normal sözlük yazarlarının karalama defteri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
başlık "makedonyalı" tarafından 08.11.2020 16:43 tarihinde açılmıştır.
1661.
bu gece herşeyi herşeyi bitirme gecesi mi yoksa ben mi bitirdim herşeyi. elveda herşey. bir zahmet s.....ip gidin. herşey bende kalsın.
devamını gör...
1662.
birileri şiir başlığına kendi şiirlerini yazabilir mi ? yazılan tüm şiirleri okudum şimdi yeni yazılacak olanı bekliyorum. başlık çok altta kaldı ve ben sayfayı yenilemekten yoruldum. yazın biriniz.
devamını gör...
1663.
üç beş satır şey yazarım ya
ne uyağı olur ne ölçüsü
içinde sen olursun sen.
ama kelimelere sığdıramadığım.
denizlerde okyanustur, pusulası yoktur.
kocaman kocaman baktığında
ışığı vardır yazdıklarımın, ışığı takip et...
ne uyağı olur ne ölçüsü
içinde sen olursun sen.
ama kelimelere sığdıramadığım.
denizlerde okyanustur, pusulası yoktur.
kocaman kocaman baktığında
ışığı vardır yazdıklarımın, ışığı takip et...
devamını gör...
1664.
sakladığımız her şeyi ortaya çıkardığımız gün öldüğümüz gündür. duyduklarına inanmadığın her deyiş, söyleyiş ve duyuş... içinin derinine sık sık batıp duran mavi bir gemi gibi, dönüp dolanıp enkazı araştırılır düşündüklerinin. birine kalbini vermeyi, yastığının altındaki küçük altınını bozdurmak zanneden en zavallı zenginlerden biri olamadan öldüysen eğer... hayat tam da bitirecekken yanlış notaya bastığın bir piyano resitali gibi, bazen sana hayranlıkla bakan gözleri oymak isteyeceğin anlar da gelecektir. mükemmelliği içine pompalayan dalgıç motoru gibi hep ne iyisin, ne hoşsunlarda kaybolup, gerçekten zannedip, mükemmelliğine kaldırdığın kadehler gibi boşalınca... hayatında geriye alamayacağın tek andır öldüğün an... ve şu film şeritleri gibi –hep bahsedilen- gösterişsiz bir sahnede gözlerinin önünden tek geçen öptüğün kadınlar, erkekler, çocuklar... hayat oyunu kaybetmemek için uğraşıp dururken oynayamadığın bi oyun gibi, ceplerine doldurabildiğin ve hatta ceplerinin doluluğundan yürüyemeyecek hale geldiğin zaman ölürsen, hepsini bir bir say avuçlarına ardındaki çocukların... yeterince eritilemeyip, önceden hazırlanmış kalıplara dökülemediğinde, dışarı taşan erimişliğinin oluşturduğu o şekilsiz şekil... olmadan da görülebilen tek şey tanrıysa eğer, hepimiz belki de bi’ tanrıyız öldüğümüz gün... saçların ne kadar dağılmış, üzerin ne kadar kirlenmiş aldırmadan, gece geç saatte eve dönebildiğin, dökerek pasta yediğin, kibarlıktan, kurallardan, sıkılmışlıklardan hiç nasibini almadan yaşaya bildiğin bir yerse toprak krallığı, ağırlığını almaya gelen yüzlerce ıslak solucana sunduğun boynun ve ellerin ve yüzün ve kollarındır ölüm. ilk defa özgür olabildiğin. gizlice sevdiğin oğlanlar, kızlar, söylemek isteyip de hiç söyleyemediğin yalanlar, dilinin ucundaki her şeyden muaf, zikrinin ve fikrinin laylaylom olduğu, sen olduğundan ilk defa istesen de utanamayacağın, uzatıp toplamadığın, dansöz gibi kıvırmadığın ve evet dedim ya; sakladığın her şeyi ortaya çıkardığın gündür, öldüğün gün...
devamını gör...
1665.
insanların kadın ve erkek olmaları çok yorucu geliyor bana artık. seks işçisi olsaydım ya da taş taşısaydım sabah akşam bu kadar yorulmazdım sanırım. insanlar adeta kadın ve erkekler, devasa lenin heykelleri gibi kabullenilmesi gereken güzel bir şeyi sırtımıza yüklemeye çalışmalarına razı gelmemiz gerekiyormuş gibi. her çağda, sisfos'un kayası gibi ağır ve müthiş bir şeyi yaratmış muzaffer efendiler, omuzlarımıza, sırtımıza, kafamızın üstüne ve içine kadın ve erkek olmayı bırakıveriyorlar. nietzche, insana acıması yüzünden öldüğünü ilan etmişti tanrı'nın. ben ise arkadaşlık ve uzuvlarının (çeşitlerinin) kokuşmuş cesedini buldum unutulmuş bir hurdalıkta.
devamını gör...
1666.
birbirinizi karalamayın gençler...
devamını gör...
1667.
bunaldım artık. her şey, herkes çok kalabalık. kalabalıklar, kalabalıkların gülüşleri, kalabalıkların sesleri beni yorar hep. evim dışında her yerde, her an yorgunum. ondandır bu insanların yadırgadığı, fersiz bakışlarım. gitgide suyun yüzeyine yükselen fanus balıklarından farkım yok. dışarıdaki çoğu insan da o balığın sorumluluğunu üstlenen küçük çocuk gibi, ölmüş müyüm yoksa uyuyor muyum anlayamıyor. ben de anlayamıyorum gerçi. garip, ileride bu yorgunluk hissiyatı geçer umarım.
devamını gör...
1668.
gün geceye devrederken mesaiyi etrafa yayılan ıssızlıkla beraber burna acı acı gelen bir soba kokusu siniyordu insanın üzerine. yavaştan gözleri ilisiyordu sokak lambasının sondugune. bir kaç kedi sesi geliyordu sokaktan, onun dışında fazla sessizdi bugün. insanlar evlerindeydi muhakkak. başka nerde olacaklardi bu havada sende ilahi.
....
..
.
çok ilginçti. insanlar bir eve sigabiliyorlardi. bir eve mutsuzluk, yalnızlık, sevinç, keder, öfke sigabiliyordu. mutsuzluk nasıl sigiyordu ki dört duvar arasına. dar değil miydi onun için.
yada önemli miydi ki dar olması.
sığıyor mu sigiyordu sonuçta.
insanlar ölüyordu bir de o evlerin içinde. doğuyor büyüyor gelişiyor yaşlanıyor ve ölüyordu. sahi insan ölünce ne olurdu ? geride kalanlara ne olurdu ? bir de o ölümden geriye kalan askidaki giyerim diye çıkarılan ceket vardı ya. görünce insanı haykira haykira ağlatan. yada içerim diye bırakılan yarım bardak su.. insan gidişi değil de belki de geride bıraktığı anılar yakıyordu canı.
keşke insan göçüp giderken anıları da goturebilse. ama ne mümkün..
....
..
.
çok ilginçti. insanlar bir eve sigabiliyorlardi. bir eve mutsuzluk, yalnızlık, sevinç, keder, öfke sigabiliyordu. mutsuzluk nasıl sigiyordu ki dört duvar arasına. dar değil miydi onun için.
yada önemli miydi ki dar olması.
sığıyor mu sigiyordu sonuçta.
insanlar ölüyordu bir de o evlerin içinde. doğuyor büyüyor gelişiyor yaşlanıyor ve ölüyordu. sahi insan ölünce ne olurdu ? geride kalanlara ne olurdu ? bir de o ölümden geriye kalan askidaki giyerim diye çıkarılan ceket vardı ya. görünce insanı haykira haykira ağlatan. yada içerim diye bırakılan yarım bardak su.. insan gidişi değil de belki de geride bıraktığı anılar yakıyordu canı.
keşke insan göçüp giderken anıları da goturebilse. ama ne mümkün..
devamını gör...
1669.
yarın büyük gün.
mülakatlarını geçtiğim ispanya'lı bir şirket yarın bana maaş teklifini sunacak.
güzel bir teklif gelirse, 5 yıldan beri çalıştığım şirkette gidip hayırlısıyla istifamı vereceğim.
güzel bir teklif gelir ise, hem kazanç olarak hem de gelişim açısından büyük bir fırsat yakalacağım.
hemen yarın olsun lütfen.
mülakatlarını geçtiğim ispanya'lı bir şirket yarın bana maaş teklifini sunacak.
güzel bir teklif gelirse, 5 yıldan beri çalıştığım şirkette gidip hayırlısıyla istifamı vereceğim.
güzel bir teklif gelir ise, hem kazanç olarak hem de gelişim açısından büyük bir fırsat yakalacağım.
hemen yarın olsun lütfen.
devamını gör...
1670.
içimde bir şey var birisi belki sokratesin daimonu gibi değil iyiyi kötüyü söyleyen vicdan azabı gibi hiç değil uyuyorum uyanıyorum yemek yiyorum insanlarla konuşuyorum o hep orda iyi geliyor onunla konuşmak varlığını bilmek her yerimi ısıtıyor hayır ben değilim kendimle konuşmuyorum adı yok bedeni şekli belirsiz sadece orda içimde bir yerde beynimin kıvrımlarında kalbimin atışında parmağımdaki sızıda durmama engel oluyor hadi diyor hadii ilk adımlarını atan bebeğini destekleyen anne gibi hadi kızım diyor düşünce kaldırmıyor ağlayınca susturmuyor bana hiç acımaz kendime açıldığımda sert bi tokat patlatır suratıma durmama engel oluyor zorluyor yap artık şunu öfkeleniyorum zorla da olsa yapıyorum sonra keyfini birlikte çıkarıyoruz
içimde öyle bir şey var ki
ıyi ki var hiç susma hep orda kal
içimde öyle bir şey var ki
ıyi ki var hiç susma hep orda kal
devamını gör...
1671.
garip bir şekilde bu başlıkta tutulma yaşıyorum, yazmaya girip yazamadan çıktığım başka bir başlık yok.
yazacak bir şeyim olmadığından değil he, yazsam sözlüğe sığmaz taşar ama bu başlıkta beynim bana sittir et yazma komutu veriyor.
sadece şunu söylemek istiyorum, yalnız savaşmak çok zor. henüz baş edemeyeceğim bir nokta da değilim hani derler ya öldürmeyen güçlendirir diye galiba o evreyi yaşıyorum.
tamam güçleniyoz da birader umut, heves, istek hiç birşey de kalmadı.
şunu da iliştireyim, ben tam anlatamıyorum ama bu görselde çok parçam var.
yazacak bir şeyim olmadığından değil he, yazsam sözlüğe sığmaz taşar ama bu başlıkta beynim bana sittir et yazma komutu veriyor.
sadece şunu söylemek istiyorum, yalnız savaşmak çok zor. henüz baş edemeyeceğim bir nokta da değilim hani derler ya öldürmeyen güçlendirir diye galiba o evreyi yaşıyorum.
tamam güçleniyoz da birader umut, heves, istek hiç birşey de kalmadı.
şunu da iliştireyim, ben tam anlatamıyorum ama bu görselde çok parçam var.

devamını gör...
1672.
'öfke korkunun maskesidir.' diye bir cümle okudum az önce. hakikaten öyle olabilir mi? eğer öyleyse benim acilen seansa gitmem lazım. anlatmak istediğim çok şey var ama yeri burası değil belli ki.
devamını gör...
1673.
bugünkü sorun şu ki tanrım insan kendini nasıl sever?
hepimizin farklı farklı rolleri var. ben evlat olarak başka kardeş olarak arkadaş olarak sevgili olarak başka başka kimliklere ve davranışlara sahibim. bu kişilik bozukluğu şeklinde değil fakat bazı kıstaslar içinde farklı olmak demek fikrimce. anneme davrandığım gibi arkadaşıma davranamam yahut adamına göre muamele mi denir buna bilemedim. kafam içinde leblebi kavruluyor.
şöyle düşünüyorum mesela ben öğreymen elemi seviyorum ama evlat elemi sevmiyorum. neden?
sonuç ben buraya neden çıktım niçin çıktım gördünüz yürüdüm çıktım.
hepimizin farklı farklı rolleri var. ben evlat olarak başka kardeş olarak arkadaş olarak sevgili olarak başka başka kimliklere ve davranışlara sahibim. bu kişilik bozukluğu şeklinde değil fakat bazı kıstaslar içinde farklı olmak demek fikrimce. anneme davrandığım gibi arkadaşıma davranamam yahut adamına göre muamele mi denir buna bilemedim. kafam içinde leblebi kavruluyor.
şöyle düşünüyorum mesela ben öğreymen elemi seviyorum ama evlat elemi sevmiyorum. neden?
sonuç ben buraya neden çıktım niçin çıktım gördünüz yürüdüm çıktım.
devamını gör...
1674.
dedim ya kabul ettim kendimi. ne düşünürsen o olur diye, ne düşünüyorsan çağırırsın diye. sonra yasakladım düşünmeyi kendime. aşkı yasakladım. aşk hep ulaşılmazdı. sonra keşfettiklerimi yasakladım. ne varsa yasakladım. bir tek bana verilen çocukluk hayalimi tuttum kendime ve büyüttüm de büyüttüm onu.
devamını gör...
1675.
millet çiçekler saçarak, gülerek, umutla uyanır. ben; "lan acaba editör mail attı mı?" diye. sevgiliden gelecek bir; "özledim" mesajı gibi bekliyorum ihtiyar bir herifin keyfini.
devamını gör...
1676.
uyuyamıyorum kafam takık, hep aynı hatayı yapıyorum ama bu son olsun, bu saatten sona si***ler.
devamını gör...
1677.
sanki biri mideme tekme atmış gibi canım acıyor lan yok sayılınca.
devamını gör...
1678.
istediğin her şeyi.
teşekkürler...
teşekkürler...
devamını gör...
1679.
#1582774 aynı zamanda komik yazarlar içeren başlık. gece gece bu kadar güldük iş mi bu yaptığın. gülmekten moralim bozuldu hatta.
devamını gör...
1680.
yetkili sendika hediye olarak ajanda göndermiş artık onu karalama defteri yapıp günümü onunla sonlandıracağım.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar
karalama
2