursa 46'ya tamamlasa ya oklava kırılır da börek açılamaz ise yok yok kafama taş atsın en iyisi.

çavdarlı ekmeğim ve ben bugün doğduk yani çavdarizm tarikatı teeee 198. kaç yılında söylemeyeceğim arkadaş noktayı ben ihtiyar değilim saksı hiç değilim erol büyükburçta değil öp beni öp beni öp doyasıya.

başvuruda bulundum artık bir iguana'yım haberiniz olsun ayda yılda bir hareket ohh. sırada bir ev bulmaya geldi bizi çavdar ekmeği ile sahiplenecek

dün rüyamda sadece 1,5 saat uyuyarak gördüm tımarlı sipahiydim, sonra geldiler tımarlanmamışsın diyerek beni tımarladılar. tımarlanmış tımarlı sipahi oldum sonra yoldan geçen kamyonun korna sesi ile uyandım daha o tımarı büyütüp çavdarlı beyliğini kuracaktım.

samimiyetsiz doğum günü mesajları akmaya başladı yine telefonuma tek hücreli iq sahibi ofis canlıları olan iş arkadaşlarım tarafından yahu beni rahat bırakın öttürmeyin şu telefonu anladık ilk siz kutladınız neden kutluyorsak saat 00.00 olunca sen ölüme bir adım daha yaklaştın oh deyin rahatlayalım iftardan sonra pasta kesecekmişiz patronun emri mecbur gideceğiz iş bulamama korkusu. çavdar ekmeği ve ben ne yerim yoksa.

gecenin bu saatini seviyorum az kişi bol zaman ohh ve burçak tarlasında yar yar gelin olması türküsünü damat olması şeklinde değiştirip çavdar ekmeği ve ben headbang yapıyoruz.

yine çok saçmaladım gidip bir sade soda daha içelim çavdar ekmeği ile bugün 4. olacak mide sağlam ama hala.
devamını gör...
3646.
bir dolmuşluğun, anlık bir taşmışlığın fena dağıtmış ruh hali, aniden sessiz bir hareketsizliğe dönmüştü. "ben bu değilim aslında, siz de beni böyle bilmeyin" donukluğu inmişti gözlerine, belki bir çaresizliğin yorgunluğuydu. insan ruhunun en büyük çırpınışlarının bedeni hareketsiz bırakan tezatlığı, ne büyük bir dram!
devamını gör...
3647.
yarın kbbyi geçersem buradan birine rast gele iltifat edip mutlu etmeye çalışıcam. ne alaka bilmiyorum her sınav öncesi alakasız vaatlerim olabiliyor.
devamını gör...
3648.


pencereden giren kuma aldırmadan öylece uzanmış yüzüstü yatıyordu kumların üzerine mavi bikinisiyle... saçları kumun üzerinde salınmış dururken öylece, birkaç metre ilerisinde, bir yengeç geçti yavaş ve küçük...
ne saçlarına kum dolmuştu ne de denize yakındı...
denizle aralarında nereden baksa iki yüz metre vardı ancak sesi kulaklarını dolduruyordu.
bir öğleden sonrasının verdiği uyku ve yarı tembellik haliyle öylece uzanmış yatıyordu kumların üzerine...
denizde yüzebilmek için önce kumların üzerinde yüzebilmesi gerekliydi. peki, gerekli miydi buna? yani yanmaya ve teninde oluşacak hasara, değer miydi?..
değmezdi...
...
sahil yolunda tembel tatil araçları gelip geçiyor, hepsi sahile yaklaşıyordu. her araç yaklaştığında bir insan eksiliyordu denizden...
denize ulaşmak için önce kumların üzerinde yüzebilmesi gerekliydi...
kumların üzerinde yüzmek ve kum sörfü belki denizde yüzebilmekten daha yeğdi...
takımlarını topladı. önce mavi bikinisini bir kenara bıraktı ve sörf kıyafetlerini giydi... saçlarını sıkıca ördü önce, iki koca balık sırtı... alnına düşen bukleleri de iki başka örgü yapıp tutturdu diğer tutamların içine... saçlarında, ozonla açılmışlığın, yazlığın ve güneşin bütün emareleri okunuyordu... saçlarını örerken yoruldu...
ellerini uzatıp yüzükoyun uzandı yine kumlar üzerine. kumlar yine onu sarmaladı ve yarım saatlik bi dinlenme ve gecikmeyle sahil yolunu boyladı...
...
dalga boyunun, kendi boyunu aştığı alana ulaştı... takımlarını çıkardı... deniz boştu ve biliyordu ki birazdan dolacaktı... popüler olanın; yapılmışın, yapılabilir olduğuna olan inanç insanları tetiklerdi... sahil değil sadece birazdan deniz de dolacaktı. o saate kadar tadını çıkarmalıydı dalgalarla boğuşmanın...
kumlar kadar sevmezdi onu dalgalar, o girdikçe coşar coşar yutmak isterlerdi onu... oysa kumları, denizden daha çok severdi... kumlar da onu...
bir beş dakika sonra başlayacaktı sahra ve denizin savaşı...
peki kim kazanacaktı?..
devamını gör...
3649.
insanların salaklığı, asla akıllanmaması ve düştüğü hataya yanındaki herkes yanlış dese bile ve 84747 kere onun hata olduğunu anlayacak şeyler yaşamasına rağmen ısrarla devam etmesine anlam veremiyorum. üstelik bunun için çevresindekilerin kalbini kırıp motivasyonunu düşürenlerden de ciddi ciddi soğuyorum. kimse salak değil, kimseyi de salak yerine koyup istediğinizi yaptırmaya hakkınız yok. neyse, eyyorlamam bu kadardı. içimi döktüm ufaktan.
devamını gör...
3650.
bazı şeyler bir yaştan sonra insana agır geliyor. bazıları bu mu derdin, ne var sanki der. ama öyle değil. sevgi görmeden büyümüşseniz, sevgi nedir hiç bilmemişseniz bir yerden sonra daha ağır geliyor. daha da zor geleni bunu hiç yaşayamayacak olmak.. doğuran sevmemişse, büyütüp bu yaşa getiren şefkat göstermemiş başka birisi neden yapsın ki.. neden yapsın..
devamını gör...
3651.
evet yine ben ve çavdar ekmek kişisi. bugün uzun boylu olmanın dezavantajı ile kafamı olmadık bir yere vurduk. koşarak doktora gittim 46'lık raporunu alalım diye 45,22 çıktı bu seferde 0,78 ile kaçırdık ve alamadık yine.

üst kat komşum 3 aylık evli bir çift yatak odaları tam benim çalışma odamın üstünde. gacır gucur sesler ve bir acaip iniltiler geliyor çavdar ekmeği ve ben yazar birey kişisi seslere bir anlam yüklemeye çalışıyoruz.

iguana olarak halen bizi sahiplenecek bir ev bulamadık çavdar ekmek bey ile. 4 adım attık ve çok yorulduk yine. vazgeçeceğiz galiba iguana olmaktan.

dün rüyamızda çavdar ekmeği ile bir sivrisinek olduk. bir kaç sözlük yazarının evlerine baskına gidecektik amaç ısırmak birazda kan emcüklemekti. daha ilk gittiğimiz evde 37 numara kadın terliğini beynimizin üstüne yiyerek duvara hars diye yapıştık. olmazmış bizden sivrisinek onu anladık.

bugün ben çalışıyor gibi yaparak gereksiz imzalarla boğuşurken bir yandan burayı okurken doğum günüm olduğunu bilen tek haneli iq sahibi değişik ofis canlıları bir pasta getirdiler üstünde bir kaç mum. kendileri üflediler iftardan sonra pasta iseçavdarlı olmadığı için beğenilmedi yazar bireyi kişisi olarak. şu ihale bitsin rahatlayacağım galiba özledim evden çalışıp ev birey kişisi olmayı.

gecenin bu saatinde çavdar ekmeği ve ben yazar bireyi kişisinin kafasında neden mahmut tuncer ile halay çekme isteği var anlamıyorum kar gördüm kaydım kaymaz olaydım çalıyor kafamızda. olsun ama gecenin bu saatlerini seviyorum.mahmut tuncer ve halayda seviyorum halayların efendisine selamlar.

zaman makinamı kurdum m.ö 1984'e gideyim diye bir halt yedim m.s 2984 yılına gittim ama çok yaşayamadım direk uzaylı saldırısına uğrayıp öldüm yine bu zaman yolculuğu bana göre değil.
devamını gör...
3652.
bana sigarayı bıraktırabilir misin demiştim sana. sanırım bunu sensiz yapabiliyorum. lan sigarayı bile bıraktım. seni bırakamıyorum. hayır ya sana lan demedim. genel olarak söyledim onu. cümlenin anlamının güçlenmesi için. hani bazen cümlenin sonuna a, m ve k harflerini ekleriz ya. onun gibi düşün. bu örnekte olmadı sanırım. sus dandik. peki.
devamını gör...
3653.
"sen ne zaman yaralı bir parmağa işedin ki zaten?"
bu akşam bu soruyla çok hüzünlendim sözlük.
öylesine yaşamama izin vermiyolla...
23 yaşındasın çocuk gibi hareket ediyorsun diyolla..
biliyorum ben büyüyemeyeceğim.
çocuk ruhluyum ben ne yapayım?
yok benden çıkmaz, biliyorum ben.
benim kafam hem rahat hem değil.
ben herkesten nefret ediyorum aynı zamanda herkesi seviyorum.
anlamıyorum ki sadece kendime mi nötr bir haldeyim?
neyse i don't give a shit...
devamını gör...
3654.
"benim evim, yurdum nerede?"
"ey tanrım, feryatları duymaz, kulaklarının işitmez olduğu yüce yaratıcım. gönlümü de, kararımı da almışsın benden. ruhum ellerinin arasında bir tutsak olmuş, ağzım açılmaz, dilim dönmez olmuş. bir ruhum kalmış benden geriye, toprak olmuş bu beden. kaybolmuş anılar bahçesinde. ne saraylar bekledi bu gönül, ne saltanatları istedi. bir evi bile kalmamış bu ruhun, bir bedeni bile kalmamış. ona, her şeyi çok gören bu tanrı, bir mezardan ötesine, bir çukurdan ötesine hak dahi tanımamış; adaleti ile övünen o tanrı."
devamını gör...
3655.
sen kafanda bir şeyleri bitirirsin, iletişimi kesersin ve yok sayarsın... tam her şey normale döner, standart hayatına dönersin kitabın kapağı yeniden açılır:/ yorucu ve sinir bozucu.
devamını gör...
3656.
paydos! geçmişin pişmanlıkları ve zor zamanlar çekimserliğiyle önüne set çekilen sıfırdan başlama arzusu, geç kalınmışlıklarla rafa kalkan hayallerin tozlu sayfaları! sizin devriniz başlıyor. sıkı giyinin, üşütmeyin. yolumuz uzun.
devamını gör...
3657.
hak ettim diyorum. ne var ne yoksa hepsini hak ettim. mahvettim seni de. sen de beni... yarım ve eksiğim. tam olmaz artık. avutulmam artık. geçti yaşım da avunmak için. aynı cümleleri duymak istemiyorum. geniş olduğum kadar da daraldım artık. katlanamam. düşüncelerim uygunsuz. uyamam artık. tutamam kendimi bir yerden patlak veririm. yeter ki üstüme gelinsin. son bir defa dahaya mahsus beklerim. sonrası cehennem. bu ben değilim. ben olmak istiyorum. bu ben değilim. sen de değilim. uyum sağlamak istemiyorum. uyumsuz aklı bir karış havada olmak istiyorum. sövmek istiyorum. avare olup, ordan oraya savrulmak istiyorum. yine aynı sahilde aynı gökyüzünün altında ve aynı odada bağımsız hissetmek istiyorum. ben ben olduğum kadar artık bir o kadar da sonsuz hissetmek istiyorum.
devamını gör...
3658.
fazla detay vermek istemiyorum ama bu yaz güzel bir yaz olacak
devamını gör...
3659.
hislerime tercüman...


... hayat bir yarış insana koşulan
koştukça kendini kazanır, kaybedersin
ne oyunlar biter, ne sen vazgeçersin
vaktinden önce bırakıp gidemezsin

ama bazen
yetmiyor gücü insanın
bitmiyor derdi bu dünyanın

yol bi' garip, yolcu bi' garip
dönüyor dünya, o da bi' garip
el bi' garip, alem bi' garip
devamını gör...
3660.
bazen duyguların ifadeyle dışa vurumu kadar sessizce yaşanması da onların ihtiyaç duyduğu bir var oluş biçimidir.
bu yüzden insanların bazen arkasını dönüp omzunu duvara yasladığı anları kurcalamakla her zaman iyi bir şey yapmıyorsunuz.
"anlat lütfen" lütufları bile, kimi durumlarda bir kaz yumurtasını tavuk kıçıyla çıkarmak durumunda bırakabiliyor insanları. kelimeler, her zaman her şeye yaramıyor ve içlerine ite kaka sığdırılmaya çalışılan şeylerin o kelimelerden ibaretmiş gibi algılanması, istemsiz de olsa bir kendi gerçeklik algınız üzerinden sınanmayı, bir azımsamayı beraberinde getirebiliyor. bazen de ne kadar anlayışlı olduğunuzun ispatıyla inatlaşıp daha kör ve sağırlaşmanız işten bile olmuyor.
insanları dürtmeyin ve sularının kendi çatlağını bulacağı doğal akışlarına müdahele etmeyin.
söyledikleriniz veya yaptıklarınızla değil, niyetlerinizle varsınız ve bu niyetler, hiç de öyle görünmeyen şeyler değil. kimsenin gözüne bir şey sokmayın.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim