5321.
bugün şekib avdagiç'den daha fazla vergi ödediğimi öğrendim. 3 yıldır kendime 5 yaşında bir araba almak için uğraşıyorum ama 2 yıl daha alabileceğimi sanmıyorum.
yayın ve yapımda emeği geçenler için temennim ektedir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
5322.
beni dibe çeken şey bir düşünce değil, sahip olduğum yetenekleri o zaman zarfı içerisinde kullanamıyor olmak. sonrasında gelen öldüm-bittim düşüncesi sönüp yiten becerilerin yasından kaynaklanıyor. bu durumun sadece o döneme ait ve geçici olduğunu o zaman diliminde idrak edemiyorum. yine aynı zaman zarfında ne bu durumu ifade edebilecek cümleler kurabiliyorum, ne de içinden çıkabilecek gücü kendimde bulabiliyorum. sanki bundan önceki hayatında hiçbir şey öğrenmemiş, deneyimlememişsin. bomboş bir defter sayfası gibisin. kalemin var ama yazacak bir şeyin yok.
devamını gör...
5323.
hava çok soğuk. ellerim, ayaklarım buz yürüyorum yüzüm karıncalanmaya başladı soğuktan. göğsümde zerre üşüme yok, aldığım nefes zerre üşütmüyor beni. senin yangınından olduğunu fark ettim. solum seninle dolu hiçbir şey kar etmeyen alevlerinle.
devamını gör...
5324.
sosyal hayat olsun, iş hayatı olsun, belirsizlikle yaşamaya devam etmenin güçlüğü zaman içerisinde kendine olan güvenini tüketir. insanlardan ve toplumdan uzak kalmak bir tercihtir. ama bu tercihi istemli bir şekilde yapmazsın. buna mecbur kalırsın. normal hayat düzeni içerisinde var olmaya devam etmeyi güçlük olarak görürsün. bu güçlükle mücadele etmek bazen mümkündür. evet, o bazı anlarda aklına bunların tekrarlanacağına dair olumsuz düşünceler belirmez. hayatın normal akışı içerisinde senin üzerine düşen rolü oynarken zihninin karanlık tarafının sesini duymazsın. yeni işlere atılırsın. hayata karışırsın. tekrar içine çekileceğin girdabı düşünmeden hareket edersin. ve gün olur yine her şey tersine döner.
devamını gör...
5325.
sabah ilginç bir rüyayla uyandım. uzun zamandır böyle bir şey görmemiştim. kötü manada değil iyi bir rüyaydı.
devamını gör...
5326.
değeceğini bilsem çok güzel entryler girerdim ama kendi entrymizi bile buraya getirsek hemen uyarı alıyoruz. o yüzden değmeyen yere mesai harcamıyorum pek. gerçi okunan biri de değilim ki sanmıyorum okunacağını da.
devamını gör...
5327.
çevremdeki bazı insanların beni tanımasını o kadar isterdim ki. öyle 1 günlük vakitle, sağdan soldan duydukları ile değil ama. o vakit geçirdiğimiz günlerin öncesinde, sırasında ve sonrasında neler yaşandığını da bilmiyorlar çünkü. yalnızca beni yanlarında gördükleri veya beni çevreden duydukları kadarım aslında onlar için. uzun uzadıya yaşadıklarımı, çevremi, etkilendiklerimi, rahatsız olduklarımı, neler yaşadığımı bilmelerini isterdim. benim neler yaşadığımı ve uzun zamandır nasıl insanlarla ve nelerle mücadele ettiğimi siz biliyor musunuz? bana “gerçekte” nasıl davranıldığını, dengelerimle nasıl oynandığını bilmediğiniz için de şu an bunları yazmak mecburiyetindeyim. çünkü yakın çevremde benden bunları dinlemeye tahammül edecek, bu gerçekleri duymak isteyecek kimse yoktur eminim. bunlar şu an oturup tanımadığım insanlara anlatabileceğim şeyler de değiller. ama çevremdkiler öğrenmek isteseydi de kendimi kapatmazdım. çevremde yakın gördüğüm ne kadar insan varsa öyle şeylerine şahit oluyorum ki hepsinin. ve bu hâlâ maalesef devam ediyor. hâlâ en yakınımdaki insanlara hayretle bakıyor ama bazı konularda tepki veremeyecek durumda oluyorum. neden biliyor musunuz? yaş farklarımızdan dolayı. çevrem ne yazık ki hep yaşımın çok daha üstündeki insanlardan oluştuğu için her türlü doğru ve yanlışlarını benimle paylaşabiliyorlar ama benim tek “görevim” onların bu doğrularını alkışlayıp “örnek almak” ve yanlışlarını yargılamayacak şekilde sadece dinlemek ve “teselli vermek”. daha fazlasını yapmaya bile iznim yok. onların yanlışlarında gördüğüm hataları onlara söylemeye hakkım yok. ama buna rağmen her türlü hatalarında yargılamadan yalnızca ellerinden tutmamı bekliyorlar. sessizce ellerinden tutmamı bekledikleri noktada yaş farkımızın onlar için önemi olmuyor. ben de insanım, benim de duygularım ve kendime göre değer yargılarım var. doğrularım ve yanlışlarım var. çevremde “yakın” diyebildiğim her insana da bu fikirlerimi sunmaya ihtiyacım var. sunduğum noktada ben bu yakınlarımla kavga etmek veya direkt kaybetmek istemiyorum. gerçekten ciddi bir samimiyete ulaştığım herkese kendim ile alakalı onun gözünde büyük büyük bir sır olarak görülebilecek bilgiler veririm. bunlar da genelde yanlış bilgiler olur. tepkilerine, bununla ne kadar ilgilendiklerine veya daha önemlisi bunu ilerleyen zamanda nerede ve nasıl kullandıklarına bakarım. bu bilgilerin kullanılma durumu tek bir kişide beni hayrete düşürdü beni ve yıllar boyunca bunu hiçbir koşulda hiçbir şekilde kullanmadığını gördüm. fakat maalesef hayatımdaki insan ilişkileri karmaşasında bu kişiyi de önemsiz bir mevzudan dolayı belki de kendi hatalarım (kırgınlık ile erken davranıp mesafe koymam) sebebiyle kaybettim. araya koca 1 yıl girdi ve her ne kadar yüz yüze ayrı, mesaj dilinde ayrı ifade etsem de kendimi, toparlayamıyorum bir türlü ve şimdi zamanında kendi örmüş olduğum bir duvarı karşı tarafta görüyor ve yıkamıyorum. çevremde her türlü yakınımdan gördüğüm samimiyet ihanetini koşarak güvendiğim o tek insana anlatmak isterken gün geçtikçe bu yaptığım pişmanlık duvarı daha da büyüyor fakat ben hâlâ o kişinin gönlüne erişemiyorum. mesafe koyan bendim, kırıldığım için. bu devam etmiyor mu, ediyor. fakat burada bir gönül ilişkisi olmadığından dolayı gurur yapacak veya ondan kaçmamı sağlayacak bir konumda değilim. o benim kalben arkadaşım, ailem gibiydi. ve ne yazık ki o uzun mesafeden sonra kimse hayatımda onun gibi özel bir yer edinemedi.
devamını gör...
5328.
zihnimin karmaşasından kaçabilirsem birkaç şey yazıp çizeceğim. ancak kaçmak isterken iyice içine çekiyor beni korkutucu bir girdap gibi.
içerinin karanlığı yüreğimi sıkıştırıyor ve bir çıkış yolu ararken duvardan duvara tosluyorum. her yer zifiri… ve pesimist ama nostaljik bir koku…

geçmişe gidiyorum bazen. her geçen günün bir diğerinden bedbaht geçiyor oluşu yüzüme sillesini vuruyor. acaba demiyorum, kesinlikle eskiden daha mutluydum. hatta dün bile. hatta bir saat önce bile. derin bir çukura hizalanmış mutsuzluğa giden bir ivmenin üzerindeyim. dönüşü olmayan bir yolmuş gibi. hatta tek yol buymuş gibi.

kendi kendimi cezalandırmaktan ne zaman vazgeçerim bilmiyorum ancak vazgeçsem bile her şey için çok geç olacak. acıları yüklenmiş, her bir adımda heybesine biraz daha keder yükleyen biri oldum. dursam mı acaba? belki de devam ediyor olduğum için bütün olumsuzluklar biriktikçe birikiyor. belki de evet. durmalıyım. bu duruş bir dinlenme mi olmalı yoksa pes ediş mi, bilemiyorum.
devamını gör...
5329.
altı ay arayla dişçiye gittim. "dişim ağrıyor." diyorum. "bir şey yok." diyor çocuk. bu sefer film de istedim. ı ıh. yok. tamam yeter ki olmasın da o hâlde bu ağrı nedir?
diş sıkmaya bağlı olabilir dedi.
aha dedim.
bırakın geceyi (onu bilmiyorum zaten.) gündüz bile dişlerim sımsıkı geziyorum. arada kendimi dişlerimi parçalayacak kadar bastırırken buluyorum. çenem ağrıyor kasılmaktan.
bu nereden çıktı şimdi? hiçbir derdim yok gibi bir de kendime zulmediyorum.
devamını gör...
5330.
karanlığım genişledikçe her şeyden uzaklaşıyorum.
devamını gör...
5331.
ne karalasam, ne yazsam bilmiyorum
kırklı yaşların 2.yarısını yaşayan saçları henüz ağırmamış *bir adam olarak ne yaptım bu zamana kadar dönüp baksam, sadece sessizlik derim bir sesçinin sessizlik demesi ne kadar ironik değil mi?

20'li yaşlarda başladım bu işlere ama hiç bir çalıştığım dizi tutmadı rekorum 17 bölüm ama gündüz kuşağı işler ve reklamlarda ise hep şanslı olmuşumdur.

aslında beni çok gördünüz gündüz kuşağı izleyenler programlarda ama kulağımda kulaklık ile genelde, ha arkadaşların hasta olduğu cenazesi olduğu benim boş olduğum zamanlarda diye gittiğim bazı çekimlerde ise figüran olarak mesela arka sokaklarda 2 kere vuruldum.

bir kere nişanlandım olmadı. bizim rahmetliler çok isterdi evleneyim çoluk çocuğa karışayım olmadı kısmet değilmiş ha bilmediğim bir yerden çocuğum çıkar karışmam ben o işe.....
devamını gör...
5332.
günler, bozuk muskultan damlayan sular gibi akıp geçiyor..
devamını gör...
5333.
yaradan bana bu dünyada sevip sevilmeyi nasip etmedi.
bi sevda alacaklıyım.
devamını gör...
5334.
‎kalemi keskin şairin, bezgin ruh hali.
‎yazarken üzerinden geçiyorum bitap halimin.
‎silgiler silemez içimdeki serseri şairi.
‎suçluluk duygusuna bürünür aklıselim zalim.
‎yıldızlara konuşuyorum, sanırım ben bir kâhinim.
‎her gün ödüyorum bulutların bahşişini.
‎insan bozuk plak misali,
‎bir olamadık, arar olduk tahin pekmezi.
‎şair, ustaca diziyor kelimelerini.
‎varsa, tanrı'ya gönderiyor iyi dileklerini.
‎dilimin kemiğini yontuyorum artık, daha keskin.
‎yaşam, ölümle aynı çizgide giden bir çizgiydi.
‎cümleler aratmıyor, içimde gezen gezgini.
‎beğen beğenebiliyorsan seçtiğin gezegeni.
‎dalga geçiyorum harflerin zarifliğiyle.
‎kalbimin derinlerinde geziniyor tebessümlerim de.
‎mıntıka bitti, kapatıyoruz kepenkleri de.
devamını gör...
5335.
merhaba konuşacak kimse kalmayınca sarıldığımız yere geldik maalesef… aylardır yüzüne bakmadığımız sözlük kimsemiz kalmayınca bize kucak açıyor. aslında bilir misiniz ? ayrılık sonrası , kişi çaresiz kalınca ne yapacağını bilemez , artık beyin sürekli aynı günlük rutinlere bağlı kaldığı için ne yapacağını bilemez hep bir boşluk vardır. bu durumu en son sigarayı bırakma evresinde yaşamıştım evet sigara krizim yoktu ama parmağımın ve dudağımın arasında bir şeyler eksikti.. kişinin hissettikleri çok insani ve inanın bana içinden geçtiği o yazma krizi veya iletişimde olma isteği aslında beyinin kişiye oynadığı biyolojik bir oyun. ayrılık sonrası beyin, tıpkı bir bağımlılıkta olduğu gibi ödül yani onun mesajı veya sesi (dopamin) bekler. o ödül gelmeyince de huzursuzluk ve yoğun bir yazma isteği baş gösterir.
bu süreci kazasız atlatman için uygulayabileceğin en mantıklı şey spora başlamak ben spora başladım. ancak bazı şeylerden taviz vermen gerekiyor. (ders,sosyal hayat vs )
devamını gör...
5336.
az önce biri "kuramda işini rica ile yaptıran tek insan." dedi benim için.
beni kurumda kimse sevmiyor.
bu kibarlığım, inceliğim, insancıllığım beni öldürecek.
rica etmeyeceğiz de ne yapacağız onu bile bilmiyorum ben.
bu dünya bana göre değil. burada benim ağzıma ederler. küçük çocuk da değilim artık.
ne yapacağım hiç bilmiyorum.
devamını gör...
5337.
yaşamaya dair uzun uzadıya düşünmeliyiz seninle. neydi bizi içerisinde hapseden bu dünyanın varoluş amacı? nerden gelmiştik, nereye gidiyorduk ? yollarımızı kesiştiren ilahi irade bize ne anlatmaya çalışıyordu ? birlikte yaşayabilseydik, çözerdik belki tüm bu bilmeceleri. kelimelerini kelimelerime ekler ulaşırdık cevaba. yaşamayı bir bilseydik, tüm bu olanları da çözebilirdik.
devamını gör...
5338.
‎güneş, pasifik’in ufkunda ilk sancağını dikerken,
‎ben uyandım, and dağları’nın dumanlı nefesinde.
‎ruhum, bir göçmen kuş gibi kanat çırptı erkenden,
‎dünya bir han, ben ise ebedi bir misafirim geçen zamanda.
‎​ipek yolu’nun tozuna karıştım kervanlarla,
‎semerkant’ın çinilerinde mavi bir rüya gibiydin inançsız dualarda.
‎mezopotamya’da su içtim kadim fermanlarla,
‎insanlığın ilk hecesini fırat’ın akışına ördüm,sen kördün.
‎​sibirya’nın ayazında dondu en içten sözlerim,
‎baykal gölü’nün derinliğinde sakladım sırları.
‎sonra akdeniz’in turkuazında dindi sızılarım,
‎zeytin ağaçlarına anlattım o bitmez kışları.
‎​new york’un beton ormanında kayboldum bir ara,
‎ganj nehri’nde yıkadım ruhumun paslı kirini.
‎victoria şelaleleri fısıldadı sonsuz bir nara,
‎öğrendim doğanın o en vahşi, en berrak şiirini.
‎​izlanda’nın ateşli toprağı buzla kucaklaşırken,
‎büyük set resifi’nde renkler birbirine karıştı.
‎paris’in loş ışıkları yağmurla vedalaşırken,
‎yüreğim, patagonya’nın rüzgârıyla yarıştı.
‎​atina’nın mermer sütunlarında sorguladım hayatı,
‎kahire’nin piramitlerinde zamanın kibrini sezdim.
‎tokyo’nun neonlarında aradım o eski hattı,
‎maçu piçu’nun sislerinde bulutlarla el ele gezdim.
sonra kaçırdım aklımı.
devamını gör...
5339.
bu gece; içip duyguları taşırıp biraz ağlayıp yalnızlığı kutsama gecesi. vakit 80'lerin ağır poplarıyla başlayıp sezen'e gelip tam da bu şarkıyla müslüm arabeskine geçme vaktidir.

acıyasım var kendime çok
anlatasım var elin adamına
hadi be koy bacım bir müslüm baba
ağlayasım var yana yana

haydi beybiler bize!
devamını gör...
5340.
yıllar oldu. dünya değişti, teknoloji değişti, kısmen ben değiştim, şehirlerim değişti, ülkeler değişti, hatta kıtalar değişti.

yıllar oldu. neyse.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim