2121.
bu başlık altında karalamak yasaktır.
devamını gör...
2122.
çocukluğumdan beri dönem dönem tamamen karamsar olurum. içinde olduğum ev buna sebep diye düşünüyordum. herkes çok mutsuzdu çünkü. şimdi sahip olabileceğim en huzurlu evdeyim. beni mutsuz eden hiçbir şeyi yapmak zorunda olmadığımı söyleyen bir insan var yanımda. her şey o kadar çocukluğumda hayal ettiğim gibi ki... hayatım boyunca tek başıma göğüs germem gereken her şey için destek olan biri var yanımda. çok mutlu olmam gerek biliyorum. aslında mutluyum da... sadece iyi olan hiçbir şeyi haketmiyorum gibi geliyor. sanki her şey gerçek olmak için fazla mükemmel sanki her şey beni sonrasında olacak büyük içinde yıkıma hazırlıyor beni... sanki bir sabah uyandığımda güzel olan her şey gidecek gibi bir boşluk hissi var. aslında olmaması gerektiğini biliyorum. hayatımın en mutlu olmam gereken dönemindeyim belki de. kendimi bencil hissediyorum. hayatımdaki insana da haksızlık ediyorum. onun benim için ne kadar çabaladığını görüp hala mutsuz olmam bencillikten başka bir şey değil. bazen durup kendime "daha ne istiyorsun?" diyorum. cevabı yok. sanki bir şeyler bozuk gibi. asla tam olamıyorum gibi. hayatımda bir sürü güzel şey oluyor ama ben olumsuzluklara odaklanmaktan başka bir şey yapmıyorum. bu karamsarlık hissi beni tüketmek üzere. hayatım boyunca tek aradığımın sevmek ve sevilmek olduğunu düşündüm. şimdi elde etmişken bu boşluk hissi niye? bilmiyorum... sadece böyle hissetmekten çok yoruldum...
devamını gör...
2123.
bazen yakınlarınız, heves kırıcılarınız oluyor.
devamını gör...
2124.
hepimiz herkesi kendimiz gibi biliyoruz.
o yüzden ben anahtarı kapının üzerinde bırakıyorum ne zaman gelirsen gel diye,
senin kapında ise kırk asma kilit!
tüm yanılmışlıklar, hayal kırıklıkları, kızgınlıklar, pişmanlıklar ve tüm güvensizlikler bundan olmalı...
devamını gör...
2125.
çünkü bir sabah uyanıyorsun ve elinde kalanlar sadece değerlerin, baştan başlamak için gerekli isteğin ve edindiğin tecrübelerin. hayatın dönüm noktaları denilen anlarda sessizliği ve sakinliği koruyabilmem ümidiyle.
devamını gör...
2126.
insanlara karşı olan sevgim bir kelebeğin kanat çırpışı kadar kısa sürerken, nefretim bir kaplumbağa'nın bitiş çizgisine ulaşması kadar uzun ve imkansız.
devamını gör...
2127.
sözlükte editör olmayan 3 kişi var biri benim diğer ikisi de şu an kaydoluyo muhtemelen.
devamını gör...
2128.
çok işim var. ağzıma kadar işe gömülmüş durumdayım.
boğuldum ey ahali.
devamını gör...
2129.
bugün çok zor bi gündü. kabusla uyandım resmen. hatırlamıyorum da ne gördüğümü. uykumu alamadım hiç. uyandığımda yine kar yağmıştı ki bu yılın yazı gelmeyecek anladık onu. buz gibi bir hava. martlar böyle olmaz normalde. yani kar yağan bir mart hatırlamıyorum. olmuştur muhakkak ama aklıma gelmiyor. öyle keskin bir soğuk var ki. uyusam bikaç hafta uyuyabilirmişim gibi geliyor.
devamını gör...
2130.
ait olduğum yeri bir türlü bulamadım. nereye gitsem oraya oturmamış bi parça gibi hissediyorum. kendi evim de dahil. okulum, zevk vermiyor, insanları gözlüyorum. samimiyetlerini kalbimde hissedemiyorum çoğu zaman. günlerim ardı ardına geçiyor hayatımın en güzel yılları gözümün önünde akıyor da ben sadece izliyorum zannediyorum bazen. bir şeyler için çabalamak istiyorum ama ne için çabalayacağım? sonra biri çıkıyor güzel hissiyatlar alıyorum, o da alıyor zannediyorum. bakıyorum sonra o kadar zor birisi ki. zaten zor olan hayatıma yeni bi zorluk katmaya gelmiş gibi. ben güzelliklere gitmek istiyorum. bu ölümse ölüm, yaşamaksa yaşamak. artık bir yere varayım. yolda olmak da istemiyorum. bekleye bekleye hangi otobüsü beklediğimi unuttum. biri tutsun elimden artık yolu göstersin istiyorum. bi yol ayrımına sapayım. hayatım kökünden değişsin, kaliteli insanlar tanıyayım. samimiyeti göğüs kafesimde hissedeyim nefes alayım artık. boğuluyorum.
devamını gör...
2131.
çıldırmak üzere olan bir yazarın serzenişleri... bu yazıyı yazarken klavyenin mikrofonu kullanarak yazma özelliği ile yazıyorum çünkü artık yazmaya karşı olan hevesimi de kaybettim. heves yerine başka bir kelime ile tanımlanabilirdi bu ama ara ki bulasın. çıldırmamak çıldırmamak çıldırmamak saçma sapan bir ruh hali gerçekten artık böyle sabredip bir şeylerin düzelmesini beklemek hani bilsem ki sabret sen o şey düzelecek deseler, istemiyorum ya yani böyle bilerek isyan etmeyi seçmek istiyorum hani bilsem ki şöyle net bir şey olsa, şöyle olsa: 165 gün sabret bu şey düzelecek, istediğinden daha iyisine kavuşacaksın. garanti verseler bunun hakkında derim ki alın o garantiyi münasip yerinize sokun bana şu isyankarlığımı geri verin topunuzun allah belasını versin derim.
devamını gör...
2132.
mutlu olduğum anlar;

5 yaşımda oyuncak ütü alınmıştı.

7 yaşında bembeyaz bir ilkbahar güneşinde okuldan çıkıp tek başıma eve gelmiştim.

12 yaşımda bir cuma öğleden sonrası pencereden iceriye dolan kış güneşi eşliğinde jules verne okumuştum.

lise stajinda maaş alınca caminin önünden korsan kitap ve kaset alırdım.

universite'nin ilk yılında yurt mescidinde öğlen namazını kılıp secdede ağlamıştım.

göreve ilk başladığımda güzelbahçe sahilinde denize karşı sigara içmiştim.

doğumdan sonra uyandırma odasında hayatımın en güzel uykusunu uyumuştum.

evin kredisi bittiğinde kendime altın yüzük ve bileklik almıştım.

ilk kez yalnız başıma istanbul'a gidip vapurda sadece galata kulesini izleyerek içimden avaz avaz şarkı söylemiştim.

kız kulesine bakarak kahve içmiştim.



ne katıldığım ilk doğumgünü ne ilk öpüşme ne doğum masasında "işte bak bu senin çocuğun" dedikleri anlar ne çocukların bana sarıldığı dersler ne de bir başkası.gerçekten ama gerçekten huzur dolu bir mutluluk yaşadığım anların hepsinde hep yalnızdım. insan demek hep beklenti hep sorumluluk. insan demek kimi zaman yetersizlik kimi zaman kendinden, kendi duygularından şüphe. insan demek kimi zaman fedakarlık kimi zaman sabır kimi zaman öğrenilmiş çaresizlik kimi zaman toplum kuralları kimi zaman aidiyet ihtiyaci.

sevmeyi biliyorum. karşılıksız sevmeyi, güvenmeyi, işbirliği yapmayı, fedakarlığı ya da sabırlı olmayı gerçekten biliyorum. yine de mutluluk hep yalnızlık sokağımdan geciyor. bilmem ki rotayı doğru mu hesaplıyor?
devamını gör...
2133.
hayal etmekten vazgeçiyorum , mutluluktan vazgeçiyorum , beklemekten vazgeçiyorum , umut etmekten vazgeçiyorum ....

şu fani yaşamımızda neden böyle olur ki a dostlar? bir türlü olmuyor işte bazı şeyler. ama insanız nihayetinde şaşırmamak lazım dünya denen lanet alemde. hani çocukken gökyüzünü izleriz , çok güzeldir fakat büyüdükçe anlamsız bulut topluluğu olur. hayat dediğimiz şeyde tam olarak böyle. olsun alışkınım ben. şu fani dünyada her şey tek olarak deģil dimi ? milyarlarca insan... herkes farklı farklı . ancak uygun şekilde ise anlamlı. peki ya duygular ? bu yüzyılda duygulara yer yokmuş . o çok belli. duygular zaaftır , kolay kazanılan para gibidir ; çabuk harcanır. eskidenmiş duyguların anlam bulduğu ruhlar , şimdilerde ise solan bir çiçek gibi toprak olur ruhlar. ve bazen kasketi alıp çıkmak lazımdır dünyadan. gidilecek yer ise bellidir ; soğuk bırakılan kalptir. odun atmak lazımdır ki ısınsın. eğer kalbimizde soğuk kalırsa ne yaparız değil mi dostlar ? kalbimiz bizim evimizdir. içine bazen dünyalar sığabilirken bazen de biz bile sığamayız. ancak kalp vefatıdır , unutmaz ve yine kucaklar.
devamını gör...
2134.
az önce eski yazılarımı okuyordum. teee 2016'da birine çok pis saydırmışım. kim olduğunu hatırlayamadım ama bugün de böyle beni ayar edenler çıkıyor. sizleri de unutmak dileğiyle...
o eski yazımın da bir kısmını koyayım buraya.
kim bu yahu? ay aşırı merak ettim.*

''tamam, anladık biz seni şekerim! kimse de çekemiyor hani seni. hani ya sen, el atmazsan bu işlere kuyunu kazıyacaklar arkandan ama neyse ki sen onlardan önce davranıp hepsinin kuyusunu kazıyorsun bir bir.
ama o nasıl bir kuyu kazmaktır? millet, inan olsun, meseleyi çakmakla çakmamak arasında gidip geliyor devamlı. ama çaksalar ne! sen –büyük bir yüzsüzlük örneğiyle- yapıştırıverirsin cevabı. dev yüzsüzlük adeta... geçelim gerçi bunları. sen bugüne bugün lafı gediğine koyma uzmanısın de mi?
gerçi, pardon ya! senin uzmanı olmadığın bir alan var mıydı? ay, benimki de soru mu şimdi! tabi ki de yok. sen en büyüksün ve de en mükemmel. ve en güzelsin sen. herkes de sana âşık! ama bu kadar da mükemmellik olmaz ki. ‘’herkesler’’ ne yapsın!
suratına tükürülse, kendini beş yıldızlı bir otel odasında duş alıyor sanırsın. böyle iyimserlik bu zamanda zor... senin için temiz. ama hepimizinki pis.
bu paklığını kirletmeden iyi dolanıyorsun yalnız aramızda. ama sende manevralar da sağlam şimdi, yüz seksen derecelik dönüşler de. iyi kıvırmalar! ki hep temiz kal.
hadi bu manevra işini çözdük de çözmesine; üzüm üzüme baka baka kararır derler. gözünü dikmiş hepimizi röntgenlerken nasıl kararmadın anlayamadım ama bak bunu? çözemedim.
ha! bak şimdi aklıma geldi de. senin bir sözün vardı: ‘’çok konuşur ve ne kadar bilgili olduğunu gösterirsen parlarsın. bu yüzden düşmanın da çok olur.’’
acaba sen de o cesur ruhunla parlamayı göze aldığından ve tabii çok konuştuğundan, bu bakma yoluyla aldığın ‘karartan zehri’ geri üzerimize mi püskürtüyorsun. hem de kat be kat daha fazlasıyla. öyleyse devam et! aferin! üzerimize karartılar at ki sen temiz kalasın.''

günün notu: luine'nin bu aralar canı sıkkındı. içi biraz umut dolsun diye eski yazılarını okumak istedi ama bu yazısıyla karşılaştı.
ya teh sizi ya! kötü, pis insanlar! kami-sama sizi bildiği gibi yapsın!
devamını gör...
2135.
beyhan budak dinliyorum, şunu farkettim : benim psikolojim bozulmuş.
evet evet ilişki kaynaklı alt üst olmuşum.
dağıldım bu doğru, güzel insan!
ve şimdi merdivenlerden dans ede ede inip beyhan budak kitabı almaya gidiyorum..
devamını gör...
2136.
yalnız olmak en iyisiydi. kimseyi üzmemek, endişelendirmemek. belki de yalnız kalmayı hakediyordumdur. belki de herkes yalnız kalmalıdır.
devamını gör...
2137.
hayal olmasaydı hayat olur muydu?
sonuçta hayal etmeden bugünlere gelmemiz ne kadar mümkün olabilirdi? sanatta, bilimde, felsefede hayallerin ürünleri insanlığı bu noktaya getirdi. bundan sonra da yine hayal edebildiğimiz ölçüde ilerleyebileceğiz. peki içinde bulunduğumuz durum, yaşadığımız coğrafya buna ne kadar elverişli?
düşündükçe içim daralıyor bu sorunun cevabını.
devamını gör...
2138.
emrivaki işlerden ve iki ayağımın bir pabuça sokulmasından nefret ediyorum. bazı şeylere mecbur bırakıldığım için, yatıp uyumak geliyor. özgürlüğüm elimden alınıyor gibi hissediyorum ve stres yapıyorum. bu yüzden de çat kapı gelen insanları da sevmiyorum. genel anlamda misafir pek sevmiyorum galiba. şimdi bir gün önce ankara'daki akrabağlar annemi aramış e biz size sabah kahvaltısına geliyoruz diye, aman allahım evde temizlik diz boyu artı olarak pazartesi günü sınavlarım başlıyor yani.. yok vallahi misafir sevmiyorum.
devamını gör...
2139.
el ele sahilde dolaşıyorlardı. yüzlerindeki tatlı tebessüm birbirlerinin kalbine ilmek ilmek işlenmişti. kim bilir ne düşünüyorlar? aman boş ver, baksana iki aşık mesut...
bu az görülen bir olaydır coğrafyamızda.
denizin dalga sesleri eşliğinde aşk için gülüşmeler bir şarkının en güzel yeri gibiydi. ahh, aman allah ım! bu dünyada en güzel olay, sevgiyle güzelleşen yüzler olmalıydı.
sakince minik çakıl taşlarının üzerine oturdular. bi bakış, bi gülüş, sonra yine bakış... bu bakışlarda neler var kim bilir? anca kalbine sevdiğini alırsa anlar. o da zor madden ama. mannen zaten kalbi onun elleri, gülüşü, onunla olduğu için mutluluğuyla dolu desem az dolup taşmış gamzelerinden belli.
eğilip kulağına bir şey fısıldadı :"doyasıya sevebildiğim tek insansın..."
devamını gör...
2140.
son, on gün.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim