2301.
daha küçük yaşlarda henüz hayatımızda olmak istedigimiz yer ve olmak istediğimiz kişi konusunda daha rahat karar verebiliyorken yaş ilerledikce şartlarin değişmesi ve etkileyen birçok faktörün olması aynı zamanda sorumlu olduğumuzu düşündüğümüz kişilerin artması dahilinde gelecege dair planlamaların yapılmasının belirsizliklerle dolması ve bu kadar zorlaşması yormaya başladi.
kendimi buldum mu ondan da tam olarak emin değilim ."ben"i alıyorum önüme.sonra düşünüyorum.çok değişmiş buyumus çok şey başarmış şimdiye kadar ki mücadelesinde güzel yerlere gelmiş eklemiş çıkarmış olgunlasmis.lakin hala bir eksiklik var hala tam olarak "ben" değil gibi. ya yanlış bir açıdan değerlendiriyorum diye düşünüyorum ya da sormam gereken sorular yanlış bilmiyorum,bilemiyorum.
süreç devam ettikçe sorular artıyor şartlar zorlaşıyor gibi.ipin ucunu bir yerden tutmam gerekiyor da sonrası gelecekmiş gibi.ama nereden tutmalı nereden bakmalı ve nereden başlamalı insan.en iyi anladığım şey ilk yapmam gerekenin "ben"i iyi tanımam olmasi.sorun da burda başlıyor anladığım kadarıyla çünkü ben henüz "ben"i o kadar iyi tanımıyorum.

"nerede olmak istediğine çok fazla kafa yorarsan, bulunduğun yerin tadını çıkarmayı unutursun." diye bir replik var güzel bir filmde geçen.
sanırım ne olmak istediğimize çok kafa yormamaliyiz bu kadar sıfat eklememeliyiz belki de ben soyleyim ben böyleyim diye.aksine ne olduğumuza kim oldugumuza dair en saf haline ulasma amacıyla kafa yoralim ki gerçek biz içimizden dolup taşsın ve aynı zamanda yolunu bulabilsin nasılsa hayatta kontrolümüz dışında gerçekleşen bircok şey mevcut,elimizde değil bazı şeyler.
kendimizi keşfetmenin keyfini çıkaralım biz, bir bakmisiz olmuşuz bir bakmisiz gelmişiz olmamız gereken yere.
devamını gör...
2302.
" bu dünya soğuk.
rüzgâr genelde ters yöne eser.
limon ağaçları kurur.
bahaneler hep hazır.
güzel günler çabuk geçer.
içimiz hep bir hoşçakal ülkesi. "
devamını gör...
2303.
kalbim bomboş, donmuş buzdan bir maddeydi sanki, birgün birini sevecek olursam kalbimin erimesinden korkuyordum.
devamını gör...
2304.
buzdan yaprakların sevgilim, gençliğim bir çiçek misali soluyor.
devamını gör...
2305.
çiçek, herkes bir çiçeğe benzer ama hangi çiçeğe?
"lotus çiçeği"
namı değer bataklık çiçeği. bu güzel şeyi sırf bataklıkta diye çirkin diyiliyor. bazen batklığa da batsan güzelsindir. sadece görmelerini istiyosun bi kişi o bataklıkta seni görsün ve beğensin, değer versin...
devamını gör...
2306.
ne diyordum. takkesini önüne koyan ve çirkin çoraplı adam. işin aslı çoraplarının çirkin olup olmadığını bilmiyorum. belki de umuyorum, yani bu yeni karakterim o geçmişte kalan ve güzel çorapları olan adam gibi beni üzmesin diye. hüzünlü.
zira bu da üzerse bütün çoraplara karşı mesafeli durmam gerekecek. belki mesafeli duramam ve bu sefer de normal çorapları olan bir adama doğru yelken açmak isterim. kanatlanırım falan. normal çorap ne ki? siyah mı? hani ucuz süpermarketlerde yarısından az fiyata satılan çoraplar mı? karar verdim bundan sonra bir erkeğe çoraplarından bakmaya başlayacağım. bu durumda kesinlikle kışın tanışmam gerekiyor ve özellikle ayakkabılarını çıkaracakları bir ortamda olmam gerekiyor. o zaman takkesini önüne koyan çirkin çoraplı karakterimi henüz dışarı çıkarmak için erken. belki bahar geçip, yaz kavurup, güneş yorulduğunda onunla karşı karşıya gelmem gerekiyor.
belki işte rüzgar sararmış yaprakları kilit taşlarının üzerine dökerken, bu kar yağmasını beklediğimiz ama bir türlü kar yağmayan şehirde, masa başında oturup, bilgisayarımı açıp, klavyenin akışına bıraktığımda takkesini önüne koyan adama yazabilirim. bana lütfen çoraplarının fotoğrafını atabilir misin? düşününce çok heyecan verici. evet bunu yapacağım.
devamını gör...
2307.
gecenin ikisinde karalayacak bir şey mi bıraktılar be kardeşim.
devamını gör...
2308.
yaptığın secimlerden ya da kaderinden midir artık bilemiyorum, yıllarca ozlemini duyduğun, benim de olsun, ben de bir kez tecrübe edeyim dediğin şey sana layık görülmediyse ruhundaki bazı eksikleri istesen de kapatamiyorsun. hak nasip etmediyse ne yapsan nafile. ilk zamanlar kafanın içinde her konuyu döndürüp dolastirip o eksikliğe getiyorsun. havadan sudan mevzular hakkında düşünürken falan birdenbire nasıl olduğunu anlamadan şöyle ince bir yer sızlıyor. sonra hep aynı muhabbet. "tevekkül ile kabul edebilme noktasına gelebildim mi ? geldim galiba.aa, evet. doğru ya, o faslı geçtik.tamam boşver düşünme şimdi öyle şeyleri." diyerek yine bilincin arka odalarına gönderiyorsun.


şükür bu kıvama gelebildigime. ya akıllanmasaydım? insan bazı şeylerin kendisine nasip edilmediğine, deneme yanılma geçirmeden ikna olmalı. yoksa sonrası hep hayalkırıklığı. ne güzel bir duadır;

tanrım, bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için cesaret, değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için sabır, ikisi arasındaki farkı bilmek için akıl veramin.
devamını gör...
2309.
sözler kalbin aynası değil
kaçırma gözlerini

can kırıklarına dikkat etme
bas lütfen
yeterince acı çekmemişsin gibi

yaramı saramazsın
yaranı saramam
yan benimle

çok bencilim
biliyorum
sen de bencilsin
en bencilimiz kazansın

kaybetmeye mahkumuz ama
yenilmeye
bile bile hem de

saracoğlu'nda
sarı kırmızı gibiyiz
üstelik evimizde de
yeniliyoruz

yenişelim istiyorsun
maç bitsin
olaysız dağılalım

bense stadı yakmak istiyorum
ortalığı birbirine katmak

etik değil biliyorum
insancıl hiç değil...
devamını gör...
2310.
yıllar önceki mallığımı yapıyorum. yıllar önce bir ihtimal haklı sebebim de vardı hem de.
devamını gör...
2311.
koyu renkli perdelerin arasından sızan gün ışığında aydınlık bir cumartesiye uyandım bugün. içim biraz huzursuzdu sanırım, rüyalar ve rüyalar arasında yorgun bedenimi güçlendirecek bir uyku için mücadele ettim.. en sonunda tekrar ve tekrar aynı şekilde uyumaya çalışmaktan usanıp perdeleri araladım. ki ışık biraz da içime doğsun diye.
kahvemi içtim. biraz sohbet ettim. - @miko akşam üzeri oldu bu arada, ben hâlâ heyecanla bekliyorum. keşke sürpriz sen olsaydın.-
sonra günlerdir yaptığım gibi birilerini aradım tadilatlar ve yapılacaklar için, evin prensesi de külkedisi de ben olduğum için artık temizliğe giriştim yine yeniden günlerdir yaptığım gibi.
sonra ancak öğleden sonra kahvaltı için ara verdiğimde grey's anatomy izledim.

anlamadım ki grey gidiyor, program kapanıyorsa dizi mi bitiyor?..

bir şeyi çok uzun zaman boyunca yapınca istemsiz bir bağ oluyor.

eğer dizi biterse çok mutsuz olacağımı düşündüm.
tam 2010 yılından beri hayatımda. bir seri, aynı zamanda da cumartesi kahvaltılarımın eşlikçisi. üzgünüm.
diziyi izlerken birden gözümden yaşlar süzülmeye başladı. veda etmek zorunda kaldığım şeyler beni üzüyor. grey dedi ki "yeniden başlamak için hazırım." ben de öyle hissediyorum. yeni bir hayat istiyorum. yeni bir başlangıç istiyorum. ama bunu sıfırdan başlayarak yapamam. herkes gibi değilim hiç de olmadım. ben, beni çok incitmiş olan zaman dilimlerini bile silmek istemiyorum hayatımdan. çünkü bugün hayat karşısında bu kadar cüretkar ve duygularla yaşamamı sağlayanlar bunlar. hayatımı değiştirmek istedim ayağa kalktım. ama her şeyi yakıp yıkamam. bir ağaç gövdesi geçmişim, üzerine inşa etmek zorundayım. büyürken aldığım yara izlerime dokunarak sevmelisin.
devamını gör...
2312.
bugün, birini okuldan beri görmediğim,birini 4 ay önce gördüğüm 2 üniversite arkadaşımla buluştum.
uzaktan gelen arkadaşımızın ricası üzerine anıtkabire gittik.
üçümüzünde dünya görüşü farklı idi.
üç saat kadar orda bir kaldırımda oturduk.
anıtkabir çok kalabalık olduğu için oraya girmedik.
konuşacak bir dünya şey bulduk.
aramızdaki dünya görüşü farklılığı hiç problem olmadı.
siyasetmiş, dünya görüşüymüş bunlar çirkin insanlarla çirkin olan şeyler.
güzel insanlar ile hiç bir problem olmuyor.
bugün onu bir kez daha anladım.
mis gibi 4 saat geçirdim.
metroda bedava imiş.
bu gazla iftarı yetiştiririm inşallah.
devamını gör...
2313.
şimdi buradayım. biraz yürüdüm, şimdi buradayım. bakalım ne yapacağım ama şimdi buradayım. hani bunun bir önemi yok belki sizin için ama benim için oldukça önemli. zira burada olmak mesele değil ama şimdinin farkına varmak oldukça önemli. başka bir şey düşünmeden yaptığın işe odaklanmak ve tam olarak şimdinin içinde olmak. arka tarafta beyin kendi oyunlarına devam etsin sorun değil çünkü ben şimdiye bilinçli bir şekilde kendimi kaptırmış durumdayım. bu bir çeşit meditasyon gibi. yazmak bu yüzden belki de çoğumuza iyi geliyor. tabi ne kadar hızlı ve dikkatinizi toplamış ve akışta yazıyorsanız o kadar iyi sizin için. mesela şimdi düşünüyorum. yazmak hakkında bu kadar yazıp nitelikli herhangi bir yazı çıkaramam da ayrıca hüzünlü. ama hüznü de kucaklıyorum. belki şimdinin içinde, bir önceki ve bir sonraki anların arasında bir şey olur ve ben bu sefer de mutlu olurum. hüzün dağılır. yerine bir şeyle karşılaştırmaya gerek duymayacağınız bir mutluluk rüzgar gibi bedeninizi ele geçirir. a bakın oldu bile. ramazan davulcusu geçiyor. bir kafedeyim biliyor musunuz şimdi. sokağa bakan bir bahçesi var. sokak hınca hınç apartman dolu. apartmanlar hınzır değil bir çocuk gibi ya da başkaldıran bir yapıları yok ergenler gibi. şimdi yan masada oturan teyzem, titrek emine ve annem gibi yaşlarını başlarını almış bu apartmanlar hayata karşı sakin duruşlarının arkasında capcanlı bir enerjiliyle birbiriyle konuşuyorlar. ramazan davulcusu geçerken şu an dindar teyze geldi. emine teyze belki birazdan bir bira söyler. dindar şenay teyzenin yanında içer. çünkü bu olgun sokakta, titrek emine’nin 80 senelik ömründe ve dindar teyzenin 75 senelik hayatında ayrımcılık yok. belki de şimdi, şu an işte bu kucaklayıcı, balla tatlandırılmış ve neredeyse tükenmeye yüz tutmuş sokağın varlığından mutlu olmam çok da şaşılacak bir şey değil.
devamını gör...
2314.
bazn sadece düşünüyorum. nedir bu halimin sebebi? aslında sorgulamakta istemiyorum. demek ki yaşamam gerekiyormuş diyorum. bazen çok fazla geliyor hepsi bazense ders çıkarmaya çalışarak kendimi yitirmemeye çalışıyorum. aslında yanlış yaptığım şeyler yok. sadece çok seviyorum biraz fazla alışıyorum ve insanları iyi sanıyorum. sanılgılar benim için büyük bir yanılgı oluyor. ama sonucunda hep tükenen ben oluyorum. insanlar odun ben ise mum oluyorum ikimizde yanıyoruz ama eriyen ben oluyorum. sadece yoruldum. düşünmekten yaşamaktan sevmekten görmekten ve hissetmekten. bu dünya bana çok ağır gelmeye başladı. yeterince güçsüz birisiyim ve hiçbir ağırlığı kaldıramıyorum. kaldırmakta istemiyorum artık. gelişi güzel yaşansın ne yaşanacaksa diyerek pes ediyorum. ne kadar kalırım bilmiyorum. kalmak istiyor muyum onuda bilmiyorum. tek bildiğim şey artık hiçbir şey yapmak istemediğim. belirsizlikler içinde kayboluyorum.
devamını gör...
2315.
-yaşadığın her şey, seni güçlendirdi.
+ama ben çocuktum daha... insan, minicik bir çocukken güçlenmek istemez ki... sevilmek, değer görmek, ait olmak ister..
-evet, insanların temel ruhsal ihtiyaçları vardır. bu ihtiyaçların deposu, çocuklukta doldurulmazsa, ömür boyu farklı insanlardan o ihtiyaçları doldurmasını beklersin. içindeki çocuğun ihtiyaçlarını karşılamalarını istersin ama unutma ki, senin kendi annen bile içindeki çocuğa annelik yapmak istemez. artık içinde boşluğa yol açan, eksik olduğunu düşündüğün ne varsa, onu kendin gidereceksin, yani içindeki çocuğa sen ebeveynlik yapacaksın.
+ama bu çok zor değil mi yaa? insan, bilmediği, alamadığı duyguları nasıl kendine verebilir?
-içinde bir yerlerde zaten o duygular mevcut ama sen, duygularınla bağını kestin, günden güne kendine, duygularına, hayata yabancılaştın. ama tekrar içini mutlu eden o anlara geri dönmek mümkün. çocukken en çok neyi yaparken mutlu oluyordun?
-+çamurdan ev yapıyordum, çalı çırpı toplayıp onlarla masa, sandalye yapıyordum. şimdi bile o anıya gitmek beni mutlu etti sanki...
-işte sana bundan bahsediyorum. hayatımızın tamamı acılardan oluşmuyor, illaki mutlu hissettiğimiz anlar var. işte ne zaman canın sıkılsa, daralsan, gözlerini kapat ve seni mutlu eden o anıları ziyaret et, yüzünde tebessümle şimdiye dön ve tekrar öyle anılar oluşturabileceğini unutma.
+tamam, valla bugünlük bu kadar yeter, ben bu anıları ziyaret olayını sevdim. bugün bana güzel bir hediye verdin, teşekkürler.
-rica ederim, hadi kendine çok iyi bak...
devamını gör...
2316.
yaptığım hataları tekrarladığım bir dönem oldu son zamanlar. sanırım hayatımın belli zamanlarında "gerceğe körlük" adlı bir rahatsızlığım var. böyle yanlış olduğunu bile bile tekrarlanan hareketler silsilesi..
ve bir süre sonra bu durumdan bir kabuk gibi sıyrılma evresi. şu an en azindan o dönemde oldugumu düsünüyorum. umarım düşundügüm gibidir.
devamını gör...
2317.
neden başka şeylere başka kişilere üzüldüğümde bile sana ağlarken buluyorum kendimi? niçin gözümün önüne gelen imge hep aynı? neden yaşadığım her hayal kırıklığının gizli öznesi sensin? ne zaman zihnimi terk edeceksin? kazısam da zihnimden çıkmayacağın aşamaya nasıl geldim? hiç bitmeyecek mi?
devamını gör...
2318.
sikko bir hayat yaşıyorum. tam anlamıyla döngüdeyim. kaçtığım şeylerle yüzleşmek, o süreçleri yaşamak, sonuçlarına katlanmak ölesiye korkutuyor. bunların hepsini yaşamak yerine, başarısız, boktan bir hayat yaşamak yerine hiç yaşamamış olmayı tercih ederdim. ne değiştirebiliyorum? kimin hayatına dokunabiliyorum? kendi hayatını dahi idame ettiremeyen birisi başkası adına ne yapabilir? aynanın karşında giderek çöküşümü izliyorum. az çok tahmin edebiliyordum bu süreci lakin bu kadar hızlı gerçekleşebileceğini düşünmüyordum. mutsuzsun, umutsuzsun, hayal kırıklığısın, başarısızsın, zamanında onu yapmadın, bunu yapmadın... hadi ya? cidden mi? tüm dengeleri değiştirebilirdim değil mi? yarış atınız olabilirdim, daha güçlü olabilirdim... olamadım. bilmiyorum lan işte olamadım.
devamını gör...
2319.
deniyorum. yemin ederim ki elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. ve ruhum sıkışıyor çabalarımın sonucunu göremedikçe. zehirli bir duman yayılıyor içimde sanki, nefesimi kesiyor. keder boğuyor benliğimi. en kötü yanıysa kimse görmüyor. haykırmak istiyorum dünyaya. görsün istiyorum. düzelsin istiyorum her şey. olmuyor. anlatsam boşlukta kayboluyor kelimeler. anlatamıyorum da zaten. anlatmaya mecalim kalmadı artık. hiçbir şeye mecalim kalmadı. ulaşmak istediğim yer o kadar uzakta görünüyor ki, olduğum yerken kıpırdamaya cesaret edemiyorum. ama hala deniyorum. boğulmak üzereyim ama hala kulaç atıyorum bir umut. çırpındığım okyanusta kafamı kaldırıp gökyüzüne bakmaktan başka bir şey gelmiyor elimden şimdilik.
devamını gör...
2320.
şimdi senin gittiğini söylüyorlar. oysa hiç gelmedin. o kadar gelmedin ki gidişini bile bir başkasından duyuyorum.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim