normal sözlük yazarlarının karalama defteri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
başlık "makedonyalı" tarafından 08.11.2020 16:43 tarihinde açılmıştır.
5301.
(iş ortamındayız) yanımdaki arkadaş dizi izlemekten biraz sıkılsa da çalışmaya da başlasa keşke
devamını gör...
5302.
martin eden öldü. içime geçmek bilmeyen bir hüzün çöktü. daha da kötüsü tarif dahi edemeyeceğim binbir duygu ve acıyla başabaşa kaldım.
devamını gör...
5303.
biliyorum ki zaman zaman geçmişi açıp okuyacağım. bu yüzden bu hesabı bazen kişisel hesabım olarak görüyorum.
bugün bir kardesimle buluştuk.ne zamandır görüşelim diyorduk nasip olmuyordu. emek harcadığım kafası karışık bir kardeşimdi. sağolsun o da abiligimizin kıymetini biliyor, zamanla anlıyor ve olgunlaşiyor. bir genç kızı hatalardan kurtarmak iyi şeydir.
bugün bana içten bir soru sordu. dümdüz cevap verdim. sonra da cevabımin açıklığına şaşırdım.bunu not almak istiyorum.
"abi neden evlenmiyorsun?30 yaş olan tüm kadinlar evlilik diye ortalıkta" dedi.
" insanın hayattaki tecrübelerine göre tercihleri değişiyor. eskiden sevgisinden kaynaklı saygı duymayanla evlenmem derdim. şimdi bakıyorum herkes neyin var diye bakıyor." dedim.
arada girdi kardeş,"haklılar abi.benim date günde 12 saat çalışıyor, benim gibi gezemez.ikinci görüşmeden vazgeçtim.mesela benim kuzen de arabası olmayanla bir daha olmam diyor." dedi.
sanırım bu sözden sonra gaza geldim.
"kardeşim dedim, tam da bu yüzden emek harcamadan hazıra gelecekle sıkıntı yaşama ihtimalim olabilir. madem ki mal mülkle kapı açılıyor önünüzdeki sene malımı yerine koyar,suriyeli alırım. konu güç ise en mantıklısı" dedim.
"o da kötü be abi" dedi.
dedim düşün bir.
mantıklı dedi.
nerden nereye.kendime şaşırdım. gerçekten de insanın başına gelenler yapacaklarını ve rasyonelligini değiştiriyor.
bu da benim hayatımdan anekdot olsun.
ha bir de iş yormuş beni,öyle dedi.dogru tespit.bunun farkındaydim. az kaldı, değişim 2026 temmuzda.
bugün bir kardesimle buluştuk.ne zamandır görüşelim diyorduk nasip olmuyordu. emek harcadığım kafası karışık bir kardeşimdi. sağolsun o da abiligimizin kıymetini biliyor, zamanla anlıyor ve olgunlaşiyor. bir genç kızı hatalardan kurtarmak iyi şeydir.
bugün bana içten bir soru sordu. dümdüz cevap verdim. sonra da cevabımin açıklığına şaşırdım.bunu not almak istiyorum.
"abi neden evlenmiyorsun?30 yaş olan tüm kadinlar evlilik diye ortalıkta" dedi.
" insanın hayattaki tecrübelerine göre tercihleri değişiyor. eskiden sevgisinden kaynaklı saygı duymayanla evlenmem derdim. şimdi bakıyorum herkes neyin var diye bakıyor." dedim.
arada girdi kardeş,"haklılar abi.benim date günde 12 saat çalışıyor, benim gibi gezemez.ikinci görüşmeden vazgeçtim.mesela benim kuzen de arabası olmayanla bir daha olmam diyor." dedi.
sanırım bu sözden sonra gaza geldim.
"kardeşim dedim, tam da bu yüzden emek harcamadan hazıra gelecekle sıkıntı yaşama ihtimalim olabilir. madem ki mal mülkle kapı açılıyor önünüzdeki sene malımı yerine koyar,suriyeli alırım. konu güç ise en mantıklısı" dedim.
"o da kötü be abi" dedi.
dedim düşün bir.
mantıklı dedi.
nerden nereye.kendime şaşırdım. gerçekten de insanın başına gelenler yapacaklarını ve rasyonelligini değiştiriyor.
bu da benim hayatımdan anekdot olsun.
ha bir de iş yormuş beni,öyle dedi.dogru tespit.bunun farkındaydim. az kaldı, değişim 2026 temmuzda.
devamını gör...
5304.
ruhum halim bozuk plakda dönüp duran bir şarkı .
devamını gör...
5305.
bugün tam 5 yıl oldu..
19 kasım 2020, asla unutamayacağım bir tarih.. o gün beni derinden etkileyen bir kayıp yaşadım, unutmak mümkün mü?
o zorlu günler daha dün gibi aklımda. hiç unutmuyorum, sürekli rahatsız edici ölçüde yaşadığım travmayı hatırlar, geceleri ağlar, uykularımdan uyanırdım. söylemek istediğimi anlatan şarkılar dinleyerek acımı hafifletmeye çalışsam da olmuyordu.. üstelik corona virüsü dönemiydi ve bu nedenle daha da zorlanmıştım.
onu hatırlatan hiçbir şeyi görmeye dayanamazdım. anısı olan yerden geçmemek için kaç defa yolumu uzattığımı hatırlıyorum. bir sokak vardı, bazen yolumun üzerinde olsa bile sırf oradan geçmemek için etrafından dolanır, yolumu değiştirir, o yerden hiçbir şekilde geçmek istemez, geçmek zorunda kaldığımda ise kendimi kötü hissederdim.. artık böyle hissetmesem de hala o sokaktan geçtiğimde o zamanları hatırlarım.. bir şarkı vardı kötü anılar hatırlatan, nefret edecek hale gelmiştim, eskiden severek ve büyük bir istekle dinlerken artık dinleyemez olmuştum, dinlesem bile keyif alamazdım, müzik dinlerken denk geldiğinde dinlemeden değiştirirdim, duymaya tahammül bile edemezdim. sevdiğim şeylerden, eskiden büyük bir ilgi ve istekle yaptığım şeylerden bile keyif alamazdım, anhedoni deniyormuş buna.
çevremdeki insanlardan yardım istesem de, onlar bu süreçte bana ne yazık ki destek değil, köstek oldu. sonuçta benim yaşadığım acıyı başkası benim kadar iyi anlayamazdı, ancak en azından yardımcı olup çözüm üretmeyi seçebilirlerdi. yine de onlar derdimi önemsemeyip işine geldiği gibi davranmayı seçti. ben de çareyi psikoloğa gitmekte buldum.
ilk olarak devlet hastanesinde psikiyatriste gitmeyi denemiştim. ama nafile.. hepsinde de doktor yerine asistanı baktı. biri kısa bir dinleyip gönderdi, ilaç bile yazmadı, biri "zaten tegretol * kullanıyorsunuz, o iyi gelir" diyip gönderdi, biri ise çok az bir dinlemeyle ilaç yazdı, fakat çok ilgili gelmediği için güvenemedim ve verdiği ilacı alamadım. ilaçtan çok konuşmaya, psikoloğa gitmeye ihtiyacım vardı, ancak beni psikoloğa yönlendirmelerini rica ettiğimde de kabul etmediler. hatta biri benimle dalga bile geçti: "hayatta bazen böyle şeyler olabiliyor. demek ki böyle bir şey olması gerekiyormuş." bu sözler benim çok kalbimi kırdı.. devlet hastanesinde iyi bir hizmet alamamıştım. ancak içimde hala bir ümit vardı. özele gitmeye karar verdim, bir psikolog da buldum, ancak durumum sıkışıktı. buna rağmen iyi geleceğine emindim ve parasını önemsemeyip ona gitmeye başladım. pişman da olmadım, çünkü gerçekten işe yaradı ve daha iyi hissetmeye başladım..
o dönemde yaşadıklarımı daha iyi anlatabilmek için yazmıştım. geçen sene bu zamanlar, yazdıklarım karşıma çıkmış ve hiç düşünmeden okumak gibi bir hata yapmıştım. okumaz olaydım! çünkü bana kötü geldi ve depreşmeye başladı. okurken kendimi çok kötü hissettim, sanki o anları yaşar gibiydim. daha sonra ise sürekli olarak o zamanlardaki sorunlarımı hatırlamaya ve daha çok düşünmeye başlamıştım. ama asıl patlak verdiği gün travma yıldönümüm olan 19 kasım, yani geçen sene bugündü. o gün hissettiğim duyguları çok iyi hatırlıyorum.. böyle olacağını bilsem okumazdım.
artık eskisi kadar acıtmıyor ama yaşadıklarımın hala az da olsa bir izi kaldı. belki artık anısı olan sokaklardan geçebiliyor, o şarkıyı dinleyebiliyor, o zamanları hatırladığımda bile eskisi kadar üzülmüyorum fakat yine de hiç bir şey tam anlamıyla geçmiyor..
19 kasım 2020, asla unutamayacağım bir tarih.. o gün beni derinden etkileyen bir kayıp yaşadım, unutmak mümkün mü?
o zorlu günler daha dün gibi aklımda. hiç unutmuyorum, sürekli rahatsız edici ölçüde yaşadığım travmayı hatırlar, geceleri ağlar, uykularımdan uyanırdım. söylemek istediğimi anlatan şarkılar dinleyerek acımı hafifletmeye çalışsam da olmuyordu.. üstelik corona virüsü dönemiydi ve bu nedenle daha da zorlanmıştım.
onu hatırlatan hiçbir şeyi görmeye dayanamazdım. anısı olan yerden geçmemek için kaç defa yolumu uzattığımı hatırlıyorum. bir sokak vardı, bazen yolumun üzerinde olsa bile sırf oradan geçmemek için etrafından dolanır, yolumu değiştirir, o yerden hiçbir şekilde geçmek istemez, geçmek zorunda kaldığımda ise kendimi kötü hissederdim.. artık böyle hissetmesem de hala o sokaktan geçtiğimde o zamanları hatırlarım.. bir şarkı vardı kötü anılar hatırlatan, nefret edecek hale gelmiştim, eskiden severek ve büyük bir istekle dinlerken artık dinleyemez olmuştum, dinlesem bile keyif alamazdım, müzik dinlerken denk geldiğinde dinlemeden değiştirirdim, duymaya tahammül bile edemezdim. sevdiğim şeylerden, eskiden büyük bir ilgi ve istekle yaptığım şeylerden bile keyif alamazdım, anhedoni deniyormuş buna.
çevremdeki insanlardan yardım istesem de, onlar bu süreçte bana ne yazık ki destek değil, köstek oldu. sonuçta benim yaşadığım acıyı başkası benim kadar iyi anlayamazdı, ancak en azından yardımcı olup çözüm üretmeyi seçebilirlerdi. yine de onlar derdimi önemsemeyip işine geldiği gibi davranmayı seçti. ben de çareyi psikoloğa gitmekte buldum.
ilk olarak devlet hastanesinde psikiyatriste gitmeyi denemiştim. ama nafile.. hepsinde de doktor yerine asistanı baktı. biri kısa bir dinleyip gönderdi, ilaç bile yazmadı, biri "zaten tegretol * kullanıyorsunuz, o iyi gelir" diyip gönderdi, biri ise çok az bir dinlemeyle ilaç yazdı, fakat çok ilgili gelmediği için güvenemedim ve verdiği ilacı alamadım. ilaçtan çok konuşmaya, psikoloğa gitmeye ihtiyacım vardı, ancak beni psikoloğa yönlendirmelerini rica ettiğimde de kabul etmediler. hatta biri benimle dalga bile geçti: "hayatta bazen böyle şeyler olabiliyor. demek ki böyle bir şey olması gerekiyormuş." bu sözler benim çok kalbimi kırdı.. devlet hastanesinde iyi bir hizmet alamamıştım. ancak içimde hala bir ümit vardı. özele gitmeye karar verdim, bir psikolog da buldum, ancak durumum sıkışıktı. buna rağmen iyi geleceğine emindim ve parasını önemsemeyip ona gitmeye başladım. pişman da olmadım, çünkü gerçekten işe yaradı ve daha iyi hissetmeye başladım..
o dönemde yaşadıklarımı daha iyi anlatabilmek için yazmıştım. geçen sene bu zamanlar, yazdıklarım karşıma çıkmış ve hiç düşünmeden okumak gibi bir hata yapmıştım. okumaz olaydım! çünkü bana kötü geldi ve depreşmeye başladı. okurken kendimi çok kötü hissettim, sanki o anları yaşar gibiydim. daha sonra ise sürekli olarak o zamanlardaki sorunlarımı hatırlamaya ve daha çok düşünmeye başlamıştım. ama asıl patlak verdiği gün travma yıldönümüm olan 19 kasım, yani geçen sene bugündü. o gün hissettiğim duyguları çok iyi hatırlıyorum.. böyle olacağını bilsem okumazdım.
artık eskisi kadar acıtmıyor ama yaşadıklarımın hala az da olsa bir izi kaldı. belki artık anısı olan sokaklardan geçebiliyor, o şarkıyı dinleyebiliyor, o zamanları hatırladığımda bile eskisi kadar üzülmüyorum fakat yine de hiç bir şey tam anlamıyla geçmiyor..
devamını gör...
5306.
biliyorum... kalbimde yanan ateşi söylediğim hanımcılık türküleri söndürecek..
nasıl büyüttüyse sevdamı öyle götürecek onu benden... beni kurtaracak..
gün gelecek hiç yanmamış gibi hissedeceğim ben de.
nasıl büyüttüyse sevdamı öyle götürecek onu benden... beni kurtaracak..
gün gelecek hiç yanmamış gibi hissedeceğim ben de.
devamını gör...
5307.
az evvel telefon caldı. korkarak alo dedim tanımadigim sese. her sey iyi, sen merak etme gibi bi cümle bekliyodum ama oyle demedi. desin istedim, cok istedim ama demedi.
hicbir sey olmasi gerektigi gibi degil. ne yapacağimi bilmiyorum. silktigim ucagi rekor bir rotar yapti ve istanbula bile dönemiyorum. sinir krizleri geciriyorum got kadar odada.
hayatimda iki uc an vardir ne yapacagimi bilemedigim, tam olarak onlardan birini yasiyorum su an.
hicbir sey olmasi gerektigi gibi degil. ne yapacağimi bilmiyorum. silktigim ucagi rekor bir rotar yapti ve istanbula bile dönemiyorum. sinir krizleri geciriyorum got kadar odada.
hayatimda iki uc an vardir ne yapacagimi bilemedigim, tam olarak onlardan birini yasiyorum su an.
devamını gör...
5308.
saldım artık.
devamını gör...
5309.
bugün yeniden yeni bir başlangıç yapıyorum. yeni insanlarla tanışmak farklı bir yerin düzenine alışmak öyle gözümde büyüyor ki üff yani. hemen bitip gitsin şu 15 gün çöplüğüme geri döneyim.
devamını gör...
5310.
bu sıralar güzel giden bir ilişkim var. gelecek düşündüğümüz bir ilişki... o çok pozitif ve sürekli hayatın tadını çıkaran biri olmasına karşın ben sürekli geleceği düşünmekten ve yaşamadan olumsuz ihtimalleri kendi içimde yaşamaktan en güzel anımıza bile odaklanamıyorum. bunun en önemli sebebi aynı kültürlerden gelmemize rağmen aile hayatlarımızın ve dolayısıyla kendi hayatlarımızın da birbirinden farklı olması... açık konuşmak gerekirse ailemin vereceği tepkiden ve bizi onaylamamalarından korkuyorum. keza onun ailesi de aynı şekilde düşünebilir... ne yazık ki benim ailem oldukça klasik bir aile öyle her kafamıza eseni yapamıyoruz ve herkes değil ama bazı insanların görünüşlerine ön yargılı davranabiliyorlar... ama onun ailesi çok rahat ve serbest bir aile. tahmin edersiniz ki az çok bizim gibi ailelere ters gelen bir takım davranışları, görünüşleri ve alışkanlıkları olabiliyor. hayatımdaki insan olgun ve düzgün biri bana kendimi özel hissettiriyor ama bu ailem için yeterli gelmeyecek diye çok korkuyorum. belki o değil ama ailesinden hoşlanmayacaklar diye ödüm kopuyor. ha diyeceksiniz ki neden o zaman ailesine de bakmadın? kendi çapınızda belki haklısınız ama şöyle düşünün kim sevdiği kişiyi bulurken ailesini umursuyor? nereden emin olabiliriz ki, hem seveceğimiz hem de ailesi birebir ailemize uyan biri olup olmadığını... ayrıca asla dört dörtlük ve mükemmel olamaz böyle şeyler... çünkü biz insanız ve herkes kendine özgü. önemli olan insan olmak ve birbirine saygı, sevgi göstermek. ama bunu aileme hele ki babama anlatmak çok zor... tamam benim için en iyisini ve mutluluğumu istiyor ama kolay kolay kimseyi de beğenmiyor. çok sert biri ve bazen olay çıkarabiliyor. yani ne yapacağımı şaşırmış durumdayım. işin içinden çıkamıyorum bir türlü. bu tarz şeylerin erken olduğunun farkındayım ama hayatımı birleştirmek istediğim insanı ve ailesini benim ailemin de sevmesini istiyorum. çok şey değil en azından bir kez olsun ileride bir tanışsınlar istiyorum. kafamdaki senaryo hiç iç açıcı görünmüyor. ama şurada büyük bir gerçek var ki ben bu adamı seviyorum. vazgeçmek te istemiyorum. siz olsanız ne yapardınız? nasıl bir yol izlerdiniz?
devamını gör...
5311.
her defasında çok iyi bildiğim halde aynı hataları yapıyorum.. sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yermiş *, ancak ben nedense hep o sütü içmeye devam ediyorum. ah benim akılsız başım..
devamını gör...
5312.
**merhaba, ben nur
baya oldu uğramıyordum buralara; sanki zamanın kıyısında bir yerde kendimi bırakmışım da geri dönmeye cesaret edememişim. şimdi hafızamın kapısını aralamak, kendimi yoklamak ve hatırlamak için yazıyorum bu birkaç satırı. ‘nasılsın?’ dersen… iyiyim; herkes kadar ve herkes gibi. ne uçlarda bir şey oldu hayatımda ne de bana büyük, sarsıcı bir hikâye getirdi hayat.
günler ardı ardına su gibi akıp gidiyor; ben de o akışın ritmine tutunmuş bir yolcu gibiyim. bak mesela, dün az önce bugündü; yarınsa daha yaşanmadan dünün rafına kaldırılacak. hayat, tempolu ama sakin bir yürüyüş… ne koşacak kadar aceleci, ne duracak kadar müsait. asıl mühim olan, bu yürüyüşün içinde gerçekten yaşadığını hissedebilmek. bunu fark ettiğim gün, yine oturur, uzun uzun bir hasbihal ederiz.
ve bir gün unuttuğum kendim olursa… bil ki, kendimi yeniden bulmak için yine bu satırlara döneceğim.”**
baya oldu uğramıyordum buralara; sanki zamanın kıyısında bir yerde kendimi bırakmışım da geri dönmeye cesaret edememişim. şimdi hafızamın kapısını aralamak, kendimi yoklamak ve hatırlamak için yazıyorum bu birkaç satırı. ‘nasılsın?’ dersen… iyiyim; herkes kadar ve herkes gibi. ne uçlarda bir şey oldu hayatımda ne de bana büyük, sarsıcı bir hikâye getirdi hayat.
günler ardı ardına su gibi akıp gidiyor; ben de o akışın ritmine tutunmuş bir yolcu gibiyim. bak mesela, dün az önce bugündü; yarınsa daha yaşanmadan dünün rafına kaldırılacak. hayat, tempolu ama sakin bir yürüyüş… ne koşacak kadar aceleci, ne duracak kadar müsait. asıl mühim olan, bu yürüyüşün içinde gerçekten yaşadığını hissedebilmek. bunu fark ettiğim gün, yine oturur, uzun uzun bir hasbihal ederiz.
ve bir gün unuttuğum kendim olursa… bil ki, kendimi yeniden bulmak için yine bu satırlara döneceğim.”**
devamını gör...
5313.
gözle görülmeyen bağcıklar var etrafımda bağlanmış şekilde yaşıyorum bu hayatı
bazı halkalar demirden, onlar etime yerleşmiş.
söküp atamıyorum.
esaretinden kurtulamıyorum.
birazda, ucunu tanıştığım her insanın yakalamak istediği iplerden atılı üstümde
beni tanımayan insanlar istiyorum artık
kendimi onlar la daha iyi tanıdım.
iyi insanmışım ben..
bazı halkalar demirden, onlar etime yerleşmiş.
söküp atamıyorum.
esaretinden kurtulamıyorum.
birazda, ucunu tanıştığım her insanın yakalamak istediği iplerden atılı üstümde
beni tanımayan insanlar istiyorum artık
kendimi onlar la daha iyi tanıdım.
iyi insanmışım ben..
devamını gör...
5314.
merhaba, sevgili günlüğüm... günlükten çok best kankam...
çok oldu değil mi yazmayalı? içten içe ne kadar çok yazmak istediğini biliyorum, sadece buna cesaretin yok. bazen bazı şeyleri yazmak güç olsa gerek.
şu sıralar hissettiklerini kaleme almaya gücün yok...
çok şey yazmak isterdim ama kötü bir şey yazmayacağım bugün.
buraya üye olurken sözlük hakkında pek bir bilgim yoktu. pek değil, hiç bilgim yoktu.
rastgele bir reklama denk gelip öylesine üye olmuştum.
yazmayı seviyordum, iyi geliyordu ama bu ortamı hayal etmemiştim, yalan yok.
hatta ilk üye olduğumda "nasıl saçma bir uygulama" deyip kapatmıştım da.
aradan bir süre geçtikten sonra tekrar reklam çıktı karşıma. (sözlük iyi çalışmış.)
neyse dedim, bir daha açayım. açma sebebim tamamen kitap kazanmak bu arada.
her neyse, anlamaya çalışırken birazcık ne olduğunu da öğrenmiş oldum.
eminim ki bilmediğim bir sürü saçma sapan şeyi vardır.
öylesine kullandığım, ciddiye alabilecek bir ortam değildi.
sonra bir dönemin içine girdim... o dönemde burada çok vardım zaten.
kendim için kullanmaya başladım, yazıyordum, paylaşıyordum falan iyi geliyordu yazmak.
ilk üye olduğumda çok yazan vardı, galiba yeniyim diyeydi.
şimdi yaşlandık, bir esprimiz kalmadı, yazan yok.
sonra bir gece ansızın tatlı bir yazarla yolum kesişti (bkz: bezbebeknana). o gün öylesine attığım mesaj bugün hangi noktaya taşımış?
tahminimin çok ötesinde...
o kadar güzel şeyler yazmış ki...#3806130 uzun zamandır bu kadar iyi hissetmemiştim... teşekkürler güzel kız.
gerçekten güzel insanlar var... sadece ben bir tık huysuz biriyim o yüzden anlaşamıyorum.
yoksa gerçekten iyileri var...
hiç tanımadığı birine her şeyini açabilecek insanlar var... güzel insanlarla güzelleşiyor...
bazen prenses gibi hissettim burda , bazen elinden çikolatası alınmış küçük bir kız çocuğu gibi... bazen elimi tuttular, bazen tebessüm ettirdiler, bazen destek oldular... hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim...
çok kıymetli neden biliyor musunuz? bazılarınız hakkımda hiçbir şey bilmiyor, bilmemesine rağmen elinden geleni esirgemiyor...
her neyse...
teşekkürler sözlük her şey için...
yoluma güzel insanlar çıkardığın için
..
hep öyle olması ümidi ile...
çok oldu değil mi yazmayalı? içten içe ne kadar çok yazmak istediğini biliyorum, sadece buna cesaretin yok. bazen bazı şeyleri yazmak güç olsa gerek.
şu sıralar hissettiklerini kaleme almaya gücün yok...
çok şey yazmak isterdim ama kötü bir şey yazmayacağım bugün.
buraya üye olurken sözlük hakkında pek bir bilgim yoktu. pek değil, hiç bilgim yoktu.
rastgele bir reklama denk gelip öylesine üye olmuştum.
yazmayı seviyordum, iyi geliyordu ama bu ortamı hayal etmemiştim, yalan yok.
hatta ilk üye olduğumda "nasıl saçma bir uygulama" deyip kapatmıştım da.
aradan bir süre geçtikten sonra tekrar reklam çıktı karşıma. (sözlük iyi çalışmış.)
neyse dedim, bir daha açayım. açma sebebim tamamen kitap kazanmak bu arada.
her neyse, anlamaya çalışırken birazcık ne olduğunu da öğrenmiş oldum.
eminim ki bilmediğim bir sürü saçma sapan şeyi vardır.
öylesine kullandığım, ciddiye alabilecek bir ortam değildi.
sonra bir dönemin içine girdim... o dönemde burada çok vardım zaten.
kendim için kullanmaya başladım, yazıyordum, paylaşıyordum falan iyi geliyordu yazmak.
ilk üye olduğumda çok yazan vardı, galiba yeniyim diyeydi.
şimdi yaşlandık, bir esprimiz kalmadı, yazan yok.
sonra bir gece ansızın tatlı bir yazarla yolum kesişti (bkz: bezbebeknana). o gün öylesine attığım mesaj bugün hangi noktaya taşımış?
tahminimin çok ötesinde...
o kadar güzel şeyler yazmış ki...#3806130 uzun zamandır bu kadar iyi hissetmemiştim... teşekkürler güzel kız.
gerçekten güzel insanlar var... sadece ben bir tık huysuz biriyim o yüzden anlaşamıyorum.
yoksa gerçekten iyileri var...
hiç tanımadığı birine her şeyini açabilecek insanlar var... güzel insanlarla güzelleşiyor...
bazen prenses gibi hissettim burda , bazen elinden çikolatası alınmış küçük bir kız çocuğu gibi... bazen elimi tuttular, bazen tebessüm ettirdiler, bazen destek oldular... hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim...
çok kıymetli neden biliyor musunuz? bazılarınız hakkımda hiçbir şey bilmiyor, bilmemesine rağmen elinden geleni esirgemiyor...
her neyse...
teşekkürler sözlük her şey için...
yoluma güzel insanlar çıkardığın için
..
hep öyle olması ümidi ile...
devamını gör...
5315.
insanın hayatında ne çok şey oluyor
bazen de hiçbir şey olmuyor ama etrafta o kadar çok şey oluyor ki kalakalıyor insan
durup düşünmeye çok zaman var ama her şey hızlıca akıp da gidiyor
hayatın ellerinden mi kayıyor yoksa yalnızca hızlı bir dünya mi emin olamıyorsun hiç
bir şeylerden emin olmak da zor zaten, artık çok seçenek var
iyiliklerden iyilik kötülüklerden kötülük beğenebiliyorsun
her şey parlıyor ama renk yok-ki ne tuhaf
ve yine ne tuhaftır çok insan var ruh ise sayılı
her şeyden önce nefes sayılı ama belki bilim ilerler
ne farkeder zaten her şey aynı şeye benziyor
bazen de hiçbir şey olmuyor ama etrafta o kadar çok şey oluyor ki kalakalıyor insan
durup düşünmeye çok zaman var ama her şey hızlıca akıp da gidiyor
hayatın ellerinden mi kayıyor yoksa yalnızca hızlı bir dünya mi emin olamıyorsun hiç
bir şeylerden emin olmak da zor zaten, artık çok seçenek var
iyiliklerden iyilik kötülüklerden kötülük beğenebiliyorsun
her şey parlıyor ama renk yok-ki ne tuhaf
ve yine ne tuhaftır çok insan var ruh ise sayılı
her şeyden önce nefes sayılı ama belki bilim ilerler
ne farkeder zaten her şey aynı şeye benziyor
devamını gör...
5316.
güneş hattinden fazla sıcak bugün , insanlar kesmeyi unuttuğu ağaçların gölgelerini hırsla arıyor
caddelere düşen kurumuş yapraklar sonbaharın son habercisi
elinde süpürge adım adım dolaşan mavi giysili bir adam süpürüyor bu yolları
caddelere düşen kurumuş yapraklar sonbaharın son habercisi
elinde süpürge adım adım dolaşan mavi giysili bir adam süpürüyor bu yolları
devamını gör...
5317.
her şeyin değil bazı saatlerin, günlerin güzel olacağı, güzel kelimesini ilk defa alelade söylettirmeyecek bir yıl diliyorum. sadece güzel anlara ihtiyacım var bunu biliyorum ama öyle sıradan huzurlu anlara değil dönüp baktığımda eski benin güzel parçalarını içimde yeniden yeşertip yaratmak isteyeceğim anlar... yaratımı istiyorum ben yaratmanın bedenim ve benliğimdeki tezahürünü tüm gücüyle yaşamak istiyorum. yaratmak istiyorum. birilerinin o yüksek mertebeye ulaşmak olarak gördüğü kusurlu ama gerçek eseri ortaya koymak istiyorum. o eser olmak istiyorum. sevilmenin tasvirini hangi dilde kaç farklı şekilde öğrenirsem sevebilirim bilmiyorum. bu yüzden öğrenmek değil arzuladığım nesnenin olmak ve ulaşmak istediği versiyonlarını dönerboşluğumda deneyimlemek istiyorum. kelimelerin çok anlamlılıktan anlamını yitirdiği noktada suskunluğun rahatlığını hatırlatan bir adam tanımak istiyorum. sevince değil sevmeden değil seviyorken; bir şeyler devam ediyorken ben olmak, aynı zamanda ben olmaya doğru adımlar atabildiğimden seviyor olabilmek istiyorum. zihnimi ağrıtan ve yavaş yağmur damlaları şeklinde kendini hissettiren usul düşüncelerimi benimsemek, benimsemenin rahatsızlığına duyduğum öfkeyi dönüştürmek istiyorum. hiçbir şeyi yok etmek istemiyorum. kokuşmuşlukların üstünü kapatan hiçbir örtüyü de istemiyor ve hepsini bedenimin kapalı kutularına atmak istiyorum. sever gibi denemek istiyorum.olmak istiyorum. olur gibi olmak korkutucu,zihnime sancı kaynağı.
iktidarımın silik baskısı altında kimlik yoksunluğu yaşamakla olur gibi olmaktansa hakkını vermiş bir olmayış, ol(a)mayış,(yok)oluş çok daha takdirimi hak ediyor aklımın nezdinde. ben bazen de azalıyorum. o öz sıvı dökülüyor içimden ama öyle yavaş bir hareketlilik içinde dökülüyor ki ıslanan zemin görünmez oluyor ta ki azaldığımı içimin aynalarında görene kadar. o gördüğüm an ise düşemiyorum. kayıyorum defalarca ama varlığım öyle güçlü bir bariyer kuruyor ki düşmüyorum,düşemiyorum. düştüğümdeki kazançlarımı merak ediyor, kaybettirdiklerini anlatan sözleri benimsemeye çalışıyorum. sonra ise benimseme işine dair beceriksizliğimi sözleri geçiştirişimden anlıyorum. yine de, her şeye rağmen neden hala el sallıyorum ihtimallerin büyüsüne? çırılçıplak bir gerçeklik ve ben yine giyiniyorum
yazıp silmiştim, tekrar vazgeçtim kalsın burada
iktidarımın silik baskısı altında kimlik yoksunluğu yaşamakla olur gibi olmaktansa hakkını vermiş bir olmayış, ol(a)mayış,(yok)oluş çok daha takdirimi hak ediyor aklımın nezdinde. ben bazen de azalıyorum. o öz sıvı dökülüyor içimden ama öyle yavaş bir hareketlilik içinde dökülüyor ki ıslanan zemin görünmez oluyor ta ki azaldığımı içimin aynalarında görene kadar. o gördüğüm an ise düşemiyorum. kayıyorum defalarca ama varlığım öyle güçlü bir bariyer kuruyor ki düşmüyorum,düşemiyorum. düştüğümdeki kazançlarımı merak ediyor, kaybettirdiklerini anlatan sözleri benimsemeye çalışıyorum. sonra ise benimseme işine dair beceriksizliğimi sözleri geçiştirişimden anlıyorum. yine de, her şeye rağmen neden hala el sallıyorum ihtimallerin büyüsüne? çırılçıplak bir gerçeklik ve ben yine giyiniyorum
yazıp silmiştim, tekrar vazgeçtim kalsın burada
devamını gör...
5318.
hayat, her an her şey olabilir ile bu ülkeden bi bok olmaz arasındaki ince çizgide gidip geliyor.
devamını gör...
5319.
benim sonraki sene için en büyük isteğim evlenmekti. allah o kadar büyük ki. bir kez daha isteklerimi gözden geçirmemi sağladı...
evlen marion, işe git marion, yemek yap marion, evini temizle marion, çocuk doğur, çocuğuna bak marion, tüken marion...
tükenmek için erken. tüketmeyecek olanı bulmak için geç. bu saatten sonra ben de kendimle evlendim...
evlen marion, işe git marion, yemek yap marion, evini temizle marion, çocuk doğur, çocuğuna bak marion, tüken marion...
tükenmek için erken. tüketmeyecek olanı bulmak için geç. bu saatten sonra ben de kendimle evlendim...
devamını gör...
5320.
bazen çok kırılıyorum. kırıldığım için sessizleşiyorum ve genelikle ne kadar kırıldığım fark edilmiyor. çok kırılıyorum.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar
karalama
2