1701.
14 yıl oldu babamı yitireli. yılları saymak en büyük çaresizliği hüznümün. onunla birlikte çok şey yitirdim, çok özledim. bir kelime 'baba'... kayboldukça dilimde, içimde büyüyor. çok isterdim onun yaşlanmasına şahitlik edebilmeyi, çok isterdim en zor anlarımda elinden tutabilmeyi, çok isterdim mutlu günlerimde onu yanımda görebilmeyi. kırgınım...çok özlüyorum.
devamını gör...
1702.
ne acayip şey değil mi karalama defterine en derin duyguların dökülmesi son zamanlarda en çok kafamı kurcalayan şeyin bazı insanlarin sevilmeyi bilmemesi yada birinin ona değer verdiğinde aklına sadece ilişki gelmesi yada erkek olduğumuz için değer verilenin sadece yatakta mi kıymetli olduğunu düşündürüyoruz bilmiyorum biyer de bir eksik var bulamıyorum
belki de ben kendimi yanlış ifade ediyorum belki de toplumsal örf adet ler belki de en derin de onun beni içten içe istemesi
bilmiyorum düşünüyorum bulamiyorum
devamını gör...
1703.
buruşuk kağıt parçalarında
yazdıklarımın son dizeleri
son dediğime ise bakma
yalnızca bugün için geçerli
yarınım yine senin özleminle geçecek.
unutmak mümkün mü?
devamını gör...
1704.
çok yakında sağ koluna terk eden kadınların, sol koluna da öldürdüğü kadınların ismini dövme yaptıran bir karakteri kaleme alacağım.
devamını gör...
1705.
mutfakta çubuk kraker gömüyorum, sigara içiyorum, daralıyorum, yine bu eşi benzeri olmayan hayatı sorguluyorum, bir kedim olsaydı onu da severdim.
devamını gör...
1706.
küfür yazmak istiyorum ama sözlük entryi siler. yaani neymiş? özgürlük diye bir şey yokmuş. özgür olduğunuzu düşünürken aslında '' her şeyi yazabileceğiniz '' bir yerde bile özgürlüğünüz kısıtlanıyormuş.
devamını gör...
1707.
ağlamaktan dehşet başım ağrıyor, regl yüzünden rahat şekilde uzatamıyorum, sabah dersim var ve erken kalkmam gerekiyor, çok kötü bir gün geçiriyorum, hayattaki amacımı unuttuğum bir dönemdeyim, artık kendimi tanıyamıyorum ve yalnız hissediyorum.
devamını gör...
1708.
dalmışım gitmişim
hayatın insanların bana bıraktığı acılara
unutmuşum herşeyi
bir ara kendimi de unutmuşum
gülmek mi
unutmuşum onu da
sahi nasıl biseydi?
inanıp mi guluyoduk?
gülüp sonra mi inaniyoduk?
çok çabuk inanır kalbim
gülerdim herşeye
o yüzden mi incidi kalbim acaba bu kadar?
devamını gör...
1709.
adının aksine asla karalayamadığım bir defterdir. tek karalayabildiğim şeyse test kitaplarımdı.
devamını gör...
1710.
tam bir acı biber tutkunu oldum. bu tutkunun vermiş olduğu yoğun arzular aşırı acı biber yememe neden oldu. şimdi aşırı acı biber yemekten kıvranıyorum. allah yardımcım olsun arkadaşlar. midem şu an işlem dışı. ağrıdan hata veriyor.
devamını gör...
1711.
eskiden saçma sapan bomboş şeyler için bile inatlaşacak uğraşacak çabalayacak enerjim olurdu. şimdiki halim o kadar tuhaf geliyor ki. ruhum çekilmiş gibi. ne söylense kabullenecek haldeyim yeter ki yormayın diyecek kadar acizim artık. hayallerim için çaba gösterecek enerjiyi bulamıyorum. buraya kadar geldik mecbur devam edicez diyorum. hayallerimi mi kaybettim kıymetleri mi kalmadı gözümde bilmiyorum. yeni bir arayışa gireyim başka şeyler deneyeyim diyecek gücü de bulamıyorum. bakıyorum nasıl bu hale geldim diyorum. insanların arayıp morale motivasyona ihtiyacım var dediği biriyken nasıl bir anda böyle buldum kendimi bilmiyorum. eski halimi çok özledim sözlük böyle gitmiyor hayat..
devamını gör...
1712.
insanın içinde usul usul akan bir dere var. hayatına giren duygular da derenin içine düşen taş, toprak, atıklar vb. gibi derenin rengini ve hızını etkileyen unsurlara benziyor. tanıştığın insanlar o derenin bir yerinde akışa kapılarak yolculuğa katılıyor seninle. kimine bütün duruluğuyla gösteriyorsun suyun içindeki unsurları, kimine de suyu iyice bulanıklaştırıp kendince bir set çekiyorsun. bazen güveniyorsun, suyun içindeki şeylere ortak ediyorsun, paylaştıkça su berraklaşıyormuş gibi geliyor çünkü. böyle hissettikçe daha da coşuyorsun, hissettiğin şeylerin sadece sana değil ikinize ait olduğunu düşünüyorsun. sonra bir zaman geliyor iyi sandığın her şey kocaman bir kaya olup düşüyor suyun içerisine. derenin engele takılmayıp akan kısımları var tabi, ama azımsanmayacak kadar da durgun su oluşuyor bir yerlerde. rüzgarın etkisiyle suyun üzeri dalgalanınca ilerlediğini sanıyorsun ama rüzgar bitip o dalga yerini ıssız bir sakinliğe bırakınca anlıyorsun aynı yerde durduğunu. çabalıyorsun, her rüzgar estiğinde kanıyorsun bu küçük aldatmacaya, bile isteye üzüyorsun kendini. sonra zaman geçiyor sular yükseldiğinden midir nedir gerçekten hareket etmeye başlıyorsun. aynı eskiden olduğu gibi suyun akışı ile berabersin, bir şeyler değişiyor. ama bu defa tecrübelisin, asla yapmam diyorsun. yolda karşılaştığın her şeye ve herkese set çekiyorsun. ama nasıl oluyorsa bir şekilde görenler oluyor suyun içindekileri. sen yine aynı döngüye giriyorsun engeller ve kurtuluşlar ile geçip gidiyor zaman. umduklarından bulamıyorsun, buldukların seni şaşkına çeviriyor. açmam diyorsun ama kapının önünde insanları buyur ederken buluyorsun kendini. içinde bir şeyler birikiyor, biriktikçe asla çözemeyeceğin betondan bir yığına dönüşüyor. kim olduğuna ya da özünde ne olduğuna bile emin olamaz hale geliyorsun. gülüşlerin yüzünde soluyor, benim deyip kendini bulabileceğim kimse olmadığını fark ediyorsun etrafında. sevginin ve değerin karşılıklı olduğunu sandığın herkeste aslında sadece kendinin çırpındığını fark ediyorsun. öylece kalakalıyorsun. kendini her şeyden soyutlamaya çalışıyorsun. kendini insanlara tanıtmayı bırak, kendini tanımak için olan çabayı bile bırakıyorsun. sonra içinde bir şeyler çürümeye başlıyor. sen koku ile baş etmeye çalışırken hayat denen o dere de tüm bulanıklığıyla akıp gidiyor.
devamını gör...
1713.
yarın bu saatlerde içeceğim.
devamını gör...
1714.
hayatında her şey yolunda giderken aslında çok mutlu olman gerekirken saçma bir şekilde huzursuz hissetmek iğrenç değil mi?
devamını gör...
1715.
göt!
devamını gör...
1716.
sokakları arşınlarken mi düştü kanepeden bedenim.
ben şemsiye taşırken ellerimde odun sepeti.
yanık yüzler sandalyesinde mi aklıma düştü kör kütük hislerim. bilmem ben neyim, kimim. bir zaman masalıyım ya da köyleri saran efrasiyab.

dergahlara mum mu diktim, katedrallere seccade mi serdim.
sokak başındaki fahişe miyim, aynalı plazada bozuk bir düzen.

yumruğu bozan küçük serçe miyim, kravatlı ustabaşı.

erotik ayet indirdim defterlerime, boynuma asmak için ise tanrı penisini

zevk mi sevk mi ulaştırır şimdi beni sana.
devamını gör...
1717.
özlemenin de bir sınırı, bir ucu bucağı olmalı
devamını gör...
1718.
i see dead people
devamını gör...
1719.
bir sürü arladaşım var tabii ama insan bir kişiyle samimi olmak istiyor. bugün sınıfımdaki bir arkadaşımla yardıma ihtiyacım varken karşılaştık. sağ olsun beni yemekhaneye götürüp getirdi. sonra onunla oturup sohbet etme fırsatımız oldu. onunla konuşurken saatin geçtiğinin farkına bile varmadım kafalarımızın uyuştuğunu daha iyi anladım. bir sürü plan kurduk tek sorun yatay geçiş yapıp gitmek istiyormuş. o da kendi yönünden haklı. bencillik yapıyorum ama onun gitmesini istemiyorum. belki ileride çok iyi arkadaş olacağız? şansımı kaçırmaya tahammül edemem. yine de her şey onun gönlüne göre olur umarım. o da mutlu olsun ben de. bakalım gelecekte ne yaşarız.
devamını gör...
1720.
ilerde üstüne 5 dakika bile düşünmeyeceğim şeyler için üzülmemem gerekiyormuş, öyle okudum, şimdi de sen okudun sevgili yazar arkadaşım. o yüzden boşver, mutlu kalmaya devam.
anasını sattığımın dünyası be.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim