3501.
bugün kahvaltıda benim küçükken babamla izleyip çok sevdiğim bir filmi tekrar izledik. cumartesileri baş başa oluyoruz, kahvaltıda o filmi açtık. o an, o küçük bir film izleme anında babamın bana dönüp aynı çocukça ifadeyle filmi izleme heyecanını gösterdiği anda bir şey fark ettim.
ben ne yaparsam yapayım o kötülükleri yaşamamış gibi davranıp yoluma devam etmeli ve büyütmemeliyim kendimi. hiç gitmemeliyim buradan. onun gördüğü gibi o küçük kız olmaya devam etmeliyim. beni tüm kötülüklerden koruduğu o küçük kızı olmaya; kötü, iğrenç insanlardan habersiz küçük kız olmaya, evde neşeli neşeli şarkı söyleyen ve hoplayıp zıplayan, babasının tepesine çıkan küçük kız olmaya devam edeceğim.
o an dedim ki, ben gerçekten hiçbir olay ya da kişi yüzünden moralimi bozmak, bu anları bozmak istemiyorum. bir daha yakalayamayabilirim bu anları.
devamını gör...
3502.
klasik işte hep içime atıyorum.
içime atıyorum ama nereye gidiyor bunlar ben de emin değilim.
beynim sürekli düşünüyor diye bu kadar aptalım herhalde.
bilemiyorum.
bir yek fan club açıp cahil yazarları davet etmeyi istiyordum lakin planımı şu an değiştirdim.
sadece zeki yazarlar gelsin.
üzüm üzüme baka baka kararır derler ya..
hah bir umut işte beya.
devamını gör...
3503.
elimizden bir şey gelmiyor. şiir.. kimi kurtarmış şimdiye kadar? acının tarifidir olsa olsa çözümü değil nasıl olsa.. bazı geceler böyle diğerlerine nazaran daha hüzünlü oluverir. birden olur. teoman dinlerken olur mesela. ama o teoman'ı niye dinlersin o zaten asıl mevzu. ağlamak çare değilse gözyaşı bir varoluş sancısı mıdır yoksa? başlar kirpiğin ucunda biter dudaklarında. kimin fikriydi yaşamak? yalnızlığım büyük mü ölçülmüş günahlarımdan? sevmek bile güzel bir şey değilken kitaplarda... "ölüversek mi ne?" hemen şuracıkta. sual sorgu hesap kitap karşı taraftan. epey bir maliyetli öleceğiz bedava yaşıyorsak. hadi şimdi uyuyalım. 'yarın yeni bir gün' ... (eğer uyursak)
devamını gör...
3504.
karalama defterinde bile edebi yazmaya çalışacak kadar dinlenmeye açız.
karala gitsin değil mi yok.
illa süsleyecek o yazıyı.

aman neyse. içim bir daraldı benim. çok yapmam gereken şey var. oturdum kitap okuyorum.

öyle üstü kapalı da yazmayacağım. yds'ye çalışmam gerek. tarot bakmayı öğrenmem gerek. uykum var uyumam gerek ama sıkıntıdan hiçbirini yapasım gelmiyor.
adaçayı ağaç tütsüler var, bir türlü alamadım. normal düz bu sopa gibi olanlardan yaktım odamda. azıcık iyi geldi gibi. muhtemelen psikolojiktir.
her şeyi de bilimle açıklamaya çalışıyorum ne kadar muhteşem bir alışkanlık. aslında öyle çok batıni huylarım yok. batıni huy neyse. işte anlarsınız. batıl inanç anlamında dedim.
ama iyi hissetmek için saplanıp kalıyor insan bazen böyle.

öf gidip mutfakta bir sigara içeyim. elektroniği hüpletmekten bunaldım.

bugün garip bir gün. ütü filan yaptım. gerisi hep boş geçti. yalan dünya izledim biraz. birkaç youtube videosu.

yarın gece iş var. sonra yine var. hep var. bu döngü beni yormaya başladı fazlasıyla.

karaladım yetmedi ama bitireceğim.
devamını gör...
3505.
çok huzursuz oldum. lavaboda minicik karınca gördüm hareket etmiyor aptal gibi duruyordu. deprem korkusu da kötü etkileniyor karınca korkum da. müstakil evde yaşasam bu canlıyı hep göreceğim o yüzden de bahçede yatacağım galiba sürekli. korkmaktan korkuyorum. level bu.
devamını gör...
3506.
uyuyamıyorum lan defter.
devamını gör...
3507.
3 gündür geceleri hdmi kablosuyla kendimi mi kırbaçlasam yoksa mutluluktan uyuyamasam mı seçenekleri arasında 300 km/s hızla gidip geliyorum. mutluluktan uyuyamamayı tercih ediyorum çoğun. öyle bir mutluyum ki gerçekten, artık mutsuz olmak istiyorum. tiksinmeye başladım kendimden. ne yazık ki sanırım birkaç gün sonra daha fazla mutlulanacağım. her şeyin fazlası zarar. nasıl başa çıkacağım bilmiyorum, kuş gibiyim ulan
devamını gör...
3508.
ne kadar karalarsam karalayayım eskisi gibi yazdıkça hafifleme hissiyatını hissedemiyorum artık. yazdıkça ağırlaşıyorum tam tersine. yük oluyor. her şey yük oluyor. ben bile yük oluyorum kendime. bunu yazmakla bile aşamıyorsam asla aşamayacakmışım gibi. ama durduramıyorum da kendimi bir türlü. bir ihtimal işe yarayabileceğini düşünüyorum hâlâ.
murat menteş 'in de dediği gibi bazı ihtimaller, ihtimal olarak kalmaya mahkumdur belki. bilemiyorum.
devamını gör...
3509.
hani hep diyorum ya sözlük kimseye anlatamadığım şeyler var diye...
şeytan diyor git anlat birine, içinde tutma artık.
yapamıyorum.
dilimin ucuna gelen kelimeleri göz yaşı olarak içime akıtıyorum..
" ağlamak güzeldir ama nida, iç ferahlatır. "
ağlamak nah güzeldir,
ağlamak sana güzeldir.
anlamlandıramıyorum lan bu durumu.
içi yanan insana su iyi gelmez mi?
neyse sen en iyisi bir su içip yat nida...
devamını gör...
3510.
sanatsal olarak uçmuşsun. bilim, spiritüalizm, manyetizma gibi alanlarda mükemmel işçilik çıkarmışsın. makro düzeyde de mikro düzeyde de sonsuzluğa giden açmazlarının yanında bir de zamanı yaratarak hepimizi maymun etmen güzel bir mizah benim açımdan. ince görmüş kaliteyi konuşturmuşsun..

işletim sistemini anlamam da epey vaktimi aldı. he ölüm daha acısız olabilir miydi bu tartışmaya açık çünkü sen de biliyorsun ki canım tatlıdır. özellikle son yıllarda..

sanırım son yıllar senin için de sürpriz oldu kabul edelim ki melekler dahil kimse böyle bir defter düzeni beklemiyordu. sorum da burayla alâkalı; yarattığın ürün (ben) buyken, ben de böyle bir insanken, bu insanı da sen yaratmışken, benden çok da bir şey beklediğini düşünmeyerek hata yapmamış olamam değil mi ¿

bence benim yeryüzünde olduğum süreçte insanlık v doğa benden maksimum performansı aldı. zıplamam gereken gerekmeyen her yere zıpladım. erken final gibiydi insanlık benim için, rüzgâr olarak da yaratabilirdin. ya da bir kavram olsaydım, meselâ 'kötülük' gibi ama adalet olmak isterdim bak. neyse hissetmem şart değildi işte, ya da hücrenin üstünde yürüyen dna moleküleri de olabilirdim. sonuçta zeki yaşam formuna tabi olmadan zekisizlik durumunun dezavantajını yaşamayacaktım. olmadı felsefe olarak yaratırdın. hıı felsefeseydin beni seçenek çoktu, ben sen olsam meselâ bana bir iki donanım daha yükler gezegen yapardım beni, teleskopla izlesin keşfetmeye çalışsınlardı. onlar gelene kadar da kıyameti kopartırdım keşifte ettirmezdim. benden allah olmamış ama fikri bütünlüğünü anlamaya çok kafa yordum o bile yordu yeterince, bir de koordine etmek..
nitekim; varlığına, yokluğuna, dokunduğun dokunmadığın alanlara, yaratıp bıraktığın bu dünya'nı sevmedim. sevmedim hangi ülkenin vatandaşı olursam olayım da sevmeyecektim aynı algı düzeyinde yaratman şartıyla. seninle de bir problemim yok. zaten ben kim köpek..
yalnız hayvan olmadığım iyi olmuş hele ki türkiye'de sokak hayvanı olsaydım afrikada geyik olmayı tercih ederdim. her gün ölmektense bir gün ölmek tarzımdır bilirsin..

yani artık öyle nedir ne değildir türü bir bakış yok. yaşanan her şey beyinde son bulan bir frekans girdisi v algı da bu noktada başka yerdeyken farklı bir yerde hissettirebilecek kadar değişkenlik gösteren bir kurmaca v dahi halüsinasyon yani buradan bakınca; her şey aslında hiçbir şeymiş..

çok ilginç, hayatın boyunca uğraşıyorsun, konuşuyorsun, düşünüyorsun neyse önemin onu bir üst seviyeye çıkarmak için psikoloji harcıyorsun: araştırmalar diyor ki; 'geldiği gruptan statüsünü bir tık üste çıkaran insan sayısı yüzde bir' yani bilimle destekli olan ihtimâllerin azlığını terse çevirmek isteyen yüz kişiden biri, ortaya gereken o mücadeleleri koyup, başarsa dahi yine de finalde hiçliğe bağlayacağı bir organizyonun içerisinde her şeymiş gibi hissederek epey bir vakit geçiriyor olacak. o da zamanı algıladığı kadar, kaldı ki zaman da herkese aynı geçmiyor.

çok büyük kompozisyonlar, çok büyük adaletsizlikler olduğunu düşünüyorum. bilmem ne kadar önemsersin beni ama buraların kaosu arşı aştı 'göklerin v yerin arasındakilerin yaratıcısı' varlığın bu halinin çok da ikna edici olmadığını düşünüyorum.
düşündükleriyle gidip gittikleriyle var olacak milyarların geçiş bir süreci kafasına bu kadar dert ettirecek şekilde süslediğin v hissettirdiğin için daha varlıklı bir hiçlik halinin merakındayım.

var mıyım ¿ dokununca, düşününce öyle gibi. fakat varlığın bu olmadığını ikimiz de biliyoruz.
varlığımızı yokluğun içinde hacimlendirip, kütleyi de enerjilendirmişsin. buna da ruh dedirtmişsin. kontrolün dışında isim bile koyamamış garibimler, bazen kendini de eğlendiriyorsun gibi tövbe estağfurullah şeyler geliyor aklıma. neyse, olur öyle..
devamını gör...
3511.
bugün kedileri seyrettim, konuştum onlarla. sokak kedilerini sevdim. sevgiyle çağırdım karşısında eğilip, gelmesini bekledim. umutsuz bir sevgiyle ellerimi uzatıp ısrarla, sevgiyle, şefkatle dokunmak istedim ona, sabırla gelmesini bekledim. gelmedi, gelmeyişini seyrettim. dişi olanlar alımlı, pırıl pırıl ve rangarenkti; erkek olanlar ise pasaklı ve yorgun, üstelik miskinlerdi biraz. böyle söyleyerek haksızlık mı ediyorum onlara? yağmur sonrası çamurlu su birikintilerinin olduğu bir köşede umarsızca bekliyorlardı...
devamını gör...
3512.
bir yanda ampute olmuş kollar bacaklar bir yanda oğlumla top koşturuyoruz paylaşımı yapan insta mommyler. geçen kırık tabağını çanağını gösteren hesaba dayanamadan yazdım. evet çok etkili bir afet evet sizin de değer verdiğiniz yasam tarzınız ve öncelikleriniz değişti. göstermek istiyorsunuz ama sırası mı ? her derdiniz önceden eşyaydı kabul ediyorsunuz şimdi değişti derken bile eşya çektiğinizi göremeyecek kadar körsünüz. 50bin insan vefat etmişken insanlar dna verip teşhis edilemez haldeki parçalara kavuşmayı bekliyorken tabak göstermek mutfağı çekmek çok ayıp geliyor bana. birinin acıyan yanına değen paylaşımlar yapmak çok sığ. evin ayakta durmuş. yan binada insanlar inleye inleye can vermiş eve girip evin haline bak diyebiliyorsun. bunu anlamıyorum mesela. ben normalleşmeyi bu olarak da görmüyorum. anneler gününde babalar gününde normalde de paylaşım yapmam. bana göre eksikleri olan insanlara karşı göstere göstere kutlamak normal günde bile incitici iken şu sıralar canım ailem güzel ailem paylaşımları da can acıtıcı geliyor. kendimiz iyi ve mutlu olalım tek istediğimiz bu herhalde.
devamını gör...
3513.
bir gün geleceğim üzerimde kan kırmızı toprak kokan sokaklardan geçeceğim bir gün ben de eseceğim titrek eller yumruk olacak düşmanı dara çekeceğim o gün işte bir gün yakındır hakkı bilene uzaktır gafile bir gün işte o gün nefesler kesilecek kurdun kuzu boğması gibi kafalar ezilecek dağ patlaması sanki kulaklar dikilecek işte o gün dostlar ben doğacağım kanatlar ateş rengi yok başka bir yerde dengi işte o gün dostlar ben olacağım intikam değil adalet gelecek aptalın dilini kesecek alay edenin başını yiyecek.
devamını gör...
3514.
bir kağıt bile en fazla 7 kez katlanıyor, ben bu hayata daha ne kadar katlanayım??
- billyshears, 2023
devamını gör...
3515.
benim karalama defterim normal sözlük olabilir galiba. bazen kızmışım, çokça eğlenmişim, fazlaca abartmışım, tuhaf tuhaf triplere girmişim. yani kısacası ben tam olarak ben olmuşum bu sözlükte*.
ara ara geçmiş tanımlara bakıyorum öyle bu ergenliği de yapmamış ol ya falan diyorum*. bir an silesim geliyor bir şeyleri sonra hemen vazgeçiyorum ama çünkü saçmalayan da benim, pişman olan da, üzülen de.
devamını gör...
3516.
‘canım sızlıyor’
ah mustafa, daha çocukken nasıl kurdun bu cümleyi. bu gece en içten sana kaldırdım kadehimi, yanımızda olmanı istedim. eminim diğerleri de istemiştir. senin çocukken yaşadığın duyguyu şu an yaşıyorum mustafa. ‘canım sızlıyor.’
“neresi,” diye sorsan gösteremem ama sol üst taraflarda bir yer. niye böyle mustafa? niye hiç özlenen, anılan, aranan biz değiliz? biz niye sevilmeyi beceremiyoruz mustafa?
nereye gidersek gidelim fazlalığız, dünya’nın en güzel yerine, en varoş mahallelerine, evimize, sevgilimizin yanına ait değiliz. hiçbir yere ait değiliz mustafa. işte bundan bizim yoldaşlığımız. yalnızlığın kuytu, karanlık köşelerindeki yoldaşlığımız tüm mustafalarla.
rakı dolduralım eksilmesin, arkada kayahan çalsın, gecenin sonuna doğru neşet baba alsın eline sazı ama o rakı hiç azalmasın. kadehlerimiz kırılsın, konuşmadan anlaşalım, o karanlığı bir tek biz bilelim, o dibi biz görelim, en güzel biz aşık olalım ve en güzel hüzün bizde olsun. gecenin sonunda ‘şerefe!’ diye bağıralım. evet, hüznümüz kadar büyük olan şerefimize.
devamını gör...
3517.
gelen ses ne sesi?
sessizliğin sesi dedi.
peki dedim sessizlik ise
nasıl sesi olur sessizliğin?

ses ki hem sessizdir hem sesli,
en büyük çığlıklar sessizliğindir dedi.
peki dedim nasıl duyarız çığlığı?
sessiz olarak dedi.

gelen ne?
hiçlik dedi.
peki dedim
nedir hiçlik?

artık var olmamak dedi
peki dedim madem var olmamak,
o zaman nasıl hiçlik var?
var olmanın yokluğudur hiçlik dedi.

~mihmandar~
devamını gör...
3518.
hiçbir şey öylesine olmuyor hiçbir işaret karşımıza öylesine çıkmıyor. anlatmak istediği görmemi istediği bazı gerçekler var görüyorum, anlıyorum ama anlatamam. anlatamayacak kadar yorgunum artık.
her şey ve herkesten kaçıp gitmek istiyorum. kimseyle tanışmak arkadaş olmak yada bir bağ kurmak istemiyorum koskoca bir yalnızlık istiyorum sadece.
devamını gör...
3519.
sizi gerçekten seven ve saygı duyan biri, davranışlarının sizi nasıl etkilediğini önemseyecektir. nasıl hissettiğinizi umursayacak ve bir sorun olduğunda bir şeyleri düzeltmek için uğraşacaktır. kendinize aksini iddia etmeye çalışmayın.
devamını gör...
3520.
ben hayalleri olan biriydim. bir yanım intihar edip sessizliğe kavuşmak için yanıp tutuşurken diğer yanım yazar olmak ve kafamda dönüp duran dünyaları insanlara anlatmak istiyordu. şimdiyse hiçbir şeye halim yok.
bazı karakterlerim var geleceklerini çok merak ediyorum; ne yapacaklar, nasıl yaşayacaklar (ya da yaşayacaklar mı), sevdiklerine kavuşacaklar mı, intikamlarını alacaklar mı, huzurlu bir uyku uyuyabilecekler mi..... ama kendi geleceğim gibi onların da geleceklerini görmek de çok zor artık. umarım bir gün gönül rahatlığıyla tekrar onlarla ilgilenir, hak ettikleri hayatı yaşarlarken onlara eşlik ederim.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim