normal sözlük yazarlarının karalama defteri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
başlık "makedonyalı" tarafından 08.11.2020 16:43 tarihinde açılmıştır.
5301.
karalancak bir şey yok
defter de yok
kalem de yok
defter de yok
kalem de yok
devamını gör...
5302.
bir veda olsaydı bu..
aylardan hazan, vakit tüm sevdiklerinden koptuğun an..
kim koşardı ilk, sen sendelerken tutmak için?
ya öyle biri hiç olmadıysa...
vakit gece… ve tanıdığın herkese bir gülümsemeyle veda vakti...
sonra kapılar kapanır birer birer,
ışıklar söner, sokaklar susar..
yalnızlık bile senden usanır bazen,
çünkü sen ona fazla tanıdıksındır..
her adımın yankısı seni ele verir,
her nefesin bir itiraf gibi düşer karanlığa..
bir sandalye, bir sigara, bir sessizlik..
hepsi seni tanır artık,
ve hiçbirinin şaşırma hakkı kalmamıştır..
ve sen…
herkese gülümseyip veda ederken
bir tek kendine bakamazsın..
çünkü bilirsin
o bakışta kalanın adı, artık hiçbir dilde karşılık bulmaz..
son cümle düşer dudağından,
bir ağıt gibi ağır, bir nefes kadar kısa..
ardından sessizlik gelir…
öyle derin, öyle keskin bir sessizlik ki
ne yankı kalır, ne ses..
sadece boşluk,
kendini bile yutan bir karanlık gibi uzanır önünde..
ve dünya, seni duymadan
bir kez daha dönmeye devam eder...
aylardan hazan, vakit tüm sevdiklerinden koptuğun an..
kim koşardı ilk, sen sendelerken tutmak için?
ya öyle biri hiç olmadıysa...
vakit gece… ve tanıdığın herkese bir gülümsemeyle veda vakti...
sonra kapılar kapanır birer birer,
ışıklar söner, sokaklar susar..
yalnızlık bile senden usanır bazen,
çünkü sen ona fazla tanıdıksındır..
her adımın yankısı seni ele verir,
her nefesin bir itiraf gibi düşer karanlığa..
bir sandalye, bir sigara, bir sessizlik..
hepsi seni tanır artık,
ve hiçbirinin şaşırma hakkı kalmamıştır..
ve sen…
herkese gülümseyip veda ederken
bir tek kendine bakamazsın..
çünkü bilirsin
o bakışta kalanın adı, artık hiçbir dilde karşılık bulmaz..
son cümle düşer dudağından,
bir ağıt gibi ağır, bir nefes kadar kısa..
ardından sessizlik gelir…
öyle derin, öyle keskin bir sessizlik ki
ne yankı kalır, ne ses..
sadece boşluk,
kendini bile yutan bir karanlık gibi uzanır önünde..
ve dünya, seni duymadan
bir kez daha dönmeye devam eder...
devamını gör...
5303.

üzerinde yürümesi çok zordu başlarda. geleceği düşünüp heyecanlanırsan ya da geçmişi düşünüp üzülerek anda kalmazsan düşüyorsun. kibirli düşünceler kafaya girdiği dakika düşüyorsun. yandan geçen sexapel kadından odağı almak lazım düşmemek için. endişe, kaygı, anksiyete varsa yine düşüyorsun.
düşmekten korkarsan da düşüyorsun. anda kalmak lazım yürüyebilmek için. dengeyi korumanın yolu odaklanmaktan geçiyor. bir sonraki seviyede yanındaki, işaret parmağı ile omzuna dokunuyor. bilmediğin bir kas grubunu çalıştırıyorsun dengede kalmak için.
iş, arkadaş seçimlerin, hayatın içinde yaşanan kötü gelişmeler ve acılar, işaret parmağının uyguladığı kuvvet oluyor. demir ise hayat. demirin üzerinde yürümenin en kolay yolu bir omuzdan destek almak.

bir amaç olmalı yürümeyi anlamlı yapmak için. biraz daha kendi içine bakarsan, tek ayak üzerinde de çok rahat yürünebileceğini hatırlıyorsun zaten. tek yapmak gereken işaret parmaklarından kurtulmak ve bir zaman düşeceğini bilerek dengenin tadını çıkarmak.
devamını gör...
5304.
sabahları gün doğmadan uyanırım… ama sakın ne güzel, günü erkenden karşılıyor falan deme. benim için gün doğumu, sadece güneşin bana hadi bakalım, yine geldim diye alay etmesidir. yüzümde sıfır mimik, ruhumda eksilerde motivasyon… alarm çalar, ben de içimden keşke kapatsam ama ömür boyu uyusam derim.
kahvaltı yaparken bile yüzümdeki ifade, sanki peynir,zeytin yerine vergi bildirimi koymuşlar gibi. ama kahvaltı bitince… işler başlar. trafik! ah o trafik... okula yetişmek için çektiğim çile . orada sabrımın sınırlarını değil, sabrımın mezar taşını görürüm. direksiyon başında öyle bir insan oluyorum ki, arabam bile beni uyarıyor: kardeşim, sakin ol, ben bile korktum.
okula varınca ise yoğunluk denen şeyle yüzleşiyorum. dersler zor , notlar yığılı önümde ve herkes benden mucize bekliyor. içimden benim adım süleyman değil, ama taş üstüne taş koyuyorum diye söyleniyorum. ders notlarına bakarken bazen onunla göz göze geliyoruz. o da biliyor, ben de biliyorum: aramızda sevgi değil, mecburiyet var.
ama… günün sonunda biri var. o beni görüyor, anlamıyor belki ama seviyor.
trafikteki öfkem, okuldaki sinirim, sabahki suratsızlığım… hepsi onun nasılsın canım? mesajıyla eriyor.
ben de cevap yazıyorum: iyiyim.
oysa içimden sen olmasan ben çoktan birkaç kişiye dalmıştım demek geliyor.
kısacası, ben sabahları suratsız, gün içinde sinirli, akşamları ise aşktan eriyen bir insanım.
hayat beni yoruyor ama o…
o bana iyi ki varsın dedikçe, ben ertesi sabah o lanet alarmı bir kez daha erteliyorum, gülümseyerek.
yarım saniyeliğine.
kahvaltı yaparken bile yüzümdeki ifade, sanki peynir,zeytin yerine vergi bildirimi koymuşlar gibi. ama kahvaltı bitince… işler başlar. trafik! ah o trafik... okula yetişmek için çektiğim çile . orada sabrımın sınırlarını değil, sabrımın mezar taşını görürüm. direksiyon başında öyle bir insan oluyorum ki, arabam bile beni uyarıyor: kardeşim, sakin ol, ben bile korktum.
okula varınca ise yoğunluk denen şeyle yüzleşiyorum. dersler zor , notlar yığılı önümde ve herkes benden mucize bekliyor. içimden benim adım süleyman değil, ama taş üstüne taş koyuyorum diye söyleniyorum. ders notlarına bakarken bazen onunla göz göze geliyoruz. o da biliyor, ben de biliyorum: aramızda sevgi değil, mecburiyet var.
ama… günün sonunda biri var. o beni görüyor, anlamıyor belki ama seviyor.
trafikteki öfkem, okuldaki sinirim, sabahki suratsızlığım… hepsi onun nasılsın canım? mesajıyla eriyor.
ben de cevap yazıyorum: iyiyim.
oysa içimden sen olmasan ben çoktan birkaç kişiye dalmıştım demek geliyor.
kısacası, ben sabahları suratsız, gün içinde sinirli, akşamları ise aşktan eriyen bir insanım.
hayat beni yoruyor ama o…
o bana iyi ki varsın dedikçe, ben ertesi sabah o lanet alarmı bir kez daha erteliyorum, gülümseyerek.
yarım saniyeliğine.
devamını gör...
5305.
bu şarkı çaldı bir anda nedense zaten yalnızlığımla mutlu iken
çok haklı demiş ayşegül aldinç reyiz ulan yar olup üzülüp yar yar diye cankan şarkısı söylemektense.
kendim için bu devirde güvenilecek kadın nerede ? arkadaş hepsini kapmış olamazlar diyordum anladım kapmışlar yeni mottom ise kadınlara güven olmaz.
devamını gör...
5306.
10 senelik ilişkim ha bitti ha bitecek derken tamamen bitti, tamamen koptuk. oturduğumuz evden bile taşındım. yönünü yolunu şaşırmış, yağmurda ıslanmış sokak itleri gibiyim aynı. kendimi de doğrudan sahipsiz, kimsesiz bir sokak iti gibi hissediyorum. yatağa yatınca uyuyamıyorum. uyursam yataktan kalkmak istemiyorum. sanki sırtlanlar ben hala canlıyken ciğerlerimi yiyorlar. paramparçayım, atomlarıma ayrılıyorum... geberiyorum...
devamını gör...
5307.
5308.
anlatılacak çok şeyin birikmesiyle oluşan anlatamamazlık var üzerimde. ayıp olmasa sessizce uzaklaşmak istiyorum. zoraki cevaplardan nefret ediyorum. uzun uzun yazamıyorum. yazasım yoksa da yazmıyorum.
devamını gör...
5309.
bazen hayat, sanki bitmeyecekmiş gibi uzayıp giden bir yol gibi seriliyor önüme. her adımımda ilerliyorum belki ama menzil hiç görünmüyor. yürüyorum yürüyorum ve sanki o yol, ben ilerledikçe daha da uzuyor. omuzlarımdaki yük ağır, ayaklarım yorgun. bu sonsuzluğa doğru atılan her adımda, içimde bir yerlerde derin bir çaresizlik hissi kök salıyor. kendimi bu karmaşanın ortasında bilmiş hissediyorum. sanki her şeyi, olacakları, neden bu durumda olduğumu biliyorum ama bu bilgi, elimi kolumu bağlıyor. ne yapacağımı bilmemek değil bu, daha çok yapacak gücü bulamamak. içimdeki enerji çekilmiş, ruhum boşalmış gibi. tamamen tükenmiş durumdayım.
nasıl desem... kendimi solmuş bir çiçek gibi hissediyorum. bir zamanlar canlı, renkli ve hayat dolu olan o çiçek, şimdi boynunu bükmüş, yaprakları kurumuş. sulansam da canlanmayacakmış, güneşi görsem de yeşermeyecekmiş gibi. sanki doğmayacak güneş gibi, sanki yeşermeyecek toprak gibi... o insanlar... etrafımdaki insanlar... onlarla ilgili düşündüğümde, onlara yük olduğumu, onları sıktığımı hissediyorum. gözlerindeki o yorgun ifadeyi ya da uzaklaşan adımları gördükçe, en iyisinin yalnız kalmak olduğuna inanıyorum. zaten çoğu zaman insansız bir hayatı yaşadığımı düşünüyorum. bir kalabalığın içinde bile yalnızlık, en yakın arkadaşım olmuş durumda. sanki görünmez bir fanusun içindeyim ve kimse oraya ulaşamıyor. çok kırılıyorum bu duruma. kırıldıkça, içime kapanıyorum. ve en kötüsü, her seferinde dönüp dolaşıp aynı yere geliyorum "bu benim hatamdı" diyorum. belki ben yanlış bir şey yaptım, belki benim enerjim fazla geldi, belki de ben doğru yerde değildim. bütün suçu, bütün ağırlığı omuzlarıma alıyorum. oysa taşıyamayacak kadar yoruldum artık.
gerçekten yoruldum çok. her şeyi taşımaktan, her şeyi anlamlandırmaya çalışmaktan, her seferinde yeniden ayağa kalkma çabasından... bu sonsuz koşuşturma, bu duygusal iniş çıkışlar beni bitirdi. bütün gücüm, bütün neşem elimden alınmış gibi. sadece dinlenmek, sadece bu ağır hislerin altından kalkmak istiyorum ama o bitmeyen yol buna izin vermiyor sanki.
kalbim acıyor. çok yoruldum işte...
çok...
nasıl desem... kendimi solmuş bir çiçek gibi hissediyorum. bir zamanlar canlı, renkli ve hayat dolu olan o çiçek, şimdi boynunu bükmüş, yaprakları kurumuş. sulansam da canlanmayacakmış, güneşi görsem de yeşermeyecekmiş gibi. sanki doğmayacak güneş gibi, sanki yeşermeyecek toprak gibi... o insanlar... etrafımdaki insanlar... onlarla ilgili düşündüğümde, onlara yük olduğumu, onları sıktığımı hissediyorum. gözlerindeki o yorgun ifadeyi ya da uzaklaşan adımları gördükçe, en iyisinin yalnız kalmak olduğuna inanıyorum. zaten çoğu zaman insansız bir hayatı yaşadığımı düşünüyorum. bir kalabalığın içinde bile yalnızlık, en yakın arkadaşım olmuş durumda. sanki görünmez bir fanusun içindeyim ve kimse oraya ulaşamıyor. çok kırılıyorum bu duruma. kırıldıkça, içime kapanıyorum. ve en kötüsü, her seferinde dönüp dolaşıp aynı yere geliyorum "bu benim hatamdı" diyorum. belki ben yanlış bir şey yaptım, belki benim enerjim fazla geldi, belki de ben doğru yerde değildim. bütün suçu, bütün ağırlığı omuzlarıma alıyorum. oysa taşıyamayacak kadar yoruldum artık.
gerçekten yoruldum çok. her şeyi taşımaktan, her şeyi anlamlandırmaya çalışmaktan, her seferinde yeniden ayağa kalkma çabasından... bu sonsuz koşuşturma, bu duygusal iniş çıkışlar beni bitirdi. bütün gücüm, bütün neşem elimden alınmış gibi. sadece dinlenmek, sadece bu ağır hislerin altından kalkmak istiyorum ama o bitmeyen yol buna izin vermiyor sanki.
kalbim acıyor. çok yoruldum işte...
çok...
devamını gör...
5310.
annemle girdiğim bazı diyaloglar fevkalade can sıkıcı. anne, ben çocuk değilim ben de biliyorum neyin ne olduğunu... sen bana aydınlanma yaşatmıyorsun ki daha çok üzüyorsun.
devamını gör...
5311.
"sen gittin ve herkes ölm..."
devamını gör...
5312.
birkaç hafta izin alsam, derdim tasam olmasa, hiçbir şey düşünmesem, telefonum çalmasa, kimse bir şey istemese, fm 26’da gençlerbirliği’ni alıp gittiği yere kadar götürsem…
devamını gör...
5313.
ne ara bu hale geldik? ne ara insan olmayı unuttuk? ne ara bu denli kendi dünyamıza döndük de kimseyi gözümüz görmedi.
az önce twitter'da gezerken şöyle bir tweet'e denk geldim :

bu bana şunu hatırlattı:
yeni yeni tanıdığım birinin ama aynı zamanda sevdiğim bir arkadaşımın "bana şimdiye kadar nasılsın diye sorulmadı ki. nasılsın diye sorunca bende sevdim..."
bunu kimseye yaşatmaya hakkımız var mı?
bir ebeveyn olarak, bir arkadaş olarak, kardeş olarak gerçekten bu kadar görmezden gelebilir miyiz?
bu kadar mı köreldi duygularımız?
ya bir insanı " nasılsın ?" sorusuna muhtaç etmek ne kadar doğru?
bakıyorum da hepimizin cevabı "iyiyim".
iyi miyiz gerçekten ?
yoksa o kelimenin derinliğine mi inmeliyiz.
üzmeyin be.
hayat hiçbirimiz içln kolay değil. daha fazla zorlaştırmayın.
nasılsın? demek zor olmamalı...
bu denli kapamayalım gözümüzü..
neyse, gece gece yine üzülecek bir şey buldum kendime. kendi derdim kendime yetmiyor çünkü.
ihtiyacı olan olmayan herkes için soruyorum bütün samimiyetimle nasılsınız?
hepiniz iyisinizdir inşallah ve her şey yolundadır.
güzellikler güzel insanlarla olsun...
ve sen kardeşim, çok kısa bir süredir hayatımdasın hep olduğun yerde çok mutlu ol olur mu?
her şey çok zor biliyorum ama güzellikler seninle olsun ... kalbine ferahlık ve çokça sevgi eklensin ...
bütün iyi dileklerimi bırakıyorum seni bulsun her daim.
az önce twitter'da gezerken şöyle bir tweet'e denk geldim :

bu bana şunu hatırlattı:
yeni yeni tanıdığım birinin ama aynı zamanda sevdiğim bir arkadaşımın "bana şimdiye kadar nasılsın diye sorulmadı ki. nasılsın diye sorunca bende sevdim..."
bunu kimseye yaşatmaya hakkımız var mı?
bir ebeveyn olarak, bir arkadaş olarak, kardeş olarak gerçekten bu kadar görmezden gelebilir miyiz?
bu kadar mı köreldi duygularımız?
ya bir insanı " nasılsın ?" sorusuna muhtaç etmek ne kadar doğru?
bakıyorum da hepimizin cevabı "iyiyim".
iyi miyiz gerçekten ?
yoksa o kelimenin derinliğine mi inmeliyiz.
üzmeyin be.
hayat hiçbirimiz içln kolay değil. daha fazla zorlaştırmayın.
nasılsın? demek zor olmamalı...
bu denli kapamayalım gözümüzü..
neyse, gece gece yine üzülecek bir şey buldum kendime. kendi derdim kendime yetmiyor çünkü.
ihtiyacı olan olmayan herkes için soruyorum bütün samimiyetimle nasılsınız?
hepiniz iyisinizdir inşallah ve her şey yolundadır.
güzellikler güzel insanlarla olsun...
ve sen kardeşim, çok kısa bir süredir hayatımdasın hep olduğun yerde çok mutlu ol olur mu?
her şey çok zor biliyorum ama güzellikler seninle olsun ... kalbine ferahlık ve çokça sevgi eklensin ...
bütün iyi dileklerimi bırakıyorum seni bulsun her daim.
devamını gör...
5314.
bir haftadır çok öfkeliyim sözlük
neye ve kime öfkeli olduğumu bilmiyorum
sadece tek bildiğim ben bu hale gelmeden önce çok sakin ve herşeyin bir oluru vardır diyip yoluma devam ediyordum
ama şimdi öfkem beni ele geçirdi olumlama yapamıyorum çevremdeki herkese zarar veriyorum
haklı olduğum zaman her zaman dimdik ayakta duran biriyken şimdi en ufak bir haksızlıkta yerle bir oluyorum...
umarım bir an önce geçer...
neye ve kime öfkeli olduğumu bilmiyorum
sadece tek bildiğim ben bu hale gelmeden önce çok sakin ve herşeyin bir oluru vardır diyip yoluma devam ediyordum
ama şimdi öfkem beni ele geçirdi olumlama yapamıyorum çevremdeki herkese zarar veriyorum
haklı olduğum zaman her zaman dimdik ayakta duran biriyken şimdi en ufak bir haksızlıkta yerle bir oluyorum...
umarım bir an önce geçer...
devamını gör...
5315.
bugün ona buna küfreden bir tane solcu nun küfürlü entryleri silin diye bir ağlamadığı kaldı.
yok kapınıza polis dayanacaklar yok bilmemneler ama nasıl biliyor musunuz? kazık kadar adam ergen gibi zırlıyor resmen.
yok kapınıza polis dayanacaklar yok bilmemneler ama nasıl biliyor musunuz? kazık kadar adam ergen gibi zırlıyor resmen.
devamını gör...
5316.
hep yokmuşum bugün de olmasam olur gibi hissediyorum bazen o kadar bitmiş hissediyorum ki
tam yeşerecekken fırtınada kopan bir çiçek gibiyim. toprağın sıcaklığını hatırlıyorum ama köklerim artık orada değil. güneşin doğmasını beklerken bulutların ağırlığı altında nefesim daralıyor. her şey neredeyse olacakmış gibi. sanki bir adım sonra başlayacakmış gibi. ama olmuyor. hep bir şey eksik kalıyor. hep bir şey yarıda kesiliyor
yönümü bulacak gibi oluyorum bazen
uzakta bir ışık beliriyor, kalbim oraya doğru yürümek istiyor sonra gece bastırıyor. bir anda her şey kararıyor. adımlarım yavaşlıyor, sanki dünya uyuyor ve ben uyanık kalmaya mecburum.
yorgunum
sanki bitmekte olan bir şarkının son notasına tutunuyorum. içimde yankılanan her ses susmak istiyor sonra diyorum ki bir yanıma otursa sevdiğim adam sadece sessizce, konuşmadan... omzunda uyusam. rüyamda bile aramadığım bir huzuru orada bulsam,farkedilmek istiyorum. bir gözün bana bakarken duraksamasını, bir kalbin adımı hatırlamasını hatta belki sessizliğimin bile bir anlam taşımasını. ama her şey sessiz ve her şey uzak. sanki ben olmamışım gibi sanki hiç olmamışım gibi ve yine de bekliyorum belki bir rüzgar eksik yerime döner. belki bir sabah bulutlar dağılır. belki bir bakış beni hatırlar. belki bir kez daha yeşeririm.
ve belkide nefes almak için can atıp geceler bitmesin isteyeceğim
hatta şey belki yine sevebilirim
hühhhh biee
tam yeşerecekken fırtınada kopan bir çiçek gibiyim. toprağın sıcaklığını hatırlıyorum ama köklerim artık orada değil. güneşin doğmasını beklerken bulutların ağırlığı altında nefesim daralıyor. her şey neredeyse olacakmış gibi. sanki bir adım sonra başlayacakmış gibi. ama olmuyor. hep bir şey eksik kalıyor. hep bir şey yarıda kesiliyor
yönümü bulacak gibi oluyorum bazen
uzakta bir ışık beliriyor, kalbim oraya doğru yürümek istiyor sonra gece bastırıyor. bir anda her şey kararıyor. adımlarım yavaşlıyor, sanki dünya uyuyor ve ben uyanık kalmaya mecburum.
yorgunum
sanki bitmekte olan bir şarkının son notasına tutunuyorum. içimde yankılanan her ses susmak istiyor sonra diyorum ki bir yanıma otursa sevdiğim adam sadece sessizce, konuşmadan... omzunda uyusam. rüyamda bile aramadığım bir huzuru orada bulsam,farkedilmek istiyorum. bir gözün bana bakarken duraksamasını, bir kalbin adımı hatırlamasını hatta belki sessizliğimin bile bir anlam taşımasını. ama her şey sessiz ve her şey uzak. sanki ben olmamışım gibi sanki hiç olmamışım gibi ve yine de bekliyorum belki bir rüzgar eksik yerime döner. belki bir sabah bulutlar dağılır. belki bir bakış beni hatırlar. belki bir kez daha yeşeririm.
ve belkide nefes almak için can atıp geceler bitmesin isteyeceğim
hatta şey belki yine sevebilirim
hühhhh biee
devamını gör...
5317.
din konusunda öyle bir noktaya sıkışıp kaldım ki, ileri de gidemiyorum. geriye de.
devamını gör...
5318.
kendini geliştirmiş, daha az geliştirmiş, ama sonuç itibariyle kim ve ne olurlarsa olsunlar, "kendi düşünceme göre" allah'ın aciz ve garip kulları karşısında kendimi keyifsiz, güçsüz, zayıf, huzursuz hissediyorum.
utangaçlık, sıkılganlık, kendine güvensizlik.. var işte öyle bir şeyler. ister yakın ister uzak, tanıdık veya yabancı... kaçmak için fırsat kollarım. yolda birine denk gelsem nereden çıktı bu şimdi deyip huzursuz olurum.
iletişim gerektiren her şey bir sıkıntı ve huzursuzluk sebebi ruhumda. asla rahat değilim insanların arasında.
hınca hınç dolu ve uğultulu bir alışveriş merkezinde bazı insanların hissedebilecekleri huzursuzluğa benziyor. çıkış kapısına gidiyor ayaklarım. hep kaçmak arzusu. bir zamanlar normal görünen şeyler artık normal gibi gelmiyor.
utangaçlık, sıkılganlık, kendine güvensizlik.. var işte öyle bir şeyler. ister yakın ister uzak, tanıdık veya yabancı... kaçmak için fırsat kollarım. yolda birine denk gelsem nereden çıktı bu şimdi deyip huzursuz olurum.
iletişim gerektiren her şey bir sıkıntı ve huzursuzluk sebebi ruhumda. asla rahat değilim insanların arasında.
hınca hınç dolu ve uğultulu bir alışveriş merkezinde bazı insanların hissedebilecekleri huzursuzluğa benziyor. çıkış kapısına gidiyor ayaklarım. hep kaçmak arzusu. bir zamanlar normal görünen şeyler artık normal gibi gelmiyor.
devamını gör...
5319.
öylesine açıklamaya muhtaç olmayan bir hayat ki ve bizler öylesine sebepsiz yere doğup ölüyoruz ki, kapıldığımız bu acele etme hevesi muhakkak ki ölüme yakın bir geçmişte pişmanlıkla hatırlayacağımız yaşanmışlıklar rafında bizi bekliyor olacak.
oh be. uzun zamandır şu seviyede saçmalamıyordum.
oh be. uzun zamandır şu seviyede saçmalamıyordum.
devamını gör...
5320.
teşekkürler hayat deyip gidesim var ama içimdeki 21 gramlık mücadeleci ruh nereye ya falan dediği için takılıyorum.
bir odundan farksızım herhangi duygu durumu değişikliği yok sadece sevişirken sonunda zevk alıyorum.
bir odundan farksızım herhangi duygu durumu değişikliği yok sadece sevişirken sonunda zevk alıyorum.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar
karalama
2
