normal sözlük yazarlarının karalama defteri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
başlık "makedonyalı" tarafından 08.11.2020 16:43 tarihinde açılmıştır.
5321.
yeni evli sayılan şerruh, evlilik cüzdanını hala eldivenle tutuyordu; çünkü o belge bir tür ruhsatlı esaret belgesiydi ama gönüllü esaret.
kelimsi alnı ışıl ışıl parlıyordu, hem stresten hem de mutfakta yanlışlıkla patlattığı tost makinesinden.
hanımı ise evin enerjisini dengelemek adına her sabah buharlı ütüyle eşyaları değil, şerruh’un sakarlığını düzleştiriyordu.
kelimsi alnı ışıl ışıl parlıyordu, hem stresten hem de mutfakta yanlışlıkla patlattığı tost makinesinden.
hanımı ise evin enerjisini dengelemek adına her sabah buharlı ütüyle eşyaları değil, şerruh’un sakarlığını düzleştiriyordu.
devamını gör...
5322.
tam zamanlı bir ömür, bir saatlik vergiyle…
zaman satılır mı peki?
ya duygular… onların da bir etiketi var mı, mesela? zamanı sattık, duyguları sıraya aldık. demeyin… metro durağı mı? bu gönül…
zaman satılır mı peki?
ya duygular… onların da bir etiketi var mı, mesela? zamanı sattık, duyguları sıraya aldık. demeyin… metro durağı mı? bu gönül…
devamını gör...
5323.
o zamandan bu zamana çok zaman geçti, geçiyor. inanıyorum bu kadar yolu boşuna yürümüş buraya kadar boşuna gelmiş olamam.
şükür şükür ve hep şükür.. bitene gidene bitmesine vesile olana, öncesine sonrasına.. görüyorum.
herkes kendi dünyasında var olmana savaşı veriyor, kendim dahil sen de o da… kızmıyorum kimseye..
bugün kendimi eskisinden daha güçlü hissettim. az önce…kendimi tebrik ediyorum gerçekten. daha da iyi olacağız. kendimize açtığımız yaraları iyileştirdikçe gücümüz de yerine geliyor belki…
yorulalım, dinlenelim ama devam edelim lütfen. bırakma kendini…
şükür şükür ve hep şükür.. bitene gidene bitmesine vesile olana, öncesine sonrasına.. görüyorum.
herkes kendi dünyasında var olmana savaşı veriyor, kendim dahil sen de o da… kızmıyorum kimseye..
bugün kendimi eskisinden daha güçlü hissettim. az önce…kendimi tebrik ediyorum gerçekten. daha da iyi olacağız. kendimize açtığımız yaraları iyileştirdikçe gücümüz de yerine geliyor belki…
yorulalım, dinlenelim ama devam edelim lütfen. bırakma kendini…
devamını gör...
5324.
hayata tahammül etmeye gelmişim. halden anlamaza, boşboğaza, patavatsıza. tahammül eşiğim aşıldığından beri kağıda dökülüyorum. ilk başlarda çekingen olsam da zaman içerisinde açıldım. kalemin her oynayışında zihnim daha da berraklaştı. artık daha net görüyorum etrafımdakilerin sahte yüzlerini ve sakladıkları kötü niyetlerini. yazmazsam delirecekmişim evet ve iyi ki yazıyorum.
devamını gör...
5325.
seven ve sevilen bir kadın…
duygusal piyasanın altın bileziği, gönül borsasının hiç düşmeyen hissesi, kalp ekonomisinin en güçlü yatırım aracı.
bir kadının hem sevmesi hem sevilmesi öyle basit bir şey değildir; bu durum evrenin ayarlarıyla oynar, kelebek etkisini tetikler, hatta bazen sırf bu yüzden hava iki derece ısınır.
sevmek güzeldir elbette…
ama sevilmek?
o bambaşka bir olay. hele ki ikisi aynı anda oluyorsa, o kişi resmen duygusal süper güç kazanır. sokaktan geçerken kediler bile ablacım huzurun bize de bulaştı diye yere yatar.
seven ve sevilen kadın, sabah uyanınca aynada kendini şöyle bir süzer:
vay be, bu suratla bile biri beni seviyor. demek ki hala umut var.
sonra saçını toplarken bir gülümseme gelir yüzüne… çünkü içten içe bilir ki, bir insanın kalbine dokunmak cilt bakımından daha etkilidir; bonus olarak kırışıklıkları da geciktirir.
ama işin komik tarafı şudur:
bu kadın bazen o kadar mutlu olur ki, mutluluğunu saklamak için ciddi ciddi somurtmak zorunda kalır. çünkü fazla mutluluk toplumda yanlış anlaşılır. sorsan ne oldu sana? derler.
mutluyum
hı hı… kesin bir şey saklıyorsun.
oysa seven ve sevilen kadın bilir ki sevgi, insana saçma sapan bir enerji verir.
örneğin:
yolda gördüğü çiçeği koklar (normalde alerjisi vardı ama olsun).
kafenin pahalılığına söylenmez.
trafikte korna çalanlara allah sabır versin der (normalde küfrederdi).
ve evet… bazen durduk yere gülümser. çünkü kalbi hafifledikçe yüzü de hafifler.
ama en güzeli ne biliyor musun?
bu kadın sevildiğini bildiği anda, dünyayı kurtarma dürtüsü gelir içine.
birden sorumluluk sahibi olur.
kendi duygularını önemser.
saçma yerlere gitmez.
saçma insanlarla konuşmaz.
ve ben iyiyim ya yalanlarını çöpe atıp gerçekten iyi olmaya başlar.
seven ve sevilen bir kadın, kendi içinde şöyle düşünür:
demek ki ben, biri için olmuşum. biri için değerim var. demek ki dünyaya boşuna gelmemişim.
bu duygu gerçekten güzeldir.
hatta bazen insanın içindeki en kırık tarafı bile onarır.
ama işte…
bu kadın bazen fazla mutluluktan saçmalayabilir.
kendi kendine şarkı mırıldanabilir.
gecenin üçünde anlam veremediği bir özgüvenle ben çok seviliyorum ya hissi ile şarkılar söyleyebilir.
sonra sabah utanır.
ama içten içe yine de hoşuna gider.
çünkü sevilmek güzeldir.
sevmek de güzeldir.
ikisi aynı anda oluyorsa…
valla o kadın var ya…
duygusal piyasanın altın bileziği, gönül borsasının hiç düşmeyen hissesi, kalp ekonomisinin en güçlü yatırım aracı.
bir kadının hem sevmesi hem sevilmesi öyle basit bir şey değildir; bu durum evrenin ayarlarıyla oynar, kelebek etkisini tetikler, hatta bazen sırf bu yüzden hava iki derece ısınır.
sevmek güzeldir elbette…
ama sevilmek?
o bambaşka bir olay. hele ki ikisi aynı anda oluyorsa, o kişi resmen duygusal süper güç kazanır. sokaktan geçerken kediler bile ablacım huzurun bize de bulaştı diye yere yatar.
seven ve sevilen kadın, sabah uyanınca aynada kendini şöyle bir süzer:
vay be, bu suratla bile biri beni seviyor. demek ki hala umut var.
sonra saçını toplarken bir gülümseme gelir yüzüne… çünkü içten içe bilir ki, bir insanın kalbine dokunmak cilt bakımından daha etkilidir; bonus olarak kırışıklıkları da geciktirir.
ama işin komik tarafı şudur:
bu kadın bazen o kadar mutlu olur ki, mutluluğunu saklamak için ciddi ciddi somurtmak zorunda kalır. çünkü fazla mutluluk toplumda yanlış anlaşılır. sorsan ne oldu sana? derler.
mutluyum
hı hı… kesin bir şey saklıyorsun.
oysa seven ve sevilen kadın bilir ki sevgi, insana saçma sapan bir enerji verir.
örneğin:
yolda gördüğü çiçeği koklar (normalde alerjisi vardı ama olsun).
kafenin pahalılığına söylenmez.
trafikte korna çalanlara allah sabır versin der (normalde küfrederdi).
ve evet… bazen durduk yere gülümser. çünkü kalbi hafifledikçe yüzü de hafifler.
ama en güzeli ne biliyor musun?
bu kadın sevildiğini bildiği anda, dünyayı kurtarma dürtüsü gelir içine.
birden sorumluluk sahibi olur.
kendi duygularını önemser.
saçma yerlere gitmez.
saçma insanlarla konuşmaz.
ve ben iyiyim ya yalanlarını çöpe atıp gerçekten iyi olmaya başlar.
seven ve sevilen bir kadın, kendi içinde şöyle düşünür:
demek ki ben, biri için olmuşum. biri için değerim var. demek ki dünyaya boşuna gelmemişim.
bu duygu gerçekten güzeldir.
hatta bazen insanın içindeki en kırık tarafı bile onarır.
ama işte…
bu kadın bazen fazla mutluluktan saçmalayabilir.
kendi kendine şarkı mırıldanabilir.
gecenin üçünde anlam veremediği bir özgüvenle ben çok seviliyorum ya hissi ile şarkılar söyleyebilir.
sonra sabah utanır.
ama içten içe yine de hoşuna gider.
çünkü sevilmek güzeldir.
sevmek de güzeldir.
ikisi aynı anda oluyorsa…
valla o kadın var ya…
devamını gör...
5326.
karalamayın guzum, yazık defterin sayfalarına...
devamını gör...
5327.
bendeki daşdaş hiçbir beyde yok yemin ederim.
geçen kalkıp istanbul'a gitmiştim. şimdi de kalktım merkeze gittim.
adamın biri vardı. hani arkadaş tamam da her seferinde "ya geleceğim de aracım yok da zart da zurt." çekiyordu.
iyi ben gelirim dedim. gittim.
yedik içtik neyse o da absürttü de xd
döndüm. "varınca haber et." demişti. yazdım işte "bu akşam için çok teşekkür ederim." diye.
"rica ederim." yazmış. ahahahahshshshshs
salak mısınız oğlum siz?
lütfetmiş gibi o ne öyle? yedirdim içirdim köpek mi demek istedi? bu nedir ya?
"asıl geldiğin için ben teşekkür ederim. şimdi sıra bende. bşi dahakine planlayalım da ben geleyim." demek çok mu zor ya yalandan da olsa?
yemin ederim insan değilsiniz.
geçen kalkıp istanbul'a gitmiştim. şimdi de kalktım merkeze gittim.
adamın biri vardı. hani arkadaş tamam da her seferinde "ya geleceğim de aracım yok da zart da zurt." çekiyordu.
iyi ben gelirim dedim. gittim.
yedik içtik neyse o da absürttü de xd
döndüm. "varınca haber et." demişti. yazdım işte "bu akşam için çok teşekkür ederim." diye.
"rica ederim." yazmış. ahahahahshshshshs
salak mısınız oğlum siz?
lütfetmiş gibi o ne öyle? yedirdim içirdim köpek mi demek istedi? bu nedir ya?
"asıl geldiğin için ben teşekkür ederim. şimdi sıra bende. bşi dahakine planlayalım da ben geleyim." demek çok mu zor ya yalandan da olsa?
yemin ederim insan değilsiniz.
devamını gör...
5328.
(iş ortamındayız) yanımdaki arkadaş dizi izlemekten biraz sıkılsa da çalışmaya da başlasa keşke
devamını gör...
5329.
martin eden öldü. içime geçmek bilmeyen bir hüzün çöktü. daha da kötüsü tarif dahi edemeyeceğim binbir duygu ve acıyla başabaşa kaldım.
devamını gör...
5330.
biliyorum ki zaman zaman geçmişi açıp okuyacağım. bu yüzden bu hesabı bazen kişisel hesabım olarak görüyorum.
bugün bir kardesimle buluştuk.ne zamandır görüşelim diyorduk nasip olmuyordu. emek harcadığım kafası karışık bir kardeşimdi. sağolsun o da abiligimizin kıymetini biliyor, zamanla anlıyor ve olgunlaşiyor. bir genç kızı hatalardan kurtarmak iyi şeydir.
bugün bana içten bir soru sordu. dümdüz cevap verdim. sonra da cevabımin açıklığına şaşırdım.bunu not almak istiyorum.
"abi neden evlenmiyorsun?30 yaş olan tüm kadinlar evlilik diye ortalıkta" dedi.
" insanın hayattaki tecrübelerine göre tercihleri değişiyor. eskiden sevgisinden kaynaklı saygı duymayanla evlenmem derdim. şimdi bakıyorum herkes neyin var diye bakıyor." dedim.
arada girdi kardeş,"haklılar abi.benim date günde 12 saat çalışıyor, benim gibi gezemez.ikinci görüşmeden vazgeçtim.mesela benim kuzen de arabası olmayanla bir daha olmam diyor." dedi.
sanırım bu sözden sonra gaza geldim.
"kardeşim dedim, tam da bu yüzden emek harcamadan hazıra gelecekle sıkıntı yaşama ihtimalim olabilir. madem ki mal mülkle kapı açılıyor önünüzdeki sene malımı yerine koyar,suriyeli alırım. konu güç ise en mantıklısı" dedim.
"o da kötü be abi" dedi.
dedim düşün bir.
mantıklı dedi.
nerden nereye.kendime şaşırdım. gerçekten de insanın başına gelenler yapacaklarını ve rasyonelligini değiştiriyor.
bu da benim hayatımdan anekdot olsun.
ha bir de iş yormuş beni,öyle dedi.dogru tespit.bunun farkındaydim. az kaldı, değişim 2026 temmuzda.
bugün bir kardesimle buluştuk.ne zamandır görüşelim diyorduk nasip olmuyordu. emek harcadığım kafası karışık bir kardeşimdi. sağolsun o da abiligimizin kıymetini biliyor, zamanla anlıyor ve olgunlaşiyor. bir genç kızı hatalardan kurtarmak iyi şeydir.
bugün bana içten bir soru sordu. dümdüz cevap verdim. sonra da cevabımin açıklığına şaşırdım.bunu not almak istiyorum.
"abi neden evlenmiyorsun?30 yaş olan tüm kadinlar evlilik diye ortalıkta" dedi.
" insanın hayattaki tecrübelerine göre tercihleri değişiyor. eskiden sevgisinden kaynaklı saygı duymayanla evlenmem derdim. şimdi bakıyorum herkes neyin var diye bakıyor." dedim.
arada girdi kardeş,"haklılar abi.benim date günde 12 saat çalışıyor, benim gibi gezemez.ikinci görüşmeden vazgeçtim.mesela benim kuzen de arabası olmayanla bir daha olmam diyor." dedi.
sanırım bu sözden sonra gaza geldim.
"kardeşim dedim, tam da bu yüzden emek harcamadan hazıra gelecekle sıkıntı yaşama ihtimalim olabilir. madem ki mal mülkle kapı açılıyor önünüzdeki sene malımı yerine koyar,suriyeli alırım. konu güç ise en mantıklısı" dedim.
"o da kötü be abi" dedi.
dedim düşün bir.
mantıklı dedi.
nerden nereye.kendime şaşırdım. gerçekten de insanın başına gelenler yapacaklarını ve rasyonelligini değiştiriyor.
bu da benim hayatımdan anekdot olsun.
ha bir de iş yormuş beni,öyle dedi.dogru tespit.bunun farkındaydim. az kaldı, değişim 2026 temmuzda.
devamını gör...
5331.
ruhum halim bozuk plakda dönüp duran bir şarkı .
devamını gör...
5332.
bugün tam 5 yıl oldu..
19 kasım 2020, asla unutamayacağım bir tarih.. o gün beni derinden etkileyen bir kayıp yaşadım, unutmak mümkün mü?
o zorlu günler daha dün gibi aklımda. hiç unutmuyorum, sürekli rahatsız edici ölçüde yaşadığım travmayı hatırlar, geceleri ağlar, uykularımdan uyanırdım. söylemek istediğimi anlatan şarkılar dinleyerek acımı hafifletmeye çalışsam da olmuyordu.. üstelik corona virüsü dönemiydi ve bu nedenle daha da zorlanmıştım.
onu hatırlatan hiçbir şeyi görmeye dayanamazdım. anısı olan yerden geçmemek için kaç defa yolumu uzattığımı hatırlıyorum. bir sokak vardı, bazen yolumun üzerinde olsa bile sırf oradan geçmemek için etrafından dolanır, yolumu değiştirir, o yerden hiçbir şekilde geçmek istemez, geçmek zorunda kaldığımda ise kendimi kötü hissederdim.. artık böyle hissetmesem de hala o sokaktan geçtiğimde o zamanları hatırlarım.. bir şarkı vardı kötü anılar hatırlatan, nefret edecek hale gelmiştim, eskiden severek ve büyük bir istekle dinlerken artık dinleyemez olmuştum, dinlesem bile keyif alamazdım, müzik dinlerken denk geldiğinde dinlemeden değiştirirdim, duymaya tahammül bile edemezdim. sevdiğim şeylerden, eskiden büyük bir ilgi ve istekle yaptığım şeylerden bile keyif alamazdım, anhedoni deniyormuş buna.
çevremdeki insanlardan yardım istesem de, onlar bu süreçte bana ne yazık ki destek değil, köstek oldu. sonuçta benim yaşadığım acıyı başkası benim kadar iyi anlayamazdı, ancak en azından yardımcı olup çözüm üretmeyi seçebilirlerdi. yine de onlar derdimi önemsemeyip işine geldiği gibi davranmayı seçti. ben de çareyi psikoloğa gitmekte buldum.
ilk olarak devlet hastanesinde psikiyatriste gitmeyi denemiştim. ama nafile.. hepsinde de doktor yerine asistanı baktı. biri kısa bir dinleyip gönderdi, ilaç bile yazmadı, biri "zaten tegretol * kullanıyorsunuz, o iyi gelir" diyip gönderdi, biri ise çok az bir dinlemeyle ilaç yazdı, fakat çok ilgili gelmediği için güvenemedim ve verdiği ilacı alamadım. ilaçtan çok konuşmaya, psikoloğa gitmeye ihtiyacım vardı, ancak beni psikoloğa yönlendirmelerini rica ettiğimde de kabul etmediler. hatta biri benimle dalga bile geçti: "hayatta bazen böyle şeyler olabiliyor. demek ki böyle bir şey olması gerekiyormuş." bu sözler benim çok kalbimi kırdı.. devlet hastanesinde iyi bir hizmet alamamıştım. ancak içimde hala bir ümit vardı. özele gitmeye karar verdim, bir psikolog da buldum, ancak durumum sıkışıktı. buna rağmen iyi geleceğine emindim ve parasını önemsemeyip ona gitmeye başladım. pişman da olmadım, çünkü gerçekten işe yaradı ve daha iyi hissetmeye başladım..
o dönemde yaşadıklarımı daha iyi anlatabilmek için yazmıştım. geçen sene bu zamanlar, yazdıklarım karşıma çıkmış ve hiç düşünmeden okumak gibi bir hata yapmıştım. okumaz olaydım! çünkü bana kötü geldi ve depreşmeye başladı. okurken kendimi çok kötü hissettim, sanki o anları yaşar gibiydim. daha sonra ise sürekli olarak o zamanlardaki sorunlarımı hatırlamaya ve daha çok düşünmeye başlamıştım. ama asıl patlak verdiği gün travma yıldönümüm olan 19 kasım, yani geçen sene bugündü. o gün hissettiğim duyguları çok iyi hatırlıyorum.. böyle olacağını bilsem okumazdım.
artık eskisi kadar acıtmıyor ama yaşadıklarımın hala az da olsa bir izi kaldı. belki artık anısı olan sokaklardan geçebiliyor, o şarkıyı dinleyebiliyor, o zamanları hatırladığımda bile eskisi kadar üzülmüyorum fakat yine de hiç bir şey tam anlamıyla geçmiyor..
19 kasım 2020, asla unutamayacağım bir tarih.. o gün beni derinden etkileyen bir kayıp yaşadım, unutmak mümkün mü?
o zorlu günler daha dün gibi aklımda. hiç unutmuyorum, sürekli rahatsız edici ölçüde yaşadığım travmayı hatırlar, geceleri ağlar, uykularımdan uyanırdım. söylemek istediğimi anlatan şarkılar dinleyerek acımı hafifletmeye çalışsam da olmuyordu.. üstelik corona virüsü dönemiydi ve bu nedenle daha da zorlanmıştım.
onu hatırlatan hiçbir şeyi görmeye dayanamazdım. anısı olan yerden geçmemek için kaç defa yolumu uzattığımı hatırlıyorum. bir sokak vardı, bazen yolumun üzerinde olsa bile sırf oradan geçmemek için etrafından dolanır, yolumu değiştirir, o yerden hiçbir şekilde geçmek istemez, geçmek zorunda kaldığımda ise kendimi kötü hissederdim.. artık böyle hissetmesem de hala o sokaktan geçtiğimde o zamanları hatırlarım.. bir şarkı vardı kötü anılar hatırlatan, nefret edecek hale gelmiştim, eskiden severek ve büyük bir istekle dinlerken artık dinleyemez olmuştum, dinlesem bile keyif alamazdım, müzik dinlerken denk geldiğinde dinlemeden değiştirirdim, duymaya tahammül bile edemezdim. sevdiğim şeylerden, eskiden büyük bir ilgi ve istekle yaptığım şeylerden bile keyif alamazdım, anhedoni deniyormuş buna.
çevremdeki insanlardan yardım istesem de, onlar bu süreçte bana ne yazık ki destek değil, köstek oldu. sonuçta benim yaşadığım acıyı başkası benim kadar iyi anlayamazdı, ancak en azından yardımcı olup çözüm üretmeyi seçebilirlerdi. yine de onlar derdimi önemsemeyip işine geldiği gibi davranmayı seçti. ben de çareyi psikoloğa gitmekte buldum.
ilk olarak devlet hastanesinde psikiyatriste gitmeyi denemiştim. ama nafile.. hepsinde de doktor yerine asistanı baktı. biri kısa bir dinleyip gönderdi, ilaç bile yazmadı, biri "zaten tegretol * kullanıyorsunuz, o iyi gelir" diyip gönderdi, biri ise çok az bir dinlemeyle ilaç yazdı, fakat çok ilgili gelmediği için güvenemedim ve verdiği ilacı alamadım. ilaçtan çok konuşmaya, psikoloğa gitmeye ihtiyacım vardı, ancak beni psikoloğa yönlendirmelerini rica ettiğimde de kabul etmediler. hatta biri benimle dalga bile geçti: "hayatta bazen böyle şeyler olabiliyor. demek ki böyle bir şey olması gerekiyormuş." bu sözler benim çok kalbimi kırdı.. devlet hastanesinde iyi bir hizmet alamamıştım. ancak içimde hala bir ümit vardı. özele gitmeye karar verdim, bir psikolog da buldum, ancak durumum sıkışıktı. buna rağmen iyi geleceğine emindim ve parasını önemsemeyip ona gitmeye başladım. pişman da olmadım, çünkü gerçekten işe yaradı ve daha iyi hissetmeye başladım..
o dönemde yaşadıklarımı daha iyi anlatabilmek için yazmıştım. geçen sene bu zamanlar, yazdıklarım karşıma çıkmış ve hiç düşünmeden okumak gibi bir hata yapmıştım. okumaz olaydım! çünkü bana kötü geldi ve depreşmeye başladı. okurken kendimi çok kötü hissettim, sanki o anları yaşar gibiydim. daha sonra ise sürekli olarak o zamanlardaki sorunlarımı hatırlamaya ve daha çok düşünmeye başlamıştım. ama asıl patlak verdiği gün travma yıldönümüm olan 19 kasım, yani geçen sene bugündü. o gün hissettiğim duyguları çok iyi hatırlıyorum.. böyle olacağını bilsem okumazdım.
artık eskisi kadar acıtmıyor ama yaşadıklarımın hala az da olsa bir izi kaldı. belki artık anısı olan sokaklardan geçebiliyor, o şarkıyı dinleyebiliyor, o zamanları hatırladığımda bile eskisi kadar üzülmüyorum fakat yine de hiç bir şey tam anlamıyla geçmiyor..
devamını gör...
5333.
biliyorum... kalbimde yanan ateşi söylediğim hanımcılık türküleri söndürecek..
nasıl büyüttüyse sevdamı öyle götürecek onu benden... beni kurtaracak..
gün gelecek hiç yanmamış gibi hissedeceğim ben de.
nasıl büyüttüyse sevdamı öyle götürecek onu benden... beni kurtaracak..
gün gelecek hiç yanmamış gibi hissedeceğim ben de.
devamını gör...
5334.
az evvel telefon caldı. korkarak alo dedim tanımadigim sese. her sey iyi, sen merak etme gibi bi cümle bekliyodum ama oyle demedi. desin istedim, cok istedim ama demedi.
hicbir sey olmasi gerektigi gibi degil. ne yapacağimi bilmiyorum. silktigim ucagi rekor bir rotar yapti ve istanbula bile dönemiyorum. sinir krizleri geciriyorum got kadar odada.
hayatimda iki uc an vardir ne yapacagimi bilemedigim, tam olarak onlardan birini yasiyorum su an.
hicbir sey olmasi gerektigi gibi degil. ne yapacağimi bilmiyorum. silktigim ucagi rekor bir rotar yapti ve istanbula bile dönemiyorum. sinir krizleri geciriyorum got kadar odada.
hayatimda iki uc an vardir ne yapacagimi bilemedigim, tam olarak onlardan birini yasiyorum su an.
devamını gör...
5335.
saldım artık.
devamını gör...
5336.
bugün yeniden yeni bir başlangıç yapıyorum. yeni insanlarla tanışmak farklı bir yerin düzenine alışmak öyle gözümde büyüyor ki üff yani. hemen bitip gitsin şu 15 gün çöplüğüme geri döneyim.
devamını gör...
5337.
bu sıralar güzel giden bir ilişkim var. gelecek düşündüğümüz bir ilişki... o çok pozitif ve sürekli hayatın tadını çıkaran biri olmasına karşın ben sürekli geleceği düşünmekten ve yaşamadan olumsuz ihtimalleri kendi içimde yaşamaktan en güzel anımıza bile odaklanamıyorum. bunun en önemli sebebi aynı kültürlerden gelmemize rağmen aile hayatlarımızın ve dolayısıyla kendi hayatlarımızın da birbirinden farklı olması... açık konuşmak gerekirse ailemin vereceği tepkiden ve bizi onaylamamalarından korkuyorum. keza onun ailesi de aynı şekilde düşünebilir... ne yazık ki benim ailem oldukça klasik bir aile öyle her kafamıza eseni yapamıyoruz ve herkes değil ama bazı insanların görünüşlerine ön yargılı davranabiliyorlar... ama onun ailesi çok rahat ve serbest bir aile. tahmin edersiniz ki az çok bizim gibi ailelere ters gelen bir takım davranışları, görünüşleri ve alışkanlıkları olabiliyor. hayatımdaki insan olgun ve düzgün biri bana kendimi özel hissettiriyor ama bu ailem için yeterli gelmeyecek diye çok korkuyorum. belki o değil ama ailesinden hoşlanmayacaklar diye ödüm kopuyor. ha diyeceksiniz ki neden o zaman ailesine de bakmadın? kendi çapınızda belki haklısınız ama şöyle düşünün kim sevdiği kişiyi bulurken ailesini umursuyor? nereden emin olabiliriz ki, hem seveceğimiz hem de ailesi birebir ailemize uyan biri olup olmadığını... ayrıca asla dört dörtlük ve mükemmel olamaz böyle şeyler... çünkü biz insanız ve herkes kendine özgü. önemli olan insan olmak ve birbirine saygı, sevgi göstermek. ama bunu aileme hele ki babama anlatmak çok zor... tamam benim için en iyisini ve mutluluğumu istiyor ama kolay kolay kimseyi de beğenmiyor. çok sert biri ve bazen olay çıkarabiliyor. yani ne yapacağımı şaşırmış durumdayım. işin içinden çıkamıyorum bir türlü. bu tarz şeylerin erken olduğunun farkındayım ama hayatımı birleştirmek istediğim insanı ve ailesini benim ailemin de sevmesini istiyorum. çok şey değil en azından bir kez olsun ileride bir tanışsınlar istiyorum. kafamdaki senaryo hiç iç açıcı görünmüyor. ama şurada büyük bir gerçek var ki ben bu adamı seviyorum. vazgeçmek te istemiyorum. siz olsanız ne yapardınız? nasıl bir yol izlerdiniz?
devamını gör...
5338.
her defasında çok iyi bildiğim halde aynı hataları yapıyorum.. sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yermiş *, ancak ben nedense hep o sütü içmeye devam ediyorum. ah benim akılsız başım..
devamını gör...
5339.
**merhaba, ben nur
baya oldu uğramıyordum buralara; sanki zamanın kıyısında bir yerde kendimi bırakmışım da geri dönmeye cesaret edememişim. şimdi hafızamın kapısını aralamak, kendimi yoklamak ve hatırlamak için yazıyorum bu birkaç satırı. ‘nasılsın?’ dersen… iyiyim; herkes kadar ve herkes gibi. ne uçlarda bir şey oldu hayatımda ne de bana büyük, sarsıcı bir hikâye getirdi hayat.
günler ardı ardına su gibi akıp gidiyor; ben de o akışın ritmine tutunmuş bir yolcu gibiyim. bak mesela, dün az önce bugündü; yarınsa daha yaşanmadan dünün rafına kaldırılacak. hayat, tempolu ama sakin bir yürüyüş… ne koşacak kadar aceleci, ne duracak kadar müsait. asıl mühim olan, bu yürüyüşün içinde gerçekten yaşadığını hissedebilmek. bunu fark ettiğim gün, yine oturur, uzun uzun bir hasbihal ederiz.
ve bir gün unuttuğum kendim olursa… bil ki, kendimi yeniden bulmak için yine bu satırlara döneceğim.”**
baya oldu uğramıyordum buralara; sanki zamanın kıyısında bir yerde kendimi bırakmışım da geri dönmeye cesaret edememişim. şimdi hafızamın kapısını aralamak, kendimi yoklamak ve hatırlamak için yazıyorum bu birkaç satırı. ‘nasılsın?’ dersen… iyiyim; herkes kadar ve herkes gibi. ne uçlarda bir şey oldu hayatımda ne de bana büyük, sarsıcı bir hikâye getirdi hayat.
günler ardı ardına su gibi akıp gidiyor; ben de o akışın ritmine tutunmuş bir yolcu gibiyim. bak mesela, dün az önce bugündü; yarınsa daha yaşanmadan dünün rafına kaldırılacak. hayat, tempolu ama sakin bir yürüyüş… ne koşacak kadar aceleci, ne duracak kadar müsait. asıl mühim olan, bu yürüyüşün içinde gerçekten yaşadığını hissedebilmek. bunu fark ettiğim gün, yine oturur, uzun uzun bir hasbihal ederiz.
ve bir gün unuttuğum kendim olursa… bil ki, kendimi yeniden bulmak için yine bu satırlara döneceğim.”**
devamını gör...
5340.
gözle görülmeyen bağcıklar var etrafımda bağlanmış şekilde yaşıyorum bu hayatı
bazı halkalar demirden, onlar etime yerleşmiş.
söküp atamıyorum.
esaretinden kurtulamıyorum.
birazda, ucunu tanıştığım her insanın yakalamak istediği iplerden atılı üstümde
beni tanımayan insanlar istiyorum artık
kendimi onlar la daha iyi tanıdım.
iyi insanmışım ben..
bazı halkalar demirden, onlar etime yerleşmiş.
söküp atamıyorum.
esaretinden kurtulamıyorum.
birazda, ucunu tanıştığım her insanın yakalamak istediği iplerden atılı üstümde
beni tanımayan insanlar istiyorum artık
kendimi onlar la daha iyi tanıdım.
iyi insanmışım ben..
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar
karalama
2