normal sözlük yazarlarının karalama defteri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
başlık "makedonyalı" tarafından 08.11.2020 16:43 tarihinde açılmıştır.
2581.
kendimi mi yoksa kadınları mı daha çok seviyorum acaba.. titriyom.
devamını gör...
2582.
arkadaşlarımın instagram hikayeleri değişmeye başladı sözlük. daha doğrusu bu yıllar içinde olan bir değişim ve farkına henüz vardım. daha doğrusu zaten farkında olduğum bir şey dikkatimi çekti. amaan neyse ne işte anladın sen onu. geleyim konuya.
önce nişan/düğün hikayelerini izledim. istisnalar hariç hiçbirine katılmadığım düğünlerdi. davet edilsem katılır mıydım bilmiyorum neyse konumuz o değil. yoo, niye değil? niye konumuz o olmasın.
yalnızlık için "kendi tercihim" dedim hep ama acaba kendimi mi kandırdım? ben acaba gidenleri hayatımdan çıkarmadım da, onlar mı terk etti beni? benimki sadece bilgisayardan silinen bir oyunun kısayolunu silmek miydi? neyse sözlük çaktırma, aramızda sır olarak kalsın bu. sorana "kendi tercihim" demeye devam edeceğim zira yalnızlık için.
ne diyorduk? evet, instagram hikayeleri. düğün furyası bitti zaten seneler önceydi o. yeni doğmuş çocuk furyası başladı hesabımda. kafayı nereye çevirsem yeni doğmuş bebek görmeye başladım. soğudum da çocuklardan. bu da seneler önce imiş meğer çünkü bu günlerde o çocukların karne hikayelerini izliyorum.
izlemek istemiyorum ben bunları sözlük. "ben de bunları yaşamak istiyorum" da demek istemiyorum zira hiç niyetim yok yeni doğmuş çirkin yavrumun fotoğraflarını paylaşmaya ya da zaten herkesin başarılı olduğu ana okulu/ilkokul karnesi paylaşmaya.
ee nereye başlayacağım ben bunu? bir fikrim yok. o zaman bağlamadan bırakayım, bağlarsam düğüm olur hem.
önce nişan/düğün hikayelerini izledim. istisnalar hariç hiçbirine katılmadığım düğünlerdi. davet edilsem katılır mıydım bilmiyorum neyse konumuz o değil. yoo, niye değil? niye konumuz o olmasın.
yalnızlık için "kendi tercihim" dedim hep ama acaba kendimi mi kandırdım? ben acaba gidenleri hayatımdan çıkarmadım da, onlar mı terk etti beni? benimki sadece bilgisayardan silinen bir oyunun kısayolunu silmek miydi? neyse sözlük çaktırma, aramızda sır olarak kalsın bu. sorana "kendi tercihim" demeye devam edeceğim zira yalnızlık için.
ne diyorduk? evet, instagram hikayeleri. düğün furyası bitti zaten seneler önceydi o. yeni doğmuş çocuk furyası başladı hesabımda. kafayı nereye çevirsem yeni doğmuş bebek görmeye başladım. soğudum da çocuklardan. bu da seneler önce imiş meğer çünkü bu günlerde o çocukların karne hikayelerini izliyorum.
izlemek istemiyorum ben bunları sözlük. "ben de bunları yaşamak istiyorum" da demek istemiyorum zira hiç niyetim yok yeni doğmuş çirkin yavrumun fotoğraflarını paylaşmaya ya da zaten herkesin başarılı olduğu ana okulu/ilkokul karnesi paylaşmaya.
ee nereye başlayacağım ben bunu? bir fikrim yok. o zaman bağlamadan bırakayım, bağlarsam düğüm olur hem.
devamını gör...
2583.
ilk üç ay önce yazmışım bu başlığa, o anın acısı ve üzüntüsüyle. "geçecek, biliyorum." yazmışım; geçti de. ama sanırım o üzüntüyü şu an içinde bulunduğum çaresizlik duygusuna tercih ederim.
hayatım kartlardan inşa etmeye çalıştığım bir kule gibi son zamanlarda. kuleyi tamamlayacak oluyorum ki ya dikkatsizliğim ya da başka bir şey yüzünden kule yıkılıveriyor üzerime; en baştan başlamam gerekiyor. resmin tamamına bakmam gerektiğini bilsem de bazen bir tarafa odaklanmaktan kendimi alıkoyamıyorum; böylece ihmal ettiklerim ve görmezden geldiklerim kendilerini şiddetli bir şekilde bana belli ediyorlar.
içimde beni terk etmeyen umut kırıntılarının varlığına anlam veremiyorum ama onlara sahip olmak bir nebze de olsa iyi hissettiriyor. her şey yoluna girer diye umuyorum.
her şey yoluna girsin istiyorum. çabalıyorum, tutunuyorum.
hayatım kartlardan inşa etmeye çalıştığım bir kule gibi son zamanlarda. kuleyi tamamlayacak oluyorum ki ya dikkatsizliğim ya da başka bir şey yüzünden kule yıkılıveriyor üzerime; en baştan başlamam gerekiyor. resmin tamamına bakmam gerektiğini bilsem de bazen bir tarafa odaklanmaktan kendimi alıkoyamıyorum; böylece ihmal ettiklerim ve görmezden geldiklerim kendilerini şiddetli bir şekilde bana belli ediyorlar.
içimde beni terk etmeyen umut kırıntılarının varlığına anlam veremiyorum ama onlara sahip olmak bir nebze de olsa iyi hissettiriyor. her şey yoluna girer diye umuyorum.
her şey yoluna girsin istiyorum. çabalıyorum, tutunuyorum.
devamını gör...
2584.
en son bir duyguyu ne zaman gerçekten hissedebildim, yaşayabildim hatırlayamıyorum.
bazı zamanlar oluyor ki üzülmeyi bile o kadar çok istiyorum bir duyguyu yeniden anımsayabilmek için. bunu o kadar çok hissetmeme rağmen koşar adım uzaklaşıyorum bir şekilde, belki de korkudan. incinmek istemiyorum sanırım ve bu yüzden kendimce bir savunma mekanizması sağladığımı düşünüyorum ama yanılıyorum. bunları ruhumda nasıl yok edebileceğimi bilmiyorum. insanın zamanla duygularını hissetmemesi ve anlamsız gelmeye başlaması benim için büyük bir ölüm. bir zamanlar konuşmayı seven ben artık susar oldum. söylemek istediklerimi yutar, içime atar oldum. susmanın en büyük cevap olduğunu düşündüm belki de ama yine yanıldım.
bazı zamanlar oluyor ki üzülmeyi bile o kadar çok istiyorum bir duyguyu yeniden anımsayabilmek için. bunu o kadar çok hissetmeme rağmen koşar adım uzaklaşıyorum bir şekilde, belki de korkudan. incinmek istemiyorum sanırım ve bu yüzden kendimce bir savunma mekanizması sağladığımı düşünüyorum ama yanılıyorum. bunları ruhumda nasıl yok edebileceğimi bilmiyorum. insanın zamanla duygularını hissetmemesi ve anlamsız gelmeye başlaması benim için büyük bir ölüm. bir zamanlar konuşmayı seven ben artık susar oldum. söylemek istediklerimi yutar, içime atar oldum. susmanın en büyük cevap olduğunu düşündüm belki de ama yine yanıldım.
devamını gör...
2585.
gelecekteki bene şans vermek için yaşıyorum şuanki ben iyi iş çıkaramadı umarım senin için aynısı olmaz. buluşmak üzere sağlıcakla kal ben.
devamını gör...
2586.
bu sefer kalp kırıklarımla beraberim . yine yalnızım . düşünüyorum, düşüncelerim var. yetmiyor gecemin güzel geçmesine. anlaşılmazlıklarım var ya da insanların anlamak istemediği için kafa yormadıkları meselelerim. sessizliğim var sakince. aslında ne kadar çok şeyim var bana yetmeyen. ya da olması gereken yok olduğu için bana yetemeyen. yine yalnızım kalp kırıklarımla .
devamını gör...
2587.
alkollüyüm.
öyle müzik dinliyorum bir yandan hiç tanımadığım birine seni anlatıp ağlıyordum bir kızıl goncaya benzer dudağın başladı elyli.
hıhı senin şu bana daha aşkımızın filizlendiğinde attığın şarkı.
bazı şarkıları seni özlediğimde daha çok dinliyorum. bunu dinleyemezdim ama.
ama en çok eklemedir koca konağı.
gerçekten gecenin bir vakti kim ders çalışmaktan sıkılıp sevgilisine şarkı söyler ki hem de bu türküyü. yemin ederim senden daha iyi söyleyenin duymadım.
saçımı kestirdim sensiz 3. kestirişim. senin sevdiğin gibiydi hep.
her yazmışımda sana içim kül oluyor. yazmayınca da ölüyor gibi oluyorum. ne olurdu şimdi senin koynunda uyusaydım. tenin tenimden hiç ayrılmadan.
iddiayı da sen kazandın zaten.
2 saattir ara ara ağlıyorum.
neyini sevdim bu kadar?
öyle müzik dinliyorum bir yandan hiç tanımadığım birine seni anlatıp ağlıyordum bir kızıl goncaya benzer dudağın başladı elyli.
hıhı senin şu bana daha aşkımızın filizlendiğinde attığın şarkı.
bazı şarkıları seni özlediğimde daha çok dinliyorum. bunu dinleyemezdim ama.
ama en çok eklemedir koca konağı.
gerçekten gecenin bir vakti kim ders çalışmaktan sıkılıp sevgilisine şarkı söyler ki hem de bu türküyü. yemin ederim senden daha iyi söyleyenin duymadım.
saçımı kestirdim sensiz 3. kestirişim. senin sevdiğin gibiydi hep.
her yazmışımda sana içim kül oluyor. yazmayınca da ölüyor gibi oluyorum. ne olurdu şimdi senin koynunda uyusaydım. tenin tenimden hiç ayrılmadan.
iddiayı da sen kazandın zaten.
2 saattir ara ara ağlıyorum.
neyini sevdim bu kadar?
devamını gör...
2588.
yarın okulun son günü.
özellikle son 1 aydır iple çektiğim, tatilin yolunu gözlediğim o gün sonunda geldi çattı.
normal şartlar altında mutlu, huzurlu ve deliksiz bir uyku çekmem gerekirken hüzünden uyuyamıyorum sözlük! dengesiz miyim ben? ee, evet?
bazı sebeplerle belirsizlik ile başlayan, yakalandığım covid ve devamında toparlanmayan bünyem yüzünden peşimi bırakmayan hastalıklarla devam eden bir eğitim öğretim yılı sonunda bitiyor ama ben üzgünüm.
üzgünüm çünkü minnoşlarıma "iyi tatiller" dediğimde bu 2 günlük bir ara için olmayacak ve bir veda yaşanacak. vedaları sevmiyorum sözlük biliyorsun dimi?
karneleri verirken kesin ağlayacağım ve minnoşlar gelip sarılacak, ne olduğunu bile anlamayacaklar çünkü akılları onlar için hazırladığım hediye paketlerinde olacak.
birlikte su savaşı yaptığım, yağmura çıkıp ıslandığım, hamurdan hiçbir şeye benzemeyen şekiller yapıp oyunlar oynadığım ve ne yaparsam yapayım gözlerinde mükemmel olduğum oyun arkadaşlarımı çok özleyeceğim. özlemeyi de sevmem bu arada.
duygusalım sözlük.
çekilmez bir insan oldum, dur biraz pozitif basalım.
her şeye rağmen yine çok güzel insanlar tanıdım bu sene, yine çok güzel çocuklar büyüttüm, yine bir sürü minik kalbe dokundum. kerem'le tanıştım bi de. canım kerem. iyi ki tanıdım seni, kim bilir belki yolumuz yeniden kesişir kıvırcık, ne dersin?
bu satırları yazarken tuzlanmış salatalık yiyorum. yerken de "neden çikolata değil?" diye düşünüyorum. sahi neden çikolata değil de salatalık?
doktor, doğru söyle ne kadar ömrüm kaldı?
özellikle son 1 aydır iple çektiğim, tatilin yolunu gözlediğim o gün sonunda geldi çattı.
normal şartlar altında mutlu, huzurlu ve deliksiz bir uyku çekmem gerekirken hüzünden uyuyamıyorum sözlük! dengesiz miyim ben? ee, evet?
bazı sebeplerle belirsizlik ile başlayan, yakalandığım covid ve devamında toparlanmayan bünyem yüzünden peşimi bırakmayan hastalıklarla devam eden bir eğitim öğretim yılı sonunda bitiyor ama ben üzgünüm.
üzgünüm çünkü minnoşlarıma "iyi tatiller" dediğimde bu 2 günlük bir ara için olmayacak ve bir veda yaşanacak. vedaları sevmiyorum sözlük biliyorsun dimi?
karneleri verirken kesin ağlayacağım ve minnoşlar gelip sarılacak, ne olduğunu bile anlamayacaklar çünkü akılları onlar için hazırladığım hediye paketlerinde olacak.
birlikte su savaşı yaptığım, yağmura çıkıp ıslandığım, hamurdan hiçbir şeye benzemeyen şekiller yapıp oyunlar oynadığım ve ne yaparsam yapayım gözlerinde mükemmel olduğum oyun arkadaşlarımı çok özleyeceğim. özlemeyi de sevmem bu arada.
duygusalım sözlük.
çekilmez bir insan oldum, dur biraz pozitif basalım.
her şeye rağmen yine çok güzel insanlar tanıdım bu sene, yine çok güzel çocuklar büyüttüm, yine bir sürü minik kalbe dokundum. kerem'le tanıştım bi de. canım kerem. iyi ki tanıdım seni, kim bilir belki yolumuz yeniden kesişir kıvırcık, ne dersin?
bu satırları yazarken tuzlanmış salatalık yiyorum. yerken de "neden çikolata değil?" diye düşünüyorum. sahi neden çikolata değil de salatalık?
doktor, doğru söyle ne kadar ömrüm kaldı?
devamını gör...
2589.
telefonumun ekranı aniden açılıyor
ne bir mesaj ne bir bildirim hiçbir şey yok ama.
diyorum bu neyin işareti
neyin sinyali nedir bunun amacı
ama çözemiyorum
belki de sadece aptal bir elektronik cihaz
kendi kendine yanıyordur işte.
fakat insanız ya merak ediyoruz
bir gizem arıyoruz her tuhaflıktan..
ne bir mesaj ne bir bildirim hiçbir şey yok ama.
diyorum bu neyin işareti
neyin sinyali nedir bunun amacı
ama çözemiyorum
belki de sadece aptal bir elektronik cihaz
kendi kendine yanıyordur işte.
fakat insanız ya merak ediyoruz
bir gizem arıyoruz her tuhaflıktan..
devamını gör...
2590.
bir süredir kafam çok karışık. öyle böyle değil yani, koyduğum hiçbir düşünceyi yerinde bulamıyorum hepsi bir yöne savrulmuş. üzerimde oturan bir şey var, bir türlü kalkıp gitmiyor, unutulmuş çul gibi kalmış öyle. kahve içmeye mi gitsem? öğrencilerimin yanına gidip bir görsem mi okul bitiyor? uzun süredir görüşmediğim birisi var dönüş yapayım artık ayıp oldu, amcamlara da bir gideyim yoksa 5 yıl kahredecek, bu camı daha dün silmiştim ama lekelenmiş yine tekrar mı silsem?, şu duvardaki çıkıntının ne gereği varmış ki koymuşlar oraya... gibisinden bir sürü şeyi aynı anda düşünüyorum. işin kötü yanı hiçbirini yapmıyorum. sonrasında da geç kalmışlık hissi ve pişmanlık peşimi bırakmıyor. mesela mayısın sonunda vedalaştığım öğrencilerimden birisi şu mesajı atmış:

acaba gitsem mi diye düşünüp gitmediğim bir günün pişmanlığını yaşıyorum şuan. telafisi yok, suçlayabileceğim biri de yok. tamamen kendi geri zekalılığımın ürünü bu. kalkıp gidecek, o insanlarla sohbet edip gülüşecek enerjiyi kendimde bulabilseydim keşke.
kendi geri zekalılıklarımdan dolayı mutsuzum. düzeltmeye çalıştığım her şeyin elimde daha da paramparça olması sinirimi bozuyor. yapmak zorunda olup yapamadığım şeyler yüzünden endişelendiriyorum ve bu endişe beni daha da hareketsiz kılıyor. genel olarak dengem şaşmış durumda, umarım bir şekilde düzeltebilirim bir şeyleri.

acaba gitsem mi diye düşünüp gitmediğim bir günün pişmanlığını yaşıyorum şuan. telafisi yok, suçlayabileceğim biri de yok. tamamen kendi geri zekalılığımın ürünü bu. kalkıp gidecek, o insanlarla sohbet edip gülüşecek enerjiyi kendimde bulabilseydim keşke.
kendi geri zekalılıklarımdan dolayı mutsuzum. düzeltmeye çalıştığım her şeyin elimde daha da paramparça olması sinirimi bozuyor. yapmak zorunda olup yapamadığım şeyler yüzünden endişelendiriyorum ve bu endişe beni daha da hareketsiz kılıyor. genel olarak dengem şaşmış durumda, umarım bir şekilde düzeltebilirim bir şeyleri.
devamını gör...
2591.
haksızlığa uğradım.
ben hayatım boyunca başarılı bir öğrenci olmadım.
ilk defa bu sene, kendi alanımın birincisi sınıfımın üçüncüsü olarak çıktım.
onur belgesi almaya heveslendim.
beni ciddiye almayan insanlara tokat olacağını düşündüm sanırım, bir kendini ispatlama çabası olabilirdi.
ama vermediler.
sınıfı zar zor geçen ama ailesi zengin olan okula bağış yaptığından kaynaklı onur belgesi aldı sınıfımdan birisi.
ve sınıf birinci ve ikincilerine verdiler.
şaka gibi.
o kadar bitti ki gözümde o belgenin değeri anlatmam.
para ile satılan bir şeymiş meğersem.
hayat da bana bir tokat vurmuş oldu.
sonuç olarak kimseye kendimi ispatlamaya gerek yok değil mi?
ben aynaya baktığımda kendimle gurur duyuyorum zaten.
ben hayatım boyunca başarılı bir öğrenci olmadım.
ilk defa bu sene, kendi alanımın birincisi sınıfımın üçüncüsü olarak çıktım.
onur belgesi almaya heveslendim.
beni ciddiye almayan insanlara tokat olacağını düşündüm sanırım, bir kendini ispatlama çabası olabilirdi.
ama vermediler.
sınıfı zar zor geçen ama ailesi zengin olan okula bağış yaptığından kaynaklı onur belgesi aldı sınıfımdan birisi.
ve sınıf birinci ve ikincilerine verdiler.
şaka gibi.
o kadar bitti ki gözümde o belgenin değeri anlatmam.
para ile satılan bir şeymiş meğersem.
hayat da bana bir tokat vurmuş oldu.
sonuç olarak kimseye kendimi ispatlamaya gerek yok değil mi?
ben aynaya baktığımda kendimle gurur duyuyorum zaten.
devamını gör...
2592.
kendimi farkında olmadan kaptırıyorum bu duygulara. inançlarımı sorguluyorum ve kendimden soğuyorum.
devamını gör...
2593.
ikna olamadığım düşüncelerim var…
daha doğrusu gerçeklere baksam da peşini bırakamadığım inandıklarım var. çünkü bir şekilde hissediyorum yolların ayrılmadığını, ayrılmayacağını. iki paralel desen, o da değil çünkü ileride bir noktada kesişiyor. he ben gördüklerime bakınca paralel gibi algılasam da gözümün yanıldığına dair his var içimde.
belki doğrudur, belki değildir o hisler ama beni bırakmadığı kesin.
gitmek istedim, ülke değiştirmek istedim ki her şey beklediğimden hızlı ilerledi. gitmek için en büyük adımı attığım gün, gitmemek için tutuştu içim ama yine de taşınmak mantıklı gelmişti. ve üzerinden birkaç ay bile geçmedi ki, vazgeçtim, içime sinmedi. yokuşları tırmandım, çıktım ve düzlükte vazgeçtim. belki de insan düzlükte daha zor pes ediyormuş ama olabilir işte insan ya, bırakabilir de, pes edebilir de, vazgeçebilir de… hepsini kabullendim, burada kalmamın bir misyonu olduğunu düşünüyorum, bir bağ var şu an kopmama izin vermeyen ve o bağ ile o yol birbirini kesiyor bir noktada işte. tam da bu yüzden görsem bile inanamıyorum! içimden vazgeçmek, kendime yoluma koyulmak gelmiyor! sanki o yolun kıvrımlarına geldim ve karşımda bambaşka şeyler olacak da o yüzden vazgeçemiyor gibiyim. bunun için kendimi zamana, akışa bırakmam gerekiyor, o güzel günler için, gelecek eğlenceli anlar için. ve o kadar hazırım ki kendimi bırakmaya, sadece olacakları izlemeye.
ama bir şey daha lazım bana, bir kişi daha fakat o şu an çok yorgun ve umutsuz. umarım en kısa zamanda akışa bırakmayı öğreniriz, en kısa zamanda ölü toprakları atarız.
başka türlüsüne inanmıyorum ben.
daha doğrusu gerçeklere baksam da peşini bırakamadığım inandıklarım var. çünkü bir şekilde hissediyorum yolların ayrılmadığını, ayrılmayacağını. iki paralel desen, o da değil çünkü ileride bir noktada kesişiyor. he ben gördüklerime bakınca paralel gibi algılasam da gözümün yanıldığına dair his var içimde.
belki doğrudur, belki değildir o hisler ama beni bırakmadığı kesin.
gitmek istedim, ülke değiştirmek istedim ki her şey beklediğimden hızlı ilerledi. gitmek için en büyük adımı attığım gün, gitmemek için tutuştu içim ama yine de taşınmak mantıklı gelmişti. ve üzerinden birkaç ay bile geçmedi ki, vazgeçtim, içime sinmedi. yokuşları tırmandım, çıktım ve düzlükte vazgeçtim. belki de insan düzlükte daha zor pes ediyormuş ama olabilir işte insan ya, bırakabilir de, pes edebilir de, vazgeçebilir de… hepsini kabullendim, burada kalmamın bir misyonu olduğunu düşünüyorum, bir bağ var şu an kopmama izin vermeyen ve o bağ ile o yol birbirini kesiyor bir noktada işte. tam da bu yüzden görsem bile inanamıyorum! içimden vazgeçmek, kendime yoluma koyulmak gelmiyor! sanki o yolun kıvrımlarına geldim ve karşımda bambaşka şeyler olacak da o yüzden vazgeçemiyor gibiyim. bunun için kendimi zamana, akışa bırakmam gerekiyor, o güzel günler için, gelecek eğlenceli anlar için. ve o kadar hazırım ki kendimi bırakmaya, sadece olacakları izlemeye.
ama bir şey daha lazım bana, bir kişi daha fakat o şu an çok yorgun ve umutsuz. umarım en kısa zamanda akışa bırakmayı öğreniriz, en kısa zamanda ölü toprakları atarız.
başka türlüsüne inanmıyorum ben.
devamını gör...
2594.
bugün günlerden son. bugün günlerden başlangıç. bir kapıyı aralayıp içeri girdiğimiz anda bir başka dünyayı ardımızda bırakırız ya... ben çok uzun zaman o eşikte kaldım.
bugün bir salona girdim. uzun zamandır çok korktuğum bir yüzleşme için. ne olduğunu bile anlamadım. bir anda kapının dışında kalmıştım.
serde erkeklik de yok ama her zamanki dik duruşla teşekkür ettim var olduğu her güne, bana dokunan onca güzelliğine ve bugünkü insan olmamdaki büyük katkısına. bugün hayatımın tam üçte birini geçirdiğim insana veda ettim. gülümseyerek hem de.
akşam oldu sonra. bir şarkı duydum. tam dört yıl öncesine götürdü beni. henüz birbirimizi hiç kırmadığımız günlere. gözlerim doldu. işte o zaman gerçekten veda ettim. kabul ettim.
annem aradı sonra. ablan dedi ki bugün artık ayrılmışsınız. iyiyim desen de biliyorum, ben kızımı tanıyorum, üzülmüşsündür; dedi. üzüldüm anne. ağladım da. ama büyük bir adım attım. artık kalp kırıklığının olmadığı bir kapıdan geçmek için.
bugün bir salona girdim. uzun zamandır çok korktuğum bir yüzleşme için. ne olduğunu bile anlamadım. bir anda kapının dışında kalmıştım.
serde erkeklik de yok ama her zamanki dik duruşla teşekkür ettim var olduğu her güne, bana dokunan onca güzelliğine ve bugünkü insan olmamdaki büyük katkısına. bugün hayatımın tam üçte birini geçirdiğim insana veda ettim. gülümseyerek hem de.
akşam oldu sonra. bir şarkı duydum. tam dört yıl öncesine götürdü beni. henüz birbirimizi hiç kırmadığımız günlere. gözlerim doldu. işte o zaman gerçekten veda ettim. kabul ettim.
annem aradı sonra. ablan dedi ki bugün artık ayrılmışsınız. iyiyim desen de biliyorum, ben kızımı tanıyorum, üzülmüşsündür; dedi. üzüldüm anne. ağladım da. ama büyük bir adım attım. artık kalp kırıklığının olmadığı bir kapıdan geçmek için.
devamını gör...
2595.
söylenecek yazılacak pek bir söz kalmadı, kelimeleri kaybettik masada kaldılar. hepsinin tek tek kalbi durdu, nerede bu doktorlar neden boğazımdan geçmiyor kelimeler? yoksa dilim mi tutuldu felç mi oldum, öyleyse neden anlatamıyorum derdimi. bütün bir dünyanın yalanla dolu olması ve herkesin buna alıştığı gerçeği bu kadar mı ağır gelebilir insana. ben insan değilim, daha doğrusu insan olmayı istemiyorum. yalanları kabullenmiş ve üstüne yeni yalanlar eklemiş insanlığın bir parçası olduğumu kabul etmek istemiyorum. beni saymayın, bu saçmalığın bir parçası değilim fakat bütün dünyayı karşıma aldım diye yaygara koparacak değilim. sakince bir köşede herkesten uzak bir yaşam süreceğim, ne kadar böyle kalırım bilmem belki kahvem soğuyana kadar ya da kitabım bitene kadar. bilemiyorum.
devamını gör...
2596.
insanın içinde kendisinin bile yüzleşmekten korktuğu bi yer var. işte tam oradayım.
devamını gör...
2597.
kimseyi seni sevdiğim kabullendiğim istediğim kadar istemeyeceğim. hayatımın en büyük korkusu ya bir gün geldiğinde başkasının elinden yoldaşım diye tutmuş olursamdır.
hayat çok acımasız.
majör depresyonum çok şiddetlendi.
dünya dönmeyi bıraksın istiyorum.
dün aradım seni. gecenin köründe alkolün etkisine sığınarak.
açmadın 2 kere aradım.
sormadın, ne oldu diye?
ya öldü isem?
ölümümü bilmeyeceksin belki de hiç.
gerçi sensiz yaşıyorum denemez, atan bir kalple dolaşmıyorum sokaklarda.
kalbim senin gittiğin gün atmayı bıraktı, geceler sabaha dönmeyi.
o sokakta yapayalnız kaldırımın köşesini mesken edinmiş seni bekliyorum ben.
etraf aydınlık benim köşem karanlık yalnızca.
ışık, aydınlık sensin.
hayat çok acımasız.
majör depresyonum çok şiddetlendi.
dünya dönmeyi bıraksın istiyorum.
dün aradım seni. gecenin köründe alkolün etkisine sığınarak.
açmadın 2 kere aradım.
sormadın, ne oldu diye?
ya öldü isem?
ölümümü bilmeyeceksin belki de hiç.
gerçi sensiz yaşıyorum denemez, atan bir kalple dolaşmıyorum sokaklarda.
kalbim senin gittiğin gün atmayı bıraktı, geceler sabaha dönmeyi.
o sokakta yapayalnız kaldırımın köşesini mesken edinmiş seni bekliyorum ben.
etraf aydınlık benim köşem karanlık yalnızca.
ışık, aydınlık sensin.
devamını gör...
2598.
işte yine kaldım bir başıma. kendimi karşıma alıp adam akıllı konuşmanın tam da vakti. ee anlat bakalım ne benim derdim? ben neden bu haldeyim? boynunu büküp susma karşımda öyle. sana da sormayacaksam kime soracağım ben bunları? öyle ya bizim bizden başka kimimiz var? hem inan bana dostluğuna soruyorum puştluğuna değil. öyle herkes gibi dinliyormuş gibi yapmayı da beceremem merak etme. sadece anlat ben de bileyim istiyorum. ama seninle de konuşulmuyor ki birader! bak seni adam yerine koymuşum almışım karşıma insan gibi soruyorum. mamafih sen öylece eğreti gelin gibi sandalyenin kenarına oturmuş yüzüme bile bakmaya cesaret edemeden yerdeki fayansları sayıyorsun sanki. al yak şuradan bir sigara bir rahatla. dök bakalım eteğindekini. kendi kendimizden dahi utanacak ne yapmış olabiliriz ki? hem de bütün rezillikleri yapanlar başı dik gezerken şu canına yandığımının dünyasında. anlat, onlar bile böyleyken ben bu kadar utanacak ne yapmış olabilirim bana? tamam doğru biraz örseledik kendimizi. belki de ne yaşımızın ne çağımızın insanı olabildik ama insanlığımızı da yitirmedik ya azizim. hala umutlu gözlerle bakabiliyorsak ondandır bilirsin. hoş bizde de ne umut varmış ha! üstünden bir dolu tırla geçmedikleri kaldı ama hala öldürmeyi başaramadılar vesselam. onlar bunu yaparken tek mal varlığımızı umudumuzu ipte sallandırmaya çalışırken başları dik olacak da sen etliye sütlüye karışmadan yaşarken mi yüzünü dökeceksin karşımda? ne geldiyse başımıza bu umudumuzdan ve susmak bilmez çenemizden geldi ya neyse. hani daha evvelden de demiştim ya fazladan izahat lisanen kabahatmiş diye. he işte biz seninle bunu bir türlü kavrayamadık gitti. mamafih bunun da suçlusu biziz yine. zira karşımızdakini doğru seçemeden alelade herkese yaptık bu izahati. öyle ya anlayacak var anlamayacak var. bunu düşünmeden yapıştık hemen kelama. anlaşılmayınca da suçu kendimizde aradık hep. bu da bizi kötü yapan oldu ya zaten. dejenere olmamızın belki de yegane sebebi buydu. yani bilemiyorum sanki biz dejenere olmadık da edildik gibi daha çok. her neyse bakma sen bana laf-ı güzaf ediyorum işte. velhasıl bilirim seninle çok da samimi sayılmayız. lakin sen de bilirsin ki ayrılamayız can bedenden çıkmadan. o yüzden en iyisi mi ne ben sana ahiret sorusu sormaya devam edeyim ne de sen böyle boyun büküp otur karşımda. gün ola harman ola demişler. hem öyle ya bir şekilde bize yazılan yolda ilerlemeye mecburuz. eee gaybı da bilemediğimize göre... yunus emre'nin demesi gibi "görelim bakalım mevlam neyler, neylerse güzel eyler.". haydi eyvallah...
devamını gör...
2599.

bulutlara siz de bakarsınız değil mi bazen.
bazen gülümseyerek, bazen bu ne lan koyun gibi diyerek, bazen buluta bak tipsiz zaten ben de tipsizim lanet olsun bu hayata diyerek.
ben bugün mutlu bakıyorum.
dilinizi ısırın poponuzu kaşıyın hemen. inananlar maşallah filan desin. bana nazar değdiren olursa moderatörleri kandırır hesabını sildiririm. haberiniz olsun. öyle çoklar ki, ama içimdeki mutluluk kadar, huzur kadar değil. yarın geçer belki ya da öbür gün.
belki geçmez.
inşallah geçmez.
devamını gör...
2600.
sonunda aradım onu. yüzleştim hatirlayamadigim her detayla. insan tacizcisini arar mi, yüzleşir mi bilmiyorum ama ben yaptım. o da aylardır nasıl bok gibi hissettiğimi bilsin istedim. o da kendini öldürmek istesin istedim. yasamak anlamsız olsun istedim. daha ne kadar anlamsız olabilecekse.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar
karalama
2