1021.
yine kulaklığımı takıp sokaklara düştüm. neyi arıyorum bu sokaklarda? gençliğimi, en güzel, en masum yıllarımı. onları arıyorum koşar adım. bulunca alıp sıkı sıkı sarılacağım, göğsümde uyutacağım. kimseye feda etmeyeceğim. ah benim en güzel yaşlarında ziyan olan kızım, nerde yılların? ah bir bulsam o yılları.. canını yakan kim varsa dünyayı dar edeceğim. canına okuyacağım. en beter işkenceyi çektireceğim. gökyüzünü çaldılar benim masum kızımdan. ne istediniz ulan kalleşler? her akşam aynı sokaklarda dolanıyorum dakikalarca. nefesim kesilene kadar o yılları arıyorum. bulamıyorum. oysa o hep bu sokaklarda gezerdi canı yanınca. şimdilerde alımlı genç bir kadın olup tüm yaşadıklarına alışmış. ne güçlü ve güzel bir kadınmış.. büyüdükçe içi daha da güzel olmuş. burada olması lazımdı. benim cüdâlık çeken kızım nerdesin? hâlâ yürüyorum. bulamıyorum. kızımın masum yıllarını geri ver, ödeteceği çok hesap var. ama bu sefer yanında korkusuz ablası var.
devamını gör...
1022.
sevgimin ortasında hüzündür yüzün
çizgilerinde yokluklar barındıran.
çukurlarında eski çağlardan
bir gülüş kalıntısı.
gözlerinin kenarında birikmiş
bir acı ışıltısı.
devamını gör...
1023.
boş gözlerle bakarken
buldum seni
buldum bulmasına da
şimdi ne olacak

önemli olan bulmak
kabul ediyorum

ben bodruma iniyorum
bir süre duvarlarla konuşacağım
ellerim o kiremit tuğlalarda gezecek
aynalarım da benimle gelecek
sonra kıracağım o aynaları...
devamını gör...
1024.
"bir derdim var bin dermana değişmem"
yıllardır bir yerlerde okuyup, duyup, görüp de sırrına derde düşünce vakıf oldum bu sözün.

bir derdim var içimde sakladığım. sadece derdi yaradan'ın bildiği. bir de acizlik gösterip derdin sahibine anlattığım. yeri geldiğinde kendime bile anlatmaktan kaçtığım, yok saydığım.

farkında olmadan dermanı aradığım ve bulduğum sandığım, kendime defalarca kez yalan söylediğim. dermanı bulduğumu sandığımda "benim aslında hiç dermanım yok imiş" diye kendimi avuttuğum.

geceleyin, herkes köşesine çekildiğinde, kendimle baş başa kaldığımda derdimi hatırıma getirmemek için yaradan'a yalvardığım derdim.
uykumu kaçıran, kendimle savaştıran, o derdin aslında hiç olmadığını kendime ikna etmek için kendimle geceler boyu kavgalar ettiren, derdim.

ve şimdi, yine kendimle kavga ettiğim bir gecede dilimden birden bire dökülen "bir derdim var bin dermana değişmem" sözleriyle kendimi sokağa attığım, sırrına vakıf olduğum cümle.

derdimin aslında dermanımın olduğunu bildiğim,
derdime derman olacağın yine derdimin olduğunu fark ettiğim,
derman peşinde değil de, derdimin peşinde koştuğumu gördüğüm, derdim.

derdime yaradan'dan derman diledim "sabret" dedi.
derdimin sahibinden derman diledim, "dermanı yok" dedi, ben yokum dedi, geçti gitti.

derdimi yaradan" sabret" diyor da, sabretmeye dermanım kalmadı, gücüm, takatim kalmadı.

derdimin dermanı, derdimin sahibi imiş.
derdimin sahibi gelmedikçe de dermanım tükeniyor imiş.
bir derdim var artık derman aramadığım,
dermanı elimin tersi ile itip derdime divane olduğum.
devamını gör...
1025.
serbest akış….
dikkat dikkat okumayabilirsiniz çünkü tam bir akışta karalama olacak bundan sonra yazacaklarım.
çünkü az önce gözlüğümü çıkardım iki camın orta yerindeki metal parçasında kendi yansımamı aradım. hayır kafam normalden ne daha güzel ne daha beter vaziyette.
sadece basit bir ana odaklanma ritüeli olarak yaptım bunu. ama genelde öyle de yapmam. yani bir objeye odaklanıp ana odaklanmanın iyi geldiğini söylüyorlar ama ben öyle yapıyorum diyorum.
mesela sadece şu an şimdi şu an ne olduğunu yazabilirim.
ne oluyor harbi.
hepiniz klavyelerin ya da cep telefonlarının başındayken şu an tam olarak ne olmakta.
sizde bende onda bunda.
bendeki durum belli.
algılar açılıyor.
kulaklar keskinleşiyor.
şu an dışarıda doğa sessizce gecenin içine dalıyor.
bir kedi umuyorum.
kediler sessiz bu gece.
şu an ne oluyor harbi.
sigara dumanın suratıma suratıma kendi intiharımın taşlarını döşediğimi hatırlatmasının haricinde.
bir nefes. ve pembe çakmağın üzerindeki ince etiketin değersizliği.
metafor değil gördüğüm bu.
şu an sizde ne oluyor.
hayat derdi.
gelecek kaygısı.
istediğini yapmamak.
oturduğun yerden atıp tutmak.
bazen diyorum…
sekiz milyon düşünce geçiyor kafamdan ve bazen de kalıyorum.
zamanı bölüyorum.
zaman beni bölmesin diye.
neydi derdimiz. ah evet ana odaklanmak. anı yaşamak. anda kalmak.
oysa öksürüğümün boğazımda bıraktığı izden başka bir şey değil şu an.
saygılarımla.
devamını gör...
1026.
/ bu sabah uyandım
güneş daha doğmamış
dert başım dağ başım
huzur nedir duymamış
/

diyen bi şarkı, adı lacivert. bu sabah da payıma düşen bu, insanın uyandığında dilinde bir şarkı olması şart sanki, üstelik hastayım,hiç çekilmiyor.
sokak, mahalle, basmane, izmir çok sakin şu an, en azından benim için öyle, dibi düşmüş gibi gözüken bir gökyüzü, hele bi doğayım ananızı ağlatacağım sıcaklıktan diyen bir güneş, 2 ve 4 ayaklı muhtelif sokak canlıları, herkesin üstünde tuhaf bir gençlik ve lacivert.

güzel ama, anlaşılmaz / dingin bir güzellik, sanki az sonra toplanıp tüm sokak olarak kahvaltıya oturacağız gibi yüz gülmeleri, asırlardır birbirine aşina hareketler, kim kimdir bilmeler ve lacivert.

senden az öte bir yer burası, bilmem sene ayrı kaldığın doğum yerinin az ötesi, bilmem kaç senedir ayrı kaldığım senin iç sesin gibi bir şarkı, lacivert..

neyse, sen dinleyedur ben bir ilaç alayım, ateşim olmasa da saçmalıyorum zaten, abartmaya gerek yok. seni özledim.

/ lacivert hala koyusunda
kızıl hafiften dalgalanır
gönlüm ah çekiyor yine sorma
senin yüzünden sancılanır
/

devamını gör...
1027.
ah be defterim,
seni karalamayım da ne yapayım,
üstüme,
üst üste gelen sonların hüznü düşmüş, biraz da grip gibiyim.
aslında benim hüznüme midem eşlik ederdi.
çok şükür bu sefer o tıkır tıkır çalışıyor.
onun bayrağını, eskiden en ufak bir nezlede ardıma düşen uçuk almış.
dudağım silikonlu gibi gezecem bir kaç gün.
tatlı seven birinin en sevdiği insan
tatlı seven bir başkasıdır
bir de çay.
tatlı sevenim gitti.*
en son waffle ve ıslak keki pay etmiştik.
tam da böyle
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ağustos bitiyor,
yaz bitiyor,
bir dünya işim var.
ben bu akşam ölmezsem ölmem ölmem hiç bir vakit modundayım.
iyi ki aristo
mutluluk kendine yetenlerindir demiş.
kıt kanaat takılmaya devam.
uçuk kremi, burun spreyi, bir tane de aferin bulayım, güne karışayım.
üstüne
ibrahim tatlıses'ten
buda geçer gelsin, geçsin geçecek olanlar.
devamını gör...
1028.
yalnızlık kalbinizi kuşattığında sizin dışınızdakilerin yalnızlığını göremez olursunuz. bu en yakınınızdakiler bile olsa böyledir. bağlar bu görememezlikle kopmaya başlar, göremedikçe de uçurumlar oluşur. maalesef kimisi de o uçurumdan düşer. sonrası ömür boyu pişmanlık. henüz vakit varken vakit ayırmak gerek sevdiklerimizin yalnızlıklarına. bir tebessüm, bir güzel söz, bir hediye. zor değil.
devamını gör...
1029.
bırak kötüler kazansın. şerefli bir ölümü, şerefsiz bir hayata yeğlerim. hayallerin gerçekleşmesin. bırak mutlu olma. seninde yüzün gülmesin ne olacak? sen çizgini bozma. bu ben doğum diyebildiğim yolda ilerle. seni terk edecekler. herkes gidecek etrafından, gizli saklı değil alenen herşeyi söyleyip yapabildiğin için. gitsinler. bırak hepsi gitsin. gümüşü herkes alabilir. fakat elmas herkese nasip olmaz. nabza göre şerbet verip gümüş olma. delikanlı ol elmas ol. yalnız kal. en fazla toprak atacak kimsen olmaz. herşeyi boşver, dünya dönüyor ve sokak hayvanları, sokak çocukları birileri başımı okşasın diye bekliyor. sen onların yanında ol. seni kimse sevmesin sen kendini sev. bir köpek seni gördüğünde, seni tanıyıp başını eğip kuyruğunu sallayabiliyorsa, her akşam aynı yerde seni bekleyen sessiz dostların varsa yalnız değilsin. en sağlam arkadaşlıkları kurmuşsun. 2 ayaklılar sevmesin seni, bıraksın seni. 4 ayaklıların gülümsemesine sebep ol sen. son olarak. kendini çok sev.
devamını gör...
1030.
neyi yitirmişse en güzel onun türküsünü söylermiş insan.

- bu faşist dünyada yaşamak istemem, dedi.
+ peki ne yapacaksın o zaman?
- gideceğim.
+ nereye?
- kimsenin bulamayacağı ülkelere..
+ iyi ama nereye?..
- gideceğim.. .
+ nereye gidersen git, yüreğindekini de götürdüğün müddetçe kaçamazsın, kaçmak istediğin kendinsin.!
- gideceğim.
+ başka laf bilmez misin sen?
- gün doğarken... gideceğim...
....

dinlemeden mi okumak? yoo.. tık tık
devamını gör...
1031.
çoğu kişinin birbirlerinden haz etmeyip, türlü yalanlar söyleyip,hatta ve hatta kuyusunu bir güzel kazıp daha sonra hiç bir şey evet hiç bir şey olmamış gibi davranmalarını hala kabul edilemez buluyorum kendi adalet terazimde.
neden "hala" diyorum. e 40 yaşına geldin neredeyse,biraz da değiş yahu ,sen de öyle ol falan diyorlar çünkü bağzıları.
kişilik öyle ucuz ve bayağı durumlara sakız edilecek bir şey değil sevgili romalılar.
herkes gibi elbette ben de değişiyorum ,bu konu özelinde de değişiyorum,daha radikal tutumlara doğru değişiyorum hem de! daha önceleri hadi belki bir hata yapmıştır, azıcık sabredeyim, sonuçta o da insan vs derdim,ama hiç abartısız bu davranışların onların hataları falan olmadığını gördüm,yani bizzat öyle yaşıyorlar,bundan da herhangi bir rahatsızlık duymuyorlar.
ve bunu insan biriktirmek sanıyorlar,insan kaybetmek kolay kaybetmemek lazım diyorlar. diyorlar da diyorlar.. yahu nasıl kavramlara yapayanlış oturtmuşlar hepsini. insan biriktirmek;tonla hakaret edip arkasından sövdüğün birine 2 gram özürden sonra affedip ya da görmezden gelip vicdanını rahatlatmak mıdır sırf hayatında ya da telefon defterinde yer kaplasın diye?! yoksa verdiğin tüm emekle,kötü ve sevimsiz günlerde yanında her daim olduğunu hissettirerek o ruh birliğini sağlamlaştırmak mıdır?
nedir insan kaybetmemek? aman bir gün mutlaka bir şeyler için işime yarar deyip sosyal medyanda telefonunda tutup listeni kabarık göstermek, fotona 3 like daha fazla alacaksın diye takipçi kasmak mıdır?
yoksa gördüğün tüm temiz duygulara çıkarsız yaklaşmanı sağlamış birine kıymet vermek midir insan kaybetmemek?
hala ben öksürük krizine tutulmuşken kalkıp bana mutfaktan su getirmiş kişiyi anarım ve diğer yaptığı tüm saçma ve olumsuz şeyler silinir mesela zihnimden ama son tahlilde aptal da değilimdir, sabrımın "tak" dediği noktada da kendisini uğurlarım hiç ulaşılamayacak şekilde , çünkü bana göre doğrusu budur, herşeyin bir sınırı olmalı.yine de o verdiği 1 bardak suyun hatrına iyi kalacaktır zihnimde.
misal tek hayalim ; şu an 14 yaşını geçmiş oğluma (köpek demek istemiyorum ama) hayatının son demlerinde bahçe içinde, şimdiki halinden çok daha rahat ve huzur içinde bir yaşam vermek. ne kadar ömrü kaldı bilmiyorum ama istatistiklere göre 20 sene de değil... belki en fazla 5 yıldır. evet hayalim sadece bu..
çünkü mutlu olduğum şeyler tam da böyle şeyler? ne kadar aptalım değil mi? çoğunuza göre muhtemelen. gelmiş nerelere, kaç yaşına hala istediği şeylere,beklentilerine bak!
benim için çok kıymetli ve metadan uzak şeyler hep değer verdiklerim ve vereceklerim. o yüzden insan biriktirmek ve insan kaybetmek kavramları benim nezdimde çoğunluğunkinden farklıydı ve hep öyle olacak. bu şekilde huzurluyum,rahat uyuyorum ve içim rahat.
devamını gör...
1032.
ah şu düzene giremeyen yaşamım ve belirsizliğin keşmekeşliğinde sürüklenen ruhum. bütün hücrelerimin psikolojisi kanıksadı artık bu durumu. dar bir kalıp içerisinde uykulu gözlerle acısını arada unuttuğun yaşamı sürmeye çalışmak kendini hiçbir zaman yakalayamayacağın manasına mı geliyor? sahi ben kimim? ben neredeyim?
dehlizlerinden anıların ve yaşamların aktığı ruhum, çok mu yükleniyorum yoksa sana?
bir şeylerin çatırtısı geliyor tok bir sesle yankılanan ruhumdan ama şifası da gene orada bir yerlerdedir diye umut denizine yelken açıyorum.
artık huzurun kollarına itilmek istiyor bu benlik. bu ağlak mevsimler hangi rüzgarla gökyüzünde nokta halini alacak… sabırsızlıkla bekliyorum…
devamını gör...
1033.
pohpohlanmayi sevmiyorum. ıçimden sürekli " yok lan öyle değilim dümdüz insanım " diyesim geliyor. fakat kuyruğu dik tutmak adına ehöueh teşekkür ederim falan diyorum. düşündüğünüz kişi değilim, keşke olsaydım sorry.
devamını gör...
1034.
bu aralar çok aklıma geliyorsun. olanları düşünüyorum, öyle yapmasaydım dediğim çok şey olmuş olması, hayatına devam ederken sen, benim aynı yere gelmem sürekli, bütün kırgınlıklarında, olur gibi olup olmayan her durumda ben hep aynı zamana gidiyorum.
keşke telafi etmeyi başarmış olsaydım, şuan çok başka olurdu her şey.
sen bütün cesaretinle geldiğinde ben inanmış olsaydım, yeniden başlamış olsaydım.
senin olan deniz belki benim olurdu.
ben bütün başarısızlıklarımın başlangıç noktası olarak seni görüyorum.
seninle olmasaydı veya başarısız olmasaydım her şey çok güzel gidecekti.
sen yanlış iliklediğim gömlek düğmesiydin.
sonrası hep yanlış oldu, çözüp tekrar iliklemediğim için bütün hayatım boyunca o izle geziyorum.
her mutsuzluk anında oraya geliyorum,
senin mutlu mutlu bakan fotoğraflarını görüp, kendi mutsuzluğuma kızıyorum.
ilk düştüğüm yere gelip duruyorum.
duysan bunları ne dersin acaba
seni unutulmaz kılan sen değilsin... benim kendime ilk yenilişim.
her yenildiğimde aynı zaman gitmem.
devamını gör...
1035.
neredesin sen diyor neşet. peki sen neredesin?
bu gece bir çok gece olduğu gibi göçüp gittiğini yeniden kabullenmek zorundayım. yokluğun, artık var olmadığın gerçeği çok yakıcı oluyor bazen. bu bazenler çok oluyor üstelik. yorulsam ve teslim olsam yokluğuna... olamıyorum. neredesin sen?
devamını gör...
1036.
sabaha kadar balkonda oturunca hava o kadar da sıcak gelmiyormuş aslında. sabaha kadar balkonda oturmanın zararları ve yararları üzerine yazı yazacak kadar uykusuz ve sıkılgan bir haldeyim.

sabaha kadar balkonda oturup sıcaklamıyor insan ve üstelik klima açmaya gerek kalmadığı için fatura için de olumlu düzenlemelere gidiliyor galiba. yani bu dönemde herhangi bir şeyi maddi açıdan düşünmeden yaşamak mümkün değil zaten. bazen üşüyor gibi oluyorum, ülkenin neredeyse en sıcak diye tanınan şehrinde bu mevsimde bile üşüyebilecek nadir insanlardanım galiba. bulvar üstünde oturmuyor olsaydım diyorum bazen, yoldan geçen herkesin ve her şeyin sesini bu kadar duymak zorunda değiliz ama ne yapalım, binayı buraya kondurmuşlar.

insan keyfinden sabaha kadar balkonda oturur mu? ben hiç keyfimden sabaha kadar balkonda oturmadım. ya sarhoş olduğum için ya ağlayacak yerim kalmadığı için oturdum bundan önce hep. bir gün keyfimden sabaha kadar balkonda oturacağım, yanımda keyif verecek bir şeylerle birlikte yapacağım.

sabaha kadar balkonda otururken sandalye başında uyuyakalmak dışında bahsedecek bir şeyim olmadığını fark ettim. uyuyakalmamak için elimden geleni yaptım, yapmam gereken diğer şeyleri yapmak için susmam lazım artık.
devamını gör...
1037.
uzun zamandır ilk defa konfor alanından çıktım.
kocaman odamı ardımda bıraktım.
babamla takılıyorum.
cb ve kızı gibiyiz.
bir izzet bir ikram, ama heryer kalabalık.
iğne atsan yere düşmüyor.
mesela, bir akrabamla aynı salonu paylaşarak uyudum ve kapıda sonuna kadar açıktı.
ev insan doluydu.
insan doluydu derken bana göre.
o insanlar evin gençleri idiler.
alayı akraba.
benden büyük olan abla ile sohbet ettik sabaha kadar.
kadın da aynı benim gibi imiş.
küçükken köyde yıldızların altında uyumuş.
ben fındık için dışarda yatardım o koyunlar için yatarmış.
aynı benim gibi keyif alırmış yıldızlara bakmaktan.
en büyük zevki resim çekmekmiş.
tren yolculuğu esnasında çok güzel resimler çekmiş.
dünkü hastalığımdan eser kalmadı.
bir dünya genç akrabam ile tanıştım.
çoğusu doğuda görev yapıyor.
iletişim kurmayı sevdiğimi söylemiştim de mi?
kahvaltıya çağırdılar gidiyorum ben.
ezcümle1:
konfor alanı dışına çıkmak iyi geldi.
ezcümle2:
her insan bir alem. anlatan insan ise yormayan alem. tam sevmelik.
devamını gör...
1038.
herkesin kıyameti kendi ölünce başlayacaktı
yokluğun ise benim kıyametim olmuştu çoktan
yaşamım aldığın nefeslerde gizliydi
ölümüm yerleşmişti iki dudağının arasına
öyle ki israfil'i verdim ellerine
kıyamet koptuğunda bana sen haber ver diye

nice zamanlar bekledim
yokluğunun sessizliği ve soğukluğu ile
ellerim ayaklarım bağlı
umut kırıntılarımın hepsi bitmek üzere
artık doymuyor ruhum ve aşkım
yetmiyor tek bir zerresi bile
kuşlar göçtü, mevsimler geçti
şiirler yazdım, çok söz söyledim
lakin şimdi susma vakti...
devamını gör...
1039.
fark ediyorum ki bazı insanlar sosyalleştikleri mecralarda kafayı sıyırıyor, başkalarının da huzurunu kaçırıyor.
kocaman insanlar, dışarıda olgun görüp muhabbet edeceğiniz insanlar burada ucuz kaosların peşine düşüp boş beleş şeylerle uğraşıyor. bu kadar boş vaktiniz var mı? varsa niye böyle şeylere harcıyorsunuz? bazı olaylar, muhabbetler, dedikodular beni çok utandırıyor kafamı kuma sokasım geliyor bu insanlarla nasıl aynı havayı soluyorum diye. sokakta 5 yaşındaki çocuğu çevir anlat, burada öfkelenip birbirinizle uğraştığınız konulara g...yle güler. deli gibi bir şey yapmışsınız kendinizi ya.
burada tanıştığınız insanlara bu kadar sevgi ya da bu kadar nefret gerçekten normal değil. gidin tedavi olun, dışarı çıkın cidden sosyalleşin. yani buraya gelirsiniz iki muhabbet edersiniz, eğlenirsiniz, karşıt fikirlerinizi düzgün bir şekilde dile getirir faydalanırsınız ama ilkokul çocuğu gibi saç çekmezsiniz, gruplaşmazsınız. az biraz kendinize gelin ya.
devamını gör...
1040.
sözünün şahidi olmadan ölüm
kalben duymayacak kimse sesini
o vakit taşlar da duyacak ancak
geçmiştir gülmenin diri günleri
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim