normal sözlük yazarlarının karalama defteri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
başlık "makedonyalı" tarafından 08.11.2020 16:43 tarihinde açılmıştır.
4381.
sözlükte bulursan sözlükte kaybedersin
devamını gör...
4382.
ben yerimi bulamadım.
aradım, taradım, inandım ama sonunda şansıma tükürdüm. umut ettim, tükettim ama sürekli en başa döndüm. kayıp bir ruh gibiyim. bir yerde duramıyor, bir yere varamıyor, nerede olacağımı bilmiyorum. bu durum beni artık çıldırtma noktasına getiriyor. her şeye çabucak öfkelenmem bu değişken düzenek, gelgitli durumlarla ilgili. inanamıyorum hiçbir şeye artık inancımı gün geçtikçe tüketmekteyim. buna neden tek sebep ben olmamalıyım. sebepsiz yere yaşadığımı düşünmeye başlamak beni oldukça üzüyor. hiçbir şey ile bağlantı kuramamak, bir bok olmadan öyle mal mal yaşamak artık dokunuyor. öyle ki ruhumun acı çektiğini, hastalanmaya başladığımı düşünüyorum. zorla yaşamak bunun adı ne aptalca. bu hayatın keyfi, zevki, molası bile tat vermiyor. anlık yaşanan her şey ne kadar sahte. renkleri hızla önümüze çarpan heves ile ağzımıza salyaları akıtan, arenadaki boğa ya kırmızıyı gösterir gibi peşinden koşturtan ve sonu ölümle biten bu tat vermeyen serüvenin içinden geçme gafletine kapılmışım gibi. bulmamışlığın, olmamışlığın, hayal kırıklığının karalamalarını bırakıyorum buraya. buruk ve öfkeliyim. her şey sahte ve nedensiz gibi değersizim gibi...
aradım, taradım, inandım ama sonunda şansıma tükürdüm. umut ettim, tükettim ama sürekli en başa döndüm. kayıp bir ruh gibiyim. bir yerde duramıyor, bir yere varamıyor, nerede olacağımı bilmiyorum. bu durum beni artık çıldırtma noktasına getiriyor. her şeye çabucak öfkelenmem bu değişken düzenek, gelgitli durumlarla ilgili. inanamıyorum hiçbir şeye artık inancımı gün geçtikçe tüketmekteyim. buna neden tek sebep ben olmamalıyım. sebepsiz yere yaşadığımı düşünmeye başlamak beni oldukça üzüyor. hiçbir şey ile bağlantı kuramamak, bir bok olmadan öyle mal mal yaşamak artık dokunuyor. öyle ki ruhumun acı çektiğini, hastalanmaya başladığımı düşünüyorum. zorla yaşamak bunun adı ne aptalca. bu hayatın keyfi, zevki, molası bile tat vermiyor. anlık yaşanan her şey ne kadar sahte. renkleri hızla önümüze çarpan heves ile ağzımıza salyaları akıtan, arenadaki boğa ya kırmızıyı gösterir gibi peşinden koşturtan ve sonu ölümle biten bu tat vermeyen serüvenin içinden geçme gafletine kapılmışım gibi. bulmamışlığın, olmamışlığın, hayal kırıklığının karalamalarını bırakıyorum buraya. buruk ve öfkeliyim. her şey sahte ve nedensiz gibi değersizim gibi...
devamını gör...
4383.
içimde kendimi bildim bileli bir acı var anasını satayım. medeniyetlere eşlik etmiş asırlık çınarların kökleri gibi pançaklanıp duruyor içimde. bu arada yeni nick icin bir hayirli olsun alirim. eski nick: dünyanin haline bakıp güldü geçti
canımın çekirdeğinde diken
gözümün bebeğinde sitem var
canımın çekirdeğinde diken
gözümün bebeğinde sitem var
devamını gör...
4384.
zeka çok büyük bir nimet. nerede ve nasıl hangi zaman da kullanacağını da bilirsennnn tadından yenmez. kullanmaya devam.
devamını gör...
4385.
çok ağırbaşlı, efendi biri olduğum için tüm vaktimi evde geçirmiyorum. ben de dışarı çıkmak, partilemek, eğlenmek istiyorum.
ama bizden daha başarılı insanlar daha zeki olduğu için değil dizini kırıp çalıştığı için başarılıdır. bu bilgi bütün eğlence hayatımın içine ediyor.
keyfimden çalışmıyorum, hırslıyım. istediğim kadar dağıtayım eğleneyim içimdeki başarı hırsı asla yok olmuyor sadece anlık yok oluyor.
son olarak kazanan yalnızdır
ama bizden daha başarılı insanlar daha zeki olduğu için değil dizini kırıp çalıştığı için başarılıdır. bu bilgi bütün eğlence hayatımın içine ediyor.
keyfimden çalışmıyorum, hırslıyım. istediğim kadar dağıtayım eğleneyim içimdeki başarı hırsı asla yok olmuyor sadece anlık yok oluyor.
son olarak kazanan yalnızdır
devamını gör...
4386.
bagirip cağırmak isteyip de hicbir sey soyleyememek ...bunun adı ne simdi
kırgınlık ,kızgınlık ,hayal kırıklığı ...bilemedim bugun ...
kırgınlık ,kızgınlık ,hayal kırıklığı ...bilemedim bugun ...
devamını gör...
4387.
sabah sabah canım pizza çekti sözlük.
devamını gör...
4388.
çok uzak bir gelecekte, belki hiç olmayan bir zamanda, gecelerden bir arjantin gecesiydi. arjantin; hep hayal edilmiş, hayal ederek beklenmiş, beklendikçe özlenmiş ve bekledikçe uzaklaşmış bir yerdi. fey bu durumu yadırgamıyordu; biliyordu ki o hep uzaklara aşık bir kadın olmuştu... yanındaki cekete baktı, kef henüz birkaç dakika evvel onu üzerinden çıkarmış ve sandalyenin arkasına asmıştı. fey, kef'in parlaklığını, beyazlığını ve pürüzsüzlüğünü yakıştıramıyordu arjantin'e. içindeki karanlık arjantin'in göğüyle soğruluyor ama kef bu karanlıkta bir yıldız kadar parlıyor, gözlerini kamaştırıyordu. içinden kamaştırmak kelimesini rahatsız etmek olarak düzeltti. kef, bu gece fey'i rahatsız ediyor gibiydi. bunu ilk oturduklarında ona söylemeyi çok istemişti. kendine başka bir şehir bulmalıydı. onunla bütün uzakları izleyebildikleri aynı küçücük pencereden hayata baktıklarını fark ettiğinden beri, fey bu duruma üzülüyordu. biliyordu ki, içinde, derinde, kef'ten kocaman bir parça var. bu yüzden onunla birlikteyken bile özleyebiliyorlardı uzakları. kendilerine ait hissedebilecekleri bir yol, bir yer, bir koku, bir hava arıyorlar fakat içten içe hiçbir yere de ait olmak istemiyorlardı. bir seferinde kef ona bir başka tenin, başka bir ruhun bir doğum yeri olabileceğinden bahsetmişti; illa ki bir kara parçası, yüzölçümü gerekmezdi. fey bu fikirle sarsılmıştı. çünkü biliyordu, her şehrin, her memleketin bir mühleti vardı ve fey, kef'in mühleti olmak istemiyordu... hayatındaki bütün mutsuzluklarının nedenini perspektife bağlamış biriydi fey. uzaktan bakıp hayran kaldığı, kendine ve kendisini yakıştırdığı yeşilliklerin, yanına gidildiğinde uçsuz bucaksız çorak bir araziye dönüşmesinden ve daha sonra bu verimsizlikten sorumlu tutulmaktan belli zamanlarda bir hayli çekmişti. insan ister istemez ışığını kaybediyordu yollarda. kef'in ışığına alışmaktan ve o ışığın körelmesinden çekiniyordu. oysa, kef’in cümlelerindeki deliliği, isyanı, tutkuyu ve kafa tutmanın nasıl bir erdeme dönüşebildiğini gördüğünden beri sıklıkla onu sayıklıyordu. onun geçmişinden aldığı derslere hayranlık duyuyordu. çocuksuluğunu okşuyor, kırılganlığını anlıyordu. kef, geçmişiyle yüzleşebilmiş, fey ise geçmişini unutmak, olmamış saymak isterdi. o birbirine benzer hikayelerin tekerrüründen her bahsedişinde, fey de mecburen bakıyordu arkasına... baktıkça mutsuz ve kuruntulu birine dönüşüyordu. uzaklaşıyordu böyle zamanlarda; ondan ve onun zihninden bütün geçmiş günleri alıp, boşluğa vermek istiyordu... kef, uyuşmuş ve dağılmış suretiyle bir şişe şarabı kadehlere pay ederken, tüm bunları ona bir anda söylemek ve rahatlamak istedi. ama o kadar kendi gibiydi ki, neye yol açacağına, onu nereye sürükleyeceğine emin olamıyordu. elinden aldığı kadehten bir yudum içti fey. şarabı pek de sevemeyişlerine gülümsedi. kef'in beğenip beğenmediğini sormamasına sevindi. içindekilerden arınmak için gelmişti o kente. ama içindekiler tango yapan asil, güçlü ve dişi kadınların topuklu ayakkabıları misali bastıkları her zemine yayılıyordu. deneye deneye, bile bile kurtulamıyordu... sonra bir an kef’in de bunlara benzer şeyler düşünüp düşünmediğini ya da aklından geçenlerden haberi olup olmadığını merak etti. "anlıyor musun?.." diye sordu ona. ardından da bunun sorulabilecek yanıtlanması en zor soru olduğunu fark etti. onunla sabaha kadar koşmak istedi. sonsuzluğa eşdeğer uzunlukta, renksiz, sessiz ve ıssız bir yokuş bulup koşmak; her şeyi o masada, o kadehlerde bırakıp, yine başka bir uzağa koşmak... nereye gittiklerini bilmedikleri deli bir kedinin arkasından, homurdanmadan, onunla bir koşacağını biliyor ve huzur duyuyordu. bilmediği, kef'in bu çocuk ruhun altındakileri de bilip, isteklerine eşlik ediyor olup olmadığıydı. ona sarılırken, hakikaten onu da kucaklıyor muydu, bunu hissederek yapıyor muydu, bilmek istiyordu. "bir kadeh daha içelim m?" diye sordu bu kez. biraz daha belirsizlik, biraz daha yorgunluk, biraz daha geçmiş, titreyen çizgiler ve yıkıp geçen bir kadeh daha... en başında onunla aynı pencereden aynı manzaraları izleyip, anlamsızlıklara gülmekle yetineceğini düşünmüştü. ama daha sonradan, aslında çok da sonrası değildi, onunla bir baktığı yerlere, onunla gitmek istemişti ve bu hiç beklemediği bir şeydi. beklemediklerinden korkardı ama biliyordu, inadına, bile bile gidecekti o uzaklara. kef için biraz çocuk, biraz kadına benzeyen bir tekerrür ve benzer bir hikayenin alt metni olmak istemiyordu. bazan ondan hep sahip olduğuna inandığı sihirli küresine bakıp, o yolun tüm kavşaklarını, çukurlarını ve tümseklerini görmesini istemeyi düşünüyordu. sonra ona bakınca, ardı sıra bu fikirden vazgeçiyordu. gittikleri yolun herhangi bir aşamasını tahmin etmek, görmek ve bilmek düşüncesi onu yoruyordu. çok şey yaşamak istiyordu fakat birçok şeyi yaşama ihtimali de onu ürkütüyordu. ürkmek kelimesini çekinmek olarak değiştirdi içinden. çünkü kef kelimelere takılıyordu ve fey sadece tek bir kelime yüzünden bir ihtimali oluruna bırakmak istemiyordu... sustu, düşüncelerini ve şarabı gecenin koyu rengine bıraktı; kef'in omuzlarında kendisini bekleyen, zamanla nasıl bir şekil alacağını merak ettiği, anlamı kendisiyle bütünleşmiş yerine geçti...
devamını gör...
4389.
'' oysa kimseden çıkartmadım öfkemi
saçlarımı uzatmak için kimseye söz vermedim
kimseye yakın değilim inan
susmaktayım, uzağında değilim unutmanın.''
saçlarımı uzatmak için kimseye söz vermedim
kimseye yakın değilim inan
susmaktayım, uzağında değilim unutmanın.''
devamını gör...
4390.
her ne olursa olsun çabuk pes eden insanları sevmiyorum. çabuk pes eden benim düşmanım bile olamaz.
devamını gör...
4391.
paketlenmiş gıdaları tüketiniz. çünkü başka şansınız yok. sonra kendi hayatınızı da paketleyip tüketiniz. renkli kurdele bağlamayı unutmayınız. ne de olsa paketlerin durduğu rafların güzel gözükmesi önemli.
devamını gör...
4392.
aslında sözlük ben kendimi buldum çoğunu da hallettim gibi.... ama bu ruh aşk arıyor
devamını gör...
4393.
kendi hayatımda zamanın bu kadar hızlı aktığı bir dönem hatırlamıyorum. zaman, bir yaştan sonra henüz o yaşa gelmemişlerle aynı düzlemde ilerlemiyor. aynı gerçekliği paylaşsak da zaman algımız yahut zamanın bizatihi kendisi farklı seyrediyor. hikmet-i ilahi.
devamını gör...
4394.
sonunda bir adım atmanın mutluluğu var üzerimde.
devamını gör...
4395.
ben belirsizlikten bunaldım artık. çok bunaldım.
devamını gör...
4396.
sarfettiği cümleyi kulağımla duysaydım oracıkta boynuna sarılıverir miydim bilmiyorum. şu an sen konuşamaz duyamaz ama eminim ki hissederken yanımızda olmanı öyle çok istiyorum ki. istemek kelimesi bunu tam karşılamıyor. içim buruk hüzünlü korku dolu. ya gidersen. ya gücün yetmezse son geldiyse ödüm kopuyor. acı çekmeni istemiyorum. ama sesini duymak yaşamayanları yaşamanı yaşamanızı çok istiyorum. az kaldı. hiç ümidimi kaybetmedim. zor.
devamını gör...
4397.
ne karalarsan onu silersin.
devamını gör...
4398.
bir yanlış yaptım ama yaptığım yanlışın boyutu tahmin ettiğimden çok daha büyük gibi hissediyorum. oldum sanarken düştüğüm bu yanlışlar inanılmaz tadımı kaçırıyor. sinirden masaları kemiresim, çıplak elle minibüs tokatlayasım var.
devamını gör...
4399.
anlatamamak ve anlaşılmamak. herhalde en büyük sorunlarımdan biri bu.
yani bir ses bana '' sen sus, konuşma, yazma, bakma, gitme falan deyip duruyor. bu nasıl bir hayattır anlamadım gitti. susmak zorunda hissediyorum kendimi artık. ne desem kabahat, ne yazsam kusur.
ben de şaşırdım artık ne yapacağımı. etrafımdakiler de öyle hep. '' sıkıntın varsa anlat, merakımız gitsin. sonra uzak dur bizden''.
ben de haliyle zorlanıyorum. kelimeleri unutuyorum, sözlerim yarım kalıyor. sonuç olarak durduk yere yanlış anlaşılıyorum. çünkü demek istediğimi demeyi beceremiyorum, yazmak istediğimi düzgün yazamıyorum.
sahi neden hala işgal ediyorum ki bu dünyayı...
not: yazmayın sayın yazarlar bana mesaj lütfen. ben cevap vermeyi beceremiyorum.
yani bir ses bana '' sen sus, konuşma, yazma, bakma, gitme falan deyip duruyor. bu nasıl bir hayattır anlamadım gitti. susmak zorunda hissediyorum kendimi artık. ne desem kabahat, ne yazsam kusur.
ben de şaşırdım artık ne yapacağımı. etrafımdakiler de öyle hep. '' sıkıntın varsa anlat, merakımız gitsin. sonra uzak dur bizden''.
ben de haliyle zorlanıyorum. kelimeleri unutuyorum, sözlerim yarım kalıyor. sonuç olarak durduk yere yanlış anlaşılıyorum. çünkü demek istediğimi demeyi beceremiyorum, yazmak istediğimi düzgün yazamıyorum.
sahi neden hala işgal ediyorum ki bu dünyayı...
not: yazmayın sayın yazarlar bana mesaj lütfen. ben cevap vermeyi beceremiyorum.
devamını gör...
4400.
uykum geldi.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar
karalama
2