4501.
evde canım sıkılmıştı. havaya baktım kapalı ama yerler kuruydu en azından. sonrasında bir şeyler atıştırırken internette sağanak yağış uyarısı gördüm. söylediklerine göre marmara denizinin o taraflardan sağanak yağış geliyormuş. ceryan fırtınası çıkabilirmiş. dışarı çıksam mı çıkmasam mı ikileminde kalmışken birden bire uzun süredir değişik bir şeyler yapmadığımı fark ettim. bisikletle dışarı çıkacak ve kendimi tamamen olayın akışına bırakacaktım. neyse giyindim çıktım. hava oldukça sıcaktı rüzgar yoktu. 15 km civarında bisiklet sürdüm. bir yerlerde mola verdim ve tekrar yola koyuldum. keyifle kulaklığımı takıp gaz bir şarkı açmıştım ama, başıma geleceklerden haberim yoktu.
devamını gör...
4502.
akşam oturmuş (bkz: free guy) izliyordum. filmi tavsiye ederim bu arada. çok şahane tatlı bir filmdir. inanılmaz güzel vakit geçirtiyor insana.


ufacık bahsetmek gerekirse bir oyun karakterinin yapay zeka ile karar verme yetisi kazanmasını anlatıyor ve gözlüğü aldıktan sonra hayatına değişiklikler katıyor. düzenli hayatında karşılaştığı arkadaşı da aynen şu cümleyi kuruyor

"çözecek bir şey yok. tamam mı? akşam yatacaksın uyanacaksın kahve alacaksın sonra işe geleceksin. ertesi gün hepsini tekrar edeceksin".



benim aklıma da neyi farklı yaptığım takıldı? ben neyi farklı yapıyorum? sıralama fark etmeksizin her haftam aynı. kendime ne katabiliyorum? cevabım yok. rutine kurs ekliyorum ama o da rutinin bi parçası haline geldiği için onu saymak gelmiyor içimden. her akşam koltuğun aynı köşesinde oturup çay içerek uyku saatini bekliyorum. yaşamak dediğimiz şey bu değil. olmamalı. ama işin kötüsü bu yaşanan rutin zamanların yaşlandırma katsayısı çok daha yüksek.

insan yaşadığını nasıl hisseder? sanırım heyecan ve adrenalin sayesinde. süregelen bir huzurun insana yaşadığını hissettirme düşüncesinden uzağım şu an. hiç ulaşılmaması gereken ama ulaşmak için çaba sarf edilmesi gereken bir hedef gibi. sonsuzluk gibi. the good place'teki cennet tasviri gibi. belki döngüde sıkışmakla huzuru birbirine karıştırıyorumdur. o da fazlasıyla makul bi seçenek.

ancak zannediyorum buradaki ana faktör çalışmak. hayatının belli bir kısmını satmak -böyle diyince daha çirkin oldu ama teorik olarak doğru-. ama çalışmasam da farklı bir hayatım olacağını düşünmüyorum. hafta sonları evden çıkmam çok mesela. belki kışın getirdiği bi ağırlık vardır, ki olabilir de, belki de ben gerçekten mental açıdan daha yaşanılası bi hayata hazır değilimdir.

hayatın bu kısmı için hiçbir şekilde hazırlanmamıştım, çok savunmasız yakalanıyorum böyle durumlarda. kendimi küçük ve başarısız hissediyorum. sanki herkes her şeyi kafasında oturtmuş sınav öncesi sorularını sormuş da ben o ara deftere bi şeyler karalıyormuşum da duymamışım gibi. kalacağımı bildiğim sınava giriyormuş gibiyim. neredeyse aynı çaresizlik var şu an omuzlarımda. "yaparız bi şeyler" diyorum ama yetmiyor. yetmeyeceğini biliyorum. okul değiştirmek için yusuf güney gibi astral seyahate sarmam hiç uzak değil. kenardan 46 raporu göz kırpıyor.

bunlar deniz kenarında, güneşin ufukta hafiften kaybolmaya başladığı saatlerde, tatlı ama hırçın bir rüzgar eserken konuşulacak düşünceler. bu ara belki de biraz yalnızlaşmışımdır. düşüncelerin nedeni bu olabilir. bilmiyorum.

sürçülisan ettimse affola.
devamını gör...
4503.
odamla kafamın içi arasında yüksek bir korelasyon var sanki. ikisinde de sürekli ben topluyorum onlar dağılıyor. topladıkça dağılan ve dağıldıkça topladığım bir paradoksa düştüm. bu esnada arada fırsat buldukça yeni kararlar da aldım ama ne kararlar. su iç, gece yemek yeme ,yürüyüşe çık ,arada otomatik modu durdur tarzı başarımlar peşindeyim. bazen dümdüz dururken yapmaya uğraştığım şeylere şaşırıyorum . öyle basit şeyler ki hayatın kendisi hatta. bana hissetmeyi anımsatıyor ve bilirsiniz hissetmek arayarak bulabileceğiniz bir şey değildir. belki böyle böyle onu yakalarım ya da kim bilir.
devamını gör...
4504.
ipimle kuşağım arasında pik bir korelasyon olduğunu düşünüyorum; denklik, eşitlik beni şaşırtıyor.
devamını gör...
4505.
düğümlendi boğazıma kelimler, ağlamak istiyorum ağlamak, içime sığmayan nedensiz ağlamak, yağmur yağdır tanrım…
devamını gör...
4506.
- profilden daha yakışıklı görünüyor diye akciğer filmini bile profilden çektirmeye çalışan bir arkadaşım var. olmuyor tabi öyle...
- erol evgin'in perukasının kılları dökülüyormuş. erol evgin kel kalacakmış diyorlar
- ingilizce öğrenelim:
until it comes to jean, let the trowel comes
cana gelinceye kadar mala gelsin.
- bir arkadaşım "24 saat uyusam aklım 25. saatte kalıyor" diye durumunu özetlemişti.
- bizim 20'li yaş fotoğrafları, telefon kameraları sadece siyah beyaz resim çekebildiği için öyle hep siyah beyaz. telefon kamerası deyince de aklınıza ıphone falan gelmesin. bildiğiniz (belki de bilmediğiniz) ankesorlu telefonların kameralarından söz ediyorum. bunların da hem sayıları azdı, hem de çoğu arızalıydı; jeton falan yutardı.
bu da fotoğraf sayısının neden az olduğunu açıklıyor
- coca cola'nın türkiye'de yazılışını koka kola olarak değiştirmesinin nedeni, coca cola tersten okunuşunun, al oc, aç oc olduğunun deşifre olmasıdır.
- dolunay sırasında ay tutulması olduğundan insanlar kurtadam değil fındık fino olmuş. yazık onlara...
devamını gör...
4507.
bazı yazarlar bazen yazarlar
devamını gör...
4508.
her sahnede varım her sahnede ölüyorum. oyun mutlu sonla bitiyor. kostümümün başlığını çıkarıp bir sigara yakıyorum.içip izmaritini yere atıyorum. tekrar ölmek için sahneye çıkıyorum.
devamını gör...
4509.
çok yorgunum amansız bir çaba sonucu yorgunum ah bu akılsız zaafiyetlerimin acısı, bir çocuğun ruhu idam sehpasına çıktı, sehpanın ayağını kurtlar yemiş çoktan, ipek böceği kusmuğundan geçen ruh solumuş menekşe kokusunu.
devamını gör...
4510.
inanmak, hayal etmek, umut beslemek. bunlardır hayata bağlayan çoğu için. gönülden istemek, gönülden dilemek, gönülden olması için çaba göstermek.
bir şeyi 40 kere söylersen olur derlermiş.
sen bana 1 kere bile söylemem için izin vermezsen nasıl vuslat kapısı aralanacak ki...
zoru başarmak değil mi mutluluğun kokusu. şöyle doyasıya çeksek içimize...
devamını gör...
4511.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
4512.
bazen kötü bir insan mıyım düşüncesidir beni yiyip bitiren. karşımdaki kişiye onu çok sevdiğimi söyler ve aramıza giren ufak bir soğuklukta onun hakkında normalde söylemeyeceğim şeyler söylerim. sonrasında ise bunu sorgulamaya başlarım. ben kötü biri miyim? belki de kendine hakim olamayan aptalın tekiyimdir. hem yaparım, hem de yaptığımdan dolayı fevkalade hüzne kapılırım.

fakat pişmanlığı oluşturan şey yaptıklarımız değil midir zaten? mesela yolda giderken anlık olarak, bilerek ve isteyerek bir karıncayı ezersin. sonrasında ise bundan pişmanlık duyarsın. peki ya bundan dolayı pişmanlık duymasaydın? işte o zaman kötü biri olursun. mesele kötü bir şey yapıp yapmamak değildir, mesele, yaptığın şeyden pişmanlık duyup tekrar yapmamaktır.

tanrının da çalışma yöntemi böyledir aslında. sana der ki: günah işlemeyeceksin, günah işlersen seni cezalandırırım. fakat, günah işledikten sonra pişmanlık duyup benden özür diler ve tekrar yapmazsan, işte o zaman seni affederim. işte tam burada aklıma: evet tanrı bunu yapar, ama karşımdaki kişi bir tanrı değil. düşüncesi oluyor. bilemiyorum. ya kötülük yapmamayı ya da bunu kabullenmeyi öğrenmeliyim.

şimdilik; "en azından kötülük yaptığımı biliyor ve düzelmeye çalışıyorum." diyerek kendimi avutacağım.
devamını gör...
4513.
gecenin yalnızlığı alır beni
ne gece bitsin isterim
ne de yalnızlık
devamını gör...
4514.
sevgili ölü kuş hiç bir hatayı tam olarak kabul etmedin. varoluşundan itibaren hayatında bir düzen olmaması ilerleyen zamanlarda bu düzeni senin asla oluşturamayacağın anlamına gelmiyordu. kaderciliği bırakman gerekiyordu ama sen bunu asla denemedin. hatta bir kez bile düşünmeden reddettin.
etrafındaki insanları suçlamayı bırakıp yalnızlığı kendi iradenle seçmediğini farkedemedin. seçenek olabilmesi için başka şıklar olması gerekirdi. sen kendini zorla, bilerek ve de isteyerek yalnızlaştırdın. insanlardan uzaklaşmak için elinden geleni yaptın. ölerek bir şeylerden kaçacağını zannetmen de tıpkı düşündüğün diğer saçmalıklar gibi aynı noktaya varıyor.
kılıç darbesi almadan ölemeyeceğini anlayana dek her sabah ölmek için yalnızlığında yalvararak nefes almaya devam edeceksin.
kendini dibe batırmak için elinden geleni yaptın, istediğini de aldın. umarım artık memnunsundur.
ve son olarak kuşçuk, kendine karşı bir kez bile dürüst olmaya çalışmadın. yaptığın hiç bir hata başkasına değil bizzat sana ait.
devamını gör...
4515.
farklılıklar üzerine kurulu bir dünyada tek renk yaşama istediğini hep garip bulmuşumdur. insan yaşam tarzı kendisine benzemeyen birini; yani insanı anlamsız sebeplerle baskı altına almayı hak olarak görmekte. oysa hayat bizlere barındırdığı bütün renkleriyle ortak bir yaşam sunar. kimse farklılıklarının esiri olmadan ya da farklılıklarından dolayı olumsuz davranışlara uğramadan yaşamını gerçekleştirmeli.
devamını gör...
4516.
rüyamda annemle dışarıda bir kafede oturuyoruz. annem telefonda babamla konuşuyor. onunla uzun süredir görüşmemişim ve beni hiç aramamış. anneme telefonu versene diyorum. telefonu alıp babama seni sildim, haberin olsun diyorum. niye beni hiç aramıyosun diye sitem ediyorum. özür diliyor, sesinden üzgün olduğunu anlıyorum. sonra uyanıyorum ve rüyaymış diyorum. düşünüyorum, ölen biri seni arayamaz.
devamını gör...
4517.
yine biz çavdar ekmeği ve yazar birey kişisi, neredeyse 1 yıl oldu neler oldu neler 1 yılda anlatsam 20 sayfalık öykü bile olmaz belki el broşürü ancak olur.

bu gece uzun bir aranın ardından tekrar yazasımız geldi çavdar ekmeği ile birlikte nedense gidip gelmeleri seviyoruz her konuda bunu yazan sapık çavdar ekmeği kişiliği asla ve asla ben değilim ben düzgün yazar birey kişisiyim.

karar verdik çavdar ekmeği kişisiyle artık hayatımıza kaplumbağa olarak devam edeceğiz az ve yavaş hareket bol ömür. ohh ms gibi hem evide sırtında.

saçma rüyalar serimiz vol.56598932323 çavdar ekmeği ve ben yazar birey kişisi bu sefer somalide soba imalatı işine girmiştik sözde zengin olacaktık ama rüyalarımızdan bile vizyonsuzluk akıyor hayır sıcak ülkede soba ne alaka millet rüyasında neler görür biz neler ile uğraşıyoruz.


tek haneli iq sahibi ofis canlıları ile mücadelemiz son sürat devam ediyor , sayelerinde tek haneye inen iq numaramız gün geçtikçe geriliyor hayır bir insan nasıl olurda 2 aydır uğraşılan dosyaları silmeyi başarır anlam veremiyorum.

çavdar ekmeği ve ben yazar birey kişisinin kafasında bu saate ozan orhon- saman alevi çalıyor o zamanki ozan orhon gibi şişman banderasa dönüştüğümüz için mi acaba tamam 10 kilo aldık ama sadece o kadar, göbeğimiz çıktı o kadar, saçlar beyazlamaya başladı o kadar lan yaşlandık belli neden söylemediniz bana ben kabul edemem bunu

zaman makinemiz bizi bu sefer bizi m.s 2952 senesine ışınladı tamda mars merkür savaşının ortasına düşüp ilk ışın kılıcı darbesinde gene öldük ulan dügün bir zamana ışşınlasa makine 20'lik dişimi kıracağım onu da geçen hafta çektirdim ama...
devamını gör...
4518.
henüz iki ay oldu sen gideli. oysa sana daha hiç şarkı söylememiştim. gerçek beni görsen benimle gurur duyar mıydın diye düşünüyorum ama sonra aslında artık kendimi saklamama gerek olmadığını çünkü beni olduğum halimle gördüğünü biliyorum. gittiğin yer neresiyse evrenin en güzel köşesidir, biliyorum. sana söz, bundan sonra söylediğim bütün şarkılarım sana.
devamını gör...
4519.
bundan iki sene önce twitter'da bir tweet görmüş birine cevap vermiştim. aslında anlık bir mesajdı benim için. normalde hiç yapacağım şey değil ama o gün nedense içimden yazasım geldi. en güzel ortak yönümüz ikimizin de çokça kitap okuyor oluşuydu. zaman zaman kitaplar hakkında konuştuk. önerilerde bulunduk derken bir süre geçti tabi. benim en berbat günlerimdi o günler. zor günlerden geçiyordum ve öyle muhabbet esnasında karşı cinsim olarak fikir almak istemiştim. sonra öyle böyle derken biz baya baya arkadaş olduk.
o kadar beyefendi, o kadar düzgün bir çocuk ki. çocuk dediğime bakmayın bendende birkaç yaş büyük.
o kadar güzel kalpli bir insan ki hep yanımda oldu tanıdığı günden itibaren, asla kendime yenilmeme izin vermedi. çabaladı en azından.
ben kendimle kavga ederken o tam tersini sağlamaya çalıştı, inanmadım inanmam için çaba sarf etti vs.
hayatımda eskiden var olan birine çok benziyor.
o da öyleydi.
geçenlerde askere gideceğim dedi.
aklıma geçmiş geldi...
zaman o kadar hızlı geçmiş ki... o gün bu günmüş.
askere giderken bile bana teselli veriyor... :( o kadar duygulandım ki... bütün iyi dileklerini, bütün güzellikleri dileyerek veda etti.
hayatın en güzel güzelliği " güzel insanlar" tanımış olmam galiba.
gözümün önünden geçti bir an film şeridi gibi.
beni merak etme, sen kendine dikkat et. ben fırsat buldukça yazarım demişti o da ... şimdi ne o benim, ne ben onun yanında...
bugün de veda ederken, nereden nereye dedim kendi kendime.
devamını gör...
4520.
ne diyeceğimi şaşırdım artık. ya artık yakamdan düşsen mi acaba? artık başıma bela açmaktan vazgeçer misin? bıktım artık senden bak gerçekten bıktım. yolun sonu görünüyor diyor türkü ama hiç senin yanından geçmemiş. ne laf dinliyorsun ne insanlıktan haberin var. halâ saçma sapan huylarınla beni meşgul ediyorsun. ben bıktım beklemekten. lütfen şu zamanı video izler gibi 2x falan yapabilelim de senden kurtulayım.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim