4741.
cumartesi sabahı saat 6’da uyanıp ilk trenle ankara’ya gidip gece saatlerine kadar en yakın arkadaşlarla yeme içme sohbet temalı sosyalliğin ve keyfin dibine vurmanın ertesi gününde hayatımdaki en bir başka kişiyle de vakit geçirme şansı yakaladıktan sonra pazartesi sendromunu eliyor ve bu hafta sonundan aldığım tüm verimi ekim ayının çilesini çekmeye adıyorum.

yaşandı bitti saygısızca.
dırım dım. *
devamını gör...
4742.
ablam karnında doğmasına on beş gün kala yeğenimi kaybetti. o kadar istediği bir bebekti ki ölüsünü karnında hissetmeye devam edebilmek için ağlayarak operasyona girdi. aynı hafta abimin ikizlerinin cinsiyetini öğrendik. üzerine de bambaşka sıkıntılar yaşadım. hayat hem çok boktan hem de yepyeni iki hayat bahşedecek kadar bonkör. başka güzellikler olurken başka bir sıkıntı ile sınanıyorum. bunların sonunda çok büyük bir selâmet çıkmazsa olay çıkarırım.
devamını gör...
4743.
tanıdık hisler çok güvende hissettiriyor. galiba bu yüzden aynı şarkıları tekrar tekrar dinliyor, aynı filmleri ve dizileri baştan sonra yeniden izliyor, aynı ilişkileri tekrar tekrar yaşıyoruz. kusurlu olsalar da. bizi bize hatırlatıyor, yaşadıklarımızı tekrarlatıyor ve geçmişte kaybolmuş anılarımızı gün yüzüne çıkarıyor, eskiden olduğumuz kişiyi yeniden canlandırıyor bu hisler.

fark ettiniz mi, 13-20 yaş arasında yaşadıklarımız aşırı zorluydu, biz öyle hissetmiştik. hemen geçmesini dilemiştik ama asıl gerçekten yaşadığımız zaman o zamanlarmış. bizi zorlayan zamanlar aslında geliştiğimiz dönemlermiş. ve en tuhafı da bir daha asla kendimizi o kadar geliştirmek için çabalamak zorunda hissetmememiz. biz o zaman büyümeye çalıştık. ilgi alanlarımızı genişletmeye çalıştık çünkü meraklıydık ve çevreden farklı olmalıydık, kendimizi keşfetmeliydik. zaman geçtikçe her şeyi biliyor ve tanıyor olduğumuz hissine kapıldık. ben o eski meraklı beni çok özlüyorum. üretici, hayallere kapılıp onlara tutunan ve sürekli kendini geliştirmeye odaklı olan beni. hatalar yapan ve bundan çekinmeyen beni. sanki şimdikinden daha mantıklı düşünüyordum, kaybedeceğim bir şey yoktu sanki. arkadaşlarımın fikirleri daha az önemliydi, kendi düşüncelerim en önemlisiydi. gerçekten tuhaf, şimdi çok şüpheciyim kendime karşı. sanki başkaları beni benden daha iyi biliyormuş gibi. galiba kendimle yalnız kalma sürem azaldığından oluyor tüm bunlar. evet kendimle kalınca hüzünleniyorum ama bu gerekli bir hüzün. aslında asıl huzuru da bu hüzünden sonra yaşıyorum. bir süre sonra da vazgeçilmez oluyor. ama yine de bu otuzlarımda şimdiki yaşlarımdaki beni özleyecek olmamı değiştirmiyor galiba. en azından artık farkında olduğum için üzülmemek için bir şeyler yapabilirim. her daim beni ben yapan şeyleri tanıyıp kendime yatırım yapabilirim. işte o zaman döngüyü kırabilirim.
devamını gör...
4744.
- kendinizi kaybettiğiniz zaman, mutfak tezgahıyla ocak arasındaki o iki santimlik meşum aralığa bakın. kesin orada düşürmüşsünüzdür kendinizi.

- düşünün şimdi: musa kavmiyle beraber kızıldeniz'in kıyısına geliyor. asasını suya uzatıp denizi ikiye ayırıyor. ama bir hata oluyor deniz kıyıya dik değil de paralel ayrılıyor. büyük bir tsunami oluyor ve karşıya geçmek için kıyıda bekleyen kavim komple helak oluyor. sonra ortamlarda "denizi ikiye böldüm ama bir yanlışlık oldu" diyerek dolaşan bir hazret...

- adamın hayatı vur patlasın, çal oynasın, ya hey'le geçmiş. ölmüş camiden saba makamından salası okunuyor. verin cazı halbuki.

- milyonluk arabasının arka camına "alın teri değil miras" yazdırmış adama,"helal olsun senin gibi doğrucu davut'a" dedim. "grafikçinin hatası, arka cam sipariş ettim, gelsin, sonra bu camı grafikerin uygun yerine takacağım" dedi.

- sinemada herkes "bu koltuk kolu benim mi, yanımdakinin mi" diye gerilirken ben "bu kol benim mi yanımdakinin mi" gerilimi yaşamaktayım; o kadar hassasım.

- fakirliğin gözü kör olsun. kız tasa, hem de basa basa, yani ağzına kadar leblebi doldurmuş, bunu da şarkı yapmış. doldursana işte tası fındık fıstık ne bileyim kaju falan. ondan sonra da alırsın elin cücesini de "benim yarim çok güzel ama boyu kısa " diye şey edersin.

- sarman kediye kavun adını koymuşlar, kediyi görünce aklıma rakıyla peynir geliyor.
devamını gör...
4745.
nesemi kaybettim sözlük. kisa ve öz
devamını gör...
4746.
allah acil şifa versin. sanrılar görmek çok tehlikeli bir şey.
devamını gör...
4747.
karalama cok irkci degil mi. neden aklama degil. ırkciliginiz batsin. evet.
devamını gör...
4748.
sen balsın da ben çeç miyim
devamını gör...
4749.
bu ayın sonunda nereye atanacağım belli oluyormuş.

ciddili gidiyorum.
cidden yani.
ciddi cidiyor.
hof darlandım.
devamını gör...
4750.
ne dersin ?
çıksan mı artık bu soğuk, karanlık hallerinden?
devamını gör...
4751.
şu sıralar keyfim o kadar yerinde ki. * her şey vakti zamanında oluyormuş, o an yaşamam gereken şey neyse onu yaşıyormuşum hissiyatının en doğru geldiği ve doğru yolda hissettirdiği vakitler tam olarak. ekim ayına güzel bir giriş yaptım sonra. okulun araştırma labına yaptığım çalışma başvurum kabul edildi. bunun yanında akademisyenliğe daha sıcak bakmamı sağlayan çok güzel bir haber de aldım. geleceğime nasıl yön vereceğim konusundaki görüşüm ve bakış açım sanıyorum tam o haberi aldığım an değişime uğradı. en azından ileriye ve ilerime dönük bir bulantı, en ufak bir umutsuzluk durumu ortadan kalktı diyebilirim. her şey, baran'ın tamamiyle hayatımdan çıkması dışındaki her şey, çok hoş şimdilik. umarım hep böyle sürer. çok klişe ve toz pembe olacak fakat dilediğin şeye gerçekten inanıp çabaladığın müddetçe oluyormuş. *
devamını gör...
4752.
en çok da bu başlığa uğrar olmuşum. hayırlısı.

içim daralıyor bu ara. bu seferki sebepsiz de değil. haberlerden. ben bu kadar vahşeti kaldıramıyorum. yarın öbür gün başıma gelmeyeceğinin garantisi yok. 191919 mevzusunu okuduğumda aklıma kendi yaşım geldi. acaba böyle bi ritüel vardır da beni kurban seçerler mi diye düşünürken buldum kendimi. nasıl saptıracağımı düşündüm soruyu. nasıl kendimi güvene alırım diye savunma mekanizması oluşturmaya çalıştım. bu dehşet verici bir şey. böyle düşüncelere sevk olmak bile büyük rezalet.

midem bulanıyor artık. içim çekiliyor. kusana kadar ağlamak istiyorum o kız için, ailesi için. ancak kendime yüklenmemek adına hiçbir sosyal medya platformu kullanmak istemiyorum birkaç gündür. her vahşette kanım daha fazla donuyor. her seferinde artık gerçekten yaşanacak bi dönem kalıp kalmadığını düşünüyorum. güvenilecek insan evladı olup olmadığını düşünüyorum. benim insanlığa karşı umudum kırılıyor. doğum günümde hediye yollamak isteyen insanlara ev adresimi göndermekten imtina ediyorum. çünkü korkuyorum. kimseye güvenmiyorum. günün birinde bana karşı bi şeyler besleyip bulunduğum şehre gelmek isterse ya da kapıma dayanırsa düşüncesi beni yiyip bitiriyor *

sorunun kaynağının insanların saygı ve bilinç eksikliği olduğunu düşünüyorum. * insanlar başkalarının "hayır" demesine saygı duymuyor. insanlar başkalarına birey olarak saygı duymuyor. bu temel sağlam olmayınca da bina ilk sallantıda yıkılıyor. herkes için söylüyorum.

hayır demek hayır demektir. gereksiz ısrar tacize girer. bunu aklınıza kazıyın. ama o da beni seviyor da falan yok. hayır diyorsa hayır demek istemiştir. hayır kelimesinin karşılığı belki değildir. ret'tir. insanların, insanlarımızın bu konuda en acil şekilde bilinçlenmesi lazım. belki bizim kuşak değil ama gelecek nesiller için en azından güvenilir bir ortam bırakmak istiyorsak, ahlaki çöküşe dur demek ya da en azından yavaşlatmak istiyorsak yapabileceğimiz en iyi şeyin bu olduğu kanaatindeyim.

sürçülisan ettimse affola.
devamını gör...
4753.
etraf ne kadar sessiz.. sadece sen ve ben nereye getirdin beni gözlerinle? nasıl bir şey bu yaşadığım? saçlarım, tüylerim, iplerim sende...

-kendime iyi bak-

''ayrılık gidenin cesareti kalanın sabrı ile ölçülür..''
devamını gör...
4754.
var olmak çok ağır geliyor.
intihar eğilimim falan yok.
çok fazla empati yapmak, çok fazla empati kurmak.
karşıdaki ne hissediyor diye istemsizce odaklanmak.
insanlardan bu yüzden mi kaçıyorum? yok sadece bu yüzden değil.
devamını gör...
4755.
dep res yon .

girip girmeyeceğime karar veremediğim ruh hali. çok yorulduğum ve yıprandığım bir gerçek.
şimdi depresyona girersem de başarılı olabileceğim şeylere ket vurma olasılığı bir gerçek.
duygulara dair sorumluluklarımı da almam gerekiyor ama? hangi tarafta, ne olarak?

korkunç bir farkındalık bu. teslim ol ya da olma. seni sabah yataktan kaldırmayan o şeye bile sabredip geçmesini izleyecek kadar çıldırtan bir sakinliğim ve üşenmeden bekleyecek kadar sabrım var. korkunç bir farkındalık hâli. elinde olan ve olmayana dair isyanın anlamsızlığının bilincinde.

güzel şeyler olsun.

sevgi ve ilginin iyi gelmeyeceği bir şey yok.

güzel şeyler olsun.

ama,
kimse de onurumuzu zerresiyle incitmesin. büyük kabalıklar = umursanmayacak insanlar = küçük karakterler.

orta halli kabalıklar = ilkel insanlar = çok dikkate alınmazlar.

küçük kabalıklar = samimiyetsiz insanlar = mide bulandırırlar.

incelikte kazalar = can acıtabilen insanlar = uzak dur.

eveet, elde ne kaldı? sıfır sıfır sıfır. hadi başa dönelim. korkunç farkındalıklar. kategorize edilmemiş insanlar. çocuklar. kimse mükemmel değil.

depresyona girsem mi diye sormuyorum çünkü labirentin çıkış yolunu bulmak zordur. iyisi mi bakmayalım. önce dışımızı toparlayıp düzeltelim. iyi gelir.
devamını gör...
4756.
herkesin kendi istediğine inanmasından sıkıldım. yok sen öyle birisin yok sen şöyle birisin. iyi veya kötü fark etmez. sürekli şekillendirilmeye çalışılmak hoşuma gitmiyor. çok daraldım artık. ya beni dinle beni.
benim duygularımdan bahsedeceksen beni dinle. ben anlatmayacaksam duygularımı ne anlamı var. sen nerden bileceksin. beni dinle.
devamını gör...
4757.
bugün iyi değilim sözlük...sevmiyorum böyle şeyler yazmayı zaten daha önce de görmemişsinizdir. çok şey yaşadım, bir çoğumuz gibi ben de sevdiklerimi kaybettim, babamı toprağa verdim ,askerliğimi berbat bir dönemde (onurla), zor bir yerde yaptım ve askerlik hikayelerinde anlatılan ölümü bizzat gördüm... ama böylesini görmedim, gördüklerimden sonra her şeyi kaldırırım sanıyordum.. bu son birkaç gündür yaşananlar (ülke gündemindeki vahşet) beni mahvetti. iyi değilim...(eskiden olduğu gibi ayaklanıyorum) artık bu kadar kötülüğe aklım ermiyor. sebep..."cehalet" başka sebep bulamıyorum. bunların açıklaması psikolojik bozukluk, tahrik vs. olamaz ! bu bahanelerle hiçbir şey meşrulaştırılamaz ! neden ateş sadece düştüğü yeri yakıyor ? yakmasın ! kimsenin kuklası değiliz.
"ben senin gibi biri değilim"

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
4758.
eski eşyaları tavan arasına koyar gibi sıkış tepiş dolduyoruz içimize tüm duyguları.. ne kırgınlıklarımızı dile getirebiliyoruz, ne yoruldum diyebiliyoruz ne de sevgimizi gösterebiliyoruz korkusuzca..
sonu mutlu biten filmlerle avunuyor derin bir iç çekiyoruz.. bazen bir söz içimizde yankılar uyandırırken bazen de öfkemize yenik düşüyoruz..
zamanın anlaşılmaz dönemine denk gelen bir nesiliz biz.. insan suretinde yaşayan zavallılarda bu dönemde, insandan daha faydalı olan duygusuz robotlar da.. herşeyin yapılmasının mümkün olduğu bu devir de en basit şeyi yapamıyoruz, zarar vermeden sevgi içinde yaşamayı..
devamını gör...
4759.
asfaltsız yollarda minyatür kale top oynardık. mahalle maçları çok çekişmeli geçerdi.bazen de mahallenin kızlarıyla yakartop kimse kimseye kötü gözle bakmazdı.
mangal gibi yürekleri olan,
yardıma koşmaya hazır belki fakir ama gönül zenginliğinin
ne olduğunu bilen çocuklardık.
aşkların en safını yaşardık.
her şeyin kokusu vardı sanki.
sevgiliye elden gizli verilen mektupların kokusu,
başı önde mahcup, saçları pelikli kızların "kalbin gibi temiz ve saf"
diye başlayan hatıra defterlerinin kokusu..
el arabalarında satılan salatalık kokusu,
o sevginin, dostluğun, içtenliğin doğallığın, burnumuzu yüreğimizi sızlatan, o eski yıllar deyip unutulmayan, nerden esip geliyorsa bi anlık bi kokuyla hatırlanan zamanın kokusu..
şimdi mi,
şimdi herşey hormonlu.
ne tadı kaldı ne tuzu...!
devamını gör...
4760.
şuraya taze yazdığım bir şiirimi karalayayım o halde.. belki sonrasında podcast kanalımda seslendirim.
malum bu aralar yapacak pek bir şeyim yok.


düşünmek düşlemek olsaydı yorulmazdı ruh.
fani hayatta mutluluk olsaydı biter miydi, kendine karşı olan bu amansız sulh?

geceleri aniden uyandığında, bahşedilen yaşamı yaşayamamak olmazdı sana mekruh

yalnızca gençliğine değil, tüm yaşamına olurdu tavazzuh

lakin olsaydılarla geçen bir ömrün sonunda oluvermişsin yine surette mecruh..
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim