1021.
ah şu düzene giremeyen yaşamım ve belirsizliğin keşmekeşliğinde sürüklenen ruhum. bütün hücrelerimin psikolojisi kanıksadı artık bu durumu. dar bir kalıp içerisinde uykulu gözlerle acısını arada unuttuğun yaşamı sürmeye çalışmak kendini hiçbir zaman yakalayamayacağın manasına mı geliyor? sahi ben kimim? ben neredeyim?
dehlizlerinden anıların ve yaşamların aktığı ruhum, çok mu yükleniyorum yoksa sana?
bir şeylerin çatırtısı geliyor tok bir sesle yankılanan ruhumdan ama şifası da gene orada bir yerlerdedir diye umut denizine yelken açıyorum.
artık huzurun kollarına itilmek istiyor bu benlik. bu ağlak mevsimler hangi rüzgarla gökyüzünde nokta halini alacak… sabırsızlıkla bekliyorum…
devamını gör...
1022.
pohpohlanmayi sevmiyorum. ıçimden sürekli " yok lan öyle değilim dümdüz insanım " diyesim geliyor. fakat kuyruğu dik tutmak adına ehöueh teşekkür ederim falan diyorum. düşündüğünüz kişi değilim, keşke olsaydım sorry.
devamını gör...
1023.
bu aralar çok aklıma geliyorsun. olanları düşünüyorum, öyle yapmasaydım dediğim çok şey olmuş olması, hayatına devam ederken sen, benim aynı yere gelmem sürekli, bütün kırgınlıklarında, olur gibi olup olmayan her durumda ben hep aynı zamana gidiyorum.
keşke telafi etmeyi başarmış olsaydım, şuan çok başka olurdu her şey.
sen bütün cesaretinle geldiğinde ben inanmış olsaydım, yeniden başlamış olsaydım.
senin olan deniz belki benim olurdu.
ben bütün başarısızlıklarımın başlangıç noktası olarak seni görüyorum.
seninle olmasaydı veya başarısız olmasaydım her şey çok güzel gidecekti.
sen yanlış iliklediğim gömlek düğmesiydin.
sonrası hep yanlış oldu, çözüp tekrar iliklemediğim için bütün hayatım boyunca o izle geziyorum.
her mutsuzluk anında oraya geliyorum,
senin mutlu mutlu bakan fotoğraflarını görüp, kendi mutsuzluğuma kızıyorum.
ilk düştüğüm yere gelip duruyorum.
duysan bunları ne dersin acaba
seni unutulmaz kılan sen değilsin... benim kendime ilk yenilişim.
her yenildiğimde aynı zaman gitmem.
devamını gör...
1024.
neredesin sen diyor neşet. peki sen neredesin?
bu gece bir çok gece olduğu gibi göçüp gittiğini yeniden kabullenmek zorundayım. yokluğun, artık var olmadığın gerçeği çok yakıcı oluyor bazen. bu bazenler çok oluyor üstelik. yorulsam ve teslim olsam yokluğuna... olamıyorum. neredesin sen?
devamını gör...
1025.
sabaha kadar balkonda oturunca hava o kadar da sıcak gelmiyormuş aslında. sabaha kadar balkonda oturmanın zararları ve yararları üzerine yazı yazacak kadar uykusuz ve sıkılgan bir haldeyim.

sabaha kadar balkonda oturup sıcaklamıyor insan ve üstelik klima açmaya gerek kalmadığı için fatura için de olumlu düzenlemelere gidiliyor galiba. yani bu dönemde herhangi bir şeyi maddi açıdan düşünmeden yaşamak mümkün değil zaten. bazen üşüyor gibi oluyorum, ülkenin neredeyse en sıcak diye tanınan şehrinde bu mevsimde bile üşüyebilecek nadir insanlardanım galiba. bulvar üstünde oturmuyor olsaydım diyorum bazen, yoldan geçen herkesin ve her şeyin sesini bu kadar duymak zorunda değiliz ama ne yapalım, binayı buraya kondurmuşlar.

insan keyfinden sabaha kadar balkonda oturur mu? ben hiç keyfimden sabaha kadar balkonda oturmadım. ya sarhoş olduğum için ya ağlayacak yerim kalmadığı için oturdum bundan önce hep. bir gün keyfimden sabaha kadar balkonda oturacağım, yanımda keyif verecek bir şeylerle birlikte yapacağım.

sabaha kadar balkonda otururken sandalye başında uyuyakalmak dışında bahsedecek bir şeyim olmadığını fark ettim. uyuyakalmamak için elimden geleni yaptım, yapmam gereken diğer şeyleri yapmak için susmam lazım artık.
devamını gör...
1026.
uzun zamandır ilk defa konfor alanından çıktım.
kocaman odamı ardımda bıraktım.
babamla takılıyorum.
cb ve kızı gibiyiz.
bir izzet bir ikram, ama heryer kalabalık.
iğne atsan yere düşmüyor.
mesela, bir akrabamla aynı salonu paylaşarak uyudum ve kapıda sonuna kadar açıktı.
ev insan doluydu.
insan doluydu derken bana göre.
o insanlar evin gençleri idiler.
alayı akraba.
benden büyük olan abla ile sohbet ettik sabaha kadar.
kadın da aynı benim gibi imiş.
küçükken köyde yıldızların altında uyumuş.
ben fındık için dışarda yatardım o koyunlar için yatarmış.
aynı benim gibi keyif alırmış yıldızlara bakmaktan.
en büyük zevki resim çekmekmiş.
tren yolculuğu esnasında çok güzel resimler çekmiş.
dünkü hastalığımdan eser kalmadı.
bir dünya genç akrabam ile tanıştım.
çoğusu doğuda görev yapıyor.
iletişim kurmayı sevdiğimi söylemiştim de mi?
kahvaltıya çağırdılar gidiyorum ben.
ezcümle1:
konfor alanı dışına çıkmak iyi geldi.
ezcümle2:
her insan bir alem. anlatan insan ise yormayan alem. tam sevmelik.
devamını gör...
1027.
herkesin kıyameti kendi ölünce başlayacaktı
yokluğun ise benim kıyametim olmuştu çoktan
yaşamım aldığın nefeslerde gizliydi
ölümüm yerleşmişti iki dudağının arasına
öyle ki israfil'i verdim ellerine
kıyamet koptuğunda bana sen haber ver diye

nice zamanlar bekledim
yokluğunun sessizliği ve soğukluğu ile
ellerim ayaklarım bağlı
umut kırıntılarımın hepsi bitmek üzere
artık doymuyor ruhum ve aşkım
yetmiyor tek bir zerresi bile
kuşlar göçtü, mevsimler geçti
şiirler yazdım, çok söz söyledim
lakin şimdi susma vakti...
devamını gör...
1028.
fark ediyorum ki bazı insanlar sosyalleştikleri mecralarda kafayı sıyırıyor, başkalarının da huzurunu kaçırıyor.
kocaman insanlar, dışarıda olgun görüp muhabbet edeceğiniz insanlar burada ucuz kaosların peşine düşüp boş beleş şeylerle uğraşıyor. bu kadar boş vaktiniz var mı? varsa niye böyle şeylere harcıyorsunuz? bazı olaylar, muhabbetler, dedikodular beni çok utandırıyor kafamı kuma sokasım geliyor bu insanlarla nasıl aynı havayı soluyorum diye. sokakta 5 yaşındaki çocuğu çevir anlat, burada öfkelenip birbirinizle uğraştığınız konulara g...yle güler. deli gibi bir şey yapmışsınız kendinizi ya.
burada tanıştığınız insanlara bu kadar sevgi ya da bu kadar nefret gerçekten normal değil. gidin tedavi olun, dışarı çıkın cidden sosyalleşin. yani buraya gelirsiniz iki muhabbet edersiniz, eğlenirsiniz, karşıt fikirlerinizi düzgün bir şekilde dile getirir faydalanırsınız ama ilkokul çocuğu gibi saç çekmezsiniz, gruplaşmazsınız. az biraz kendinize gelin ya.
devamını gör...
1029.
sözünün şahidi olmadan ölüm
kalben duymayacak kimse sesini
o vakit taşlar da duyacak ancak
geçmiştir gülmenin diri günleri
devamını gör...
1030.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ruh halim her zaman karalayacak bir şeyler buluyor; bu bir resim, kısa bir yazı ya da özlü söz.
devamını gör...
1031.
nasıl girdin içlerine?
sen nasıl girdiysen!..
ya anlaşılırsa?
umrumda mı sanıyorsun?
sen bu işi şaka mı sanıyorsun?
yaşam da şaka değil mi?
sen çıldırmışsın.. gerçekten çıldırmışsın
kaybedecek birşeyim var mı sanıyorsun?..
...
iki dakika içinde gelecekler. çık, çabuk çık.
saçmalama bunu kaçırır mıyım?..
çık dedim, çık yoksa....
geldiler sus!
sen.n.nn
kess
........


bugün aramızda ilk defa bulunan ve ayinimizi taçlandıracak olan zeusian'ı yeminini yapmak ve dünyalar arası geçişi simgeleyen beyaz tavşanın kanını akıtarak onurunu alması için grimasaya davet ediyorum.
asanı al!..
...

işte başlıyoruz. burada başlar ve biter mi?.. dostum ivan'ın kanına bir tavşan mı? hayır... ımm düşler güzel...
ütopyalar da.


hqışk
devamını gör...
1032.
kötü kişilik yine kendini gösterdi. yine darmaduman ediyor. her şeyin farkındayım ama hiç bişi de yapamıyorum gibi hissediyorum. çok yoruldum artık. bir yerimi kessem kanar gider mi bu kötü hisler yada kafamı duvara vura vura parçalasam içerde yok olur mu. ne istiyor benden. neden hep beni mutsuz etmeye çalışıyor. ben mutlu olmak istiyorum. ben hayatı yaşamak istiyorum. ben gülmek istiyorum doya doya kahkaha atmak istiyorum. her gece ağlama krizleri geçirmek istemiyorum. ben tekrardan hayat dolu olmak istiyorum. şarkılarla playback yapmak dans etmek deli gibi gülmek istiyorum. beni neden bu hale getirdiniz ki. beni neden böyle büyüttünüz ki. keşke kendimi en baştan şefkatle büyütebilsem belki şimdi şu yaşımda böyle kötü hisler olmayacaktı..bir yanım aşırı mutlu hayat dolu pozitif dünya iyisiyken, diğer yanım ona fazlasıyla tezat olacak kadar kötü. ve o yanım beni sürekli dibe çekiyor. ne zaman mutlu olmak istesem ardından kötü bir şey olacağını hissettiriyor bana. bazen ağlama krizlerine giriyorum geceleri sessiz sedasız, kolumu bacağımı kıpırdatamıyorum. sonra kendi kendime aşmaya çalışıyorum. oynatabildiğim kadar diğer elimle ovalamaya kendimi sakinleştirmeye çalışıyorum. aşırı berbat bir durum. yenmek istiyorum ona yenilmemek istiyorum. resmen içimdeki kötü kişiyle savaşıyorum. ve bu beni günden güne fazlasıyla yoruyor. gücümü sömürüyor. ne yapacağımıbilemez hale getiriyor. bununla yaşamımı sürdürmek istemiyorum. ben iyileşmek, iyi birisi olmak istiyorum. mutlu olmak istiyorum.
devamını gör...
1033.
yemek perileri geldi yine bu saatte. tüh. daha erken gelemediniz mi.
devamını gör...
1034.
sevsen gider miydin?

yok, böyle olmadı, çok bayık, çok batık, çok klişe.

sevdiysen niye gittin?

hah, bu daha iyi sanki, ucu da açık.
harbiden niye gittin? tamam eyvallah korktun, yanında benim de ödüm bokuma karışıyordu ama yine de olabilir ve olabilirim hükmüne inandım, inandırdın çünkü. galiba esas soru bu, neden inandırdın, çünkü ben inanmak kelimesinin tüm dillerdeki anlamları ile dalga geçmeye senden çok daha önce başlamıştım, ya kendine inanmayı bırakan adamdım ben, benliğimi yolda düşürsem almaya değer bulmam, boş verirdim.
neyse, doğum günümden bir gün önce daha önce zaten deklare ettiğin ayrılık belgesinin noter onaylı yazısını da yolladın, ki her sabah belki yanlış anlamışımdır diye tekrar tekrar okuyorum onu,
yanlış anlama yok, kelimeler düzgün, anlatım şahane, giriş gelişme sonuç mükemmel, gidişat boktan, ayrılık kör noktam.

yazıyı da böyle lank diye bitireyim, nedeni yok, öyle işte?
devamını gör...
1035.
perde yavaş yavaş açılıyor
sen farkına bile varmıyorsun
kaderinin ayak sesleri
her an bir yerlerde
belki pusuda
belki sokağın köşesinde

bence girme o sokağa
yolu uzatırsın kim bilir
yok yok vazgeçtim
seçim senin
bakalım ne olacak

ne diyorduk
evet tik tak!
saat işliyor

yine geç mi kalacaksın
açılan perdeden her an
bir tren çıkabilir

en iyisi seyircileri mi korkutmak?
yine işi şakaya vurdun

neyse ben bir bilet alacağım
ama önce biraz para biriktirmem lazım

serin bir yaz sabahı
- bir bilet lütfen, neresi olursa...
devamını gör...
1036.
şu sıcak günlerde sığınılan bir gölge, "hiçbir gölgenin olmadığı gün"ü hatırlatması açısından fevkalade önemli.
devamını gör...
1037.
sanırım berberimi aldatacağım.
kendisi giresunlu olduğu için fındığa gitmiş kilise papazı gibi dolaşıyorum sayesinde.
bir de telefonda diyo ki az daha bekle, niye bekleyim olm seni askere giden nişanlım mısın?
devamını gör...
1038.
''affetmeyeceğim bir uzaklıkta duruyorsun. ırmağın akışı, zamanın durmadığının kanıtıydı bizim küçük dünyamızda. oysa seninleyken ve dostluğuna' inanırken zaman nasıl geçer bilmezdik. sen ellili yaşlarında haylaz bir çocuktun o zamanlar. dönemeyeceğim, bir daha asla göremeyeceğim nehirlerle karşılaştığımda anı durdurmaktan bahsederdin. ama benimleyken tek bir anı bile durduramadığın için kırgınım sana. bense o nehirlerle ne zaman karşılaşsak suya ayağımı sokmakla yetinirdim, hiçbir zaman -düşlerinden vazgeçmiş biri- olmak istemezdim bunu en iyi sen bilirsin. yürüdüğümüz kaldırımlar, yollar ve on iki kilometreler seninle anlamlıydı bir tek. küçükken bile küçük olamamış biri için ne denli büyük hayaller kurmuştuk! gerçek oldukları kadar yaşanmadılar da. maksim gorki'nin dediği gibi sanırım "kırk yaşındasın, peki hiç yaşadın mı?"
devamını gör...
1039.
ya bilader benim kadar mal bi insan yok. bu konuda bi dünya markası olma yolunda ilerliyorum şu 2 haftadır. plaket mlaket bir şeyler verilsin bari lan.

birileri bana aga sana noldu bir şey mi oldu dediyse sıkıntı büyük. dediler. hiç iyi bi durum değil.

kendi kendimi s...ir ettirme konusunda üstüme yok lan. durup dururken hem de. oscar falan verilmeli bana bu konuda.

bir kişinin beni bir an bile düşünmesine tahammülüm yok, iyiliğimi olsa dahi. her zaman kaçarım. yine yaptım ama bu seferki allahımı kaydırdı. unutamıyom.

iki haftadır tertemiz mis gibi adamdım. belki bir ya da iki kere düştüm, onun haricinde tertemizdim vallahi ben bile kendime tapacaktım az kalsın. ta ki 8-9 gün öncesine kadar. elimi ayağımı s...yim. nasıl bu kadar mal olmayı becerebiliyorum hiç bilmiyorum. gitmek istemiyordum, alışkanlık işte. böyle alışkanlığın da dağına taşına bağına bahçesine tüküreyim.

kaç gündür ne yaptığım hakkında hiçbir fikrim yok. unutamıyom sadece onu biliyom. s...ir etmek istiyor muyum aklımdan, bilmiyorum.
denemediğim bi fik kalmadı şu 8-9 günde. uzun zaman sonra kendimden korktum. ya bilader kaç gündür aynı şeyler dönüp duruyo kafamda anasını satıyım hiç farklı bir şey yok lan. can sıkıntısı belasını aşmışken daha beterine bulaşacağımı nerden bileyim olum ben. hiç böyle olmuyodu aga. kaçıp kurtuluyordum işte. kaçmanın ertelemek olduğunu biliyorum aslında, erteleye erteleye siliniyordu sıkıntılar. bu kez silinecek gibi değil.

bir insanın iyiliğinin düşünülmesi nasıl kendisini heder eder anlayamıyorum. anlayacağımı da sanmıyorum. döve döve birinin bana bunun aslında ne kadar iyi bir şey olduğunu anlatması lazım, tokatlanmaya razıyım. birkaç soru birkaç kelime bile beni endişelendiriyor. düşünülmek istemiyorum bir salise bile.

2 yıldır bi bahanem var, onun sayesinde kaçabiliyorum, bahaneler bi şekilde kıça kaçıyo diyordum kendime hep, ama aynı bahaneden de vazgeçmeyen yine benim. çelişki, tutarsızlık ne fik ararsan var.

benzeşmeyen durumlardan bile benzerlik çıkarmaya başladığım an y...ğı yediğim andır her zaman. senin de damına konayım adorno, yaptığın tespitin de.. bunda da öyle oldu. bu durumu fark ettiğim an topukladım. yine olsa yine yapardım demeyeceğim tek şey bu.

tüm anılarımı unutma yeteneğim var, unutuyorum yeri gelince. soyadımı bile unuttum lan birkaç vakit önce, ama bu, yok, olmuyo aga. vallahi unutamıyom.

ne güzel bırakmıştım lan tam diyo bi tarafım, diğeri de sanki bi s..e yaradı diyor. haklı anasını satıyım. sen git iradeyi şak diye çıkar masaya vur, sonra gel boklaştır her şeyi, aynı teraneye devam et. mal nasıl olunur'un tarifiyim resmen.

söylediğim aptal saptal laflar aklıma geliyor. lan diyorum senin kafana tüküreyim ya bu nasıl bi kafa anasını satıyım. kendini uzaklaştırmada üzerine yok damına koyayım kendimin. bilader bi insan fik fok sebeplerden ötürü insan kaybeder mi ya. ben kaybettiriyorum çünkü malım diye demiştim daha önce galiba.

velhasılı kerro lahmacun, çabuk kurtul bu salak salak hareketlerden acele çok acil. belki bi haltlar olur sonra yine. boş teselliyi de çakalım kendimize temizinden, miss. çanlar senin için çalacak yoksa.

birkaç vakte s..ir olup gidicem, tek düşünmek istediğim şey bu. gerçi "yeni bir yere geliyorsun ve bakıyorsun ki her şey aynı." dememişler boşuna. kapan misali. her neyse.. ilk defa keşke dicem çok heyecanlıyım, keşke kaçmasaydın aga, akışına bıraksaydın.

ha, bi de t kod adlı kardeşimin dediği gibi "gaffanı s...yim." en önemli nokta bu tabii ki.

ağlamam finit. saçmalamaya devam.
devamını gör...
1040.
vücudunu sevmiyorsun , yüzünü sevmiyorsun sürekli kendinde kusurlar bulmaya kendini sevmemeye başlıyorsun özgüvenin düşüyor çünkü kendine katlanamayan birine başkası nasıl katlanabilir ki diye düşünüyorsun aslında farkında değilsin toplum seni bu yarışa sokuyor ve hepimiz kendimizi kaybediyoruz sen neysen toplum bir başkasını seviyor bı başkası ol istiyor
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim