normal sözlük yazarlarının karalama defteri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
başlık "makedonyalı" tarafından 08.11.2020 16:43 tarihinde açılmıştır.
281.
rüyamda görür oldum bir çocuğa şeker vermeyi, güneşi perdenin arkasına saklamaktan yoruldum.
çiçeklerimin açmasını da solmasını da camın arkasından izliyorum, cesaretim yok pencereyi açmaya. kim çiçeklerime su verecek? bahar gelmiş... gidiyor muydu yoksa.
17 yaşımdayken dört duvar arasında sabredemez nefessiz kalırdım, şimdi odanın uzanmadığım köşesi kaldı mı diye olmadık matematiksel hesaplar yapıyorum, klavyenin sesinden başka ses yok; pencereyi açsam çocuk sesleri, satıcı sesleri, araba seslerini duyacağım. yine unutmuşum yemek yemeyi...
yeniden doğmama gerek yok, durup hayatımı izlemekten vazgeçmem gerek artık.
içimdeki ikinci benin yapmak isteyip de yapamadığı her şeyi yapmak istiyorum; balkondan atlamak, ölmezsem eğer hiç konuşmamak... ellerim ne zaman zorda olsam çenemle göğsüm arasındaki o boşlukta takılıp kalır...
çiçeklerimin açmasını da solmasını da camın arkasından izliyorum, cesaretim yok pencereyi açmaya. kim çiçeklerime su verecek? bahar gelmiş... gidiyor muydu yoksa.
17 yaşımdayken dört duvar arasında sabredemez nefessiz kalırdım, şimdi odanın uzanmadığım köşesi kaldı mı diye olmadık matematiksel hesaplar yapıyorum, klavyenin sesinden başka ses yok; pencereyi açsam çocuk sesleri, satıcı sesleri, araba seslerini duyacağım. yine unutmuşum yemek yemeyi...
yeniden doğmama gerek yok, durup hayatımı izlemekten vazgeçmem gerek artık.
içimdeki ikinci benin yapmak isteyip de yapamadığı her şeyi yapmak istiyorum; balkondan atlamak, ölmezsem eğer hiç konuşmamak... ellerim ne zaman zorda olsam çenemle göğsüm arasındaki o boşlukta takılıp kalır...
devamını gör...
282.
hayatım boyunca beni üzen, beni kıran, yok sayan, ne bileyim işte kötü davranan bir çok kişi oldu. pek de iyi bir ömrüm olmadığı da bir gerçek. ama biri beni hiç terk etmedi, zaman zaman üzdü ama canı sağ olsun. ama sevindirdiği de çok oldu.
bu akşam da beni sevindirdiğin için seni çok seviyorum canımın içi.
doğma büyüme kadıköy'lüyüm, iyi ki fenerbahçe'liyim. *
bu akşam da beni sevindirdiğin için seni çok seviyorum canımın içi.
doğma büyüme kadıköy'lüyüm, iyi ki fenerbahçe'liyim. *
devamını gör...
283.
bazı erkekler aşkı için köpek olabilir.
bazı erkekler köpeklere aşık olabilir.
köpeğin bütün bunlardan haberi olmayabilir.
bu analiz insana sigara yaktırabilir.*
cümle şöyle devam edebilir;
bazı kadınlar aşkı için herşeyden vazgeçebilir.
bazı kadınlar aşktan herhangi bir şey için vazgeçebilir.
vazgeçmek fiilinin olanlarla hiçbir ilgisi olmayabilir.
bana küsme, benden korkma.. adın adımın yanına, yer yüzündeki en şık aksesuar olabilir.
bazı aksesuarlar 'küpe' gibi, alırken insanın aklını karıştırabilir.
'ruj' gibi, başka bir adamın dudağına bulaşabilir.
sen gibi bir ölüme, muhteşem nedenler yaratabilir.
tabiki ölmeyeceğim, saçmalama. konu deniz, denize bakıyorum... canım sıkılıyor bazen, rota gösterge ekranı kısa devre yapmış bir uçak gibi, hafızasını yitirmiş fil gibi, bok gibi...
önemsiz hissediyorum bazen, otobanda giderken, lastiğinden fırlamış jant kapağı gibi, ilk çakışta yanmayan zippo, tersten yakılmış sigara gibi.
kafamda kenara çekilip, otopsi yapılması gereken insanlar var...
cesedimin çiğnenmesi gerekeceği bazı durumlar var...
deniz kokusu harika. boşaltıyor insanın içini. enginlere kavuşmak...
zihnim derya
zihnim engin bir deniz...
bazı erkekler köpeklere aşık olabilir.
köpeğin bütün bunlardan haberi olmayabilir.
bu analiz insana sigara yaktırabilir.*
cümle şöyle devam edebilir;
bazı kadınlar aşkı için herşeyden vazgeçebilir.
bazı kadınlar aşktan herhangi bir şey için vazgeçebilir.
vazgeçmek fiilinin olanlarla hiçbir ilgisi olmayabilir.
bana küsme, benden korkma.. adın adımın yanına, yer yüzündeki en şık aksesuar olabilir.
bazı aksesuarlar 'küpe' gibi, alırken insanın aklını karıştırabilir.
'ruj' gibi, başka bir adamın dudağına bulaşabilir.
sen gibi bir ölüme, muhteşem nedenler yaratabilir.
tabiki ölmeyeceğim, saçmalama. konu deniz, denize bakıyorum... canım sıkılıyor bazen, rota gösterge ekranı kısa devre yapmış bir uçak gibi, hafızasını yitirmiş fil gibi, bok gibi...
önemsiz hissediyorum bazen, otobanda giderken, lastiğinden fırlamış jant kapağı gibi, ilk çakışta yanmayan zippo, tersten yakılmış sigara gibi.
kafamda kenara çekilip, otopsi yapılması gereken insanlar var...
cesedimin çiğnenmesi gerekeceği bazı durumlar var...
deniz kokusu harika. boşaltıyor insanın içini. enginlere kavuşmak...
zihnim derya
zihnim engin bir deniz...
devamını gör...
284.
düşmanı hep çok uzakta arıyoruz ama aslında düşman genelde çok daha yakında.. düşman içeride... bazen o kadar yakında ki vücudumuzda, bir uzvumuzda.. bazen bir uzvumuz bize isyan ediyor, tümör üretiyor, bedenden alınmak suretiyle bizi terk ediyor. içsel çatışma, böyle bir şey olsa gerek.
devamını gör...
285.
insanoğlu'nun keyif bahçesi, yaratıcının cennetinde olmaktansa, kendi cehennemimde olurum diye seçim yapıp dünyaya gönderileli binlerce yıl geçti. ama ilk günden beri hiç kimse alışamadı bu yaban hayata. eskiden severdi insan insanı. insanlık çok ilerlemişti. bilgi paylaşılır, dert dinlenir, hatır gönül bilinirdi, şimdi o da yok. geçen bir söz işittim radyoda: düşenin dostu olmaz derler, sanki ayakta kalanın dostu çok mu? diye soruyordu. cevaplayayım dost yok bulamazsın. eskide kalan bir kelam artık.
şimdi birbirinizden kaçıyorsunuz ya ister istemez, hiç gocunmayın. böyle olmasını siz istediniz. ağzınıza o acayip maskeleri takıp birbirinize yaklaşamıyor, bir de eski günleri özlüyorsunuz. o elinizden düşürmediğiniz cihazlarla tokalaşın, her biriniz için ayrıcalıkla hazırlanmış profillerinizde boşluğa dökün içinizi, kendi kendimizle konuşun, hem söyleyin hem dinleyin. belki beğenen üç beş kişi çıkar.
şimdi birbirinizden kaçıyorsunuz ya ister istemez, hiç gocunmayın. böyle olmasını siz istediniz. ağzınıza o acayip maskeleri takıp birbirinize yaklaşamıyor, bir de eski günleri özlüyorsunuz. o elinizden düşürmediğiniz cihazlarla tokalaşın, her biriniz için ayrıcalıkla hazırlanmış profillerinizde boşluğa dökün içinizi, kendi kendimizle konuşun, hem söyleyin hem dinleyin. belki beğenen üç beş kişi çıkar.
devamını gör...
286.
yes it is a book.
hayır hayatım kitap değil.
hayatım deme! sen kim köpek?
köpeklere ne laf sokuyorsun.
biraz insaniyet.
hayır hayatım kitap değil.
hayatım deme! sen kim köpek?
köpeklere ne laf sokuyorsun.
biraz insaniyet.
devamını gör...
287.
7/24 çalışan beyinleri
devamını gör...
288.
yaşadığımız bu dünyanın anlamını belki baştan beri yanlış anladık. aklımda bir açıklama var aslında ama çok da emin olamıyorum. bu kadar kargaşanın, karmaşanın, kaosun açıklaması belki çok da çözülemez değildir. belki de hepimiz çoktan aklımızı yitirdik. bunca halüsinasyon, bunca sayıklama, bunca vahşet hep bu yüzden. durmadan doğru olmadığına emin olduğumuz şeyler yapıyoruz, kendimize ve çevremizdekilere bir şekilde zarar veriyoruz, güzel olmayan her şeye karşı bir düşkünlüğümüz var, güzel olanları ise yok etme insiyakı ile dopdoluyuz. gerçekten biraz geri çekilip bakınca göreceğiz ki hepimiz deliyiz. o zaman, belki de bu dünyayı koca evrenin akıl hastanesidir. belki burda kapana kısıldık ve bizim ölüm diye bildiğimiz şey bu tedavi sürecinin nihayet ermesidir.
devamını gör...
289.
günler haftaları, haftalar ayları, aylar yılları derler ya yeşilçam filmlerinde, ben de ömrü kovalıyorum sanki. sanki normalden daha çabuk bitsin diye elimden geleni yapıyorum gibi geliyor. kader bu kadar mı sevmez bir insanı, bu kadar mı acımasız davranır ?
keşke cevaplarını bulabileceğim sorularım olsaydı ama maalesef vaziyet bunu gösteriyor.
ben insanlarla yakın olmaya çalıştıkça sanki bir güç yalnızlığımı olanca gücüyle besliyor, büyütüyor. ben bunları hak edecek ne yaptım diye sorduğumda ise cevap verecek bir nefes bile yok etrafımda.
çok şey istiyorum demek ki. bir el olsa da saçımı okşasa, bir çift göz gözlerime baksa, bir omuz, bir diz olsa. ama sadece boş hayaller ile hiç bir şey düzelmiyor maalesef. ne kadar hayal, ne kadar rüya, o kadar acı olarak geri dönüyor bana.
bu dünyada gülmeyi sadece ağzımla yapabildiğim bir durumdayım. ne mutlu gönülleri gülenlere...
keşke cevaplarını bulabileceğim sorularım olsaydı ama maalesef vaziyet bunu gösteriyor.
ben insanlarla yakın olmaya çalıştıkça sanki bir güç yalnızlığımı olanca gücüyle besliyor, büyütüyor. ben bunları hak edecek ne yaptım diye sorduğumda ise cevap verecek bir nefes bile yok etrafımda.
çok şey istiyorum demek ki. bir el olsa da saçımı okşasa, bir çift göz gözlerime baksa, bir omuz, bir diz olsa. ama sadece boş hayaller ile hiç bir şey düzelmiyor maalesef. ne kadar hayal, ne kadar rüya, o kadar acı olarak geri dönüyor bana.
bu dünyada gülmeyi sadece ağzımla yapabildiğim bir durumdayım. ne mutlu gönülleri gülenlere...
devamını gör...
290.
ne yaparsam yapayım anneme yaranamıyordum, her yaptığımı acımasızca eleştiriyordu. bir gün annem beni anlayacak, beni onaylayacak sanıyordum ta ki 2019 yılına kadar.. o yıl aldığım eğitimlerden birinde yaranmaya çalışmanın insanın kendi kimliğini yaraladığını öğrendim. birini mutlu etmek, çok büyük bir işmiş, kendisi mutlu olmak istemeyen birini ne yapsan mutlu edemiyormuşsun meğer.. özellikle bir evladın görevi, asla annesini mutlu etmek olamazmış. meğer ben bir şeyler yaparsam annem mutlu olur hayaliyle yaşıyormuşum ama bu beyhude bir uğraşmış. bunları öğrendikten sonra, annemin bana empoze ettiği duygularla kendi duygularımı ayrıştırmayı öğrendim. bu süreçte şu videolar bana çok yardımcı oldu: transferans 1. video, transferans 2. video.
ben kendim olmaktan dolayı suçluluk duygusu hisseden biri olduğumu fark ettim. hani her şey yolundadır ama bir kötü his gelir ya o his, annen mutsuzken mutlu olmaya hakkın olmadığını düşünmekten kaynaklanıyor çoğu kez.. kendimi bildim bileli bir evladın kaldıramayacağı kadar ağır bir yükü * üstlenmişim. şimdi ne mi yapıyorum, anneme yaranmaya çalışmıyorum, o olumsuz duyguları * kendisine iade ettim, bundan dolayı da artık suçluluk duymuyorum, bu bencillik değil, hayatta kalabilmek için, daha doğrusu kendin olabilmek için benci olmak gerekiyor. bu konuda uyguladığım şu video * bana çok yardımcı oldu:buradan. bunu buraya niye yazdım bilmiyorum, belki de benim yaşadığım bu zorlu deneyim, okuyan birilerine ışık olur..
ben kendim olmaktan dolayı suçluluk duygusu hisseden biri olduğumu fark ettim. hani her şey yolundadır ama bir kötü his gelir ya o his, annen mutsuzken mutlu olmaya hakkın olmadığını düşünmekten kaynaklanıyor çoğu kez.. kendimi bildim bileli bir evladın kaldıramayacağı kadar ağır bir yükü * üstlenmişim. şimdi ne mi yapıyorum, anneme yaranmaya çalışmıyorum, o olumsuz duyguları * kendisine iade ettim, bundan dolayı da artık suçluluk duymuyorum, bu bencillik değil, hayatta kalabilmek için, daha doğrusu kendin olabilmek için benci olmak gerekiyor. bu konuda uyguladığım şu video * bana çok yardımcı oldu:buradan. bunu buraya niye yazdım bilmiyorum, belki de benim yaşadığım bu zorlu deneyim, okuyan birilerine ışık olur..
devamını gör...
291.
iyi olmak kimseye bir fayda sağlamadığı gibi bazen daha da dibe batarsın, insan oğlu çig süt ile dünyada hayatta kaldı sende bunu öğren artık cehennem cenent diye bir kavram yok içinde li duyguları özellikle o mumu söndür artık uyu sabah erken kalk.
devamını gör...
292.
hayat bir oyun. kimi zengin rolunde,kimi fakir;kimi güçlü kimi zayıf ve kimi mutlu kimi mutsuz. bitene kadar oynamak zorundayız.
devamını gör...
293.
galiba insan ne kadar küçükse gördüğüne hayreti, bildiğine sevinci o kadar büyük oluyor." diye geçirdi içinden. yere oturmuş, küçücük cüssesiyle kocaman bir parça ekmek kırıntısını sürüklemeye çalışan karıncayı, şaşkınlıkla izleyen oğluna bakarken. büyüdükçe ne hayret edilesi bir hali kalıyordu dünyanın ne de hayatın lezzeti.
tamamını buradan okuyabilirsiniz.
tamamını buradan okuyabilirsiniz.
devamını gör...
294.
-neden bu kadar yorgun gözüküyorsun?
+nefes almak için bile çabalaman gerekti mi hiç?
-insan bunun için çabalar mı ki doğal bir refleks bu.
+hah işte bundan bahsediyorum vücudum doğal olan bu basit işlemi bile yapmayı reddediyor!
-bu çok şaçma bence sadece melankoliklik yapıyorsun!
+haklısın suç benim hayatı boyunca tek bir bıçak darbesi almamış birine artık dikiş tutmayan yaralarımı anlatmam saçma.
+nefes almak için bile çabalaman gerekti mi hiç?
-insan bunun için çabalar mı ki doğal bir refleks bu.
+hah işte bundan bahsediyorum vücudum doğal olan bu basit işlemi bile yapmayı reddediyor!
-bu çok şaçma bence sadece melankoliklik yapıyorsun!
+haklısın suç benim hayatı boyunca tek bir bıçak darbesi almamış birine artık dikiş tutmayan yaralarımı anlatmam saçma.
devamını gör...
295.
genel olarak insanların büründüğü 3 rol vardır. kurban, kurtarıcı ve zalim. bir kişi, farklı ilişkilerinde 3 role de girebilir, mesela, eşine karşı boyun eğici, kurban rolündeyken, kardeşiyle ilişkisinde kurtarıcı rolünde olabilir, onun borçlarını öder, onu zorluklardan kurtarır vb. çocuklarına karşı da zalim olabilir, eşine karşı gösteremediği öfkesini çocuklarının üzerine kusar çünkü çocuklar, annelerini itiraz edemezler ve çok masumdurlar. bu 3 rol de kişinin korku ve kaygılarından kaynaklanır, sevilmeme korkusu, onaylanmama korkusu, kontrolü kaybetme korkusu vb. bu bir oyundur aslında. kurban olmayı sürdürdükçe ona zulmeden çok olacaktır. zalimi zalim yapan, biraz da ona ses çıkarmayan kurbandır. güçlenip kurban rolünden çıkmaya başladıkça zalimin zulmü de azalacaktır çünkü hiçbir zalim, ona kafa tutan birini sevmez, ya zorlayıcı sebeplerden ötürü * o rolü bırakır ya da gider kendine başka kurbanlar bulur. kurtarıcı rolünden çıktıkça, geri çekilip kurbanın kendi sorumluluklarını üstlenmesine izin verdikçe * kendi sınırlarını daha iyi bilir hale gelir, kurtarıcılık biraz da tanrıcılık * rolüne bürünmektir, bunun farkına varmak, tanrıdan * rol çalmaktan vazgeçmek demektir, insan, haddini bilmelidir *. zalim rolünü genelde zorlayıcı durumlarda * fark etmek mümkün olabiliyor ve o rol, mecbur kalınca terk edilebiliyor *.
devamını gör...
296.
bizim ruhumuz karalanmış, onu yazmaya defter değil, harita metot 360 yapraklı olan ve her 60 sayfayı "matematik, türkçe, biyoloji, kimya, fizik, tarih" diye ayırdığımız telli defterler bile yetmez.
ben kararmasın istedikçe, inadına kalbim katran bağlıyor. inadına savaştıkça, inadına mağlup oluyorum. samuel beckett diye bir dallama var ;
"hep denedin, hep yenildin. olsun. gene dene, gene yenil. daha iyi yenil."
ulan tiynetine sıçtığımın hıyarı. yok mu var ulan yenilince? uzaktan çok mu güzel görünüyor lan yenilmek? istemeden de olsa yenildik, ne oldu lan? sadece daha gergin, daha depresif, daha asabi bir adam oldum. hak ettiklerimi de yaşayamaz oldum üstelik.
istemiyorum oğlum artık lan ben yenilmek. yenilmeye ne sabrım, ne takatim, ne gücüm, ne de kendini aptal aptal inandırmaya bir adet aklım kaldı. şimdi ben daha da anlatmak, anlattıkça rahatlamak istiyorum. sen de okuyunca rahatladığımı sanıyorsun. işte bu o sandığının zerresi bile değil. bu cehennem o kadar darlandı, o kadar bu cehennem beni kendine hapsetti ve ben duvarları deldikçe, o duvarlar daha da kalın kapandı bana. neyse gidiyorum lan ben.
ben kararmasın istedikçe, inadına kalbim katran bağlıyor. inadına savaştıkça, inadına mağlup oluyorum. samuel beckett diye bir dallama var ;
"hep denedin, hep yenildin. olsun. gene dene, gene yenil. daha iyi yenil."
ulan tiynetine sıçtığımın hıyarı. yok mu var ulan yenilince? uzaktan çok mu güzel görünüyor lan yenilmek? istemeden de olsa yenildik, ne oldu lan? sadece daha gergin, daha depresif, daha asabi bir adam oldum. hak ettiklerimi de yaşayamaz oldum üstelik.
istemiyorum oğlum artık lan ben yenilmek. yenilmeye ne sabrım, ne takatim, ne gücüm, ne de kendini aptal aptal inandırmaya bir adet aklım kaldı. şimdi ben daha da anlatmak, anlattıkça rahatlamak istiyorum. sen de okuyunca rahatladığımı sanıyorsun. işte bu o sandığının zerresi bile değil. bu cehennem o kadar darlandı, o kadar bu cehennem beni kendine hapsetti ve ben duvarları deldikçe, o duvarlar daha da kalın kapandı bana. neyse gidiyorum lan ben.
devamını gör...
297.
anlamıyorum bu kadar kalabalıkken içim neden bu kadar yalnız. onu oraya koyuyorum olmuyo, bunu buraya koyuyorum olmuyo. ben de mi sorun var yoksa etrafımdaki insanlar mı beni anlamıyor, çözemedim.
devamını gör...
298.
bugün dışarı çıktım bir ara.tekrar.
az gerideki ben için son zamanlarda kurmaya tekrar başladığım bir cümle bu, gönüllü hapis hayatıma o kadar alışmıştım ki dışarıdan olmazsa olmaz'larımı alıp alel acele kapatıyordum kendimi içeriye.
böyle değil artık nerdeyse epey bir zamandır, bir ruh dokundu ruhuma ve pof!!
değişti her şey.
sürekli de değişiyor, daha çok gülüyorum daha çok güldürüyorum, daha olumlu, daha iyiyim. çiçekler, böcekler, kediler, köpekler, çocuklar, sarhoşlar, deliler, tüm mülteciler, tüm firariler ve inanmayacaksınız ama benim sokağımın güzel fahişeleri bile farkında bu halimin?
seviyorum bu halimi, seviyorum beni bu hale getiren onun hallerini, seviyorum onu..
az gerideki ben için son zamanlarda kurmaya tekrar başladığım bir cümle bu, gönüllü hapis hayatıma o kadar alışmıştım ki dışarıdan olmazsa olmaz'larımı alıp alel acele kapatıyordum kendimi içeriye.
böyle değil artık nerdeyse epey bir zamandır, bir ruh dokundu ruhuma ve pof!!
değişti her şey.
sürekli de değişiyor, daha çok gülüyorum daha çok güldürüyorum, daha olumlu, daha iyiyim. çiçekler, böcekler, kediler, köpekler, çocuklar, sarhoşlar, deliler, tüm mülteciler, tüm firariler ve inanmayacaksınız ama benim sokağımın güzel fahişeleri bile farkında bu halimin?
seviyorum bu halimi, seviyorum beni bu hale getiren onun hallerini, seviyorum onu..
devamını gör...
299.
ideoloji, moda, din, para, sosyal kurallar... kafa karışıklığı... illa bir renk mi seçmeli insan, illa bir kalıba mı girmeli ? allah'ı tanıyacak kadar dinci, eşitliği ve adaleti savunacak kadar sosyalist, bayrağı sevecek kadar milliyetçi, muhtaç olmayacak kadar zengin, selam verecek kadar sosyal olsak hani...
buna belki "orta yolcu'luk" denilebilir. ama "oportünizm" asla.
buna belki "orta yolcu'luk" denilebilir. ama "oportünizm" asla.
devamını gör...
300.
yanıyor beynim. aloo yanıyor diyorum. bütün devreler kısa.
ayaklarımızı yorganımıza göre uzattık ama yorgan sürekli çekiyor.
çeksin varsın. yaz geliyor. pike zamanı.
pike derken yanlış anlaşılmasın. uçakların pike yapması gibi mi? bilemedim şimdi.
bu kadar karalarken mantıklı bir cümle kuramayacağım aşikar. olsun varsın. okuyan sen! sence bir sonraki cümlemde hayatın anlamına dair önemli bir şey çıkarabilecek miyim?
kuşların özgürlüğünden girip kadınların ahından çıkacak mıyım? pek tabii hayır. sadece karalama amaçlı işte.
hala okuyorsan ne diyor lan bu değişik diyor da olabilirsin.
pandemiye sor onu.
ayaklarımızı yorganımıza göre uzattık ama yorgan sürekli çekiyor.
çeksin varsın. yaz geliyor. pike zamanı.
pike derken yanlış anlaşılmasın. uçakların pike yapması gibi mi? bilemedim şimdi.
bu kadar karalarken mantıklı bir cümle kuramayacağım aşikar. olsun varsın. okuyan sen! sence bir sonraki cümlemde hayatın anlamına dair önemli bir şey çıkarabilecek miyim?
kuşların özgürlüğünden girip kadınların ahından çıkacak mıyım? pek tabii hayır. sadece karalama amaçlı işte.
hala okuyorsan ne diyor lan bu değişik diyor da olabilirsin.
pandemiye sor onu.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar
karalama
4