5281.
200 kg leg press ve 100 kg deadlift yaptım
devamını gör...
5282.
buralarda ağlanmayı normalde çok sevmiyorum.
ama biraz ihtiyacım var. yirmilik dişimin alınması gerektiği haberiyle birlikte içine düştüğüm kaygı girdabı beni bir hayli depresif yaptı. biliyorsunuz kaygı başka kaygıları tetikler.

biraz yalnız ve kaybolmuş hissediyorum, hissetmiyorum diyemem. makalemde de kaybolmuş hissediyorum.

hayatta böyle bazen öyle anlar da oluyor ki bazı insanları istemeye istemeye de olsa geride bırakmak zorunda hissediyorsunuz, herkesin selameti için. bir süredir iç dünyamda herkesle ufak ufak vedalaşıp defterleri kapatıyorum. sıra da ex eniştenize geldi gibi hissediyorum.

ex eniştenizin hayatımda çok büyük ve önemli bir yeri var. tanıştığımız günden bu güne böyle oldu bu. enteresan bir şekilde onun bana karşı kendi tarzında bi özeni vardı hep. müthiş garip geliyor herkese ama en hararetli ve cevval toksisitemiz içinde bile beni sevdiğini hep hissettim.

eşşek kadar olmuş olmamızın da getirisiyle artık çok korktuğum bir yerde duruyorum. sanırım ikimizin de birbirimizden istediği şey değişti. benim her şeyden önce dostum olmayı becerebilmiş ve beni çoğunlukla anlamayı da becerebilmiş birini geride bırakmam hiç kolay değil ama herhalde bazı döngüleri bir noktada kırmak gerekiyor.

bence biz birbirimiz için çapa gibi bir şeydik. kaygan bir zeminde bocalarken dönüp tutunduğumuz, tutunamadığımızda da var olmasıyla güvende hissettiğimiz çapalar. ben istiyorum ki sonsuza dek orada dursun bir sabit olarak. ama artık çok da emin olamıyorum bu çapa olma hali biraz haksızlık mı oluyor. hiçbir zaman doğru cevapları veremeyen ama her zaman doğru soruları soran birisiydi benim için. onun soruları olmadan da iyice kaybolurum gibi geliyor. hayatımda olmadığı bir senaryo benim için çok güvensiz.

bu işler nasıl olacak hiç bilmiyorum.
devamını gör...
5283.
td öğreniyorum, çok mutluyum. uzun zamandır kafamı çalıştırabileceğim bir alan bulamamıştım. program beni acayip heyecanlandırdı. hedef iki ay sonra bir şeyler üretmeye başlamak. kim bilir yol nereye götürür.
devamını gör...
5284.
peyami safa'nın fatih harbiye kitabı çok hoşuma gitti ama okumaya kıyamıyorum. çok sıkıldığım bir andan okuyup o anımı güzelleştirsin istiyorum.
devamını gör...
5285.
umutlu olma durumu gitgide daha da grift bir hâl almaya başladı. bazen geleceği, bir okyanus kadar büyüleyici hayal ediyor, bazen de içindeki okyanusta fırtınalar kopuyordu. bu fırtınalarda yolunu bulmaya çalışırken kendini kaybediyor, sağa sola savrulmaktan bitkin düşüyordu. umut ne zaman ufukta parlasa, hemen arkasından fırtınanın işaretini veren o kulak tırmalayıcı ses duyuluyordu. zamanla bu sesin kaynağının yakınlarda olduğunu hissetmeye başladı ve içindeki o canavarla tanıştı.

"bugünün değeri, gelecekteki güzel günlerin geleceğine dair inancın kuvvetiyle ölçülür. yaşanılan zaman, güzel günler gelene kadar yalnızca bir oyalanmadan ibarettir ve gelecek için yaşamak, bugünü feda etmekten başka bir şey değildir. gerçeklik mutluluğun katilidir."

yıllarca varlığını gizlemeyi başarmış olan canavar, sonunda kendini ele vermişti. canavara bir isim koymayı düşündü; ancak bunun, canavarın varlığını kabul etmek anlamına geleceğini fark edip vazgeçti. canavarın varlığı zaten umutlara gölge düşürerek bir hayli zarar veriyordu; fakat varlığının fark edilmesi çok daha büyük etkiler oluşturmaya başladı.

artık içinde bir canavarın yaşadığını bildiği için kurduğu düşler tat vermiyor, geleceği artık ufukta kaymak üzere olan bir yıldız gibi son ışıklarını umutsuzca okyanusa yansıtıyordu. ne düşünürse düşünsün, bu düşüncelerin üzerine saldıracak bir canavarın varlığını bilmek, bu güzel düşüncelere olan inancını gitgide sarsıyordu. yarın için içini heyecanla dolduran şeyler, zamanla yerini korkunç kabus senaryolarına bırakıyordu.

"insanın hayat mücadelesi kendisiyledir. çevresinde gelişen bütün durumlar onu besler; kimi büyük bir lokma olur, kimi ufak bir kırıntı. kiminin tadını hayatı boyunca unutmaz, kiminin tadını yok etmek için her şeyi yemeye başlar. sonuç olarak, bütün bunlarla beslenen insan, yaşadığı küçük büyük, acı tatlı her anın birleşiminden oluşur."

artık canavarın farkındaydı ve geri dönüşü yoktu; bu savaşı kazanmalıydı. kararlı bir şekilde artık canavarın seslerini ciddiye almayacağını, bunun o kadar da zor olmadığını düşündü. ne de olsa canavar bu sesleri rahatsızlık vermek için çıkarıyordu, bir dayanağı yoktu. gerçekten sesleri ciddiye almıyor ve hayallerini en uç noktalara taşıyordu. fakat okyanus her zaman rahatlatıcı değildi. devasa dalgaları, tozu dumana katan fırtınaları vardı. bunlarla baş etse bile okyanus onu sessizce dibine çekebilirdi, derinlerde gerçekten hiç ışık yoktu.

canavar onun içindeydi; onu yok etmek, kendinden bir parçayı sökmek gibiydi, eksikti. canavar rahatsız ediciydi ama ona okyanusların tehlikelerinden bahsediyor ve derin bir uykuya dalıp dibe batmasını engelliyordu. canavar karanlık, umut ise aydınlıktı. sadece beyaz bir ışık görerek yaşamak, kör olmaktan farksızdı; canavar yaşamalıydı. içinde canavarlar için bile bir umut vardı.

"masallar, öyküler, romanlar, efsaneler... hepsi aynı şeyi konuşan farklı ses tonlarıdır. bu sesler, yazarın tüm hayat yolculuğu boyunca sağa sola çarpıp yankılanır, kendini duyabilecek kulakları arar ve her gittiği kulakta farklı sesler çıkarır, anlatılmak istenen tek şey anlaşılandan ibarettir."
devamını gör...
5286.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
5287.
ben bugün kendimden tiksindim. iğrendim. bittim.
devamını gör...
5288.
insan ne zaman ölür?
insan ne zaman doğar?
ölüm ve doğum nedir?
bizden, yani zihnimizin kavrama kabiliyetinden bağımsız birer doğa olayı mı?
yoksa bizlere ait birer kavram mı?

kavramların, yani öğrendiğimiz olguları kavrayışlarımızın bir senfoniye dönüşüşü sayesinde farkındalıklara kavuşuruz!

bize göre ölüm nedir ve ne zaman olur?
özgür hissettiğimizde, doğduğumuzu zannederiz. öğretilmiş olarak!
peki, bize göre ve/yani aslında nasıl doğarız??
devamını gör...
5289.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
5290.
yalnızlığın kitabını yazdığım bu sessiz akşamın sonunda, hakedilmiş pulitzer ödülümü alacak olmanın gururu içindeyim.
kimsesiz kalmış gibi, sesler ve nefeslerden bile uzağım bu hüzün dolu akşamda. saatler sanki ağlıyor, halime acıyorlar…

bazen karmaşık düşünce girdabımdan bir parça koparıyorum. belki kopardıkça azalır, azaldıkça biter diye ümit ederek.. bitirmeye çalıştığım her şey gibi aksine çoğalan ve istenmeyen tüy gibi biten düşüncelerle boğuşuyorum yeniden. sanırım, ben, çok sıkıldım.

bazen birine bir şey anlatınca; “kimin kimsen yok mu? yakın arkadaşın falan?” sorusunu alıyorum. insanların yalnızlığa yüklediği anlam bu kadar göreceli olmamalı. elbette var. sevdiklerim ve beni seven insanlarım, elbette var. zannettiğiniz üzere bir yalnızlık değil bu. bu başka türlüsünden. kimim kimsem yok değil ama paylaşmak için o an seni seçtim belki. neyse. anlatmaktan da vazgeçtim artık zaten. sadece sıkılıyorum ve içimdeki daraltıyı nasıl atarım ona kafa yoruyorum şu an.

iyi olsun akşamınız ve akşamlarınız. sevgiyle…
devamını gör...
5291.
çelişki gibi görünür ama aslında aşk; yanlız başına da mutlu olabilen insanların yaşayabildikleri bir ilişki türüdür.
devamını gör...
5292.
karma o kadar saçma sapan bir hal aldı son dönemlerde benim için abdestsiz değilim üstüne üstlük.

07.08.2025 tarihinde sokaktan geçen çöp kamyonu arabamın sol tarafını çizdi ve aynayı kırdı.
11.08.2025 tarihinde ise 5 yıllık ilişkimi 3 yıldır sürekli aldatıldığımı öğrenmem sebebi ile bitirdim.
17.08.2025 tarihinde ise bir anda apandist ameliyatı oldum apar topar.
26.08.2025 tarihinde kafama saksı düştü evet yolda yürürken bir apartmanın 3.katından kafama saksı düştü 2 gün hastanede kaldım.
02.09.2025 tarihinde sokak köpekleri kovaladı tam 1 km koştum en son askerde koşmuştum.
07.09.2025 tarihinde ise patronun şımarık kızını reddettiğim için işten kovuldum.
11.09.2025 tarihinde bu sefer arabama park edeceğim derken 15 yaşında çocuk arkadan bindirdi.
17.09.2025 tarihinde ise evime hırsız girip en sevdiğim montumu ve ayakkabımı çaldı evde ne para ne telefon ne bilgisayar...vs bulamayınca.
23.09.2025 tarihinde ise hiç alakam olmayan bir sokak kavgasının ortasında kaldım iki kadın saç baş yoluyorlardı polis tanık olarak beni aldı.
01.10.2025 tarihinde ise bu sefer ütü yaparken daldım en güzel gömleğimi yaktım.
10.10.2025 tarihinde bu sefer karşı komşum eşi şehir dışanda diye sevgilisini eve getirmiş kadın bunları basınca benim kapının önünde duran ayakkabılığı kırdı ayakkabılarımı 6 kat aşağıdan topladım.


bu aralar gıcık kaptığınız kim varsa el vermeye hazırım.
devamını gör...
5293.
düğününe tam 1 hafta kalmıştı. kel, göbekli, sakar ama bir o kadar da ben bu kez her şeyi doğru yapacağım ve güzel olacak kararlılığıyla dolu şerruh, sabah erkenden kalkıp aynanın karşısına geçti.

bir hafta sonra evleniyorum lan... kim derdi? dedi kendi yansımasına gülümseyerek.
aynadaki göbek ise sanki onunla alay edercesine evleniyorsun ama hala ben buradayım diyordu.

o sırada bilindik bir mağazadan alınan kargo geldi. büyük bir kutu.
üzerinde kocaman harflerle yazıyordu:
damatlık şerruh bey’in dikkatine tam ölçümler yapılmamıştı...

ama şerruh’un içinde merak adlı o küçük şeytan hemen fısıldadı:

bir dene, ne olacak ki? belki tam üstüne oturur, belki de film sahnesi gibi ayna karşısında prova yaparsın.



şerruh da dayanamayıp kutuyu açtı.
içinden ışıl ışıl bir damatlık çıktı:
parlak kumaş, jilet gibi ütü…
elini sürdü “ooo” dedi, ben bununla yürüsem, düğün değil moda haftası olur..
şişman modellerin moda haftası

ve işte o an...
kader tamam, eğlence başlasın dedi. biliyordu bizim hıyarı....

pantolonu giymeye çalışırken sağ ayağını geçirip sol ayağını da sokmak isterken dengesini kaybetti.
bir çat sesiyle yere düştü. totosu incindi...
damatlığın pantolonu ortadan yırtıldı.
kumaş değil, sanki gururu yırtılmıştı şerruh’un.

ama durmadı, üst kısmını giydi, neyse, üstüm güzel dedi.
ceket düğmelerini iliklemek isterken göbeği dur orada dedi.
bir pıt sesiyle düğme fırladı, odanın öbür ucundaki aynayı çat diye kırdı.
ayna da son darbeyi vurdu:

yedi yıl uğursuzluk, damat bey ama uğursuzluk aynaya seninle muhattap olduğu için....



telaşla ceketi çıkarırken kollar sıkıştı, koltuk altı yırtıldı.
şerruh ter içinde kalmıştı.
o an kapı çaldı.
kapıda nişanlısı vardı.

şerruh, damatlığı denedin mi? dedi merakla.

şerruh, panikle elbisesinin arkasını saklayarak yok, yok denemedim, sadece kutusuna baktım dedi.
tam o sırada yırtık pantolonun arkasından bir iplik sarktı,
ama nişanlısı fark etti.
gülmemek için dudağını ısırdı ama başaramadı.

sen damat değil, felaket mümessilisin dedi kahkahayla.



şerruh da çaresiz gülümsedi totosunda geçmeyen sızı ile ben sadece prova yaptım… kıyafet değil, sabrımı denedim.

sonra bir sessizlik oldu.

nişanlısı yarı sevinç yarı keder gözyaşlarını silerken, bir hafta kaldı, lütfen başka bir şey deneme yapma ,sadece nefes al, yeter dedi.

şerruh başını salladı.
ama içinden bir ses hala fısıldıyordu:

damatlığın yedek parçası olsa iyi olur.
devamını gör...
5294.
bu leş düzenin içinde temiz kalabilmiş bir avuç insanın hatrına;

dönme artık kaypak dünya.

dönme ki dökülsün kirlerin, temizlensin her köşen. nefes olsun bitkilere, yuva olsun hayvanlara.

saltanatını ebedi sananlara, garibin lokmasında gözü olanlara; ibretlik bir ders olsun diye;

dönme artık kaypak dünya.
devamını gör...
5295.
24 yaşındayım ve bir kız çocuğum var hayatım hiç bu kadar anlamlı olmamıştı
her gün şükür ediyorum rabbim onu bana nasip etti diye
sanki içimdeki boşluk dolmuş yaralarım iyileşmiş ve ben bambaşka bir insan olmuşum
yaşamak için bir nedenim var ve ona güzel bir hayat borçluyum....:)
devamını gör...
5296.
benim adım... önemli değil. zaten kimse hikayenin sonunu merak etmedi.
hep nasılsın? dediler, ama tamamlandın mı? diyen çıkmadı.

ben, yarım hikayelerin koleksiyoncusuyum.
biri bakarız deyip kayboldu, diğeri daha hazır değilim deyip başkasıyla evlendi.
ben de bir köşede oturup tamam dedim ama içimden lan keşke bitseydik geçirdim.

bir kadına roman yazmak istedim, o bana hikaye bile fazla dedi.
bir işe girdim, üç ay sonra şirket küçülmeye gitti bahanesiyle beni büyüttüler:
büyüyen şey sadece travmam oldu.

artık neye başlasam acaba yine yarım mı kalacak? diye düşünüyorum.
geçen gün çay demledim, o bile ılık kaldı.
kettle bile tamamlayamadı beni.

içimde bir roman var diyorum, kader bana öykücü ol, fazla derine inme diyor.
her cümlenin sonunda bir virgül koymuşum sanki, bitiremiyorum.
yarım kalan ilişkiler, ertelenen hayaller, gönderilmeyen mesajlar…
hepsi içimde taslaklar klasöründe bekliyor.

ama ben pes etmiyorum!
artık yarım kalanları sahipleniyorum.
eksik kalan duygularımı çerçeveletip duvara astım;
altına da yazdım: bitmemişlik de bir sanattır.

ve şimdi, sayın hayat:
ya beni tam öldür, ya da şu hikayeyi adam gibi bitir.
çünkü devamı gelecek yazısı görmeye doydum.
devamını gör...
5297.
kafanda idealize ettiğin adamın aslında öyle biri olmadığını fark ettiğin an öyle bi rahatlama yaşıyorsun ki.
evet önce bi hayal kırıklığı hissi geliyor. ama sonra kafanda bitiyor. kafanda bitince gönlünde de bitiyor ve bırakıyorsun. salıyorsun. sana yük olmuyor artık o.
allahım ne güzel bir his.
çünkü ben nefret ederken bile sırtımda taşıyordum onu.
neden?
niye sevmedi?
seviyor da çaktıramıyor mu?
aslında hoşlanıyor da söyleyemiyor ya.
ince biri değil tamam ama kötü biri de değil.
vs
vs
vs
ama sonra bi bakıyorsun.
dümdüz mal.
dümdüz.
ing ming yok.
akarsız kokarsız.
safi gerizekalı.
bu adamı kafamda taşıyacak yerim bile yok diyorsun. salıyorsun gidiyor.
kuş gibiyim.
devamını gör...
5298.
yakın bir erkek arkadaşım bana " kurtlar vadisi izlediğini tanıştığın erkeklere söyleme" dedi. çünkü erkekler daha önce bunun hayatındaki biri izletmiştir diye düşünüyormuş ve sevgilileri bunu ( sanki bu seks tövbe estağfirullah) yaşamasın, işte ilk kez birlikte izlemiş olsunlar falan istiyorlarmış.. gerizekalılığın kaçıncı level ı bu? ben de bu televizyon gündüz kuşağı programına çıkan evliler nasıl çıkıyor diyordum. anlamış oldum. hani kriter daha önce kurtlar vadisi izlemek olunca normal olabilir bunlar...
devamını gör...
5299.
insanın insana benzemezliği gibi ilişkilerinde benzersizliği çok cansıkıcı.

insan sayısının yarısı kadar 'ilişki' sayısı olması ilişkilerin analizine katkı yapamaz mı? hıı azcık olsun...
devamını gör...
5300.
aşk dedikleri şeyin gözü körmüş. eyvallah. ama kimse demedi ki bu kadar da optik sinir çürümesi olur mu? kadın beni terk etti, hala gülümsüyor diye belki beni hala seviyor diye düşündüm. körlüğün böylesi, retinanın değil, ruhun sorunudur. ben artık aynada bile kendimi göremiyorum ama o hala ruh eşi arıyor. ruhun kalmadı be kadın, hangi eşten bahsediyorsun?

aşkın kulağı da sağırmış. yine eyvallah. ama bu kadar mı duymamak olur? seni seviyorum dedim, o ne diyorsun anlamadım dedi. dedim herhalde yankı yaptı, bir daha dedim. sonra öğrendim, onun kulağı sağır değilmiş, sadece mantığı aktifmiş. mantığı açınca beni kapatmış.

bir de midesi bozuk diyorlar aşkın… aha orası tam isabet! ben de onun yüzünden gastrit oldum zaten. her ayrılıktan sonra yanma, ekşime, bulantı... sanki midemde kelebekler değil, ikinci el aşkların posası dolaşıyor. kusasım geliyor ama duygusal atıklar cam şişede birikiyor iade edilmiyor, dönüşüm de yok.

kısacası aşk, bir organlar mezarlığı. gözü kör, kulağı sağır, midesi bulanmış bir mahlûk. bir tek dili çalışıyor o da yalanda profesör olmuş.
ben farklıyım diyor.
evet, farklısın. çünkü diğer yalanlar sabah kusuluyor, sen sindirim sistemime yerleşip kalıcı hasar bırakıyorsun.

ben artık sevmeyi, tıpkı son kullanma tarihi geçmiş konserve gibi rafta unutuyorum. açarsam zehirler, kapalı dursa içim rahat.
aşk bir hastalıksa, ben artık bağışıklık kazandım.
ama hala anlamadım:
bu kadar kör, sağır, mide bozuk bir varlık nasıl oluyor da hala insanları birbirine yapıştırıyor?
muhtemelen yapışkan, aşk değil… mide asidi.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim