2821.
sözlükte radikal, ilerici, sivri, aykırı vb. gibi görünen ya da öyle bir algıya sahip ama gerçekte aşırı tutucu, muhafazakar ve yerel simalar var. örneğin, melting lan melting.


ve tersi yönde veya benzer türünde bir takım örnekleri de mevcuttur.
devamını gör...
2822.
yorgunum sozluk.bazen hiç başlamamasi bir gün bitmesinden iyidir.donup bakınca kocaman bir neden sorusu var kafamda.senin için mumkunatsizdi mesela ben neden oldurdum?hersey böyle keskindi mesela bana niye böyle hissettirdin?neden gel gitler arasında bir yer bulmaya çalıştım neden?nedenlerin ardi arkası kesilmiyor.soyut da değil baya kanlı canlı ortada bir sorgulama hali.simdi kabullenme sonra sallamama evresi.napalim nasip.
devamını gör...
2823.
hoff.

hep bi enerjim düştüler, yoruldumlar.

kan şekeriniz düşüyorsa doktora gidin lütfen ama.
devamını gör...
2824.
kendi adıma aşkın nasıl bir şey olduğunu fark ettim az önce. beni tanıyan herkes bilir ki ben kimseye sevgi sözcüğüyle hitap etmem, babam ve 7 yaş altı çocuklar hariç sevgimi de söylemem. kimsenin de bana öyle hitap etmesini istemem. öz annem bile adımın sonuna -ciğim getirse irite olur, o ortamı terk ederim.

istisnam; erkek arkadaşım. başkası söylediğinde yerin dibine sokup sokup çıkaracağım sözleri o söylediğinde yüzüme aptal bir gülümseme oturuyor. inanamıyorum gerçekten böylesine güzel sevildiğime.

aşk, herkesi yerin dibine sokarken içlerinden birine özel hak ve özgürlük tanımakmış.
devamını gör...
2825.
tutuyorum. ellerimi kanatsa da hayatımın ipleri tutuyorum. hâlâ bir şeylerin düzeleceğine inancım var mı? yok.
hayatım en başından siyah beyaz sanki. renkli yayına geçiş yapamadım. renkli hep başkalarında gördüm. tasasızca yaşayanlarda... koşulsuzca sevilenler de.
o renklere hiçbir zaman sahip olamayacağımı anladım galiba. mutsuzluktan başka bir şey bilmiyorum, ağlamaktan başka bir şey bilmiyorum, fakirlikten, dertten, yasadan, utançtan başka bir şey bilmiyorum.
koca bir göz yaşı gibiyim. kayıp gidiyorum kendi hayatımdan. nasıl tutunurum bilmiyorum. artık istemiyorum da. istemiyorum. sevilmek, sevişmek, güvenmek, huzur bile istemiyorum. bir gram huzur için kendimi paralamaktan, insanlardan sevgi dilenmekten bıktım tükendim. tek istediğim sevgi. tek istediğim önemsenmekti. tek istediğim birinin hayatında biri olmaktı. onun hayatının merkezi, en değerlisi, kıymetlisi. yapamayacağım şey yoktu. bütün hayatımı sererdim önüne.


yakasına yapışmak istiyorum. ben sana ne yaptım, ben size ne yaptım. neden bana bunu yapıyorsunuz, neden beni sevmiyorsunuz. sevemeyin. bende sevemiyorum artık kendimi. umutlarım bir bir tükendi. kimsenin de vicdan azabı çektiğini düşünmüyorum. anlayamıyorum da. bir sokak kedisinin başını okşuyorsun arkandan geliyor, içine batıyor. peki ya bir insana... bir insana bunu nasıl yapıyorsun. her şey karardı. her yer. bütün grilikler bile siyah oldu. siyah.
devamını gör...
2826.
ay pencerenin perdesinin kenarından, apartman dolu bulutsuz bu gökyüzünden göz kırpıyor. puslu hali gökyüzünden mi yoksa sigaramın yarattığı puslu havadan mı çözemiyorum. açtığım şarkının her bir sözü yaralayıcı. kabuk tutmuş bir yaranın kabuğunu inatla kaldıran bir çocuk gibi seviyorum sürekli acılarımı tazelemeyi. belki de sorun buradadır. belki de sorun o yaraların kapanmasını istemememdendir. çünkü taze kaldıkları her an biliyorum başka bir yara daha alamam. aynı yerden yeniden yaralanamam. eğer ki kapanmış iyileşmiş bir yaradan yeniden yaralanırsam biliyorum, biliyorum hak ettim o yarayı. kapanmasına izin verdiğim ilk anda hak ettim aynı yerden kırılmayı.
bu deniz en başından müsaitti taşmaya,
bu şarkı en başından müsaitti susmaya.
şimdi daha iyi anlıyorum o şarkıdaki sözü;
insanlar havada uçtu ama yerde öldüler.
ne zaman biraz yaklaşsak gökyüzüne, o zaman çakılıyoruz yerçekimine. o zaman düşüyoruz yere. ne zaman burnumuzu kaldırsak bir kaç derin nefes için, o zaman anlıyoruz yeryüzünden başka bir yere ait değiliz.
bi yıldız en başında söylemişti
yanmak istemem dedi, herkesin gözü önünde attılar aşağı.
merhaba ay, iyi geceler dünya.
devamını gör...
2827.
anneme sinirlenmekten nefret ediyorum. ne bağırabiliyorum ne de içimden geçeni söyleyebiliyorum. söylediğim şeylere kırılınca suçlu hissediyorum. küs kalamıyorum surat asamıyorum. öfkemi içimde yaşamak zorunda kaldığım zamanlarda kendimden de nefret ediyorum.
devamını gör...
2828.
ben kime güveneceğim?
etrafımdaki insanlar ile acaba sadece günlük arkadaşım mı?
bu günden itibaren herkes bana yapay ve yapmacık geliyor...
devamını gör...
2829.
bu yazım yaradana..
canı verene, kanı verene…
kaderi yazana..
lütfen yardımcı olur musunuz ? neden bu hayat? ben neden bunu yaşamak zorundayım. istemiyorum ben ya yeniden doğmak farklı şekilde ya da yaşamak istemiyorum.
nefes almakta güçlük çekiyorumz gözlerimi kırpmakta güçlük çekiyorum.
evrene mesaj gönderiyorum hep bi umut her şey güzel olacak !
hooop bakıyorum bir terslik daha,
dua ediyorum size hooop bir terslik daha,
nefes alıyorum bir terslik daha ?
ne yapmalıyım? sen yol gösterensin, doğru yolu seçtiresin, bana nolur yardım edermisin ? çünkü ben artık bir kalemin yere düşmesine ağlayan bir insan sinirlenen bir insan oldum.
lütfen sesimi duyar mısın ?
devamını gör...
2830.
yürüyorum. önündeki yol nereye gidiyorsa ben de oraya yürüyorum. yalnızım, rüzgarın sesi kulaklıktan gelen müziğin sesiyle yarışıyor. ve gözlerimden birkaç gözyaşı dökülüyor, dudaklarım minik bir tebessümle kıvrılıyor. şarkı değişiyor, ben koşmaya başlıyorum. gülümsemem büyüyor, gözyaşlarım artıyor. hava o kadar soğuk ki bir müddet sonra üşüdüğümü bile hissedemez oluyorum. daha da mutlu oluyorum daha da hızlanıyorum. ta ki hıçkırıklara boğulana kadar. adımlarım yavaşlıyor, gülümsemem soluyor ve artık gözyaşlarım da yok. hislerim beni terk ediyor ve huzurlu bir yalnızlığa gömülüyorum.
devamını gör...
2831.
son zamanlarda çevremden duyabildiğim tek cümle "dışarıdan güçlü görünen kadın içeride bir harabe taşıyor" şeklindeydi.
uzun zamandır o kadar çok alışmışım ki görünmez olmaya ve kendimi o sözde gücün ardına saklamaya... benim de bir gün fark edilebilir olacağım hiç aklıma gelmemişti.
şimdilerde ise bu farkındalık koca bir korkuya dönüştü. ardına saklandığım o güçlü kadın artık yok. daha çok yeni kaybettim onu. şahsen, nasıl kazanırım henüz bilmiyorum da.
hayattan çok yorulduğumu hissediyorum. ruhum çekiliyor, artık daha fazla hissediyorum şu hayattaki boşluğumu. yaşamaktan vaz geçiyorum ama o bir türlü benden vaz geçmiyor. sonra etrafıma bir ışık geliyor, daha çok parlasın diye içimde yitirmeye yüz tuttuğum güçten bir damla ona veriyorum. tekrar güldürmek, tekrar umut olmak istiyorum. saniyelik sürüyor bu isteğim, beni bilmeyen için de o güçlü kadın imajımı koruyorum bir nevi.

ama içimi görenler öyle olmadığını biliyor.
ben de biliyorum.
bildiğim için korkuyorum. bildikleri için korkuyorlar.

bildiğimiz için susuyoruz ve susmak bizim sözde olan 'tek çaremiz'.
devamını gör...
2832.
eh bir ayı geçmiş en son buraya yazalı.
malum yaz mevsimi, dış mekan bağımlılığı, tatiller, gezmek tozmak derken, karşı taraftan gelen "teklif"e cevap verme zamanı geldi.
ki yine aile üyelerinin bir kısmı bir yerlere gitmeye hazırlanıyor. artık ayıp olmasın diyerek bugüne sıkıştırdık.
lafın gelişi denir ya 'allahi var'.. heh aynen öyle işte, allahi var hiçbir ısrar, zorlama, egosal tutumlar sergilemedi kendisi.
saygı çerçevesinde benden gelecek haberi bekledi. sonunda bir şeyler olur mu, kendisine karşı bir şeyler hissedebilir miyim tabii ki bilemiyorum fakat şu süreç içerisinde bile herşeyden önce aileme karşı saygıyla bekledi ya, güzel bir insan olmanın ilk şartını taşıyor demektir bu.
benimle ya da başkasıyla bir şeyler olacaksa bile umarım saygı, huzur, mutluluk içerisinde yaşar hep kendisi.
hayatımda ilk defa ve ciddi şekilde birini aile üyeleriyle tanıştıracağım, bu bir milat.
en azından bir yolun başlangıcı.
kendimle gurur duyuyorum, isteyince yapılabildiği gibi, ne istediğini bilmenin verdiği emin olma durumunu da korumanın hissettirdiği güven yükseliyor gitgide, harika bir şey gerçekten.
herkes hak ettiği hayatları yaşasın dilerim ki..
devamını gör...
2833.
o kadar stabilize olduğum, o kadar normal ve hatta iyi hissetmeye başladığım zamanlardayım ki.

temiz, engebesiz belki mükemmel değil ama dümdüz bir yolda yürüyorum. etrafıma bakıp, derin nefesler alıp, gördüğümle, duyduğumla mutlu hissediyor, gülümsüyorum. buraya nerelerden geçerek -yine- geldiğimi, mutlaka sonunda oraya gelecek olmayı bilmenin verdiği güvenin, süreci yaşarken değilse de sonrasında hissettirdiği tatminle konfor karışımı duyguyu doya doya yaşamam gerektiğini bildiğim, yeni ve sakin bir yolculuğa çıkıyorum. her şey olması gerektiği gibi, her şey yerli yerinde. iyiyim, güvendeyim, derli toplu zihnim, minnet doluyum. sık sık tekrar ediyorum kendime bütün bunları. bazen gözlerim doluyor mesela artık içimin eskisi gibi ve kadar yanmadığını, kalbimin sıkışmadığını düşündüğümde. birinin beni sevmesini, bana dokunmasını anlık değil süreklilikli şekilde iyi hislerle karşılıyor olabilmeyi yeniden, inanılmaz bulmasam da mucizeymiş gibi kutsuyorum. planlar yapıyorum, yapıyoruz. bunu yapabilmenin daha da önemlisi yapmayı istemenin ve bir de üstüne bu kadar keyif alarak bunları gerçekleştirebilmenin güzelliği şapşal şapşal gülümsetiyor beni.

sonraaa... sonra çat, çat, çat! peş peşe sıralanan dünyanın en basit üç mevzusu. bir öneri, bir başlık, bir autoplay... hiç de büyütecek değilim, dünyanın en basit üç denk gelişi. kanguru falan, geçelim. beynimden vurulmuşa dönmem, kalbimin neredeyse göğüs kafesimi parçalayacak kadar güçlü, agresif atması, tüm o bıkkın, öfkeli, ne kadar yüksek perdeden çığlık atarsam atayım ne dışarı ne içeri döküleceğini bildiğim yutkunulmuş kelimelerin yüklü; berbat hissiyatı geri dönüyor. bir saniye bile sürmüyor bu. sorgulamama, saçmalama diyerek kendimi telkin etmeme ne zamanım var ne takatim. teslim oluyorum. bir arpa boyu yol alamadığımı kabullenmek zorunda kalıyorum.

beynimizin, bedenimizi, ruhumuzu hatta kendisini bile kandırma kabiliyeti gerçekten inanılmaz.
söyleyin şunun annesine eteğini versin, oyunbozan da sadece mükemmel bir şarkı, o kadar.
yeter.
devamını gör...
2834.
"bardan çıktı. bütün gece içkisini yudumlayıp uzun uzun düşünmüştü. dışarıda ince ince yağan yağmuru görünce; pardesüsünün yakasını kaldırdı. eski karısının hediyesi olan pardesünün bu kadar yıprandığını daha önce farketmemişti. gerçi kadının onu iş arkadaşıyla aldattığını da farkedememişti uzun bir zaman... yağmurun altında usul usul yürümeye başladı. toplumdan ve eski dostlarından alacağı intikamı düşünerek bir sigara yaktı. insan ırkına karşı en ufak bir merhamet beslemiyordu. kendine bile..."
devamını gör...
2835.
bizi en çok yaralayanlar bir zamanlar sevdiklerimizdi.
sevmeseydik böyle olur muydu?
sevmeseydik gece işten eve gelirken yolda hıçkırarak ağlar mıydık?
sarılarak ağlamak ister miydik?

sena şener 'den




belki de biz
öğrenmeliyiz
belki de biz
sevmemeliyiz...
devamını gör...
2836.
sözlük aşırı iyi şeyler oluyor.*

5 sene önceki kedili beni görse şuan kalp krizi geçirirdi.
akademik kadın olabilirim.
aşırı heyecanlıyım, aşırı.
devamını gör...
2837.
yine kalemimin ucunu sivriltiyorum bu nemli ağustos gecesinde. güzel, sakin bir gece. dalga sesleri tam dibimde ve ben denizin huzurunu içime çekiyorum. dalgalar beyaz beyaz köpükler oluşturuyor, şenlik var denizde anlaşılan. hava yüzüme yüzüme çarpıyor ve o kadar güzel bir hava ki bu... kışın özlediğimiz o hava bu hava işte. ne sıcak ne de soğuk. tam kararında. milyarlarca yıl önce kayalarin parçası olan kum tanecikleri şimdi ayaklarımın altında uzanıyor. kalbimin sesini dinliyorum, nefeslerimin farkına varıyorum. burada olduğumun ve yaşadığımın farkına varıyorum. ve tabii ki yoldaşım olan yıldızlara bakıyorum, gökyüzünde asılı elmaslara. gözlerim keşke daha iyi görse de bu doğal güzelliği daha net aktarabilsem kağıdıma. kendimi hatırlıyorum, eski beni. odama kapanıp göğü araştırmalarımı özlüyorum. sonra balkonuma çıkıp çıkıp elektriklerin kesilmesini dilediğimi hatırlıyorum. kara delikleri hayal ettiğimi, acaba şu an görüş açımda kaç tanesinin olduğunu merak etmemi... evrenle aramda bağ kurmam çok kolay olmuştu. çok güçlü hislere boğmustu bu bağ beni. hani olur ya yeni bir keşif yaparsın ve bu sana muazzam duygular ve heyecan hissettirir. işte öyle bir şey. şimdi denize ve karanlıkta ne kadar olabilecekse ufuğa bakıyorum. tüm bu dünya nasıl var oldu, nasıl? ben bu düşüncelere nasıl sahip oldum? o kadar geniş bir spektrum var ki yaşamda. düşünerek bile bitmiyor. bazen bunları yazasım geliyor ama başaramıyorum. anlatılamaz diyorum, düşünülebilir sadece sanki. ben o spektrumu çok nadir, neredeyse görebiliyorum ama asla tutamıyorum aklımda o genişliği. acaba mümkün olan her şeyi bilseydik aklımızı kaçırır mıydık? merak konusu. zaten merak başlı başına bir merak konusu da neyse o taraflara girmeyelim şimdi. sadece bu dolunayın tadını çıkarmak ve denize odaklanmak istiyorum, yaşamın keyfine varabilmek için.
devamını gör...
2838.
bu başlığı seviyorum. dönüp aylar öncesinde yazdıklarıma bakmak hoşuma gidiyor, bunu fark ettim.

bazı şeyler yoluna girdi son tanımımdan beri, ben bile bazen inanamıyorum. her şey dört dörtlük değil, aslında daha da kötü bir hâle geldi bir taraftan ama sanırım o tek şeyin gerçekleşmiş olması şimdi olanları hafifletiyor.

epey yorgunum. ruhsal olarak aslında, ama vücuduma bile yansımaya başladı bu. yazmayı özlemişim. ve okumayı. izlemeyi, düşünmeyi, eleştirmeyi... eskiden karaladığım öyküler, kurgular vardı. zihnimde onlarca evren ve yüzlerce karakter vardı ama kendimi o kadar saldım ki o evrenlerde kıyamet koptu, içindekiler de öldü. bu beni mutsuz yapıyor. tam bir işin peşinden hevesli bir şekilde giderken ortaya engel çıkması ve benim de artık hemen vazgeçebilecek kadar zayıf, güçsüz düşmüş olmam beni mahvediyor.

bolca okumak istiyorum. ve yazmak. hayal gücüm tutunduğum birkaç şeyden biri; onun solup gidişini izlemek acı verici. kaydadeğer bir şeyler yapabilmek istiyorum; bir gün geriye baktığımda, bu hayatta istediğim şekilde yaptığım şeyler oldu, başardım, demek istiyorum.

çok mu şey istiyorum gerçekten?
devamını gör...
2839.
ben ise çoktan vazgeçmiştim... o yüzden artık yakınmıyorum. o yüzden bir şey anlatasım gelmiyor. ama hâlâ bir duvar değilim. hâlâ varım. o kadar vazgeçmişim ki. ergenlik bunalımlarımı bile salmışım. yok olmayı bile istemiyorum artık bu yüzden. hiçbir şey kurtaramayacak beni. ben dahil... hayal kurmuyorum. kötüsü ise kurduğum hayalleri hatırlamıyorum. belki ne gerçeğe ne de hayale sahiptim. neye sahiptim? batabildiğim kadar battım. ama kimseye anlatamıyorum. bu yükle yaşanır bir ömür ama nasıl? kandırılıyorum sürekli. izin veriyorum. bir değerimi koyamadım ortaya. rezil oldum. tükürsem suratıma karşıma geçip. kendime bakıp ağlardım. birisi canımı yakmadığı sürece durduk yere ağlamıyorum artık. bir de kendim canımı yakmadıkça... anlatamıyorum... tek kelime edemiyorum. ama hâlâ duvar değilim. ama bir gün duvar olsam bile ilk beni yıkacaklar biliyorum. duvar olunca bile rahata eremeyeceğim, biliyorum.
devamını gör...
2840.
"kapı çalındığında; televizyondaki evlendirme programlarını hızla geçerek izleyecek aklı selim bir şeyler arıyor ve kanepede oturmuş 4. birasını içiyordu. kapıyı açtığında onu gördü. aradan geçen 5 yılda neredeyse hiç yaşlanmamıştı. ama artık gözüne eskisi kadar güzel görünmüyordu. 'her zaman bu kadar çirkin miydi? yoksa yaşananlar yüzünden mi onu artık çirkin bir kadın olarak görüyorum?' diye düşündü bir an. yüzünde farkettiği ilk şey akmış rimelleri olmuştu. 'bir şey demeyecek misin?' diye sordu kadın. aklına bir şey gelmiyordu. yaklaşık 30 saniye kadar birbirlerine baktılar. 'lütfen bir şey söyle, bağır çağır ama bir şey söyle' diye tekrarladı kadın. onu daha önce hiç bu kadar çaresiz görmemişti. oysa özgüvenine ve gülümsemesine aşık olmuştu kampüsün bahçesinde, onunla ilk tanıştığı gün. 'seni özledim' dedi kadın. kapıyı yavaşça kapattı bu sözün üstüne. biraz bekledi. '5 yıl önce gitmiş kadın tekrar geldiyse kapına; ya terkedilmiştir, ya da aldatılmıştır. ilâhi adalet işte.' diye düşündü bu sefer. düşündü ama içinin en derinlerinde bir yerlerde, bir şeyin cız ettiğini hissetti. 5 yıl önce onun yaşadığı acıyı bu sefer ona bu acıyı yaşatan yaşıyordu demek ki. sehpahadaki yeni açtığı birayı unutmuştu çoktan. buzdolabındaki yarım şişe viskiyi alıp tekli koltuğa yığıldı. bütün gece orada oturup içti. yeni açılmış bira şişesini ertesi sabaha kadar görmeyecekti..."
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim