normal sözlük yazarlarının karalama defteri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
başlık "makedonyalı" tarafından 08.11.2020 16:43 tarihinde açılmıştır.
2001.
bana bağırmasından, gözlerindeki öfkeden, mükemmelliyetçiliğinden nefret ediyorum.
karşısında böyle kolay ağlayabilmemden de.
karşısında böyle kolay ağlayabilmemden de.
devamını gör...
2002.
sevda ne büyük bir dert imiş
unutulmuş tek taraflı bir durumda .
bir zalimim sinesinde yer arayarak
medet diyip susmak imiş.
ah sevgili her yer buram buram hasret
yokluğun kalbimde kocaman bir yaradır.
bilirim unutmussundur sevmissindir birini
bu bir susturma degil içimdeki sese
kendime söylediğim yalanlardir.
unutmak nasil bir devadır
her şeye sözü geçer de bir sana gecmez
dilim susar aklım durur da
seni hala seven şu kalbim durur mu?
olmayacak, hükmü yok gunlerin
ayrılığın acısını hani alirdi zaman?
yalanci imiş şairler küskünüm dargınım
sevda bu kadar ağır bu kadar acı
ayrılık bu derece sancılı olduğunu
anlatamamışlar bana. yazık.
ah sevgili kaçıncı dönüşlerim sana
kaçıncı reddelisim
kaçıncı gururumu yenisim
sevda ah sevda
bir zalimin kanadında urkek guvercin yavrusu
nolur birak beni
azad olayım bu dertten
ne mecnunum ne ferhat
ne sözüm geçer buluta
ne hükmüm var ayrılığa
birakin beni gideyim
eski gamsiz sefil olduğum günlere
bırakın beni bırakın
yalnizlik içinde sevdasiz öleyim.
unutulmuş tek taraflı bir durumda .
bir zalimim sinesinde yer arayarak
medet diyip susmak imiş.
ah sevgili her yer buram buram hasret
yokluğun kalbimde kocaman bir yaradır.
bilirim unutmussundur sevmissindir birini
bu bir susturma degil içimdeki sese
kendime söylediğim yalanlardir.
unutmak nasil bir devadır
her şeye sözü geçer de bir sana gecmez
dilim susar aklım durur da
seni hala seven şu kalbim durur mu?
olmayacak, hükmü yok gunlerin
ayrılığın acısını hani alirdi zaman?
yalanci imiş şairler küskünüm dargınım
sevda bu kadar ağır bu kadar acı
ayrılık bu derece sancılı olduğunu
anlatamamışlar bana. yazık.
ah sevgili kaçıncı dönüşlerim sana
kaçıncı reddelisim
kaçıncı gururumu yenisim
sevda ah sevda
bir zalimin kanadında urkek guvercin yavrusu
nolur birak beni
azad olayım bu dertten
ne mecnunum ne ferhat
ne sözüm geçer buluta
ne hükmüm var ayrılığa
birakin beni gideyim
eski gamsiz sefil olduğum günlere
bırakın beni bırakın
yalnizlik içinde sevdasiz öleyim.
devamını gör...
2003.
koşar aşık yarinin peşinde, ölüm ensesinde,
sen en sevdiğim şarkı, sigaramın son nefesinde.
sen en sevdiğim şarkı, sigaramın son nefesinde.
devamını gör...
2004.
kafam dağınık
düşlerim yanık
içimde bir sen var
sarhoşluğuma tanık.
...
düşlerim yanık
içimde bir sen var
sarhoşluğuma tanık.
...
devamını gör...
2005.
(bkz: sözlük yazarlarının karalama defteri)
(bkz: sözlük yazarlarının şiirleri)(bkz: sözlük yazarlarının saçları) (bkz: sözlük yazarlarının söylemek istedikleri)(bkz: sözlük yazarlarının ayakları)(bkz: sözlük yazarlarının dövmeleri)
(bkz: sözlük yazarlarının şiirleri)(bkz: sözlük yazarlarının saçları) (bkz: sözlük yazarlarının söylemek istedikleri)(bkz: sözlük yazarlarının ayakları)(bkz: sözlük yazarlarının dövmeleri)
devamını gör...
2006.
> içinden geldiği için değil, içinden gidemediği için ağlar insan…
devamını gör...
2007.
kendimi nasıl tamamlayacağım hakkında kafam biraz karışık
devamını gör...
2008.
senin zaaflarını bilen kişiye kullandiriyorsun kendini belki tam tersidir karın senle uğraşmaktan kafayı yemiştir.neyse ne iğreniyorum senden.
devamını gör...
2009.
hiç gelmemiş olan gelmeyecekleri her an geleceklermiş gibi bekledik.
velhasıl ziyan olduk.
velhasıl ziyan olduk.
devamını gör...
2010.
düşünce; oluştuğu merkez ile nesnelleştiği, sese büründüğü, yansıdığı yer arasında, o incecik yollarda uzaklaşıyor kendinden ve unutuyor aslını. düşün’ü eksiltmeden ve boyamadan renklere, duyulmamış bir müzikle, ki o eşsizliğini kendi öz’ünde bulacak, taşıyabilen var mı dil’e ve kulaklara? işte şair!
ses ağızdan çıktığında onu bir duyan varsa o da kendini karşı taraftan duyabilir... karşı tarafta değildir ama olduğu yerden de duyamaz kendini. neden?
kılığına girip insanın, herkesi kendi rengine boyayan, aklı ve ruhu ışıklı bir büyüyle yok eden kemirgen gölgeler… her şeyi denetleyen o boğucu, yapış yapış gölgeler engeldir kendini duymaya…
terbiyeli maymunlar da öğretildiği gibi yaşar ancak burada insanın farkı, kendinin ve gerçeğin sesini duymasa dâhi en azından boşluğun sesini duyabilmesidir… ve insan bu boşluğu, ya gerçeklerle; okuyarak, anlayarak, severek ve hilenin her türlüsüne baş kaldırarak doldurur. ya da hilenin kendisi olup “kendi” yalanına inanarak içindeki boşluğu büyütür. ikisi de acı vericidir.
yapay göklerden besleniyor ciğerleri insanın. ay ışığına öykünen yıldızların resimleriyle süslü duvarlar, renkleri çiğ… aynı düşlerde yorulan, yoğrulan bir hamur gibi… “boşuna yaşamadık biz, kemiklerimizden kuleler inşa ediliyor” yıkılsın her biri. elleri de inşa edenlerin…
şu an “ne yapıyorsun?” diye sorulsa sana; özneler, eylemler, birbirine karışır ama herkesin verebileceği bir yanıt mutlaka vardır. ve insan; bütün yanıtları tüketip de sustuğunda, içindeki özne konuşmaya başlar. gerçek yanıt oradadır. çoğu zaman okşamaktan çok tırmalayan bir sesle…
aşkı, aklıyla duyan insanın kalbi ve ruhu köreldi. ve yine sadece kalbiyle duyanın aklı ve ruhu körelecek... bu körelme, aşk’ı zayıf, çirkin ve hastalıklı bir bağımlılığa dönüştürüyor. oysa gerçek aşk; akıl, kalp ve ruhun ortak sesidir. ve kendisidir insanın.
hangi bulut kafa tutabilir rüzgâra ve kavgasız doğurabilir yıldırımını?
cesaret!
bir gözden diğerine değişir rengi yaşamın.
yeter bu yas. “göğe bakma durağı” geride kaldı.
ses ağızdan çıktığında onu bir duyan varsa o da kendini karşı taraftan duyabilir... karşı tarafta değildir ama olduğu yerden de duyamaz kendini. neden?
kılığına girip insanın, herkesi kendi rengine boyayan, aklı ve ruhu ışıklı bir büyüyle yok eden kemirgen gölgeler… her şeyi denetleyen o boğucu, yapış yapış gölgeler engeldir kendini duymaya…
terbiyeli maymunlar da öğretildiği gibi yaşar ancak burada insanın farkı, kendinin ve gerçeğin sesini duymasa dâhi en azından boşluğun sesini duyabilmesidir… ve insan bu boşluğu, ya gerçeklerle; okuyarak, anlayarak, severek ve hilenin her türlüsüne baş kaldırarak doldurur. ya da hilenin kendisi olup “kendi” yalanına inanarak içindeki boşluğu büyütür. ikisi de acı vericidir.
yapay göklerden besleniyor ciğerleri insanın. ay ışığına öykünen yıldızların resimleriyle süslü duvarlar, renkleri çiğ… aynı düşlerde yorulan, yoğrulan bir hamur gibi… “boşuna yaşamadık biz, kemiklerimizden kuleler inşa ediliyor” yıkılsın her biri. elleri de inşa edenlerin…
şu an “ne yapıyorsun?” diye sorulsa sana; özneler, eylemler, birbirine karışır ama herkesin verebileceği bir yanıt mutlaka vardır. ve insan; bütün yanıtları tüketip de sustuğunda, içindeki özne konuşmaya başlar. gerçek yanıt oradadır. çoğu zaman okşamaktan çok tırmalayan bir sesle…
aşkı, aklıyla duyan insanın kalbi ve ruhu köreldi. ve yine sadece kalbiyle duyanın aklı ve ruhu körelecek... bu körelme, aşk’ı zayıf, çirkin ve hastalıklı bir bağımlılığa dönüştürüyor. oysa gerçek aşk; akıl, kalp ve ruhun ortak sesidir. ve kendisidir insanın.
hangi bulut kafa tutabilir rüzgâra ve kavgasız doğurabilir yıldırımını?
cesaret!
bir gözden diğerine değişir rengi yaşamın.
yeter bu yas. “göğe bakma durağı” geride kaldı.
devamını gör...
2011.
yoruldum. tüm dünyadan, tüm şehirden, tüm insanlardan, okuduğum tüm cümlelerden, kendimden bile. son günlerimi yaşıyorum belki ama en boktan günler. kim ister son günlerini kavga ve kaosla?
ne zorunuz var insanlara, insanları sevmek iyilik yapmak zor değil ki? anlatmak istediğim anlatamadığım kelimelerimin yetmediği o kadar şey var ki, içimde taşmak üzere olan volkan gibi duruyor. nefes almak , göz kırpmak bile yorucu iken nelerle uğraşıyorum. trajikomik.
ne zorunuz var insanlara, insanları sevmek iyilik yapmak zor değil ki? anlatmak istediğim anlatamadığım kelimelerimin yetmediği o kadar şey var ki, içimde taşmak üzere olan volkan gibi duruyor. nefes almak , göz kırpmak bile yorucu iken nelerle uğraşıyorum. trajikomik.
devamını gör...
2012.
son zamanlarda akrabaların eve gelip kişisel durumlarımı sorgulamasından bıkmamla beraber geçmiş zamanlardaki ayıplarını yüzlerine vurarak ortalığı karıştırmak niyetindeyim. çay içmeye geliyorsun da, çayını iç bisküvini ye sonra da git evine. bizimkilere şunlarla muhatabı kes dememe rağmen "ayıp olur ayıp olur voo voooo". ayıp olmaz, vallaha billaha tillaha olmaz. covid belirtisi gösteren arkadaşını "gel sende" diye bizim eve çağıran kişiye ayıp falan olmaz.
devamını gör...
2013.
akranlarımla ne zaman barışacağım?
devamını gör...
2014.
devamını gör...
2015.
her geçen gün biraz daha yok oluyorum. savruluyorum öyle etrafa gelişigüzel. yolumu bulmak istersen kendimi kaybediyorum. kendimi bulmaya çalıştıkça bulduğum kişiden korkuyorum. korkularım hücum ediyor beynime. sanki sırasının gelmesini bekliyormuşçasına birbiri ardına dizilmişler. kimseye anlatamıyorum içimdekileri. dökülmeye yer arayan dertlerim çıkmıyor ağzımdan. gözlerime akın eden gözyaşlarım olmasa halim içler acısı. susmakla yetiniyorum her zamanki gibi. daha önce kendime bile itiraf edemediğim gerçeklerimle bambaşayım.
o sırada radyo da en sevdiğim şarkıya denk geliyoruz. şarkı sözlerine odaklanmaya çalışıyorum. zorluyorum kendimi. ortamın kasvetli havasını bozmak istiyorum. halbuki şarkı çoktan bitmiş bile.
o sırada radyo da en sevdiğim şarkıya denk geliyoruz. şarkı sözlerine odaklanmaya çalışıyorum. zorluyorum kendimi. ortamın kasvetli havasını bozmak istiyorum. halbuki şarkı çoktan bitmiş bile.
devamını gör...
2016.
orhan veli'nin yalnız seni arıyorum dediği yerdeyim.
( ama mecazen değil, gerçekten. sanki yer yarıldı da bu çocuk içine girdi! )
( ama mecazen değil, gerçekten. sanki yer yarıldı da bu çocuk içine girdi! )
devamını gör...
2017.
11 mart 2022, cuma, kendi soyut imparatorluğumu kurmaya bir küçük adım daha yaklaştım. alkışlar miyav için. tebrikler miyav.
devamını gör...
2018.
hayat üzerindeki değişken fikirlerimiz üzerine konuşacağım. dünya üzerine fikirlerimiz çok çabuk değişiyor sanırım. insan şunu fark ediyor aslında yaşam döngüsü dediğimiz şey doğmak , büyümek , çalışmak ve ölmek. tüm hayat kurgusu bu aslında. bu döngüyü nasıl kırabilirim diye çok düşündüm ya da nasıl daha farklı olur diye fakat herhangi bir başka yol bulamadım. onun için ben de artık döngünün milyarlarca ferdinden birisiyim. dünyada elde ettiğim en güzel huzuru da çalışarak elde ettiğim şeyler. bambaşka bir his. tüm yaşam döngüsünü daha güzel kılmak da bizim elimizde. güzel bir müzik dinlemek , ufak açan kitaplar okumak , sevişmek , film izlemek , güzel yerlere seyahat etmek vb. bunlar olurken kişinin tek kılavuzu da kendisi. seçimler hayatımızı şekillendirir. bu dünya uyanıkların ve zeki insanların safça olan insanları konsolide etmesi üzerine kurulu. yani bu dünyada gözün açık olacak. bu ilkel yaşamdan beri böyle. şu dünyada bir insanın en büyük yatırımcısı da kendisidir. zihnimiz çiğ bir hamur gibi. usta ellerde yani bizimle pizza olacak. dünyada ben mesela şu entry'i girerken belki de dışarıdaki gökyüzünün güzelliģini kaçıyorum. hayat hep fırsatlar ile doludur. sadece fark etmesini bilmek yeterli. kendimi altmış yaşımda ağzımda puro ile ve gurur duyduğum şeyler ile anımsayıp kitaplığıma, kedilerime ve sevdiğim kimseye bakıp onunla beraber vals yapmak istiyorum. yaşamsal sorgulamalar ile doğruya yani ideal olana ulaşırız. ve ne mutlu ki artık keşfettim içimdeki bilinmezi.
devamını gör...
2019.
mumun fitili sönünceye kadar seveceğim seni
dans eden ateş susana kadar
eriyecekse erisin tüm benliğim
bir sen uğruna
damlayarak eriyen mumlarda anacağım seni
içimdeki sen vazgeçene kadar
kaybolmasını bekleyeceğim ışığımın
biz olabilme uğruna...
dans eden ateş susana kadar
eriyecekse erisin tüm benliğim
bir sen uğruna
damlayarak eriyen mumlarda anacağım seni
içimdeki sen vazgeçene kadar
kaybolmasını bekleyeceğim ışığımın
biz olabilme uğruna...
devamını gör...
2020.
pazartesiden bu tarafa uzun zamandır hiç olmadığı kadar ölmeyi istiyorum.
yaşamaktan vazgeçmedim ama eğer bu sefer vazgeçersem yapabileceğimi biliyorum geçmişteki başarısız denemelerden daha farklı olacağından eminim.
yaşamaktan vazgeçmedim ama eğer bu sefer vazgeçersem yapabileceğimi biliyorum geçmişteki başarısız denemelerden daha farklı olacağından eminim.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar
karalama
4
